7 Şubat 2012 Salı

569/ŞAİRİ ÇALINMIŞ ŞİİR!

                                                         
OSMAN TÜRKOĞUZ
İzmir;07 Şubat 2012.

         ŞAİRİN ÇALINMASI!
         Önce; E.Deniz Tabip Kd. Albay, OP. DR.Sayın Aytekin Ertuğrul Bey’e Saygılarımla.Üçüncü sefer bana teslim edilmeyen üç dergiyi bugün aldık!
         İran Şiirinin üç peygamberinden birisi sayılan Enverî, Sultan Sencer zamanında yaşamış bir İranlı Şairdir. Enverî, bir gün çarşıda dolaşırken, yüksekçe bir taşın üzerine çıkan bir adamın etrafını saran kalabalığa şiir okuduğunu görmüş ve dinlemeye koyulmuş. Hayreti de bir kat artmış. Adama sormuş:
         “Bu okuduğunuz şiir kimindir?”Adam gayetle yüksekten bir ses tonu ile:
         “Benimdir!”Deyince, Enverî:”Nasıl olur, bu okuduğunuz şiir Enverî’nindir!” Dediğinde;
         “Enverî benim!”Yanıtını almış ve
         Enverî!”Şiirin çalındığını bilirdim amma Şairin çalındığına ilk kez rastlıyorum!”Demiş.
         Şairlikte, hele,hele yazarlıkta hiçbir iddiam olmamasına karşın,bir şiir kitabımın ve birçok şiirimin de çalındığına tanıklık etmiş ve de çok gülmüştüm,Şiirlerim olumlu sonuçlar alınmasını sağladıkları için!
         Bir Öğrencimin Laedri imzası ile şiirlerimi yayımladığa 13 sene sonra tanıklık etiğimde de çok sevindim. O zavallı mısralarım hiç olmazsa yitip te gitmemiş. Onlardan birisini huzurunuza sunmak istedim, bağışlayınız.
                   GEÇMİŞİNİ YAŞAYAN ADAM!
                   Bırakıp gittiğin koltukta hayalin
                   Kalsam mı,gitsem mi?
                   Ne yapsam diyor.

                   Bırakıp gittiğin kumsalda biri,
                   Ayak izlerinin başına oturmuş,
                   Geçmişle ve anılarınla zamanı yiyor.

                  Bırakıp ta gittiğin o Yalınız Adam,
                   Sulardaki hayaline sarılmış,
                   Gelecekte geçmiş olur mu diyor.
                   Sense çok uzaklarda bir yıldız;
                   Özlem ateşlerinse dağlarımda;
                   Ağaçlarımı yakıyor, çiçeklimi yakıyor.
                   Bu Garip  Adam var ya
                   Hep geriye bakıyor.

                   Bırakıp gittiğin o Yalınız Adam,
                   Ellerinde bir tutam ıslak saçın hayali,
                   Gelsene n’olur, gelsene ‘n’olur diyor.

                   Bir kayanın üstüne oturmuş sahilde,
                   Kopenhag limanında  Deniz Erkeği!”
                   Zaman akıp gitse de;
                   O öylece denize bakıp duruyor,
                   Dalgalarla hayalin gözlerine  vuruyor.
                  
                  

        

6 Şubat 2012 Pazartesi

568/DİBEK DÖĞÜCÜSÜNÜN HINKÇILARI!

                                                                    
OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         İzmir;05 Şubat 2012.
                            DİBEK DÖVÜCÜNÜN HINKÇILARI!
“Ateist bir nesil mi yetiştirelim? Benim ifademde dindar bir nesil yetiştirmek vardır!”
                   SN: Recep Tayyip Erdoğan.
“Sen şimdi Başbakansın, ister as, ister kes!”23 Nisan’da başbakan olan çocuğa direktifi”Başbakan Sayın RTE.
“Bazı kişiler DE FACTO güç yaratarak bazı eylemlere kalkmasınlar!”Sayın A.GÜL’ÜN, Yüce Yargıların Başkanları ve büyük devletlilerle Yargıcıların maaş artışı isteklerini ele aldığı gün vermiş olduğu tarihsel beyanatları.
“Biz, Akdeniz kıyısı ülkeleri yasalarımıza uymamak ve onları bozmak için çıkartırız”.Dil kursundan bir İtalyan Kız Arkadaşım.1970
         “Türk bayrağı, bayrak direğine çekilmeden birincilik kürsüsüne asla çıkmam!”18 yaşında Dünya Güzeli seçilen Türk Kızı Türk Rahmetli Keriman Halis ECE.
         “Tabutumun üzerine, üzeri Nebati yazılı bir bez örtünüz ki diğerlerinden farklı bir Mücahit olduğum anlaşılsın!”Türkiye Cumhuriyetine Başbakanlık yapmış ve her Milletvekili seçildiğinde de Milletvekili andını Zemzem suyu gibi içmiş olan Necmettin Erbakan!
         Recep Beyimizin,”Dindar Gençlik, Dindar olmayan Gençlik bölmesi”; gerekli ve haklı yanıtını almıştır. Kabinesindeki bakanların YİRMİSİNİN DÜZ LİSELİ, tarikatçılık ve karanlığa dönüş yönünden de çok kalın enseli olduğu ortaya dökülmüştür.
         AKP’NİN en önde bayrak taşıyıcılarından Sayın İhsan Eliaçık, açık elle; bu haksız ve bölücü beyana ilk elense çekerek ilk şamarı vuran olmuştur:
         “Sen, önce özgürlüklerin önünü aç. Gidişatınızı iyi değil. Tepetaklak gideceksiniz. —Giriş:”Amerikanın ve Tarikatların umurunda mı? Ostüzü.—Bu Muhalefet te Hükümete güc veriyor. İktidarın görevi insanları dönüştürmek değildir. Devletin ve iktidarın böyle bir görevi yoktur!”Giriş: Ne demek iktidarın dönüştürme görevi yoktur demek? Kahramanlarımız vatan hainliğine, hainlerimizi vatan ve millet bölücülerimiz de kahramanlara dönüştürülmedi mi? Seçişlemiyen milletvekili adayları, bakan yardımcılığına, Almanya’da dolandırıcılıktan hüküm giyenler da yüksek devlet memurluğuna, Kahramanlıkları ve Türkiye Cumhuriyetine ve gerçek demokrasiye bağlı olan komıutanlrımız da çete liderliğine dönüştürülmedi mi? Bu konuda Devletin ve Hükümetin, pardon uzun yazdım SN.Erdoğanın hakkını da yememek lâzım! Sayın İhsan Eliaçık’ın serenadına devam.”Siz, kalkın önünü açmakla mükellefsiniz. Halk, kendi çocuklarını istediği gibi yetiştirir. Bu sizin işiniz değildir. Bu toplumda Müslüman var, Hıristiyan var.”EK: Daha neler yok ki;19000TL.Aylık alarak huzurla yatan, iftira ve maskeli tanık beyanlarıyla tek kişilik hücrelerde yatan, emrine tahsisi edilmiş bir adada hâlâ ortalığı birbirine katan da var! Ostüzü.
         Sayın İhsan Eliaçık’ın ihtida edercesine bu vicdani seslenişine kahve dövücünün hınkçısı heman yetişti: Sayın Deniz Göçer’in, Başbakan Yardımcısı Bay Bekir Bozdağ ile bu konuda yaptığı söyleşi 4 Şubat 2012 tarihli vatan gazetesinde yayımlandı:
         “Tercihimiz, kendi kültürümüze sahip Muhafazakâr gençlik!”
         “Başbakan Erdoğan’ın “Dindar nesil yetiştireceğiz”sözlerini yardımcısı Bozdağ şöyle açıkladı: Toplumu mengeneye sokup böyle yapacağız anlamında bir söz değil. Başbakanımızın söylediği alkışlanacak şeydir. Onun, bunun hakkına el uzatan, meşru gören bir gençlik mi daha i,yoksa başkasının hakkına el uzatmanın hem hukuk, hem de inanç anlamında haram olduğun bilen gençlik mi daha iyi?” Dedi amma hemen de yanıt manzum olarak geldi. Bugünkü Vatan gazetesinde—5Şubat2012—SayınMustafaMutlu, Müstear ad kullanan bir Şairimizin aruz ölçüsü ile yazılmış şiirini yayımladı:                                                                             ZATI ŞAHANE’ YE
Duydum hastalanmışsın, çok büyük geçmiş olsun,
Hırsınla hırpalanan bedenin şifa bulsun
Temenni ederim ki, ameliyatta doktor,
Kalan vicdanını da kesip atmamış olsun.
Millet seni bekledi Sultan Fatih’ten beri
Padişahım sayende tarihe döndük geri.
Suriye’yi fethettin, titrettin İsrail’i
Umarım, Amerika bundan ders almış olsun
Devrinde ne konuşan, ne kitap yazan kaldı,
Hırsızın, uğursuzun dosyaları aklandı
Hainler Silivri’ye, Hardal’a postalandı
Korkarım, zulmedecek kimse kalmamış olsun.
Bin değil, yüz bin Mele az gelir memlekete
Kurulmalı tez elden her köye bir medrese
Örtülü ödenekten yesinler kese, kese
Her cemaat payını hakça bölüşmüş olsun.
Sayende sindi terör, sıfır sorun netleşti,
Hem Sarkozi hem Merkel Karşında cüceleşti
İran demokrat oldu, Mısır tam Laikleşti
Dilerim ki ümmetin dehanı sezmiş olsun.
Özel Mahkemelerin el atıyor her işe
Okunuyor rakibin beynindeki düşünce
Muhalefet yönünden ters bir rüzgâr esince
Sabaha karşı eve polis gelmemiş olsun.
Beşikteki bebeler Arapça “hu” çekecek
Öğrenciler umre’de Ahlakı öğrenecek
Cinsel taciz, işkence tarihten silinecek
Yeter ki cinsi latif tahrik etmemiş olsun.
Dokunan yanıyormuş, bırak ben de yanayım
Saflar ayrışıyorsa, Atatürk’ten yanayım,
Takiyye yapmadım ki,  gerçekten utanayım
Boğazımdan bir lokma haram geçmemiş olsun.
Ulusal benliğimi silsen de perde, perde
Coşkuyla gülmesen de kutlu Milli günlerde
Şanla şerefle dolu yaşayan devrimlerde
Yüreğimde tutuşan ateş sönmemiş olsun.
                                                  
