24 Eylül 2013 Salı

1141/TEST ETMEK VE EDİLMEK!


                TC.                          TEST ETMEK!

OSMAN TÜRKOĞUZ


İzmir;23 Eylül 2013

                             TEST ETMEK

                            TEST EDİLMEK!

Eşya Hukuku Hocası:”Masalarınızın üzerinde,kalem ve silgiden başka  hiçbir şey bırakmayınız,test kâğıtlarınızı da düşünerek vaktinde doldurunuz!”Emrini verdiğinde öğrenciler donakaldılar.Çünkü bu hafta tatilinde hiçbir öğrenci Eşya Hukuku Dersine bakmamıştı.İşin ilginç yanı da iki yanlışın  bir doğruyu götürüyor olmasıydı.

Gazetelerimizde bir haber:”Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail Akdeniz’de uzun menzilli bir füze denemesi yaparak Rusya’yı test ettiler!”

Tayyip Erdoğan’ın Suriye’yi testi çok pahalıya patladı;Suriye bir F5 uçağımızı düşürerek iki pilotumuzu da şehit etti!”

Türk yapısı ilk insansız hava kontrol aracımızın testleri 2015’te bitecekmiş!”

Türk yapısı yeni piyade tüfeğinin testlerinde yüzde yüz başarı sağlandığından seri üretimine geçilmiştir!

Elif,şüphelendiği nişanlısına bir kız arkadaşını asıltarak onu test etmiştir.

Okullarımızın açıldığı gün; Ayvalık’ta bir ilköğretim okulunda çarşaflı bir kadın,Türkçe öğretmeni görevlendirilerek Aydınlarımız!Test edilmiştir.

Mavi Marmara gemisine inen İsrail Komandoları Dokuz Türk’ü öldürmeleri üzerine;Sayın tüm erklerimizin sahibi Büyük Ustamız:

“Bizi sabrımızı  etmesin gereken yapılacaktır!”Buyurmuştu.

 SURİYE BİR JETİMİZİ DÜŞÜÜRÜP İKİ PİLOTUMUZU DA ŞEHİT ETTİĞİNDE:BÜYÜK USTAMIZ,SURİYE BİZİ TEST ETMESİN GEREKEN MUTLAKA YAPILACAKTIR!”BUYURMUŞ,DOĞRUCA BOP BAŞKANI  Barak Obama’nın yanında soluğu almıştı.Bu sayede gereken de yapılmış,Amerikanın yolladığı derin su dalgıç gemisi,bir solukta Ege denizine yetişerek pilotlarımızın botları ile düşen uçağımızın parçalarını müzeye konmak üzere ilgili makamlarımıza teslim etmişti.Gezi Yolunda Anayasal gösteri haklarını kullanan Türk vatandaşları için de aynı teminatı vermiş,gazlanan,coplanan ve tekmelenen ALTI TÜRK GENCİ ÖLDÜRÜLMÜŞ;BİNLERCESİ DE YARALANMIŞ,ERECEPKOLAR DA Kinci Çanakkale Destanını yazarak!Dörder maaş ikramiyeyi öldürülen ve yaralananların ödemiş oldukları vergilerden hak etmişlerdi.                                                    Nedir bu test!

TDK’UNUN Türkçe Sözlüğünün 2’inci cildinin1463’üncü sahifesini açalım:

TEST: İS. İNG. TEST-1-Bir kimsenin veya bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini,bilgi ve becerilerini  ölçmeye veya anlamaya yarayan sınama.2-Ped.Nesnel olarak değerlendirilebilen sınav sorularının hepsine verilen ad.3-Ped.Sınav.4-Tıp,bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılan laboratuar araştırması.5-Biy. Ve Fiz. Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği, incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama”.

Bana bu konuda soru soranlardan birisi”İmamlar ve destekçileri Kemalizmi test ediyorlar?! Böyle diyebilinir mi? Dedi.

Kemalizm tüm dünyada test edilerek hayranlıkla kabul edilmiştir.Uyuyan İslam dünyasının,Hindistan’ın uyanışı Kemalizm örnek alınarak gerçekleşmiştir.Bizde;Kemalizmi heykel dikmek, belirli günlerde  nutuk atmak sananlar Atatürkçülük gibi bir övünmeye soyundular.Kemalizm tehlike sayılmasına karşın hâlâ gençlerin eylemlerinde yaşamaktadır.Test edilen Masa Başı Atatürkçüleri ve ihanet yollarıdır.Heykellerine dokunan da yok!Onlar için eylemlere örnek olan Kemalizm tehlikelidir.Bay Recep Beyimizin”Ölü inek!” dediği Din sömürüsüne ve çağ dışılığa izin vermeyen eylemleridir.İhanet yuvaları;askeri ve bürokrasiyi yıktıklarında Kemalizmin de yıkılacağını hesaplayarak bu ihanet görevini üstlendiler.Mustafa Kemal’in devrimlerini neden Türk Gençliğine emanet ettiğini hesaplayamadılar.Türk ve Türklüğe düşmanlıkları da”TÜRK GENÇLİĞİNİ açığa düşürme planlarıdır.İhanet,aynı zamanda kendisini ve ihanet metotlarını test etmektedir.Korkuları; DIŞ DESTEKLE Anadolu’yu istilaya gelen

