21 Nisan 2013 Pazar

1031/TANRILAR VE MELEKLER!



                          T.C.
                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                        T.C.osmanturkoguz@gmail.com
                        İzmir;20 Nisan 201
                                    TANRILAR VE MELEKLER!
            Çok tanrılı dinler; tanrılarını ve meleklerini insani boyutta, iş bölümüne göre düzenlemişlerdir. Osmanlı Padişahı bile Tanrının yeryüzündeki gölgesidir!Bence yalınız kafa kesmede!Baştanrının altında tanrılar, tanrıçalar ve melekler de vardır.Öncelikle, Sümerlerden örnek vermek istiyorum.Sonra da diğer dinlerdeki Tanrı ve melek inancından ve meleklerin adlarından söz edeceğim:
            1*Anulan: Yukarıdaki büyük tanrıların atası.
            2*Enlil: Yerin, yelin ve evrensel havanın tanrısı.
            3*Ninurta(Nin Giresu):savaş tanrısı.
            4*EA(Enki):Anu’nun çocuğu, tatlı suların ve bilgeliğin tanrısı, sanat koruyucusu.
            5*Şamaş: Güneş, İstar’ın hem kocası, hem de kardeşi.EK:Anadolu’daki ana Tanrıca benzeri!
            6*Sulat: Fırtınanın ve kötü havanın habercisi.
            7*Haniş: Fırtınanın ve kötü havanın göksel habercisi.
            8*Hergal: Yeraltının ve Vebanın tanrısı.
            9*Anunnaki: Anu’nun soyundan gelen ölüm yargıçları.
            10*İştar:Bereket,aşk ve  savaş tanrısı,Anu’nun kızı.
            Mısırda da sayısız tanrı olmasına karşın,tek tanrıyı AMON-RA’YI bulan Amonofis4 bunların kullanılmasını yasaklamıştır.
            Atina’da Olimpos’ta Baştanrı Zeus’un altında birçok tanrı vardı. Ayrıca;Tanrıçalar ve Tanrı çocukları da vardı.Baştanrı Zeus son derece hovarda bir tanrı idi,Tanrıçalardan ve insanlardan 23 karısı vardı.Atina tanrılar sisteminde meleklere benzer yaratılmışlar da vardı.Bunları da genel olarak Mitolojide melekler olarak alfabetik sıra ile vermek istiyorum.eğer yerim izin verirse.Bunlar;Zeus ile Titan Tanrıça  Mnemosyne’den üretilmişlerdi.Bunlara Zeus’un Güzel  Kızları,Mousalar Museler diye de adlandırılırlardı.Bunların ayrı,ayrı hünerleri vardı.Bunlar Zeus dininin melekleri idi.Mousa,Yunanca  akıl,düşünce,yaratıcılık kavramı anlamındadır.Bunlara Tanrısal Kızlar da denilirdi.Adları ve görevleri de şöyleydi:
            1*Klıo=Tarih,
            2*Euterpe=Flüt,
            3*Thalia=Komedya,
            4*Melpomene=Trajedya,
            5*Terpsikhore=Dans,
            6*Erata=Korolu şiir,
            7*Polhynımıa=Pandomine,
            8*Urania=Gökbilimi,
            9*Kalipso:Hepisinin başları.Şarkıcı!
            Öteki çok tanrılı dinlerde bu tip yaratıklar bulunmaktadır.
            Hz. Musa dininde yedi Kadın peygamber bulunmaktadır. Hıristiyanlığa ve Müslümanlığa geçen dört büyük melek ismen de Musa dininden alınmıştır:
            1-Cebrail, Öteki çok tanrılı dinlerde bu tip yaratıklar bulunmaktadır. Peygamberler aracılığı ile Allah’ın kullarına emir ve yasaklarını bildirir.İnsanlar;Tanrı ile doğrudan bağlantı kurmaktadır!
            2-Azrail,Allah’ın ilahi emirlerine uyarak vadesi bitenlerin  canını  alır.
            3-Mikail,Rıskların yetiştirilmesinde ve dağıtılmasında ilahi emirleri uygular.
            4-İsrafil.Yeniden hayat verme fiilinde görevlidir.”Sur” adlı borusunu öttürerek kıyameti kopartmak ve ölüleri de diriltmek görevi vardır. Allah’ın hayat verme ile ilgili ilahi emirlerini uygular.Bahar aylarındaki dirilişin tecellisi verilmiştir.Bakara/İnek/Suresinin 2/177 ve 2/285’inci ayetlerinde meleklere de inanılması emredilmiş,adları ve genel sayıları bildirilmemiştir!
            Bunların yanı sıra;İslam dininde;Melekeler,Huriler,Gılmanlar da mevcuttur.Melekler,yemezler ve içmezler;insan şeklinde tecelli ettiklerinde yemek yerler ve su içerler.Bedensiz varlıklardır!Musevi dininden ve mitolojiden geçme bir inançtır.İslam inancına göre;Güneş,Ay ve yıldızların birer melaikesi olduğu gibi,her yağmur tanesi de birer melaike taşır.Kabir âleminde de Münkir ve Nekir adlı iki melaike görevlidir.Kabirde İmana ve İbadete ait sorularla mevtayı sorguya çekerler!Hz.Muhammet;bir akşam din üzerine konuşurken,Beyaz elbiseli bir yabancı gelerek din konusunda sorular sorar ve sonra da çeker gider:Hz.Muhammet yanında bulunan Ebu Bekir’e,”bu gideni tanıdınız mı?”Diye sorduğunda olumsuz yanıt alınca da:”Bu kimse Cebrail Aleyh iselamdır!”Der.
            15’inci asırda yaşamış olan Uzun Firdevsi adlı ,Arap ve Acem Ulemasının eserlerinden yararlanarak, yüzlerce meleğin isimlerini ve görevlerini “Dâvetnâme” adlı eserinde belirtmişti.Bir Türk Türkolog Bayan 1977 senesinde,Harvard Üniversitesinde bu kitabı yayınlamıştı.Bu kitaba erişmem mümkün olamadı.
            Sayın Murat Bardakçının,bu kitaptan yararlanarak, 08Ağustos 2012 tarihli Haber Türk gazetesinde yayınlanan bir yazısından hangi meleklerin ne görev yaptığını da öğrenmiş bulunmaktayız: Bu ilginç yazıyı özetleyerek bilgilerinize sunmak istiyorum:
            “Hangi meleklerin ne görev yaptığı bu “melekler albümü’nde yazılı!”
            “Bir 15.yüzyıl bilgini olan Uzun Firdevsî,”Dâvetnâme” isimli kitabında yüzlerce meleğin isimlerini yazıyor,özelliklerini anlatıyor ve çizimlerini de veriyor!Melekler,Firdevsî’ye göre dört gurup altında toplanıyorlar:İnsanlara,hayvanlara, Vahşi Hayvanlara ve Uçabilen yaratıklara yardım etmekle görevli olanlar…”
            “Sayıları fazladır!””Daha başka melekler de vardır.İnsanların omuzlarında sevap ve günahlarını yazanlar,kabirde sorgu yapan Münkir’le Nekir,cennetin kapıcısı Rıbvan,bazı kitaplarda isimleri geçen Harut’la Marut gibi…”Edebiyatçılarla Minyatürcüler,geçmişte meleklere bir hayli rağbet göstermişlerdir.Fiziksel özelliklerinden tutun da ,gökte mekan tuttukları yerlere kadar,bütün detaylarıyla anlatmışlardır.Uzun Firdevsî de bu edebiyatçılardan biridir ve “Dâvetnâme” adındaki kitabı,baştan sona meleklerle,hatta cinler,periler ve onların resimleriyle doludur.”
            “Omuz Melekleri!”
            “Uzun Firdevsî,meleklerin her zaman için iyi niyetli olduklarını ve insanlara yardım için ellerinden geleni yaptıklarını yazar.Ek:Ne ile yazarlar ve hangi dilde ve hangi alfabe ile?Helaya da insanlarla bir mi girerler!Arada bir müjde verdiği de olur.Mesela anlattığına göre insanların sağ omzundaki  iyilik melekleri ,sol omuzda bulunan ve günahları yazmakla görevli meleğe emir verme yetkisine sahiptir.Bu yetkisini,kötü niyetleri yedi saat geçmeden yazdırmamakla kullanır!”Sebebi,kulun tevbe ederek kötü düşüncelerinden vazgeçme ihtimalinin bulunması  ve boşu boşuna günah yazmanın önüne geçme isteğidir!”Uzun Firdevsî’nin melek ve şeytan çizimleri de renkli olarak vardır!
                        Musevilikte Melek Kavramı:
           
Melekler,insanlara görünmeden Allah tarafından verilmiş olan ilahi emirleri yerine getirmekle görevlendirilmiş bedensiz varlıklardır.Yemezler ve içmezler.Ancak,insanlar arasına insana benzer olarak karıştıklarında yerler ve içerler.Melek adları şöyledir:
Mihael,Gavriel,Rafael,Uriel, ölüm meleğiMalakh Hamaevet,
                       
Hıristiyanlıkta Melekler.
Latince Melek=Angelus. Anjelia Joli’yi unutmayalım!

