5 Aralık 2015 Cumartesi

2032/KARIŞTIRICI ARARSANIZ AYNAYA BAKINIZ?!


             TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;05 Aralık 2015.

              KARIŞTIRICI ARARSANIZ AYNAYA BAKINIZ?!

         Sayın Bay Recep Tayyip Erdoğan, Alman Savunma Bakanı Sayın Ursula von der Leyen’i Kaç-Ak sarayda kabul ettiği sırada; Rusya Devlet Yöneticilerinin PETROL KAÇAKÇILIĞINA Erdoğan’ın aile bireylerinin Karıştığını iddia etmelerine çok üzülmüş ve aşağıdaki sözleri sarf etmiş ve hatta bu konuda da İran’ı uyardığı iddiası, babası Azeri Türkü olan Hamaney tarafından BİZZAT yalanlanmıştır?! Şimdi doğru oturarak doğruca konuşalım: Yeryüzünde, babalarının forsundan yaralanarak ülkelerini soyan evlatlara ENDONEZYA’DA rastlamıştık. Endonezya Cumhuriyetini yıkarak, Başkanlık sistemini kuran BAŞKAN  GENERAL SUARTO’NUN  oğullarının ve kızlarının vurgunlarını okuyalım:

  BAŞKAN GENERAL SUHARTO’NUN ÇOCUKLARI.

        1-Bambang Trihatmoco (42 yaşında ve Erkek) Tahmini serveti, (3.000.000.000) Dolar. Birnantara Gurubu’nu yönetiyor. Petro kimya, Medya, Telekomünikasyon ve Bankalar.)

        2-Siti Hardijanti Rukmana, ”TUTUT” (47 yaşında ve Kız).Tahmini serveti, (2.000.000.000.) Dolar. Citra Ramtoro Gurubu’nu yönetiyor. Emlak, Paralı Otoyollar ve Bankalar.

        3-Hutomo Mandala Putra, ”Tommy” (33 yaşında ve erkek) Tahmini serveti, (600.000.000.) Dolar. Humpuss Gurubu’nu yönetiyor. Havacılık, Oto yollar, otomotiv ve Petrol Endüstrisi.

        4-Sigit Harcojudanto (45 yaşında ve Erkek). Tahmini serveti, (450,000,000,) Dolar. Hanurata Gurubu’nu yönetiyor. Bankalar, Plastik Endüstrisi.

        5-Siti Hedijanti Herijadi,”Titiek” (Kız).Tahmini serveti, (200.000.000.) Dolar. Finans, Emlak, Benzin İstasyonları.

        6-Siti Hutami Endang Adyningsih, “Mamiek”. (31 yaşında ve Kız.) Tahmini serveti,(100.000.000.) Dolar. Emlak, Petrol ve Bilgisayar.

        Kaynak. Far Eastern Economic Review,1996.

        Rafael Trujillo adlı bir Başkan da, Güney Amerika kıtasına adını yazdırmıştı. Kızı ile dans edenleri general yaparmış. Kızın evlendirdiği Beynelmilel Hovarda Porfiroza Robeiroza’yı Paris’e Büyük Elçi atayıvermişti. Bu Büyük Elçi de, tutup Fransız Sinema yıldızı, baygın bakışlı Daniel Dariyö ile evlenmişti.

Amerika’dan gelen yardım dolarlarıyla, Hava Kuvvetleri Komutanı olan 29 yaşındaki Oğlu Amerikalı sinema yıldızları Kim Novak ile gönül eğlendirilmişti.

Sonra ne mi oldu? Eflatun’un dediği oldu? Bu, general bonkörü Başkan, aracı içersinde öldürüldü. Suharto da hapsedildi.

Güney Kore Başkanı Shman Re de tepetaklak düşürülmüştü.

Az gelişmiş ülkelerde,  elbirliği ile demokrasinin ırzına geçenler,” demokrasi bağırıyor” diyerek, o’nu boğmaya kalkışıyor Nazi subayı gibi; işkencecilere dokunmayıp, işkence altında inleyen genci öldürerek, sessizliği sağlayıp huzur içersinde, kemanlarımızı çalmayı sürdürelim mi?

Her türlü pisliğe bulaştırıp, günde belki yüz kere tecavüz ettiğimiz DEMOKRASİ HİÇ BAĞIRMASIN MI? Samanlıkta, bastırılarak ırzına geçilen kimsesiz ve sahipsiz kadınlar gibi hiç GIKI ÇIKMASIN MI?

Büyüklerimize seslenmek istiyorum. Siz, “sistemin değişmesi gereklidir”, derseniz, ötekiler de başka türlü düzen isterler. Dünya’da düzenden çok ne var?

Az gelişmiş ve kalkındırılamamış ülkelere bir bakmamız yeterlidir.

                SONUÇ OLARAK DERİM Kİ.

        1-Hastalıklar ve sakatlıklar, sistemde değil, sistemin kaymağını yiyenlerdedir,

        2-Öncelikle, şu 83’üncü maddeyi değiştirelim. HIRSIZIN, RÜŞVETÇİNİN, SOYGUNCULARIN, BÖLÜCÜ HAİNLERİN VE ÇAĞDIŞILARIN SIĞINDIKLARI KALELERİ YERLE BİR EDELİM.

        4-Milletvekillerinin siyasi parti değiştirme pazarlarını kapatalım; kim hangi siyasi partiden seçilmişse siyasi partide siyaset yapmalıdır,

        5-Güney Kore, iki cumhurbaşkanını ve bir Cumhurbaşkanı’nın oğlunu RÜŞVET’TEN MAHKÛM ETTİRDİ,

        6-Bizler, her türlü suçtan ve özellikle de CUMHURİYET REJİMİNE KARŞI İŞLENMİŞ OLAN SUÇLARDAN SABIKALI OLANLARI YÖNETİME GETİRİRSEK, bu kafaya ve bu eylemlere sistem mi dayanır? HIRSIZ BAŞA, DÜZENİ DE TAŞA KOYMAYALIM.

