14 Aralık 2014 Pazar

1273/ALDI MI BENİ Bİ MÜTELAŞE!



                TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


İZMİR;14 Aralık 2014.

                        ALDI MI BENİ Bİ MÜTELAŞE!

Taliban İktidarının Darülfünunundan icazetli Şeyhülislamı Ekselan Müderris Mehmet Mercedes’imize bir adet Mercedes S500LONG’A hediye olarak satın alınmış ve bedeli de ölüsü salla taşınanlardan alınan vergilerle ödenmiş!Diyanetten büyük beklenti var demektir! Bendeniz bir temennide bulunmuştum:”Bu mübareğimizi ölüsünü de ol Mercedes S600 ile gömelim diye! Sonradan hatamı anladım! İslam inancına göre, her Müslüman kestiği kurbanın sırtına binerek Sırat Köprüsünden geçeceklermiş. Sırat Köprüsü kıldan ince ve dahi kılıçtan da keskin olduğuna ve iki ayaklı insanlar için yaratıldığına göre, DÖRT AYAKLI KURBANLIKLAR BU TEK TELDEN NASIL GEÇECEKLER! Sayın Mehmet, yapılan hırsızlıkları ve dini kullanmaları hiç Görmez, dört tekerlekli Mercedes S500 Long’a ile Sırattan geçemeyecektir.Eyvah ,ben nasıl da bir hata işlemişim?Bir paket makarna karşılığında sırtlarına binerek iktidara geldikleri Garibanların sırtlarında Sırat Köprüsünü BAL GİBİ GEÇERLERSE.ALDI MI BENİ Bİ MÜTELAŞE GARİ?

13 Aralık 2014 Cumartesi

1272/BİR HIRT VE KIRMIZILI KADINIMIZ!



   TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;13 Aralık 2014.

                        KURT VE KIRMIZI PABUÇLU KIZ!

            Bu bir çocuk masalıdır. Bunun, ülkemizde gerçek hayata yansıması mı?

                        BİR HIRT VE KIRMIZILI KADINIMIZ!                                                                                     Sayın Ceyda Sungur

            Sizler, Goya’nın ünlü tablosunu gördünüz mü?1808’de Napolyon’un Madrit’i işgâlinde, bir grup İspanyol vatanseveri kurşuna dizilmektedir. Işık, şahlanmış vatanseverlerin yüzünden tüm İspanyaya yansımaktadır. Bunun Gezi Olaylarında Türkiye versiyonu; dimdik, vakur Kırmızı elbiseli bir Türk Kızına, bir diktatörün kölesi tarafından Biber Gazı sıkılmasıdır. Dünya ayağa kalkmış, İtalyan Parlamentosunda Sekiz Parlamenter kadın kırmızı elbise giyerek Parlamentodaki yerlerini onurla almışlardır. Napolyon’un Moskova seferine katılmış olan Yüzbaşı Alfrete de Vingy’nin”Güvenlik Güçlerinin Kulluğu ve Büyüklüğü”,tanımı vardır. Bir güvenlik kuvveti kanlı bir diktatörün emrinde ve hizmetindeyse KULDUR: ULUSUNUN EMRİNDE VE HİZMETİNDE OLAN GÜVENLİK KUVVETİ DE BÜYÜKTÜR!” Bu hafta bu gaz sıkma olayının duruşması yapıldı. ANAYASAL HAKKINI KULLANMAK İSTEYEN, ÇAĞDAŞ VE KEMALİST BİR TÜRK KIZININ GÖZLERİNE BİİTİŞİK ATIŞLA BİBER GAZI SIKAN, İKİNCİ ÇANAKKALE DESTANI YAZICILARINDAN RECEPKO POLİSİ Fatih Zengin de öğretildiği biçimde kendisini savundu:

                        Asıl mağdur olan da benim. Sağ omuz kemiğim kırık olarak Gezi olayında görev aldım, Yanlış anlaşılmasın diye de rapor almamıştım!

.Amirlerim “SIK!!” Dedikleri için, O Kımızı Elbiseli Kadına Biber Gazını ben sıktım! GAZIN ETKİSİ İLE YERE DÜŞEN KADIN TEKRAR AYAĞA KALKMIŞTI2911 SAYILI Kanuna göre adli görevimi yaptım?”” Ulan olum, âmirlerin SİK deselerdi şapacakmıdın? O kadınlar, Mustafa Kemal Atatürk’ten beri hep ayaktadırlar, ey vicdanı ve anayasal bilgisi, kırık olan! Bizler senin ve senin gibilerinin neresi kırık olduğunu çok iyi bilmekteyiz. Dünya tarihinde, Anayasal hakkını kullanan vatandaşlarına Bibsergazı sıkarak, fişek atarak ve demir coplarla saldırarak DESTAN YAZAN DİKTATÖR GÖREVLİLERİ GÖRÜLMEMİŞTİ. SİZLER, ORTAYA KOYMUŞ OLDUĞUNUZ BU DESTANIN MÜKEFAATINI, GAZ SIKTIKLARINIZIN ÖDEMİŞ OLDUĞU VERGİLERDEN DÖRDER MAAŞ OLARAK ALDINIZ. SEN VE SENİN GİBİLER, BU HARAM PARALAR İÇİN ASLAN KESİLMİŞTİNİZ. “İKİNCİ ÇANAKKALE DESTANINI YARATMAK!” DEYİMİ ÇOK UTANÇ VERİCİ BİR SALAKLIKTIR. BİRİNCİ ÇANAKKALE DESTANINI YARATARAK, VATANINI, ULUSUNUN GELECEĞİNİ VE ŞANINI KURTARANLARIN MÜKEFAATLARI, AÇ KARINLARINA DÜŞMAN KURŞUNLARI İLE ŞEHİT OLMAK VE YERLERİ BELİRLENEMEYEN MEZARLARA GÖMÜLMEKTİ. Unutmamak gerek, Cezayir ayaklanmasında; Fransız hükümeti, Müslüman öldüren Paralı askerlerine dolgun maaşlarının yanı sıra ikramiye ve nişan verirdi. CEZAYİR ŞİMDİ BAĞIMSIZDIR. Recep Bey, “Gezi darbedir,’” diyor!Evet,İhanete,Hırsızlığa,Soyguna ve  TİRANLIĞA vurulmuş bir darbedir.

