18 Eylül 2012 Salı

809/ALAN HAKİMİYETİNİ YİTİRMEK=YENİLMEKTİR!


                   OSMAN TÜRKOĞUZ
                   osmanturkoguz@gmail.com
                   İzmir;18 Eylül 2012.
         İletme yazım:
                         Hayrette ve Dehşet içindeyim!Sivil araçla nereye Beyler!Dinarın Çölovasında eşkıyaların hüküm sürdüğü bir dönemde;yaşlı bir köylüden yardım etmesini istediğimde şu yanıtı almıştım:"Sayın Komutanım;sizler,gelip geçicisiniz.Eşkıyalarımız bizlerle kalıcı.Siz kanunu uygularsınız;eşkıyalar silahlarını kullanırlar.Size en çok bir kuzu keseriz,kalırsanız altınıza yün yatak sereriz.Eşkıyaların karılarımıza ve kızlarımıza yan bakmasına sesimiz çıkmaz.Ben,Cumhurbaşkanımızın bir ziyafetinde bulundum,en küçük eşkıyaya sunulandan çok fakirdi,kadın bile yoktu.Beni sürekli koru,her türlü yardımımı da al.Siz,daha çok gençsiniz!"
                   ALAN HÂKİMİYETİNİ YİTİRMEK=YENİLMEKTİR.
         Bölücü Terör Örgütü militanları kaç kişilik gruplar halinde dolaşıyorlarsa,mücadele de o miktar askeri güçle yapılmalıdır.Terör Bölgesinde sivil otobüsle asker nakletmek,teröre yem vermektir.Daha önce de minibüslerle korumasız 35 Askerimizin kanına girilmişti. Yalınız Muhkem karakollar kurmak;davul ve zurna ile büyük askeri güçleri mücadeleye sevk etmek zayiat vermek demektir.Önemli olan ALAN HAKİMİYETİDİR!Bendeniz,bunu 14 Nisan 1985’te;Terörle Mücadele konusunda, Konya’da oynadığımız plan tatbikatında en büyüğümüze bile anlatamamıştım!Terörist dağda ise,mücadele de dağda sürdürülür.Operasyonla gidip,gelmek mücadele değildir.Alan Hakimiyetini Teröriste bırakmak,halk desteğini de yitirmektir.Bir otobüs dolusu Mehmetçiğimizi bir teröriste yem vermek!Saygılarımla.

808/İNTİHAL VE YALAN!

OSMAN TÜRKĞUZ
 osmanturkoguz@gmail.com                                                                             İzmir;18 Eylül 2012 

                            İNTİHAL VE YALANCILIK!
                            “Değişmez,öfkeler,kinler,inanlar;
                            İnsan aynı, yalan aynı,hırs aynı!
                            Bölünse de vatan,kim duyar,dinler;
                            Çağdışında yaşayanlar hep aynı!”Ostüzü.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dincer Beyimiz buyurmuşlar ki:”Eğitimde düzenlemelerimiz ve programlarımız,Anayasamıza ve Yasalarımıza göre yapılmaktadır!”
MİLLİ kelimesini,Ulusalcılık anlamında anlayanlara bir hatırlatma:”Aynı dine ve mezhebe bağlı olanlar!”Mustafa Nihat Özön,Osmanlıca-Türkçe sözlük.S.537
Bu Ömer Dincer BEYİMİZ ”İNTİHALCİLİĞİ” belgelenmiş ve Ayyuka çıkmış bir Bilim!Adamıdır!
İNTİHAL: A.İ.(Te ve ha ile),”Başka birinin şiirini ve yazısını kendinin gibi gösterme. Ç.İntihalât).M.N. Özön, S.G.S.S:382.Kendisini bilim adamıymış gibi göstererek,halkı kandırmak,başkasının eserine kaynak göstermeden sahiplenmek.Sahtekârlık.Başka ülkelerde en büyük suç sayılmaktadır.Ülkemizde ise bu gibi sahtekârlar baş tacı edilmektedir.Bu Sayınımızın bir huyu daha ortaya çıkmıştır Yalancılık ve halkımızı kandırmak:Anayasamızın ilgili maddelerini okuyalım.Eğitim Birliği Yasamızın gerekçesini de hiç olmazsa bir kere hatırlayalım:”Bir ülkede iki çeşit eğitim,iki türlü insan yetiştirir ki bu da ulusal birlik için en büyük tehlikedir!”
TÜRKİYE CUMHUYRİYETİ ANAYASASI
Kanun No:2709,Kabul Tarihi.7.11.1982
Yay. R.G.9.11.1982-17863(Mükerrer),
         BAŞLANGIÇ
(Değişik:25,7,1995-4121/1md)
“Türk vatanı ve milletinin  ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen  bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu,ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;”
“(değişik:3.10 2001-4709/1md.)”hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin,Türk varlığının,devleti ve ülkesi ile bölünmezliği esasının,Türklüğün tarihi ve  manevi değerlerinin,Atatürk milliyetçiliği,ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının,Devlet işlerine  ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;”
“ıı.Cumhuriyetin nitelikleri”
Madde2-“Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru,milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde,insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı,başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik,lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”.
2.And içme
Madde81-“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri,göreve başlarken aşağıdaki şekilde ant içerler:”
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını,vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü,milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma;hukukun üstünlüğüne,demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma;toplumun huzur ve refahı ,milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanma ülküsünden ve anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma ;büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Bir tarafta; namus ve şeref üzerine ant içme,diğer tarafta19.000TL.Maaş ve ayrıcalıklar ve aşağıdaki yemine uyma ve ulusça horul,horul uyuma:"LAİK VE DİNSİZ KEMAL PAŞA REJİMİNİ YIKMA YEMİN VE KASEMİ!