Yunanlılarının korkularının aynısıdır. Yunan İstila Ordusu Afyon dağlarında nasıl siperlere gömülmüşse; bunlar da Toma’ların; Recepkoların, tarikatçıların ve Barak Obama’nın arkasına,yalan ve iftiraya sığınmışlardır.”Tekerlek daima tam bir devir yapar!”Şimdi de Tunceli’ni Dersim yaparak Atatürk’ümüzü açığa düşüreceklerdir.Rahmetli  Büyük Tarihçi ve Kürdoloğumuz Emekli jandarma Albayı  Pepe Nazmi Sevgeni bir okusalar! İhanetin belgelere ihtiyacı hiç görülmemiştir!

 

 

 

                                                                                                                                                                                                                                 

 

 

 

1140/SEN GİTTİN GİDELİ!


         TC.     

TV.OSMAN TÜRKOĞUZ


İzmir;24 Eylül2013

                  SEN GİTTİN GİDELİ,

         SEN gittin gideli a Gülüm,

          Ne Yeşili kaldı doğanın,

          Ne mavisi kaldı Denizimizin.

          SEN gittin,gideli Güzelim,

          Günler çok kısaldı, gecelerse çok uzun.

          SEN gittin, gideli Fidanım;

           Ne bahçe,ne deniz ne de dağ;

           Ovalar bozkıra döndü,

           Her tarafımda matem var.

           Tadları kalmadı bahçelerimizin,

            Güllerimizin ve suyumuzun.

            SEN gittin gideli Tanrıçam;

            Kulluğuna hasretim,

            Boş kalan mabedinde

            Kimsesizim upuzun.

 

 

1139/ÖLÜ GİBİ BİR HALDAYIM!


         TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


İzmir;24 Eylül 201

                   ÖLÜ GİBİ BİR HALDAYIM!

         Tesbih, tesbih dizilmişsin,

         Çile, çile süzülmüşsün.

         Yüreğime yazılmışsın.

         Gecem güneş, gündüz AYIM;

         Yaşam SENsiz karanlıktayım.

 

         Güneş, güneş gündüzümsün;

         Gece, gece yıldızımsın,

         Yaşantımda ilk sızımsın;

         Gece Ayım, gündüz Ayım,

         Sonu SENsiz bir yoldayım.

 

         Çiçek, çiçek karanfilsin,

         Yeşil, Yeşil yaprağımda.                                                                         SEN’DEN özge çiçek yoktur

         Benim kara toprağımda.

         Gece güneş, gündüz Ayım,

         SENsiz yollar karanlıktayım.

 

         Damar, Damar kanımdasın,

         Canım, canım canımdasın.                                                                   Sabah, akşam anımdasın,

         Gündüz güneş, gece Ayım

         Sonu SENsiz bir yoldayım,

         ÖLÜ GİBİ BİR HALDAYIM!

                  

23 Eylül 2013 Pazartesi

1138/İHANETİN BÖYLESİ,BEDİÜZZAMAN SEMPOZYUMU!


              TC.                                        İHANET YARIŞI!
OSMAN TÜRKOĞUZ
İzmir;24 Eylül 2013

                              

 Türkiye Cumhuriyetinde Kürt Saidi Nursi,

Arnavutlukta da Sarı Saltuk Sempozyumu!

Saru Saltuk, Hacı Bektaş Velinin öğrencilerinden biridir.750 sene önce İslamiyeti yaymak üzere Balkanlara geçmiştir.”TRT, Türk,Türklük ve Müslümanlık haini Saidi Norsi sempozyumun,Kürtçü Hüseyin Çelik’in konuşması ile vermiştir!”Önce buyurunuz Hüseyin Çelik’in numarasını:

“Onu dinleselerdi bugün böyle olmazdı!”Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik! Ve incilerinin devamı:”Eğer Cumhuriyetin başında Bediüzzaman resmi makamlarca dinlenseydi,bugün ülkenin durumu şüphe yok ki böyle olmazdı.Maneviyattan yoksun olarak yetiştirilen Doğuluların Kürtçü,Batılların da Türkçü olmamalarını beklemek iyimserlik olur…”Yave daha çok ama yazmadım.Hürriyet gazetesi01 ekim 2003/25 Şubat 2004.Sayın NURCUMUZ,Cumhuriyetten önceki 29 Kürt ayaklanmasına ne buyurulur!Ostüzü.