Lilith; Hz.Ademle birlikte yaratıldığı için Hz. Ademe şiddetle karşı koyar.Yahudi inancına göre de çocukları öldürmek için geceleri ifrit olur.Lohusa kadınlar geceleri yalınız bırakılmaz,çocuğa ait bezler de geceleyin dışarıya asılmazdı.Lilith Hz.Ademin ilk eşidir!
Lucifer;gün yıldızı,Sabah Yıldızı.Latince Lucifer,ışık getiren sabah yıldızına Venüs adı verilmiştir.Daha önceleri Şeytan olarak kabul edilirdi.
Mitolojide de adları ve etkinlikleri yazılmış melekler vardır.Eğitim sistemimiz bu dünyadan öteki âleme kaydırıldığından,belki de çocuklarınıza ev ödevi olarak melakut âlemi verilebilir!Mitolojiden evrensel dinlere de geçen meleklerin,mitolojideki adlarını  veriyorum.
 

A’DAN  Z’YE Melekler,Sayın UTKUÇAKIR

Ağustos 31, 2011

Mitolojide bir sürü melek yer alır. Bunların isimleri bilmeyenler için;
A
A’albiel – Archangel Michael’ın bir yardımcısı.
Abel – Cennete inen ruhlar Abel tarafından sorgulanır. 12 Yüce Güç’ten biridir. 4.Cennet’in meleği.
Achaiah – Sabırın ve doğanın meleği.
Af Bri – Yağmuru kontrol eden melek.
Aftiel – Alacakaranlık meleği.
Akatriel- Esrar meleği yargılanan suçluların cezalarını o ilan ederdi.
Ambriel – İnsanların özgürlüklerini korur onun sayesinde düşündüğümüz şeyleri rahat söyleyebiliriz.
Anael – Yaratılan 7 melekten bir tanesi. Baş Meleklerin (Archangel) Prensi Venüs’ü yönetirdi. 2.cennet meleğidir ve dünyadaki krallıkları o yönetirdi.
Anafiel – Merkabah’in Baş Meleği.
Ashriel – Ölenlerin ruhlarını bedenden ayıran melek.
Azrael – Ölüm meleği. ”Hiç durmadan büyük bir kitaba insanların doğumlarını yazan ve öldükleri zaman silen melek.”
B
Baabiel – Cabala’da birinci cennette görev alan melek.
Bahram – Zafer meleği.
Baradiel – 7 cennetin prenslerinden biri. 3.cennet meleği olan Baradiel yeryüzünü yöneten prenslerin en ”büyük güzel harika ve onurlusuydu.’
Baraqyal – Ölümlü kadınlarla beraber olmak icin cenneti terkeden meleklerden bir tanesi. Bazı kaynaklarda Baraqyal 200 Düşen Melekler (fallen angels) listesinde yer almıştır.
Barbiel – Bir Ekim meleği.
Barkiel – Işık meleği bazı yerlerde Uriel olarak da geçer.
Bethor – Güçlü bir melek Jüpiter’i yönetirdi.
Black Angels – [Kara Melekler] Özellikle İslam kültüründe ”Fallen Angels”[Düşen Melekler] anl***** gelir.
Blinded Angels – Seytan icin kullanılan bir terim.
Blaef – Hava ve rüzgârın bir Cuma meleği.
Boel – 7 melekten bir tanesi 1.cennette görev alıyordu. Dünyanın 4 köşesinin anahtarları onda gizliydi. Ayrıca Satürn’ü yönetirdi.
C
Calliel – 2.Cennette görev alan meleklerden biri.
Camael – En büyük meleklerden biri güzelliği neşeyi mutluluğu barışı temsil eder. Ona dua edenleri ödüllendirirdi.
Cassiel – Cumartesi’nin meleği. 7.cennetin yöneticisi.
Chaldkydri – Baş Melekler ve güneşin uçan elementleri. 12 Kanatları var ve güneşe yükseldikçe şarkı söylerler. 4.Cennette Anka kuşları ve bunun gibi cennet yaratıklarıyla görev alırlar. Tuhaf ama olağan üstü güzel bu yaratıkların altları aslana üstlerininse timsaha benziyordu kanatları rengârenk kartal kanatlarıydı. Archangel Gabriel’in yönetimi altında çalışırlar Eden’in bahçesini korurlardı.
Cheriour – Yaptığı korkunç bir suç sonunda cezalandırılmış melek.
Chosniel – Yalvarılmanın sonucunda birinin kalbinin açmasına neden olan melek.
Colopatiron – Yüreğimizdeki ekonomik psikolojik ve her türlü sıkıntıların hapishanesini açan melek.
Cupra – En büyük ışık meleği.
D
Dalquiel – 3.Cennetin 3 meleğinden biri.
Damael – Bir Salı günü meleği 5.Cennette görev alıyordu.
Dark Angel – Esrarlı bir yaratık neredeyse melek denilebilir İbrani’lerin reisi Jacob ile güreşti. Bu gönderilen meleğin kim olduğu konusunda karışıklıklar var. Olabilecekler Michael Uriel Chamuel Peniel ve :-):-):-):-)tron. Ayrıca Dark Angel(Kara Melek)’ların kutsal ruhlar olduğu da söyleniyor.
Angels of Darkness (Karanlık Melekler) – Karanlık Prensi ile eş tutulan korku dolu bir melek. Satan Lucifer ve ya Belial’ın Karanlık Melekler olduğu söylenir.
Death Angel – Tarih boyunca dünyanın her yerinde bulunan Seytan Melekleri Fallen Angel’larla karıştırılmalarına karşılık Tanrı’nın en sadakatli hizmetkârlarından biridir. Bebriel :-):-):-):-)tron Sammael Adriel Azrael ve Hemah ölüm melekleridir.
Derdekea – Güçlü yeryüzündeki insanların duaları üzerine yere inen dişi melek.
Dina – Dünya yaratıldığı zaman Dina insanlara 70 farklı dili konuşmayı öğretti.
Djibril – İnanç meleği.
Djin – Archangel Gabriel’in yardımcısı. Ateşin Kralı saçları ateşten olan çok iri yapılı olan bir melekti.
Duma – Mısır’da sessizlik meleği. Bazı yerlerde Fallen Angel olarak geçer.EK:Rus meclisinin alt kanadının da adıdır!
E
Eden – Adam ve Eve’in cennetten kovulmadan önce yaşadıkları yer.
Eheres – Öfkenin çıkarılması için dua edilen melek.
El Auria – Ateş meleği.
Elders – Tanrı’nın tahtının çevresinde oturan 24 melek grubu. Bu melekler Tanrı’nın en kıdemli yardımcılarıydılar.
Elimiel – Ay meleği.
Eloa – İsa’nın bir gözyaşından doğduğu söylenen melek.
Emmanuel – İsimsiz meleklere verilen genel ad.
Erelim – En cesur meleklerden biri.
Esme – Nazik ve cana yakın bir koruma meleği.
Eth – Güçlü bir melek ”her şeyin zamanında olacağını” insanlara anlatır.
Eurabatres – Bir Venüs meleği.
Exael – Kutsal kitapta anlatılan 10 kutsal melekten biri. Cennetten dünyada yaşamak istediği için düşmüştür.
F
Fabriel – 4.cennette görev alan bir melek.
Famiel – Bir Cuma meleği.
Forneus – Cennetten düşmesinden önce Tanrı’nın çok sadık bir hizmetkarıydı. Düştükten sonra yeraltının prensi oldu.
Fraciel – 5.Cennetin bir Salı meleği.
Framoch – Gecenin 7.saatinin meleği.
Friagne – 5.cennetin bir Salı meleği.
Fromzon – Gecenin 3.saatinin meleği.
G
Gaap – Cennetten düşen meleklerden biri şuan cehennemde görev alıyor.
Gadiel – En kutsal meleklerden biri.
Gadreel – Azazel gibi Gadreel de insanlara savaşı ve silahları tanıştırdı.
Gamsiel – Narcoriel’e hizmet veren gecenin 8.saatinin meleği.
Garfiel – 5.cennetin koruyucularından biri.
Gaviel – Gargatel ve Tariel ile beraber yaz mevsiminin 3 meleğinden biri olarak görev alır.
Geburah ve ya Geburael – Tanrı’nın sol kolu olan meleklerden bir tanesi.
Gedemel – Hagiel’in komutasında Venüs’de görev alan bir melek.
Gehegiel – 6.cennetin koruyucularından biri.
Germael – Tanrı tarafından dünyaya Adem’i topraktan yaratmak için gönderilen melek. Bu görev ayrıca Gabriel’e de verilmiştir.
Grigori “izleyiciler” – Tanrı’nın emirlerine karşı geldikleri için cezalandırılan yeryüzünde insanlarla beraber yaşayan dev boyutlarında melekler.
K
Kabniel – Aptallığı önleyen bir melek.
Karoz – Raporcu melekler.
Katzfiel – 6.cenneti kılıcıyla koruyan prenslerden biri.
Kyriel – Ay gezegeninin 28 konağını koruyan 28 meleklerden bir tanesi.
L
Labezerin – Başarı meleği.
Lazai – Ateşten kurtulmaya yardımcı olan bir melek.
Leliel – Gecenin efendilerinden biri.
Lepha – Sembollerin ve işaretlerin meleği.
Logos – En yaşlı melek.