        Brezilya’dan, Arjantin’den ve dahi öteki BAŞKANLIKLARDAN DERS alanımız yok mu? DÜZENİ DEĞİŞTİRMEYİ BIRAKALIM DA, DÜZÜLENLERİN POZİSYONLARINI DEĞİŞTİRELİM, ANALARININ DA MAMINA KONULMASIN?TÜM BU HIRSIZLARIN,DEVLETİNİ VE MİLLETİNİ SOYMALARININ SONLARINI DA GÖREBİLMİŞTİK?!                                                                                                                                   Sonra da bu işe ailecek siz başladınız. Ülkemizde genel seçimle iktidara gelen yalınızca sendin. Eşin Emine Hanımın yetkisi, yetenekleri ve kültürü müsait olmadığı halde, KÜRSÜLERE ÇIKARAK, siyasi nutuklar attığına yalınız Sayın Kamer Genç itiraz etmişti. Anıtkabire tören için gitmeye sap gibi durmak dediniz ve hap tek başınıza gittiniz.İsrail devletinin ve de Yahudiliğin kurucusu Teodor Hertz’in kabrine EŞİNİZLE BİRLİKTE GİDEREK MUM YAKARAK,HUŞU İÇİNDE SAYGI DURUŞUNDA BULUNDUNUZ.Eşiniz emine Hanım,bir İngiliz gazetecesine siyasi beyanatta bulundu:””RECEP BEY,ALLAH’A İNANIR AMMA GÜVENMEZ?!”Dedi,sustunuz?!”Türkiye Cumhuriyetinin ömrü tükenmiştir?!”Dedi,yine de sustunuz.Kerimeniz Sümeyye de,HIRSIZLIKLARIN ORTAYA ÇIKMASI ÜZERİNE  vaaz verdi:” DİNEN GÜNAH VE SUÇ DEĞİLDİR?!” Dedi,sustunuz?!                                                                                                                     “Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'a ait olduğu iddia edilen 17 - 18 Aralık 2013 tarihli telefon görüşmeleri yayınlandı. Görüşmelerde Erdoğan 17 Aralık sabahı oğlu Bilal'i arıyor ve Yolsuzluk operasyonu başladığı haber veriyor. Kayıtlara göre Başbakan oğluna evdeki paraları başka yere taşıyarak saklamasını istiyor. Paranın miktarı ise dudak uçuklatıcı, Başbakan Erdoğan'a ait 1 Milyar doların üzerinde rüşvet parasından bahsediliyor.
Ortalığı sarsan iddia akşam saatlerinde geldi. youtube video/yuh tuh be?/ paylaşım sitesi üzerinden Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları yayımlandı. Konuşmalarda geçen İddialara göre Başbakan Erdoğan 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu sabahı oğlu Bilal Erdoğan'ı arayıp evdeki paraları saklamasını istiyor. Telaffuz edilen para ise 1 milyar dolar tutarında.
You Tube'daki ses kaydında Erdoğan ve oğlu arasında 5 parçadan oluşan telefon kayıtları bulunuyor. Konuşmanın başında Başbakan oğluna operasyon hakkında bilgi veriyor. Başbakan oğluna "Muammer Bey'in oğlu, Zafer'in oğlu, Erdoğan'ın oğlu, Ali Ağaoğlu, Reza Zerrab gibi filan 18 kişinin evlerinde arama yapılıyor" diyerek bilgi veriyor.
Devamında ise Başbakan, oğlunun evinde bulunan nakit parayı başka yerlere taşımasını istiyor.
Konuşmalarda paraların büyük araçlarla evden çıkarıldığı da iddia ediliyor. Öte yandan Mehmet Gür, Fikri Işık, Ö. Faruk Kalyoncu para transferi yapılacak isimler olarak zikrediliyor.
18 Aralık tarihli görüşmede ise Bilal Erdoğan babasına cemaate yönelik operasyon yapması telkininde bulunuyor. Başbakan yanıt olarak "emniyette bazı şeyler yaptık şu an diyor.
Recep Tayyip Erdoğan ile Bilal Erdoğan arasında geçtiği ileri sürülen ses kayıtlarında şunlar yer aldı:
17 Aralık 2013 tarihinde 08.02'de yapıldığı iddia edilen görüşmenin ses kaydı
- Evde misin oğlum?
- Evet babacığım?
- Sabah şeyler operasyon yaptılar. Bu Ali Ağaoğlu, Reza Zerrab, işte bizim Erdoğan'ın oğlu, Zafer'in oğlu, Muammer'in oğlu filan, bunların şu an evlerinde arama yapıyorlar!
- Bir daha söylesene babacığım!
- Diyorum ki, Muammer Bey'in oğlu, Zafer'in oğlu, Erdoğan'ın oğlu, Ali Ağaoğlu,, Reza Zerrab gibi filan 18 kişi şu anda büyük yolsuzluk operasyonu şeyiyle evlerinde arama yapıyorlar filan falan.
- Evet?
- Tamam mı, şimdi diyorum ki, senin evinde ne var ne yok. Sen bunları bir çıkar. Tamam mı?
- Bende ne olabilir baba. Senin para var kasada.
- Onu diyorum işte. Ondan sonra ben şimdi gönderiyorum kardeşini (Sümeyye Erdoğan'ın kastedildiği iddia ediliyor). Tamam mı?
- Kimi gönderiyorsun?
- Kardeşini gönderiyorum diyorum.
- Hı tamam.
- Ondan sonra aynı şekilde o bilgiler onda var tamam mı, abinle konuş
- Evet
- Onda... Onu şey yapalım, amcanla filan konuş, o da aynı şekilde çıkarsın. Eniştenle konuş. O da...
- Ne yapalım bunları baba? Nereye koyalım?
- Belirli yerlere, oralara şey yap işte (Arkadan Emine Erdoğan olduğu iddia edilen bir kadın sesi "Berat" diyor)
- Berat'ta da var
- Onu söylüyorum işte. Şimdi biraraya gelin. Amcanı da al, Ziya eniştende var mı, yok mu bilmiyorum da, tamam mı? Burak ağabeyine de hemen şey yap. Tamam mı
- Tamam baba. Sümeyye yani çıkarıp Sümeyye bana nereye götüreceğimi mi söyleyecek
- Ya tamam. Hadi şey yap. Sizinkileri düşünün aranızda eniştenle filan
- Ne yapalım diye
- Evet, evet, hemen irtibat kuralım saat 10'a kadar. Çünkü....
- Tamam, baba
- Tamam mı?
- İrtibatta kalın.
- Tamam, babacım.”
         “17 Aralık 2013 tarihinde saat 11.17'de yapıldığı görüşmenin ses kaydı:
- Baba Hasan ağabey ile filan biraraya geldik. Abim Berat, amcam beraber, bir şeyler düşünüyoruz. Bu arada bir fikir daha geldi Berat'a. Bir kısmını diyor Faruk'a (Kalyoncu) diğer işle ilgili hemen vereyim diyor. Öbür paraları işlediği gibi işlesin zaten konuşmuşsunuz önceden. Onu yapalım mı? Ciddi bir miktarı o şekilde halledebiliriz.
- Olabilir.
- Tamam. Öbür bir kısmını da Mehmet Gür ile ortak işe başladığımız için, bir kısmını al sende dursun. Projeler geldikçe oradan kullanırsın diye verelim mi diyoruz. Böylelikle azaltıp geri kalanı da başka bir yere taşıyacağız.
- Tamam, işte onları şey yapın da
- Tamam.
- Sümeyye geldi mi?
- Sümeyye eve gelmiş. Şimdi buraya gelecek, yanımıza gelecek. Tamam babacım. Hallediyoruz bugün inşallah. Başka bir şey var mı?
- Şey yapmanızda fayda var. (Parayı kastettiği ileri sürülüyor) Tamamiyle sıfırlamanızda fayda var.
- Evet tamamiyle sıfırlayacağız inşallah?!”
         “17 Aralık 2013 tarihinde saat 15.39'da yapıldığı iddia edilen görüşmenin ses kaydı
- Sana diğer verdiği görevler tamam mı
- İşte akşam bitirmiş oluyoruz. Bir kısmını hallettik. Berat ile ilgili olan kısmını hallettik. Şimdi Mehmet Gür ile ilgili olan kısmı herhalde önce halledeceğiz. Geri kalan kısmını da artık karanlık olunca halledeceğiz
- ....
- İnşallah
- Sümeyye ne yaptı?
- Sümeyye de işte onları çıkardı getirdi filan, konuştuk filan
- Her iki tarafı da halletti mi?
- Verdi herhalde babacağım, ikisini de boşalttım dedi.
- Her iki tarafı.
- Evet. İkisini de boşalttım dedi ama iki taraf derken onu diyorsun değil mi?
- Neyse tamam.
- Siz kaçta geliyorsunuz?
- On ikiyi filan bulur.
- Yolunuz açık olsun.
- Telefonlarla konuşmayın.”

