19 Aralık 2010 Pazar

219- CHPARTİSİ DELEGELERİNE!



                     OSMAN TÜRKOĞUZ
                   Osmanturkoguz@hotmail.com
                   İzmir; 14 Aralık 2010.

                            CHPARTİSİ DELEGELERİNE!
         23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanmış olanlar gibi; Cumhuriyet Halk Partisine yeni bir yol açmak için Ankara’ya gelen Saygı değer delegelerimiz;
         Sizler, Ulusal Kurtuluş savaşını yaparak Türkiye Cumhuriyetini kuranların mirasçıları olarak, Şehzade kavgalarına son vermek için buradasınız.
         Türkiye Cumhuriyetini Türk Halkı kurduğu için; Türkiye Cumhuriyeti onurlu ve yıkılmazdır. Demokrasiyi,”demokrasi bir yarış rejimidir!” diyerek, Aydın ve Liderim diyenlere bıraktığımız için, demokrasi Şehzadelerin sidik yarışına döndürülmüş, Cumhuriyetimizin de çağ dışına sürüklenmesine ramak kalmıştır.
         Sosyal demokratım diyenlerin iç çekişmeleri; birlik ve beraberlikle ve dış desteklerin iktidar olmalarını sağlamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi iç kavgaları ve halka inememeleri nedeniyle sürekli olarak muhalefette kalma başarısını göstermiştir.
         CHPARTİSİNİN YÖNETİMİNDE BULUNMUŞ OLMAYI SALTANAT SÜRME HAKKI GİBİ SAVUNULUR HALE GETİRMİŞ OLMAYI DA ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.
         Muharebede başarısız olan komutanı, komuta kademesiyle birlikte değiştirmek bir kural iken, başarısızlıklarını ortaya koyarak halkımız tarafından değiştirilenlerin, yeniden adamlarını parti meclisine sokma gayretleri göz ardı edilmemelidir. CHPARTİSİNİN YENİ GENEL BAŞKANI kendi çalışma arkadaşlarını kendisi seçerek halkın özgür iradesiyle temsilcilerini seçecekleri yolu hazırlamalıdır.”Blog liste partiyi böler!” Zihniyeti zaten partiyi ikiye bölmüştür.
         TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇAĞIN DIŞINA SÜRÜKLENİRKEN; CHPARTİSİNİN bütünlüğünü bölme çabaları Türkiye Cumhuriyetinin başarısızlığının nedeni olacaktır. Karşı siyasi partiler bütünlüklerini ve saflarını sıklaştırırlarken, çarşaf liste dayatması CHPartisini ve dahi Türkiye Cumhuriyetini çarşaflatacaktır.
         Sayın Rahşan Ecevit ve Sayın Mustafa Sarıgül, tehlikeyi görerek şahsi tercihlerini bırakmışlardır. Gönül isterdi ki, tüm siyasi partilerimiz bu çağ dışı hareket karşısında bir ve beraber olsunlar.
         Saygılarımı sunarım.
        

18 Aralık 2010 Cumartesi

218- AYDIN'A DÜŞEN GÖREV



          OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@hotmail.com
         İzmir; 18 Aralık 2010.
        
                            AYDINA DÜŞEN GÖREV!

“Politikaya itibar etmeyen Bilginler, Cahillerin yönetimini kabullenmiş demektir!” Platon.
“Dününü bilmeyen toplumlar, yarınların da felâket habercisidirler.” Ostüzü.

