23 Ocak 2011 Pazar

243-ULUSAL KONGRELERİMİZ KUTSALDIR.

OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@hotmail.com
Çeşmealtı;19 Haziran 2010.

ULUSAL KONGRELERİMİZ,
TOPLUMSAL SÖZLEŞMELERİMİZDİR;
KUTSALDIR!
Ülkemizde Kara ses adıyla ünlenen ve bugün de Erzurum mezarlığında, görkemli mezarında yatmakta olan, Cemalettin Kaplan;1970’li yıllarda, az kalsın Diyanet İşleri Başkanımız olacaktı. Yönetimin ve askerin gözüne girmek için, bir de Süleymancılar aleyhinde bildiri yayımlamıştı!
Süleymancıların 1967 senesinde yayımlamış oldukları”İnanacağımız Esaslar!” adlı bildirinin en can alıcı noktasına dokunulmamıştı:”Bu önemli! Madde, Halife ile ilgiliydi:
“HALİFESİ OLMAYAN ÜLKEDE CUMA NAMAZI KILINAMAZ!”

242-DİN ULULARININ HAREMLERİ.

OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@hotmail.com
İzmir;21 Ocak 2011.

DİN ULULARININ HAREMLERİ!
“Bu işte en hızlı ERKEK!,17’inci asırda Kuzey Afrika’da yaşamış olan(667)çocuk sahibi bir İslam Sultanıdır! Sonra da(132) çocukla, beş Kardeş Katili, Yahudi Nurbanu’dan olma Üçüncü Murat gelir.”
En fakir harem sahibi de Cennet’te olduğu halde kendi, kaburgasından yaratılmış Havva ile iktifa eden Hz. Âdem Peygamberimizdir.”Ostüzü.
Bendeniz çok derinlere ve gerilere inmeyeceğim.”Muhteşem Yüzyıl” filmi nedeniyle, gümbürtüsü çok çıkan kurusıkı tüfeklerle ateş edenlere de seslenmeyeceğim. Ha onlara seslenmişim, ha başkaları tarafından doldurulan kurusıkı tüfeklere seslenmişim. Bendeniz, aklı olan, araştıran ve bir sonuca varan bizim çağımızın Aydın insanlarına sesleneceğim.

18 Ocak 2011 Salı

241- İÇMESİNLER DE NE YAPSINLAR!

                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                  osmanturkoguz@hotmail.com
                 İzmir; 18 Ocak 2011.

                         İÇMESİNLER DE NE YAPSINLAR;
                         SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN BEY!
         Uzun seneler önceydi; Manavgat Orman İşletme Müdürü olan Sayın İsmail Zengingönül, Amerika’da bir tarımcılar kongresinde tanık olduğu bir olayı anlatmıştı:
        Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanı; kürsüye gelerek Amerika’nın tarım politikası üzerine sekiz dakikalık bir konuşma yapar ve kürsüden iner. Kürsüye çıkan her tarımcı, ağza alınmayacak küfürlü ve dahi hakaret dolu sözlerle Bakana yüklenirler.
En sonunda Bakan kürsüye gelir.
Sayın İsmail Zengingönül meraktan yerinde oturamaz. ”Şimdi bir söz düellosu dinleyeceğim”; derken, Ol Salak Bakan! İki dakika konuşur ve:
        “Yapıcı tenkitlerinizden çok yararlandım, saygılarımı sunarım!” Diyerek, alkışlar arasında kürsüden iner.
Sayın İsmail Zengingönül, yanındaki Amerikalı meslektaşına döner ve gayetle şaşırmış bir ses tonu ile:
        “Bu kadar hakaret sayın bakan neden karşılık vermedi?” der. Amerikalı Orman Mühendisi:
        “Aziz dostum, burası Türkiye değildir. Her çiftçinin söylemiş olduğu söz o çiftçiyi bağlar. Amerika Birleşik Devletleri adına kürsüye çıkan bakanın söyleyeceği söz de Amerika Birleşik Devletlerini bağlayacağından, bakanlar halk gibi konuşamazlar ve hakla atışamazlar!” Der.
        Şimdi dönelim Ülkemizin iktidar sahiplerine. Bir stadyumun açılışında yapılan ıslık ve alkışlı pretostaya:

240- ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA ULUSAL GÜÇLERİN KARŞILAŞTIRILMASI!-2


          OSMAN TÜRKOĞUZ
          osmanturkoguz@hotmail.com
          Çeşmealtı; 08 Haziran 2010.