         “17 Aralık 2013 tarihinde 23.15'te yapıldığı iddia edilen görüşmenin ses kaydı
- Şimdi babacım şey için aradım. Büyük ölçüde şey yaptık. Siz mi aradınız babacığım şimdi beni…
- Yo ben aramadım sen aradın,
- Gizli numaradan arandım.
- Büyük ölçüde derken sıfırladınız mı yoksa?
- Sıfırlamadık henüz babacığım. Şöyle ki, bi 30 milyon Avro gibi bir miktar daha var. Şey yapamadık, eritemedik henüz. Bu şey geldi aklına Berat'ın. Ahmet Çalık'ın alacağı ekstra bir 25 milyon dolar kalmış. Onu oraya verip o para gelince onu şey yaparız diyorlar, üstüyle de Şehrizar'dan daire alabiliriz diyor. Sen nasıl bakarsın baba?
- ....
- Hı Babacığım,
- Sümeyye yanında mı?
- Yanımda, çağırayım mı?
- Yok, ses karıştı da onun için dedim
- Hıı, yani 25 milyon dolar Çalık'a aktarıp, geri kalan kısımla da Şehrizar'dan daire alabilir
- Neyse şey yaparız, hallederiz.
- Öyle mi yapalım?
- Tamam yapın.
- Tamamen sıfır kalsın mı baba? Yoksa senin elinde biraz para kalsın mı?
- Kalsın. Olmaz zaten oğlum. Şeye öbür tarafa, Mehmet'le şey yapsaydınız, onu da oraya aktarsaydınız?
- He onlara verdik tamam, 20 (milyon olduğu ileri sürülüyor) dolar verdik
- He onlara verdik tamam. 20 dolar verdik.
- Allah, Allah. Ya aktarsaydınız sonra şey yapardınız?
- Ya ne bileyim. Şimdi bu kadar verebildik baba. Zaten zor yer kaplıyor. Falan başka bir kısmını başka bir yere koyuyoruz. Bir kısmını bizim şeye verdik. İşte Tunç ağabeye verdik. Ondan sonra...
- Tunç'a tamamını aktardın mı?
- Nereye baba?
- Tunç'a diyorum tamamını aktardın mı?
- Ya sormuşlar. 10 milyon Avro alabiliriz demişler herhalde.
- Neyse, Neyse bu kadar şeyleri konuşma şeyde. Böyle de olsa konuşma.
- Tamam, biz hallediyoruz o zaman.
- Halledin şimdi tabi ben bu akşam ben gelemiyorum. Ankara'da kalacağım.
- Tamam biz hallediyoruz sen merak etme?!”
         “18 Aralık 2013 tarihinde 10.58'de yapıldığı iddia edilen görüşme
- Bir arayayım dedim. Bir şey var mı yok mu diye.
- Yani herhangi bir şey yok. Verdiğin işleri bitirdik Allah'ın izniyle
- Tamamen sıfırlandı mı?
- Tamamen. Yani sıfırlandı derken, nasıl diyeyim. İşte bende bir, Samandıra ve Maltepe'nin paraları vardı. 730 bin dolar ve 300 bin lira. Onları da şey yapacağım. Bizim Faik Işık'a borcumuz vardı. Bir milyon lira, ona vereceğim, üstünü de akademiye aktar diyeceğim
- Şey konuşma. Açık, açık konuşma
- Konuşmayayım mı?
- Konuşma, tamam mı?
- Tamam babacığım.
- Yani şeyi Samandıra vs. Nerenin olursa olsun üzerinde tutma, yerine gönder. Niye üzerinde tutuyorsun?
- Tamam, babacığım, ama güncel olarak herhalde takip altındayız, güncel olarak takip edildiğimi düşünüyorum.
- Biz sana ne diyoruz, ta baştan beri sana?
- Ama işte koruma ekibi mi yapıyor. Kim takip ediyor bizi?
- Oğlum dinleniyorsunuz?
- Ama görüntülü de takip ediyorlarmış.
- Doğrudur. Şimdi işte İstanbul'da Emniyette bazı şeyler şu anda yaptık…?!
ulusalkanal.com.tr

İşte o Tayyip Erdoğan ve Bilal Erdoğan'a ait olduğu iddia edilen o görüşme.Kayıtların sahte olmadığı uzmanlarınca özellikle vurgulanmıştır?!

