14 Ocak 2011 Cuma

236- FELAKETLERİ UNUTMAK VE BÖLÜNEREK YIKILMAK!

          OSMAN TÜRKOĞUZ
          osmanturkoguz@hotmail.com
          İzmir 31 Aralık 2010
                             
                              FELAKETLERİ UNUTMAK!
                                                 VE
                               BÖLÜNEREK YIKILMAK! (12 Ocak 2011).

“Bir cemiyette en muzır adam, ehliyetsiz olduğu halde salahiyet sahibi olandır!
Başvekil İsmet Paşa, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin diploma töreni.08 Temmuz 1929.
“Benim milletimden ısrarla istediğin tek şey şudur: Kendisini yönetmek için başının üzerine çıkaracağı adamların, kanındaki ve vicdanındaki cevheri incelemekten bir dakika fariğ olmasınlar.” Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
“Cesaret insanı zafere/Kararsızlık tehlikeye/Korkaklıkta ölüme götürür.”Filozof Seneca, Sayın Şenol Güneş’ten.
“Buz dağının görünen kısmına göre manevra yapan kaptan da gemideki yolcularla beraber ölür.” Ostüzü.

          Ortaçağdan sonra; barutun icadı, topçuluğun gelişmesi ve yeni keşfedilen kıtalardan getirilen servetler, küçük devletlerin yıkılarak merkezi kırallıkların gelişmesini sağlamıştı.
Sonunda büyük imparatorluklar kurularak sayısız devleti çatısı altında toplamıştı.
Fransız İhtilali ve Büyük Filozofların aydınlatmaları ile haksızlığa ve zulme uğrayan ulusların bağımsızlıklarını kazanmalarına neden olmuştu.

11 Ocak 2011 Salı

235- İNSANLARA VE CANLILARA VERİLEN DEĞERLER!

                 OSMAN TÜRKOĞUZ
                 osmanturkoguz@hotmail.com
                 İzmir; 11 Ocak 2011

               İNSANLARA VE CANLILARA VERİLEN DEĞERLER!

“Cahil, duyar ve görür hemen değişmez bir hüküm verir.
Militan sloganlara sarılarak öldürür ve ölür.
Aydın da; duyar, görür, araştırır ve soruşturur, kanıtlara göre yargılar ve bir sonuca varır.”

Ünlü Çinli Filozof Konfüçyüs, Çin’de bir eyaletin Adalet Bakanı olduğunda, ilk işi olarak halkın çok sevdiği, çok güzel konuşan bir politikacıyı idam ettirmek olmuştur. Çünkü cahiller ve militanlar böyle bir Madrabazın eline düştüklerinde, Aydınlara ateşlerde yanmak ve o topluma da masallarla yaşamak düşmektedir. Ülkemiz böylesine bir kısır döngüye düşürülmüştür.
Halkımız, Aydın ve Entelektüel geçinenleri dâhil, Doğru-Yanlış metoduna göre her sosyal ve tarihsel soruya yalınız bir tek yanıt vermektedirler.
”Yavuz Sultan Selim!” Dediğinizde, kişinin inancına göre iki türlü yanıt alınmaktadır:
        1-Çok yiğit, kahraman bir Padişahımızdı.
                 2-Çok zalimdi, (40.000) Alevi Türkünü kestirdi ve Şah İsmail’i boş yere yendi!                                                                       Bu yanıttan ötesi Çin setti!
        Sultan Abdülhamit? Yine iki türlü ve tek cümlelik yanıt:
                 1-Kızıl Sultan, Jurnalci başı!
                 2-Masonların hışmına uğramış, hiç arazi yitirmemiş, Dinimizi öne çıkarmış bir Hakanımızdı.
       

10 Ocak 2011 Pazartesi

234-PADİŞAHLA DA CİVAN SEVER!

OSMAN TÜRKOĞUZ
        İzmir; 28 Nisan 2010. (15 Aralık 1997)

                 PADİŞAHLAR DA CİVAN SEVER!