14 Eylül 2012 Cuma

807- megolomani!

    OSMAN TÜRKOĞUZ
    osmanturkoguz@gmail.com
    İzmir; 14 Eylül 2012.

            MEGOLOMANİ!



Efendim; Benito Mussolini’nin, Adolf Hitler’in, Jozef Stalin’in Salazar’ın, Rafael Trujillo’nun, İdi Amin’in ve Fransız yabancı birliğinden emekli yüzbaşı ve ülkesinde imparator J.B.Napoleon ve dahi
  Saddam Hüseyin’in fotoğrafları da böylesine yırtılmışlardı! Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafının konulacağı yerlere kendi fotoğrafını koydurtmak marazi bir gösteri değil midir! Atatürk’ün Kızının gözlerindeki ışıltıya ve yüzündeki kararlılık ifadesine bir bakmaları bence yeterlidir!
“PSİKOPATLAR: Bunlar, ilk yaşlarından beri geçimsiz, anti sosyal insanlardır. Zekâ kıtlığı göstermezler; fakat kayıtsız, egoist, minnet hislerinden yoksun, çok defa atılgan ve mücadeleci olurlar. Birçokları da marazi yalancıdırlar. Atılgan ve tedbirlidirler. Sırasında son derece mütehevvir ve kindar, sırasında fevkalade korkak ve riyakârdırlar. İçlerinde adeta ruhi ve teessüri bir enerji vardır!” Osman Türkoğuz, Dini Hezeyanların Psiko-Medikal Yönü, s.167.
“Politika yalan sanatıdır!” Adolf Hitler.

11 Eylül 2012 Salı

806/KIRMIZI HALIDA TÖKEZLEMEK!

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         İzmir;11 Eylül 2012.
                            İleti yazım:
         Her sözünde ve her davranışında tökezleyen,düz yola serilen Kırmızı halıda da tökezler.PS:Yeşile giden yola Kırmızı halı serilmez!Serenseniz Lider olan yerlere serilir

                              KIRMIZI HALIDA TÖKEZLEMEK!
         Ne zaman Sayın Devlet Bahçeli Beyimizi konuşurken görsem aklıma türlü şeyler gelir. Utancından basur tedavisi olamamış birisinin sıkıntılı yüzünü görürüm yüzlerinde! Bir de Yıldırım Beyazıt’ın en samimi arkadaşı Öfkeli Mustafa gelir gözlerimin önüne,her şeye karşı hep sinirli.
         Geçen gün; Kurtuluş için medet umdukları Osmanlının huzuruna çıkarlarken Kırmızı halıda ayağı takılarak yüzükoyun yuvarlanmıştı. Kendilerini Kırmızı renk çarpmış olmasın!Neden yeşil halı sermediler geriye giden yollarına!Hollywood yıldızlarına mı özendiler bilemem!
         Sayın RTE Beyimizle birlikte söyledikleri bir şarkı da geldi aklıma:”Beraber yürüdük biz bu yollarda!”
         Osmanlıya gitmenin,Osmanlı’dan medet ummanın sonucu düz halıda yuvarlanmaktır.Yakında,USA ‘YA ve Tüm yalakalarına karşın Osmanlıya giden yolda Sayın RTE DE tepetaklak yuvarlanacaktır.O zaman Sayın Bahçeli ile Sayın Recep beyimiz,şu şarkıyı terennüm edeceklerdir:”
         “Beraber yuvarlandık düz yoldaki halıdaaa!”