 

“NURCULUK”

 

“İNANÇLARA VE AKLA TERS BİR YAKLAŞIM! 

MÜSLÜMANLIĞA ENDİREK SALDIRI!
 

OHRANA, İntelligence servis, CİA ve Yerli İşbirlikçiler!

VE

       DAHİ BONANZA ÇİFTLİĞİ! 

POLİTİKACILARIMIZ! 

 BİLİM ADAMLARIMIZ VE AYDIN GEÇİNEN HAİNLERİMİZ!

VE   
                                                     KÖRLER ÜLKESİ,NANKÖRLERİMİZ!
 
 
                                                    OSMAN TÜRKOĞUZ 

   E.J. KD. ALB-HUKUKÇU

 

(1957-1998) Kitabın yazılış süresi.”

 

“Nur Risalelerinin Türkçe, Arapça, Farsça Dillerinin hiçbirini tam bilmeyen kulak dolgunluğu ile elde edilmiş kelimelerin yanlış tertip edilmiş örneklerinden ibaret olduğu, bunların mucize, keramet ve Allah tarafından gönderilmiş olduğu yolundaki iddiaların, ya iddia sahibinin kuruntusu ya da iddia sahibince bile, bile uydurulmuş bir düzen olduğu, halkın bu risalelerin Kuran’dan sonra, hatta bazen ondan daha önemli olduğu görüşüne saptırıldığı, bu uğurda hapse girmenin ibadet yerine geçeceği, ölenlerin şehit olup gideceği, nurcu olmayanların imansızlardan, dinsizlerden meydana gelmiş bir kalabalık teşkil edeceği...” 22. 07. 1971

BİLİRKİŞİLER:

Şükrü ŞARDAĞ                                                        Mehmet ORUÇ

 

-Eskişehir Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 82 Nurcu hakkında gerekçeli kararı s.45-46

TÜRK GENELKURMAY BAŞKANLIĞI'NA kulak verelim:

GENELKURMAY HARP DAİRESİ BAŞKANLIĞI RESMİ YAYINLARI

SERİ NO:8 S.4:

"Din perdesi altında Osmanlı Devletini bölmek isteyen Kürt politikacısı Said’i Kürdi’ bu maceradan faydalanmak isteyen Derviş Vahdeti de aslında birer maşadan ibarettiler. Maskeleri, ancak, binlerce Türk'ün ve Müslüman’ın kanı aktıktan sonra düşmüş ve gerçek içyüzleri anlaşılmıştı.

Aradan 50 yıl geçtikten sonra, meydanı boş ve uygun bulduğu bir anda adını da değiştirerek yeniden ortaya çıkan Said’i NURSİ ise vaktiyle politika yolu ile başaramadığı bölgecilik ve bölücülüğü bu kez din ve dindarlık maskesi altında sağlamaya çalışan, Gerçek ve maalesef başarılı bir anarşisttir. Bununla beraber müteşebbis gene o değildi. İplerden birinin ucu dışarıdaki Türklük düşmanlarının, diğerinin ucu da içerdeki bir kaç hain ile kütle halindeki deki gafillerin elinde idi.

 

“NUR RİSALELERİ HAKKINDA DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU KARARLARI:”

1-  Ebcet hesabıyle ve tevafuklarla manalar verildiği, bunların Müslümanlık esaslarına göre dini ve ilmi kıymeti olmadığı.(1948-323)

2-  Risale-i Nur’un ve müellifinin manevi işareti müjdelediği ve buna binaen vazife sahasında bu, muhalefetin ise Cenab-ı Hakkın rızasını kazandıracak bir yol olduğu iddiası. (1960-156)

3- Nur Risalelerini toplu olarak okumak bir nevi hizipçilik olduğu, (1960-203)

4- Risale-i Nur’un dini mukaddesat arasına katılmak istendiği; yalnız Nurcular için dua yapılarak müslümanlar arasında bir zümre meydana getirildiği ve tefrikaya yol açıldığı.(1962-5)

5- Nurculuk propagandası yaptığı.(1962-28)

6- Said’i Nursi ve eserlerinin harikuladeliğinden ve kerametlerinden bahsolunduğu, indi teviller ve mübalağalı ifadeler kullanıldığı.(1962-526-536)

7- Mübalağalar, indi tevil ve mütalaalar.(1962-547)

8- Mübalağalı, indi tevil ve mütalaalar.(1962-548)

9- Birtakım indi tevillerlerle hizipçiliğe müeddi (1963-506)

10-Kur’anı Kerim’in harflerinden bir takım manalar istihracına kalkışmak gibi ulemanın ekserisince benimsenmeyen bir yol tutulduğu, Asay-ı Musa adlı eserinde, bazı ayet ve kelam-ı kibari indi olarak tevil ederek bunların Risale-i Nur’u tebşir ve teyid ettiği iddiası (1963-520)

