25 Eylül 2012 Salı

814/TSK'YA VURULMUŞ EN BÜYÜK BALYOZ!


            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@gmail.com
            İzmir;23 Eylül 2012.
            İleti yazımla:
                    Türk Silahlı Kuvvetleri;tarihi boyunca, disiplin anlayışına,âmir ve emir uygulamasına bu denli korkunç bir saldırı ile karşılaşmamıştır.Bu Mahkeme Kararı Türk Ordusunu çözer

                        TSK’NIN DİSİPLİNİNE,ÂMİR VE EMİR KAVRAMLARINA
                                   VURULMUŞ EN BÜYÜK BALYOZ!
                                    BİR MAHKEME KARARIDIR, YOZ MU,YOZ!
“BEN, SİZE TAARRUZ ETMEYİ DEĞİL,ÖLMEYİ EMREDİYORUM!” TÜM ASKERLERİMİZ,   EMİR GEREĞİ VATANIMIZ İÇİN ÖLDÜLER.
        ERKÂNI HARP KAYMAKAMI MUSTAFA KEMAL.
             Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Rütbesiyle Derik ilçe jandarma Birlik komutanı idim.Uzunca bir tatil içindeyken;bir köyün dağdaki mezrasına ,  ağır suçlardan aranılan Dört gıyabi tutuklunun gizlice girdiği ihbarını aldım.Tüm rütbeli personelimi çağırdım.Durumu anlattım,arama kararı almamıza olanak ta yoktu.Çünkü tüm memurlarımız gibi Adliyede çalışanlarda tatildeydiler.Mezrayı nasıl arayacaklarını,nasıl güvenlik önlemi alacaklarını da anlattıktan sonra,hareket emrimi de verdim.Rütbeli personelim,tam makam odamdan çıkarken, bir dakika dedim ve:
            “Arama kararımız yok.Gıyabi tutukluların kaldıkları evler de belirsiz.Tüm mezrayı nasıl ararsınız?”Dediğim de,merkez Jandarma Karakol komutanı J.Astsubay Başçavuş İsmail Yeni,gülerek:
            “Biz, ölümüne sizin verdiğiniz emri ifa ederiz.Yasal yolu belirsiz bir emir vermeyeceğinizi de kesin olarak biliyoruz.”Dedi.Arama sonunda tutulması gereken arama tutanağı örneğini verdim ve arama taktiğini de anlattım.
            Kızıltepe Seyyar Jandarma Alay Komutanı iken de,tüm personelimi toplayarak bir soru sordum:
            “Size, bir görev emrimi tebliğ ettikten sonra;Yüce Tanrımız,aksine bir emir verse hangisine uyarsınız? Gür bir sesle yanıt geldi:
            “Sizin emrinizi uygularız Sayın Komutanımız.Tanrının emrine uymamanın cezası bireyseldir.Sizin emrinize uymamanın cezasını tüm ulusumuz çeker!”
            12 Eylül 1982 saat 0300’te;Zonguldak İl Jandarma Alayı personelini makam odamda topladım ve:
            “Size,hayati önemde bir emir vereceğim.Bu emrimi uygulamak istemeyenlere kapı açıktır.”Der demez,J.Astsubay Başçavuş Kenan,ayağa fırlayarak:
            “Sizden ülkemiz ve bizim aleyhimize emir çıkmaz. Darbe ve İhtilale dair emriniz olsa bile, başımız üzerindir, emredersiniz!”Dedi.
            Bir sınır il merkezinde konuçlandırılmış Bağımsız J.er eğitim Tabur Komutanlığı makamında otururken,genel evrak görevlisi J.Çavuşu Özdemir,masama çok gizlilik damgalı büyükçe bir zarf bıraktı.Bu 200 kilometre uzağımızda bulunan bir Tugayımızın plan tatbikatı dosyasıydı.Bana da,Tugay merkezimizin bulunduğu il merkezini zaptedecek Mavi kuvvetlere ait bir tank tabur komutanlığı görevi verilmişti.Savunma ,benim manevra planıma göre tertiplenecekti.Hemen,taarruz edeceğim araziyi keşfe çıktım.Daha önceleri bu sınır bölgemizde bölük ve tabur komutanlığı yapmıştım.Jandarma Genel Komutan Yardımcısının da izlemiş olduğu plan tatbikatımız çok başarılı geçmişti.Tugayımızın kurmay başkanı da şimdi tutuklu bulunan Kara Kuvvetleri komutanlarımızdan Emekli Orgeneral Hikmet Köksaldı.Bu plan tatbikatında ben,Türkiye Cumhuriyetinin  bir kilit bölgesinin işgali için düşmanımıza ait  tank tabur komutanı olarak saldırıda bulunmuştum.Tutuklanmam gerekmez mi!
            Sayın Hilmi Özkök’ü dinlerken tüylerim havaya kalktı:”Efendim,rütbelerine göre hapis cezası verilseymiş!”Söze bakınız,hem de eski bir Genelkurmay başkanının sözüne bakınız.Tüm dava arkadaşlarının suçluluğunu onaylamak değil midir bu beyan!
            Çatma dosyalar ve maskeli tanıklar ve seçilmiş hakimler marifeti ile hayali sanıklara eşit olarak ceza vermek,AKP döneminin bir geleneğinin devamı değil midir?Hak aramak için meydanlara inan memur ve işçilerimize  biber gazı,tazyikli su ve cop uygulaması eşit olarak yapılmaktadır.Müslümanları Avrupa’da bile soyanlar Alman Adaletinde mahkûm edildikleri halde,Ülkemizde eşit olarak üst düzey yöneticiliklere getirilmemiş miydi!Türkiye Büyük Milletvekilleri Meclisinde,parmak kaldıranlara da eşit olarak yüksek maaş dağıtılmıyor muydu!
            Bu dinci geçinenlerimizin Osmanlıya ait bilgileri de hiç yokmuş:Osmanlı’da, kafası kesilecek rütbelilere göre rütbeleri ayrı  Yetmiş üç cellat vardı.Sonracıma;bunların ve Hükema sınıfının dünya ve Osmanlı tarihinden de haberleri yokmuş:Kazıklı Voyvoda;esir aldığı Hamza Paşa ile 5000 Osmanlı askerini rütbelerine göre,kalınlığı artan sırıklar üzerine oturtmuştu.
            Bana, komutanlarım,hizmetle ilgili ne emir verseler o emri ölümüm pahasına derhal ifa ederim.Ban Jandarma subayı iken bana Mavi kuvvetlere ait,vurucu güç olarak bir tank tabur komutanlığını verdiler,bu emri derhal uyguladım.
            Emre uyanlara da  Emir verenler gibi hapis cezası ,Türk Silahlı Kuvvetlerinin geleneksel disiplin anlayışına yapılacak en korkunç ve en acımasız,TSK’YI kökünden sarsacak  bir saldırıdır.Uyuyalım bakalım.

