15 Mart 2012 Perşembe

632/İHANETE GİDEN YOL!

        
                                                                                                                        OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         İzmir; 15 Mart 2012

                                                                                                                                              İHANETE GİDEN YOL!       
Sayın S.Demirel ve B.Ecevit’in Eserleri!

“Bu ülkeye komünizm gelecekse; onu da biz getiririz!” DP’Lİ Bastonlu Büyüğümüz!
Rahmetli Büyüğümüz, el birliği ile vatan hainlerimizin heykellerinin diktiniz, vatan hainlerimizi kahraman olarak geri getirdiniz!
Bir Hukuki soru: ”Yunan askerlerine Halifenin askerleri  diyen vatan haini Atıf Hoca aklandığına göre, Mareşal Gazi Mustafa kemal ve O’NUN Vatansever askerlerinin sıfatları ne oldu! Fetva!

NUR RİSALELERİ, HANGİ DİLDE YAZILMIŞTIR.
". Nur Risalelerinin Türkçe, Arapça, Farsça dillerinin hiç birini tam bilmeyen, kulak dol­gunluğu ile elde edilmiş kelimelerin, yanlış tertip edilmiş örneklerinden ibaret olduğu, bunla­rın mucize, keramet ve Allah tarafından gönderilmiş olduğu yolundaki iddiaların, ya iddia sa­hibinin kuruntusu veya iddia sahibince bile, bile uydurulmuş bir düzen olduğu, Halkın bu risalelerin Kuran’dan sonra, hatta bazen ondan daha önemli olduğu görüşüne saptırıldığı, bu uğurda hapse girmenin ibadet yerine geçeceği, ölenlerin şehit olup gideceği, nurcu olmayan­ların imansızlardan, dinsizlerden meydana gelmiş bir kalabalık teşkil edeceği..." 22–7–1971
BİLİRKİŞİLER Rüştü Şardağ, Mehmet Oruç
    —“Eskişehir Sıkıyönetim Komutanlığı As. Mahkemesinin 92 Nurcu hakkında gerekçeli kararı, s.45–46.Arşivimde ve Nurculuk kitabımda vardır!                                                                                                                Risalelerinin "Semavi", "Kuran'ı" olduğunu savunan Sait’in risalelerinin dili de Semavi Kitapların uyması zorunlu olduğu, Tanrısal kurala uymaz. Çünkü: bir milletin çökertilip, dağıtılması dağıtılmasının en kestirme yolu o milletin dilini bozmakla mümkündür. Şehnameyi bitirdiğinde, Firdevsi: "Artık, Fars ırkına ölüm yoktur. Çünkü o diline kavuşmuştur." Demişti. Böyle olunca da, Ata­türk'ün diline kavuşturduğu Türk'ü öldürmenin tek yolu, O'nu dilinden ayırmakla mümkündür. "Milletim Kürttür." "Milletçe Türk unsurundan sayılmam", "islam milletindenim" diyen Sait’e, Farsça, Arapça, Osmanlıca ve Türkçe vahiyler geldiğini Risalelerinde okuyoruz.
     Sait’e kadar, her peygamber ve nebi, mensup olduğu kavmin dilini ve o dilin gramer kurallarını kullandığı halde o, Fransızca kelimeleri bile kullanmıştır. Şimdi, Kısaca, Nur Risa­lelerinde kullanılan yabancı dil kurallarını ve yabancı kelimeleri görelim:” NURCULUK adlı kitabımda geniş bir biçimde açıklanmıştır. Ostüzü.
 
ATATÜRK’ÜM DE, BİZE...