         Ta! Selçukludan ve dahi Osmanlıdan beri ulusumuzda bir Aydın ve Halk çatışması vardır.
Aydınların, iktidarlara kulluğu ve halkın ezilmesine çanak tutması, bu derin ayrılığa neden olmuştur.
Halkımız, Aydın geçinenlerden her şeyleri ile kopmuş, müziğini, türkülerini bile kendisi yaratmış, Türklük bilincine de sımsıkı yapışmıştır.
Türk Aleviliği sayesinde, Türklük bilinci ve Türkçemiz ayakta tutulmuştur.
Alevilerin yeni bir Adla politika sahnesine çıkması da düşündürücüdür.
Bu davranışlar, Atatürk’ün sağlamış olduğu bütünleşmeyi dağıtmaya yönelik olarak yorumlanmaktadır. Daha önceleri kurulmuş bulunan ve Alevi tabanından yüz bulamayarak batmış olan siyasi partilerin akıbetlerinden de ders alınmamıştır. Aslında, Alevi olgusunu bölerek etkinsizleştirmek girişimi vardır.
Din ile aldatmanın el atmadığı yer kalmamış gibidir.
         Benim varmak istediğim konu, Cumhuriyet Halk Partisinin Olağanüstü Kongresidir.
Gazete haberlerine göre; 81 Cumhuriyet Halk Partisi İl başkanı, Sayın Kemal Kılıçtaroğlu’na destek sağlamışlar.
Demek ki, Sayın Mustafa Sarıgül ile Sayın Rahşan Ecevit’in vatanseverce davranışları melce bulmuştur. İyinin ve güzel örnek alınması sevindiricidir.
 Başarı; birlik ve beraberliğin olduğu yerdedir.
Amerikan Birliğinin kurucusu Rahmetli Abraham Lynkolin --Meluncan olduğu söylenmektedir. Akdeniz Anemisi varmış!”- başarısını altında da bu birlik olgusu yatmaktadır.
         Amerikan’ın iç savaşı sırasında; Başkan Abraham Lynkolin, Sekreterleri ile bir kabine toplantısı sırasında, bir konuda anlaşmazlığa düşer.
Amerika’da bakanlar, Başkanın Sekreterleri konumundadırlar. Başkan, Yazmana dönerek:
         “Sayın Bayım yazınız; evetler bir; hayırlar yedi. Evetler kazanmıştır!”
         Büyük Taarruzdan önce; Akşehir’de yapılmış olan komutanlar toplantısında, Tek Evetçi Mareşal Mustafa Kemal kazanmış olmasaydı, bizim babalarımızın adı ne olurdu!
         Sayın Deniz Baykalı ve Eski Genel sekreteri memnun etmek için, CUMHURİYET HALK PARTİSİ Genel başkanı Sayın Kemal Kılıçtaroğlu’n un karşısına alaca ve belece bir Parti Meclisi çıkartmak, yenilgisini sağlama duasının bir gereği olsa gerektir.

17 Aralık 2010 Cuma

217- BÜYÜK TÜRK BÖYYÜKLERİNE VE TİMOKRASİ FİGÜRANLARINA!

                   OSMAN TÜRKOĞUZ
                   osmanturkoguz@hotmail.com
                   İzmir; 16 Aralık 2010.

                            BÜYÜK TÜRK BÖYYÜKLERİNE
                                                 VE
                            TİMOKRASİ FİGÜRANLARINA!

“En iyi yönetim şekli demokrasidir. Seçilenler ve hatta Cumhurbaşkanı bile Hırsız olurlarsa halk onları bir daha seçmez.” Gazi Mustafa Kemal.
“Cahil bir toplum özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar Ahmaklıktır. Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan Zalim ve Madrabaz Hainlerdir!” Filozof Friedrisch Nietzsche.
“Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden içerideki cephenin suskunluğudur.” Mareşal Gazi Mustafa kemal Atatürk.
“Savaş, politikanın başka araçlarla devamıdır!”
Tüm General Karl Von Clausowitch, Kan.

         Büyük Dariyüs: ”Timokrasi ayakların baş, başların da ayak olduğu bir idare şeklidir!” Demiş (M.Ö.522).

216- ÖLDÜRÜLEN, YANANLAR VE YAKILANLAR VE ANDIMIZ!