22 Eylül 2012 Cumartesi

813- YAPILANLAR, ABESLE İŞTİGAL MİDİR?




         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         İzmir; 21 Eylül 2012.

  YAPILANLAR, ABESLE İŞTİGAL MİDİR?                                                                                                   
YOO! HAYIR: AKLA, İLİME, ULUSAL VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜMÜZE SALDIRIDIR!
“O Katırın hesabı mutlaka sorulacaktır!” İdris Naim Şahin, İç İşleri Bakanı. PKK’lıların öldürdüğü katır üzerine beyanatı!
“Her şey nasip işi. Şehitlik te, Gazilik te, uzun yaşamak ta, Genç yaşta Şehit olmak ta nasip işidir!” Aynı Politikacımız!
Anladık, her şey Tanrısal emrin eseriyse, Katırınızın ölümünün hesabı neden Tanrıdan mı sorulacak! Katırın öldürülmesi bir nasip işi neden değildir?
Bir gecede parmak kaldırarak maaşlarınızı 19.000TL’YE,emekli maaşlarınızı da 5.000Tl’YE çıkartmak; hak aramak için gösteri haklarını kullananları coplamak, biber gazı ve tazyikli su ile karşılamak ve yerlerde sürüklemek Nasip mi oluyor? A
Hizmet yapacağı yere, ölümüne, sivil otobüsle gönderilen Türk Askerinin cenazesi de AKP iktidarını yapmış olduğu duble yollar üzerinden sivil minibüslerle baba ocağına kolayca gönderilmektedir. Myanmar’a ağlamaya giden Majesteleri Türkiye Cumhuriyetinin uçakları ile gitmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin uçakları Devlet Büyüklerimizin! Çocucuklarının düğünlerine bol hediye gelsin diye, Arap Emirliklerine düğün davetiyesi götürmektedir. Namazdan Tören alanına da helikopterlerimiz BÜYYÜK Devlet Adamlarımızı! Taşımaktadır
  Parçaları birleştirirseniz, meydana çıkan görüntüden gerçeği daha iyi görürsünüz. İnsan bünyesi ve aklı her gün dozacı artırılan zehiri bile kabul etmektedir.
         1-Polis Teşkilatı ve MİT, Fethullah Gülen ile ortak olarak, ele geçirilmiştir. Mit’in başına Emekli bir Astsubay geçirilmiştir. Sonuca varmak için bu normal bir davranıştır. Rus İhtilalinde de Lenin, Genelkurmay Başkanlığına bir Astsubay getirmişti. Ancak; Ünlü Eğitimci A.J.Comnenus(1529/1571) başka türlü konuşmuştur:”Yedi yaşına kadar verilmiş olan bilgilerle şekillenmiş
 Olan karakter ve kişiliği, değiştirmek ve silmek mümkün değildir!”MİT Başkanımız, CİA Başkanı Çuvalcı Orgeneral ile bir masaya da oturtulmuştur. Tahtravellide, bütün yükler hafif tarafa akar! MİT Başkanımızın Ağabeyleri de Fethullah Gülen’in sırdaşı ve danışmanıdır.
         2-Sayın Recep Tayip Erdoğan Beyimiz, Başsavcılığını ilan etmekle Adalet mekanizmamızı da ele geçirmiştir.
         3-19.000TL,Maaş,5000TL emekli maaşı ve çok sayıdaki suç dosyaları ile Milletvekillerinin ağızları kapatılarak parmakları konuşur duruma getirilmiştir.
         4-Hayali suç dosyaları yaratılarak, hayali suçlamalar ve emre müheyya adalet sistemi ile tüm kahramanlar ve bilim ve sanat adamları esir kamplarına doldurulmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri en güçlü komutanlarını yitirerek Recep Tayip Bey karşısında Eğik selamlamaya sokulmuştur.
         5-Kahramanlar Hain; Hainler de Kahraman haline sokulmuştur.
         6-Üniter ve Laik Devlet yapımız çökertilmiştir. Üniter ulus yapımız ve toprak bütünlüğümüz parçalanmıştır. Türklüğümüz ve Türk Bayrağı kovuşturma konusu haline sokulmuştur. Tüm Devlet kurum ve kuruluşlarımız Recep Tayyib Erdoğan’ın sultası altına sokulmuştur.
         7-Ulusal Bayramlar, Bayrağımız aşağılanmıştır. Atatürk devrimine ve çağdaşlaşmaya alenen saldırılar ve iftiralar kampanya haline dönüştürülmüştür.
         8-Atatürk’ün makamına AKP’NİN Noteri sıfatını alan bir partili oturtulmuştur. Beğenmedikleri Asker anayasasının hükümlerini Atatürk Devrimi ve çağdaşlaşma aleyhinde kullanmaktadırlar.
         Görünen köyün özelliklerini saymaya ne gerek vardır!
            Amerika Birleşik Devletlerinin Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinde iki önemli konu vardır, bizleri bugünkü karmaşaya ve dağınıklığa iten. Burasını iyi okuyup, aklımızı da başımıza almazsak yarın için de çok geç kalmış olacağımızı şimdiden söyleyebilirim:
            1*“21’inci yüz yılda; hiçbir ülke ya da ülkeler topluluğuna STRATEJİK GÜÇ OLMA İZNİ VERİLMEYECEKTİR!”
2*”Bu hedefin sağlanması için önleyici güç kullanımı da dâhil her yola başvurulacaktır.”
Amerika Birleşik Devletleri’nin, Türkiye toprakları üzerinde ÜÇ temel, ÜÇ’Ü DE mümkünse ulaşılabilir nitelikte hedefleri vardır:
“1-Büyük İsrail’in oluşturulması,
“2-Büyük Ermenistan’ın oluşturulması,
            “3-Büyük Kürdistan’ın oluşturulması.
            Daha uzun vadede:
            A-İstanbul merkezli Büyük Ortodoks devletinin kurulması,
            B-Pontus Rum ve Yunan devletinin kurulması,
            C-Konya merkezli HİLAFET devletinin kurulması!
                                   Çok önemli bir haber:
            “Ankara-Cumhuriyet Bürosu.”
            “Vali ve kaymakamlar Amerika Birleşik Devletlerine eyalet uygulaması stajına gittiler.”
            “İş İşleri Bakanlığı Strateji geliştirme Başkanlığı bünyesinde, Amerikan yönetim sistemini görmek ve uygulamaları incelemek amacıyla 35 Kaymakam ve Vali Muavini, 1,5 aylık kurs için Amerika Birleşik Devletlerine gittiler.”
            Gezi heyetinin başkanı Kadir Çakır:”Öğrendiklerimizi en iyi şekilde uygulayacağız!” Dedi.
             Başkomutan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mareşal Gazi Mustafa Kemal’in,06 Mart 1922 tarihinde Türkiye büyük Millet Meclisi Kürsüsünden tüm dünyaya seslenmişti:
                        Efendiler,”
            “Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlandırılmıştır. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Hâlbuki hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih, böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.”Gazi Mustafa Kemal.
            Sayın RTE’NİN, Amerikan Başkanı tarafından gözden çıkarılacağını sanan, Kürt kökenli ve Musa Arter’in çok yakını bir AKPELİ Büyük BİR POLİTİKACI tarafından:--Cüneyt Zapsu BİM mağazalarının Eski sahiplerinden, Eşi de Erkeklerin ön saflarında namaz kılmaya başlayan ilk kadınımız!----
            “Sayın RTE’Yİ delikten aşağıya süpüreceğinize O’NU kullanmalısınız!”Dediği, yazılı ve dahi sözlü basınımıza yansıtılmıştı!
            BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş:”Türkiye (25) eyalete bölünmeli, her eyaletin de özel güvenlik güçleri olmalı!”Dediğin de Türkiye Halkı ayağa kalkmış ve sessizce de yerine oturmuştu. Bunun bir anlaşmanın ifadesi olduğuna inanan var mıydı?
            İyi okumalıyız ve de uyanmalıyız; senelerce önce Sayın Recep Tayyib Erdoğan Bey bakınız ne buyurmuştu:
            “TÜRKİYEYİ EYALETLERE BÖLMEK LÂZIM. MERKEZİ YÖNETİMİN BİR TAKIM YETKİLERİ BUNLARA VERİLMELİDİR. BELEDİYE BAŞKANLARI DA BU KONUDA EN YETKİLİ OLMALIDIR. O BÖLGELERDEKİ HER TÜRLÜ EĞİTİM DE BUNLARA BIRAKILMALIDIR!”Buz dağının görünmeyen kısmı buradadır Sayın Seyircilerimiz.”Bu parça;”Bölerek Parçalamak” adlı yazımdan alınmıştır.
                 Amerika Birleşik Devletleri Federal yapıda bir devlettir. Federe devletlerden oluşan Federal yapıda bir devlettir. Federe devletler, Maliye, Dış politika ve Silahlı Kuvvetler yönünden Federal devlete bağımlıdır.
                  Yasama Organı, Temsilciler Meclisi ve Senato’dan oluşmaktadır. Federatif sistemle yönetilen devletlerin yasama organında çift meclis şarttır.1960’ta bu hataya düştük!
                   A-Federe Devletler, nüfus yoğunluğuna bakılmaksızın iki Senatör seçerler. Bunlar, Amerikan Kongresini oluşturur.
                   B-Federe devletlerin nüfus yoğunluğuna göre seçilen Temsilciler Meclisi 435 üyeden oluşmaktadır.
                   09 Temmuz 1961 tarihinde kabul edilen 334 sayılı Anayasamıza göre de Türkiye Cumhuriyeti yasama Meclisi iki meclisten oluşmaktaydı:
                    1*111.MİLLET MECLİSİ:
                            MADDE-“67,(1801)Millet Meclisi, genel oyla seçilen dört yüz elli milletvekilinden kuruludur.
                       