                                            Âşık Kul Hakkı
         Bendeniz, Bu Bay Bekir Bozdağ Beyimizin söyleşisindeki derin anlamı hemen kavradım. Burada büyük devlet adamlarına yakışan bir itiraf vardır. Nereden mi anladım. Arz edeyim: AKP’NİN tüm kadrosunu oluşturan kimseler, Türkiye Cumhuriyetinde Atatürk devriminin tam uygulandığı tarihte doğmuşlar ve Laiklik uygulanması yapılan okullarımızda öğrenim görmüşlerdir. Parlamentoda suç dosyaları bulunan tüm Milletvekilleri de Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği kimselerdir. Sucuk imalinde eşek eti kullananlar da bu dönemin ticaret erbaplarındandır. Deniz Feneri, Kombasan Vurguncuları ve Türkiye Cumhuriyetini tam İKİ TİRİLYON LİRASINI sahte evraklar düzenleyerek hortumlayan da dini bütün bir İslam Mücahitidir. AKP iktidarı tüm bu yolsuzlukları yapanları hem koruyor hem de bunun suçunu Laik Sisteme atmaya çalışıyor. Sizler, tilkilerin pirelerinden nasıl kurtulduğunu bilmiyorsanız ben anlatırım: Ağzına bir yün alan Tilki, yavaş ve dahi daha yavaş suya girer ve ilerler. Tüm pireler de yünde toplanırlar. Burnuna kadar suya batan Tilki, pireli yünü suda bırakarak tertemiz, piresiz olarak yaşamına döner. Olay budur.
         Şimdi Ankara’da emekli olarak yaşantısını sürdüren Sayın Orhan Çağlargil, Fransız Jandarma subay Okulunu bitirdi ve Sorbon Üniversitesinde Suç ve suçluluk üzerine vermiş olduğu tezde de en yüksek puanı almıştı. Okulda Müslüman ülkelerden çok öğrenciler üzerinde gözlemlerini tamamlayan Okul komutanı Sayın Orhan Çağlargil’i makamına davet eder ve:
         “Sayın binbaşı—o zaman rütbesi binbaşıydı—siz de Müslümansınız, öteki ülkelerin Müslüman öğrencileriyle sizin bu çok olumlu farkınızın nedeni nedir?”Sayın Orhan Çağlargil, bir tek cümle söyler ve selamını vererek çıkar:
         “Sayın Kolonel, o ülkelerin ve o subayların Mustafa kemal Atatürkleri yoktur!”
         Bir yazımda anlatmıştım; yazıldığı gibi okunmaktan söz eden Devlet Doktorasını vermiş olan Fransızca öğretmeni bir Hanım,Türkçeyi örnek göstererek:”Ne yazık ki bizim bir Atatürkümüz yok!” Demişti.
         Bizler, bir soruya aynı yanıtı verme kararı almıştık: Kim bize milliyetimizi sorarsa hepimiz aynı yanıtı verecektik:”Nous sommes Turgue Grace a Mustafa Kemal Atatürk!”—Mustafa Kemal Atatürk sayesinde biz Türküz!”Biz biliyorduk ki:
         Atatürk çıkarılırsa aradan;
         Ne Türklük kalır, ne de Türk kalır!
         Ne ulusal onurumuz, ne de bireysel onurumuz kalır.
         Ne ulusal aklımız ve ulusal vicdanımız kalır.
         Kadınlarımıza da seks köleliği ve asırlık ezilmişlikler kalır.
Türkün görkemli tarihi yerine, Arapların yağmaya dayalı Gaza ve Gazve masalları kalır.
Tüm uluslar çıkarlarken uzaya, imamlara minarelere çıkmadan yerden Cavır! İcadı hotpörlerle ezan okumak kalır.
Türk toplumuna ekmek ve bulgur yemek kalır;
Bir grup Allah ile aldatanlara da ülkemizi soymak kalır.
Türk askerine emperyalistlerin çıkarları uğruna ölmek kalır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında Ulusal Egemenlik deyimi onlar için hiç te hoşa gidecek bir terim değildir. Mustafa Kemal,”Yurtta barış, cihanda barış”diyerekdünya çocuklarına sevgiyi ve kardeşliği aşılayacak bir Bayram bırakmıştı: Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu kutlu günde;temsili Başbakan olan çocuğa vermiş olduğu direktif,tam bir keyfilik eğitiminin habersisidir.                             Bendeniz; Osmanlı dönemindeki Medreselerin öğrencilerinin—Suhtelerin—80—250 kişilik bölükler halinde örgütlenerek yaptıkları ahlaksızlıkları uzun, uzun anlatacak değilim. Profesör Dr. Rahmetli Mustafa Akdağ’”Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik kavgaları” adlı esrinin ve 155–1562 yıllarında, Avusturya İmparatorluğunun İstanbul’daki büyük elçisi Bousbecg’in “Türkiye Mektuplarını” okumalarını isterim. Ben,”Patatesler,” adlı yazımda bunların özetini vermiştim. O yazımı arşivimden çıkartarak yeniden sizlere sunacağım.
                  Ben, Dindarlık=Kindarlık adlı yazımda bu koynu enine ve dahi boyuna irdelemiştim. Wart ortamında yazdığım halde, Doc ortamında gittiği için iletilerim, bunun Wart’a dönüşüm formülünü de Sayın Fatma Işık Kaya yayımlamıştı.
         Anayasamızda ve yasalarımızda Yeni Türk Nesillerinin nasıl yetiştirileceğine dair özel maddeler varken, Recep Beyin bu çıkışı Anayasal bir suçtur. AKP’LİLER her gün Anayasamıza aykırı beyanlarda ve eylemlerde bulundukları halde, Müddeiumumîler ve dahi Müddei hususiler cihetinden hiçbir ses gelmemektedir.
         Anayasamızın değişik Başlangıç maddesinin birinci fıkrasını veriyorum:
                    “BAŞLANGIÇ”
         “(Değişik:23.7.1995):”Türk Vatanının ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa,Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu,ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;..
Değişik:3.10.2001-4709/1md.): Hiçbir faaliyetin ,Türk milli menfaatlerinin ,Türk varlığının ,Devleti ve ülkesi ile bölünmezliği esasının Türkiye tarihi ve manevi  değerlerinin ,Atatürk milliyetçiliği,ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının ,Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı:..”
         Madde 42-Üçüncü fıkra:”Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre Devletin gözetimi ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yeri açılamaz.”
         Gerçi Anayasamız böyle emreder amma, Bonanzalımız her öğretim kurumumuzu da denetim altında tutar.
         Bendeniz, kış ortasında Zonguldak İl Jandarma Alay Komutanlığından Konya’ya sürülmüştüm. O zamanlar ayak kaydırma oyunlarında son ve kesin karar komutanlarındı; dolaplar da o canip için döndürülürdü. Bugün de aynı iğrenç oyunlar kişiliksiz kimseler marifetiyle, önlerini açmak için AKP cephesinde dövdürtülmektedir.
         Konya Jandarma bölge Komutanlığını yakınında Şimdi Rahmanı Rahmete karışmış olan kulakları işitmeyen bir Ali Dayı vardı. Konya gerici ayaklanmasını çok iyi bildiği gibi günümüzdeki fırıldakları da iyi izler ve doğru analiz ederdi.
         Bir gün, doğruca benim çalışma odama geldi.”Komutan Bey, sizi çok iyi tahlil ettim ve şu sonuca vardım!”Diyerek anlatmaya başladı. Beni yargıladıktan sonra vermiş olduğu hükmünü yazmayayım. Beni Meyve bahçesine davet etti ve orada çalışanlara da:”Bu Albayın adı Osman Türkoğuz’dur,doğruluktan,vatan ve Atatürk sevgisinden ve astlarını kollayıp,korumaktan öte de bi boku yoktur.Bahçemde ne varsa alıp götürmek te onun hakkıdır.korkmayın ben olmadan ve davet edilmeden de gelmez,şekeri varmış,Kayısı,erik ve dut ta  yemez!” Demeyi ihmal etmediydi.
         Bir öğle tatilinde bahçesine davet etti,”ama ihmal etme de yalınız gel”dedi. Bahçesine vardığımda, orada otlayan koyun ve koçları gösterek :                                                                         ”Bunlardan birisini seç, kurbanlık olarak ve helalden size verdim, gitti!”Dedi.
         “Ali Dayı, sağ olasınız, bedavadan kurban kesilmez bir, ben kurban kesmiyorum iki. Beslenmek için de kasaptan et alıyoruz, bu da üç. Benim günahlarımı karşılaması için bir masum hayvanın kanını akıtmaya ihtiyacım da yoktur. Ben, yargıçların önüne nasıl suçumla ve suçsuzluğumla çıkacaksam, eğer ilahi bir yargılama varsa, ilahi yargıcın huzuruna da kendi günahlarım ve sevaplarımla çıkarım!”Dediğimde, Rahmetli Ali Dayı, ayağa kalkarak:
         “Buradaki Hocalar, Allahın kullarının suçlarını ölçmek için hassas terazisin ve günahlarını da sevaplarını da yazdığı amal defterinin olduğunu söylüyorlar. Ayrıca, bir ailenin bireyleri sayısınca kurban kesmelerinin de farz olduğunu, kişilerin bu kurbanlarının sırtına binerek sırat köprüsünden geçebileceklerini de söylüyorlar!”Siz,bu konuda ne söyleyeceksiniz?”Ali Dayıyı oturttum ve:
         “Siz, benim ne söyleyeceğimi de biliyorsunuz; onun için de benim yalınız gelmemde ısrar ettiniz.”Dedim ve sorularımı sormaya başladımdı:
         Sayın Ali Dayı,siz iki yükseklik arasına gerilen ip üzerinde elindeki uzun sırıkla dolaşan adam gördünüz mü?”
         “Çocukluğumdan beri her sene gelirlerdi. Biz onlara cambaz derdik.”
         “O cambazların sırtına,koyun ya da keçi alıp ta ipin üzerinde gezindiği olmuş muydu hiç?”
         “Siz, hiç cambazlık eden, koyun, keçi ve boğa gördünüz mü? Dediğimde Ali dayı zıplayarak:”Nereye varacağınızı kavradım!”Dedi.
         “Kıldan ince, kılıçtan da keskin köprü, iki ayağı olanlar, insanlar için. Deve kurban edenler Deveye, Tosun kurban edenler, Tosuna, Koç kurban edenler de  Koçun sırtına binerek kazasız ve belasız, altında kazanlar kaynayan o ince ve keskin telin üzerinden doğruca Huri ve Gılmanların ve sayısız kadınların yaşamakta olduğu cennete geçeceklerdir.Develer eşek önde olmadan yürümezler!O ince ve keskin köprünün dönüşü de yoktur.”Dedim ve Alanyalı Kaygusuz Abdalın bir hicvini,yanımdaki kitaptan  okudum.Şöyle diyordu bu Dedemiz:
         “Kıldan ince, kılıçtan keskin/ köprüler yaptırtmışsın/Kullarım geçsin diye/Erkeksen sen geç te/Biz görelim a Tanrım/ Şiirin tamamı aklımda değil.
         Yahudilerde bir dini gelenek vardır: Günah Keçisi—Skapogoat—Günahkâr olan Yahudiler, günahlarını yazdıkları kâğıtları bir oğlağın sırtına bağlayarak o zavallı oğlağı uçurumdan aşağıya atarlar. Oğlakla birlikte o seneki günahlar da ölmüş olur. Uzun boylu tartışmıştık. İmanı bütün gençlik yetiştirmek denilince aklıma bu anım gelmişti. Masallarla beyinleri ortaçağa bağlanacak bir nesil!
         Şimdi de gelelim Sayın A.Gül’ÜN DE FACTO, hatırlatmasına. Bu hatırlatma Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve kendilerinin tüm eylemlerine uymaktadır. DE JURE bir devlet olan Türkiye Cumhuriyetinin tüm yasalarına ve başta anayasasına yemin eden bir grup insan, bir gece hiçbir yasal kurala uymadan bir ataklar Anayasanın Halk oyuna sunularak onaylattırılmış olan 145’inci maddesini Muhalefeti de uyutarak değiştirmesi şeklen alınmış bir karardır.Yine,bir gece yarısı,Meclis Televizyonuna yayını kestirerek sonunda 19.000Liraya çıkartılan Milletvekili maaşları da bir de Factoluk eylemdir.17 kerede 111 maddesi değiştirilen ve değiştirilemez maddelerinin de değişime tabi tutulacağı kararı da DE FACTOLUK bir karardır.Genel Katılımla—Consensus—ile kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinin hukuki sisteminin --Dissensus—Ters çoğunluk—ile değiştirilmesi de Anayasal bir suç olan DE FACTO bir karardır.Kahramanlarımıza ve Aydınlarımıza uygulanan işlemler de FACTOLUK ve Şahıs devleti kararlarıdır.Sayın A.GÜL’ÜN ikazlarının bu yönde olduğu kanısındayım.Ya Sizler!Sesim Geliyor mu?