M EK:Zeus mitolojisinde başlangıçtaki sözdür!
Madan – Merkur’un yöneticilerinden biri.
Mael – Su elementini yöneten Baş Meleklerden biri.
Maktiel – Ağaçları yöneten bir melek.
Manakel – Su hayvanlarının meleği.
Manu – Kader meleği.
Melioth – Cennet ve yeryüzünde yolculuk eden 9 melekten biri.
Memuneh – Rüya ve hayaller meleği.
Michael – İnanış yardımseverlik ve bu gibi erdemleri taşıyan bir Baş Melek. Ayrıca uykusuzluk meleğidir. Bu melek savaş sırasında Tanrı’nın sağ kolu olmuş Satan ve güçlerini bozguna uğratmıştır.
Mordad – Ölüm meleklerinden biri.
Munkir and Nakir – Islamiyet’e göre insanları mezarlarında sorgulayan melekler. Ancak aniden ölenleri ziyaret ederler. Cehenneme ve ya cennete gidip gitmeyeceklerine karar verirler.
Murmur – Düşen bir melek.
N
Nahaliel – Irmakların meleği.
Narsinha – Yarısı insan gibi olan diğer yarısı ise aslana benzeyen ruh.
Neria – “Tanrı’nın ışığı”
Nisroc – Özgürlüğü temsil eden kartal biçiminde simgelenmiş melek.
O
Och – Güneşin meleği.
Oertha – Kuzey meleği.
Omophorus – Dünyayı omzunda bir atlas gibi taşır insanlara yön gösterir.
Onayepheton – Tanrı’nın ölüleri diriltip yeniden hayata döndürmesinde görev alan ruh.
Oriares – Kış mevsiminin meleklerinden biri.
Otheos – Hazinelerin bulunmasını sağlayan kutsal ruh.
Ouestucati – Deniz rüzgârını estiren bir dişi melek.
Oumriel – 4.cennette görev alan bir melek.
P
Penat – 3.cennette görev alan bir cuma günü meleği.
Pendroz – 7.saatin meleklerinden biri.
Phaldor – Kehanetlerin meleği.
Phul – Gezegen Ay’ın efendisi.
Presnostix – Gecenin 6.saatinin meleği.
Pruel – Güney Rüzgârının kapılarını koruyan meleklerden biri.
Psychopompoi – Ölümden sonra ruhlara cennetteki ikametgâhlarına kadar refakat eden koruyucu melek. Michael Elijah ve Sandalphon Psychopompoi’lerden bazılarıdır.
Q
Qadosch – Mürekkep ve renkler ile çağırılan bir ruh.
Qafsiel – Gezegen Ay’ın hükümdarlarından olan bir melek. 7.cennet koridorunun koruyucusu. Eski İbranilerde Qafsiel düşmanlara karşı büyüyü kuşun kanıyla yazar ve güvercinin ayağına ya da kanadına bağlayarak uçmasına izin verirdi. Eğer güvercin uçarsa bu büyünün tuttuğu ve o düşmanın da uzaklara uçtuğu anl***** gelirdi.
Quelamia – İlk cennetin 7 tahtının hükümdarlarından biri.
R
Ra’asiel X – Dini Ayinler sırasında çağırılan melek.
Radueriel (Vretil) – Cennetin kayıt tutan meleği kutsal ilahilerin başı ve kendinden zayıf olan meleklerin yaratıcısıdır. Bütün şiir meleklerinin ve ilham perilerinin ustasıdır Yüce Meleklerin arasında eşsiz bir yere sahiptir.
Rahdar – Kardeşi Phakiel’in de yardımıyla Yengec burcunu yönetir.
Rain – Su ve yağmurun melekleri isimlerini tekrar, tekrar söyleyince gelirlerdi; ” Mathariel Ridia Matriel “. Suyun kutsallığına inananlara yardımcı olurlar. Ayrıca bu meleklere reankarnasyon (yeniden doğuş) için de dua edilirdi.
Ramona – Cermenler’de bilgen olan bir dişi koruyucu.
Rampel – Bir dağa tırmandığımız ve ya en basitinden dağa gözümüzü kaydırdığımızda bile bize yakın olan melek.
Raphael – Cennetin prenslerinden ve Güneş’in koruyucularından biri. Bu Baş Melegin bütün canlılara karşı iyileştirme gücü vardır. Raphael neşe aşk merhamet ve mucizeleri temsil eder. İnsanları dua etmeye teşvik eder. Yolculuğa çıkmış kişilerin arkasını kollar. Ayrıca Raphael bilimsel yönlerden de insanları cesaretlendirir.
Raziel (Galizur) – Gizem ve sır dünyasının meleği.
Rehel – Dine karşı olanlar ile savaşan bir melek.
Risnuch – İnsanların tarım ve tarlaları için dua ettikleri melek.
Rochel – Kayıp eşyaları bulan melek.
Rusvon – Müslümanlara göre cennetin anahtarlarının olduğu melek.
S
Sachluph – Bitkilerin meleği.
Sahaqiel – Gökyüzü meleği.
Salilus – Mühürlü kapıları açan bir melek. Ayrıca günün 7.saatinin bir meleğidir.
Sam Hii (Shom Hii) – Kuzey Yıldızı’nın hükümdarlarından biri. İsmi “Hayatın Yaratılısı” anl***** gelir.
Samandiriel – Hayal gücünün meleği bize geniş bir hayal gücüne sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu ve bu şekilde birçok şeyi gerçeğe dönüştürebileceğimizi gösterir.
Sangrariel – Cennetin kapılarını koruyan meleklerden biri.
Schrewneil – Güzel bir anıyı hatırlayınca çağırılan melek.
Sebhael – Bir kişinin kötü ve iyi davranışlarının yazıldığı kitaptan sorumlu olan ruh.
Sedim – Kötü ruhların çıkarılmasında yardımcı olan ruhlar.
Seheiah – Ateş ve hastalığa karşı direnç sağlayan melek.
Shamshiel – Gün ışığı meleği.
Shateiel – Sessizliğin meleği.
Shekinah – Kurtuluş ve özgürlüğün bir dişi meleği. Her zaman insanlara yakın olur onları doğru söylemeye iter. Bazıları onun Tanrı’nın feminen tarafı olduğunu söyler.
Shetel – Tanrı’nın Âdem’e hizmet etmesi için görevlendirdigi 3 melekten biri. Görevlerinden biri etini pişirmek ve şarabını soğutmaktı. (Fallen: o ne bee?)
Sizajasel – Bir Yay burcu meleği.
Sofiel – Ölü ve canlı ruhların kayıtlarının tutulduğu kitaptan sorumlu bir meleksel yaratık.
Sphener – Hastalık iblisi Mardero ile savaşması icin çağırılan bir kutsal ruh.
Strateia – Cennetteki yıldızların düşmesini sağlayabileceği söylenen bir meleksel yaratık.
Sui’el – Yeryüzünde olan depremler üzerinde güç sahibi olan melek.
Suriel – Aynı Raphael gibi Suriel de cennetin prenslerinden biri ve iyileştirme gücü olan bir melektir. Olüm meleklerinden ve Yüce Baş Melek’lerden bir tanesidir çağırıldığı zaman bir öküz şeklinde belirebilir.
T
Tablibik – Erdemlerinden bir tanesi çekicilik olan melek.
Taharial – Aklımızı netleştirmemize ve düşüncelerimizi temizlememize yardımcı olan melek.
Talia – Cennetin damlası melek anl***** gelir.
Tarot – Zaman meleği. Beyazlar içinde başında halesi ve alevli kanatlarıyla dünya ve cennet arasında bir yerlerde durur.
Trsiel – Nehirlerin hükümdarı olan bir melek.                        
Tsaphiel – Ay Gezegeninde görev alan bir melek.
Tzadiqel – Jüpiter Gezegenini perşembe günlerinde yöneten melek.
Tzadkiel – İlahi adaletin meleği.
U
Uriel – Edebiyat ve muziğin ustası en kötü hayal kırıklıklarımızın en güzel dualara dönüşmesini sağlar.
Urpaniel – Kötü ruh ve şeytan çıkarmayı sağlayan bir melek.
Uzziel – Merhamet meleği.
V
Valoel – Barışı sağlayan melekler.
Vassago – Kadınların en gizli sırlarını bile bulabilen melek.
Vesta – Kutsal Ateş’in meleği.
Y
Yekahel – Merkur Gezegeninin meleklerinden biri.
Yephiel – Kötü ruhlara karşı koruma sağlayan melek.
Yrouel – Korku meleği hamilelik sırasında kadınları korur.
Yurkemi – Kendisine diz çökülen bir melek.
Z                                                                        
Zachriel – Anı ve hatıraların meleği.
Zafrire – Gün boyunca gezinen ruhlar.
Zagzagel (Wisdom) – Bilgelik meleği 4.cennetin en büyük koruyucusu.
Zahariel (Brightness) – Ayartma ve şeytana uyma gibi günahlara engel olmamızı sağlayan melek.
Zaliel – 5.cennette görev alan bir Salı günü meleği.
Zazel – Asiel ile birlikte ani ölüme karşı insanları korur.
Zizuph – Esrar ve gizem dolu olayları çözmeye yarayan melek!