                       2*1V.CUMHURİYET SENATOSU:
                          a)KURULUŞ:
                           MADDE–70,Cumhuriyet Senatosu, genel oyla seçilen yüz elli üye ile Cumhurbaşkanınca seçilen on beş üyeden kuruludur.
                          13 Aralık 1960 tarihli ve 157 sayılı Kanunun altında adları bulunan Milli Birlik Komitesi başkanı ve üyeleri ile eski Cumhurbaşkanları, yaş kaydı gözetilmeksizin Cumhuriyet Senatosunun tabiî üyesidirler. Tabiî üyeler, Cumhuriyet Senatosunun diğer üyelerinin tabi oldukları hükümlere tabidirler. Ancak, haklarında, bu Anayasa’nın 73’üncü maddesinin 1’inci ve 2’inci fıkraları ve 10’uncu geçici maddesinin 1’inci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Tabiî üye olarak Cumhuriyet Senatosuna katıldıktan sonra bir siyasi partiye girenlerin tabiî üyelik sıfatı, partiye girişlerinden sonraki ilk Cumhuriyet Senatoluğu üyeliği seçimi tarihinde sona erer.”
                            12 Eylül’den sonra; Bölge Valiliği Kanunu çıkartılmıştır. Jandarma Bölge Komutanlıklarının sayısı ve yerleşme yerlerinin durumu buna göre düzenlenmiştir. Bölge Valiliklerinin tehlikesi ortaya atıldığından, 2911 Sayılı Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununda, Bölge Valiliği yetkisinin İç İşleri Bakanlığınca kullanılacağı vurgulanmıştı.
                              Daha sonra da Turgut Özal zamanında; Anadolu’nun Doğusunda ve Güneydoğusundaki sekiz ilde “Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği, “19 Temmuz 1987 tarihinde uygulanmaya konulmuştur. Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Van’da sıkıyönetim kaldırılınca olağan üstü hâl uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulama da 30 Kasım 2002’de kaldırılmıştır.
                                Yazılı ve sözlü basınımıza yansıyan çok önemli bir haber var. Kandil’de ve Sair yerlerde PKK ile müzakerelerde bulunan MİT mensupları bir maddede anlaşamamışlar: PKK,”Özel Güvenlik Güçleri Kurmak” isteminde diretmiş! Bu ne demek oluyor! Tüm PKK’LI Hainleri Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal Kürk gücü olarak tanıyacak!
                                 Yeni Anayasada; Türk Milleti tanımı bulunmayacaktır:”Ulusal Kurtuluş Savaşını yapan Türkiye Halkına Türk Milleti denir!”Tanımı ve Yasak çizgilere de yer verilmeyecektir. Amerikanın ve Tarikatların ve Türk ve Türklük düşmanlarının arzu ve istekleri doğrultusunda; üniter yapımıza ters bir anayasa yazılacaktır. Türk Milletinin kanı ile yazdığı anayasa yerine mürekkeple yazılan bir anayasa geçecektir. Maaşa bağlı olarak yalınız el kaldırmakla görev yapan bu Milletvekillerinin hazırlamış olduğu anayasa bir siyasi partinin anayasası olacaktır. Usulen seçilecek bir Kurucu Meclis te—Assemble Constitityonel-- emirle yazılmış olan bu anayasaya meşruiyet kazandıramayacaktır. Bölünmeler ve çatışmalar körüklenecek, sert bir müdahale ortamı yaratılarak dış güçlerin müdahalesi sağlanacaktır. Diğer Müslüman ülkelerdeki eylemler Türkiye’de de uygulanacaktır. Tutuklamaların tek amacı halkı ve çağdaşları korku tüneline sokarak bu anayasayı gözleri kapalı onaylatmaya yöneliktir. Sonra da bir genel afla tüm hainler serbest bırakılacak, İftira ve ayak oyunları ile Silivri ve Hasdal Üsera Kampına doldurulmuş olan masum kahramanlarımız da bu vatan hainleri ile aynı teraziye konulacaktır. Olaylar bizi bu kötü sonuca götürmektedir, saygılarımla.”Mürekkeple yazılan anayasayı, başka birisi geldiğinde silerek, DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLARIN”İSTEMİ ÜZERİNE,  BAŞKA RENK mürekkeple YENİ BİR anayasa olarak yazar!
Başkaca nasıl anlatsam
                                   