                                           
                                   

567/özlemlerle yaşamak

                                                                       
OSMAN TÜRKOĞUZ
6 Şubat 2012.
                           
                  ÖZLEMLERLE YAŞAMAK

         Karla kaplı dağlarda, buz tutmuş tepelerde
         NÖBET akşamlarımda SENİ düşünürdüm hep,
         Sıcacık yatağında hayallerin koynunda,
         Üstün açılır da hastalanırsın diyerek.
         Şimdi de ne haldeyim bir bilebilsen,
         Söyler misin bir tanem, söyler misin güzelim
         Şimdi ne haldesin, nerelerdesin SEN?
         Sensiz seninleyim, seninle de sensizken.

         Özlemlerim bir kuş olur, gelir konar pencereme.
         Bir kuş kalkar yüreğimden
         Özlemleri bende kalır.
         Bir sıkıntı içinde dolanır da dururum,
         Sonra atarım kendimi yerden, yere.
         Gözlerim de apaçık, rüya mı görüyorum ne!
         Tavanda, penceremde senin hayalin.
         Sağıma dönüyorum,sağımda Sen varsın,
         Soluma döndüğüm solumda da SEN.
         Söyler misin a Gülüm, söyler misin bir tanem;
         Sensiz neylesem, sensiz nitsem?

5 Şubat 2012 Pazar

566/ÖLÜMÜNE SEVMEK!MOURİR D'AİMER!

                                                            
OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         İzmir;05Şubat 2012.
                           
                                     ÖLESİYE SEVMEK!
                                     (MOURİR D’AİMER)
         1960 yılının sonlarında;32 yaşında evli ve iki çocuk annesi lise öğretmeni bir Fransız kadını,17 yaşındaki öğrencisine âşık olmuştu. Olay mahkemeye intikal ettiğinde de intihar etmişti. “Ölesiye Sevmek “adı altında filmleştirilen bu hüzünlü aşk öyküsü Fransız halkını da çok derinden etkilemiş, sinemaların önlerinde uzun kuyruklar oluşmuştu.
         Bizim İzmir’e gelip te yerleşmemiz üzerine bizimle komşudaş olan bir çift Kumru, onlara aptal diyenlerin aptallıklarını anlatırcasına bizimle iletişim kurmuşlardı. Bu iletişimleri çocuklarına ve torunlarına da geçmişti. Bu seneki iki kumru yavrusu tek bir kumru ile ziyaretimize gelmekte. Yaşlı olan kumru çok hüzünlü. Ana olduğu yavrularına gösterdiği şefkatten belli. Kumrular, eşleri öldüğünde tek başlarına çok uzun mateme girerler. İşte bu dertli kumru bu şiiri bana yazdırttı. Kabul edeceğini bir bilsem ona bir erkek kumru armağan ederdim.
                   Seninle biz ikimiz, bir çift kumru olsaydık,
                   Şu karşıki çatıda;
                  İnsanlargörmeliydisevmeyi  sevilmeyi 
                   LeylaçıkıpgelseydiMecnuniyle   elele                                                                                                  Bu yozlaşmış dünyaya,
                   Tüm insanlar öğrenirdi ölümüne sevmeyi

TEKRAR./DİN ULULARININ HAREMLERİ.

                                                                  

                          DİN ULULARININ HAREMLERİ.

OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@hotmail.com
İzmir;21 Ocak 2011.
                               DİN ULULARININ HAREMLERİ!
           “Bu işte en hızlı ERKEK!17’inci asırda Kuzey Afrika’da yaşamış olan(667)çocuk sahibi bir İslam Sultanıdır! Sonra da(132) çocukla, beş Kardeş Katili, Yahudi Nurbanu’dan olma Üçüncü Murat gelir.”
En fakir harem sahibi de Cennet’te olduğu halde kendi kaburgasından yaratılmış Havva ile iktifa eden Hz. Âdem Peygamberimizdir. Cennet, Huri ve Gılmanlarla lebalep doluyken, neden kendi kanından olan birisi ile yetinmiştir! Ümmetinden inanmış olanlara 72 kadın ve her seferinde bakire olarak taktim kılınacak Yüz Huri vaat edilirken bir Peygambere yapılmış olan bu haksızlık değil mi!”
Ostüzü.
       