        “Muhteşem Yüzyıl” adlı dizinin ilk bölümü oynatıldığında, tüm Osmanlı kulları ayağa kalktılar.
“Padişahlarımızın da manevi değerlerini korumak için, ATATÜRK’Ü koruma kanunu gibi kanun çıkartalım!” Diyerek önerilerde bulundular! 07 Ocak 2011.
Bir devletin yıkılmasına ve bir toplumun da çürümesine neden olan denenmiş bir idari sistemi yeniden getirmekte ısrar, İhanetin, Cehaletin ve Çıkarcılığın işaretidir! Ostüzü.
“İstanbul kanatlarımın altında” adlı bir film çekilirken, Dördüncü Murat’ın cinsel tercihi üzerine büyük bir gürültü kopmuştu. Kültür ve Turizm Bakanı olan, ahenkli sesli MHP’li bir politikacımız: “Dördüncü Murat’ın dörtdörtlük, kadınlara yönelik cinsel hayatı olmuştur. Zinhar, Gılmanlarla bir ilişiğinden söz edilmeye!” Buyurmuştu.

        15 Haziran 1997 tarihli Hürriyet Pazar’da inadına bir makale yayımlanmıştı. Bütün dini bütün milliyetçilerimiz vekâletsiz iş görme akdine sığınarak avukat kesilmişlerdi. Bunun üzerine de şimdi vereceğim yazı yayımlanmıştı:
“Geçen hafta Fatih Sultan Mehmed’in sansürlenen şiirlerinden söz etmiş, İstanbul Belediyesi’nin Fatih’in divanında yer alan 70 adet gazelden 43’ünü nasıl makasladığını anlatmıştım. Makaslanan şiirlerden verdiğim örnekler hayli ses getirmişti. Bazı gazeteler yazımdan alıntı yaparken, konu tv’lerde tartışıldı. Fatih’in şiirlerinden tam beş asır sonra ”in” olduğunu görünce, onun İstanbul mısraıyla
Belediyesi’nin hışmına uğramış olan bir gazelini daha yazayım dedim.

7 Ocak 2011 Cuma

233- SINIRLARDA MEHMEDİM!

OSMAN TÜRKOĞUZ

SINIRLARDA MEHMEDİM

YÜREĞİNİ YASTIK YAPMIŞ TA ARKASINA;
GÖZLERİ ELLERİNDE DÜRBÜN.
YAĞMURLA, RÜZGÂRLA, KARLA BERABER,
GECELERİN ARKASINDA,
MEVZİDEDİR MEHMEDİM.

KAÇAKÇI KURŞUNLARI GELİR ZİYARETİNE,
KATIK YAPAR DA KURU EKMEĞİNE,
ULUSUNUN TÜM SEVGİSİNİ KATAR.
GECELER BOYU SINIRDADIR MEHMEDİM;
AYLA BERABER,
GÜNEŞLE YATAĞINA YATAR.

SİLAH SESLERİ BÖLER GECEYİ,
BAZAN ÜÇE, BAZAN DA DÖRDE.
KIRK MİLYON OLUR DA MEHMEDİM,
ÖYLE VURULUR, ÖYLE ÖLÜR,
ÖYLE DÜŞER, DÜŞERSE DERDE.

NE BİR ANA BULUNUR,
NE DE BİR BACI YANINDA.
KIRK MİLYON TÜRK UYUR GECELERİ,
MIŞIL, MIŞIL,
UYKUSUZ MEHMEDİMİN ARDINDA.

VURULUR MEHMEDİM,
KIŞ ORTASINDA, YAZ BAŞINDA.
VURULUR MEHMEDİM,
YILDIZLARIN VE AYIN TANIKLIĞINDA;
GECELER AYDINLANIR KANINDA;
TOPRAK VATAN OLUR CANINDA

BİR SİGARA GİBİ TÜTTÜRÜR,
UZUN KIŞ GECELERİNİ.
YALNIZLIK TA ÇEKİLİR Mİ HİÇ,
KAR OLMASA, YAĞMUR OLMASA,
KAÇAKÇI KURŞUNLARI DA OLMASA.
TESBİH YAPAR DA MEHMEDİM,
SABIR, SABIR ÇEKER,
YA TESKEREYİ YA DA ÖLÜMÜ.