      

21 Eylül 2012 Cuma

812/ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINDA FRANSIZ YARDIMI!

OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                           İzmir;21 Eylül 2012
                                  
                                   ULUSAL KIRTULUŞ SAVAŞIMIZDA
                                               FRANSIZ YARDIMI!
Fransızlar; Ankara Anlaşması üzerine Adana bölgesinden  çekilirken,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine;
                    1*10 Adet Uçak,
                    2*10.089 Piyade Tüfeği,
                    3*505 sandık P.tüfeği fişeği devretmişlerdir. İtalyanlar da,Avusturyalılardan almış oldukları Ganimet piyade tüfeklerini cephanesiyle TBM Meclisi hükümetine satmış,32.000kat ta asker elbisesi vermişlerdi.
Fransızlar ayrıca; planını Türk Mühendislerinin çizdiği Hoçkis Hafif Makineli tüfekten de 1850 adet  Türk Ordusu için üretmişlerdir. Osman Türkoğuz,Ulusal Kurtuluş Savaşımızda güç dengesi,1/2.
Büyük bir sitede yazılarım yayımlanıyordu. İki ay gibi bir sürede de okur sayım 45.000’e ulaşmıştı.Ziza ziza Gabor’un ilk kocası Burhan Belgenin bir özelliğinden söz ederken bu Macar Güzelinin adından söz etmeme sinirlenen iki Genç Bayan yazarımız,bana etmedik hakaretlerde bulunmuşlardı.Ben,lüks villasının balkonunda viski ve puro içen dolgun maaşlı yaşlı bir emekliymişim.Halbuki Site Rahmetli Ahmet Selçuk Acunsal  Beyin Atatürkçü çizgiden ayrılmayan ciddi bir siteydi. Sözde,hepimiz Atatürkçü idik.Sayın Ahmet Avcı meslektaşım benim yerime gerekli yanıtı vermişti.Sonra,yaptıklarından çok utanan bu iki Hanım Kızımız benden özür dilemişlerdi.Beni savunamayan site arkadaşlarımı görerek siteden ayrılmıştım.Burhan Belge,Başbakanlığa gelir,Adnan Menderes’in İsmet İnönü için kullanmak istediği sıfatların yazılı kâğıdına göre makalesini Bakanlar Kurulu odasında yazardı.Bizler de orada olurduk.Şimdi de aynı cephede savaşanların birbirlerine öldüresiye ateş ettiklerini dehşetle ve hüzünle  izlemekteyim.İsmet İnönü’yü mahkum etmek!O günün şartlarına ve  dünyadaki dengelere bakan yok,vur Allah aşkına vur.İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin başında Rahmetli İsmet İnönü olmasaydı kesinlikle yok olurduk.Mareşal Fevzi Çakmak,Almanlar Rusları 15 günde yenerler mantığı ile Rus hududuna 29 Tabur Türk askerini kaydırdığını Mareşal Semyon Mihailoviç Sthemenko anılarında yazmaktadır.Demokrasiyi ona borçluyuz.Atatürk’ü bize O öğretti.1966 senesinde,Profesör dr.Turhan Fevzioğlu’na yanıtında Atatürk ilkelerinin uyumunu da anlatmıştı.Ne ise,bu tür çatışmaları okuduğumda Kütahya’da bir tepede sabaha kadar süren bir çatışmayı anımsarım.Karşılıklı saf tutan iki Türk bölüğü birbirlerini Yunanlı sanarak sabaha kadar;her iki taraf ta Allah!Allah nidalarıyla  tepeyi elden ele geçirmişlerdi.Hakarete varan iddialar Aydınların uzağında olmalıdır.Saygılarımla.