Sayın Bay,Recep Erdoğan;ailenizi bu gibi kirli işlere bulaştıranı öğrenmek isterseniz,LÜTFEN AYNAYA BAKAR MISINIZ?!

 


 

 

2031/EBRU GÜNDEŞ SAĞLIĞINA KAVUŞMUŞ!


             TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR,05 Aralık 2015.

               EBRU GÜNDEŞ’E GEÇMİŞ OLSUN!

Daha önce de,Gayrımüslüm sevgilisi ile müzik çalışması yaparken bayılan ses sanatçımız Sayın EBRU GÜNDEŞ apandisit ameliyatı ile de sağlığına kavuşmuş. Geçmiş olsun,çok ucuz atlatmış diyorum.Her türlü ağır suç ve veballe yüklü İranlı  REZA ZERRAP’IN altına yatmakla,kalın bağırsağını,pankreasını ve de karaciğerini de patlattırabilirdi.ALLAHLARI YİNE DE KORUMUŞ?!

 

4 Aralık 2015 Cuma

2030/JEOPOLİTİKİN EMRİNE UYMAK!


          TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR;04 Aralık 2015.Jeopolitika’ya uymadan;

MASAL VE YALANLARLA GÜÇLÜLÜK OLSAYDI, ONBAŞI ADDOLF HİTLER VE BENİTO MUSSOLİNİ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE DÜŞMEZLERDİ. GÜÇLÜĞ DEVLET,MUSTAFA KEMALİN KURDUĞU ÜNİTER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİYDİ?

              BU COĞRAFYAYA LAYIK OLABİLMEK?!

        Bir ülkenin coğrafyasının o ülkenin her türlü politikasına egemen OLMASINA ”JEOPOLİTİK!”Denir.

        “Bu coğrafyaya lâyık bir devlet olamazsak, bizim karagözümüz için bizi bu coğrafyada yaşatmazlar.”Cumhurbaşkanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK.

        Türk bilim adamlarının ödül töreninde konuşan Sayın Bay Recep Tayyip Erdoğan:”Güçlü devlet olamazsak bu coğrafyadan siliniriz?!”Demiş?

        Güçlü devlet; ordusu, bütçesi, ilim yuvaları, sanayisi, içyapısı, adaleti, ulusal yapısı güçlü olan,tüm halkı ile bütünleşebilen  devlettir. Ordusunun beli kırılan, sanayisi dışa bağımlı, adaleti de emirlere göre karar veren, içyapısı da karmakarışık olan, din adamları baştacı edilen, Milletvekilleri ve politikacıları da gelecek seçimleri düşünen devlet güçlü devlet değil, kendilerini güçlü sana adamların çiftliğidir. İkinci Dünya Savaşında, Alman orduları sınırlarımıza dayandığı halde, neden en uzun yolu seçerek Rusya’ya saldırdı? Anadolu’yu ezip geçerek Kafkasya’ya, ırak’a ve İran’a geçselerdi savaşın kaderini de değiştirirlerdi?Türkiye Cumhuriyetine saldıramadılar?!Türkiye Cumhuriyetinin Üniter ve sosyal yapısı çok sağlam,politikaları da Jeopolitiğine uygun politikalardı ve namuslu ulusal kahramanlarca yönetilmekteydi,adaleti de bağımlı değildi.Türkiye Büyük Millet Meclisi de,çağdışı ve  paragöz insanlarla dopdolu değildi.Sizin ne demek istediğinizi anlamış bulunmaktayız:Sizin kuvvetli devlet olmaktan amacınız,devlete egemen olmaktır;bu jeopolitik sizin gibileri kabul edemez.Yoksa Bu COĞRAFYA’DAN yalınız sizi ve hempalarınızı silerler.

 

1 Aralık 2015 Salı

2029/YENİ TÜRK NESLİNİN ÖĞRETMENLERİ?!


           TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR;01 Aralık 2015.

24 KASIMDA,HUZURA GELEN ÖĞRETMENLER;SİZLER,ASLINDA YARATMIŞ OLDUĞUNUZ İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DURUMU ALKIŞLAMAYA GELMİŞSİNİZ?!.HAKARET ETMEYE BİLE DEĞMEZSİNİZ?

                 YENİ TÜRK NESLİNİN ÖĞRETMENLERİ?!

          “24 Kasım 2015,Öğretmenler gününde;Türkiye  Cumhuriyeti Öğretmenlerini temsil ederek Huzuru Hümayun’a gelen  bir grup öğretmene hitap eden,En Baş Politika Ustamız VE HER EYLEMİN DE BAŞI  Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyimiz: ”Angajman kuralları gereği Rus uçağını düşürdük?!”Der demez,Mustafa Kemal’in Türk Çocuklarını emanet ettiği Öğretmenlerin,Rus uçağının düşürülmesi ve Baş Pilotunun da öldürülmesi olayını  çılgınca ve yürekten gelen alkışlarla alkışlamalarını, Eski bir İmam olan Konuşmacı:”Bunda alkışlanacak bir durum yoktur?!”Azarı ile güç bela dindirebilmiştir?!Türk Basını.Bu yalakaların  utanç verici alkışları beni Mustafa kemal’in öğretmenlerimiz için söylediklerine götürdü:

          “Öğretmenler!Cumhuriyet,fikren,ilmen,fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir!?”25 08 1924,Öğretmenle Birliği Kongresi Üyelerine.

          “Öğretmenler; yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz. Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!”28 08 1924,Aynı kongrede.