 


15 Nisan 2013 Pazartesi

1030TÜRK,TÜRKLÜK VE ATATÜRK'E DÜŞMANLIĞIN ASIL NEDENİ!



                           T.C.                                                           
            OSMAN TÜRKOĞUZ
            T.C.osmanturkoguz@gmail.com
            İzmir;15 Nisan 2013.

                                       TÜRK, TÜRKLÜK
  Ve                                                                                                            ATATÜRK DÜŞMANLIĞININ ASIL NEDENİ!
“Türkçülükle bir yere varamayız!”Bülent Arınç,Derviş Mehmed’in torunu.
“Dağlara ve taşlara, Ne Mutlu Türküm Diyene basitliğini yazdılar!”A.Gül.
“Milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım!”Benim aslımda Gürcüdür!”Recep Tayyip Erdoğan, Pilihoz/Dumankaya/ köyünden Eşkıya Rum Bakatalı Teyup’un torunu!
            Sayın Yazım ve Kader Arkadaşlarım; bu yazımda bir yanılgım varsa,kalemimi huzurlarınızda kırarım!
            Profesör Dr.Rahmetli İlhan Arsel;1921 yılında İstanbul’da doğmuş,21 Haziran 2010 yılında da Florida’da ölmüştür. Biri birinden mükemmel yirmi kitap yazmıştır. Arap Milliyetçiliği ve Türkler adını taşıyan kitabı; önce Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yayınlanmış, MC. İktidar olduğunda da bu kitabı yüzünden Üniversiteden ayrılmak zorunda kalmıştır.Kitapta Remzi kitabevi tarafından yayımlanmıştır. Amerika’daki Dünya Anayasaları Araştırma Enstitüsünün Başdanışmanı ve Belçika-Türkiye anayasalarını yazma görevine getirilmiştir.21 Haziran 2010 tarihinde Seksendokuz yaşında, Florida’da vefat etmiştir. Cesur, çağdaş bir Atatürkçü olarak yaşamış ve eserler vermiştir.Şimdi,Arap Milliyetçiliği ve Türkler,s.61/63;
            “Arapların kurmakta oldukları devlet, benim evlatlarımın elinde kalacaktır;ta ki onları kırmızı yüzlü ve  deriden kaplanmış kalkana benzer  suratlı bir ulus yenen dek!”Hadisler,Sahihi Buhari Muhtasarı…Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları 1971,Ankara C.1X.Hadislerin kaynağı.Bu hadiste sözü edilen kırmızı yüzlü ulus Türk ulusudur.örüldüğü gibi yukarıdaki hadiste Muhammed,bir yandan Araplara,”kendi evlatlarım”şrklinde hitap ederken ,diğer yandan da,Türkleri,kırmızı yüzlü ve suratları deriden kaplı kalkanlara benzeyen (yani yaygın suratlı) bir ulus olarak tanımlamakta ve yine Türklerin,ister Müslümanlığı kabul etmiş ya da ister putperest olsun,Araplar için ileride felaket kaynağı olacağını haber vermektedir.Muhammedin bu konuşmalarına ve buna benzer hadislerine çok rastlamaktayız.Yakup ibni Yusuf ve Abu’l Abbas-es-Sarrac ve Abu Hureyra gibi kimselerden naklen gelen hadislerde Türkler hep “Deri kaplı kalkana benzer suratlı”,”küçük gözlü”,”Basık ve yayvan burunlu,”Hayvan kılından yapılma giysiler ve sandallar giyen ,”deri çadırlarda geceyi geçiren “bir ulus olarak tanımlanmakta ve Müslümanların onlara karşı savaşmaları,hüküm gününün gelebilmesi için öngörülmektedir.İbnTalib’ten ve Abu Hureyra’dan//EK:Hz.Muhammed’in Yirmi üç senelik kölesi.Emeviler tarafından Hadis rivayeti yasaklanmıştır!Ostüzü/ Buhari’nin ve Müslim’in Sahihlerinde yer alanlar arasında şunlar belirtilebilir.Emir bin Talib’ten gelme bir hadis şöyledir:”....Peygamber dedi ki:Hüküm gününün işaretleri arasında ,hayvan kılından yapılmış sandallar giyen ..Ve yüzleri yayvan ve  kalın deriden kaplı kalkana benzer suratlı bir ulusla savaşacağınız hususla ilgili olanları vardır.”Abu Hureyra’nın naklettiği  bir hadise göre ise:”Tanrı Elçisi  şöyle söyledi:Küçük gözlü,kırmızı yüzlü,basık burunlu ve suratları kalın deriden yapılmış kalkana benzeyen Türklere karşı savaşlar yapmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır.Hayvan kılından (kalkık kıldan)yapılmış sandal giyen bir ulusa(yani,Türklere)karşı savaşmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır!
            16’ıncı en-Nahl(Hurma)suresinin 106’ıncı ayetinde,ölüm tehdidi altında Takiyye yapma düzenlenmiştir.Yani,gayeye varmak için tutulan her yol,yalan bile makbuldür.İslam Devlet hukukunda iki türlü devlet vardır:Darülharp bölgesi ve Darül sulh bölgesi.Atatürk’ten nefret edenler;başta dolandırıcı Erbakan olmak üzere,tüm ümmetçilik hayranları Türkiye Cumhuriyetini Darülharp bölgesi ilan ettiklerinden Takiyyecilik yapmaktadırlar.
            Dünya üzerindeki Müslüman ülkelerde Arap emperyalizminin,Arap kültürünün,ümmetçilik maskesi altında Arap komünizminin önündeki en tehlikeli engel Türkiye Cumhuriyetinde uygulanmakta olan Atatürk ilkeleri ve insancıl Türk Ulusalcılığıdır. Selçuklular ve Osmanlı Türk özünü yitirdiği için yıkılmışlardır. Onlara yukarıda vermiş olduğum hadisi uygulamaya da gerek kalmamıştır. İslam âleminin en büyük din bilginlerinden birisi olan,devrinin siyasetine uymadığı için de cezaevinde dövülerek öldürülen Rahmetli Ebu Hanife,islam dinine aklı sokmuştu.Ondan sonra gelen Mustafa Kemal de,İslam dinine Akıl ve bilimle yaklaşmış,dinimizi hurafelerden ,Arap emperyalizminden ve sömürüden arındırmıştı.Dine değil de,dini kullanma biçimlerine savaş açmıştı.1400 senedir bez torbalarda duvarda asılı duran Kur’anı da halka indirmişti.Rahmetli Elmalılı Hamdi Yazır’a tercüme ettirdiği Ku’anın tüm giderlerini karşılayarak Türk halkının dinini okuyarak öğrenmesini sağlamıştı.Türk kimliğine ve Türklüğüne kavuşan Türk Ulusu Arap emperyalizmi için Hadisteki tehlike boyutuna ulaşmıştı.Müslüman ülkeler arasında da en görkemli yerini almıştı.Türkiye cumhuriyetinin Müslüman ülkelere örnek olması islam ülkeleri ve Batı için en büyük tehlikeydi.Türk Ulusunu bir Osmanlı güruhu haline dönüştürmek için önce Mustafa Kemal Atatürk’ün çökertilmesi gerekmekteydi.Atatürk silindiğinde Türk ve Türklük te silinmiş olacaktı.Din de soytarıların elinde afyon haline getirilecektir!
            Sayın Kahraman Yusufoğlu’nun”Çankaya Yolunda”adlı kitabının 60’ıncı sahifesinden bir alıntı yapalım:
            “Türklük Mutlaka Kurtarılacaktır!”
            “Duygularımı ,düşüncelerimi cephede bulunan kardeşim Hamit Şevket’e bildiren mektubumda aynen şöyle demiştim:Ben,ömrümde bu kadar kuvvetli,bu kadar canlı ve bu kadar kendisine bel bağlanacak ne bir asker, ne de bir sivil adam görmemiştim.Müsterih olalım;ati muhakkak bizimdir.ve Türklük,bu büyük adamın alemdarlığında mutlaka kurtulacaktır!”
            Atatürk’e, Türk ve Türklüğe düşman olanlar,yukarıda vermiş olduğum hadisin bildirmiş olduğu tehlikeyi bertaraf ederek Cenneti de, dünyada vaat edilenleri de kazanmış olacaklardır.Bay Recep BEYİN YEMİN  VE KASEMİNİ DE GÖZÖNÜNE ALMALISINIZ!Türk ve Türklük çökertildiğinde bütün köle toplumların umutları da çökertilmiş olacaktır.




                                       



14 Nisan 2013 Pazar

1029/DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ G ÖREVLERİ!





