22 Mart 2016 Salı

2089/MEHMET MOLLANIN EŞEĞİ OSURMUŞ!


        TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR;22 MART 2016.

                BİR REKTÖR YARDIMCISINDAN EN TEHLİKELİ KESİM?!

“SEBAHATTİN Zaim Üniversitesi Rektör yardımcısı Bülent Arı’nın katıldığı bir TV. Programında:”En tehlikeli kesim okumuş kesim,”demesi büyük tepki çekti. Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Bülent Arı: Okuma oranı arttıkça kendisini afakanlar bastığını söyledi ve cahil, okumamış halka daha çok güvendiğini belirtti. Okuma oranının artmasından duyduğu endişeyi farklı gerekçelerle dile getiren arı,”Erdoğan giderse tam bir felaketle karşı karşıya kalırız”,diye konuştu. Türkiye’nin en tehlikeli kesiminin okumuş kesim olduğunu belirten Arı, ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine(anlayış--sezgi)  güveniyorum. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış halktır.”Dedi.BU EŞEK ARISI KENDİ KİFAYETSİKLİKLERİNE VE KÖTÜLÜKLERİNE BAKARAK GENELLEME YAPMIŞTIR.MECELLE’DE BİR HÜKÜM VARDIR.”KÖTÜ EMSAL OLMAZ?”OSMANLI İMPARATORLUĞUNA KARŞI 135 HALK  AYAKLANMASI  OLDU.AYAKLANANLAR ÜNİVERSİTE MEZUNUMUYDU.18’İNCİ ASIRDA İSYANCILAR,ILGIN’DA OSMANLI ORDUSUNA KARŞI TOP KULLANMIŞTIR.BU TOPÇULAR TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN FÜZE VE TOPÇULUK OKULUNDAN MI MEZUNDULAR?HA BU ADAM KONUŞMUŞ,HA MEHMET MOLLANIN EŞEĞİ OSURMUŞ?!

2088/BİR KERE İLE BİRŞEY OLMAZMIŞ?


           TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;22 Mart2016.

              BİR KEREYLE BİRŞEY OLMAZMIŞ

Karaman’da Kuran kursunda, KIRKBEŞ ERKEK ÖĞRENCİNİN GÖREVLİ ÖĞRETMEN TARAFINDAN IRZINA GEÇİLMESİNE, AİLEDEN SORUMLU BAKAN BİR HANIM, YENİ BİR YORUM GETİRMİŞ:

                “BİRKERE SİKİLMEKLE BİR ŞEY OLMAZ!”

Nereden biliyorsunuz bir kere olduğunu?Yoksa Siz mi ya da Mehmet Bey mi BİR KERE DENEME EMRİNİ VERDİNİZ?!

Osmanlıyı örnek aldığınıza göre; Yeniçerilerin enselerine uygulanan bir metodu öğrencilerin götlerine mi uygulatıyorsunuz?

Yeniçeri ortasına yeni verilen Yeniçeriler, Yeniçeri odasının kapısında sıraya dizilirlerdi.Kapının önünde Bölük Komutanı/de Çorbacıbaşı/ dururdu.İçeri girecek Yeniçerinin ensesine okkalı bir şamar indirir.Böylece Yeniçeriler kumandanlarını tanımış olurdu.Sizin Ensar Vakfınızda da böyle bir gelenek mi var?! Kuran Kursuna giren her öğrenci bir defa,Hocasını tanıması için  Hocaları tarafından sikilir mi?!

 

 

 

 

14 Mart 2016 Pazartesi

2087/EMİNENANIMA,SOSYOLOJİK TARİH PROFU.


                TC.

OSMANTÜRKOĞUZ                                                                                                                            osmanturkoguz@gmail.com

TV.İzmir;08 Aralık 2012.

HAREM SAHİPLERİNE,”HAYAT DERSİ KİTABI?!”Tarih Sosyolojisi Profu.EMİNENANIMA ARMAĞANDIR?!DÖRT SENE ÖNCE YAZILMIŞTIR.

                            KÂBUSNAME! Osmanlının Ahlak kitabı!

                   İlgi: Kardeş, Evlat ve Torun Katili

         1*Padişahlar da Cıvan Sever!07 Aralık 2012.Ostüzü.

          2*Osmanlının Seks Kitabı, Murat Bardakçı.

         “Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey o’nun etrafında döner!”Konfüçyüs.

         “Kitleler cezalarla düzene sokulursa yozlaşmış olur. Karizma ve nezaketle yönetilirse bilinçli ve dürüst olur!”Konfüçyüs.

         “Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız!”Konfüçyüs.

         Politika yalan sanatıdır!”Onbaşı Adolf Hitler.

         Sayın Bay Başvekilimiz;--Yazı,08 ARALIK 2012’DE YAZILMIŞTIR---Devlet ihalelerini istediğiniz kimselere verebilirsiniz. Müslümanları Dolandırmaktan Alman Mahkemelerince cezalandırılmış olanları en üst makamlara getirebilirsiniz! Mustafa Kemal Atatürk’ümüze de, almış olduğunuz yanlış ve kasıtlı eğitim nedeniyle, kızabilirsiniz! Delikten aşağıya süpürülmemek için USA’NIN ve Tarikatların her istemine uyabilirsiniz! Çocuklarınıza Saraylarda düğün yaptırarak gelen hediyelerle borçlarınızı öder, onlara Küçücük bir gemicik ve Newyork’ta bir daire satın alabilirsiniz. Amma; tarihimizde yaşanmış olan olayları canınızın istediği gibi değiştirip, inanmamızı da isteyemezsiniz. Rüzgâra karşı konuşmalarınızla ancak kendinize bilenleri güldürmüş olursunuz. Ostüzü.