    Atatürk’üm, de bize: “bu ne iki yüzlülük?”
   10 Kasım’da saygılı; 11 Kasım’da, küçük.
Adına, eserine bağlı gibi gözüküp,
Nicelerinin sırtı, aslında sana dönük,
Hani kardeşliğimiz; kalmışız, bölük pörçük.
    10 Kasım’da saygılı; 11 Kasım’da, küçük.*
            Nurcu, yobaz, komünist; hepsi nefes nefese,
  O kör baltalarıyla vuruyorlar temel.
 “Demokrasi” diyerek kıyılır devrimlere.
              Bir de 10 Kasım’lar da adını anmak, yok mu?
    En acısı, gülüncü, işte Atam, bu sahne.*
        Atatürk’üm, de bize: “bu ne iki yüzlülük?”
       10 Kasım’da saygılı; 11 Kasım’da, küçük.*
       Vatan dene kavramı, bilince vardıran, sen!
   Gerçek dini yobazın elinden ayıran, sen!
   Namuslu zengin ile üretici halkımı
            Vatan denen teknede yoğuran, kardıran sen!*
            Hani kardeşliğimiz; kalmışız, bölük pörçük.
         10 Kasım’da saygılı; 11 Kasım’da, küçük.*
   Onbin yıl öncesinin Göktürk kağanı gibi
     Bırakın genç kuşağa, o kutsal emaneti.
                Her alçakça davranış boğulmaya mahkûmken
              Cehennem olsun niçin, Türkiye’nin cenneti?*
           Atatürk’üm, de bize: “bu ne iki yüzlülük?”
        10 Kasım’da saygılı; 11 Kasım’da, küçük.
                  Rüştü ŞARDAĞ

Gümüşhane Baro Başkanı Avukat Ali Günday, Türbanlı Avukatların duruşmaya girmesine engel olduğu için, bir fanatik tetikçi tarafından vurularak öldürülmüştü. Onun iki kızının yazdığı güzelim şiir, tüm yorgunluğumu unutturdu:
“Kızlarının intikam yemini”
Ali Günday’ın kızları 13 yaşındaki Melike ile 10 yaşındaki Merve’nin babaları için yazdığı intikam şiiri, okuyanları duygulandırdı.

“AYDINLIK uğruna vurulan baba,
Bıraktığın meşaleyi biz aldık.
Karanlıklar çıkacak aydınlığa,
Yıldızlardan ve güneşten söz aldık.

Büyüdük de izinden geliyoruz.
Korkacaklar bizden kanlı yobazlar.
Önümüzde sen varsın biliyoruz,
Onun için bizi durduramazlar.

Vazgeçmedik, vazgeçmeyiz
                           Cumhuriyetten,
Fikrimizde ne şiddet var ne de kan.
Sana kurşun sıkan kör zihniyetten,
Kalemlerle alacağız İNTİKAM.”
                          
“Biz, Mustafa Kemal'in Çocuklarız”
 Başları dik, alınları AK.
 Gözlerinde ÖZGÜRLÜĞÜN sevinci,
 Yüreklerinde, bayrak, bayrak.
 Geleceğe yöneliktir gönlümüz,
 Geçmişimizle ÖVÜNÜRÜZ biz,
 Geçmiş bize çok ırak.
 Aydınlık düşümüz karanlıklara
 Yayılır çağlar boyu yayılır şafak, şafak.
 Biz, Mustafa Kemal'in Çocuklarıyız,
 Düşleri AK, Düşünceleri AK, yolları APAK.
 Biz, Mustafa Kemal'in oğullarıyız, kızlarıyız;
 Ölürüz O'nun aydınlığında,
 Karanlığın kör Kurşunları’yla, ŞAFAK, ŞAFAK.
 Eritiriz kör karanlıklarını, kör kurşunları’nı CEHLİN.
 On binlerce Mustafa Kemal’ler fışkırır
 Bir damla kanımızdan.
 Vazgeçmeyiz yine de ESERİNDEN,
 Vazgeçeriz canımızdan.” Bize Dostluk Yaraşır, Osman Türkoğuz
                      