    OSMAN TÜRKOĞUZ
    Osmanturkoguz@Hotmail.com
    İzmir 23 Nisan 2008

         
          ÖLDÜRÜLEN, YANANLAR VE YAKILANLAR VE ANDIMIZ
                  

         1983 senesiydi; Burdur'da, önemli bir iddia var, hemen git, incele dediler.
Burdur İl J.Alay Komutanlığına gittim; beni, Çakı gibi bir J. Binbaşısı karşıladı. Tekmilini verdikten sonra; daha gür bir sesle: ”Ok doğru olduğu için, düşmana atılır; yay eğri olduğu için,  sırtta taşınır. Ormana giren her insan; mutlaka en doğru ve en düzgün ağacı keser, arz ederim, komutanım” dedi.

16 Aralık 2010 Perşembe

215- KAZASKERLİK (KADIASKERLİK) OSMANLIDA ASKERİ YARGI

                OSMAN TÜRKOĞUZ
                 osmanturkoguz@hotmail.com
                 İzmir; 16 Aralık 2010.

                                   KAZASKERLİK (KADIASKERLİK).
                                   OSMANLIDA ASKERİ YARGI!
“KENDİ ORDUSUNU TAŞIYAMIYAN ULUSLAR, BAŞKALARININ ORDUSUNU TAŞIMAK ZORUNDA KALIRLAR.”
Publio Cornelio Tacito (M.S.55–117).
Fermandır: ”Kadıaskerlik ilmiye sınıfından olup, devşirmelerden seçilmeye!”

            Örgütlenmiş Ulusa devlet denilmektedir.
Bir devletin korunacak vatandaşları, savunulacak vatanı, egemenliği ve devlet gelenekleri vardır. Kurulmuş bir düzeni, anayasası ve yasaları vardır.
Vatandaşların ve insanların birbirileriyle, devletle ve idare ile olan ilişkileri önceden belirlenen ve o devletin yetkili kurumlarınca, usulüne uygun olarak, çıkarılarak yayımlanmış yasalara göre düzenlenir.
İnsan haklarına ve evrensel hukuka saygılı iktidarlarca bu usul uygulanmaktadır.

15 Aralık 2010 Çarşamba

214-ÇOK GÖRMEMEK GEREK!


OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@gmail.com                                     İzmir; 07. Mart. 2009

                     

 ÇOK GÖRMEMEK GEREK!