Bendeniz çok derinlere ve gerilere inmeyeceğim.”Muhteşem Yüzyıl” filmi nedeniyle, gümbürtüsü çok çıkan kurusıkı tüfeklerle ateş edenlere de seslenmeyeceğim. Ha onlara seslenmişim, ha başkaları tarafından doldurulan kurusıkı tüfeklere seslenmişim. Bendeniz, aklı olan, araştıran ve bir sonuca varan bizim çağımızın Aydın insanlarına sesleneceğim.          Hz. Davut, Golyat’ı sapan taşı ile öldüren koyun çobanı bir Yahudi’dir. Tevrat’a göre Tanrımız O’NA Peygamberlik vermiştir. İslam dini de böyle kabul etmektedir. Bir gün; sarayının balkonundan dünya güzeli bir kadını görür, ol kadını sarayına çağırarak onunla bir olur. Bu beraberlikten gebe kala ol kadın, cephede savaşan Hititli General Uria’nın karısıdır. Acele ile izinli olarak Kudüs’e çağrılan General Uria, karısı ile yatmadan cepheye savaşa döner. Yanında taşıdığı Hz. Davut’un mektubunu da Yahudi Başkomutanına verir. Bu mektupta; General Uria’nın savaşın en şiddetli yerine yalınız başına sürülerek öldürülmesi istenmektedir ve Uria öldürülür. Tevrat olayı böyle anlattıktan sonra:28-“Ve Kral Davut cevap verip: Bat-Şeba’yı bana çağırın “ dedi. O’DA Kralın önüne geldi ve Kralın önünde durdu.”29- “ve Kral and edip dedi: Canımı bütün sıkıntılardan kurtaran hay olan RABBİN hakkı için” ,30”benden sonra mutlaka senin oğlun Süleyman Krallık edecek ve benim yerime tahtıma o oturacak, diye İsrail’in Allah’ı Rabbin hakkı için gerçek sana nasıl and ettimse, gerçek bugün böyle yapacağım.”Tevrat,1Kırallar 1, s.342.
“Süleyman onlara sevgi ile yapıştı.3”ve O’NUN-Süleyman’ın—(700) Yediyiz Karısı kral kızı olup(300) Üçyüz de cariyesi vardı”Tevrat,1Kırallar11, Bap11,s.356.
                             İSLAM PEYGAMBERİ HZ. MUHAMED’İN EŞLERİ VEL HAREMİ!                Hz. Muhammed’in eşlerinin sayısında anlaşmazlık var. Bu anlaşmazlığın nereden kaynaklandığını anlatmak istiyorum. Hz. Muhammed, Yeğeni Zeynep ile nişanlanmış olduğu halde evlenememişti. Zeynep Hz.Muhammed’in azatlı Kölesi ve Oğulluğu Zenci Zeyd bin Haris ile evlendirilmişti. Zeynep, Zeyd’in evde olmadığı bir zamanda Zeydin evine gelen Hz.Muhammed’in, çamaşır yıkamakta olan Zeynep’e söylediği güzel sözleri övünmek için, Zeyd’e aktarması ile tatsız bir durum ortaya çıkmıştı. Hz. Muhammed, kendisine gelen Zeyd’e, Zeynep’te gözü olmadığını ısrarla söylemişti. Bu olay üzerine Kur’anı Kerim’in AHZAP Suresinin—33’üncü sure—37’inci ayeti nazil olmuştu. Bu ayeti Ünlü Din Bilginimiz Rahmetli Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’anı Kerim ve İzahlı Meali adlı eserinin 422’inci sahifesinden aynen alalım:
33/37–38-“Hem hatırla o vakit ki o kendisine hem Allah’ın in’am(ihsan) ettiği, hem senin in’am ettiğin kimseye Zevceni kendine sıkı tut(boşama) ve Allah’tan kork” diyordun, nefsinde Allah’ın açtığı şeyi gizliyordun, nasıl insanları sayıyordun; hâlbuki Allah kendisini saymanı daha gerekti. Sonra vakta ki Zeyd kadından ilişiğini kesti, biz o’nu sana terviç eyledik. Ta ki oğulların ilişiğini zevcelerinde müminlere bir darlık olmasın. Allah’ın emri de fiile çıkarılmış oluyor(gerçekleşiyor)”.-“Sonunda Zeyd eşi ile ilişkisini Zeyneb’i seninle evlendirdik. Allah ve Peygamberi bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz.”Ayetlerden çıkmış olan sonuç budur.
Araplarda üvey oğul da öz oğul gibi sayılıyordu. Bu ayetle oğlun boşadığı kadınla babanın evlenme yolu da açılmış oldu.
Zeyd’in boşadığı Zeynep ile evlenen Hz. Muhammed, Kölesi Baraka adlı Kadını da Zeyd ile evlendirdi. Ölümüne yakın Zeyd’in Baraka’dan olma 22 yaşındaki Oğlu Usame’yi Suriye’yi işgal edecek orduya Başkomutan olarak atadı.
Kur’anı Kerim’in 4’üncü Nisa Suresinin 3’üncü ayeti:
“Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kadınlardan İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla.”Âmir hükmü vardır. Zeynep ile evlenme ayeti nazil olduğunda, Hz. Muhammed ile evli bulunan 14 Kadın esas alınmaktadır. Aslında bu sayı 24’tür.
Bu ayetle nikâhlanacak kadın sayısı (4) ile sınırlanmıştır. Dörtten fazla kadınla nikâhlanmak ta mümkün görülmemektedir. Efendim; falan Hükümdar ya da filan Şeyh 12 karısını da nikâhladı derlerse, karşımıza bu ayeti kerime çıkmaktadır.
Şimdi de, Hz.Muhammed’in eşlerinin adlarını verelim:
1-*Hatiçe binti Huveylit, iki eşi de ölmüş,44 yaşlarında bir kadındı. Hz. Muhammed 25 yaşındaydı ve Hz. Hatice’nin ticaret işleriyle ilgileniyordu. İki Erkek ve 4 kızları oldu. Hz. Hatice 65 yaşında öldü. Çocuklarının adları:
1+Kasım,
2+Tahir, Tayyip, Abdullah,(Abu Manef).
1-Zeyneb,
2-Rukiyye,
3-Fatma,
4-Ümmü Külsüm.
Rukiyye, Hz.Muhammed’in amcası Ebu Lehep’in oğlu Utba(Otba) ile evlendirildi. Diğer Kızı Ümmü Külsüm de Ebu Lehep’in diğer oğlu Ukbe’ye verilmişti. Hz.Muhammed’in Müslümanlığı yayma girişimine öfkelenerek iki oğlunu da boşattı. Emevi Soyundan Osman önce Ümmü Gülsüm ile o öldüğünde de Rukiyye ile evlendi. Osman’ı öldürenler, Rukiyye’nin de iki parmağını keserek açık duran Kur’anı Kerim’in içine düşürdüler. Ayşe Tecimer’in çalınmasına adının karıştığı Kur’anı Kerim bu Kur’anı Kerimdir.