 

                       

           

 

 

12 Aralık 2014 Cuma

1271/İKİNCİ ABDÜLHAMİT Mİ?ARAP UŞAĞI1



         TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR.10 Aralık 2014.

OLACAKLARI YAZDIM, ÜLKEMİZDE TÜRKLÜĞÜ SİLMENİN ÇOK ALÇAKÇA BİR AMERİKAN VE DÖNMELER OYUNU TEZGÂHLANMAKTADIR. BÖYLE BİLİNE!

                     İKİNCİ ABDÜLHAMİT Mİ? ARAP UŞAĞI!

            “Sait Paşa, ELİMDE OLSA BU MİLLETİN DİLİNİ ARAPÇA YAPARDIM!”Osmanlının 34’üncü Padişahı ve İslamların Halifesi Zilullah’ı fil arz. Abdülhamit’i Sani.

            “O zaman da Padişahım küçük bir Arap Kabilesinin Reisi olurdunuz!”Eğinli/Kemaliyeli/ Sait Paşa.

                        "HAYATTA YEGÂNE VARLIĞIM VE SERVETİM, TÜRK OLARAK DOĞMAMDIR."
“BU MEMLEKET TARİHTE TÜRKTÜ, HÂLDE TÜRKTÜR VE EBEDİYEN TÜRK OLARAK YAŞAYACAKTIR.” NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

                                                                              MUSTAFA KEMAL

“Bir ulus, unsuru aslinin içinden çıkan kimseler tarafından idare edilmiyorsa, izmihlal(çöküntü, yok olma)mukadder ve yakındır!”Mustafa Kemal Atatürk.

“Amerika Birleşik devletleri neden mi dünyanın en güçlü devletidir? Çünkü biz, vatan hainlerini hemen öldürürüz; diğer ülkelerin vatan hainlerini de onları yönetmesi için başlarına yönetici olarak koyarız!”Henry Ksinger,Yahudi  asıllı Amerika Birleşik Devletlerini Eski Dışişleri B,akanı.

 

         İKİNCİ ABDÜLHAMİT HAN, EMANETİN EMİN ELLERDE!”Türk, Türklük ve Atatürk düşmanlarımız! Aklı başında ve Türklük bilincine ve Türk tarihi bilgisine sahip olanlar, bu sözün anlamını hemen kavramışlardır: KİNCİ Abdülhamit, Kürt hayranı olarak Kürt aşiretlerinden Hamidiye Alayları kurmuş, bu alayların başına da aşiret reislerini Mirliva ve Miralay olarak atamıştı. Ve Kürdistan deyimini de bir bölge anlamında, EGE BÖLGESİ GİBİ, kullanmıştı. Abdülhamit döneminde eyalet sistemi vardı. Büyük elçiliklerde de hep Türkten gayrı unsurlar vardı. İktidar, PKK’LILARI Aşayiş Birlikleri olarak Jandarmanın ve polisin yerine atayacak ve Kürdistan eyaletini de kuracaktır. Uyuyalım Bakalım!

1.KAŞKARLI MAHMUT ATA; Divan’ı lügat’it Türk’ün yazarı ve1072 yılında; Bağdat Abbasi Halifesi’ne :”Tanrımız; dünya’yı yönetmek için, Türk Ulusunu yarattı; TÜRKÇE ÖĞRENMEK, FARZ VE AYINDIR! Diyebilen Büyük Türk Bilgini.

2.“TÜRKLÜĞÜ YÜCELTMEK İÇİN YAŞA! TÜRK’E KILIÇ KALDIRAN ELİ KIR!”EMİR TİMUR.


BİZ Kİ MELİKİ TURANIZ, EMİRİ TÜRKİSTANIZ. BİZ Kİ, TÜRKOĞLU TÜRKÜZ. BİZ Kİ, ULUSLARIN EN KADİMİ VE EN ULUSU TÜRK’ÜN BAŞBUĞUYUZ!” EMİR TİMUR. İMZASINI TÜRKOĞLU TÜRK EMİR TİMUR!” YAZARAK ATARDI. ”KALK, KALK TA HER SATIRINDA KÖTÜLEDİĞİN MAĞLUP TÜRK’Ü GÖR!”

                                  Firdevsi’nin mezarında Emir Timur.

3.“Türk olarak doğmuş olmam her türlü övgüden üstündür ”EBU’LGAZİ BAHADIR HAN, Secereyi Terakime(Türk Şeceresi).