          Osman TÜRKOĞUZ

           osmanturkoguz@gmail.com                                                                                            İzmir, 24 OCAK 2006/14 Nisan 2013 Tekrar!
                            DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞIMIZ, ULUSAL VE EVRENSEL GÜNLERİMİZİ GÖLGEYE Mİ ÇEKMEK İSTİYOR!
            “Kırmızı çipil gözlü, yassı, yayvan suratlı, kıldan ayakkabı ve kıldan çadır yapan Türkleri yenmeden başarıdan söz edilemez!”Hadis!
            “Baban dahi olsa Türk’ü öldür!”Hadis
            “Türk severse yer, sevmezse öldürür!”Hadis!
            ***Bu yazıyı yukarıdaki tarihte yazmıştım. Her türlü iftirayla, MUSTAFA KEMAL ATARÜRK’E SALDIRANLARIN GERÇEK YÜZLERİ, HERGÜN, günışığında kapkaranlık olarak, ortaya çıkıyor. Mekke’nin işgâl tarihi ile Peygamberimizin doğum ve ölüm tarihlerinde bile nasıl oyunlar sergiledikleri ortadadır.***
                       
            Diyanet İşleri Başkanlığı; 21 Nisan 571 tarihini; Hz.Muhammed’in doğum günü olarak kabul ederek, bir haftalık süreyi, KUTLU DOĞUM HAFTASI olarak kabul ve ilân etmiştir. Bu bir hafta içerisinde Müslümanlığın ruhuna yönelik konferanslar, BİLGİ ŞÖLENLERİ ve Evrensel bilimsel toplantılar yapılacağı akla gelir. Doğrusu da budur.
 Bu bir hafta içerisinde, Laik Cumhuriyet anlayışımıza ters düşecek eylemler ve gösteriler yapılacağı düşünülemez. İslam’ın aydınlık yolunu karartacak kılık, kıyafet ve gösterilerle geçmişe özlemler, ulu orta sergilenemez ve sergilenmemelidir. Aklımız ve çağımız, bizim böyle düşünmemizi emretmekteydi…
            2004 yılı KUTLU DOĞUM HAFTASI kutlamaları, tüm ülkemiz genelinde, Diyanet İşleri Başkanlığının desteğinde yapıldı. Yapılmasına yapıldı amma velâkin, İzmir’in bir ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı yapmış, şimdi Rahmetli olan, birisinin adını taşıyan lisede yapılan kutlama töreni, kulağıma çöl kumu kaçırdı!
 Bu tören; İlçe yöneticilerinin huzurunda; Çakşır, Şalvar, Kavuk ve Peçe ile ayine dönüşünce; bir emekli öğretmen, ağlayarak töreni terk eder. Onlar, normal ve Laik Cumhuriyete yakışır bir tören olacak diye yanıltılarak, törene davet edilmişlerdi.
Bu olayı yazıp, ilgili yerlere yolladım. Bu okula çocuklarını ve torunlarını veren birçok velinin de bu okulun tutumundan tedirgin olduklarını öğrendim.
 Resmi bir kurum, ne idüğü bilinmeyen insanlara, ayin için verilir mi?
            Türk Vatandaşı Hıristiyanlar ve Museviler, dinlerinin Kutsal günlerinde, Kutlama töreni için resmi bir öğretim kurumunu kullanmak isteseler; ne yapardınız, ey dini bütün devlet memurları!
            Bir de baktık ki 31 Aralık gecesi Mekke’nin fethi kutlamalarına tahsis edilmiş. Gazetelerimizde, çarşaf, çarşaf fotoğraflar. Alınları Arapça yazılı pankartlarla süslü insancıklar.
 Allah, Allah! Dedim; bu Diyanet İşleri Başkanlığı, Ulusal ve Evrensel değerlerimize alternatifler mi yaratmak istiyor!
1982 Anayasamızın 136’ncı maddesini açtım, okudum. Bir daha okudum ve bir kâğıda not ettim:
            “İ.Diyanet İşleri Başkanlığı”
            “ MADDE 136- Genel İdare işinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, Laiklik İlkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirir.”
            Bu sefer de başka bir kutlama haftası ortaya çıktı.
 İstanbul 29 Mayıs 1453 günü fethedilmiş!
 Bir hafta önceden başlayan kutlama törenleri. 19 Mayıslara nispet! Niçin hep bir hafta önceden, ama niçin!
            Mekke, 1 Ocakta fethedildi; 31 Aralıkta kutlama. Üşenmeden, bazı doğru gibi sunulan tarihleri ve yeni yıl kutlama geleneğini araştırdık.
            Anlatılan ve doğru diye Diyanet Sitesine bile alınan tarihler hepten doğru değil. Sonra; bütün kutsal günleri ay takvimine göre uygula; işinize geldiği zaman da, İslam Tarihini ilgilendiren olayları Papa Gregoriyus’un takvimine çevirerek ver. Ben hesap ettim; hesabım ortada, “senden akıllısı yok mu” diyorlar. Çok! Amma, inançları hepsinin aklının önünde!

            23 Nisan’a gölge düşürmek!
            Hz. Muhammed’in DOĞUM_ ÖLÜM Tarihleri
                        Yaşlarının hesabı

“Hz. Muhammed, 21 Nisan 571 pazartesi günü doğmuştur!Denilir ve böyle kabul edilir.
            A.
               a. 21.04.571 Doğum tarihi
               b. 08.06.632 Ölüm tarihi ( 12-13 Rebiülevvel 08) (İsl. Ans. C. 5/1.S.477-           C.8s.543 13 Rebiülevvel diyor)

            08.06.632
         -21.04.571
          17.01.061 61 yıl bir ay 17 gün yaşamış oluyor.