811/HAŞARATLA MÜCADELE KONSEPTİ!


            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@gmail.com
            İzmir;21 Eylül 2012.

                                               SİVRİSİNEKLERLE MÜCADELE!
            “ON Şehit;YETMİŞ yaralıdan sonra;Sn. Recep Beyimiz ile Sn. Necdet Özel Paşamız,başbaşa konuştular.Sn. Recep Beyimiz BOP Başkanı Barak Obama’yı  telefonla aradı;uçaklarımız da Kandil’de dağı ve taşları bombalarken bu durumu,daha önce dostlarımızdan  öğrenen Teröristler de yer altına sığınmışlardı..Gaza gelen Halkımızın da böylece Gazı alınmış oldu!”
            2001 senesinde birkaç aylık bir Anonim Şirketi müdürlük maceram olmuştu.Zonguldak bakacak Kadıdaki Atatürk Hizmet Köyüne Müdür olarak atanmıştım.Kadınlar helası bulunmayan otelde iki adet erkeklere mahsus hela vardı.Oteldeki ilk gecemde sivrisinekler tarafından ısırılmadık yerim kalmamıştı.Bağlı olduğumuz genel müdürlük tarafından elektrikli sinek kovucuları ve sinek öldürme spreyleri gönderdikleri halde,sivrisineklerle ve dahi karasineklerle baş edememiştik.Otel odalarının pencerelerine tel kafesler taktırdım,durgun suları,yeşillikleri ve çöp bidonlarını sürekli ilaçlattım,açık çöp dökülmesini ve çöplerin de açığa dökülmesini önledim.OHH!Be dünya varmış.
            Çeşmealtına 2002 yazında geldiğimizde de aynı sorunlarla karşılaşmıştık.Hiç bir kişisel önlemimiz sineklerle baş etmemize yetmemişti.Bir kış ve İlkbahar mevsiminde çok yağmur yağmıştı.Urla Belediyesinin sahildeki çalışmaları sonucu meydana gelen göletler sazlarla ve milyonlarca iribaşlarla dolmuştu.Belediyenin mazot püskürtmesi de işe yaramamıştı.Çeşitli yerlere konulan üstü açık çöp bidonları ve bu bidonlara dökülen torbasız çöpler;sahile gelenlerin uluorta ortaya attıkları atıklar,karpuz ve kavun kabukları da sinek üretme istasyonları haline gelmişti.Yeniden dönüşüm için belirli yerlere koydurttuğumuz çanlara da çöp atmaya başlamışlardı.Her sabah; kendi paramla temin ettiğim sinek spreylerini çöp bidonlarına ve yeşilliklere sürekli sıktım.Sahile gelenleri de, canlarını sıktığımı bilerek, çöp hususunda sürekli uyardım.Oturduğumuz süit dairenin güney cephesine gelen karasinekleri de sürekli öldürdük.
            Yaşlı ve Ak sakalı birisi:”Hadisi Şerif var;sineklerin bir kanatlarında zehir,diğer kanatlarında da panzehir varmış!Konduğu sıvıyı tam batırılırsa sinekler ölürlermiş!”Demişti.Bendeniz de on metre ileride O Dedenin çocuklarının yapmış olduğu kakalarının üstünde cirit atan ve oradan kalkan sineklerin Dedenin sofrasına ve sakallarına konduğunu işaret ederek:
            “Bir keçisi beş çocuğu olan dul bir kadının sinek şikâyetine o devirde ne demek gerekirdi!”Dedim ve çöp bidonlarının kenarlarına dökülmüş olan çöpleri toplayarak kapaklı çöp bidonlarına attımdı.Bir sinek 600.000 yumurta yumurtlamaktadır..Üç Terörist öldürdük,Beş terörist öldürdük,Terörün çözümüne  çare değildir sayın Seyircilerimiz.Sivrisineklerimizin yaratıcısı ve koruyucusu USA ve Şürekasıdır:
           