VURULUR ÖLÜR MEHMEDİM,
BAZAN GECENİN ORTASINDA,
BİLİR AMA MEHMEDİM BİLİR,
KIRK MİLYON TÜRK UYUR GECELERİ,
MIŞIL, MIŞIL,
YARALI MEHMEDİMİN ARKASINDA.

SU UYUR, TAŞ UYUR, DÜŞMAN UYUR DA,
UYMAZ SINIRDA BENİM MEHMEDİM.
VURULUR, ÖLÜR DE BENİM MEHMEDİM;
AK GÜVERCİNLER GİBİ RUHUNU;
SELAM, SELAM, SELAM DİYE,
ULUSUNA GÖNDERİR.

(Kızıltepe; 1977)
Çeşmealtı,19 Mayıs 2009

4 Ocak 2011 Salı

232- LAİKLİK, DEĞİL TÜRK'ÜN; İNSANLIĞIN OLMAZSA OLMAZIDIR!

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@hotmail.com
         Çeşmealtı; 19 Mayıs 2010.

                   LAİKLİK, DEĞİL TÜRK’ÜN;
                            İNSANLIĞIN OLMAZSA OLMAZIDIR!
                                      BU BÖYLE BİLİNE!

“Bir insanın ham laik hem de müslüman olması mümkün değildir!”Sayın RTE.
“Dizsiz devlet olmaz! Devletin de bir dini olması lâzımdır!”Dini bütün politikacılarımız!
         O zaman Devleti nerede ve kime sünnet ettireceğiz Sayın Bayım! Ostüzü..Devletlinin dini olur ya da dini olmaz!Din gerçek kişiler içindir.

         Komünizmin Rusya’da yasaklanmasından sonra; gösteri yapan komünistleri Rus polisi copla karşılamıştı. Bendeniz, Eski hızlılara: ”Komünizm Rusya’da bile tutmadı!” Desem, bu olumsuzluğu Rusların aptallıklarına yıkıp çıkıyorlar!
         Her türlü yer altı servetlerine karşın islamı uygulayan ulusların içine düştükleri ilkellikleri ve gerilikleri, hangi şeriat özlemcisine anlatsam:
         “Hata o uluslarda; onlar islamı tam olarak uygulayamıyorlar!” Diyerek olayı basite indirgeyiveriyor.
         Onların özlemini çekmiş olduğu tamamen Arap milliyetçiliği ve insanlık dışı uygulamaları göstermek için, Afganistan’dan ve Suudi Arabistan’dan örnekler göstersem, ”şeriat ne diyorsa o mutlaka yapılmalı!” Diyerek kaçamak cevap vermekle yetiniyorlar.
         Üşenmeden; zina ile suçlanan bir adamın makatından sokulan sopanın omzundan çıkarak, o zavallıyı acılar içersinde öldürülüşünü alkışlarla karşılayan çoluk çocuk ve çocuklu sunumu göstersem:
         “İbret olur, bir daha zina suçunu işleyen olmaz!” Diyerek hüküm veriyorlar. İlk olarak zina suçlaması ile bir Yahudi kadın, Tevrat hükümlerine göre, doğumunu yaptıktan sonra, İslam Peygamberi Hz. Muhammet tarafından taşlanarak öldürtülmüştü. Zina ile suçlanan erkeğe de verilecek böyle bir ceza yoktu! Her islam ülkesinin şeriat uygulamaları aynı değildir. Tüm islam ülkelerinde, ne cins bir şeriat uygulaması yapılmalıdır? “HER ÜLKENİN KAREKTERİNE VE GELENEĞİNNE GÖRE! HOPPALA YAVRUM, GELENEK GERİ GELDİ!”
        