       B. 08.06.632 Ölüm tarihi kesin (63) yaşında öldüğü kesin. O zaman:
         -             63
                                  
569      M.S 569’da doğmuş oluyor.

Kutlu Doğum haftası, 23 Nisan’a gölge düşürmek için olmuyor mu?
Bizim bu 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramımız çok badireler atlatmıştır. 12 Eylül 1980 Askersel Darbeden sonra, TBMM yerine Milli Güvenlik Konseyi geçmişti. Genelkurmay Başkanı, üç Kuvvet Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı…
Genel tatil günleri çok diye, 23 Nisan’ı güdük haline getirdiler.
Neyse ki; Danışma Meclisi kurulunca, Emekli bir Kurmay Albayımız bugün kutladığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının yasalaşmasını sağladı.
Hiçbir Peygamber, hiçbir hükümdar ve hiçbir ulusun yasama kurulları, böyle bir günü düşünmedikleri gibi; 19 Mayıs’ta kutladığımız Gençlik ve Spor Bayramını bile düşünmemişlerdir.
O’nun üstünde de Kutsal Fetih Haftasının gölgesi dolaşmaktadır!
Ama bizim dini ve kimliği bütünlerimiz, bir dinin “denizden haç çıkarma” törenlerine bile tahammül edememektedirler!
01 Ocakta kutlanan Mekke’nin fethi olayına da bir göz atalım. Kesin tarihi bilgilerimize göre; Hz. Muhammed’in ordusu, 20 Ramazan 630’da- Hicri, 20 Ramazan 08’de- Mekke’ye girmiştir. Bu tarih,11 Ocak 630’dur.Bakın iman sahiplerinin oyunlarına!
 Öncelikle, Hicri tarihin başlangıcını, Hicri tarihin Miladı tarihe dönüştürülme hesabını bilmemiz gerekir. Hicri Tarihin başlangıç tarihi; Hz. Muhammedi’n Medine’ye geliş tarihidir
 2 Rebiyülevvel 622 tarihini ve 12 Rebiülevvel 622 tarihini Hicretin başlangıcı olarak kabul eden görüşler kabul edilmemiştir.
 Hz. Muhammed’e niçin pazartesi gününü mübarek saydığı sorulduğunda; “o gün doğdum, o gün risalete eriştim ve yine o gün hicret ettim” demiştir.
İslam Ans. C5/1 s.477.08 Rebiyülevvel; 622 Hicri Tarihin başlangıcıdır.
Elimizde, Merhum Faik Reşit Unat’ın 1943 yılında Milli Eğitim Matbaasında basılmış bir kitabı vardır. Ben; bu kitabı eli beş sene önce satın almıştım. Kitabın adı, “Hicri Tarihleri, Miladi Tarihe Çevirme Kılavuzu”. Bu kitabın ikinci sayfasının fotokopisini veriyorum. Bu kitaba göre; 20 Eylül 622 miladi tarihi; 08 Rebiülevvel 622’ye denk gelmektedir.
Rahmetli Büyük Bilgin Abdülbaki Gölpınarlı, “Hz. Muhammed ve Hadisleri” adlı eserinin 46’ncı sayfasında şöyle yazıyor; Mekke’nin Fethi başlığı altında:
“”Hicretin 8’inci yılının başlarında; Bekiroğulları, Hz. Muhammed’in amanında olan Kuzan boyuna, içlerinde Kureyş Uluları da bulunan bir bölükle hücum etmişler, Kuzaa’ddan 23 kişiyi öldürmüşlerdi. Bu hareket Hudaybiyya- Hudaybiye- barışının bozuluşu demektir. Hz. Muhammed; Huzaa boyuna, Mekke yollarını tutmalarını emretti. Savaş hazırlığına başladı.”
 Hicreti 8’nci yılının başlarında deniliyor. Başında denilmiyor, olay 20 Eylül 08 den sonra oldu anlamı anlaşılıyor.  20 Eylül 630’dan sonra anlaşılıyor.
Mekke’nin Fethi, 20 Ramazan 08; Miladi, 11 Ocak 630’da gerçekleştiriliyor. Merhum Fikret Reşit Unat’ın anılan kitabı ve tüm kaynaklar da böyle yazıyor.
Pekiyi; Diyanet İşle Başkanlığımız, niçin 1 Ocak 630’u kabul ediyor!
Sonra da; Fetih bir gün önceden kutlanıyor! Maksat yılbaşı kutlamalarına alternatif mi yaratmak.
  Öyle ya; bazı kendinden menkul bilginler yılbaşını Hıristiyan bayramı sayıyorlar! Yılbaşı kutlama geleneği nedir, nereden kaynaklanmıştır? Noel kutlamaları nedir, nereden kaynaklanmıştır?
Yılbaşı kutlamaları ANADULU’NUN bayramıdır. Tamamen Anadolu’ya ve bize aittir. M.Ö. 7500’e varan bir geçmişe sahiptir.
Burdur yöresinde, Kültepe’de yapılan kazılarda; topraktan yapılmış tombul göbeği ve kalçası sarkık, kucağında bir çocuk taşıyan heykelciklere Anadolu Venüs’ü denilir. Doğurganlığın sembolüdür. Kucağındaki çocuk, sevgilisi ya da çocuğudur. Yanında bulunan aslan heykeli de, tüm hayvanların da tanrıçası olduğunu sembolize eder. “Mariya Mater”dir.
Efes’te bulunan heykeli M.Ö. 204 yılında, Roma’ya götürüp, Kartacalılaar’a karşı galibiyet sağlaması umulmuştur.
 Meryem Ana motifi de buradan kaynaklanmıştır.
Tüm Ulusların İnançlarına egemen olmuştur. Her devirde ve her ülkede değişik adlarla anılmıştır. Kültepe Tabletlerinde KUBABA, Lidya’da KYBEBE, Firikya’da KYBELE, Hitit’e HEPAT, Tokat ve Kayseri yöresinde MA, Sümerler’de MARİYENNA, HİTİT’TE ARİNNA, MISIR’DA İSİS, Suriye’de LAT, Efes’te ARTEMİS, İtalya’da VENÜS, Yunanistan’da METER, Latinlerde de MATER adıyla kendisine tapınılmıştır.
Kybele, Zeus'un anasıdır; O’nu Girit’te İDA Dağında doğurduğu kabul edilir. KYBELE, Manisa’da, Murat Dağında, ya da Afyon Kalesinde doğmuştur söylencesi, tüm çağların inançlarına egemen olmuştur.
Kybele dinini tapınakları dikdörtgen şeklindedir. Kâbe kelimesi de bu kelimenin Arapça söylenişidir. Kybele’nin sevgilisi ATTİS (ATTES ya da ADONİS) kız kardeşi ile evlenirken; Kybele, genç kızın ölümüne neden olmuştur.
Buna üzülen ATTİS te, cinsel organını kökünden keserek intihar etmiştir. Yere saçılan kanından da Manisa laleleri (ANEMON) olmuştur.
KYBELE, oğlu Zeus’e yalvararak, ATTİS’in çam ağacı olarak yeniden dünyaya gelmesini sağlamıştır!
Mitoloji böyle demektedir. Kybele dini’nin rahipleri, ibadet ederken, cinsel organlarını dipten kesmekteydiler. Zamanla, kesme işi penisin uç derisi ile sınırlandırılmıştır.
Çam ağacından ve topraktan yapılan su testileri kadına benzetilmiştir. Testinin ağzına da çam kozalağı kapak yapılmıştır. Anadolu’da; bu gelenek günümüzde de sürdürülmektedir. Çam ağacı sonsuz yaşamın sembolü sayılmıştır. Her yeni yıla girişte, çam ağaçlarını süsleme geleneği bu mitolojiden kaynaklanmıştır!
Hıristiyanlarda; Zeus sözcüğü, Tanrı anlamına gelen DİEU sözcüğüne; Kybele de MERYEM ANA’YA dönüştürülmüştür.
Cinsel organı kesme geleneği sünnet olarak sürdürülmektedir. Kesilen uç, döllenme olsun da bol ürün alınsın diye toprağa gömülmektedir. Çünkü yağmur damlası meni damlasına benzemektedir.
 Eski Türklerde iki bayram olduğunu biliyoruz: Baharı karşılama bayramı ve Hasat bayramı. Sümerlerde de hasat bayramına TEMMUZ bayramı deniliyordu.
Aşurenin kökeni de ürünlerin karışımından yapılan tatlıyı şenliklerde hayır olarak dağıtmaktı…
Tek tanrılı dinlere geçildiğinde; eski inançlar da şekil değiştirerek, varlıklarını sürdürmüşlerdir.
 İnsanlar, sağ salim geçirdikleri bir eski yılın ardından, yeni yıla eğlencelerle girme geleneğini sürdürmüşlerdir. Eğlencelerin dini inanç özeliği kaybolmuştur. Bizim kutladığımız şey, yeni yılı sevinçle karşılayıp, onun da bize sevinçler getirmesini dilemektir.
Hıristiyan bayramı dediğimiz, NOEL Yortusu’na gelelim. Bağ bozumu şenliklerinin 25 / 12’ ye uzatılmasıdır.
Hıristiyan inancına göre; Hz. İSA, NASIRA/Beytüllehem/ kasabasında 25 Aralık’ta doğmuştur.
 25 Aralık’ta kutlanan şey de Hz. İsa’nın doğum günü şenlikleridir.
Takvimi bir disipline kavuşturmak için, 25 Aralık 0 (sıfır) kabul edilmemiş, 7 gün ileri kaydırılarak 1 Ocakta başlayan tarihe MİLAT denilmiştir.
 Hz. İsa, 07 Nisan 30 tarihinde çarmıha gerilmiştir. Kuran’ı Kerim’e ve BARNABAS İnciline göre Muhbir YAHUDA İSKARIYOT Tanrı tarafından, Hz. İSA’YA benzetilerek çarmıha o gerilmiştir.
Şimdi; hiçbir dini özelliği olmayan  yılbaşını, yalan yanlış tarih oyunlarıyla, bir dini simge ile gölgelendirmenin, günümüzde, yeri var mıdır, yeri olmalı mıdır!
KAYNAKLAR
  1. Kur’an’ı Kerim
  2. Abdülbaki Gölpınarlı, Hz. Muhammed ve Hadisleri
  3. İslam Ans. C.5/1 S. 477-cilt 8. S.453
  4. Azra Erhat, Mitolojik sözlük
  5. Anadolu Efsaneleri,
  6. C. W. CERAM, Tanrılar, mezarlar, Bilginler,
  7. C. W. CERAM, Tanrıların Vatanı ANADOLU
  8. İslam Tarihi,
  9. Ansiklopediler,
  10.  Burdur Hacılar Venüsü kazıları,
  11.  Barnabas İncili- Viyana’da bulunan.
       

1028/LİDERLERİMİZİN AYET YARIŞI!



                        T.C.OSMAN TÜRKOĞUZ
                        T.C.osmanturkoguz@gmail.com
                        İzmir;14 Nisan 2013.

                                   LİDERLERİMİZİN AYET YARIŞI!
             Gazetelerimiz, Kutlu Doğum Haftası etkinliğinde,Liderlerimizin ayet söyleme yarışını birinci sahifelerinde verdiler!
            Sayın Devlet Bahçeli”üstünlük ırka veya güce göre verilmemiştir!”
Demiştir.
            Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,”Peygamberimiz, devlet malını çalanların cenaze namazını kıldırmadığını, beyan etmiştir!
            Sayın Erdoğan da”Kevser suresini okuyun. Bu sure ırkçılığın kesin reddidir.Kevser suresi,soy üstünlüğünü iddia edenlere ve asalet, asabiyetçe kendisini diğerlerinden üstün görenlere hakkımızın verdiği kesin ihtardır!”Buyurdu.
            Ben, oldum, olalı “Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslümanlığı” anlayamamışımdır. İki zıtta nasıl bir olunurmuş!
            “Peygamberimiz, devlet malını çalanların cenaze namazını kıldırmadığı” beyanlarına da aklım takılmıştır. Cenaze namazı kıldırılmayan adam, Beytülmalden bir ganimet ceket çalmıştı! Beytülmal ne ile doluydu! Yağma ve talan edilen mallarla.Hüneyin Gazasından sonra; 44.000 Davar,24.000 deve,4.000 Okka altın ve Gümüş,6.000 tutsak ele geçirilmişti!Ahmet Cevdet Paşa,Kısas’ı Enbiya,c.1.S.309.İran seferinde,bir keresinde 40.000 İranlı öldürülmüş,elbiseleri de deve kervanları ile Mekke,Medine ve diğer Arap şehirlerine taşınmıştı!
            Bay Erdoğan’ın örnek verdiği Sureye de ters gelen hadisler vardır: Hadis kitaplarına geçen hadislere bir göz atarsak, şu hadisleri görürüz:
            “Bütün dünyadaki Müslümanları Kureyşli Müslümanların yöneteceği gibi, bütün kâfirleri de Kureyşli kâfirler yönetecektir!”
            “Her Müslümanın Arapça öğrenmesi farzdır:Çünkü ben Arapça konuştuğum gibi,cennette konuşulan dil de Arapçadır!”
            Halifelik, ancak Kureyş Arap  kabilesinden olana verilir!”
            “Osmanlı Padişahının ilan ettiği Kutsal cihat,hükümsüzdür;çünkü Osmanlı Padişahının  halifeliği batıldır,Halifelik Kureyş Kabilesine aittir!”Osmanlının Bağdat Arap Müftüsü.Osman Türkoğuz,Halifelik.Bendeniz;Türkçe nerede konuşulursa oradayım;bu böyle biline!
            “Bir başbakan çok sayıda da Recep Tayyip Erdoğan!Bizler,onun ne demek istediğini biliyoruz!Ama, o ne dediğini bilmiyor.Mustafa kemal Atatürk’ün Türk Milleti tanımı
Bir ırka ve bir kan bağına dayanmamaktadır:”Ulusal Kurtuluş Savaşını yapan Türkiye Halkına Türk Milleti denir!”Bu bir inancın ifadesidir.Çeşitli adlar almış Türk kökenlileri kapsam alanına almamaktadır.Ama;Türk ve Türklüğü aşağılayan Bay Recep Tayyip Erdoğan Beyimiz,Kürt açılımı ile Kürtleri başa almıştır.Kavmiyetçilik budur,Kevser suresine aykırılık ta budur.Akil adamlar diyerek ne oldukları bilinen adamları öne çıkartması da bölücülüktür ve dahi ihanettir.
            Osmanlının ve Osmanlı âşıklarının “Kavm’i Necib’i Arap” diye göklere çıkardığı aşağılık Araplar, tam iki yüz elli sene,Türk ellerindeki Türkleri Arap pazarlarında hayvan satar gibi satmıştır.Ve Kur’anı Kerimin 42’inci şura suresinin 7’inci ayetinde de Mekke şehri diğer tüm şehirlerden üstün tutulmaktadır.”Ve işte böyle sana/Muhammed’e/Arabi bir Kur’an vahyetmekteyiz ki UMMU’L KURA’YI/Mekke şehrini/ ve çevresini sakındırasın…”Elmalılı Hamdi yazır,Kur’anı kerim ve İzahlı meali,s.482.
            Peki Sayın Bay Erdoğan Beyimiz,İstanbul’un fethine dair hadisinde Hz. Muhammed kimleri öne çıkartarak üstünlük vermiştir!İki Türk Komutanına:Fatih Sultan Mehmed’e ve Mustafa Kemal’e ve dahi Türk askerine!