20 Eylül 2012 Perşembe

810/"DURU GÖRÜ!"GÜZEL ŞEYLER OLACAK!"Sn.A.Gül?!?

OSMAN TÜRKOĞUZ
 osmanturkoguz@gmail.com                                                                                İzmir;20 Eylül 2012
                   İleti yazımla:
                   "Aynı yolda yürüyenlerin ufku görmesi önemli değildir.Önemli olan ufkun ötesini de görmektir!"Mareşal Gazi Mustafa Kemal.

                                      ÇOK GÜZEL ŞEYLER OLACAK!”Duru Görü!?
Sayın Bay Abdullah Gül! AKP’NİN  Cumhurbaşkanı.
         Bu sözü ve bu müjdeyi vereli çok zaman geçmemişti. O günden sonra;Oslo görüşmeleri, uçağımızın düşürülmesi,görevlilerimizin kaçırılması,masumlarımızın esir kamplarına doldurulması ,her Allahın günü sayıları gittikçe artan Şehit Asker,Polis ve diğer görevlilerimiz,sabotaj olayları!Çok acıklı ve çok can yakan olaylar bizim için oluşmuştur!Peki,”Çok Güzel Şeyler!” kimlerden yana oluşmuştur?Sözün doğruluğu hainler için midir?

18 Eylül 2012 Salı

809/ALAN HAKİMİYETİNİ YİTİRMEK=YENİLMEKTİR!


                   OSMAN TÜRKOĞUZ
                   osmanturkoguz@gmail.com
                   İzmir;18 Eylül 2012.
         İletme yazım:
                         Hayrette ve Dehşet içindeyim!Sivil araçla nereye Beyler!Dinarın Çölovasında eşkıyaların hüküm sürdüğü bir dönemde;yaşlı bir köylüden yardım etmesini istediğimde şu yanıtı almıştım:"Sayın Komutanım;sizler,gelip geçicisiniz.Eşkıyalarımız bizlerle kalıcı.Siz kanunu uygularsınız;eşkıyalar silahlarını kullanırlar.Size en çok bir kuzu keseriz,kalırsanız altınıza yün yatak sereriz.Eşkıyaların karılarımıza ve kızlarımıza yan bakmasına sesimiz çıkmaz.Ben,Cumhurbaşkanımızın bir ziyafetinde bulundum,en küçük eşkıyaya sunulandan çok fakirdi,kadın bile yoktu.Beni sürekli koru,her türlü yardımımı da al.Siz,daha çok gençsiniz!"
                   ALAN HÂKİMİYETİNİ YİTİRMEK=YENİLMEKTİR.
         Bölücü Terör Örgütü militanları kaç kişilik gruplar halinde dolaşıyorlarsa,mücadele de o miktar askeri güçle yapılmalıdır.Terör Bölgesinde sivil otobüsle asker nakletmek,teröre yem vermektir.Daha önce de minibüslerle korumasız 35 Askerimizin kanına girilmişti. Yalınız Muhkem karakollar kurmak;davul ve zurna ile büyük askeri güçleri mücadeleye sevk etmek zayiat vermek demektir.Önemli olan ALAN HAKİMİYETİDİR!Bendeniz,bunu 14 Nisan 1985’te;Terörle Mücadele konusunda, Konya’da oynadığımız plan tatbikatında en büyüğümüze bile anlatamamıştım!Terörist dağda ise,mücadele de dağda sürdürülür.Operasyonla gidip,gelmek mücadele değildir.Alan Hakimiyetini Teröriste bırakmak,halk desteğini de yitirmektir.Bir otobüs dolusu Mehmetçiğimizi bir teröriste yem vermek!Saygılarımla.

808/İNTİHAL VE YALAN!