                                            

                       “SORMA BANA OYMAĞIMI, BOYUMU;

      BEŞ BİN YILDIR MİLLET GİBİ YAŞARIM.

                        DEME BANA OĞUZ, KAYI OSMANLI;

                  TÜRK’ÜM BU DA HER UNVANDAN ÜSTÜNDÜR!”

Ziya Gökalp(-1924) Diyarbakırlı.

İkinci Abdülhamid, Abdülmecit oğlu Ermeni asıllı Virjil’den /TİRİMÜJGAN/olma,22 Eylül 1842doğumluOSMANLI PADİŞAHI. Ölümü: 10 Şubat 1918. Ölümü üzerine şu dörtlük yazılmıştı: NE KENDİ EYLEDİ RAHAT/NE HALKA EYLEDİ HUZUR/YIKILDI GİTTİ CİHANDAN/DAYANSIN EHLİ KUBUR!”      Büyük kardeşi Beşinci Murat’ın aklını yitirmesi üzerine!? 31 Ağustos 1876 tarihinde Padişah oldu. Mithat Paşayı Sadrazamlığa getirdi./22 Nisan 1909’da halledildi/ Avrupalıların müdahalesinden kurtulmak için alelacele tercüme edilen Belçika’nın 1831 tarihli anayasası 26 Aralık 1876 tarihinde içten pazarlıklı, Arnavut, Kürt ve KENDİSİNE SUİKAST YAPAN VE İSYAN EDEN ERMENİLERİ, ANASI DANSÖZ VİRJİN’İN HATIRI İÇİNTEBAAYI SADIKA OLARAK ANAN AZILI BİR Ermeni hayranı, Yahudileri de sever ve taktir eder. Muhafız alayı, Arnavut, Kürt ve Ermenilerden oluşmuştur. Akıl hocası ve sır kâtibi Arap izzettir. İkinci Meşrutiyetin ilanı üzerine, edinmiş olduğu kara serveti ile Avrupa’ya kaçmıştır. Bahçıvanı olan Arnavut Müşir maaşı almaktaydı. Bir Osmanlı Müşirinin tayın bedeli Bir süvari bölüğün aylık masrafı kadardı. Altı-Yedi yaşındaki şehzadeler Mirliva/Tuğgeneral/yapılırdı.20 Mayıs 1876’BEŞİNCİ Murat’ı tahta geçirmek için,Yüzelli kişi ile  Çırağan Sarayı baskınını gerçekleştiren ALİ Süavi’yi , sopa ile öldüren Beşiktaş Muhafızı ZIR  CAHİL YEDİ-SEKİZ   HASAN Paşayı  MÜŞİR YAPMIŞTI.İMZASINI ARAPÇA YEDİ VE SEKİZ HARFLERİNİ ÜSTTEN BİR ÇİZGİ İLE BİRLEŞTİRDİĞİNDEN TARİHİMİZE YEDİ-SEKİZ HASAN PAŞA OLARAK GEÇMİŞTİ. VE Dini kitap basmamak koşulu ile 1727 senesinde Macar İbrahim Müteferrika tarafından açılan matbaada 1927 senesine kadar sadece 417 kitap yayınlanmıştı.1521 senesinde Köln’de100 özel matbaa vardı.1521’de Almancaya tercüme edilen İncil’den 5000 adet basılmıştı. OSMANLI’DAN DEVRALDIĞIMIZ 40.000 KÖYÜN 38.000’İNDE İLKOKUL YOKTU. ÜLKEMİZİN TÜMÜNDE 337 DOKTOR,136 EBE,52 TANE AZINLIK ECZANESİ VE 8 Türklere ait eczane vardı. MUSTAFA KEMAL’İN İSMET PAŞAYA ANLATIMINDAN. Yıldız sarayında günde 300 horoz kesilir, bunların billurlarından İkinci Abdülhamit’e yemek yapılırdı. Prusya Kıralı  İkinci Wilhelm, ABDÜLHAMİTİN   AŞÇIBAŞISI Mengenli Hakkı Efendiye:”Benim sarayıma gel, o iri fasulyelerden bana yemek yap!”Dediğinde, Hakkı Efendi:”Senin sarayında günde üç horoz kesilir,onlardan da altı horoz taşağı çıkar,benim Hünkârımın sarayında günde üç yüz horoz kesilir,onlardan da altı yüz taşak çıkar,fasulye dediğin şey horoz taşaklarıdır Ekselans!”Demişti.

 İstanbul gümrüğünün haftalık hâsılatı olan 17.000 altın Yıldız Sarayını masraflarını karşılamak için kullanılırdı. Bağdat demiryolunun yapımı sözleşmesi Almanların lehine hazırlanmıştı.Aslında, 1872 senesinde, Alman Mühendisi W.Pesel,Asya Osmanlı Demiryolları Genel Müdürlüğüne atanmış VE HEMEN ALMANLARIN ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA PLANLAMALARA BAŞLAMIŞTI.