Ben, tartışmanın en hararetli anında; bilmeyerek, tartışanların arasına düştüm. Tartışanlardan her iki taraf ta, bir taraftar bulduk diye sevinirlerken, beni iyi tanıyanlar da kıs, kıs gülüyorlardı.
Konu; Sayın RTE’NİN ”SON OSMANLI PADİŞAHI OLMA” konusuydu.
Padişah olabiliri savunan taraf; beni bir hayli yükseklere çıkararak:
            -“Bu konuda siz ne buyuruyorsunuz?” Dediler.
            “-Osmanlıda, cart diye padişah seçilmez. Bir kere, Osmanlı hanedanından olmak koşulu vardır. Saniyen, son karara göre de, hanedanın en yaşlı üyesi olmak koşulu aranılır. Kök, en çok önemlidir.
Osmanlı, güç kullanarak Türk boylarına egemen olamayınca; İkinci Murat döneminde; YAZICIOĞLU ALİ’YE, TÜRK SECERESİNİ YAZDIRIRKEN, KENDİLERİNİ KAYI BOYUNDAN YAZDIRTMIŞLARDIR.
Kara Keçili aşiretindendirler.
Aslında, Kayı boyu, Maveraün taraflarındadır ve Hindistan’a İNEREK DEVLET’İT TÜRKİYYE’Yİ KURMUŞLARDIR.
Yeniden Padişah seçeceğinize göre; bedensel ve ruhsal durumlarını, kültür durumunu, yalancılık ve aldatma ve feveran durumlarını ve devlet kuruluşları ile kavgalı olup, olmadığı hususları da araştırmak gerekir.
Son “Osmanlı Padişahlığından“ önce, bir Osmanlı devlet memurunda aranılacak özellikleri belirtmek isterim:
            1- LATİNCE, ARAPÇA VE FARSÇA’YI ÇOK İYİ BİLECEK;
            2- SPORUN HER ÇEŞİDİNİ; ÖZELLİKLE DE, BİNİCİLİK, YÜZME, ATIŞ, GÜREŞVE ATICILIK SPORUNU ÇOK İYİ BİLECEK;
            3- MATEMATİK, ASTRONOMİ VE FELSEFEYİ ÇOK İYİ BİLECEK,
            4- HIRİSTİYANLIĞI, MUSEVİLİĞİ VE DİĞER DİNLERİ DE ÇOK İYİ BİLECEK;
            5- İNSAN PSKOLOJİSİNİSİNDEN ANLAYACAK,
            6- BOYU, SULTAN AHMET CAMİSİNDEKİ ÖLÇÜ TAŞINDAN BÜYÜK OLACAK.
            Bu özelliklere sahip olan bir İslam bilgini; SADRAZAMIN MAAŞINDAN DAHA YÜKSEK BİR MAAŞLA, SULTAN AHMET CAMİSİNE İMAM OLARAK ATANMAYA HAK KAZANMIŞ OLURDU!
            “Şimdi, bana dosdoğru söyler misiniz? Sizin, Osmanlı padişahlığına lâyık gördüğünüz bu, Sayın RTE’DE bu özelliklerden kaçı vardır!
             Ses yok.
            “ O zaman,    bu Sayın SON OSMANLI PADİŞAHLIĞINA LÂYIK GÖRDÜĞNÜZ BU SAYIN RTE, SULTAN AHMET CAMİSİNE MÜEZZİN BİLE OLAMAZ. ÖNÜNE GELENİ HAŞLAYAN; DEVLETİN BÜTÜN ÜST KURULUŞLARI İLE KAVGALI OLAN BİR BEY, KAMUDA DA GÖREV ALABİLİR Mİ?
            SES YOK!
            ÖYLE İSE, DERİM Kİ: GÜRCÜ MEHMET PAŞA’NIN YA DA SARAYDAKİ DİĞERLERİNİN TAVASSUTU İLE İSTANBUL’DA BİR KENAR MAHALLE CAMİSİNE İMAM YARDIMCISI OLABİLR, BU SON OSMANLI PADİŞAHIZÜLCELALİ!”

12 Aralık 2010 Pazar

213- DİNDAR ÇOCUK!

OSMAN TÜRKOĞUZ
İzmir; 12 Aralık 2010.

                            DİNDAR ÇOCUK!

                  Bu konudaki fikrimin sorulması üzerine.
“Ne çocukluğunu, ne gençliğini, ne de insanlığını yaşayamamış, cennette bile yeri olmayan kurbanlarımız!” Ostüzü.
“Bir yaşındaki kız çocuğuyla bile, Hz. Muhammed’in sünneti gereği evlenilir!” Suudi Arabistan’ın Baş Müftüsü.
Hz.Muhammed; Ebubekir’in altı yaşındaki kızı Ayşe ile nişanlanarak, dokuz yaşında onunla gerdeğe girdi. İhya’u ûlumitdin. DİB.1951 baskısı. S.1451.Sahihi Buhari, Muhtasar, c.2.s.79.
                  Önce Dindar’ın, sonra da Çocuğun tanımını yapmak gerek:
         DİNDAR: Dini inancı güçlü olan, mütedeyyin. Dinini hakkıyla yaşayan ya da hakkıyla yaşamaya çalışan kimse.
DİN: A.Os. İnsanların Tanrı’ya inanış ve bağlanışı. Profesör Dr. Pars Tuğlacı, Okyanus, C.S.585.
                  ÇOCUK: İnsan yavrusu. Okyanus, c.1.S.479.
         Çocuk: Eski Ceza Yargılama Usulü Kanunu madde:53:11 yaşını doldurmamış kimseler. Yeni Yasa Çocukluk yaşını 12’ye almıştır!