Köprü Dergisi'nin Mart 1986, Bediüzzaman Said Nursi özel sayısında, ilginç açıklamalar yayımlanmıştır.
Süleyman Demirel'in çok ilginç açıklamaları, Nurcuların göğüslerini kabartmış; (92 Sanıklı Nurculuk Davası) olayının üstüne ılık sular serpmiştir. Nurculuk olayına can ve gönülden bağlı bulunan ve bu yüzden, 1981 yılında, ağır bir trafik kazası geçirerek, Nurculuk lisanıyla, hafif bir şefkat tokadı yiyen Necmettin Şahiner sormuş, Demirel de yanıtlamıştır.
Sual: "Bediüzzaman Said Nursi hakkında kanaat ve düşünceleriniz nelerdir?"
            Elcevap: "Merhum Bediüzzaman Said Nursi, üzerinde çok tartışma yapılmış bir zattır. Birçok kimse, kendisi hakkında peşin hükümlere sahip olmuşlardır."
"...Nur Talebeleri, yüzlerce defa mahkemeye çıkarılmıştır. Türk Ceza Kanunlarına göre -aynen böyle diyor- bunların hiç birinde suç bulunmamıştır... Kimsenin önünde eğilmemiştir. Devirlerle hoş geçirmek gibi bir yola sapmamıştır."
"Gerek eserlerinde, gerek bu nasihatlerinde, hep iyiliği tavsiye etmiştir. İnsanların kötülükten uzak durmalarını tavsiye etmiştir." S. 7–8
            "...930'lu yıllarda -ki bu yıllar çok kötü yıllardı-. İktisaden perişan yıllardı. Laikliğin he­ men hemen dinsizlik şeklinde anlaşılıp, tatbik edildiği yıllardı-."
"Tabii merhum Bediüzzaman'ın lisanı fevkalade kudretlidir. Üslubu çok tesirlidir" S.9
Sual: "ismet İnönü, Süleyman Demirel, Said Nursi'nin halifesidir" sözünü neden söyle­di? Siz, bu sözü, dün ve bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?"
Elcevap: "Merhum ismet İnönü, bu sözü 1966 yazında söylemişti. Konuşmasını Uşak civarında, yolda öğrenmiştim. Maksadı, beni irtica ile malul göstermekti. Merhum Bediüzzaman, babamı ve kayınpederimi severdi, onların duacısıydı; onlar da kendisine hürmet gösterirlerdi. Anlaşılan, birisi bunları kendisine söylemiştir. Beni, bilhassa entelektüelin gözünden düşürmek istiyordu. Ben, 1965 yılında "Herkes göğsünü gere, gere" Ben Müslüman’ım diyecektir" diyen kişiyim. Söyleşi bu minval üzere sürer!”Ve Zübeyir Yetik imzalı bir yazı dizisinde açıklandığı gibi; Nurcuların 25’lik kontenjan isteklerine karşın, Hacı Ali Demirel’in aracılığı ile1965 Genel Seçimlerinde Adalet Partisi kontenjanından Nurculara 15 milletvekilliği verilmiştir!20 Mart 1977 tarihli 1530 tarihli Milli Gazetede Zübeyir Yetik imzalı PAZARLIK başlıklı yazı dizisi.
       BENİM ÇIKARDIĞIM SONUÇ!
     OHRANA (ÇARLIK RUSYA GİZLİ POLİSİ)+İNG. İNTELLİGENCE SERVİSİ+İRANLI ARHUNTLAR+BAHAÎLER.
     BAHAİLİK+SAİDİ NORSİ+DIŞ İSTİHBARAT GÜÇLERİ.
     SAİDİ NORSİ+NUR SURESİ= SAİDİ NURSİ.
     SAİDİ NURSİ+BATİNİLİK+HURUFİLİK+KÜRTÇÜLÜK+DIŞ GÜÇLER VE İÇ DESTEK= RİSALEYİ NUR KÜLLİYATI.
     R.NK+SAİDİ NURSİ+ ADNAN MENDERS+TAHSİN TOLA+SÜLEYMAN DEMİREL+SAĞ POLİTİKACILAR VE DAHİ BÜLENT ECEVİT.=NURCULUK.
     NURCULUK+ÇİA+ÇIKAR ÇEVRELERİ+İÇ BUDALALALR=TÜRKLÜĞE VE DAHİ İSLAMA YÖNELİK; AKLA, İNSAN ONURUNA, ÇAĞDAŞLIĞA VE BİLİME AYKIRI YENİ BİR DİN.
OSMAN TÜRKOĞUZ





14 Mart 2012 Çarşamba

631/İNSANLARI VE HUKUKU YAKMAK!

