22 Aralık 2010 Çarşamba

223-EMRİNİZ OLUR, SAYIN HÜSEYİN BEY!

                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                   osmanturkoguz@hotmail.com
                   İzmir; 23 Aralık 2010.

                            EMRİNİZ OLUR SAYIN HÜSEYİN BEY!

         Ülkemiz, açılım masalı ile toz duman içinde bırakıldı. Her şey tepetaklak edildi. Vatan hainleri de baş tacı edildiler. Ülkemizi ve ulusumuzu bölmek için politikaya soyunanlar da, ne anayasamızı, ne de yasalarımızı dinlemeden uluorta konuşmadalar.
Basınımız sayı arttırma derdinde. Vatanseverler susturulmuş; Sayın RTE’DEN destekli özel yetkili Müddei hususiler ve Özel yetkili Mahkemeler evrensel hukukun üzerine çıkartılmış, korku salmaktalar.
         Vatanımızı ve ulusal birliğimizi parçalamak amacı ile kongreler toplanarak iki dil, iki bayrak, iki ordu ve iki egemenlik kararlarını alabilmekte.
         Bu arada; Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Sayın Işık Koşaner de, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görüşünü ve Kırmızı Çizgileri hakkındaki kararlılıklarını Dünya Kamuoyuna açıklamakta.
        

21 Aralık 2010 Salı

222- BU ZİLLETTE İKTİDAR DA VAR!

                   OSMAN TÜRKOĞUZ
                   osmanturkoguz@hotmail.com
                   İzmir; 22 Aralık 2010.

                                      BU ZİLLETTE İKTİDAR DA VAR!

“Kürt Meclisi Diyarbakır’da_Amit’te!” toplanarak, özel meclis, özel bayrak ve özel ordu kurma kararını aldı!” Sözlü ve yazılı basın!

         Atatürk devrimini yok sayarak Osmanlı dönemine gitme girişimleri sonuçlarını vermek üzeredir. Osmanlı dönemini sayıklamak ihanetin eseridir ve bölünüp te parçalanmanın kabulüdür. Aşağıda anlatacağım olayda, Osmanlı hükümeti ihanetin dışında kalmıştı. Dış güçler ve içerideki hainler Yunan ayaklanmasını başlatarak Osmanlı Devletini zilletin ve utancın içersine itmişlerdi. Bu sefer de aynı oyun Anadolu’da ayni ile oynanmaktadır. Sonuç, hiç te üzünülmesin SEVR’E varmak üzeredir. Kısaca anlatacağım olay Yunan ayaklanmasıdır.
        

20 Aralık 2010 Pazartesi

221- HAİNLER AFFEDİLİRSE, İHANET MEŞRULAŞMIŞ OLUR!

 

                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                osmanturkoguz@hotmail.com
                İzmir; 21 Aralık 2010.

           HAİNLER AFFEDİLİRSE,  İHANET MEŞRULAŞMIŞ OLUR!

        Bu sabah, televizyon kanallarında bir gezinti yaparken, bir televizyonda korkunç bir reklam gördüm:
                “Venizelos’u affettik, Vahdettin’i neden affetmeyelim!”
        İhanet nerelerden boy göstermektedir. Bunun adına da ”fikir hürriyeti denilmektedir!”
Bu ileti, çağdışı kafaları kazanma ve kahramanları da  vatan haini yapma girişimlerinin bir parçasıdır.
        Vatan hainliği; ülkesine ve kendi ulusuna karşı, düşmanlarına hizmet ederek ve yapmakla yükümlü olduğu görevi yapmayarak yapılır. Her ülkede adı ve cezası aynıdır. Vatan hainlerinin affı, daha büyük ihanetlerin yapılmasını ve ihanetlerin meşrulaştırılmasını sağlar.
        Vahdettin’i affetmek, haksız yere astırdığı Dramalı Rızayı, Yozgat Mutasarrıfı ve Boğazlayan Kaymakamı Yarbay Kemal Beyi ve Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret Beyi geri getirecek midir?
        Kuvayı Milliyecilerin idamlarını onaylayan imzası o günkü hainliğiyle birlikte yok mu olacaktır?
       

19 Aralık 2010 Pazar

220- ARADAKİ FARK!


                     OSMAN TÜRKOĞUZ
                     osmanturkoguz@hotmail.com
                   İzmir; 19 Aralık 2010.
                                     
ARADAKİ FARK!

         1972 Senesinin Mayıs ayının ilk haftası olduğunu sanıyorum. Bülent Ececit, Rahmetli ve Cennetmekân İsmet İnönü’yü Cumhuriyet Halk Partisi Genel başkanlığından düşürmüştü.
Netice ilan edildiğinde; Rahmetli İsmet İnönü, ayağa kalkarak, ceketinin düğmelerini ilikleyip, Yeni Genel Başkanın önünde esas duruşa geçerek başarılar dilemişti.
İsmet Paşa yenildi denildiğinde de:
         “BENİM ASIL GALİBİYETİM SİZİN YENİLGİ SAYDIĞINIZ BU OLAYDADIR!”
        