12 Nisan 2013 Cuma

1027/VASİYET,FAVOR TESTEMAN






              T.C.
OSMAN TÜRKOĞUZ
İzmir;12 Nisan 2013

                        VASİYET, FAVOR TESTEMAN!
            BENİ, TÜRK HEKİMLERİNE EMANET EDİNİZ. YALINIZ;Bay Recep T. Erdoğan,Bay Bülent Arınç,Bay Cemil Çiçek ve Bay Mehmet Müezzinoğlu ve vatan hainlerimiz duymasın!Mustafa Kemal Atatürk.

                                      

11 Nisan 2013 Perşembe

1026/TÜRK İSRAFİL'İ!



   T.C.
            OSMAN TÜRKOĞUZ
            T.C.osmanturkoguz@gmail.com
           
                                   İSRAFİL’İN BORUSU YALANA ÖTER!
            Osmanlı Devleti Üç Cellâtla başlamış olduğu cinayetlerine yetmiş üç Cellâtla devam edemedi ve battı! Son Padişah ve Türk İsrafil’inin Üçyüzyirmiyedi Cellâdı ve Atmış üç Cellât yamağı var; Türk ve Türklüğün köklerini kurutmak için; O da gidecek Türklüğe düşman olduğu için! Ostüzü.                                                                                                         İki Yunanlıyı karşılaştırmak istiyorum:
            Yunanistan Başbakanı Elefteriyos Venizelos/23Ağustos 1864/18 Mart 1936/;15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Ordusunu İzmir’e çıkartarak ülkemizi istila etmek isteyen Avukat kökenli bir politikacıydı. Kendisi iktidardan düştüğü ve Türk-Yunan Savaşını sürdürmek isteyen yeni Yunan Hükümeti yenilginin müsebbibi olarak kurşuna dizilmişti.Tekrar Yunanistan Başbakanlığına gelen E.Venizelos Ankara ziyaretinde Ankara garında başbakan ismet İnönü tarafından karşılanmıştı.Bu Türk düşmanı E.Venizelos,Nobel Ödülünün Mustafa kemal’e verilmesi için İsveç Nobel Ödülü Kuruluna bir mektup yazmıştı.Bu mektup,sayın Özgen Acar tarafından bulunarak 20 Mayıs 1981 tarihli Milliyet Gazetesinde de yayınlanmıştır:
            “Hak ve din kavramlarının karıştırıldığı, teokratik bir rejim altında çökmekte olan bir imparatorluk yerini ulusal, çağdaş,canlılık ve hayat dolu bir devlet almıştır .Büyük reformcu Mustafa kemal Paşa’nın itici gücüyle sultanların mutlakıyet rejimi kaldırılmış ve devlet açıkça laik olmuştur.Ulus,tümüyle haklı olarak,tutkulu bir biçimde ,uygar ulusların öncüleri arasında yer almak üzere gelişmeye doğru atılımda bulunmuştur. Ayrıca barışın güçlendirilmesi hareketi,belirgin bir biçimde etnik,modern Türk Devleti’ne bugünkü görünümünü sağlayan iç reformları ile birlikte yürütülmüştür..Gerçekten,etnik ve siyasal sınırlarından açıkça memnun Türkiye,komşularıyla tüm toprak sorunlarını çözümlemiş ve böylece yakın doğuda barışın temel direği olmuştur.Düşmanlık içinde geçen uzun yüzyıllar boyunca,Türkiye ile kanlı savaşlarını sürdürmüş biz yunanlılar,Eski Osmanlı imparatorluğunun yerini alan bu ülkedeki köklü değişikliğin etkilerini ilk olarak duyabilme fırsatını elde ettik.Küçük Asya felaketinin hemen ertesinde,savaştan bir ulus devlet olarak çıkan ve yeniden sağlığına kavuşmuş Türkiye ile anlaşma olanağını görerek,ona elimizi uzattık ve o da bunu içtenlikle kabul etti ve sıktı.barış isteğini besledikleri taktirde,en tehlikeli anlaşmazlıkların  ayırdığı halklar arasında anlaşma olanağı  için bir örnek oluşturacak bu yakınlaşmadan,iki ülke için olduğu kadar,Yakındoğu’da barış düzeninin korunması için de yalınızca olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır.İşte,barış sorununa bu değerli katkıyı sağlayan  kişi Türkiye cumhuriyeti Başkanı Mustafa Kemal Paşa’dır.
            Yakındoğu’da barış yolunun da yeni çağ açan Yunan-Türk anlaşmasının imzalandığı dönemde,1930 yılındaki Yunan Hükümetinin Başkanı sıfatı ile şimdi Nobel barış Ödülü Komitesinin Seçkin üyeleri önünde,Mustafa kemal Paşa’nın adaylığını,bu onur ödülüne layık olarak önermekten şeref duymaktayım.En derin saygılarımın kabulünü rica ederim,Sayın Başkan.E.Venizelos,09 Eylül 1934”Öneri tarihine dikkatinizi çekerim!
            Şimdi de bir Türk Başbakanının; Bay Recep Tayyip Erdoğan’ın, Allah ve Kur’an üzerine yemin ve kasemini okuyalım:
            “Ben Muhammet Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye’yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime,Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime,kısa zamanda ümmet esasına dayanan,şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma:dinim,Allah’ım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim!”
            Meriç Nehrini yüzerek Türkiye’ye iltica eden ve üç yıl sonra da Türk vatandaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti kimliğini alan ve Sağlık Bakanı olan diğer bir Yunanlının icraatına bakalım:Mösyö Mehmet Müezzinoğlu:”Hiçbir mantıki dayanağı olmadığı için,Sağlık Bakanlığı ünitelerindeki T.C.ile başlayan yazılı levhaları kaldırttım!”Buna,Meriç’ten Yunanistan’a dönüş denir.  Bu düşman saldırısı da Türk Gençliği tarafından ikinci defa püskürtülür.
            Bu kadar aleni ihaneti seyretmek te en büyük ihanettir!            

8 Nisan 2013 Pazartesi

1025/ÇOK ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA!






                               TC.
               OSMAN TÜRKOĞUZ
                osmanturkoguz@gmail.com
                İzmir;08 Nisan 2 013

                                    ÇOK ÖNEMLİ BİR UYARI!
                        Bir sınavda iki şık soru varsa;birisi seçilir!Seçmiş olduğumuz şık ya doğrudur ya da yanlış,ama şıklardan birisini seçmek ölçü için gereklidir.Bakan Büyük İmam Ustamız Ülkemizin kaderini belirleyecek,akıllara seza iki şık ortaya atmıştır
                        1/TÜRK VE  TÜRKLÜĞÜ KALDIRMAK,ÜLKEMİZİ FEDERE ETMEK!
                        /BAŞKANLIK SİSTEMİ!
                        İmamımız;Bizleri bu şıklardan birisini seçmeye zorladığında İMAMIN—USA’NIN VE İHANETİN—tuzağına düştük demektir.
                        Başkanlık Sistemi ehvenişer diyerek onu seçtiğimizde her iki şıkkı da seçmiş oluruz.İkinci aşamada Türk ve Türklük te gitmiş olur.Unutmayalım,en kötü şer ehveni şerdir!Büyük İmama ve en Büyük Türklük ve Atatürk düşmanının tüm önerilerini geri çevirmeliyiz.USA Dışişleri bakanı geldi.Kuzey Kore ve Çatma Davalar ve’l Suriye USA’YI zora soktu.Kıvırtmalar bekleyelim,bu Duru Görümü de asla unutmayalım.Saygılarımla.