         Mademki Dinden söz edeceğiz, İslam Mezheplerinin fıkıh kitaplarına da bir göz atmamız gerekecektir:
        

11 Aralık 2010 Cumartesi

212-HİLKAT (YARATILIŞ) TEORİSİ VE EVRİM (EVRİMLEŞME) OLGUSU

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@hotmail.com
         İzmir; 11 Arsalık 2010.
        
HİLKAT(YARADILIŞ)TEORİSİ
VE
EVRİM (EVRİMLEŞME)OLGUSU.

“Bizim, devlet yönetiminde takip ettiğimiz prensipler, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz; ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.” Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

         İnsanların 22 çift kromozomu, x ve y eşey kromozomları ile birlikte 23 çift kromozomu olduğu; DNA ve RNA ve dahi GEN faktörleri 1950 yılından sonra geniş kapsamlı olarak çözümlendi. Buralardan söz etmeyeceğim.
         Konak subay orduevine indiğimde, her devreden komutanlarım beni soru yağmuruna tutmaktadırlar. Bu duruma içerlediğini gözlemlediğim bir devre arkadaşım; elinde bir kitapla gelerek:
       

211-SAYIN KOMUTANIM DEMİRAL

            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@hotmail.com
            İzmir; 10 Aralık 2010.
                       
                                   SAYIN KOMUTANIM DEMİRAL;

                        Ukalalık olmasın, affınıza sığınarak,
TANRI, YERYÜZÜNDE İRADESİNİ EGEMEN KILMAK İÇİN, İYİ İNSANLARI KULLANIR. KÖTÜ İNSANLAR DA KENDİ İRADELERİNİ HÂKİM KILMAK İÇİN TANRI’YI KULLANIRLAR.” 16 ŞUBAT 1600’DE ROMA’DA, Tanrı adına papazlarca YAKILAN BÜYÜK BİLGİN PAPAZ GİARDANO BRÜNO.
“Korku; batıl inançlarımızın temel kaynağıdır. Korkuyu fethetmek, Bilgeliğin başlangıcıdır.” Berdran Russell.
“Akılsızca bir şeyi milyonlarca kişi söylese de, o şey yine akılsızcadır.” Berdran Russell.

9 Aralık 2010 Perşembe

210- GAZABI HUMAYUN!

            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@hotmail.com
            İzmir; 09 Aralık 2010.

                                                            GAZAB’I HUMAYUN!

“Sanki o öğrencileri Dolmabahçe’ye biz mi davet ettik!”Sayın RTE.
“Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı.” Madde 34:” Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
Medyaya olan kınamamı tekrar ediyorum. Medya bu konudaki tavırlarında, aynen terör örgütünün yaptıklarını ekranlara taşıması gibi, bunlar da günlerce ekranlara taşımasını sanki ülkenin bütününde bu olaylar oluyormuş gibi yansıtılmasını doğru bulmuyorum.”Sayın RTE.
“Basın, ulusun ortak sesidir. Bir ulusu aydınlatmada ve uyarmada, bir ulusu muhtaç olduğu düşünsel gıdayı vermekte, özet olarak bir ulusun mutluluk hedefi olan ortak yönde yürümesini sağlamada başlı başına bir kuvvet, bir okul, bir rehberdir.”Mareşal Gazi Mustafa Kemal, (1922).
“Türkiye basını, milletin ses ve iradesinin doğduğu yer olan CUMHURİYETİN etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır. Bir düşünce kalesi, düşünce yolu kalesi. Banın görevlilerinden bunu istemek, CUMHURİYETİN HAKKIDIR.”Mareşal Gazi Mustafa Kemal, 05 Şubat 1924 ,İzmir’de Gazetecilere.

İzleyiciler

Blog Arşivi