805/ORTADA OLANLAR!!

 OSMANTÜRKOĞUZ
İzmir;11Eylül 2012
                            ORTADA OLANLAR!
         Afyondaki mühimmat patlaması olayı nedeniyle  olay yerine gelen Genelkurmay Başkanı Sayın Necdet Özel Paşamız, gazetecilerin bir sorusu üzerine:
         “Konuşmayacağım,konuşmayacağım!Her şey ortada!” buyurmuştu.
         Evet Sayın Paşamız;Hediyeler, Halılar,sayenizde Türk Silahlı Kuvvetlerinin durumu ve 25 parçalanmış Şehidimizle sizin halleriniz ortadadır.Bu işlerin eğilerek selam vermekle çözülemeyeceği de gün gibi ortadadır.PS:Bendeniz hain değilim!Hainlerimizi görenlerdenim!

804/BİNDİĞİ DALI KESMEK!

OSMAN TÜRKOĞUZ
İzmir;11Eylül 2012.
                       BİNDİĞİ DALI KESMEK!
         Bendeniz; Sayın Recep Tayyib Erdoğan’ın konuşmalarını dinlediğimde aklıma Büyük Findoslu Hakkı Kılıç’ın ölümü gelir.1957 senesindeydi; Isparta Savcısı Kemal Bey,telefonla aradı.Büyük Findos Köyünde bir vatandaşımız ağaçtan düşerek ölmüş.İlgilenmenizi rica ediyorum!”Dedi.Merkez Jandarma Karakol Komutanı Astsubay Başçavuş Ahmet Beyin motosikleti ile olay yerine gittiğimiz de bindiği dalı keserek 15 metreden düşmüş olan rahmetli Hakkı Kılıç’ın cesedi ile karşılaşmıştık.tuttuğu dalın parçası hâlâ elindeydi.
         AfyonKarahisar’da bir mühimmat depomuzun patlaması ile 25 vatan evladımızı şehit vermiştik. Bu olay iktidar ile Muhalefeti karşı karşıya getirmişti.Konu çok boyutlu olarak basınımıza da yansımıştı.Bu konuda uzman olanlar da görüşlerini açıklamışlardı.İşin içine Afyon valisi ile Sayın Necdet Paşamızın hediye alış verişi de girmişti.Emekli askerlerimizin patlama olayına yaklaşımları Sayın Recep Tayyib Erdoğan Beyimizi çok kızdırmıştı:
         “Silahlı Kuvvetlerden ayrılmış olanlar,içinden çıktığı ocağa ihanet etmekteler!”Buyurmuştu.
         “Türk Silahlı Kuvvetlerinin en bilgili ve en kahraman komutanlarını uyduruk dosyalarla ve maskeli tanıklarla Esir Kamplarına doldurmak ve Beraber çalışmış olduğu,terörle mücadelesini tüm dünyanın bildiği Genelkurmay başkanını Terörist olarak tutuklatmak Adalet oluyor da bunları tenkit etmek neden ve nasıl ihanet oluyor!Ülkemizde ihanet eden mi ararsınız sayın RTE Beyimiz!Önce siz aynaya bakmalısınız.Anayasaya ve Atatürk devrimine bağlı kalacaklarına yemin edenlerin,19.000TL Maaş ile susanların ve sadece parmak kaldıranların  yüzüne bakmalısınız.
         “Biz Mahkeme ile de konuştuk!”Utanç verici bir itiraftır bence!Başbakan olarak mı? Uyduruk davaların Başsavcısı olarak mı konuştunuz Sayın RTE Beyimiz?
         Bendeniz bir jandarma subayı emeklisiyimdir. Masal ve Maval dinlemem.Olayın soruşturmasına Susığırlıktan başlarım.Sivil nakliye aracını da didiklerim.Gece nasıl Mühimmat depolanırmış!Onu da ele alırım.Sivil araca araç komutanı verilmiş midir?Gece mühimmat depolamanın Suriyeli Hainlere mi gönderileceğine de el atarım.Daha önceleri bu tarzda hazırlanan mühimmatın tren ile sevk edilmiş olması olasılığı üzerinde de dururum.Hediye cep telefonu alan olmuş mu,bu ihtimali de göz ardı etmem.İçinden çıkmakla övündüğüm ocağıma da ihanet etmedim ve de etmem.Suçluyu önce vicdanınızda aramalısınız derim.