, Senelik kâr garantisi ile birlikte demiryolunun sağ ve solundaki askari 20-45 km.lik şeritte her türlü madenlerin, ormanların ve taş ve kum ocaklarının işletme hakkı ve devlet arazisi de şirketlere verilmişti:

     Demiryolu imtiyazları kilometre garantisi ile sınırlı değildi, Kilometre garantisi yanında hattın geçeceği devlet arazisi şirkete bedelsiz devrediliyordu. Şirket hat boyundaki devlet ormanlarını ve taş ocakların

hiç bir bedel ödemeden kullanabiliyordu. Yine demiryolu yapımı, bakımı ve işletilmesi için gereken malzeme gümrüksüz olarak ithal ediliyordu. Demiryolunun kenarlarında bazen 40, 43 ve bazen 45 kilometrelik şeritler içindeki petrol de dâhil bütün madenleri işletme hakkına sahip oluyordu. Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti’nden demiryolu imtiyazı almak çok karlı ve avantajlı bir iş olmanın da ötesindedir.”Karabük Üniversitesi Senatosu, BU Abdülhamit’e Doktorluk unvanını vermişti! İkinci Abdülhamit, iktidara gelir,gelmez İstanbul,İzmir;Bursa ve Erzurum gibi büyük şehirlerde bir ispiyoncu örgütü kurmuştu.İspiyoncuların ihbarları sarayın Tütüncü başının adresine gönderilirdi,mektubun içeriği incelenmeden işleme konulurdu.Fehim Paşa Hafiyelerinin  başı yapılmıştı.Gezici gösteri yapan bir İngiliz topluluğundan Margareth adlı bir kadını zorla evine kapattığından adı da Margaret Fehim Paşaya çıkmışltı.Halkın nefretin kazanan bu hain,İkinci Meşrutiyetin ilanı üzerine kaçmış olduğu Bursa’da halk tarafından linç edilmiştir.

. “İkinci ve de Kinci Sultan Hamit; bir Ermeni Rakkasenin—Virjin’in-- oğluydu. Osmanlı-Rus Savaşını bahane eden Abdülhamit, Anayasayı yürürlükten kaldırarak Osmanlı Meclisini de kapattı. Mithat paşayı Hicaz Eyaletinin Taif kalesi zindanına attırdı. Mithat Paşa’nın Sultan Aziz’in katili olduğunu iddia ederek bir yüksek mahkeme kurdurdu. Mahkemenin başkanlığına da bir İngiliz ajanı olan Rum Hıristoforidis’i getirdi. Ünlü Müşir Osman Paşa da bu mahkemenin üyelerinden birisiydi. Oğullarını saraya damat ettirmenin yollarına ünün de kurban ettirmişti. Ve Rahmetli Mithat Paşa Taif zindanında Abdülhamit köpeği subaylarca boğdurulmuştur.

    “Daha 1800’lerde,Üçüncü Selim döneminden başlayarak, Londra Elçilerimiz,şu adamlardı:Yanko Aziropuda(1800-1802),Antonaki Ramadani(1818-1821),Mavroyani Efendi(1832-1843),Kalimaki Bey(1846-1848),Kostaki Musurus paşa(1851-1856),Kostaki Antopule Paşa(1895-1903),Stefani Musurus Paşa(1903-1908),

   Paris Elçileri: Panoyataki Efendi(1814-1817)Nikolaki Mano Efendi(1817-1821),Kalimaki Bey(1848-1852),Naum Paşa(1908-1911),

   Berlin Elçileri: Kostaki Bey(1850-1854) Aristaki Bey(1858-1876).Petersburg Elçileri: Komnimus Bey(1868-1870),Roma Elçileri: Yanko Potayadis(1870-1873),Serkis Efendi(1872-1874),Aleksandr karatodori Efendi(1874-1876),İstefaniki Musurus Bey(1881-1886),Yanko Potoyadis-ikinci defa—(1886-1889).Viyana Elçileri: Dibolto(1800-1808),Todoroviç Efendi(1826-1831), Mavroyani Efendi(1831-1835),Kostaki Paşa(1848-1850),Kalimaki Bey(1855-1865),Aleko Vagorides Paşa(1876-1877).Washington Elçileri: Blak Bey(1867-1873),Ligoraki Aristaki Bey(1873-1883),Mavroyani Bey(1886-1896).Madrid Elçileri: Vikont Kreckhore de Varent(1858-1862), Atina Elçileri: Musurus Paşa(1840-1848), Yanko Fotidis Paşa (1861-1879).Gayrimüslim Nazırları ve diğer Osmanlının devlet görevlilerini de ayrıca yazacağım.

             Ünlü bir Romalı:”Geçmişlerini doğru, dürüst bilmeyenler, yaşamları boyunca, hep çocuk kalırlar.”Demiş, doğru söze ne denir

               “Yıkı luptur bu cihan, sanma ki bizde düzele;

                Devleti, cerhi deni, virdi kamu müptezele,

İşimiz kaldı heman merhameti lemyezele,                                                                                                                                                yıkıluptur bu cihan sanma ki biz de düzele…”

Kuranı kerime göre,her Müslüman erkekin dört kadınla evlenmek hakkı iken,Hz. Muhammed’in 24 karısını,padişahlarımızın saysız Kadın,Cariye ve Civanlarını nasıl Halka yutturacağız?Cennet masalı ile.Bu dünyada şarap haram,ötede şarap ırmakları beleş.

              ABDÜLHAMİT’İ SANİNİN YATAK ARKADAŞLARI:

 “Kızı Ayşe Sultan'a göre, babası II. Abdülhamid'in 13 eşi olmuştur.[25] Kabul gören diğer kaynaklara göre ise, bu sayı 16'dır.