Amca Ebu Lehep’in Ümmü Külsüm ve Rukiyye’yi oğullarından boşatması üzerine de altı ayetli TEBBET SURESİ nazil olmuştur:
“1-Elleri kurusun Ebu Lehebin; zaten kurudu ya.”
“2-Ne malı kurtardı onu, ne kazandığı.”
“3-Alevli bir ateşe yaslanacaktır o.”
“4-Karısı da öyle.”
“5–6-Odun hamalı olarak. Gerdanında bir ip olacaktır onun, en sağlam fitillisinden.”Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an-ı Kerim Meali,(Türkçe çevirisi).
14 yaşındaki Fatma da 20 yaşındaki Hz. Ali ile evlendirilmişti. Bu evlilikten de:
1-Hasan,
2-Hüseyin,
3-Muhsin(Muhassin),
4-Zeynep,
5-Ümmü Külsüm doğdu.
2*-Zem’a bin Kays bin Abdi Ved’l Vud’l bin Nasır’ın kızı Sevde; Hz. Hatice’nin ölümünden bir yıl sonra evlendi.(M.S.644’te öldü.)
3*-Hz.Aişe, Ebu Bekir’in kızı,(6) yaşında nişanlandı,(9)yaşında evlendi.680’de öldü. En önemli kaynak: Sahihi Buhari, Muhtasar, c.2.S.78.İmamı Gazali, İhya’u Ulum’it Din,1951 DİB. Tercümesi C.1.S.1451,
4*-Hz. Ömer’in kızı Hafize(Hafsa),M.S.605’te doğdu. İlk eşi Huneys Bedir’de Şehit olduğunda; Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir’e ve Osman’a Dul kalan kızını almasını söylediyse de onlar da bu teklife olumlu yaklaşmayınca, Hz. Muhammed ile evlendirildi.(644’de öldü?).
5*- Zeyneb,-yoksulların Anası Ümmü’l Mesâkin-İlk Kocası Abdullah Bin Ceys, Uhut Gazasında Şehit düşünce, Hz. Muhammed ile evlendi, evlendikten üç ay sonra da vefat etti.
6*-Ümmi Seleme; Babası Ümeyyet’ül Mahzûmi,-Ebu Ümeyye bin Mugire’nin Kızı- Annesi de Abdulmuttalib Kızı Atike’dir. Adı Hindidir. Ebu Seleme Uhut Gazasında yaralanarak öldüğünde Ümmü Seleme Hamile idi. Son derece Akıllı olup, Hudeybiye bunalımını bu Kadın çözmüştür. Hz.Muhammed’in eşlerinden en son ölendir.( M.S.685).
7*-Zeyneb; Esedoğullarından Cahş bin Ribab’ın Kızıdır. Annesi de Abdulmuttalib Kızı Meymûne’dir. Hz.Muhammed’in Yeğeni ve nişanlısıyken, Zeyd İbn’i Haris ile evlendirilmiştir. Kur’anı Kerim’in 33’üncü El-Ahzap Suresi,36-38’inci ayetlerinde anlatılan olayın kahramanıdır.28.29.38.39.50.51.52 ve 53’üncü ayetler de okunmalıdır derim!
8*-Cüveyriyye; Mustalak oğullarından, Musevilerin Reisi Haris’in Kızıdır. Aşireti basılarak Kays Bin sabit tarafından esir alındığında (13) Onüç yaşındaydı. Hz. Muhammed tarafından bedeli ödenerek satın alınmıştır. Gerdanlık olayının gerdeğe girme aceleciliği nedeniyle olduğu iddia edilmektedir. M.S.672’de vefat etmiştir.
9*-Ümmü Habibe, İsmi Remledir Ümeyye—Emevi—Oğullarının Reisi Ebu Süfyan’ın Kızı ve Ünlü Muaviye’nin de Kız Kardeşidir. Esedoğullarından Ubeydullah bin Cahş’ın Karısıydı. Habeşistan’a gitti. Cahş Hıristiyan olunca, boşanan Ümmü Habibe ile evlenmek için, Hz. Muhammed, Habeş Valisini vekil tayin ederek nikâhlarını kıydırdı. Habeşistan’da bulunan Hz. Ali’nin üvey Kardeşi Cafer Tayyar, yeni Gelini Medine’ye getirdi. Ümmü Habibe’ye Hz.muhammed adına Amr bin Ümeyye-ül Mahzûmi dünürcü olarak gitmişti. Ümmü Habibe M,S.666’da vefat etti. Nikâhı bir Müslüman din adımı değil de Hıristiyan bir yönetici kıymıştı.21’inci asırda ve Laik Türkiye Cumhuriyetinde”Nikâhı imamlar kılsın” diye yırtınan İmamlıktan gelme Başbakanımızın kulakları çınlasın!
10*-Meymûne, Haris bin Hûz’un Kızı Hindi’den olma.
Birinci Kocasından boşanmış, İkinci Kocası da ölmüştü.658/673’te vefat etmiştir.
11*- Safiye, babası Nadiroğulları Reisi Ahtab oğlu Hayıy’dir. Annesi de Kureyza oğullarının Reisinin kızıydı. Hendek Gazasından sonra; Kureyza Yahudi Kabilesinin tüm Reşit erkekleri öldürülmüş, kadınları ve çocukları da esir olarak satılmıştı. İlk kocasından ayrılmış olan Safiye, Hayber Yahudi Kabilesinin Beyinin oğlu ile evlenmişti. Kayınbabası ve kocası saklı hazinelerinin yerini söyletmek için öldürülmüştü. Dıhye adlı Müslüman Arap’a esir düşen Safiye’yi Hz. Muhammed, başka bir esir kadın vererek kendisine almıştı. Devenin üzerine yapılan bir kapalı mekânda gerdeğe girdikleri anlatılmaktadır.658’de vefat etmiştir.
12*- Mariyya; Mısır valisi Mukavkıs Mariyya ve şirin adlı iki Kıpti Cariyeyle Düldül adlı bir Katırı Hz. Muhammed’e armağan olarak göndermişti. Çok Güzel olan Mariyya’yı Hz.muhammed kendisine nikâhladı, Şirini de Şair Hassana verdi. Mariyya’dan olan İbrahim adlı erkek çocuk ta 18 ay yaşadı.Mariyya638’de öldü. Çok konuşulmuş ve yazılmış olan Mariyya ve Hafize arasında geçmiş olan olayı bendeniz burada yazmayayım. Düldül adlı Katırı Hz. Ali’nin rüzgârlarla yarışan Küheylanına çevirdiler.
13*-Raydana, Beni Kureyza’dan Zeyd’in Kızı, Kureyza Yahudi Kavminin uğradığı felaketi görmüş olan 13 yaşındaki Raydana Hz. Muhammed ile evlenmeyi reddettiğinden Cariye olarak alınmış ve üç gün sonra da ölmüştür.
Bu liste Rahmetli büyük İslam bilgini Abdulbaki Gölpınarlı’nın “Hz. Muhammet ve İslam” adlı eserinin 181-206’ıncı sahifesinde yayımlanmıştır. Biz diğer kaynaklarda yayımlanan listelerle yazımızı sürdürelim:
14*-Cuveyde; Haris bin Ebu Züar’ın Kızı.
15*-Neşat, Rıfaa’nın Kızı.
16*-Şenbe, Amr’ın Kızı.
17*-Gaziyye, Cabir’in Kızı.