11-Nur Risalelerini Kur’anı Kerim’in manevi mucizesi olarak göstermek iddiası (1963-572)

12- Nur Risalelerinde Said’i Nursi’nin tasavvufla karışık şahsi görüşleri mübalağalı fikirler, indi teviller ve Hurufilik. (1963-669)

GERİCİLİK VE ÖTESİ S.150-151 Fuat KADIOĞLU, ZONGULDAK Eski Valisi.                                                                                                               Said’i Norsi,30 sene Bahaîliğe İNANDIĞINI DA İTİRAF ETMİŞTİ! Bahailik, İngilizlerin baskısı ile 1947’de Birleşmiş Milletler tarafından yeni bir din olarak kabul edilmiştir! Ostüzü. Diyanet İşleri Başkanı Bay Mehmet görmez; VATAN HAİNİ Sait Molla ve Dürrizade Abdullah ile Mustafa Sabri Efendinin selamlarını getirdim.bu deliyi bir sene süre ile Toptaşı Akılı Hastanesinde tutan Abdülhamit’i Saniden de selamınız var!1957 seçim propagandası için,Adnan Menderes Nur Risalelerinin yayımlattırılması işini Isparta Milletvekili Dr. Tahsin Tola’ya vermişti.Diyanet İşleri Başkanı Hayri Urgancıoğlu fikrini sorduğu başbakanlık Müsteşarı Rahmetli Ahmet Salih Korur’dan şu yanıtı almıştı:”Hocam!Bu risalelerin yayınlattırılmaması için yazarının adı yeterli değil midir?!

 

BAHAİLİK HAKKINDA DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU KARARI:

     Bahailikle ilgili “Bahai Dini-Tarihi-Prensipleri ve Dini Hükümleri” adlı kitap hakkında Din İşler Yüksek Kurulu’nun 03.07.1967 tarih ve 118 No.lu Kararı: “.....Menşei itibariyle İslamiyet’teki Batıniliğin kollarından, bazı esaslar alan, ayrıca çeşitli dinlerden, bilhassa Hıristiyanlıktan mülhem mesnetsiz, batıl bir mezhep veya tarikat olduğunda bütün müesses din mensuplarının ittifak halinde bulunduğu Bahailik, kökü dışarıda, siyasi bir cemiyet karakterinde ve devletlerin temel nizamlarını değiştirip Bahailik esaslarına uydurma gayesindedir.

    Tetkik edilen ve Dr. N. Özsuca tarafından derlenen “Bahaî Dini” adlı kitapta da bu husus müşahede edilmekte ve semavi kitaplarına Bahailiğin kurucusu Bahaullah’ın geleceğini ve kendine ilahi vahiy nazil olacağını haber verdiğine dair sarih ifadelere rastlanmakta, dolayısı ile Kur’an-ı Kerim’den sonra Semavi kitap gönderileceği zımnen iddia olunmakta, Hristiyanı tesirle Cenab-ı Hakka “Semavi Peder” denilip, Allah’a evlat isnat edildiği bir “Dünya Merkezi Hükümet” inden bahisle bütün hükümetler üstünde merkezi bir hükümet meydana getirilmesi gerektiği şeklinde...” birçok mesnetsiz iddialar serdedilmektedir.

    Netice olarak, her ne kadar, Bahaîliğin bir din olduğu iddia ediliyorsa da din olmayıp milli bütünlüğümüzü bozucu sapık bir mezhep ve tarikat olduğu kanaatine varılan bu kitapta baştan sona kadar Bahailik propagandası yapıldığı cihetle eserin zararlı ve toplattırılması lüzumlu olduğuna ittifakla karar verildi.” İslama Yönelen Yıkıcı Hareketler Bahailik ve Babilik. S.3. Muhsin Abdülhamit.

           KIRKİKİ SENEDE:

BENİM ÇIKARDIĞIM SONUÇ:

OHRANA (ÇARLIK RUSYA GİZLİ POLİSİ)+İNG. İNTELLİGENCE SERVİSİ+İ,RANLI ARHUNTLAR+BAHAÎLER.

BAHAİLİK+SAİDİ NORSİ+DIŞ İSTİHBARAT GÜÇLERİ.

SAİDİ NORSİ+NUR SURESİ= SAİDİNURSİ.

SAİDİ NURSİ+BATİNİLİK+HURUFİLİK+KÜRTÇÜLÜK+DIŞ GÜÇLER VE İÇ DESTEK= RİSALEYİ NUR KÜLLİYATI.

R.NK+ SAİDİ NURSİ+ ADNAN MENDERS+ TAHSİN TOLA+ SÜLEYMAN DEMİREL+ SAĞ POLİTİKACILAR VE DAHİ BÜLENT ECEVİT.=NURCULUK.