Kadın Efendileri

  1. Nazik-eda Baş Kadın Efendi
  2. Bedr-i Felek Baş Kadın Efendi
  3. Safi-naz Nur-Efsun İkinci Kadın Efendi
  4. Bidar İkinci Kadın Efendi
  5. Dilpesend Üçüncü Kadın Efendi
  6. Mezide Mestan Üçüncü Kadın Efendi
  7. Emsal-i Nur Üçüncü Kadın Efendi
  8. Ayşe Dest-i Zer Müşfika (Kayıhan) Dördüncü Kadın Efendi

İkballeri

  1. Saz-kar Hanımefendi: Baş İkbal
  2. Peyveste Hanımefendi: İkinci İkbal
  3. Fatma Pesend Hanımefendi: Üçüncü İkbal
  4. Behice (Maan) Hanımefendi: Dördüncü İkbal
  5. Saliha Naciye Hanımefendi: Dördüncü İkbal

Gözdeler

  1. Dürdane Hanım: Baş Gözde,
  2. Calibos Hanım: 2’inci Gözde,
  3. Nazlıyar Hanım: 3’üncü Gözde.

Erkek çocukları

  1. Mehmet Selim Efendi, Bedr-i Felek Kadın Efendi'nin oğlu
  2. Ahmet Nuri Efendi
  3. Mehmed Abdülkadir Efendi
  4. Mehmed Burhanettin Efendi
  5. Abdürrahim Hayri Efendi Peyveste Hanımefendi'nin oğlu
  6. Ahmed Nureddin Efendi
  7. Mehmet Bedrettin Efendi
  8. Mehmet Abid Efendi, Saliha Naciye Hanımefendi'nin oğlu

Kız çocukları

  1. Refia Sultan
  2. Ayşe Sultan, Ayşe Dest-i Zer Müşfika (Kayıhan) Kadın Efendi'nin kızı
  3. Şadiye Sultan
  4. Naile Sultan
  5. Fatma Naime Sultan
  6. Zekiye Sultan
  7. Ulviye Sultan
  8. Hatice Sultan, Fatma Pesend Hanımefendi'nin kızı
  9. Aliye Sultan (y.1900). Bebekken ölmüştür.
  10. Cemile Sultan (y.1900). Bebekken ölmüştür.
  11. Saliha Sultan.
  12. Ahlaki yönden de incelenmeye değer. Anası Ermeni Virjin öldüğün de on yaşında olan Abdülhamit, Abdülmecit’in Yirmi iki karısından birisi olan çocuksuz Pirisu Kadın tarafından büyütülmüştü. Delikanlı çağında, Amcası Abdülaziz’in cariyesi iki kız kardeşi Pirisu Kadının yardımı ile elde ederek dairesine kapatmış, Amcasına bu iki cariyenin öldükleri yalanını yutturmuştu.

“Osmanlı devleti zamanında İstanbul’da kurulan (65) yabancı okulun bir kısmı, Lozan Antlaşması ile Cumhuriyet dönemine intikal etmiştir:”1893 tarihinde, Zühtü Paşa tarafından, padişah’a sunulan bir raporda Osmanlı ülkesi içinde bulunan Protestan okullarının durumuna dair köklü bilgiler verilmiştir. Ülke içinde (392) Protestan ve Amerikan okulunun bulunduğu; bunlardan(108) tanesinin 17 yıllık süre içersinde açıldığı, buna göre de her yıl, yaklaşık olarak 7 okul’un açılmış olduğu anlaşılmıştır.33 okulun açılış ruhsatının Padişah tarafından, 7 okulun açılış ruhsatının Sadrazam tarafından, 11 okulun da Maarif Nezareti tarafından ruhsatlandırıldığı anlaşılmıştır. Buna göre; (341 okulun ruhsatsız ve mevzuat hükümlerine aykırı olarak açılmış olduğu anlaşılmıştır:”

1903 tarihli Maarif Salnamesi ile ve Amerikan milli arşivinde bulunan bir belgeye göre, çeşitli okullardan(1039 tanesi Osmanlı ülkesinin dört bir tarafında faaliyet göstermektedirler. Çeşitli devletlerin destek ve kontrolündeki okulları şöylece sıralayabiliriz:

1-Fransız okulları         72,

2-İngiliz okulları            83,

3-Amerikan okulları 465,

4-Avusturya okulları 7,

5-Alman okulları            7,

6-İtalyan okulları         24,

7-Rus okulları(Beyrut 44,

8-İran okulları                 2,

9-Yunan okulları(İzmir) 3.

Amerikan okullarının çokluğu, Ulusal Kurtuluş Savaşında, AMERİKAN MANDACILIK FİKRİNİN SİVAS’TA ORTAYA ATILMA NEDENİNİ DE BELİRLEMEKTEDİR.

OSMANLI NE YAPIYORDU?