          Farsçadan Mercimek Ahmet Çevirisi. İkinci Murat’ın

 Oluru üzerine.11’inci asırda; Diyarbakır’da hüküm süren Ziyanoğullarından Keykavus bin İskender tarafından oğlu Giylanşah’a, MS:1082 yılında,  nasihat için Farsça yazılmış bir eserdir. Mercimek Ahmet olarak ünlenen İlyasoğlu Ahmet; İkinci Murat’ın elinde bir kitap görerek ne olduğunu sorduğunda; İkinci Murat:”Çok faydalı nasihatlerle dolu Farsçe yazılmış bir kitaptır. Türkçeye tercüme edilmiş ama anlaşılır gibi değil!”Dediğinde Mercimek Ahmet “izin verirseniz ben tercüme edeyim!”Demiş! “Olur, al tercüme et!”Diyen İkinci Murat kitabı kendisine verir. Kitap Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bin temel eser arasında yayınlanır. Bu tercüme,1941 senesinde ŞairOrhan Şaik Gökyay’ın yeniden gözden geçirdiği nüshadır. 1976 senesinde;117’inci Syy.J.Alayı subayları ile Mardin Milli Eğitim Bakanlığı yayınlarının satıldığı kitaplığa gitmiştik.Bu kitabı raftan indirdim ve  112’inci sahifesini açarak117/1’İNCİ Tabur Komutanı  J.Ön.Yzb.Sayın Orhan Çağlargil’e yüksek sesle okumasını söylemiştim.Okuma bittiğinde,yayınevi satış müdürünü ter basarak sürekli” Hasminallah “çekmeye başlamıştı.Sonradan Sayın Orhan Çağlargil okuduğu sahifedeki bilgileri Jandarma Dergisinde yayımlamıştı.

         Bu kitabın 112 ve 113’üncü sahifelerinde oğlancılık alenen önerildiği için, sonradan yapılan yayınlarda bu sahifede anlatılan Cariye ve karavaşlarla cinsel ilişki bölümleri çıkartılmıştır. Tercüman gazetesinin 1001 Temel eser yayınlarından bu sahifeler çıkartılmıştır.       

  1. “Yaz olunca Avratlara, kışın Oğlanlara meylet ki, vücutça sağlam olasın. Zira oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir araya gelirse vücudu bozar. Avrat teni ise soğuktur, kışın iki soğuk, vücudu kurutur…"Diye,öğütler!
    (jackiebagaj
    , Yorumdan!

 “Efendim; ol sahifedeki anlatımlar daha açık ve daha nettir: Cima etmeden önce şarap içilmesini; yazın İki Kadın şeyi/GÖTÜ/ arasında; Kışın da İki Oğlan şeyi /GÖTÜ/arasında yatmayı gayetle açık olarak anlatmaktadır. Sonra, Cariyelerle ve Karavaşlarla/Erkek hizmetlilerle/aşk yapmanın lezzetinden söz edilmektedir. Ama bunlarla çok gizli olarak birleşilmelidir; yoksa çok kıskançtırlar! Nasihati da ihmal edilmemektedir. Bu kitap Osmanlının Ahlak kitabı olarak kabul görmüştür. Şimdi anlatabildim mi Osmanlıda fiili Livatanın, yani erkeğin erkekle cinsi münasebetinin neden serbest ve çok makbul olduğunu.

         Kahramanlıklarla, kan ve gözyaşı ile kazanılmış zaferlerden ve bir Osmanlı Güruhundan bir ulus olarak, Türk ulusu olarak yükselmemizin tarihini inkâr edenlerin, bizim tarihimizdeki pislikleri yasa ile saklamaya çalışmaları bir tek sonuç verir: Hukuk ve parmak hesabı Yasalar ufunet deposu olurlar. Cumhuriyetimize ve Atatürk Devrimine düşman kesilen Beylerimiz VE DAHİ HATUNLARIMIZ, yaşanmışı ve olmuş bitmişi değiştirme ve halkımıza aksini yutturma şansınız yoktur. İkinci Mehmet; Avni mahlası ile yazdığı divanında 27 gazelini, BİZANS BAŞBAKINI NOTURAS’IN OĞLU olan,  bir papaz çırağı oğlana ayırmıştır.Kâbusname de  şehzadelere ders kitabı olarak okutulmuştur.Bu konudaki Osmanlıdaki kokuşmuşlukları da yayınlamıştım::Fatih Sultan Mehmet;”Avni,”takma” adıyla yazmış olduğu 72 şiirini bir divanda toplamıştır. Bu divanında toplamış olduğu 27 şiiri oğlanlar için yazılmıştır. İlginçtir; Hıristiyanlıkta 72 mezhep vardır. Galata’da bir kilisede görerek çarpılmış olduğu bir papaz yamağı için mi böyle yaptığı bilinmez!

        Genç papaz yamağı için yazmış olduğu bir şiirini daha verelim:

                        “Bağlamaz Firdevs’e gönlünü Kalâtâ’yı gören,

                        Bir Frengi şiveli İsa’yı gördüm anda kim.

                         Lebleri dirilmişi der idi İsa’yı gören,

                         Akl’ü fehmin dini imanün ince zapteylesin.

                        Kâfir olur mu müselmanlar o tersayi gören

                        Kevseri anmaz o içdüği mey’İ AB’İ İÇEN,

                         Mescide varmaz o vardığı kilisâyi gören.

                        Bir frengi dilber olduğın bilûrdı Avni’ya,

                         Bal’ü boynunda o zünnâr’ü çelipâyı gören!”