219- CHPARTİSİ DELEGELERİNE!



                     OSMAN TÜRKOĞUZ
                   Osmanturkoguz@hotmail.com
                   İzmir; 14 Aralık 2010.

                            CHPARTİSİ DELEGELERİNE!
         23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanmış olanlar gibi; Cumhuriyet Halk Partisine yeni bir yol açmak için Ankara’ya gelen Saygı değer delegelerimiz;
         Sizler, Ulusal Kurtuluş savaşını yaparak Türkiye Cumhuriyetini kuranların mirasçıları olarak, Şehzade kavgalarına son vermek için buradasınız.
         Türkiye Cumhuriyetini Türk Halkı kurduğu için; Türkiye Cumhuriyeti onurlu ve yıkılmazdır. Demokrasiyi,”demokrasi bir yarış rejimidir!” diyerek, Aydın ve Liderim diyenlere bıraktığımız için, demokrasi Şehzadelerin sidik yarışına döndürülmüş, Cumhuriyetimizin de çağ dışına sürüklenmesine ramak kalmıştır.
         Sosyal demokratım diyenlerin iç çekişmeleri; birlik ve beraberlikle ve dış desteklerin iktidar olmalarını sağlamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi iç kavgaları ve halka inememeleri nedeniyle sürekli olarak muhalefette kalma başarısını göstermiştir.
         CHPARTİSİNİN YÖNETİMİNDE BULUNMUŞ OLMAYI SALTANAT SÜRME HAKKI GİBİ SAVUNULUR HALE GETİRMİŞ OLMAYI DA ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.
         Muharebede başarısız olan komutanı, komuta kademesiyle birlikte değiştirmek bir kural iken, başarısızlıklarını ortaya koyarak halkımız tarafından değiştirilenlerin, yeniden adamlarını parti meclisine sokma gayretleri göz ardı edilmemelidir. CHPARTİSİNİN YENİ GENEL BAŞKANI kendi çalışma arkadaşlarını kendisi seçerek halkın özgür iradesiyle temsilcilerini seçecekleri yolu hazırlamalıdır.”Blog liste partiyi böler!” Zihniyeti zaten partiyi ikiye bölmüştür.
         TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇAĞIN DIŞINA SÜRÜKLENİRKEN; CHPARTİSİNİN bütünlüğünü bölme çabaları Türkiye Cumhuriyetinin başarısızlığının nedeni olacaktır. Karşı siyasi partiler bütünlüklerini ve saflarını sıklaştırırlarken, çarşaf liste dayatması CHPartisini ve dahi Türkiye Cumhuriyetini çarşaflatacaktır.
         Sayın Rahşan Ecevit ve Sayın Mustafa Sarıgül, tehlikeyi görerek şahsi tercihlerini bırakmışlardır. Gönül isterdi ki, tüm siyasi partilerimiz bu çağ dışı hareket karşısında bir ve beraber olsunlar.
         Saygılarımı sunarım.
        

18 Aralık 2010 Cumartesi

218- AYDIN'A DÜŞEN GÖREV



          OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@hotmail.com
         İzmir; 18 Aralık 2010.
        
                            AYDINA DÜŞEN GÖREV!

“Politikaya itibar etmeyen Bilginler, Cahillerin yönetimini kabullenmiş demektir!” Platon.
“Dününü bilmeyen toplumlar, yarınların da felâket habercisidirler.” Ostüzü.