18*-Şerafi, Dihye bin Halife Kelbi’nin Kız kardeşi.
19*-Aliye, Zeyba’nın Kızı.
20*-Kutayle, Kays in Ma’di Ker’bin Kızı.
21*-Fatma, Şurayh’ın Kızı.
22*-Havle, Huzeyl bin Hubeyre’nin Kızı.
23*- Leyla, Hazreç’in Kızı---9 yaşında-- nikâhtan sonra pişman olarak pencereden kaçtığı söylenmektedir. Yahudi asıllıdır-
24*- Umre, Yezit’in Kızı. Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi,5cilt.Merhum profesör Dr. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın,3/d.Ve diğer kaynaklar.
Son Halife Hz. Ali’nin eşi ve Haremi.(598–661).
Tüm İslam âleminin dürüst, Yiğit, İslamın yücelmesi için çıkar gözetmeden gayret eden, Emeviler ve Haşim’lerden Abbasiler döneminde Soyu en çok zulme uğrayan bir İslam Devlet adamıdır. Büyük oğlu Hasan Karısı tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Küçük Oğlu Hüseyin de kerbela’da şehit edilmiştir. Bir tepsiye konularak Emevi Hükümdarı ve Halifesi Yezit’in huzuruna getirilmiş olan kesik başının dişlerine sopa ile vuran Yezit:
“Bedir’in intikamı alınmıştır!” demiştir. Öldüğü zaman tüm varlığının (7) YEDİ Dinar olduğu görülmüştür. Öldürülen üçüncü Halife Osman’ın da (1.000.000.000) Dinarından söz edilmektedir. İslam’da ilk rüşvet, Halife Osman’ın Mihmandarı tarafından Uhut’un muzaffer süvari komutanı Halit bin Velit’ten, Halife Osman ile konuşturulması için alınmıştır.
Hz: Muhammed’in Kızı Hz. Fatma, Babasından (93) gün sonra ölmüştür. Hz. Fatma’nın sağlığında hiçbir kadınla ilgisi ve ilişiği olmayan Hz. Ali’nin ( On) Kadından (14 Oğlan) ve (17 kızı )olmuştur. Önce; Hz. Ali’nin künyesini görelim:
Abdul Menaf=Abu Talib, Abdul Menaf Oğullarındandır.
1*Abd al Muttalip bin Haşim bin Ebu Talip bin Ali.
2*-Anası Fatıma binti Asad binti Haşim, Abu Turap. Babası Ebu Talip.(17 Ramazan Hicri 40-Miladi 24 Ocak 661,201–22 Ramazan 40 Cuma akşamı, zehirli bir kılıçla başından, Amr’ın yaraladığı yerden, almış olduğu bir kılıç yarası ile ölmüştür.
HZ. Fatma’dan sonra aldığı kadınlar.
2-Ummal al Banin binti Hizamdan olan çocukları:
1*-Abbas,
2*-Cafer,
3*-Abd’Allah,
4*-Osman.(Abbas’ın dışındakiler Kerbela’da öldürülmüşler, Abbas Evlat bırakmıştır.)
3-Leyla binti Mas’ud binti Halid.
1-Ubayd Allah,
2-Abu Bekr.
4-Asma bint Umays al Haş’amiye.
1-Yahya,
2-Küçük Muhammed(Cariye oğlu).
3-Avn.
5-Halid bin Velid’in Ayn-al Tamar’da esir aldığı Al-Şahba mahlaslı, Umm Habib binti Rabia:
1-Omar,
2-Rukayya.
6-Anası Hz.muhammed’in kızı Zeynep olan umama binti Abul Aşi binti al-Rabia.
1-Ortanca Muhammed.
7-Havla binti Caf’ar.
1-Muhammed,(İbn al Hanafiya künyeli).
8-Umm Sa’id binti Urva Mas’ud al Sakafı.
1-Umm al hasan,
2-Büyük Ramla.
9-Mahyat binti İmre.
1-Küçük yaşta ölen bir kız çocuğu.
10-Muhtelif kadınlardan:
1-Umm Hani,
2-maymuna,
3-Küçük zaynap,
4-Küçük ramla,
5-küçük Umm Gülsüm,
6-Fatma,
7-Umama,
8-Hadica,
9-Umm al Kiram,
10-Umm Salama,
11-Umm Cafer,
12-Cumama,
13-Nafisa. Bunlardan aşağıda adları yazılı Beş Oğul çocuk bırakmamıştır:
1-Hasan,
2-Hüseyin,
3-Muhammed bin al-Hanafiya,
4-Omar,
5-Abbas.
Bunlardan Hüseyin kolu en ünlüsüdür, doğruca Hz. Ali’den inmektedir. Oniki imam koludur. Hüseyin’den inenlere SEYİD denilir:
1*-Ali Zeynal Abidin,
2*-Muhammed el Bekr,
3*-Cafer el Sadık,
4*-Musa el Kâzım,
5*-Ali al-Rıza,
6*-Muhammed el-Cevad,
7*-Ali al-Hadi,
8*-Hasan al-Askeri,
9*-Muhammed al-Mehdi,
10*-al –Mehdi.
Haremdeki çok sayıda kadınlar arasında kavga ve niza olmaz mıydı? Osmanlı Haremine seçilen cariyelerin Bakire olması ve yaşlı olmaması esastı. Sayıları BİN’İ aşan Haremdekileri korku sessiz tutardı. Yanlış iş yapanlar, bir çuvala konularak denize atılırdı.
Hz.Muhammed’in Haremindeki Kadınlar, tek kişilik odalarda kalırlardı. Hz. Ayşe’nin ve Hz. Ümmü Seleme’nin başını çektiği iki gruba ayrılmışlardı. Hz. Seleme Hz. Muhammed ile bir olma sırasını Hz. Ayşe’ye vermişti. Bu tutumu Tanrı katında da kutsanmıştı. Bunları da Allah korkusu sakinleştirirdi.
Bir Hadisi Şerif:
“Vallahi Ayşe’den başka hiçbir kadının ridası altında bulunduğum halde bana vahiy nazil olmadı.” Sahihi Buhari, Muhtasar,1X s.407.”
“Bana Cehennem gösterildi. Bir de gördüm ki ehli Cehennemin ekserisi kadınlardır.”Sahihi Buhari, Muhtasar, IX.40 hadis 1340.
“Bir sefer Cehennemin kapısında durdum, oraya girenlerin çoğu kadınlardı.”Sahihi Buhari, Muhtasar XI. S.314.Hadis numarası 1819.
“ Ey! Kadınlar, bana cehennem halkı gösterildi, çoğu sizler idiniz.”427.
“Siz kadınların çoğu Cehennem kütüğüdür.”428.Sahihi Buhari, Muhtasar, C.ı.S.41.Hd. No=27.
Ahzap Suresinde de Kadınlara yönelik ayetler vardır.
“30-
Ey peygamber hanımları, sizden kim açık/kanıtlanmış bir edepsizlik yaparsa, kendisi için azap iki katına çıkarılır. Ve bu, Allah için çok kolaydır.”“37-“Allah’ı ve resulünü incitenleri Allah dünyada da ahirette de lanetlemiştir. Onlar için alçaltıcı bir azap hazırlanmıştır.”
“64-Hiç kuşkusuz, Allah inkârcıları lânetlenmiş ve onlar için çılgın bir ateş
hazırlanmıştır.” Profesör Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an-Kerim Meali.