OSMAN TÜRKĞUZ
 osmanturkoguz@gmail.com                                                                             İzmir;18 Eylül 2012 

                            İNTİHAL VE YALANCILIK!
                            Değişmez,öfkeler,kinler,inanlar;
                            İnsan aynı, yalan aynı,hırs aynı!
                            Bölünse de vatan,kim duyar,dinler;
                            Çağdışında yaşayanlar hep aynı!”Ostüzü.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dincer Beyimiz buyurmuşlar ki:”Eğitimde düzenlemelerimiz ve programlarımız,Anayasamıza ve Yasalarımıza göre yapılmaktadır!”
MİLLİ kelimesini,Ulusalcılık anlamında anlayanlara bir hatırlatma:”Aynı dine ve mezhebe bağlı olanlar!”Mustafa Nihat Özön,Osmanlıca-Türkçe sözlük.S.537
Bu Ömer Dincer BEYİMİZ ”İNTİHALCİLİĞİ” belgelenmiş ve Ayyuka çıkmış bir Bilim!Adamıdır!
İNTİHAL: A.İ.(Te ve ha ile),”Başka birinin şiirini ve yazısını kendinin gibi gösterme. Ç.İntihalât).M.N. Özön, S.G.S.S:382.Kendisini bilim adamıymış gibi göstererek,halkı kandırmak,başkasının eserine kaynak göstermeden sahiplenmek.Sahtekârlık.Başka ülkelerde en büyük suç sayılmaktadır.Ülkemizde ise bu gibi sahtekârlar baş tacı edilmektedir.Bu Sayınımızın bir huyu daha ortaya çıkmıştır Yalancılık ve halkımızı kandırmak:Anayasamızın ilgili maddelerini okuyalım.Eğitim Birliği Yasamızın gerekçesini de hiç olmazsa bir kere hatırlayalım:”Bir ülkede iki çeşit eğitim,iki türlü insan yetiştirir ki bu da ulusal birlik için en büyük tehlikedir!”
TÜRKİYE CUMHUYRİYETİ ANAYASASI
Kanun No:2709,Kabul Tarihi.7.11.1982
Yay. R.G.9.11.1982-17863(Mükerrer),
         BAŞLANGIÇ
(Değişik:25,7,1995-4121/1md)
“Türk vatanı ve milletinin  ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen  bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu,ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;”
“(değişik:3.10 2001-4709/1md.)”hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin,Türk varlığının,devleti ve ülkesi ile bölünmezliği esasının,Türklüğün tarihi ve  manevi değerlerinin,Atatürk milliyetçiliği,ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının,Devlet işlerine  ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;”
“ıı.Cumhuriyetin nitelikleri”
Madde2-“Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru,milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde,insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı,başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik,lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”.
2.And içme
Madde81-“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri,göreve başlarken aşağıdaki şekilde ant içerler:”
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını,vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü,milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma;hukukun üstünlüğüne,demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma;toplumun huzur ve refahı ,milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanma ülküsünden ve anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma ;büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Bir tarafta; namus ve şeref üzerine ant içme,diğer tarafta19.000TL.Maaş ve ayrıcalıklar ve aşağıdaki yemine uyma ve ulusça horul,horul uyuma:"LAİK VE DİNSİZ KEMAL PAŞA REJİMİNİ YIKMA YEMİN VE KASEMİ!


14 Eylül 2012 Cuma

807- megolomani!

    OSMAN TÜRKOĞUZ
    osmanturkoguz@gmail.com
    İzmir; 14 Eylül 2012.

            MEGOLOMANİ!



Efendim; Benito Mussolini’nin, Adolf Hitler’in, Jozef Stalin’in Salazar’ın, Rafael Trujillo’nun, İdi Amin’in ve Fransız yabancı birliğinden emekli yüzbaşı ve ülkesinde imparator J.B.Napoleon ve dahi
  Saddam Hüseyin’in fotoğrafları da böylesine yırtılmışlardı! Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafının konulacağı yerlere kendi fotoğrafını koydurtmak marazi bir gösteri değil midir! Atatürk’ün Kızının gözlerindeki ışıltıya ve yüzündeki kararlılık ifadesine bir bakmaları bence yeterlidir!
“PSİKOPATLAR: Bunlar, ilk yaşlarından beri geçimsiz, anti sosyal insanlardır. Zekâ kıtlığı göstermezler; fakat kayıtsız, egoist, minnet hislerinden yoksun, çok defa atılgan ve mücadeleci olurlar. Birçokları da marazi yalancıdırlar. Atılgan ve tedbirlidirler. Sırasında son derece mütehevvir ve kindar, sırasında fevkalade korkak ve riyakârdırlar. İçlerinde adeta ruhi ve teessüri bir enerji vardır!” Osman Türkoğuz, Dini Hezeyanların Psiko-Medikal Yönü, s.167.
“Politika yalan sanatıdır!” Adolf Hitler.

İzleyiciler

Blog Arşivi