         Ta! Selçukludan ve dahi Osmanlıdan beri ulusumuzda bir Aydın ve Halk çatışması vardır.
Aydınların, iktidarlara kulluğu ve halkın ezilmesine çanak tutması, bu derin ayrılığa neden olmuştur.
Halkımız, Aydın geçinenlerden her şeyleri ile kopmuş, müziğini, türkülerini bile kendisi yaratmış, Türklük bilincine de sımsıkı yapışmıştır.
Türk Aleviliği sayesinde, Türklük bilinci ve Türkçemiz ayakta tutulmuştur.
Alevilerin yeni bir Adla politika sahnesine çıkması da düşündürücüdür.
Bu davranışlar, Atatürk’ün sağlamış olduğu bütünleşmeyi dağıtmaya yönelik olarak yorumlanmaktadır. Daha önceleri kurulmuş bulunan ve Alevi tabanından yüz bulamayarak batmış olan siyasi partilerin akıbetlerinden de ders alınmamıştır. Aslında, Alevi olgusunu bölerek etkinsizleştirmek girişimi vardır.
Din ile aldatmanın el atmadığı yer kalmamış gibidir.
         Benim varmak istediğim konu, Cumhuriyet Halk Partisinin Olağanüstü Kongresidir.
Gazete haberlerine göre; 81 Cumhuriyet Halk Partisi İl başkanı, Sayın Kemal Kılıçtaroğlu’na destek sağlamışlar.
Demek ki, Sayın Mustafa Sarıgül ile Sayın Rahşan Ecevit’in vatanseverce davranışları melce bulmuştur. İyinin ve güzel örnek alınması sevindiricidir.
 Başarı; birlik ve beraberliğin olduğu yerdedir.
Amerikan Birliğinin kurucusu Rahmetli Abraham Lynkolin --Meluncan olduğu söylenmektedir. Akdeniz Anemisi varmış!”- başarısını altında da bu birlik olgusu yatmaktadır.
         Amerikan’ın iç savaşı sırasında; Başkan Abraham Lynkolin, Sekreterleri ile bir kabine toplantısı sırasında, bir konuda anlaşmazlığa düşer.
Amerika’da bakanlar, Başkanın Sekreterleri konumundadırlar. Başkan, Yazmana dönerek:
         “Sayın Bayım yazınız; evetler bir; hayırlar yedi. Evetler kazanmıştır!”
         Büyük Taarruzdan önce; Akşehir’de yapılmış olan komutanlar toplantısında, Tek Evetçi Mareşal Mustafa Kemal kazanmış olmasaydı, bizim babalarımızın adı ne olurdu!
         Sayın Deniz Baykalı ve Eski Genel sekreteri memnun etmek için, CUMHURİYET HALK PARTİSİ Genel başkanı Sayın Kemal Kılıçtaroğlu’n un karşısına alaca ve belece bir Parti Meclisi çıkartmak, yenilgisini sağlama duasının bir gereği olsa gerektir.

17 Aralık 2010 Cuma

217- BÜYÜK TÜRK BÖYYÜKLERİNE VE TİMOKRASİ FİGÜRANLARINA!

                   OSMAN TÜRKOĞUZ
                   osmanturkoguz@hotmail.com
                   İzmir; 16 Aralık 2010.

                            BÜYÜK TÜRK BÖYYÜKLERİNE
                                                 VE
                            TİMOKRASİ FİGÜRANLARINA!

“En iyi yönetim şekli demokrasidir. Seçilenler ve hatta Cumhurbaşkanı bile Hırsız olurlarsa halk onları bir daha seçmez.” Gazi Mustafa Kemal.
“Cahil bir toplum özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar Ahmaklıktır. Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan Zalim ve Madrabaz Hainlerdir!” Filozof Friedrisch Nietzsche.
“Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden içerideki cephenin suskunluğudur.” Mareşal Gazi Mustafa kemal Atatürk.
“Savaş, politikanın başka araçlarla devamıdır!”
Tüm General Karl Von Clausowitch, Kan.

         Büyük Dariyüs: ”Timokrasi ayakların baş, başların da ayak olduğu bir idare şeklidir!” Demiş (M.Ö.522).

216- ÖLDÜRÜLEN, YANANLAR VE YAKILANLAR VE ANDIMIZ!

    OSMAN TÜRKOĞUZ
    Osmanturkoguz@Hotmail.com
    İzmir 23 Nisan 2008

         
          ÖLDÜRÜLEN, YANANLAR VE YAKILANLAR VE ANDIMIZ
                  

         1983 senesiydi; Burdur'da, önemli bir iddia var, hemen git, incele dediler.
Burdur İl J.Alay Komutanlığına gittim; beni, Çakı gibi bir J. Binbaşısı karşıladı. Tekmilini verdikten sonra; daha gür bir sesle: ”Ok doğru olduğu için, düşmana atılır; yay eğri olduğu için,  sırtta taşınır. Ormana giren her insan; mutlaka en doğru ve en düzgün ağacı keser, arz ederim, komutanım” dedi.

16 Aralık 2010 Perşembe

215- KAZASKERLİK (KADIASKERLİK) OSMANLIDA ASKERİ YARGI

                OSMAN TÜRKOĞUZ
                 osmanturkoguz@hotmail.com
                 İzmir; 16 Aralık 2010.

                                   KAZASKERLİK (KADIASKERLİK).
                                   OSMANLIDA ASKERİ YARGI!
“KENDİ ORDUSUNU TAŞIYAMIYAN ULUSLAR, BAŞKALARININ ORDUSUNU TAŞIMAK ZORUNDA KALIRLAR.”
Publio Cornelio Tacito (M.S.55–117).
Fermandır: ”Kadıaskerlik ilmiye sınıfından olup, devşirmelerden seçilmeye!”