NURCULUK+ ÇİA+ ÇIKAR ÇEVRELERİ+ İÇ BUDALALALR= TÜRKLÜĞE VE DAHİ İSLAMA YÖNELİK; AKLA, İNSAN ONURUNA, ÇAĞDAŞLIĞA VE BİLİME AYKIRI YENİ BİR DİN.

NURCULUK, OSMAN TÜRKOĞUZ

“LEVH-i MAHFUZ, CİFR, EBCET HESABI VE HURUFİLİK”

   “Levh-i Mahfuz'da yazılı olduğuna inanılan Tanrısal sırların, Hz. İbrahim’den, Hz. Mu­sa'ya oradan da Hz. Ali'ye, ondan da Said Okur'a geçtiğine inananlar vardır. Hz. Ali gaybı bi­lir; öldürüleceğini, bahçesindeki kazlar bilmesine karşın kendisi bilemez. Sıffın'ı, oğullarının felaketli ölümlerini de bilemez.

    Said Okur, Nur Risalelerini yazarken; Mısır'dan, Suudi Arabistan'dan, İngilizlerin ege­men olduğu yörelerden, Kur'an'ı Kerim ayetlerinin kendisini haber verdiğine dair mektuplar alır.

Ben, bu konuları, 1957 den bu yana araştırmaktayım. Babilik, Bahaîlikteki Rus ve İngiliz oyunları apaçık ortadadır. Nurculukta da...

    Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN hayatında, ilginç bir sayısal uyum vardır. Bu sayısal uyu­mu, 1975 yılında bir broşür halinde yayımlamıştım.

    Roosevelt, Churchill, Hitler, Mussolini ve Stalin'in doğum tarihlerinden 1944 yılına kadarki hayat safhalarının toplamı da eşittir.

    Biz, ATATÜRK’ÜN yaşamındaki bu sayısal uyuma mistik hezeyanlarla ve dört elle sa­rılmıyoruz. ATATÜRK gerçeğinin, böylesine saçmalara sığınmasına gerek duymuyoruz.

Roosevelt --     Churchill--        Stalin--  Hitler--   Mussolini

Doğum Tarihi Yaş (1944'e kadar) işbaşına geliş tarihi işbaşında kaldığı süre 1944'e kadar

     1882                 1874            1879        1889       1883

         62                      70                  70         55           61

      1933                 1940             1922         1933    1922

           11                      4                22            11          22

TOP:3388                3388               3388         3388      3388

SAYILARIN KUTSALLIĞI

  

   3.7.9.12.18.19.40.41 ve 52 sayıları, bazı inanç gruplarınca kutsal sayılır. Bazı sa­pık dini akımlarda; cifir ve ebcet hesaplarıyla kendilerine kutsallık yakıştırmakta, ayetlerin harflerinin sayılarını toplayarak; onlardan yardım ummaktadırlar. Tek sayısal uyum ATATÜRK’TEDİR. Bunu mistik sayıklama yapmayız. Sayılar kutsalsa; o kutsallık, hiçbir zorlamaya, sapkınlığa başvurmadan Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN yaşamında vardır. Doğumu 1881'dir. Bunun Arapça yazılışı (IAAI’ DİR.

    Bir erkeğin sağındaki kadınıyla elele tutuştuğunu görelim; erkeğin sağ eli, kadının sol eli yine (!AA!) eder. Erkeğin sağ elinde (lA), kadının sol elinde (AI) yazılıdır.

Efendim; kadın solda olur, denilirse; kadının sağ elinde (lA), erkeğin sol elinde (AI) birleşince yine de (IAAI) oluşur.

    Bu ellerin aynen birleştiğini düşünüp sayıları toplayalım:

lA + AI = 18

1881 eder.

AI + lA = 81

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK = 19 (On dokuz) harflidir.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE = 19 (On dokuz) harflidir.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK:

1881'de doğmuştur,

19’Uncu asırdır,

19’Uncu Asrın bitimine 19 yıl vardır.

19 Mayıs 1919'da SAMSUN’A çıkmıştır.

19 + 19 + 19 = 57 eder.

SAMSUN’A çıktığında 38 yaşındadır. 57 yaşında da aramızdan ayrılmıştır.

1915'de 19’Uncu Tümen Komutanı olmuştur. 19 +15 = 34 eder. O tarihte 34 yaşın­dadır.

1920'de T.B.M.M. açılmıştır.

19 + 20 + 39 eder. O tarihte 39 yaşındadır.