                    ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA
                    ULUSAL GÜÇLERİN KARŞILAŞTIRILMASI! 2
                   
İKİNCİ BÖLÜM!
                    İLGİ: A. Bir ulusu ve bir dini bölen fetvalar,
                              B. İhanetin belgeleri,
                              C. Vatan hainliği suçları,
          D. Dövüşen iki kardeş kavmin tanrılarıdır.
E*Silahlı Kuvvetlere Müdahale, Ulusal Felaketlerin Habercisi midir?  Ostüzü.       
          Blog adresim: http://osmanturkoguz.blogspot.com/
                                                
          1854–1855 yıllarında Yunanistan’ın Atina Büyük Elçisi olan bir Fransız diplomatının anıları dilimize de terüme edilmiştir. Çok ilginç bilgiler içermektedir.
Yunanlıların, Batılıların bildiği gibi uygar insanlar olmadıklarını örnekleriyle açıklamaktadır bu kitap. Eflatun (Platon)’un Hindistan’da kaldığını biz de biliyoruz. Eflatun, Devlet isimli eserini Hindistan’dan aşırmıştır diyor bu kitap.
          Bizim Aydın geçinenlerimiz de; Atina’yı ve dolayısıyla Yunanistan’ı aydınlatan Anadolu kültürünün mirasını yok farz ederek, Türklerin Anadolu’daki tarihlerini 400 çadırlık bir aşiret göçüne bağlamaktadırlar!
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; bu bilimselliğe! Gerekli tokadını vurmuştur.
          Mareşal Gazi Mustafa Kemal; devrimlerini uygulamaya koyduğu sıralarda; tüm TÜRK aydınlarının düşüncelerine asırlık bir kuruntu egemendi: ”Arabınkini Arap’a, Aceminkini Aceme, Batı’nınkini de Batı’ya geri versek; bize uzun kollu bir Buhara hırkasından başka bir şey kalmaz!”
          Divan’ı Lugat’it Türkî; Kutadgu Bilik, İbni Sina; Farabi, El Buruni, Secerey’i Terakime, Ali Şir Nevai ve Dedem Korkut’tan haberi olmayan bu kuruntu sahiplerine bugün acıyarak bakmaktayız!
         

17 Ocak 2011 Pazartesi

239- ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA ULUSAL GÜÇLERİN KARŞILAŞTIRILMASI


TÜRKOĞUZ                                        osmanturkoguz@hotmail.com
Çeşmealtı; 01 Haziran 2010.
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA,
ULUSAL GÜÇLERİN KARŞILAŞTIRILMASI!
                    BİRİNCİ BÖLÜM!

Ulusal Kurtuluş savaşındaki kahraman Yiğitlerimizin
  Tanrısal öykülerinin anısına.
“KAHRAMANI olduğu kadar GAFİLİ’DE, HAİNİ DE çok milletiz!”BAŞKOMUTAN MUSTAFA KEMAL. Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler, s.555.