          “Cumhuriyet sizden,”FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜRNESİLLER İSTER!”Aynı Kongrede.

          “Öğretmenler, sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır?!”Sizlere Sayın Öğretmenlerimiz  diyemeyeceğim,hakaret te etmeyeceğim,bunlara değmezsiniz bile.Bu gün içinde bulunduğumuz utanç verici durum sizlerin eserleridir.Sizler,aslında düşürülen ve baş pilotu da hunharca öldürülen uçak düşürme olayını değil de yaratmış olduğunuz eserini alkışlamaya geldiniz. 24 Kasımlarda bu tür alkışlamalar geleneğiniz olacaktır.

  Bunu asla unutmayacağız.

 

         

 

2028/KANTİNCİLİKTEN MANAVLILIĞA*1


            TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR, Aralık 2015.

           EĞER AMAÇ, DOMATES, BİBER VE PATLICAN SATMAKSA; BÜYÜĞÜMÜZÜN UÇAĞI     ····ÜLKELERİN HAVA MEYDANLARINA, DOMATES, BİBER ,PATLICAN ŞARKISI İLE İNMELİ DEĞİL Mİ*?

                 KANTİCİLİKTEN MANAVLIĞA MI?

               Dünyamızın en büyük devlet adamı ve de politikacısı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyimiz,Paris’teki hezimetinden sonra atlamış uçağına  ver elini Katar!Artık Recep Beyimizi Kaç—ak sarayında kim tutar?!W.W.Putin’in Türk Malı Domates,biber ve Patlıcana ambargo koyması aklımıza Manavlığı getirdi?!Kantincilikten deneyimi olan Sayın EN Büyüğümüz Manavcılığa mı soyundu dersiniz?!Böyle bir niyeti olduğu söylenmektedir.O zaman,Rahmetli Barış Manço’nun,”DOMATES,BİBER,PATLICAN?!”Şarkısını kullanarak işe başlaması gerekmez mi?!

2027/ATASÖZLERİ


            TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR,01 Aralık 2015.

   KORKUDAN,DONUNUZA SIÇMAMAK KAYDI İLE BOL,BOL OSURABİLİRSİNİZ GARİ?

                 ATASÖZLERİ!

“Kadını ve un çuvalını dövme, iyi tarafları gider de kötü tarafları kalır*!Çin atasözü.

“Sakın götünle iddiaya girme,donuna sıçarsın?!”Çin Atasözü.

       “AYIYI DANSA KALDIRIRSAN,YORULDUĞUN ZAMAN DEĞİL,O YORULDUĞU ZAMAN OTURABİLİRSİN?!”Benden de EK:Bu arada, donuna sıçmamak şartıyla da  bol,bol Osurabilirsin?!

 

 

2026/KAPIDA KALAKALMAK!?


 

OSMAN TÜRKOGUZ


TV. İZMİR;01 Aralık 2015.

KENDİ ÇÖPLÜĞÜNDE ÖTEN HOROZU, DİĞER ÇÖPLÜKLERDE ÖTTÜRTMEZLER. OSTÜZÜ.

                            KAPILARDA KALAKALMAK?!

“Paris’te “stratejik yalnızlık”.”DÜNYA LİDERİ’NİŞ KARŞILAYAN OLMADI”İNTERNET. İFTİRA, ARABASININ KAPISINI BİR Fransız polisi açmıştır*!

            

         20’inci uluslararası ortak iklim konferansına, Türkiye Cumhuriyeti adına giden dünyanın En Büyük Politikacısı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı sadece ve dahi sadece arabasının kapısını açan bir Fransız polisi karşılamıştır?Voila.SEVR ANTLAŞMASINI İMZAYA GİDEN VATAN HAİNİ SADRAZAM DAMAT MEHMET FERİT PAŞAYI,ÜNLÜ FRANSIZ GENERALİ GOUREAUD ile Fransız Albayı GEORGES karşılamıştı?!İklim konferansına gelen diğer liderleri de ,Konferans binasının kapısında, Birleşmiş Milletler Başkanı Ban-Ki—moon.

İLE FRANSIZ CUMHURBAŞKANI FRANÇOİS HOLLAND karşılamıştır.

         Bir Rus Atasözü:”       AYI İLE DANSA KALKARSANIZ,YORULDUĞUNUZ ZAMAN DEĞİL,AYI YORULDUĞU ZAMAN OTURABİLİRSİNİZ?!”DANS ESNASINDA DA BOL VE BOL OSURABİLİRSİNİZ.OSTÜZÜ.

             “Başbakan İsmet İnönü, İtalyanlarla resmi görüşmelerde bulunmak için, Roma Garında, trenden iner. Etrafına bakınır, İtalya Başbakanı Benito Mussolini’yi ortalıkta göremez. Bunun nedenini sorduğunda:

  -“Ekselans, Duçe çok meşgul, sizi saray’da karşılayacak;” yanıtını alır

  -“ Ya; öyle mi, biz’de geldiğimiz gibi gitmesini biliriz,” diyen İsmet İnönü; gerisin geri, tren’e biner. Benito Mussolini, yıldırım hızı ve binlerce özürle, Roma Garı’na yetişir.”Osman Türkoğuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin İç ve Dış Politikaları.

                         DIŞ PLOİTİKA: MAREŞAL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK:

              “Dış politika, iç teşkilat ve iç politikaya dayandırılmak zorundadır. Yani, iç teşkilatın tahammül edemeyeceği genişlikte olmamalıdır. Yoksa hayali dış politikalar peşinde dolaşanlar, dayanak noktalarını kaybederler.17 Şubat 1922,İzmir Birinci İktisat Kongresi.

             “Dış politika, bir toplumun içyapısı ile sıkı, sıkıya ilgilidir. Çünkü içyapısına dayanmayan dış politikalar daima mahkûm kalırlar.”23.03 1923 Afyon.”Dışişlerinde dürüst ve açık olan politikamız barış fikrine dayanır. Uluslararası her hangi bir sorunumuzu barış yolu ile çözümünü aramak bizim çıkar ve anlayışımıza uygun bir yoldur.1929.

              “Bütün insanlığın varlığını,kendi şahıslarında gören adamlar mutsuzdur?!”