3 Mart, 1924'de Hilafeti kaldırmıştır. 19 + 24 = 43 eder. O tarihte 43 yaşındadır.

25.4.1915'de ARIBURNU’NDA düşmanı; önce geri çekilen, 19 jandarma erine süngü taktırarak mevzilendirmiş ve durdurmuş, sonra da 57’İnci Alayı koşar adımlarla savaş alanına sürmüştür. Mustafa Kemal olarak bu 19’Uncu Tümen'in 57’İnci Alay İle doğmuş, 57 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Sicil Numarası: 317/8 = 19 eder.

1915'de 19 + 15 + 34 yaşındadır.

İsmet İnönü’nün, Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN ölüm gününde söylediği söylevi 19 cümledir.

Bismillahirrahmanirrahim'in Arapça yazılışı 19 harften oluşmaktadır.

 

ATATÜRK:

19 Yaşında Harp Okulu'na girmiştir.

19 yıl askerlik yapmıştır.

19 yıl da devletimizi yönetmiştir.

19 Eylül 1921'de Mareşal olmuştur.

             19 Kasım 1938'de cenazesi ANKARA’YA getiriliştir.

             1919 içinde 101 adet 19 vardır.

             Sayılar kutsalsa bu kutsallık Tanrısal ise; ATATÜRK’ÜN çıkışı, devrimi, ölümsüz önder­liği, Türk ulusu için kutsallığı da Tanrısaldır...


29 Ekim 1975 Osman TÜRKOĞUZ

J. Yarbay

117’İnci Sınır. A.K.V. Kızıltepe/MARDİN

 

           BİLGE KAĞAN:

19 SENEDE YETİŞMİŞ

19 SENE ÇİN’LE DÖVÜŞMÜŞ

19 SENE DEVLET BAŞKANLIĞI YAPMIŞ

19 KİŞİYLE ÇİN’E BAŞKALDIRMIŞ

57 YAŞINDA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR

ATATÜRK, Samsun’a 19 kişiyle çıkmıştır.

Kur’an’ı Kerim’de büyük ölçüde 19 uyumu vardır.

Bilge KAĞAN’IN babası, İlteriş KAĞAN ile Annesi İlbilge Hatun, 17 kişiyle, Çin'e başkaldırmıştı

1976'dan sonra, Kur-an'ı Kerim'in 19. sayısıyla ilgisi üzerine araştırmalar yoğunlaştırılmıştı.

Londra'da Ahmed Deadat, bir dernek ve yayınevi kurdu. Sonradan bu araştırmadan vazgeçti. Libya asıllı, Mısırlı Ziraat Mühendisi Reşat Halife, A.BD giderek 19 ve Kuran’ı Ker­im üzerine çalıştı. Kur'anda fazla ayet olduğunu savundu ve sonra da peygamberciğini ilan et­ti ve öldürüldü. Karacan Yayınlarından, Bilinmeyenler Ansiklopedisinde, bu konuda makale yayınlandı Sonunda: ünlü Sunucu Cenk KORAY, 19 ve ATATÜRK adlı bir kitap yayımlayarak satış rekorları kırdı.

    “Elinde tek bir asker, tek bir silah bile bırakılmamış devleti, mezardan hayata kavuşturmadı mı? Sakarya zaferinden sonra millet ona “GAZİ” unvanı vermedi mi?

    Şimdi adı bir ayet büyüklüğünü taşıyan bu zatın ismini “Gazi Mustafa Kemal’i ebced hesabıyla hesaplayınız. Zaferinin tarihini yani(1338–1922) i bulursunuz. Gâvur dediğiniz adama Allah bu nimeti nasip etmez.Bu uzun yazıyı ona Protestanlığı isnat edecek kadar İslamlığı bilmeyen ve böylece Nahl suresinin 125. ayetini inkâr eylemiş bulunan Müslümanlara Enfal suresinin 24. ayetini okumalarını ve onun “Devlet ve Millete hayat veren davetine icabet ediniz” sözünü tekrarlayarak son vermek istiyorum.

Av. Dr. A. ALTUNSU, Osmanlı Şeyhülislamları S.XXXV.

Prof. DR. Vasfi Raşit SEVİG’İN Önsözü 74.NURCULUK, OSMAN TÜRKOĞUZ.

 

 

20 Eylül 2013 Cuma

1137/MUKABELEBİLMİSİL!


              TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


İzmir;20 Eylül 2013.İNÖNÜ İLE BÜYÜK USTAMIZI KARŞILAŞTIRMAK YAKIŞIK ALMAZ AMMA İSTEDİLER DE!

                             MUKABELE BİLMİSİL!

                    NEREDEN GELDİK NEREYE?

         “Temel, elini Fadime’nin donunun içine sokarak UT yerinden tutmuş! Fadime uyanıp sinirlenince:”Bunda darılmak olmaz sen de tut benimkini! Demiş!Mukabele bil misil’in kısaca tanımı!Ostüzü.

Devletler Hukukunun en önemli devlet onurunu koruyan yaptırımıdır.