          Efendim, bendeniz bu başlık altında bir kitap yazmayı amaçlamıştım. Bu işin zorluğundan yılmadım ve yılmam da. Yazmış olduğum kitaplar raflarda, ya da alanların elinde kaldı.
          Ulusumuzun kahramanlıklarını ilgilendiren konularda sürekli konuşanları dinlediğimde, bunların üç grupta toplanmış olduklarını gördüm:
                    1*Hiçbir gerçekçi bilgisi olmadan; yalan ve yanlış, kulak dolgunluğunun vermiş olduğu cesaretle konuşanlar;
                    2*Hainler ve Ajan Provokatörler!
                    3*Yunanistan’ı hafife alanlar;
                    4*Türk Ordusunu ve Türk Ulusunu bugünkü seviyesinde sananlar. Atatürk devrimine inanmayanlar.
                    GENEL DURURUMUZ!
          30 Ekim 1918 tarihinde; Limni adasının Mondros Limanında; Agamemnun savaş gemisinde, zorla imzalamış olduğumuz Ateşkes antlaşmasının 7’inci maddesine göre ülkemiz işgal edilmişti.
İstanbul, İzmir, Aydın, Antalya, Konya, Ayıntap, Urfa, Mersin; Adana; Mardin, Maraş, Samsun; Ankara, Eskişehir, İzmit, Balıkesir, Bursa, Bandırma ve çok sayıda kasaba ve köylerimiz, İngiliz, Fransız , İtalya ve Yunanistan tarafından işgale uğramıştı.
Doğuda da Ermeniler Kars’ı işgal ettikleri gibi, Doğu vilayetlerimizde de egemendiler. Karadeniz kıyılarında da Rum-Pontus işgali vardı.
Güneyimizde de Fransız kontrolünde, Ermeni Milisleri katliamlar yapmaktaydılar.
          Yaralı bulunan Yavuz savaş gemimiz İzmit körfezinde bağlıydı. Donanmamızı oluşturan gemiler de Haliç’e çekilmişti.
Bütün denizlerimiz; İngiliz, Fransız, İtalyan ve yunan donanmasının kontrolü altındaydı. Elimizde sağlam bir gemi yoktu.           Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra; Saman pazarındaki bir kiralık binada, 22 deniz subayı toplanarak TÜRK DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINI OLUŞTURMUŞTU!
          Teşkilat’ı Mahsusa dağıtılmıştı. İstanbul’da birbirinden bağımsız haber alma grupları oluşturulmuştu.

238-TUNUSLULAR NEDEN ALLAH'A HAVALE ETMEDİLER!

        OSMAN TÜRKOĞUZ
        İzmir; 17 Ocak 2011.
                
TUNUSLULAR NEDEN ALLAH’A HAVALE ETMEDİLER!

        Bendeniz, ”Ne Allah’a Havale, Ne de Sandığa Gömme!” Başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Hiçbir meraklı Arkadaşım çıkıp ta, “yahu Osman, sen ne demek istiyorsun?” Demedi.
        Eşim Sayın Majeste Hamret Hanım:
        “Sormazlar, okuyup ta geçerler. Soru sormak için insanda iki şey gereklidir. Onların ne olduğunu sen benden iyi bilirsin!” Dedi, topu da taca attı.
        1958 senesinde Uluborlu İlçe Jandarma Bölük Komutanıydım. Mustafa Koç adlı bir Aydın İlkokul öğretmeni arkadaşım, Eğridir’de yayımlanan bir gazeteye yazılar yazardı. Okuduğum, “Toplum olarak her şeyi Allah’a havale etmemizi” eleştiren bir yazıdan O arkadaşıma söz etmiştim. Bir hafta sonra arkadaşım üzgün bir halde:
        “Komutanım anlatmış olduğunuz o fıkrayı yazdığımdan dolayı Eğridir Cumhuriyet Savcısı aleyhimde soruşturma açmış, Ulıborlu ilçe merkezindeki gericilerden de tehditler alıyorum!” Dediydi. O arkadaşı teskin ederek kaynak kitabı eline verip bir de güzel bir savunma yazdıydım.

14 Ocak 2011 Cuma

237-BİR DUDU DA MEDET OLUR!


                    OSMAN TÜRKOĞUZ
                    osmanturkoguz@hotmail.com
                    İzmir; 14 Ocak 2011.