        Aynı aruz kalıbı ile yazılmış olan bu şiiri, günümüz Türkçesi ile de verelim:

        “Galata’yı gören cenneti istemez. Orada o servi yürüyüşlü sevgiliyi gören serviyi hatırına getirmez//Orada işveli bir Hıristiyan güzeli gördüm. Onu gören Hazret’i İsa gibi dudaklarının hayat verdiğini anlar//Akıl, anlayış, sin ve imânı nasıl elde tutsunlar? O Hıristiyan güzelini gören Müslümanlar kâfir olurlar//Onun içtiği temiz şarabı görenler cennetteki Kevser’i anlamazlar. O güzelin gittiği kiliseyi görenler mescide gitmezler.//Ey Avni! O sevgili belinde ve boynunda papazların kuşandıkları ipi ve haçı görse kâfir olduğuna inanmış olurdu!” NOT:İKİNCİ MEHMET,OL PAPAZ YAMAĞINI ÖLDÜRTMÜŞTÜR?!

        Sivas’ta Beylik kuran; Yıldırım Beyazıt’ı da iki defa yenen Kadı Burhanettin de divan şairidir. Bu Kadı Burhanettin’in dahi oğlancıklar üzerine yazılmış şiirleri vardır!

        FATİH DİVANINDAN ÖRNEK, EKLENMİŞTİR:

         Fransızların çok ünlü bir yazarları vardır: Andre Gide,/22Kasım 1869/19 Şubat 1951/Ünlü İngiliz Homoseksüeli Oscar Wilde ile tanıştıktan sonra, içinde saklamış olduğu homoseksüelliği dışa vurmuştur. Sapık Sevgi(Gorydan)romanında bu konuyu savunur. Daha sonra da Homoseksüelliği savunan bir dergi çıkarırlar. Burada; homoseksüelliğin serbest olduğu çağların –uygarlığın de yüksek olduğu çağlar olduğunu savunurlar. Acemlere oğlancılık Atinalılarla temas sonrası gelmiştir. Gulam genç oğlan demektir. Oğlancılık ta Gulampara/Kulampara/ diye Adlandırılmıştır. Benim anlayamadığım şey: İyi bir Müslüman erkekine Cennette 72 Kadın,Yüz Huri verilirmiş!Hadi buna bir şey dediğimiz yok!Ama Yüz Gılman/Tüysüz Oğlan/ne demek oluyor!Müslümanlık;HER İKİ ÂLEMDE DE MÜSLÜMAN ERKEKLERİN MASLAHATLARINA HİZMET MİDİR?EMİNENANIMA DUYURULUR?!

        

 

 

 

 

13 Mart 2016 Pazar

2086-HAREM VECARİYE KEPAZELİĞİ!


TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ

osmanturkoguz@gmail.com

TV,İZMİR;11 Mart 2016.

                HAREM VE CARİYE KEPAZELİĞİNİN NEDENİ?!

HZ.MUHAMMEDİN BİR KAÇAMAĞI,MÜSLÜMAN KADINLARINI İÇİNDE BULUNDUKLARI ALÇALTICI DURUMLARA DÜŞÜRMÜŞTÜR.OKUYALIM:

37-AHZAP SURESİ/AYET:50:”Ey Muhammed! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”

37-AHZAP SURESİ/AYET 52:”Ey! Muhammed, bundan sonra güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka.Allah her şeyi gözetleyendir.”

4-
Nisa suresi/3:Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.2 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o takdirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. “                                                          

Eğer,Zeyd evde olsaydı ya da Muhammed’in Dayısının kızı ve eski nişanlısı ağzını tutsaydı,Hz. Hatice de ölmemiş olsaydı, HER İKİ ÂLEM DE KADINLAR İÇİN FUHUŞ YUVASI Olamazdı?!Aklı olan okur ve düşünerek bir sonuca varır.Hiç bir şey bilmeyenler de hep inanır.İzninizle yaşanmış birkaç olay anlatmak istiyorum:

1402’de başlayan Fetret Devrini diğer iki Kardaşını haklayarak sonlandıran Çelebi Mehmed’in huzuruna Veziriazam--  Bostancıbaşı vel Haremağası ---Yerlere kadar eğilerek:”Haşmetlû Padişahımız,iki gün önce bir Kâfir İtalyan genci ile kaçan Hasekiniz yakalanmıştır.Bu konuda fermanıhumayununuz  nicedir?!Dediler.Çelebi Mehmet:Baka lala,ol İtalyanı Çengel çiçeği yapasız,Hasekimi de canını incitmeden katledesiz?!Buyurdu.Saçlarını başına topuz yaptıkları Hasekikin başını bir vuruşta gövdesinden ayırdılar;donuna kadar soydukları İtalyan gencini de,palangalarla yukarı çıkartarak kasap çengellerin üstüne bıraktılar.ol İtalyan Genci İki gün,canhıraş feryatlar çıkartarak öldü*!

      Bir Perşembe akşamıydı; Haremdeki tüm Cariyeler meşalelerle aydınlatılan koridora Akraba ve Evlat Katili Birinci Süleyman da o gece düzeceği/Pardon,Eminenanıma göre DERS VERECEĞİ/ Cariyeyi seçmek üzere Cariyelerin önünden yürümeye başladı.Çok Genç ve çok işveli bir Cariyenin önüne geldiğin de mendilini ol Cariyenin ayaklarının dibine düşürdü.DERS VERECEĞİ CARİYEYİ SEÇMİŞTİ?!Gece,el ve ayak  çekilince,Harem Ağası bir Cariyeyi Süleyman’ın yattığı dershaneye soktu.Süleyman,Cariyenin yüzünü gördüğü anda,avazı çıktığı kadar bağırdı:SEN,ÖNÜNE MENDİLİMİ BIRAKMTIĞIM CARİYE DEĞİLSİNNN?!BİZİM KOYNUMUZA GİRMEYEN KARA YERE GİRER.CELLAT!TİZ OL CARİYENİN DEFTERİNİ DÜRRR?!”NÖBETÇİ CELLAT, SIRASINI SATTIĞI ANLAŞILAN OL ZAVALLI CARİYEYİ SÜRÜKLEYEREK SİYASET MEYDANINA GETİRDİ VE BİR PALA DARBESİYLE DE KAFASINI KESTİ. Sabahleyin mesele anlaşılmakla Süleyman çok üzüldü: Meğerki ol Zavallı Cariye, Üsküdar’da yaptırtmakta olduğu caminin masrafını çıkartmak üzere DERS SIRASINI?! EN FAZLA ALTIN VEREN BAŞKA BİR CARİYEYE SATMIŞMIŞ?!OL İNŞAATI YARIM KALAN CAMİYİ Süleyman tamamlattı.Süleyman da öldü,cami Üsküdar’da sessize durmaktadır?!