         1962 senesinde Büyük devlet adamımız ve ulusal kahramanımız İsmet İnönü Başbakandır. İki Irak MİG/17 uçağının  Hakkari bölgesinde sınırımızı ihlal ederek bir jandarma sınır karakolumuzu bombalaması sonunda, iki jandarma erimiz ölmüş,karakol çevresinde otlamakta olan iki inek te ölmüştü.Anında gerekli emirlerin,silsileler yolu  ile Diyarbakır Hava Kolordu Komutanlığına verilmiş,iki Türk F86 uçağı derhal havalanarak,Bağdat hava meydanına inmeye çalışan ol yiğit MİG17’leri düşürerek üslerine dönmüştü.Ankara radyosunun konuya ilişkin açıklamasını Suriye sınırındaki birliğimin radyosundan dinlemiştim.Konunun iç hukukumuzu ilgilendiren safhasını izleyememiştim.Göğsüm kabarmıştı.İşte Türkiye Cumhuriyetinin Hükümetinin ve Hava Kuvvetlerinin gücü diye de sevinmiştim.”

         Daha  bu senenin içinde; iki pilotlu bir türk savaş uçağı Suriye hava sahasını ihlal ettiği iddiası ile Suriye tarafından düşürülmüştü.Bir Amerikan derinsu araştırma gemisi yardımımıza gelerek uçağın parçalarını ve pilotlarımızın botlarını müzeye konmak üzere çıkarmıştı!Ne yaptı Sayın Başsavcımızın hükümeti? Her gün, Suriye sınırında bir Türk vatandaşı,Suriye’den atılan mermilerle vurularak öldürülmektedir?Bu cinayetler karşısında ne yapıyor Osmanlı Hayranı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti?Halkın gazını almak için bir,iki modası geçmiş gösteri!Hani mukabele bilmisil!Amerika izin vermiyor mu;yoksa Türk halkının milli içkisi ayranının kabartılması için danışıklı dövüş mü?

                 “PRATİK UYGULAMALAR”.

        “Balıkesirli Onbaşı Musa,  askerliğini Kuşadası’nda yapmaktadır. Sahil gözetleme nöbeti kendisine geldiğinde,  Hoçkis Otomatik tüfeğini alarak, gözetleme yerinde mevziye girer. Türk kara sularına girmiş olan İngiliz savaş gemisinden indirilen bir filika, içi İngiliz askerleri ile dolu olarak, kıyıya doğru gelmektedir. Onbaşı Musa, filika’nın üzerinden, uyarı ateşi açar. Filikadaki İngiliz askerleri, uyarı Ateşi’ne aldırış etmeden, kıyıya yaklaşırlar.

Onbaşı Musa, filika’ya ateş açar. Bir İngiliz Subayı vurulup ölür. Yaralananlarda vardır. İngilizler, politik atağa kalkarlar. Onbaşı Musa’nın derhal cezalandırılmasını isterler.

Çok iyi derecede Fransızca bilen Dilâver Argun Bey, Kuşadası Kaymakamı’dır. İngilizlerle bağlantı’yı o sağlamaktadır. Durumun önemi nedeniyle, Başbakan İsmet İnönü ile telefon bağlantısı kurulur. Cumhurbaşkanı ATATÜRK’E bilgi verilir.

Kaymakam Dilâver Bey kanalı ile İngilizlere şu bilgi verilir: ”Kara sularımıza giren ve kıyılarımıza izinsiz olarak çıkmak isteyen, uyarı ateşimize de aldırış etmeyen askerlerinizin bu davranışlarına karşı yapılan bu yasal müdahale’de suç unsuru bulunmadığından, Onbaşı Musa’nın cezalandırılmasına gerek görülmemiştir.”

           Cenazeleri’nin kendilerine teslimini isteyen İngilizlere, Ankara’dan şöyle bir yanıt gelmiştir: ”Subayınızın cenazesi, olay yerine bir Türk Savaş Gemisi geldikten sonra, törenle teslim edilecektir. ”Ertesi günü, Türk Savaş Gemisi olay yerine gelir, İngiliz Subayı’nın cesedi törenle İngilizlere teslim edilir. İngilizler, cenazelerini alarak ve süngülerini Onbaşı Musa’nın önünde düşürerek çekilip giderler.”Osman Türkoğuz,TC.NİN İç ve Dış Politikaları.

         “02 Ekim 1992 tarihinde, EGE DENİZİ’NDE, Nato’nun Kararlılık Gösterisi-92 tatbikatı yapılmaktadır. Türk Donanması’na ait Savaş Gemilerimizde bu tatbikata katılmıştı. Bu tatbikatta, gerçek mühimmat kullanılmayacaktı. TCG. Muavenet Muhribimizin tüm personeli uyanık ve görev başındaydı.