            Örgütlenmiş Ulusa devlet denilmektedir.
Bir devletin korunacak vatandaşları, savunulacak vatanı, egemenliği ve devlet gelenekleri vardır. Kurulmuş bir düzeni, anayasası ve yasaları vardır.
Vatandaşların ve insanların birbirileriyle, devletle ve idare ile olan ilişkileri önceden belirlenen ve o devletin yetkili kurumlarınca, usulüne uygun olarak, çıkarılarak yayımlanmış yasalara göre düzenlenir.
İnsan haklarına ve evrensel hukuka saygılı iktidarlarca bu usul uygulanmaktadır.

15 Aralık 2010 Çarşamba

214-ÇOK GÖRMEMEK GEREK!


OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@gmail.com                                     İzmir; 07. Mart. 2009

                     

 ÇOK GÖRMEMEK GEREK!

Ben, tartışmanın en hararetli anında; bilmeyerek, tartışanların arasına düştüm. Tartışanlardan her iki taraf ta, bir taraftar bulduk diye sevinirlerken, beni iyi tanıyanlar da kıs, kıs gülüyorlardı.
Konu; Sayın RTE’NİN ”SON OSMANLI PADİŞAHI OLMA” konusuydu.
Padişah olabiliri savunan taraf; beni bir hayli yükseklere çıkararak:
            -“Bu konuda siz ne buyuruyorsunuz?” Dediler.
            “-Osmanlıda, cart diye padişah seçilmez. Bir kere, Osmanlı hanedanından olmak koşulu vardır. Saniyen, son karara göre de, hanedanın en yaşlı üyesi olmak koşulu aranılır. Kök, en çok önemlidir.
Osmanlı, güç kullanarak Türk boylarına egemen olamayınca; İkinci Murat döneminde; YAZICIOĞLU ALİ’YE, TÜRK SECERESİNİ YAZDIRIRKEN, KENDİLERİNİ KAYI BOYUNDAN YAZDIRTMIŞLARDIR.
Kara Keçili aşiretindendirler.
Aslında, Kayı boyu, Maveraün taraflarındadır ve Hindistan’a İNEREK DEVLET’İT TÜRKİYYE’Yİ KURMUŞLARDIR.
Yeniden Padişah seçeceğinize göre; bedensel ve ruhsal durumlarını, kültür durumunu, yalancılık ve aldatma ve feveran durumlarını ve devlet kuruluşları ile kavgalı olup, olmadığı hususları da araştırmak gerekir.
Son “Osmanlı Padişahlığından“ önce, bir Osmanlı devlet memurunda aranılacak özellikleri belirtmek isterim:
            1- LATİNCE, ARAPÇA VE FARSÇA’YI ÇOK İYİ BİLECEK;
            2- SPORUN HER ÇEŞİDİNİ; ÖZELLİKLE DE, BİNİCİLİK, YÜZME, ATIŞ, GÜREŞVE ATICILIK SPORUNU ÇOK İYİ BİLECEK;
            3- MATEMATİK, ASTRONOMİ VE FELSEFEYİ ÇOK İYİ BİLECEK,
            4- HIRİSTİYANLIĞI, MUSEVİLİĞİ VE DİĞER DİNLERİ DE ÇOK İYİ BİLECEK;
            5- İNSAN PSKOLOJİSİNİSİNDEN ANLAYACAK,
            6- BOYU, SULTAN AHMET CAMİSİNDEKİ ÖLÇÜ TAŞINDAN BÜYÜK OLACAK.
            Bu özelliklere sahip olan bir İslam bilgini; SADRAZAMIN MAAŞINDAN DAHA YÜKSEK BİR MAAŞLA, SULTAN AHMET CAMİSİNE İMAM OLARAK ATANMAYA HAK KAZANMIŞ OLURDU!
            “Şimdi, bana dosdoğru söyler misiniz? Sizin, Osmanlı padişahlığına lâyık gördüğünüz bu, Sayın RTE’DE bu özelliklerden kaçı vardır!
             Ses yok.
            “ O zaman,    bu Sayın SON OSMANLI PADİŞAHLIĞINA LÂYIK GÖRDÜĞNÜZ BU SAYIN RTE, SULTAN AHMET CAMİSİNE MÜEZZİN BİLE OLAMAZ. ÖNÜNE GELENİ HAŞLAYAN; DEVLETİN BÜTÜN ÜST KURULUŞLARI İLE KAVGALI OLAN BİR BEY, KAMUDA DA GÖREV ALABİLİR Mİ?
            SES YOK!
            ÖYLE İSE, DERİM Kİ: GÜRCÜ MEHMET PAŞA’NIN YA DA SARAYDAKİ DİĞERLERİNİN TAVASSUTU İLE İSTANBUL’DA BİR KENAR MAHALLE CAMİSİNE İMAM YARDIMCISI OLABİLR, BU SON OSMANLI PADİŞAHIZÜLCELALİ!”

İzleyiciler

Blog Arşivi