      Dördüncü Murat’ın öldürmesine, anasının İbrahim’im çok yakışıklıdır, onu bırak ta öteki Şehzadeyi öldür?!Demesiyle canını kurtaran Şehzade İbrahim  tarihimize DELİ İbrahim olarak geçmiştir.Padişah olur olmaz,daha önceleri padişahların koynuna girerek Hayat Dersi almış 280 Cariyeyi,ağırlık bağlattığı çuvallara doldurtarak boğaz akıntısının en hızlı yerinden, Kızkulesi’nden denize bıraktırtmıştır?!”Müftünün kızı ile evleniyorum?!Diyerek Haremini   boşalttırmıştır.Düğün hediyesi olarak ta kendisine 800 Cariye armağan edilmiştir.Bunlarla da yetinmeyen deli İbrahim,Sivas Valisi Ali Varvar Paşadan 30.000 kuruş Rüşvet ile Mustafa İşpir Paşanın dillere destan güzellikteki Tombul eşini de, HAYAT DERSİ vermek için,HAREMİNE İSTEMİŞTİR?!

Cariyelerden birisi, Deli İbrahime seks hikâyeleri anlatırken, şişman bir kadınla yapılan seksin zevkini anlattığının sabahında, Veziriazamını Huzuru hümayununa davet eden Deli İbrahim, aynen:

      “Bre karpuz kıyafetli Pezevenk,çabuk bana bir okkalı avrat bulasız?!Fermanını vermiş.İstanbul kepçe Veziri Pezevenk te kazan,Okkalı avrat aramasına çıkmışlar.Sonunda;Üsküdar’da Bağlarbaşında 107 Okkalık bir Ermeni Dudusuna ulaşmışlar. Sarayın arabasının kapısı ve sarayın cümle kapıları genişletilmiş. Saraya vasıl olan Ermeni Dudusu Hamamı hümayuna alınarak yıkanmış ve tüm kılları da ibrişimden geçirilmiş.OL KADININ VERMİŞ OLDUĞU HAYAT DERSİNDEN ÇOK MEMNUN KALAN DELİ İBRAHİM,OL KADINA ŞAM VİLAYETİNİ BAĞIŞLAMIŞ.OL KADIN DA ESKİ ŞAPICISI KÖPRÜLÜ MEHMET AĞAYI ŞAMIN YÖNETİMİNİN BAŞINA GETİRMİŞ,BÖYLECE KÖPRÜLÜ MEHMET AĞA,PAŞA OLARAK OSMANLININ KURTARICISI OLMUŞ?!Şimdi de gelelim”, Deyyus’u Ekber” sıfatlı  Mustafa İşpir Paşanın dünya güzeli Tombul karısına:Valilik hayatında “YOK” demesini bilmediği için,adı da VARVAR ALİPAŞA’YA çıkan Sivas Valisi Varvar Ali Paşanın konağına Asitane’den ferman getiren Çavuş ve yardımcıları destursuz dalarak üç defa öperek başlarına  götürdükleri ferman zarfını Paşaya uzattılar.Ali Paşa da,uzatılan ferman zarfını  üç kere öperek başına götürdü ve açarak okudu:”VARVARLI ALİPAŞA KULUM,BU GÖNÜL OKŞAYICI FERMANIHÜMAYUNUMU ALDIĞINDA,VAKİT KAYBETMEDEN 30.000 KURUŞ İLE İPŞİR PAŞANIN AVRADINI HAREMİ HÜMAYUNUMDA KULLANMAK ÜZERE GÖNDERESİZ….”

VARVARLI ALİ PAŞA,koltuğundan zıplayarak ol fermanı Çavuşun suratına fırlatıp:”YOK DEVENİN PABUCU?!ULAN BEN BİR MÜSLÜMAN PAŞANIN NİKÂHLI KARISINI NASIL ALIR DA PADİŞAH EFENDİMİZE GÖNDERRİM?!SİZDE HİÇ ALLAH KORKUSU,DİN,İMAN,VİC DAN KALMADI MI?ŞİMDİYE KADAR NE İSTENDİYSE VAR!VAR!VAR DEDİK.BU SEFER YOK!YOK!YOK!ULAN BUNDAN SONRA BENİ YOK!YOK!YOK’PAŞA DİYE ÜNLEYİN?!ÇABUK YOK OLUN SİVAS’TAN,YOKSA ELİMDEN BİR KAZA ÇIKACAK?!Dedi.                                                      Veziriazam Yusuf Paşanın ve Cinci Hocanın önerilerine uyan Deli İbrahim, bir fermanla İpşir Paşayı Sivas valiliğine atayarak, Varvarlı Ali Paşanın yakalanarak Asitaneye gönderilmesini de ferman eyledi. İpşir Paşa, Varvarlı Ali Paşayı öldürttüğü gibi, Banaz’da oturan Hocası PİR SULTAN ABDALI DA ASTIRTTI?!Bu başarısından ötürü Sadrazam oldu,dünyalar güzeli karısını da Haremde deli İbrahim’in tedrisine verdi.HALK ARASINDA NAMI DA”DEYYUS’U EKBER!” OLARAK TESÇİLLENDİ. Sonradan, onun da boynu vuruldu.