Gece yarısı; Amerikan Donanması’na ait Saratoga uçak gemisinden fırlatılan iki adet Sea Sparrow füzesi, Muavenet’in kaptan köprüsünde patlamıştır. Gemi Komutanı ve beş Türk Askeri şehit olmuştur.

Deniz Teğmeni KILIÇ, hala yaralarının acısını ve sıkıntısını yaşamaktadır. Olayın bir kaza eseri meydana geldiği savunmasını, yalınız korkaklar ve iktidara sevdalı olanlar kabul edebilirler.

ABD. Türk donanmasına, KNOKS tipi, HURDA savaş gemilerini vermek istemektedir. Türk Donanması’na, Alman yapımı savaş gemileri katılmıştır. Bir yağcılık gösterisi olarak Turgut adı verilen; yoğun tenkit üzerine adı TURGUR REİS’E dönüştürülen Donanmamızın Amiral Gemisi, ülkemizin gururu olmuştu.

Amerikalılar, bu durumu politikalarına uygun görememişlerdi. Amerika’da Başkanlık seçimleri yaklaşmıştı. G. Bouch’un Ermeni ve Rum oylarını garantiye alması için Türkleri küçük düşürecek bir olay gerçekleştirmesi gerekliydi.

Muavenet Muhribi,1942 yapımıydı, donanmamıza 1972 yılında katılmıştı. Amerikalıların Türkiye’ye verdiği savaş gemileri, genellikle1942 yapımı eski gemilerdi. Beş Yiğit denizcimiz ile Donanmamızın bir efsane adı, Amerikan politikasına kurban edilmiştir.

Türk Deniz Kuvvetlerinde; bu üçüncü Muavenet gemisiydi. İlk MUAVENET’İ MİLLİYE Gambotumuz, Morta koyunda demirli bulunan İngilizlerin GOLİYAT adlı savaş gemisini torpilleyerek batırmıştı. Bu, Muavenet Muhribimizin vurulması ve Çoban Davut’un sapan taşı ile öldürdüğü Dev Golyat’ın öldürülmesinin karşılığıydı

Kara’da silahı kullanan kişi onu kullanma sorumluluğunu taşır. Hava’da uçağı kullanan pilot, ateş etme sorumluluğun taşır. Deniz Kuvvetlerinde bu, böylesine kolay ve pratik değildir. Savaş gemileri seyir halindeyken bütün silahlar sıfırlanır, namluları aşağıya indirilir. Tatbikat’ta, durum buna benzemekle birlikte, çok daha güvenli bir sistem devreye sokulur. Ateşleme emri verildiğinde, ÜÇ GÜVENLİK SİSTEMİ devreye girer.Kasten füzeler ateşlenmiştir!Özal Hükümetinden çıt yoktur,tazminat!O da ne demekmiş!Osman Türkoğuz.SGE.

         “Hafızaları nisyan ile malul olmayanlar!”Belki hatırlarlar: Soğuk savaş döneminde sene 1962;bir Amerikan U2 yüksek irtifa uçağı, Rusya üzerinde çok yüksekten resim çekerken füze ile vurularak düşürülmüştü.Sağ kurtulan Pilotta Rusların elindeydi.Amerika Rusya’dan özür dileyerek pilotunu kurtarabilmişti.

         Suriye’ye ait, Rus yapımı Hantal Mı-17 Helikopteri Türkiye semasında, İKİ Km.de, 14.000 fit’te/4,3km/ iki Füze ile vurulmuş,can havliyle kendisini Suriye sınırından bir KM.İçeride bulunan Kürt dağına/ Cebel Ekrat’a/atmış!Pilotlar paraşütle salimen yere inmişler,İslamiyet adına birisinin kafası kesilerek elbisesi ganimet olarak alınmış!Bendeniz,İnönü kampında paraşüt ve planör kursu görmüş bir kişiyim.Hantal bir planörün 1/11 metre süzülme yeteneği vardır.Uçaklarda bu süzülme yeteneği hızına ve almış olduğu isabete göre değişir.İki füze ile vurulan bir ağır helikopter parçalanarak olduğu yere yanar vaziyette çakılır./Bu helikopterin normal halde hızı 230KM’DİR!/Pilotlar da parçalanır.Bu nasıl iştir sayın dinleyenlerimiz!Pilotlar,Kürtlerin ve vatan haini ÖSO’NUN elinde bulunduğunu bildikleri dağa kadar paraşütle atlamadan giderler.Yaralı olsa bile helikopterin her an patlama tehlikesini de nasıl göz ardı ederler!Bu helikopterin Kürt dağından atılan bir füze ile düşürülmüş olması akla gelmektedir.Bu olay düşürülen jetimizin intikamı olarak sunulmuş olabilir!ETRAB=TÜRK,EKRAT=KÜRT

 

 

İzleyiciler

Blog Arşivi