                              BİR DUDU DA MEDET OLUR!

Devşirme ve dahi Dönme Rüstem Paşa’nın Van’daki Kirli donunun döt dikişinde bulunan bit, O’NU Birinci Süleyman’a damat yapmıştı. ”İkbal’i Bit!”
Emekli Köprülü Mehmet Ağanın şapdığı Ermeni Dudusu da Osmanlıda huzur yaratmıştı! Ostüzü.

          Osmanlı tahtına Deli İbrahim lâkabı ile (18)’inci Padişah olarak oturacak olan, Birinci Ahmet ile Rum Anastasia’nın oğlu doğduğundan beş sene sonra Avrupa’da Otuz Yıl Savaşları başlamıştı.
Osmanlının bu savaşlardan yararlanacak hal ve gücü de yoktu. İşin garip tarafı da, Deli İbrahim 18 Ağustos 1648’de, bir cariye ile kapatılmış olduğu odadan çıkartılarak, paşaların sille ve tokat dövdükleri Cellât Kara Ali ve yamağı, Padişah boğma korkusundan arındırılarak, don ve gömlek tir, tir titreyen Deli İbrahim’i yağlı kementleriyle boğmuşlardı.
Vestfalya barış antlaşması da iki yerde, 15 Mayıs 1648 ve 24 Ekim 1648 tarihlerinde imzalanmıştı.
          Bu devre arasında, biz de boş durmamıştık, Lehistan’a ve İran’a savaş açmış, bir Padişahın ırzına geçerek boğmuş, bir Padişahı tahta çıkarıp hemen indirmiş, her türlü işrete bulaşmış bir Padişahımızı erken yaşta gömmüş, bir Padişahımızı da anlattığım gibi boğmuştuk.

236- FELAKETLERİ UNUTMAK VE BÖLÜNEREK YIKILMAK!

          OSMAN TÜRKOĞUZ
          osmanturkoguz@hotmail.com
          İzmir 31 Aralık 2010
                             
                              FELAKETLERİ UNUTMAK!
                                                 VE
                               BÖLÜNEREK YIKILMAK! (12 Ocak 2011).

“Bir cemiyette en muzır adam, ehliyetsiz olduğu halde salahiyet sahibi olandır!
Başvekil İsmet Paşa, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin diploma töreni.08 Temmuz 1929.
“Benim milletimden ısrarla istediğin tek şey şudur: Kendisini yönetmek için başının üzerine çıkaracağı adamların, kanındaki ve vicdanındaki cevheri incelemekten bir dakika fariğ olmasınlar.” Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
“Cesaret insanı zafere/Kararsızlık tehlikeye/Korkaklıkta ölüme götürür.”Filozof Seneca, Sayın Şenol Güneş’ten.
“Buz dağının görünen kısmına göre manevra yapan kaptan da gemideki yolcularla beraber ölür.” Ostüzü.

          Ortaçağdan sonra; barutun icadı, topçuluğun gelişmesi ve yeni keşfedilen kıtalardan getirilen servetler, küçük devletlerin yıkılarak merkezi kırallıkların gelişmesini sağlamıştı.
Sonunda büyük imparatorluklar kurularak sayısız devleti çatısı altında toplamıştı.
Fransız İhtilali ve Büyük Filozofların aydınlatmaları ile haksızlığa ve zulme uğrayan ulusların bağımsızlıklarını kazanmalarına neden olmuştu.

11 Ocak 2011 Salı

235- İNSANLARA VE CANLILARA VERİLEN DEĞERLER!

                 OSMAN TÜRKOĞUZ
                 osmanturkoguz@hotmail.com
                 İzmir; 11 Ocak 2011

               İNSANLARA VE CANLILARA VERİLEN DEĞERLER!

“Cahil, duyar ve görür hemen değişmez bir hüküm verir.
Militan sloganlara sarılarak öldürür ve ölür.
Aydın da; duyar, görür, araştırır ve soruşturur, kanıtlara göre yargılar ve bir sonuca varır.”