Abdülaziz’in çok sevdiği iki kardeş cariyesi vardı. Yaşları tam 16 idi. Şehzade Abdülhamit, bu cariyelere göz koyarak, bunları dairesine kapattı. Abdülaziz’in  bunlara DERS VERMEK İSTEMESİ ÜZERİNE,BU CARİYELERİN ÖLDÜKLERİ YALANI İLE konu kapatıldı?!Harem mi?PADİŞAHLARDAN GAYRISİNE HARAM OLAN KERHANEDİR?!

 

 

 

 

 

9 Mart 2016 Çarşamba

2085/SAİDİ NORSİNİN CİFİRE BAKIŞI?


       TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ

osmanturkoguz@gmail.com

TV. İZMİR;09 Mart 2016.

        Yahudilerden geçme ,gelişmemiş kelleleri kandırmak için uydurulmuş bir sapıklıktır.MASAL ANLATANLARI BOŞUNA DİNLEME?HZ. Muhammet gaybı bilseydi, öldüğü gün Fatma’nın odasına girerek     önemli ayetlerin yazılı olduğu kâğıdı bir keçinin yiyeceğini de bilirdi.Ne Hasan zehirlenirdi, ne de Hüseyinin başı kesilirdi,ne de Hz.Ali ve Damat Osman öldürülürdü ne de Müslüman ülkeler köle olurdu?!                                                                                                                                           GAYB İLE İLGİLİ AYETLER:

        Bakara/İnek/ 2/3.33

            Ali İmran/3/29. 44.179

         Maide/5/94. 109. 116

   Enam/6/50.59.73                                                                                  A’raf/  7/188

       Tevbe/9/94, 105,78                                                                   Yunus/10/20

     Hûd/11/31, 49,123

   Yusuf/12/81, 102

Nahl/16/77

  Kehf/18/ 22, 26

  Meryem/19/ 78

Furkan/25/ 6

Neml/27/ 65

           Sebe/34/ 14, 48, 53

    Fussilet/41 /40

    Hucurat/49/ 18

Tur/52/ 41

Necm/53/ 35

Mülk/67/ 26

Kalem/68/47

Cin/72/ 26, 27

Tekvir/81/ 24

9-”… bana vahyedilenden (Kur’an’dan) başkasına da uymam.”

El-An Kaf suresi, 46’ıncı Sure / 9. Ayet

50-“…Yalnız bana vahyedilene (Kuran’a) uyarım ben...”

El-Enam suresi, 6’ıncı Sure / 50. Ayet

59-“ Gaybın anahtarları O'nun(Allah’ın) yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez.”

El-Enam suresi, 6’ıncı Sure / 59. Ayet.

         “Bediüzzaman’ın ilm-i cifir hakkındaki şu ifadeleri de çok önemlidir: 


        "İlm-i cifir, meraklı ve zevkli bir meşgale olduğundan, vazife-i hakikiyeden alıkoyup meşgul ediyor. Hatta kaç defadır esrar-ı Kur’an’iyeye karşı o anahtar ile bazı sırlar açılıyordu. Kemal-i iştiyak ve zevk ile müteveccih olduğum vakit kapanıyordu. Bunda iki hikmet buldum:

 

Birisi: لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ ‘ Gaybı ancak Allah bilir' (Neml, 27/65) yasağına karşı hılaf-ı edebde bulunmak ihtimali var.

 

İkincisi: Hakaik-ı esasiye-i imaniye ve Kur’an’iyenin berahin-i kat’iye ile ümmete ders vermek hizmeti ise, ilm-i cifir gibi ulum-u hafiyenin yüz derece fevkinde bir meziyet ve kıymeti vardır. O vazife-i kudsiyede kat’i hüccetler ve muhkem deliller, su-i istimale meydan vermiyorlar. Fakat cifir gibi, muhkem kaidelere merbut olmayan ulum-u hafiyede su-i istimal girip, şarlatanların istifade etmeleri ihtimalidir."

 

Görüldüğü gibi, cifir ilmi gizli ilimlerdendir. Az kişiye hitab etmektedir. İman ve Kur’an hakikatleri ise, herkese seslenmektedir. Hem herkesin onlara ihtiyacı vardır. Bu gibi noktalardan dolayı ve “Gaybı ancak Allah bilir” yasağına karşı edebe aykırı harekette bulunmamak için Bediüzzaman, bu ilmin ayrıntılarını eserlerine yansıtmamıştır. Yansıttığı miktar, altı bin küsur sayfalık tefsirinin içinde az bir bölüm teşkil etmektedir. Bunda asıl maksadı, o günün ağır şartları altında hizmet eden talebelerine bir şevk kaynağı olmasıdır.

 

Acaba cifir ilmi hakkında büyük İslam Âlimleri! Ne demişlerdir? Bunu da özetleyelim: Şimdi de Masalları okuyalım:OSTÜZÜ.

 

A) İslam Filozofları: İmam Gazali kalbin garip hallerini sayarken kişinin nefsi safvete ulaşması şartıyla bazı gaybi sırlara muttali olabileceğini açıklamaktadır. Bunu teyid eden İbn-i Sina, fazilet kişiye bazı gaybi sırların açılmasına muktedirdir diyerek destek veriyor. Burada Hz. Peygamber’in “Şeytanlar Âdemoğullarının kalpleri çevresinde vesvese ile dolaşmasaydırlar, semanın melekût âlemindeki sırlar onlara keşf olunurdu” hadisini hatırlamak gerekir. İbn-i Haldun ise, manevi imtiyazlara sahip bazı insanların henüz vuku bulmadan kainat ile alakalı olayları haber verebildiklerini anlatmaktadır. 