1838 TARİHLİ Balta limanı Anlaşması, Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında imzalanmıştı. İngiliz Dış İşleri Bakan’ı:”Tatlı iş,” diyerek, bu anlaşmayı değerlendirmişti. Bu anlaşma ile; Osmanlı İmparatorluğu, hem kendi ekonomisini hem de Mısır ekonomisini çökertmişti.1854 Kırım savaşı, ayakta zar, zor duran Osmanlı Maliyesini iflasa götürmüştü. Avrupa’nın seri üretimli fabrika ürünleri, Osmanlı’nın el tezgâhlarını da silip, süpürmüştü. Rusya'nın Balkanlar'da ıslahat için verdiği tekliflerin 12 Nisan 1877'de İbrahim Ethem Paşa hükümeti tarafından reddedilmesi üzerine 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı patlak verdi. Abdülhamid'in karşı olmasına rağmen[6] Mithat Paşa, Damat Mahmud Paşa ve Redif Paşa gibi devlet adamlarının ısrarlarıyla girilen savaşta Rus orduları Balkan ve Kafkas cephelerinde Osmanlı kuvvetlerini bir dizi yenilgiye uğratarak doğuda Erzurum'u, batıda ise Bulgaristan'ın tamamı ile Trakya'nın İstanbul surlarına kadarki kısmını işgal ettiler. Meclis-i Mebusan'da hükümetin savaş politikalarına yöneltilen ağır eleştiriler üzerine Abdülhamit, meclisi 18 Şubat 1878'de tatil etti. Takip eden 30 yıl boyunca meclisi bir daha toplantıya çağırmadı ve bu süre zarfında meşrutiyet anayasası olan Kanun-ı Esasî'yi kağıt üzerinde de olsa muhafaza ederek, aldığı kararları yine bu anayasaya göre yürürlüğe koydu.

93 Harbi, 3 Mart 1878'de İstanbul surları dışındaki Ayastefanos'ta/Yeşilköy/ karargâh kuran Rus kuvvetlerinin dikte ettiği Ayastefanos Antlaşması ile sona erdi. Anlaşmaya göre; Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı, sınırları Tuna'dan Ege'ye, Trakya'dan Arnavutluk'a uzanacak bağımsız bir Bulgaristan Prensliği kurulacak, Bosna-Hersek'e iç işlerinde bağımsızlık verilecek, Sırbistan, Karadağ ve Romanya tam bağımsızlık kazanacak ve sınırları genişletilecek, Kars, Ardahan, Batum ve Doğubayazıt Rusya'ya verilecek, Teselya Yunanistan'a bırakılacak, Girit ve Ermenistan'da ıslahat yapılacak, Osmanlı İmparatorluğu Rusya'ya 30 bin ruble savaş tazminatı ödeyecekti. Oldukça ağır şartlar içeren bu antlaşmaya, Rusya'nın aşırı derecede güçlenmesinden kaygı duyan diğer Avrupa devletleri karşı çıktılar. 13 Temmuz 1878'de Ayastefanos Antlaşması'nın yerine geçen Berlin Antlaşması imzalandı. Yeni antlaşmayla Rusya'nın toprak kazanımları geri alındıysa da, Romanya ve Karadağ'a bağımsızlık verilirken, Bulgaristan'da Almanya ve Avusturya-Macaristan himayesinde özerk bir prenslik oluşturuldu.”Abdülhamit, bu savaşı Yıldız sarayından yönetmişti. Donanmayı da halice kapatarak çürütmüştü.4 Haziran 1878’DE Berlin Kongresi sırasında Kıbrıs’ı İngilizlere bırakmıştı.31 AĞUSTOS 1876/22 NİSAN 1909 Tarihleri arasında hüküm sürdüğü sürede 243.000 kilometre kare Osmanlı toprağını düşmanlara terk etmiştir.

 

 

 

 

 

 

 


                                    

 

           

 

9 Aralık 2014 Salı

1270/TIRNAKLARINA BENZEMEK NE MÜMKÜN!