3 Ocak 2011 Pazartesi

231-AMERİKAN HAMAM BÖCEKLERİ!

OSMAN TÜRKOĞUZ
         İzmir; 03 Ocak 2011

                            AMERİKAN HAMAM BÖCEKLERİ!
                                      (KAKALAK’LARIMIZ)!

         Yüzlerce türü olan bu hırsız canlıların çok ta çeşitli adları vardır. Kakalak, Hamam Böceği, Alman Hamam böceği, Amerikan Hamam Böceği, kalorifer Böceği, İlh.
         Rahmetli Ümit Yaşar Oğuzcan’ın o görkemli şiirinde anlattığı devirlerde, devletlûları hamama götürerek bir güzel keseleyerek kirleri ile birlikte bitirirlermiş. O zaman bu çok adlı böcekler de hamamlarda devletlûların muhteşem kirleri ile beslenirlermiş. Bu nedenle de hamamları mesken tuttukları için Hamam Böceği ismi şahanesini hak etmişlermiş.

230-KIRMIZI KADIN DONU ULEMALARINA SUALİMDİR!

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         Osmanturkoguz@Hotmail.com
         İzmir; 02 Ocak 2010
                  
                             KIRMIZI KADIN DONU ULEMALARINA
                                               SUALİMDİR.

         Bolu’nun dini bütün Büyük Din Bilgini Cumhuriyet müftüsü, anayasamızın (136)’ıncı maddesinin ruhuna kırmızı bir Fatiha okuyarak dini yasaklara “KIRMIZI DON GİYMEYİ DE “ EKLEMİŞTİR.
         Diyanet İşleri Yeni Başkanımız da neden seçilmiş olduğunu apaçık beyan etmişlerdir: ”Yılbaşı geleneğimiz yokmuş”; hadi canım sende.
Bizim var.
         Fırsat bulmuşken bu Bilginlerimize dini müşküllerimi sual etmek istedim:
         Hanefi Mezhebi İçtihat’a ve Akla dayanır. Şafii Mezhebi de Nakle dayanmaktadır.
Benim bildiğim ve dahi çok iyice bildiğim bir İslami hukuk kuralı vardır: Her hangi bir meselede “İcmayı ümmetin, İslam içtihatçılarının, vermiş oldukları yeni bir içtihat kararı eski kararı yürürlükten kaldırmaz, ikisi birden yürürlükte kalırdı. Ancak, tüm içtihatçılar ölmeden bu yeni karar yürürlüğe konamazdı.”
         Kur’anı Kerim’de de birçok ayetin aksi ayetler vardır. Bir ayeti nakzeden ayet indiğinde, nakzedilen ayet silinmez o dahi Kur’anda Suresi içinde kalırdı. Önemli bir örnek vermekle yetineceğim:
         16’ıncı En-Nahl-hurma-suresinin (67’inci ayeti:
         “Hurma ağacının meyvesinden ve üzümlerden bir içki ve güzel bir rızık edinirsiniz.” Sirki Hasen=, sekere, Habeş dilinde sirke anlamına geldiğini söylemek zorlama olmaktadır. Kur’anı Kerim Arapça inmiştir. Açıklaması: O zamanlar içki içmeye yasak gelmemişti. El-Maide suresinin 90-91’inci ayetlerinde Şarap içmek yasaklanmıştır. ”Hasan Basri Çantay, Kur’anı Kerim ve Meali Kerim. En Nahl suresi 67’inci ayet. Üç ayette yerli yerinde duruyor. Bir de:”sarhoş olarak ibadet etmeyiniz!” Var.

1 Ocak 2011 Cumartesi

229-LAİKLİK NİÇİN TÜRK'ÜN OLMAZSA OLAMAZIDIR!

LAİKLİK NİÇİN TÜRK’ÜN OLMAZSA OLMAZIDIR?
OSMAN TÜRKOĞUZ
Çeşmealtı; 21 Haziran 2010.