 

B) Müfessirler ve Kelamcılar: Müfessirler ve Kelamcılara göre gaybi bir sırrın peygamberler eliyle keşfedilmesi mu’cize ve evliya eliyle keşfedilmesi ise keramettir.,
Meselenin temelini şu Ayetler teşkil etmektedir: “O bütün görülmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz; Ancak, (bildirmeyi) dilediği peygamber bunun dışındadır. Çünkü O, bunun önünden ve ardından gözcüler salar ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir; bir saymıştır (kaydetmiştir).” 

İmam-ı Beydavi bu Ayeti açıklarken gaybın tam olarak ancak ve ancak Allah tarafından bilinebilineceğini ve ancak Allah’ın bildirmesi halinde Peygamber’in de gaybdan haberdar olabileceğini zikreder; ancak bu Ayeti evliyanın kerametlerini red sadedinde kullanmaz. 

Fahreddin Razi ise, buradaki gaybı kıyametin kopması ma’nasında hususi bir ma’na ile anlar; bunun genel olmadığını ve Allah isterse kullarına bildirebileceğini kabul eder.
Muhyiddin-i Arabi Hazretleri Allah isterse evliyaya da gaybı bildireceğini ifade eder.
Allame Alusi Sadettin Teftezani’nin evliyanın gayba muttali olmak yerine bazı doğru tahminlere mazhar olabileceği iddiasına cevap vererek, evliyanın da Allah isterse gayba muttali olabileceğini anlatır. 

Sahabeden bazı şahsiyetlerin gayba muttali kılınmaları.

        NUR RİSALELERİNE (SAİT OKUR’A) GÖRE CİFİR!

"Ayet-i Nur birinci şuada da ispat edilmiş ki on işaretle Risale-i Nur'a bakıyor, muciza­ne Kur'an'ın o tefsirinden gaybi haber veriyor. Ve Risalei Nur'a nur namı verilmesinin birinci sebep olmasından." RNK. Şualar Risalesi 15. şua. Mü: Bk. S.Nur i. ikinci makam S. 413.

"Kur'an-ı Kerimin Nur süresindeki bazı ayetler için "Cifirce nurlu bir tefsiri olan Risale'in Nur ve Resalet'in Nur'a dört beş cümlesi ile on cihetten bakıyor." S.G.R. s.451.

"...Kuran-ı Kerim'in Yunus (10’uncu süre_) süresinin birinci; Yusuf Süresinin (12’inci sü­re) birinci, Rald süresinin (13’üncü süre) birinci, Hicr Süresinin (15’inci süre) birinci, Şuara Sü­resinin (26’ıncı süre) ikinci, Kasas Süresinin (28’inci süre) ikinci, Lokman süresinin (31’inci sü­re) ikinci, Tılke ayatülkitabilhakıyın) -bu muhteşem olan Kur'an'ı Kerim'in ayetlerinin- ayet­lerinden ebced ve cifir hesabıyle çıkardığı 1316- ve 1317 rakamı için "o tevafuk remzeder ki bu asırda, Resailin Nur denilen 33 adet söz ve 33 adet mektup ve 31 adet Lem'alar, bu za­manda kitab-ı mübindeki ayetlerin ayetleridir." S.G.R. birinci Şua S.465–466.

"İbrahim Süresinin (14’üncü süre) birinci ayetindeki (Lituhrirennase) kelimesi için ebcet hesabı ile" 1345'de Kur'an'dan gelen bir nur ile insanlar karanlıklardan ışıklara çıkarılacak. Bu meal ise 1345'de fevkalade tenvire başlayan Resailin nur tam tamına cifirce, hem mealce mu­vafık ve mutabık olmakla Risale'i Nur'un mahbubiyetine ima, belki remzediyor" demektedir." s.G. R. Birinci Şua S.474.

"Mesela: Başta (Kulaüzü bi rabbin felak) cümlesi, Bin üçyüzelliiki veya dört (1352–1354) tarihine hesab'ı ebcedi ve cifriyle tevafuk edip, nev-i beşerde en geniş hırs ve hasetle ve birinci harbin sebebiyle vukua gelmeye hazırlanan ikinci Harb-i umümiye işaret eder. Ve ümmet-i muhammediyeye (A.S.M) manender: "Bu harbe girmeyiniz ve Rabbinize il­tica ediniz." ve bir mana'yı remizle, Kur'an'ın hizmetkârlarından olan Risale'i Nur şakirtlerine hususi bir iltifat ile onların Eskişehir hapsinden, dehşetli bir şerden aynı tarıkiyle kurtulmala­rına ve haklarındaki imha planının akim bırakılmasına remzen haber verilir.

"Hem mesela: "Min şerri maharlakka" cümlesi -şedde sayılmaz- bin üçyüz altmış bir (1361) ederek, bu emsalsiz harbin merhametsiz ve zalimane tahribatına Rumi ve hicri tari­hiyle parmak bastığı gibi: Aynı zamanda bütün kuvvetleriyle Kur'an'ın hizmetine çalışan Nur şakirtlerinin geniş bir imha planından ne elim ve dehşetli bir beladan ve Denizli hapsinden kurtulmalarına tevafukla bir mana'yı remzi ile onlara da bakar "Halk'ın şerrinden kendinizi ko­ruyunuz" gibi bir ima ile der.

"Hem mesela: "EI nafasat-ı fıl akut" cümlesi -şeddeler sayılmaz- bin üçyüz yirmiseliz (1328) eğer şeddedeki (lam) sayılsa Bin üç yüz elli sekiz (1358) âdetiyle bu umumi harpleri ya­pan ecnebi inkılâbının, Kur'an lehindeki neticelerini, bozmak fikri ile tebeddül'ü saltanat ve Balkan ve İtalyan Harpleri ve Birinci Cihan Harb-i umumisinin patlamasıyla maddi ve manevi şerlerini, siyasi diplomatların, Radyo diliyle herkesin kafalarına sihirbaz ve zehirli üflemeleriy­le."