9 Eylül 2012 Pazar

803/AFYON VALİSİNİN VE BELEDİYE BAŞKANININ TİCARİ DEHASI!

                                                    AFYON BELEDİYE BAŞKANINA
OSMAN TÜRKOĞUZ
İzmir;06 Aralık 2011
                                                AÇIK MEKTUP!
            “Sayın Başkanım; önce selam ve dahi saygılarımı iletir, gerilerden ileriye dönük çalışmalarınızda da başarılar dilerim. Belki Türk ve Yunan toplumu unutmuştur, ama velâkin bendeniz bir önerinizi unutmuş değilim:
            İki sene kadar önce “Afyon’a bir Yunan Şehitliği! Kurmak istemiştiniz. Megalı İdea için Anadolu’muzu işgal için gelen ve burada vurularak ölen Yunan askerleri için bir mezarlık yapmak fikrinizin ekonomik boyutunu düşünen olmamıştı. Nasıl Gelibolu’daki İngiliz; Fransız ,Yeni Zelanda ve Avustralya askeri mezarlıklarına ziyaretler  yapılarak Şafak Ayinleri yapılırsa,aynı olayların Afyon Yunan Mezarlığında yapılması Afyon’a ve Ülkemize sayılamayacak kadar getiriler kazandıracaktı.Bir kere;Afyon Mermer ve mezarlıklar sanayi çok gelişecekti!Sonra;Avrupa Birliğinden,Amerika’dan ve Yunanistan’dan paralar akacaktı.Afyon kaymağı ve Afyon sucukları dünyaya açılacaktı.Bu öneriniz Devlet Büyüklerimizce de uygun görülmemişti.Şimdi;Türkiye Büyük Millet Meclisinde,tarih doktoru ve dahi Milletvekili Bay İhsan Şener’in aydınlatmasıyla kafam dank etti.Ya maazallah,Kapısında her dilde ve dahi Yunanca:”Yunan Şehitliği!Burada Anadolu’ya Turistik gezi için gelen ve yanlışlıkla öldürülen Yunan Askerleri yatmaktadır!”Yazısı bulunan Yunan Mezarlığı açılmış olsaydı,ne durumlara düşerdiniz?Bay İhsan Şener, Tarih Uleması ve Türk Milletvekili:
            “Yunanlıların Harp Tarihlerinde bir Anadolu Savaşı yoktur. Ulusal Kurtuluş savaşı,şehitlikler uydurma bir dümendir!”Buyurdular;hem de,Ulusal Kurtuluş Savaşı yapmış ve kazanmış olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin içinde! Hayali bir mezarlık için dünyanın parasını sarf edecek ve âleme de rezil olacaktınız: Bir dost olarak geçmiş olsun der; bir daha Tarih uleması Bay İhsan Şener’e danışmadan büyük işlere kalkışmamanızı öneririm.Kaygılarımla.”

            Afyon belediye başkanının zırvasını  yukarıdaki yazımla yanıtlamıştım.Bu sefer de Afyon valisinin Tiçarı dehası ve Sayın Necdet Özel Paşamızın savunması karşısında  kanım dondu.Bugünkü Saygın Gazetelerimizden iki resim ve iki başlık:
            “HEDİYEYİ NEDEN VERDİM?
            “ÇÜNKÜ POPÜLER BİRİ GELDİ KENTİN REKLÂMINI YAPTIM!”İrfan Balkanoğlu, Afyon’un AKP’Lİ valisi.
            “HEDİYEYİ NEDEN ALDIM?”
            “ÇÜNKÜ ANİDEN GELİŞTİ…REAKSİYON VEREMEDİM ÜZGÜNÜMM!”Genelkurmay başkanı Necdet Özel Paşamız!
            Sayın Orgeneral Necdet Özel Paşamız; Size bir sorum var:Bir muharebede aniden ortaya  çıkan ve beklenmedik bir gelişme üzerine REAKSİYON GÖSTEREMEZSENİZ YIKILDIK DEMEKTİR!
            Sizin yerinize bendeniz olsaydım;Size reklamına verilen hediyeden 24 adet daha alarak,bedelini cebimden şak!Diye öder,”bunları şehitlerimizin ailelerine takdim etmek üzere satın aldım!”Derdim.Ya da, önceden ziyaretimin saygı ziyareti olduğunu hediye falan verilmemesini ol AKP valisine duyururdum.Reklam figüranı olmazdım.
            Saygılarımla.