1024/ATATÜRKÇÜLERİMİZE BİR ÖNERİ!






                           T.C.
            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@gmail.com
            İzmir;08 Nisan 2013-

            BİR ÖNERİM VAR ATATÜRKÇÜLERİMİZ!
Tüm iletilerimizin başına, ad ve soyadlarımızın tam orta başına, benim yaptığım gibi T:C:harflerini koyalım.Yazılarımız da bir Cumhuriyetçilik özelliği kazansın.Saygılarımla.

                                                          

1023/TRAJI KOMİK BİR HUKHUK!



                     OSMAN TÜRKOĞUZ
                        osmanturkoguz@gmail.com
                        İzmir;03 Nisan 2013.

                                   TRAJİ KOMİK BİR HUKHUK!
            Yeni yetme ve Fethulah’ın rahlesinden geçmiş bir Genç Polis; bir delikanlının belindeki tabancayı fark ederek derhal el koymuş ve:
            “Sizi, cinayete tam teşebbüs suçundan tutukluyorum. Konuşmamakta serbestsiniz!”Deyince, pantalonunu fermuarını açan Genç:
            “O zaman beni ırza geçmeye tam teşebbüs suçundan da tutuklamalısınız!”Deyince,”ne alakası var?”Sorusuna.
            “Görmüyor musunuz donumun içindeki ırza geçme aygıtımı!”Demiş.
            Bendeniz, haddim olmayarak, ne zaman Silivri Davalarının adını duysam bu fıkrayı hatırlarım.Atatürk’ten Korkanlar Partisi 2002 genel seçimlerinde iktidara gelmişti.Takiyye yapa,yapa,her yöne de sapa,sapa 2007 ve diğer  genel seçimi de kazanmıştı.İftiraların ve bu iftiraların çatma delillerinin kabulünü sağlayacak adli sistem oluşturulduğun da;Sayın Recep Beyimiz Başsavcılığa soyunuvermişti.Bir gece ansızın Anayasamızın 145’inci maddesi değiştirilerek askeri yargı sistemimiz çökertilmişti.Ve iddialar da bavullar dolusu gelmeye başlamıştı.03 Kasım 2003’te İstanbul’da Birinci orduda icra edilen bir plan tatbikatı Hükümet Darbesi provası olarak halkımıza sunulmuştu.Plan tatbikatını icra edenlerin çoğu da emekliye ayrılmıştı.Silah olarak ta ellerinde yalınız ruhsatlı zati tabancaları vardı.Türk Silahlı Kuvvetlerine emir verme yetkileri de yoktu.Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerleşik geleneğine göre de emir üniforma ile verilirdi.Hükümet darbesi için hiçbir maddi hazırlıkları  ta yoktu.Yeni oluşturulan ve Recepko olarak adlandırılan Polis taburları ile Türkiye Cumhuriyetine onurlu hizmet eden komutanlarımızın evleri basılmış,kaçma şüphesi ile de tutuklanmışlar,vatan haini muamelesine tabi tutulmuşlardı.Gizli tanık rezaleti hukuk sistemimize de sokulmuştu.Normal hukuku uygulamak isteyen yargıçlarımız da tasfiyeye uğramışlardı.Alman adaletinin dolandırıcılıktan hüküm verdiği suçlular da en üst devlet memuriyetlerine getirilmiş,haklarında soruşturma açan Cumhuriyet Savcıları da görevlerinden uzaklaştırılmışlardı.
            Tüm bu Çatma eylemler Anayasamıza göre teşekkül ettirilmiş olan “tüm irticanın öbeklendiği” bir hükümeti korumak içindi! Şimdi, bakar mısınız asıl komediye! Sağcı iktidarların 17 seferde 111 maddesini değiştirdikleri ve hâlâ askerin hazırladığı anayasa dediği anayasamız üzerine ant içtikleri halde, yapmakta oldukları anayasal ihanete! Anayasamızın devrimci niteliği bozulmuş,tüm maddeleri yok sayılmış,Türk bayrağı,Türkçe,  Türkiyenin üniter yapısı ve ulusal birliği aynı iktidar mensupları tarafından tecavüzlere uğramış!Türk ulusu kavramı inkâr edilmiş;kırmızı çizgileri de aşılmış,Türkiye Cumhuriyetinin temel kavramları çökertilmiş bir durumda yeni anayasa yapma telaşlarına!Her şeylerini Allah’tan ve TSK’DAN bekleyen bu toplumun yiğitleri esir kampına alınanlardan ibaret miymiş!Bir onurlu ulusu çökertmek bu kadar kolay mıdır!Sağcı iktidarın sıkıştıkça korumasına ve nimetlerine sığındığı anayasamızın anayasal kurumlarına ne oldu?Atmış üç S’Akil kimesne korumasına sığındığı anayasamız aleyhinde nasıl vatandaşlarımızı kandırmakla görevlendirilirler?Bir anlayan varsa beri gelsin,vakit geçmeden!
            Bu çatma olayı başka bir biçimde de anlatmak istiyorum.
            Çoğunluğu asker emeklisi olan Seksenbeş yaşının üstündeki emekliler bir dernekte toplanmışlar. Uzun tartışmalardan sonra da derneklerinin adını koyabilmişler:”Karşı Cinsle Ebedi Dostlar Derneği!”Bir yaz günü; Kadınlar plajının bitişiğindeki sahili Maliyeden kiralamışlar. Atatürk’ten Korkanlar Belediyesi Kadınlar plajını tahta perdelerle kapatmışlar.Üçyüze yakın yaşlı emekli,kiralık plajlarına mayıs başında taşınmışlar.Köpek balıkları ve bitişik dağdaki yırtıcı hayvanlar için de iki otomatik av tüfeği getirmişler.Bazı emekliler de zati tabancalarını getirmişler.denizdeki hedeflere atış yarışı düzenleyerek tabanca ile ateş etmişler.Ağustos başında da sahili maliyeye teslim ederek şehir merkezindeki Dernek Lokaline dönmüşler.Eylül ayının başında da ,dernek lokali ve emeklilerin evleri tam teçhizat polislerle basılarak her şeylerine el konulmuş.Sorgulanmaları için çok sayıda Müddei Hususi tayin edilmiş.Bavullar dolusu belgeler ortaya saçılmış.Boş tabanca ve av tüfeği kovanları,ses kayıtları,Kadınlar plajının krokileri,kadınlar Plajının tahta perdelerinde açılmış gözetleme deliklerinin fotoğrafları ve çok sayıda maskeli tanık.Bir gece Kadınlar Plajını basarak kadınları rehin alarak ırzlarına geçmek ve hükümete baskı yaparak darbe yapmaya tam teşebbüs suçundan tüm emekliler ve yakınları tutuklanmışlar.Tutukluklarının kaldırılması için yapılan itirazlara da kaçma şüphesi ve delillerin karartılması şüphesiyle olumlu yanıt verilmemiş.Müddei Hususilerin ellerindeki  çok sayıda baş kovan ile tahta perdelerde açılmış gözetleme deliklerinin fotoğrafları ve internet üzerinden yapılmış yazıları itiraflar basına da sızdırılmış.Halk,ayağa kalkmış.”Ulan bu morukların gözleri mi kızmış!”mitingleri yapılmış.Savunma; emeklilerden hiç birisinin bilgisayarı olmadığı gibi;tahta perdedeki deliklerin ağaç özünden dolayı oluştuğunu uzman bilirkişilerce kanıtlamasının yanın da adli tıp raporlarını da mahkemeye sunmuşlar:Adli Tıp Raporu şu şekilde düzenlenmiş:
            “Sanıkların takım ve taklavatlarının çok bakımlı ve emeklilik uykusunda olduğu bi tetkik anlaşılmış olmasına karşın, uyandırılabilirler. Tam duhül olmasa da sürtme ile ırza geçme filini gerçekleştirebilirler!”Sanık avukatlarının, müvekkillerinin şekerden dolayı uzun süredir sertleşme sorunları olduğunu belgelerle ortaya koymasına karşın mahkeme kurulu ve bir üst mahkeme sanıkların suçun özelliği nedeniyle ölene kadar içeride kalmalarına karar vermiş. Kadınlar plajındaki Hanımlardan hiç birisi de şikâyetçi olmadığı halde, Başsavcımız:”Kadınlarımızın ırz ve namusları hükümetimize emanettir. Partimiz bu olaydan da dersler çıkartmıştır. Bu davanın Başsavcısı benim,bu dava nereye kadar giderse gitsin izlemekten yorulmayacağız.Kadınlarımızın ırz ve namuslarını korumak için 3B satışı gelirlerinden onlar için,gözetleme mazgallı kale gibi plajlar inşa edeceğiz! Adalet bağımsızdır,karışamayız!”Demiş.İşte olay bundan ibarettir,ey S’akillerimizin ağzına bakacak olanlarımız!

                                   

İzleyiciler

Blog Arşivi