"Hem mesela (ve min şerrü hasuddin eza haset) cümlesi -Şedde ve tenvir sayılmaz yine binüçyüzkırkyedi (1347) edip, aynı tarihte ecnebi muahedelerinin icbarıyle, bu vatanda ehemmiyetli sarsıntılar ve felsefenin tahakkümüyle bir dindar millete ehemmiyetli tahavvüller vücuda gelmesine..." R.N.K. Meyve Risalesi S.139–140–141–142- Mü? Bk. S. Nursi.

"...Risale-i Nur şakirtlerine hususi bir iltifat ile onların Eskişehir hapsinden, dehşetli bir şerden aynı tarıkiyle kurtulmalarına ve haklarındaki imha planının akim bırakılmasına remzen haber verir." R.N.K. Meyve Risalesi S.139 Mü? Bk. S. Nursi.

“...Şeddesiz iki Muhammed kelimesi (Bediüzzaman, şeddeli iki Muhammed kelimesi (EI kürdi) ye rakamla eşit olduğu ve ayetteki savt-un Nebi) de Resailin Nur’a tevafuk ettiği “R.N.K. Tılsımlar teksir S.190 mü: Bk. S. Nursi. "Onuncu Lem'a.

Şevkat tokatları Risalesi sekizincisi: Seyranidir. Bu zat, Hüsrev gibi Nura müştak ve di­rayetli bir talebemdir. Esrar'ı Kur'aniyenin bir o anahtarı ve ilm'i Cifrin mühim bir miftakı olan tevafukata dair Isparta'daki talebelerin fikirlerini istimzar etti; hapiste yattı..." R.N.K.

Lem'alar S.40 S. Nursi.

"Hesabı ebcedin ikinci nev'i ki, huruf'u heca tertibiyledir). Oda; dört bin küsur eder. Bü­yük adetlerde küçük kesirler, tevafuku bozmadığından küçük kesirlerden kat'ı nazar edildi. Hem tazammun ettiği iki vak'ı atıf ile beraber iki yüz seksen küsur eder. Aynen sure'i EI -Ba­kara'nın iki yüz seksen küsur ism'i Celaline ve hem iki yüz seksen küsur Ayatın adedine te­vafuk etmekle beraber, ebcedin hecai tarzındaki ikinci hesabiyle, yine dört bin küsur eder..." S.G.R. s. 34. İst. 1959 Sinan Matbaası.

("Sikke-i tasdiki gayb1) isimli kitabının (1959 Ankara tabı) 85’inci sahifesinde:

Kur'an'ı Kerim'in Secde süresinin ikinci ayetinin bir kısmı, tenzilil kitap kelimelerini cefr rakamlarına vurarak bunun risale nur'un ismine, şeddeli bir nur sayılma ciheti ile gayet cüzi bir farkla tevafuk edip remzen bakar kendine kabul eder, çünkü tenzilülkitap kelimesi 951 ederek risaleyi Nur'un makamı olan 948 e sırlı üç farkla tevafuk noktasından bakar) diye yaz­maktadır. Hiç bir din bezirgânı bu kadar cüretli bir sahtekârlığa cesaret edememiştir. Bu ruh hastası adamın iddiasına göre, Secde süresindeki tenzilül kitaptan maksat, Kur'anı Kerim de­ğil, cefr harflerine göre nur risaleleridir. Yani Hazreti Allah, asıl kitabının Kur'an olmayıp risa­leyi nur olduğunu, böylece Kur'an vasıtasıyla tebliğ ediyor. Açıkçası, risaleyi nurun Kur'andan üstün olduğu iddia olunuyor. Ve tabiî ki bu ilahi kitaba sahip olan Said’i Kürdi de peygamber’dir demek isteniyor.

Tarih boyunca birçok sahtekârlar peygamberliklerini iddia ve ilan etmişlerdir; fakat hiç­biri bu kadar acemice, bu kadar dolambaçlı alt yollardan, bu derece mesnetsiz bir iddiada bu­lunmamıştır. Bu zavallı adamın dayandığı (Cefr)’dir. "Fuat Kadıoğlu, Gericilik ve ötesi S. 71.'Tılsımlar' S. 199:

"Ya Eyyühel müzemmil" ayetinin kürdi demek olduğunu, "Hüvellezi ersele Resulehu bilhüda ve dinil'hakkı" ayetinden Said-i Bediüzzaman çıktığı; "illainnema ene Nezurun mubin" den 1318–1368 gibi indi teviller getirilmesi, Kuran’a olan hürmetlerinden yazarlarının çok za­yıf kaldıklarını gösterir" Dr. Neda Armaner, İslam’dan Ayrılan Cereyanlar Nurculuk S. 15.

CİFİR, eski Yahudi uydurmalarından başka bir şey değildir. "Orta çağ Yahudilerinin ta­ Tasavvufla uğraşanları, Uhud-u kadim tefsirinde" aynı çeşit cifir saçmalıklarını kullanmışlardır.

Cifir oyunları, kim tarafından nasıl ortaya atılırsa atılsın hiçbir dini ve ilmi değer taşı­maz. Bunu, bilim adamları böyle ifade ettikleri gibi ve usul-u fıkıh kitaplarında da böyle oldu­ğu belirtilir.

Kısacası; Cifir diye bir ilim yoktur. Bu yolla gelecekten haber vermek / hem kuru bir id­dia; hem de dinimiz açısından sakıncalıdır. Öyle cifir yoluyla Kur'an'ı Kerim tefsir edilemez.