4 Eylül 2012 Salı

802/İNSANCA AĞLAMAK!

OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@gmail.com                                                                           Çeşmealtı;04 Eylül 2012,İleti iletme yazım.
              Tanık olduğumuz bu anlattığım olayı basitçe şiirleştireyim dedim.Birisi;amma da yaptınız haa!Dedi."Kediler ağlar mı?"İnsanlar,biri birlerinin yüzlerine karşı köpek gibi havladıktan sonra,Kediler de neden ağlamasın ilk gördüğü insanlara  ve insanlığa!

                   İNSANCA AĞLAMAK!
         Küçücük bir kediyim;
         Sahilevler parkına terkedilmiş bir yetim.
         Kuşlar,ağaçlar,çiçekler
         Ve Çocuklar arkadaşım.
         Onlar verir,yemeğimi,suyumu,
Büyüklerse tekmelerler beni,                                                                                                        Bilmem beğenmezler hangi huyumu.
Bir Pazar günüydü;
Bir Genç Kızla bir Erkek
Ağacımın gölgesine yaygı serdiler;
Beni aralarına aldılar,okşadılar,sevdiler.
Sonra da kucak,kucağa oturdular,
İnsanca şarkılar söylediler.
Bir süre sonra, yaygılarını topladılar;
Ele, ele bilinmeze yöneldiler.
Arkalarından bakakaldım bir süre
Ve gönlümü de onlara bağladım.
İnanmazsınız belki de;
Bir kedi olarak ilk defa,
İnsanca ağladım.
Ben, küçücük bir kediyim,
Günlerdir ağzıma bir lokma koymadım.
Ben,insanların ekmeğine, suyuna,
İnsanların sevgisine muhtacım.

801//MESLEK SIRRI!

OSMAN TÜRKOĞUZ
Çeşmealtı;04 Eylül 2012.

                                                        MESLEK SIRRI!
                                      Temel; Dünya Güzeli bir kadınla,Bevliye Doktoru Tursun Dimdik’in muayenehanesinden içeri girmiş ve soluk almadan:
                                      “Sayın Doktor son umudumuz sizsiniz. Altı aylık evliyiz eşim hâlâ bakire. İntihara karar verdik ve son çare olarak ta size geldik!”Demiş.Doktor,gayet neşeli bir Tavırla:    
                                      “Kızım,siz şu odaya geçin.Sen de pantalonunu sıyır bakalım,bir hap ve bir iğne sorununuzu çözer!”Demiş.Temel’e kabadan bir iğne yaparak bir de beyaz bir hap içirmiş.Temel,yarım saat sonra,eşiyle bir olduğu odadan çıkarak:
                                      “Çaresi yok,kendi kendimizi! İntihar edeceğiz!”Dediğinde,kabadan bir iğne ve iki beyaz hapla yeniden eşinin yanına dönmüş.Üçüncü defa tekrar eden bu uyarıdan sonra;Temel ve eşi gülerek doktorun ellerine yapışmışlar.Doktor Kadını dışarı çıkardıktan sonra;vizite parasına gülerek almış ve:
                                      “Bu bir meslek sırrıdır. Sende hiçbir arıza yoktu.Üç aspirin içirdim ve kabadan  üç su şırınga ettim,sonuca ulaştık!”Deyince;Temel de gülerek:
                                      “Bizimkisi de bir meslek sırrıdır
Sayın Doktor; bu kadınla sahilde yeni tanıştık.Oteller de nikâh cüzdanı aradığından bu numara ile sizin muayenehanenize sığındık ve elli lira karşılığında,bir buçuk saat çılgınlar gibi seviştik!”Deyince,Doktor Mosmor Morarm

1 Eylül 2012 Cumartesi

800/PAŞA UNVANINI KULLANMAK!