TC. OSMAN TÜRKOĞUZ osmanturkoguz@gmail.com TV. İZMİR.07 Aralık 2014. TIRNAKLARINA BENZEYEBİLMEK NE MÜMKÜN! “Ben, alışılmış öteki cumhurbaşkanlarına benzeyemem, bunu benden beklemeyin!”Cumhurun Başı Sayın Recep Tayyip Erdoğan. BASIN! ÖNCELİKLE, BÜYÜK FİLOZOF KONFÜÇYÜS’Ü BİZLER BARİ DİNLEYELİM, “Akıllı insan kimseyle yarışmaz. Böylece kimse de onunla yarışamaz!” “HALKI KANUNLARLA YÖNETİP CEZALARLA DÜZEN SAĞLARSANIZ, ONLAR DA CEZALARDAN KAÇACAKLARDIR, AMA BU ARADA AR DUYGULARI DA KAYBOLACAKTIR. FAKAT ONLARI KENDİ GÜZEL AHLAKINIZLA YÖNETİP DÜZENİ DE VAZİFELERE BAĞLILIĞINIZLA SAĞLARSANIZ, AR DUYGULARI ONLARI TERKWTMEYECEK VE BU ÖLÇÜYE GÖRE YAŞAYACAKLARDIR.” “Susmak insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır.” “Örnek insanlar adaleti anlarlar, adaleti anlamayan adaletsiz olur.” Güler yüzü olmayan bir kişi dükkân açmamalıdır!” “Bir ülkede adaletin varlığı, kişinin kendisini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. Bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışlarından anlaşılır!” “Eğer yönetici faziletliyse kanuna ne gerek var, yok eğer yönetici faziletsiz ise kanunun ne hükmü var!”EY, KENDİSİNE SINIR KOYAMAYAN BÜYÜKLÜĞÜ kendinden MENKUL ŞAKŞAKÇIMIZ! Kişisel olarak bu itirafınızı beğendim gari!Demek ki bu sevdanızın gerçekleşemeyeceğini sen de anladın!Eskilerden Turgut Özal da”Bana alışacaksınız!Buyurmuşlardı. Kahraman bir Teğmenimiz de”sana alışamadım!”Başlıklı anlamlı bir yazısı yüzünden şimdi ölmüş bulunan bir Paşa tarafından meslekten kovulmuştu. Şortla tören mangasını denetleyen, eşek sıpasından düşerek sol kolunu kırdığına da bakmadan, Manavgat-Antalya devlet yolunu kapatarak, devletin aracı ile hız denemesine kalkan, Van’a 300.000 nüfuslu bir ermeni şehri kurmaya kalkan, Ermeni asıllı Prof.Dr. De Bekay’ın huzurunda:”Azeriler Şiidir, Türklükle de bir ilgileri yoktur !”Diyen, Muavenet muhribimizi roket atışı ile vurduran George Bouch’a şükran mektubu yazan adama nasıl alışılır? Türk anayasasında Cumhurbaşkanının görev ve sorumlulukları bellidir, onlar bu hükme uyacaklar ve bu hüküm doğrultusunda hareket edeceklerdir. ALIŞILMIŞ VE ALIŞILMAMIŞ NE DEMEK? Bizim Menemen’de pehlivan devenin bağ ve bahçelere vermiş olduğu zarar ve ziyan şikâyet konusu edilemez! Büyük adam odur ki, zamanların üstünde yaşar ve herkes tarafından büyüklüğü tartışmasız kabul edilir. Kendisini büyük sayan, aynaya bakan kadınlar gibidir ve en güzeli ve en akıllısı da onlardır. Şimdi bir karşılaştırma yapalım: Mustafa Kemal Atatürk ve Mustafa İsmet İnönü şan ve şeref dolu zaferlerle ve muharebe meydanlarından gelmiş, vatan hainlerinin vermiş oldukları idam kararlarına aldırmayarak sade bir vatandaş olarak Kurtuluş mücadelesine atılmışlardır. Bir güruh haline dönüştürülmüş Osmanlı toplumundan üniter yapıda modern ve çağdaş bir Türk ulusu yaratmışlardır. Çankaya’da Atatürkün sofrasında iki tabaktan fazla yemek görmedim!”M.C.Kutay,Senin Bakanının Safranbolu’daki beleş sabah kahvaltısında yüz çeşit kahvaltılıktan ne haber? CUMHURBAŞKANIMIZ Mustafa Kemal, yeniden yaratmış olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin maaşlarını öğretmen maaşı düzeyinde gerçekleştirmiştir. Ya Sen Bay Başkan! Milletvekillerini astronomik paralar ve suç dosyaları ile kendine bağlayabilmişsindir. Mustafa Kemal Atatürk: BENİM İÇİN EN BÜYÜK ÖVÜNÇ, TÜRK OLARAK DÜNYAYA GELMİŞ OLMAMDIR!”Dediği halde, Sen Bay Başkan, Türkü ve Türklüğü yasaklamışsındır. Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk tüm mal varlığını Türk ulusuna bağışladığı halde, Sen Bay Başkan, bir alyans yüzükle gelmiş olduğun yerde, Paraya, mal ve mülke gark olmuşsun. Çocuklarını ve Şürekânı da soyguna ortak etmişsin. Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk, BİR BAĞ EVİNDEN SAVAŞLARI YÖNETTİĞİ VE TÜRK ULUSUNU ÇAĞDAŞLAŞTIRDIĞI, HİÇ YURT DIŞINA ÇIKMADIĞI HALDE, AYAKLARINA GİTMEDİĞİN DEVLET ADAMLARI KALMAMIŞTIR. Mustafa Kemal Atatürk ve Mustafa İsmet İnönü hiç yalan söylemediği halde Sen Sayın Başkan hiç doğru konuşmamaktasın! Onlar:”YURTTA SULH, CİHANDA SULH!”PARALASINA UYDUKLARI HALDE, ASKERİ VE STRATEJİK BİLGİN OLMADIĞI HALDE TÜM KOMŞULARIMIZLA SAVAŞMAKTASIN! Onlar, dış yardım almadan ve denk bütçelerle ülkemizi yönetip kalkındırırken, Sen Bay Başkan, HER ŞEYİMİZİ SATARAK AÇIK BÜTÇELER ORTAYA KOYMAKTASIN. Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet SEZER, Çankaya’da azami tasarrufa riayet ederken, Sen Sayın Başkan, Türkiye Cumhuriyetinin paraları ile hovardalık etmektesin. Ulusal Kurtuluş Savaşında, BİR İSTİHBARAT İÇİN ÖRTÜLÜ ÖDENEKTEN HARCANAN 2000TL.İÇİN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE KIYAMETLER KOPMUŞKEN, BU KONUDAKİ HOVARDALIĞINI DA SÜRDÜRMEDESİN. Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer, KENDİSİNE ARMAĞAN EDİLEN 1243 PARÇA EŞYAYI MÜZEYE BAĞIŞLAMIŞKEN, OĞLUNUN DÜĞÜNÜNDE GELEN HEDİYELERİ PARAYA ÇEVİREREK BORÇ ALDIĞINI MAHKEMEDE BİLE İTİRAF ETMİŞTİN. SECAAT ARZ ETME, TÜM DÜNYADA GÜLÜNÇ HALLERE DÜŞMEKTESİN. Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk:”SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR!”DEDİĞİ HALDE, SENİN İÇİN SAYIN BAY BAŞKAN”ÇIKARLARIN SÖZ KONUSU OLDUĞU YERDE VATAN, TÜRK ULUSU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ TEFERRUAATTIR!” CUMHURBAŞKANIMIZ Mustafa Kemal, Abdülhamit’in Hal fetvasını yazan Elmalılı Hamdi Yazır’a tercüme ettirdiği Kuranı Kerimi, tüm giderlerini kendisi karşılayarak /15.000tl/ HALKIMIZA DAĞITMIŞTIR. SAYIN BAŞKAN, DENENMİŞİ SÜREKLİ DENEMEK, APTALLIĞIN VE İHANETİN İŞARETİDİR. ,

7 Aralık 2014 Pazar

1269/KÖPEKLEŞMEK ÜZERİNE!