                                                              
OSMAN TÜRKOĞUZ
                   Osmanturkoguz@GMAİL.COM
                   İzmir;14 Mart 2012

                                      İNSANLARI VE HUKUK YAKMAK!
“Bu Dinciler, O Dincilere Benzemiyor!”Soner Yalçın’ın Madımak Fırıncıları üzerine yazdığı kitabının adıdır.
GÖNDERME YAZIM:
Adolf Hitler,insanları gaz odalarına doldurtarak gaz ile bilinçsizce ölüme terketmişti.Bizim DİNCİLER=KİNCİLER DE İNSANLARI otel odalarına doldurarak cehennem alevlerinde yakmışlardır.İnsanlık, Adolf Hitleri lanetlerken,Bizim Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ımız insanlık suçunun zaman aşımına uğramasının milletimize hayırlı olmasını"dilemiştir!Trajedi mi Adolf Hitler,insanları gaz odalarına doldurtarak gaz ile bilinçsizce ölüme terketmişti.BİZİM DİNCİLER=KİNCİLER DE İNSANLARI otel odalarına doldurarak cehennem alevlerinde yakmışlardır.İnsanlık, Adolf Hitleri lanetlerken,Bizim Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ımız insanlık suçunun zaman aşımına uğramasının milletimize hayırlı olmasını"dilemiştir!Trajedi mi!Traji komedi mi!Sayın Temel'e sormuşlar:"Vallahi ben de anlayamayrum!"Demiş!
         02 Temmuz 1993Cuma günü Sivas şehir merkezinde yakılan 37 insanımızın davası DAVASI ZAMAN AŞIMINDAN Türk Hukuku ve İnsan hakları ile birlikte 13 Mart 2012’de Ankara’da düştü.Böylece insan yakmanın da BİR İNSANLIK SUÇU OLMADIĞINI İLAN ETMİŞ OLDUK!
         İnsanlık suçu değilse ne suçu oluyor? Hayvanlık suçu desek, tarihte bir örneği daha yok! Hangi hayvan, hangi Aslan, hangi Domuz ve hangi  Kaplumbağa hangi ormanı ve tüm hayvanları yakmış?Bir bebenin ırzına geçmeye de Hayvani His deriz!Hangi eşek,nerede ve ne zaman hangi sıpanın ırzına geçmiştir!Onu da bilen yok.Bendeniz bu suçun adını,hem iyi bir Jandarma subayı,hem de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olarak biliyorum:”DİNDARLIK =KİNDARLIK SUÇU!”
         Bendenize bu davanın Avukatlarının adlarını sordular. Çocuklarında bu adı taşıyan varsa değiştireceklermiş! Adın ne önemi var, aslolan vicdandır.Ama yine de bendeniz avukatların adlarını vermek durumundayım:
         1- Avukat Şevket Kazan, seyyar olarak  Kuranı Kerim ve Risaleyi Nur satıcısı olarak Hukuk Fakültesini bitirerek Adalet Bakanlığı ve Milletvekilliği yapmış,Kazan göçmenlerinden,       
         2-Avukat Hayati Yazıcı(AKP Devlet Bakanı),
         3-Avukat kemal Kurt(AKP milletvekili),
         4-Avukat Zeyid Aslan(AKP milletvekili),
         5-Burhanettin Çoban(AKP Afyon milletvekili ve Afyona Yunan şehitliği yapılmasını isteyen!
         6-Avukat Hakkı Aşkar(AKP.22’inci dönem milletvekili),
         7-Avukat Ali Bulut(AKP Maraş milletvekili),
         8-Avukat Bülent Tüfekçi(AKP Malatya İl Başkanı),
         9-Avukat Halil Ürün(AKP belediye başkan adayı),
         9-Avukat Nevzat Er(AKP Eminönü Eski Belediye Başkanı),
         10-Avukat Suat Altınsoy (AKP Konya il başkanı),
         11-Avukat Tayfun Karaali(AKP İstanbul Belediye Müdürü),
         12-Avukat Ferruh Aslan(AKP Belediye Basın Müşaviri),
         13-Avukat Ali Âşık(AKP Eski İzmir İl başkanı),
         14-Avukat Hüseyin Pulan(AKP İstanbul disiplin Kurulu Üyesi),
         15-Avukat Hurşit Bıyık(AKP Trabzon İl başkan Yardımcısı),
         16-Avukat Reşat Yazak(Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi).
                   PS:Rüşvetçiliği ile ünlü ve Dördüncü Murat’ın eniştesi bir vezir için,Osmanlının kuruluş günü olan 27 Ocak 1635 Cumartesi günü boğdurulan Rahmetli büyük Türk Heccavı Nefi ne güzel hicivler yazmıştı:”Neslinden geleceğini bilseydi/Havayı almadan boşardı Adem!
        