OSMAN TÜRKOĞUZ
Çeşmealtı;01 Eylül 2012.
                            PAŞA UNVANINI KULLANMAK YASAKLANMIŞTIR!
                            Sayın Kartaltepe’ye; İletimi iletme yazım:
PAŞALAR, KONUŞMAZLAR, AMİRLERİNE SADAKATLA HİZMET EDERLER.Amerika Birleşik Devletleri Genelkurmay Başkanı Orgeneral olduğu halde, Başkomutan Barak Obama'nın politikası aleyhinde ver yansın eder.Çünkü o, Amerika Birleşik Devletlerine ve Amerikan halkına hizmet etmektedir.Barak Obama’ya ve Onun Eşek sembollü partisine hizmet etmemektedir.
         İlgi:1961 Anayasamızın 154’üncü;1982 anayasamızın da 174’üncü maddelerinin güvencesi altında olan Cumhuriyet Devrimi Kanunlarından;
         “26 Teşrinisâni 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey,Paşa Gibi Ünvanların Kaldırıldığına Dair Kanun” da yürürlüktedir.
         Sayın  yazgıdaşım; Paşa kelimesini duyduğumda,öncelikle çiğnenmiş olan bir Anayasa hükmü aklıma gelmektedir.Sonra;Rahmetli Zeki Müren’e Paşa denilmesinin nüktesine gülerim.Boşa niyazlar için,”derdini Makro Paşaya anlat!”Önerisi aklıma gelir.Sonra,YEDİ-SEKİZ Hasan Paşayı hatırlarım:Şehzade Murat Efendi,5’inci Murat Sanı ile Osmanlı tahtına oturduktan Üç ay sonra delilik arazları gösterdiğinden tahttan indirilmiş,Meşrutiyeti getirme vaadinde bulunan Şehzade Abdülhamit te 2’inciAbdülhamit olarak Osmanlı tahtına oturmuş,5’inci Murat ta Çırağan sarayına kapatılmıştı.Sene de 1876 idi.Etrafına 100 kişilik bir Rumeli Göçmeni toplayan Şinasi Üsküdar’dan kayıklarla Çırağan iskelesine çıkmıştı.Maksadı,5’inci Murat’ı tekrar Osmanlı tahtına oturtmaktı.Beşiktaş Muhafızı YEDİ-SEKİZ Hasan Paşa yıldırım gibi Çırağan sarayına yetişerek elindeki kalım sopa ile Şinasi’nin başına vurarak onu öldürmüştü.Hasan Paşa(1831/23 Ocak 1905),erlikten yetişerek Müşir(Mareşal) olmuştu.Okuma yazması olmadığından v ve ters v yazarak,bunlar eski yazı da 7 ve 8 idi.aralarını birleştirerek imza diye kullanırdı amma Paşa ve Müşir olmuştu.Diktatörlükte vatana ve millete hizmetin önemi yoktu,yeter ki diktatöre hizmette  sadakatle bağlı olunsun yeterliydi.Aklıma bir de çok güzel bir fıkra gelir:
Temel, Trabzon valisi Peşkirci  Hüsmen Paşa’nın konağında aşçıbaşı olarak çalışmaktadır.Bir öğle vakti;Trabzonlu aşçılarla Ordulu aşçılar arasında çok sert bir kavga çıkmış.Kavganın nedeni de öğle yemeği için kızartılacak Levreklerin erkek mi,dişi mi olduğunun belirlenmesiymiş.Temel,yıldırım gibi mutfağa iner ve:”Kavgaya ne gerek var?Levreklerin cinsiyetini Vali  Paşamıza soralım!”Der.Kavgacılar,hep bir ağızdan:”Ula Temel,Vali Paşamız balıktan ne anlar!”Deyu bağırırlar.Temel hepsini susturduktan sonra:”Bileyrum Vali Paşamız bi boktan anlamaz;ama dediğim,dediktir”!Hiçbir şeye karışmadan PAŞA gibi oturmak ve susmak Paşalığın doğasındadır.Onun için TSK’DA General ve Amiral vardı.Saygılarımla.

        
          

İzleyiciler

Blog Arşivi