Ünlü Çinli Filozof Konfüçyüs, Çin’de bir eyaletin Adalet Bakanı olduğunda, ilk işi olarak halkın çok sevdiği, çok güzel konuşan bir politikacıyı idam ettirmek olmuştur. Çünkü cahiller ve militanlar böyle bir Madrabazın eline düştüklerinde, Aydınlara ateşlerde yanmak ve o topluma da masallarla yaşamak düşmektedir. Ülkemiz böylesine bir kısır döngüye düşürülmüştür.
Halkımız, Aydın ve Entelektüel geçinenleri dâhil, Doğru-Yanlış metoduna göre her sosyal ve tarihsel soruya yalınız bir tek yanıt vermektedirler.
”Yavuz Sultan Selim!” Dediğinizde, kişinin inancına göre iki türlü yanıt alınmaktadır:
        1-Çok yiğit, kahraman bir Padişahımızdı.
                 2-Çok zalimdi, (40.000) Alevi Türkünü kestirdi ve Şah İsmail’i boş yere yendi!                                                                       Bu yanıttan ötesi Çin setti!
        Sultan Abdülhamit? Yine iki türlü ve tek cümlelik yanıt:
                 1-Kızıl Sultan, Jurnalci başı!
                 2-Masonların hışmına uğramış, hiç arazi yitirmemiş, Dinimizi öne çıkarmış bir Hakanımızdı.
       

10 Ocak 2011 Pazartesi

234-PADİŞAHLA DA CİVAN SEVER!

OSMAN TÜRKOĞUZ
        İzmir; 28 Nisan 2010. (15 Aralık 1997)

                 PADİŞAHLAR DA CİVAN SEVER!

        “Muhteşem Yüzyıl” adlı dizinin ilk bölümü oynatıldığında, tüm Osmanlı kulları ayağa kalktılar.
“Padişahlarımızın da manevi değerlerini korumak için, ATATÜRK’Ü koruma kanunu gibi kanun çıkartalım!” Diyerek önerilerde bulundular! 07 Ocak 2011.
Bir devletin yıkılmasına ve bir toplumun da çürümesine neden olan denenmiş bir idari sistemi yeniden getirmekte ısrar, İhanetin, Cehaletin ve Çıkarcılığın işaretidir! Ostüzü.
“İstanbul kanatlarımın altında” adlı bir film çekilirken, Dördüncü Murat’ın cinsel tercihi üzerine büyük bir gürültü kopmuştu. Kültür ve Turizm Bakanı olan, ahenkli sesli MHP’li bir politikacımız: “Dördüncü Murat’ın dörtdörtlük, kadınlara yönelik cinsel hayatı olmuştur. Zinhar, Gılmanlarla bir ilişiğinden söz edilmeye!” Buyurmuştu.

        15 Haziran 1997 tarihli Hürriyet Pazar’da inadına bir makale yayımlanmıştı. Bütün dini bütün milliyetçilerimiz vekâletsiz iş görme akdine sığınarak avukat kesilmişlerdi. Bunun üzerine de şimdi vereceğim yazı yayımlanmıştı:
“Geçen hafta Fatih Sultan Mehmed’in sansürlenen şiirlerinden söz etmiş, İstanbul Belediyesi’nin Fatih’in divanında yer alan 70 adet gazelden 43’ünü nasıl makasladığını anlatmıştım. Makaslanan şiirlerden verdiğim örnekler hayli ses getirmişti. Bazı gazeteler yazımdan alıntı yaparken, konu tv’lerde tartışıldı. Fatih’in şiirlerinden tam beş asır sonra ”in” olduğunu görünce, onun İstanbul mısraıyla
Belediyesi’nin hışmına uğramış olan bir gazelini daha yazayım dedim.

İzleyiciler

Blog Arşivi