      

13 Mart 2012 Salı

630/DEĞİŞEN YALINIZ ZAMANDIR!

                                                                              
OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         Çeşmealtı;16 Mayıs 2009.
                   GÖNDERME YAZISI:
                    Dünya üzerinde, dram, komedi tarzındaki piyesleri her çağda değişik insanlar oynar; değişik seyircilerin kimisi ağlayarak, kimisi de gülerek seyreder!
                      DEĞİŞEN YALINIZ ZAMANDIR!
Gelecek nesillere; kıskançlık, haset, kin,düşmanlık,hurafe  ve Arap meselleri bırakanlara binlerce lânet!Ostüzü.
“Aptallık ve uzay sonsuzdur! İkincisinden o kadar emin değilim”Albert Einstein
         Değişmez duygular,öfkeler,kinler;
         İnsan aynı, ağaç aynı, kuş aynı.
         Seven de, ölsen de,kim duyar,dinler;
         Mecnun aynı, Leyla aynı, eş aynı.

         Kuyu aynı,dolap aynı,su aynı;
         Şarap aynı,saki aynı,tas aynı.
         Değişse aynalar korkular tümden,
         Yürek aynı,çiçek aynı,düş aynı.

         Ana aynı,bebe aynı,süt aynı;
         Ocak aynı,ateş aynı,şiş aynı.
         Koku aynı,acı aynı, Gül aynı;
         Değişen yalınız söyle zaman mı?

         Gök aynı,bulut aynı, taş aynı;
         Dost aynı,düşman aynı,eş aynı.
         Dudak aynı,öpüş aynı,diş aynı,
         Değişen yalınız sözle zaman mı?

         Yelkovanım,Akrep oldum peşinde;
         Gece rüyamdasın,gündüz düşümde.
         Şehir,şehir yıllar yılı peşinde;
         Umut aynı,özlem aynı,düş aynı,
         Değişen yalınız söyle zaman mı?
        

629/TÜRK İNSANINI VE TÜRK HUKUKUNU YAKANLAR!

                                                                      
OSMAN TÜRKOĞUZ
 Osmanturkoguz@Hotmail.
  İzmir;23 Nisan 2008./İnsanları yakmak, insanlığı yakmaktır. Ostüzü.