437/BUYURUNUZ KADINLARIMIZI YÜCELTENLERE!

                                                                       
                        BUYURUNUZ KADINLARIMIZI YÜCELTENLERE!
            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@gmail.com
            İzmir;25 Kasım 2011./EK:05 Şubat 2012.Bu yazım bir Milli Güvenlik Dersi ödevidir.
            Kadınlar, Kadınlarımız hakkında, onları aşağılayan ve küçük gören, her iki âlemde de ONLARI edilgen bir seks aracı sayanlar, bu inançlarını kime ve neye dayandırırlarsa dayandırsınlar, asla kabul etmiyorum.
         Kadınlarını erkeklerden aşağı bir seks aracı ve sürekli olarak edilgen sayan toplumların liderleri; Kadınlarını baş tacı yapan toplumların Liderlerinin önlerinde politik birer edilgendir. Onlar gibi ayak, ayaküstüne atmaları da akılları göz ve kulaklarında olanlar içindir. Biz, onların ne rahleler ve kimler önünde diz çöktüklerini de bilenlerdeniz. OSTÜZÜ:
Anayasamız Madde 41:Aile Türk toplumunun
temelidir.(Ek deyim: 3.10 2001–4709/17’İnci Madde) ve eşler arasında eşitliğe dayanır.”
Madde49-“Çalışma, herkesin hak ve ödevidir.”    “X.Kanun önünde eşitlik (Ek:7.5.2004–5170//1’inci madde.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.(Ek tümce:                 7. 5,2010–5982/1md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.”
“Kadınların yerleri evlerinde oturmak ve çocuk doğurmaktır!”Sn. Recep Tayyip Erdoğan Bey!
“Biz, insanı en mükemmel bir surette, eksiksiz olarak yarattık!”
Kur’anı Kerim, Tin Suresi(”95/5’inci ayet).
Biz, İNSANI diyor Yüce Yaratanımız. Biz Erkeği demiyor. Kadın ile erkeğin değerlerini İnsan noktasında birleştiriyor.
İlk hadis kitabı Hz: Muhammed’in ölümünden (245) sene sonra—08 Haziran 632-- Semerkantlı bir Türk tarafından derlenmiş olan 600.000---800.000 tevatür hadis arasından iki rekât namaz kılma ölçüsüyle bugünkü haline getirilmiştir. Bu hadislerin yukarıda vermiş olduğum ayetin ışığı altında değerlendirilmesini; Büyük Din Bilgini ve Mezhep sahibi Ebu Hanefi’nin de 17 gerçek hadis olduğu beyanının göz önünde tutulmasını arz ederim.
Kadınları çok alçaltmaya yönelik beyanlar, İlkel Arapların uydurması olduğu kanısındayım. Kadınlarımız, Tanrımıza en yakın olanlarımızdır. Peygamberleri de onlar doğurmuştur. OSTÜZÜ.
Prof. Dr. Yener Temelli
IU İstanbul Tip Fakültesi
Ortopedi ve Travmatoloji ABD.
Öğretim Üyesi