             “Esas kıymeti kendine veren ve mensup olduğu ulus ve memleketi anacak kişiliği ile özdeş gören adamlar,uluslarının mutluluğuna hizmet etmiş sayılmazlar.Ancak kendinden sonrakileri düşünebilenler,uluslarını yaşamak ve ilerlemek olanaklarına kavuşturabilirler.Kendi gidince gelişme ve  hareket durur sanmak bir dalgınlık,bir dikkatsizliktir.” NOT:Düpedüz SALAKLIKTIR?!OSTÜZÜ.

30 Kasım 2015 Pazartesi

2025/ONURLU BİR DEVLETİN DIŞ POLİTİKASI?!


           TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR;30Kasım2015.                                                                                                                                      ATATÜRK’ÜN YOLUNDAN SAPANLARI,PARİSTE KAPIDA BIRAKIRLAR?!

                           ONURLU DEVLETİN DIŞ POLİTİKASI?!

      YUNANLILAR, BİZİM OLAN, BİZİM KARASULARIMIZIN İÇİNDEKİ ONALTI ADAMIZA EL KOYARAK, ÜZERLERİNE ŞEHİRLER VE GARNİZONLAR KURDULAR. DENİZ VE HAVA SAHAMIZDAN HER ZAMAN GİDİP TE GELMEKTELER. BU DURUM AKEPE’NİN YANİ RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN UMURUNDA BİLE DEĞİLKEN,24 Kasımda da Suriye’nin Beş kilometre içinde ve 6000 Metrede bir Rus SU 24 bombardıman uçağını bizim F-16’tılarımız füze ile vurdular. RUSYA İLE DE ARAMIZI İYİCE BOZDULAR.”TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN İÇ VE DIŞ POLİTİKALARI,”BAŞLIKLI YAZIMDAN OKUYALIM:ÜLKE SINIRI NASIL KORUNURMUŞ?!

        “Balıkesirli Onbaşı Musa,  askerliğini Kuşadası’nda, Gümrük Umum Komutanlığı emrinde yapmaktadır. Sahil gözetleme nöbeti kendisine geldiğinde,  Hoçkis Otomatik tüfeğini alarak, gözetleme yerinde mevzi’e girer. Türk kara sularına girmiş olan İngiliz savaş gemisinden indirilen bir filika, içi İngiliz askerleri ile dolu olarak, kıyıya doğru gelmektedir. Onbaşı Musa, filika’nın üzerinden, uyarı ateşi açar. Filikadaki İngiliz askerleri, uyarı Ateşi’ne aldırış etmeden, kıyıya yaklaşırlar.

Onbaşı Musa, filika’ya ateş açar. Bir İngiliz Subayı vurulup ölür. Yaralananlarda vardır. İngilizler, politik atağa kalkarlar. Onbaşı Musa’nın derhal cezalandırılmasını isterler.

Çok iyi derecede Fransızca bilen Dilâver Argun Bey/Sonradan ANKARA’NIN DP VALİSİ/, Kuşadası Kaymakamı’dır. İngilizlerle bağlantı’yı o sağlamaktadır. Durumun önemi nedeniyle, Başbakan İsmet İnönü ile telefon bağlantısı kurulur. Cumhurbaşkanı ATATÜRK’E bilgi verilir.

Kaymakam Dilâver Bey kanalı ile İngilizlere şu bilgi verilir: ”Kara sularımıza giren ve kıyılarımıza izinsiz olarak çıkmak isteyen, uyarı ateşimize de aldırış etmeyen askerlerinizin bu davranışlarına karşı yapılan bu yasal müdahale’de suç unsuru bulunmadığından, Onbaşı Musa’nın cezalandırılmasına gerek görülmemiştir.”

           Cenazeleri’nin kendilerine teslimini isteyen İngilizlere, Ankara’dan şöyle bir yanıt gelmiştir: ”Subayınızın cenazesi, olay yerine bir Türk Savaş Gemisi geldikten sonra, törenle teslim edilecektir. ”Ertesi günü, Türk Savaş Gemisi olay yerine gelir, İngiliz Subayı’nın cesedi törenle İngilizlere teslim edilir. İngilizler, cenazelerini alarak ve süngülerini Onbaşı Musa’nın önünde düşürerek çekilip giderler.

02,Ekim,1992 tarihinde, EGE DENİZİ’NDE, Nato’nun Kararlılık Gösterisi-92 tatbikatı yapılmaktadır. Türk Donanması’na ait Savaş Gemilerimizde bu tatbikata katılmıştı. Bu tatbikatta, gerçek mühimmat kullanılmayacaktı. TCG. Muavenet Muhribimizin tüm personeli uyanık ve görev başındaydı.

Gece yarısı; Amerikan Donanması’na ait Saratoga uçak gemisinden fırlatılan iki adet Sea Sparrow füzesi, Muavenet’in kaptan köprüsünde patlamıştır. Gemi Komutanı ve beş Türk Askeri şehit olmuştur.

Deniz Teğmeni KILIÇ, hala yaralarının acısını ve sıkıntısını yaşamaktadır. Olayın bir kaza eseri meydana geldiği savunmasını, yalınız korkaklar ve iktidara sevdalı olanlar kabul edebilirler.

ABD. Türk donanmasına, KNOKS tipi, HURDA savaş gemilerini vermek istemektedir. Türk Donanması’na, Alman yapımı savaş gemileri katılmıştır. Bir yağcılık gösterisi olarak Turgut adı verilen; yoğun tenkit üzerine adı TURGUR REİS’E dönüştürülen Donanmamızın Amiral Gemisi, ülkemizin gururu olmuştu.

Amerikalılar, bu durumu politikalarına uygun görememişlerdi. Amerika’da Başkanlık seçimleri yaklaşmıştı. G. Buch’un Ermeni ve Rum oylarını garantiye alması için Türkleri küçük düşürecek bir olay gerçekleştirmesi gerekliydi.

Muavenet Muhribi,1942 yapımıydı, donanmamıza 1972 yılında katılmıştı. Amerikalıların Türkiye’ye verdiği savaş gemileri, genellikle1942 yapımı eski gemilerdi. Beş Yiğit denizcimiz ile Donanmamızın bir efsane adı, Amerikan politikasına kurban edilmiştir.