           YANANLAR, YAKILANLAR,                                                                                        ÖLDÜRÜLENLERVEKARARLILIĞIMIZ.
 Allah ve Hıristiyanlık adına; Allah ile aldatan sapıklara ve egemenlere  insanları diri,diri yakma yetkisini veren bir putperestin oğlu olan,Hıristiyan olduktan sonra da Saint—Ermiş –unvanı alan  Saint Augustinus’tur(MS335-430) ,Sonradan da putperestliğe dönmüştür.Hz. İsa:”Öldürmeyeceksin!”Demiştir.”Yakmayacaksın ve boğmayacaksın!”Dememiştir.Bu fetva üzerine Avrupa’nın  Ortaçağında yüz binlerce erkek ve kadın Cadı ve büyücü suçlamalarıyla yakılmıştır.16 Şubat 1600’de Roma’da engizisyon mahkemesi kararıyla yakılmış olan büyük bilgin papaz’ın alevleri Avrupa’yı aydınlatmaktadır.
Müslümanlıkta da inançları nedeniyle kadınlar ve erkekler yakılmıştı.Halife Ebu Bekir,dininden dönen Arapları,çukurlarda yaktığı ateşlerde yakmıştır.Hurufiler,Fatih Sultan Mehmedi etkiledikleri için İstanbul’da müftünün emri ile yakılmışlardı.
İspanyol asıllı Hernan Cortez de meksika'da Aztek imparatorluğuna son vererek,son Aztek İmparatoru İkinci Montezuma'yı,1520'de Hıristiyanlık ve Allah adına yaktırtmıştı.
Son alçakça 37 İnsanımız Sivas’ta yakılmıştı. Beş firari kişi de İnsan Yakmak;insanlık suçu sayılmadığından, bugün zamanaşımından yararlanarak kurtulmuşlardır.Bunları savunanlar Adaletten Kaçanlar Partisinin en forslu yandaşlarıdır.Adlarını buraya yazsam emeğime değmez!Bendeniz;İzmir’den Ankara’ya gitmek suretiyle,65 yaşımda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiştim.Amacım,öteki âlemde Mustafa Kemal’e diplomamı göstermekti.Türk adaletinin içine itildiği utanılacak durumu nedeniyle diplomamı sakladım.Mustafa Kemal,bana bu konuda soru sorarsa:”Yakılan vatandaşlarımız yakıldıkları ile kalmakta,yakanlar da yüksek mevkilere çıkmakta!”Diyeceğim.Ve Türkiye cumhuriyetinin Hukukçular eliyle katledildiğini de arz edeceğim.
Şimdi,hiç eskimeyecek olan yazıma dönüyorum:
            1983 senesiydi;” Burdur'da, önemli bir iddia var, hemen git, incele;” dediler. Burdur İl J.Alay Komutanlığına gittim; beni, Çakı gibi bir Jandarma Binbaşısı karşıladı. Tekmilini verdikten sonra; daha gür bir sesle: ”Ok doğru olduğu için, düşmana atılır; yay eğri olduğu için,  sırtta taşınır. Ormana giren her insan; mutlaka en doğru ve en düzgün ağacı keser, arz ederim, komutanım;” dedi.
Hafızamda şimşek çaktı. Bu Subay, Teğmen iken; ben, bunlara konferans vermiştim. Konferansın konusu da: “Devlet otoritesinin giremediği, aşiret düzeyindeki toplumlarda, KAN DAVASI’YDI”.
Bir ilkel, bir ebleh, bir kiralık katil, bir aileden ya da bir aşiretten birisini öldürdüğünde, olayın varacağı boyutu, hiç düşünmez. Katilin mensup olduğu aşiretten, en yeteneklileri,   en çok söz sahibi olanları, namlunun ucundadır.
Ben, kötülerin, sürekli olarak yüceltildiğini, Binbaşı'nın bana tekrarladığı örneklerle vurgulamak istemiştim.
Ülkemiz, SAĞ ve SOL vuruşmasına sahne olduğunda; hep, iyilerin ve doğruların öldürüldüğüne tanık olduyduk...
Akademik unvanlarını sıralamadan, insanlığa örnek isimleriyle, bu YİĞİT ŞEHİTLERİMİZ’İ anacağım:
Bahri Savcı, Karafakioğlu, Bedrettin Cömert, Orhan Cavit Tütengil, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Abdi İpekçi...
Asker, Hariciyeci,  Polis, Mitçi ve TIĞ gibi vatan evlatları boşu boşuna öldürüldüler. Militanlaştırılan bir toplumun bireyleri, parmakları ile düşünmeye alıştırılırlar.
ABDİ İPEKÇİ vurulduğunda,    öleyazdıydım.
Oturdum; ”Bize dostluk yaraşır” adını verdiğim, bir kitapçık yazarak yayımladım. O kitap’ın sonuna da, yukarıda başlığını verdiğim şiiri koydum.
O kitapçığın giriş bölümünden bir parçayı veriyorum:

“Ağzında zeytin dalıyla,
 Uzak ufuklara uçup giderken,
 Vurulup, nasıl düşerse yaralı kanadının üstüne
 Bir AKGÜVERCİN;
 Öyle vurdular, düşürdüler ABDİMİZİ...
 Bir kolu uzanmış, camdan dışarı,
 Parmakları, karanlığın gözünde.
 Bir kolu başına yastık olmuş,
 Ak düşünceler üstüne.

 Öylesine vurdular, düşürdüler, öylesine..
 Sevginin, barışın AKGÜVERCİNİNİ,
 Kara düşler üstüne.
 Karafakiler, Orhanlar,  Cavitler,
 Tütengiller,  Nihatlar,  Erimler,
 Bedrettinler,  Cömertler.
Hepsi soylu, hepsi yiğit, hepsi mert;
Bembeyaz tespih oldular uşak ellere,
Namert mi, namert.
Siperinden fırlayan bir yiğit asker,
Nasıl vurulur da  düşerse ileri;
Öyle vuruldular, öylece düştüler,
Aydınlık düşüncenin soylu ERLERİ…
Vuruldular; yaşlısıyla, genciyle
Vurgun oldukları düşler üstüne.”