                                  

          HANIMLAR DİKKAT! ERKEKLERİN KADINDAN NE KADAR               KORKTUKLARININ BELGELERİ!
         Hiç birisi uydurma değil, yazarları belli, yazıldıkları yer belli. Hanımlar, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Aşağıdakileri dikkatlice okuyun, yaşantınıza yeni bir düzen  getirin, cehennemde yanmayın! Bu Söylenenlere uysunlar da dünyada mı yansınlar? Ostüzü.
Kadının yeri soğumadıkça erkek, kadının oturduğu yere oturmamalıdır.
Kadınlara Dini Bilgiler sayfa 24
Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.
İbni Hacer El Heytemi 2/121 Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239
Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını  bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.
Hafız Zehabı-Büyük Günahlar- Sayfa 187
Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.
Sahihi Buhari
Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük  ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim.
Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003
Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
Sahihi Buhari
Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok
istiğfar ediniz. Çünkü ben Cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm.
(İstiğfar; insanın içine düştüğü bir hatanın pişmanlığıyla kıvranarak Cenâb-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini ve günahlarının bağışlanmasını  dilemesi demektir)
Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003
Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse  Cennete girer.
Riyazus Salihin
Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü  huylarına sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir.
Kadınlara Dini Bilgiler sayfa:88
Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır.
Sahihi Müslim, Salât 265; Tirmizi Salât 253/338 Ebu Davud, Salât, 110/720
Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.
Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805
Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin.
Sahihi Buhari
Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını  incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir.
Ebu Davud, Tereccul, 5
Eğer bir kadın peruk takarsa, eğer kol ve yüzüne dövme ya da ben yaparsa, yüzünden ve kaşlarından cımbızla kıl aldırırsa, yüzüne güzellik vermek için şekil değiştirirse lanetlenmiştir.
İmam Şarani – Uhudul Kubra – Sayfa 313, 867, 889
Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur.
İbnül Cevzi, Mevzuat, II/282-283; Suyuti, Leali, II/154 İbn Arrak, Tenzihü'ş-Şeria, II/212-213
Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir.
İmamı Gazali-Kimyayı Saadet sayfa:178 İbn Ebi Şeybe, Musannaf, IV/II, 420
Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:
1-Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,
2-Hiç çıkmamış gibi davrana,
3-Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,
4-Kalabalığa karışmaya,
5-Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,
6-Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,
7-İşini bir an önce bitirip evine döne,
İmamı Gazali – İhyayı Ulumuddin – 2/290
KADININ EN MAKBULÜ KOYUN CİNSİDİR
1-Giyim kuşam hevesinden maymun.
2-Fakir düşmeye razı olmadığından köpek.
3-Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.
4-Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.
5-Evden eşya sattığından fare.
6-Erkeklere hile kurduğundan tilki.
7-Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur. 
İmamı Gazali- İhyayı Ulumuddin
Sana kadınların aybaşı halini sorarlar. De ki: O bir ezadır. Aybaşı halinde kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın.
Bakara Suresi–222
Kadınlara danışmayın, onlara muhalefet edin. Kadınlara muhalefet edin, zira kadınlara muhalefet berekettir.
Kadınlara Dini Bilgiler 44,45 Suyuti, Leali II, 147; İbn Arrak, Tenzihü'ş Şeria II, 210
Kim ki karısına itaat ederse Allah (cc) onu yüzüstü Cehenneme atar.
İbn Arrak II, 215
Başlarına bir kadını geçiren bir kavim asla iflah olmaz.
İbni Hanbel Müsned 5.43.50; Tirmizi Fiten:75 Nesai Kudat:8; Buhari Fiten:18
Kadınlara yazıyı öğretmeyin. Dikişi ve Nur Suresini  öğretin.
İbnü'l Cevzi, Mevzuat II, 269
Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi  sinirli bir şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet  eder.
Sahihi Buhari 9/36
Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olunur.
Kadınlara Dini Bilgiler sayfa 61
Bir hadis de şöyle der: 'Camiye gelirken kokulanan kadın evine dönüpte cünüplükten ötürü boy abdesti alır gibi yıkanmadıkça, Allah katında onun namazı kabul olmaz.'
Avnül mabül 11/230
Nasıl? Cennet'i garantilediniz mi?-
Prof. Dr. Yener Temelli
IU İstanbul Tip Fakültesi
Ortopedi ve Travmatoloji ABD.
Öğretim Üyesi
Gönderen Fevzi Moray zaman: 21.57 0 yorum
Salı, Ocak 18, 2011





 

İzleyiciler

Blog Arşivi