TC. OSMAN TÜRKOĞUZ osmanturkoğuz@gmail.com TV. İZMİR,07 Aralık 2014. Konya’da bir İT IULUMUŞ,İTLİKLERİNİ TÜM DÜNYAYA DUYURMUŞ! KÖPEKLEŞMEK ÜZERİNE! Ömer Tuğrul İnançer adlı Hukuk okumuş, ARAPÇA İNKİLÂP İLE INKİLÂP kelimelerinin anlamını bilmeyen bir Sapık, Mevlana üzerine konuşurken Ulumuş! “İNKILÂP NE DEMEKTİR, BİLİYOR MUSUNUZ? KÖPEKLEŞME DEMEKTİR!”Demiş. Tümgeneral Hulusi Sayın, Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanı iken, bir yazı örneği göndererek, tüm rütbelilerin bu örneği kendi el yazıları ile yazarak imzalayıp iadesini emretmişti, Kenan Evren Paşa” DEVRİM!”kelimesinin kullanılmasını kesinlikle yasaklamıştı. İNKILÂP! Kelimesi kullanılacaktı. O örnekteki ”Atatürk inkilâbı” yazısını düzelterek ve evrakın altına da açıklama yaparak imzalamıştım: İNKİLÂP=KELPLEŞMEK, KÖPEKLEŞMEKTİR. INKİLÂP=DEVRİMDİR! ““KILABI ZÜLME KALDI GEZDİĞİN NAZENDE SAHALAR!” ZULMÜN KÖPEKLERİNE KALDI GEZDİĞİN NAZENDE SAHALAR!”NAMIK KEMAL. “KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI Bİ İNSAFA HİZMETTEN!”N.K. Bu Cahil yalaka, kadınlarımıza da evden dışarı çıkmayı yasaklamıştı!, NEDEN OLMASIN!?SOKAKLARIMIZ İPNELERE KALMIŞ OLUR!”

1268/MAİŞET ARAÇLARI!

TC. OSMAN TÜRKOĞUZ osmanturkoguz@gmail.com TV. İZMİR;06 Aralık 2014. MAİŞET ARAÇLARI! Emile Durkheim’/16 Nisan 1858/15 Kasım 1917’e göre, insanlar, bireysel yaşayışın ötesinde bir toplumun içersinde o toplumun öngörülerine göre örgütsel olarak yaşar: Mekanik İşbölümün/Örgütlenme/den sonra Organik/iş bölümü/ Örgütlenme dönemine girerek, sosyal ihtiyaçlarını örgütlü olarak karşılamaktadırlar. Bunları uzun, uzun anlatmayacağım. Organik iş bölümünde dikkatimi çeken bir olgu var: İnsanın öne çıkışı, insanın organlarının önem kazanması sonucuna dayanmıştır. Doğa, insanı organ uzmanlarının paralı becerisine teslim etmiştir. Göz, kulak, ağız, diş ve tüm organlarımızın bakımı, korunması ve tedavisi insanlara kazanç kapıları açmıştır. Bunlardan çok önce, cinsellikten para kazanma yolları bulunmuştur. Babil’de her kadın senede bir defa ibadethanede para ile kendisini satar ve o parayı da orada görevli din görevlilerine verirdi. İslamdan önce Mekke’de Dokuz Genelevi vardı; genelevi patronları yeni doğan kız çocuklarını orada çalıştırmak üzere satın alırlardı. Sonraları bu işler devletlerin kontrolüne geçmişti. Gizli kadın satışları önlenememiştir. Fransız Devriminde, yalınız Paris’te 70.000bin fahişe olduğu saptanmıştı. Tiyatro ve sinemanın yaygın oluşu Fahişeler için bir kılıf oluşturmuştu. Bir gün; Fransız devrim mahkemesine ünlü bir Fahişe getirilmişti. Devrim mahkemesi yargıcı ol fahişeye: “Geçiminizi ne ile sağlıyorsunuz? Sorusunu yönelttiğin de şu tarihi yanıtı almıştı: “Sayın Yargıç; siz maişetinizi Giyotinle temin ediyorsunuz, BEN DE MAİŞETİMİ MAMIMLA temin ediyorum!”Ol Yargıç bozuntuya vermeden sormuş: “Sizi Palais’de louvre civarında yakalamışlar, o sokaklarda mı yaşıyorsunuz?” “ Mais non Monsieurs le Maire, ma maison est trés pompeusé Que le Chateau de louvre!=Hayır Sayın Yargıç, benim evim Louvre sarayından daha şaşaalıdır!”Ülkemizde, 50 gram söğüt yaprağı şeyi olan, bunu kullanarak, lüks içinde ve ŞAŞAALI YAŞAR!

İzleyiciler

Blog Arşivi