Cifir yoluyla herhangi bir yorum yapılamayacağı, bir zamanlar Said Nursi tarafından da ifade edilmişti. Said-i Nursi bir Risalesinde bakınız ne diyordu: "Bu cifir işi; meraklı ve zevkli bir iş olduğu için; insanı gerçek görevinden uzaklaştırır, boş yere meşgul eder. Bir kere bu, LA YELEMÜL'GAY BE İLLALLAH yani: Gaybı Allahtan başkası bilmez ayetine karşı EDEP DIŞI bir davranıştır. Sonra, imam ve Kur'an'ın temel gerçeklerini, kesin delillerle halka anlat­mak, cifir ilmi gibi gizli bilgiler yoluna başvurmaktan yüz derece daha iyi olur.

Çünkü yapılacak kutsal görevde, imam ve Kur'an'ın gerçeklerinin dile getirme işinde kullanılması gereken kesin DELİLLER, kötü maksatlara alet edilmelere meydan vermez. Oy­sa CİFİR gibi; GÜÇLÜ TEMELLERE DAYANMAYAN gizli bilimler, kötü maksatlar için kullanılmaya çok daha müsaittirler."

Said-i Nursi, bir yerde, cifir yoluyla Kur'an'ı Kerim'i tefsir ederken; başka bir yerde de işte böyle diyor. "Müslümanlık ve Nurculuk S.150–151 Ali Gözütok.Kardeşim ,daha nasıl anlatayım?!SALAKSANIZ BEN NE DİYEYİM?!

 

3 Mart 2016 Perşembe

2084/OBJEKTİF TESPİT HAKARET İÇERMEZ.


           TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR;03 Mart 2016.

       OBJEKTİF TESPİT HAKARET SUÇUNU İÇERMEZ?!

         “Konya'da 16 yaşındaki lise öğrencisi "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret ettiğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunduğu?!" Gerekçesiyle tutuklandı?!

      “Konya Çocuk Suçluları Soruşturma Bürosu'nun bugünkü yazısıyla birlikte gözaltına alınarak Konya 1. Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edilen 16 yaşındaki lise 11’inci sınıf öğrencisi M.E. A. tutuklandı. 16 yaşındaki lise öğrencisi, "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla çıkarıldığı Konya 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından "kuvvetli suç şüphesi olduğu" öne sürülerek tutuklandı.

      Mahkemeye çıkarılan M.E. A. Gedavet Parkı'nda Kubilay anması için toplandıklarında okuduğu basın açıklamasında yer alan sözlerle ilgili "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret etmekle" suçlandı. M.E. A.'nın açıklamada, "Son olarak halkçı liseliler olarak şunu söylüyoruz; yolsuzluğun, rüşvetin, hırsızlığın başı olarak Erdoğan'ı bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak değil, kaçak sarayın hırsız sahibi olarak görüyoruz," dediği iddia edildi.

      M.E. A. Mahkemedeki savunmasında, basın açıklaması yaptıklarını, açıklama metnini kendinin yazdığını ve kendi iradesiyle okuduğunu, bu sözleri söylediğini, amacının hakaret olmadığını söyledi.

      Hâkim Nayim Durak, polis tutanaklarının da delil sayılacağını belirterek, "kuvvetli suç şüphesini" de göz önünde bulundurarak, tutuklama sebebinin olduğunu söyledi. Mahkemenin kararında şunlar kaydedildi: "Suça sürüklenen çocuğun tutuklama yerine adli kontrol yükümlülüğü altına konulmasında, bunun kurallarına riayet edeceği yönünde vicdani kanaatin oluşmaması sebebiyle, adli kontrol tedbirlerinin yeterli görülmemesi nedeniyle ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun ihtiva ettiği cezanın alt ve üst sınırları gözetilerek tutuklama tedbirine müracaat etmede ölçüsüzlük görülmediğinden tutuklanmasına karar verildi…”Basın…Bu öğrencinin  yaptığı şey,hakaret değil,BİR DURUM TESBİTİDİR.KAÇ—AK SARAY;KAÇAK OLARAK BİR VAKIF ARAZİSİNE,İZİNSİZ,YASAL DAYANAKTAN YOKSUN OLARAK OTURTULMUŞTUR.YATAK ODALARINDAKİ PARA KASALARI VE AYAKKABI KUTUSUNDAKİ MİLYARLAR VE DÖRET BAKANIN RÜŞVETLERİ KANITLANDIĞI HALDE İŞLEME KONULMAMIŞTIR.17/25/ARALIK REZİLLİĞ?!MİLLETVEKİLLİĞİ VE CUMHURBAŞKANLIĞI ANDINA KARŞIN,NORMAL BİR İNSANA BİLE YAKIŞMAYAN EFELİKLERİ CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİ İLE BAĞDAŞAMAMAKTADIR.OL GENCİMİZ BU DURUMU DA TESPİT ETMİŞ VE İFADE ETMİŞTİR.BUNU SUÇ SAYAN SAYIN HÂKİMİMİZ,ŞU DURUMA BAKAR MISINIZ?Sayın Recep Tayyip Erdoğan,1994 ve 1999 yılında,Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu günkü durumunu anlatarak,CUMHURBAŞKANIMIZ ERDOĞAN’A ALENEN HAKARET ETMİŞTİR.SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN HAKKINDA YASAL İŞLEM YAPILMASI GEREKMEKTEDİR.BOYNUZLU TEKEYE DE HESAP SORULMALIDIR.İŞTE İTHAMI:

            “Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 1999 yılında yaptığı bir konuşma sırasında “Eğer bir gün duyarsanız ki Tayyip Erdoğan çok zengin olmuş, bilin ki haram yemiştir.” Ne diyelim, doğru söylemiş…”


 

İzleyiciler

Blog Arşivi