Türk Deniz Kuvvetlerinde; bu üçüncü Muavenet gemisiydi. İlk MUAVENET’İ MİLLİYE Gambotumuz, Morta koyunda demirli bulunan İngilizlerin GOLİYAT adlı savaş gemisini torpilleyerek batırmıştı. Bu, Muavenet Muhribimizin vurulması ve Çoban Davut’un sapan taşı ile öldürdüğü Dev Golyat’ın öldürülmesinin karşılığıydı

Kara’da silahı kullanan kişi onu kullanma sorumluluğunu taşır. Hava’da uçağı kullanan pilot, ateş etme sorumluluğun taşır. Deniz Kuvvetlerinde bu, böylesine kolay ve pratik değildir. Savaş gemileri seyir halindeyken bütün silahlar sıfırlanır, namluları aşağıya indirilir. Tatbikat’ta, durum buna benzemekle birlikte, çok daha güvenli bir sistem devreye sokulur. Ateşleme emri verildiğinde, ÜÇ GÜVENLİK SİSTEMİ devreye girer.

              Cumhuriyetin onuncu yılı kutlamaları, tüm yurtta ve dış temsilciliklerimizde coşku ile kutlanmıştı. Ankara’da, Hipodrum’da yapılan tören çok görkemli olmuştu.

         SSCB. DEN Mareşal Klementi Varaşilof’ta şeref locasındaydı. SSCBİRLİĞİNİN bağış olarak verdiği (450) adet ZİS marka, Rus yapımı askeri araçlarda tören geçişine iştirak etmişti. ATATÜRK; “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE” cümlesi ile biten konuşmasını o gün yapmıştır.

            1935 senesi,  Benito Mussoli’nin kaynayıp köpürdüğü senedir. İtalyan Generalleri, turist görünümüne bürünerek, Antalya kıyılarında ve Toros Dağlarında keşifler yapmaktadır.

İtalyanların, Türkiye kıyılarına çıkarma yapacakları söylentisi ortalıkta dolaşmaktadır.

Tam bu sırada; Benito Mussolini’nin, ünlü bir Alman Yazarına, ATATÜRK’Ü kastederek: ”Ankara’da bir sarhoş var,” dediği ATATÜRK’ÜN DE kulağına gelir.

Törenlerden sonra kutlamalar başlamıştır.

Orada bulunanlar, ATATÜRK’ÜN gergin davranışından, büyük bir fırtına’nın kopacağı sezgisine kapılırlar. Havacı, Denizci ve Karacı Subay Grupları, huzura kabulü beklemektedir.

Sakarya Meydan Muharebesi’ne, üsteğmen rütbesi ile katılmış olan, Hava Subayı Ziya Zeyrek’te orada bulunmaktadır. Bizler, bu olayın öyküsünü, şimdi Rahmetli olan o komutanımızdan dinlemiştik.

Mısır Büyük Elçisi, başına geleceklerden habersiz olarak, başındaki fesi çıkarmadan, ATATÜRK’ÜN huzuruna girer. Saygı ile eğilip, selam vermek isterken, ATATÜRK, elinin tersi ile adamın başındaki fesi yere düşürür. İngiliz Büyük Elçisi, açıklama isteği ile ileri çıkmak isteyince, hariciyeciler buna engel olurlar ve adamı dışarı çıkarırlar.

Olanlar, bundan sonra olur. İtalya Büyük Elçisi, Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal’in Trablus’ta savaştığı İtalyan Amirali’nin oğludur. Cumhuriyet Bayramını kutlamak üzere huzura girdiğinde; ATATÜRK, gözlerini elçi’nin gözlerine dikerek:” Ekselans, senin Palyaço’dan ne haber?” diye sorar. Neye uğradığını şaşıran zavallı adam, huzurdan hemen ayrılır. Birkaç gün sonra; İtalya Büyük Elçisi’nin istifa ederek, Ankara’dan ayrıldığı haberi başkentlerde duyulmağa başlar.

            Lozan Anlaşması ile Antakya Fransızlarda kalır. Misak’ı Milli sınırları içersinde gösterilen bu vatan toprağının Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının dışında kalması, Antakyalıları üzdüğü kadar, ATATÜRK içinde üzüntü kaynağıdır.

Etiler’in Antakya’da uzun süre yaşamış olmaları nedeniyle, Antakyalıların nüfus cüzdanlarına “ETİ TÜRK’Ü” ibaresi yazılmıştı.

Orta Asya’da, Çin sınırına yakın bölgelere ”HATAY” denildiğini, bir yabancı yazarın eserinden okuyan ATATÜRK, Antakya’yı merkez kabul edip, bölgeye HATAY adını vermiştir.

Türkiye’den, HATAY’A gönderilen mektuplar, ” böyle bir yer yoktur” damgası ile geri gönderiliyordu.

Fransızlar, SAAR Bölgesi’nin Almanlar tarafından geri alınmasına, karşı koyamamışlardı. ATATÜRK, HATAY’I Türkiye sınırlar içine katma kararı verince çalışmalar başlatılmıştır. Dörtyol ilçesini merkez yapan ATATÜRK, HATAY’I geri alma çalışmalarını buradan yönetiyordu. Sağlığı yerinde değildi.

İstanbul’da,  Tokatlı yan’da istirahat ederken yaverini yanına çağırarak şu emri verir: ”Haydarpaşa’ya telefon et, bir tren hazırlansın; HATAY’A gideceğiz. Ankara’ya da telefon et; İsmet Paşa ve Fevzi Paşa Hazretleri Eskişehir’de bize katılsınlar. ”

Emrini duyan yaver, yıldırım gibi dışarıya fırlar. Otuz dakika sonra,  İngiliz Büyük Elçisi, büyük bir telaşla,  ATATÜRK’ÜN huzurundadır.

”Ekselans, İngiltere Başbakanından selam ve saygılar getirdim. Ekselans ATATÜRK acele etmesinler. Hatay meselesi sulh ve sükûn içerisinde çözülecektir;” mesajını size iletmemi emrettiler. “Size, bu mesajı iletmekten onur duyarım.”der.