( LAİKLİK, Sİ NE QUA NON.)
Yalta Konferansında, F.D.Roosevelt, W.Churchill ve J.Stalin bir araya gelirler. İngiltere aslanının pençesi zayıfladığı halde, Churchill hâlâ eski türküleri söylemek sevdasındadır. Ve ortaya bir fikir atar:
“Öyle bir barış yapalım ki, Jülyüs Sezar’ın karısının namusu gibi sağlam olsun!” Der.
Jozef Stalin, şeytani bir gülümsemeyle:
“O’NUN namusu hakkında da söylentiler var!” Deyiverir.
Jülyüs Sezar hakkındaki tarihin hükmü ne kadar adi ise, karısı –Cleopatra ile evlenmediği halde bir oğulları olmuştur. Üç defa evlendiği söylenir-hakkındaki hükmü de o denli onurludur.

228-FELAKETLERİ UNUTMAK

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@hotmail.com
         İzmir 31 Aralık 2010
                           
                            FELAKETLERİ UNUTMAK!

“Bir cemiyette en muzır adam, ehliyetsiz olduğu halde salahiyet sahibi olandır!”
Başvekil İsmet Paşa, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin diploma töreni. 08 Temmuz 1929.
“Benim milletimden istediğin tek şey şudur: Kendisini yönetmek için başının üzerine çıkaracağı adamların, kanındaki ve vicdanındaki cevheri incelemekten bir dakika fariğ olmasınlar.” Mareşal Gazi Mustafa kemal Atatürk.
“Cesaret insanı zafere/Kararsızlık tehlikeye/Korkaklık ta ölüme götürür.” Filozof Seneca, Sayın Şenol Güneş’ten.

         Ortaçağdan sonra; barutun icadı, topçuluğun gelişmesi ve yeni keşfedilen kıtalardan getirilen servetler, küçük devletlerin yıkılarak merkezi kırallıkların gelişmesini sağlamıştı. Sonunda büyük imparatorluklar kurularak sayısız devleti çatısı altında toplamıştı.
         Fransız İhtilali ve Büyük Filozofların aydınlatmaları ile haksızlığa ve zulme uğrayan ulusların bağımsızlıklarını kazanmalarına neden olmuştu.
19’uncu ve 20’inci asırlar, büyük devletlerin denge aramalarına tanık olmuştu.
20’inci asrın ikinci yarısı da Bloklaşmaya sahne olmuştu. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Komünist Rus Bloğunu dağıttıktan sonra, Komünist Çin de modelini değiştirerek serbest piyasa ekonomisini geçmişti.
         İşte ulus devletler için felaket bu suretle meydana gelmiştir. Felaketin adı da USA’DIR!
         Sanayide ileri gitmiş ülkeler bir birlik oluşturarak Üniter ve güçlü ülkeleri bölerek küçük, küçük tüketim toplumları yaratmak ve ortaçağ beyliklerini oluşturma yoluna girdiler.
        

28 Aralık 2010 Salı

227-DEMİRCİ DAĞINDAYIM!

         OSMAN TÜRKOĞUZ  
         Çeşmealtı; 05 Temmuz 2009

                   DEMİRCİ DAĞINDAYIM!
 Doğamızda bulunan,  canlı ve cansız, her nesneye mutlaka bir ad konulur. Tüm uygarlıklarda da bu böyledir.
Yalınız; Orta Asya Türk Toplumlarında, tüm erkekler adsız doğarlar, topluma yararlı bir iş yaptıklarında ancak ve dahi ancak bir ad sahibi olurlardı.
Tanrımıza bin şükür bu geleneğimiz kalkmış; yoksa adsız ölüp te gidecektik. Adsız ölenleri de cennete almayacaklarına göre, oralarda da adsız olarak sürünecektik. Zebanilerin işleri de zorlaşacağından, Roma usulü birer numara ile adlandırılabilirdik.
         Her ŞİİR, şiiri yazanının gönlünden fışkıran yeni bir doğumdur. Her yeni doğan adlandırıldığına göre de, her şiire bir ad vermek gerekir.

İzleyiciler

Blog Arşivi