Şiir, böyle bir coşkuyla, sürüp gidiyor...
Kitapçığın sonuna koyduğum şiir'i de yazayım:

“Biz, Mustafa Kemal'in Çocuklarız”

 Başları dik, alınları AK..
 Gözlerinde ÖZGÜRLÜĞÜN sevinci,
 Yüreklerinde, bayrak, bayrak.
 Geleceğe yöneliktir gönlümüz,
 Geçmişimizle ÖVÜNÜRÜZ biz,
 Geçmiş bize çok ırak.
 Aydınlık düşümüz karanlıklara
 Yayılır çağlar boyu yayılır şafak, şafak.
 Biz, Mustafa Kemal'in Çocuklarıyız,
 Düşleri AK, Düşünceleri AK, yolları APAK.
 Biz, Mustafa Kemal'in oğullarıyız, kızlarıyız;
 Ölürüz O'nun aydınlığında,
 Karanlığın kör Kurşunları’yla, ŞAFAK, ŞAFAK.
 Eritiriz kör karanlıklarını, kör kurşunları’nı CEHLİN.
 On binlerce Mustafa Kemal’ler fışkırır
 Bir damla kanımızdan.
 Vazgeçmeyiz yine de ESERİNDEN,
 Vazgeçeriz canımızdan.”

 Buseferde,OTUZYEDİCAN,CAYIR,CAYIRyakıldı.                                                                                                  E.Hv. Alb. İrfan Konur Türkoğuz da, şu ağıt’ı yazdı:

“ZEBANİLER VE NERONLAR,”

Tamı tamına, otuz yedi Aydın İNSAN;
İnançları,  umutları uğruna gittikleri,
Çok sevdikleri VATAN TOPRAĞININ bir yerinde,
Sıcak Temmuz ayının tam ikisinde,
Bir akşam vaktinde;
Tanrı'nın razı olamadığı bir biçimde;
Cehennem zebanilerince getirilen,
Cehennem ateşiyle yakıldılar.
Ateş bile çıkmak istemedi,
Madımak Otelinin taş merdivenlerini.
Ne güne duruyordu, Zebanilerin kara elleri,
 Koşup ulaştılar, bir solukta,
 Ulaştırdılar ateşi,
 Yaktılar, umutları, inançları yaktılar.
 Kapkara yüzlü, kapkara sakallı Zebaniler, Neronlar.
 Zaferlerini coşkuyla, çığlık atarak kutladılar.
 Bir Roma'da, bir de burada yaktılar İNSANLARI.
 Tamı tamına OTUZYEDİ AYDIN;
 Ozandı, yazardı, doktordu bunlar,
 Yakılsınlar diye doğurmamıştı ANALARI.
 Yanmıştı, kan ağlıyordu Kızılırmağın suları
 Yanmıştı TOPRAK ANAN'NIN bağrı.
 Oysa ateşe dayanıklıydı,
 Yanmaz  biliniyordu ANADOLU toprağı.
 Bekledik, adalet gerçekleşir diye;
 Her gün,  yeni umutlar besledik
 Adalet, ceza veremiyordu Zebaniye:
 Böylesine SUÇ için, MADDE YOKTU HUKUK'TA...
 Ve yeryüzünde, hiçbir yerde…
 İnsanlar, yakmazlardı İNSANLARI,
 Düşünceleri, inançları farklı diye...
 Onlar da boş durmadılar,
 Ödüllendirdiler,ateşinustalarını,                                                                                                                                                                                                   
 Kimini vekil, kimini bakan yaptılar,
 Zebaniler, Ankara'ya aktılar...
 Oysa yanıldılar;
 OTUZYEDİ AYDIN İNSAN değildi yaktıkları.
 Kendi kara vicdanları, kapkara yüzleriydi,
 Kendi gelecekleri ve can evleriydi ateşe verdikleri.
 Kapkara yüzlü, kara cahiller, Neronlar.
 Yüreklerde yaktıkları ateşin bile farkına varamadılar.


           
        


İzleyiciler

Blog Arşivi