Hatay davası, ATATÜRK’ÜN öngördüğü şekilde ,-Türkiye lehine- çözüme kavuşturulur. Sonraları, ATATÜRK şöyle konuşur: ”Yaverime, HATAY için gerekli emrimi verdiğimde, etrafımda İngiliz Casusları’nın olacağını biliyordum. İngiliz Büyük Elçisinin gelişi bu tahminimi doğruladı.”

           İtalyanların Antalya kıyılarına çıkartma yapacakları haberleri üzerine, ATATÜRK Antalya yöresine bir gezi düzenler. Yol kenarında sürülerini otlatan küçük bir çobana rastlarlar.

ATATÜRK, çocuk çobandan bir türkü söylemesini ister. Çoban, yanık bir türkü söyler; ATATÜRK, çobana 50tl. Verir ve: ” Bir türkü daha söyler misin?”Diye sorar; çoban: ”Elli lira daha verirsen söylerim.” Deyince, ATATÜRK ayağa kalkarak: ”Kalkın, gidelim. İkinci türkü söylemesi için elli lira isteyen bu insanlar, buralarını bedava isteyen İtalyanları buralara sokmazlar.” Der.

Küçücük bir davranıştan büyük bir sonuç çıkarmak yalnızca O’na mahsustur. ATATÜRK, önemli bir konuda karar vermeden önce halka giderdi,

             İsmet İNÖNÜ döneminde, aynı çizgi izlenmiştir: Tam bağımsızlık titizlikle uygulanmıştır.

İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, Kara Harp Okulu’nu ziyaret etmiştir. Öğrencilerle sohbet ederken: ”Çocuklar, sizlere çok ciddi bir şey anlatacağım. Yakında, İkinci Dünya Savaşı başlayacaktır. Bu savaş sonrasında, birçok ülkenin sınırları değişecektir.” dediğinde, bir subay namzedi ayağa kalkarak:” Türkiye’n inde sınırları değişecek mi? diye sorduğunda; İsmet İnönü: ”sınırları kalemle çizilen ülkelerin sınırları değişecektir. Bizim ülkemizin sınırları kılıçla çizilmiştir, aynen kalacaktır.” Demiştir.”

“BİR ÜLKENİN DIŞ POLİTİKASI O ÜLKENİN İÇ POLİTİKASINA BAĞLIDIR?!”CUMHURBAŞKANIMIZ MAREŞAL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.ÜLKESİNDE ÇAĞDIŞI,ARAP ÜMMETÇİLİĞİNE,KUMPASLARA VEÇATMA ADALETE  DAYILI BİR POLİTİKA İZLEYENLERİ,PARİSTE,EVRENSEL BİR TOPLANTIDA KAPIDA BIRAKIRLAR?!                                                                               SİZLERE ONURLU BİR ÖRNEK DAHA SUNMAK DURUMUNDAYIM:

- 1943 Yılında, Churchill ve Roosevelt Kahire’de buluşmuşlardı.,  Churchill ,uçağını Türkiye’ye yollayarak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Kahire’ye davet etmiştir.

          Başbakan İsmet İnönü, İtalyanlarla resmi görüşmelerde bulunmak için, Roma Garında, trenden iner. Etrafına bakınır, İtalya Başbakanı Benito Mussolini’yi ortalıkta göremez. Bunun nedenini sorduğunda:

          -“Ekselans, Duçe çok meşgul, sizi saray’da karşılayacak;” yanıtını almıştır.

          -“ Ya; öyle mi, biz’de geldiğimiz gibi gitmesini biliriz,” diyen İsmet İnönü; gerisin geri, tren’e biner. Benito Mussolini, yıldırım hızı ve binlerce özürle, Roma Garı’na yetişir.

         Yıl 1926, Midilli Adası’nın açığında, Fransız Bandıralı Lotus gemisi ile Türk Bandıralı Bozkurt kömür gemisi çarpışır. Türk Gemisi batar. Denizcilerimizden, ölenler ve yaralananlar olur.

İstanbul’da, Sorgu Yargıcı Himmet Bey, her iki kaptan’ı da tutuklar.

Fransızlar; tutuklanan Fransız kaptan, derhal serbest bırakılmadığı takdirde, limanlarımızı bombardıman edeceklerini bildirir bir kesin uyarı’da bulunmuştur. 

Adliye Vekili, Sorgu Yargıcı Himmet Bey’e durumu bildirir. Himmet Bey’in yanıtı net ve kesindir: ”Deliller, her iki Kaptanı’nda tutukluluk hallerinin devamını gerektirmektedir. Fransızların kesin uyarısı da beni ilgilendirmemektedir.”

Mareşal Fevzi Çakmak’a danışılır. Mareşal Fevzi Çakmak: ”Fransızların bir tek mermisi, bir Türk limanına düşerse, Suriye’yi işgal edeceğimizi Fransızlara bildirin.” Der.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından, Fransızların kesin uyarısı reddedilir.

Fransızlar, Lahey Adalet Divanı’na gitmeyi kabul ederler. Mahmut Esat Bey, Lahey’e gider, Fransız tezini çürütür, dava’yı kazandığı gibi, Fransızlara da özür diletir.

ATATÜRK tarafından, kendisine, BOZKURT soyadı verilmiştir.

Esat Mahmut Bozkurt, memleketi olan Söke’de yatmaktadır. İstanbul Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra; Devletler Hukuku alanında doktora yapmak üzere Lozan’a gider. Ulusal Kurtuluş Savaşı başlayınca, doktora çalışmasını yarıda bırakır, omzunda tüfeği ile Anadolu’ya gelir.

04,Ekim,1926’tıda yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu, o’nun eseridir.”

Sayın Bay Recep Tayyip Erdoğan Bey,Pariste kapıda bırakılmakla,SİZİN NEKADAR HAFİFE ALINDIĞINIZ VURGULANMIŞTIR.NEDEN BU HAKARETE BOYUN EĞDİNİZ?!HÂLÂ UYGULAMAYA ÇALIŞTIĞINIZ ÇAĞDIŞI İÇ POLİTİKALAR YÜZÜNDEN TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ÇOK KÜÇÜK DÜŞÜRDÜNÜZ.GİTMENİZ GEREK,ZORLAMAYIN ARTIK ZORDA KALDINIZ?!

           

 

İzleyiciler

Blog Arşivi