18 Ocak 2011 Salı

241- İÇMESİNLER DE NE YAPSINLAR!

                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                  osmanturkoguz@hotmail.com
                 İzmir; 18 Ocak 2011.

                         İÇMESİNLER DE NE YAPSINLAR;
                         SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN BEY!
         Uzun seneler önceydi; Manavgat Orman İşletme Müdürü olan Sayın İsmail Zengingönül, Amerika’da bir tarımcılar kongresinde tanık olduğu bir olayı anlatmıştı:
        Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanı; kürsüye gelerek Amerika’nın tarım politikası üzerine sekiz dakikalık bir konuşma yapar ve kürsüden iner. Kürsüye çıkan her tarımcı, ağza alınmayacak küfürlü ve dahi hakaret dolu sözlerle Bakana yüklenirler.
En sonunda Bakan kürsüye gelir.
Sayın İsmail Zengingönül meraktan yerinde oturamaz. ”Şimdi bir söz düellosu dinleyeceğim”; derken, Ol Salak Bakan! İki dakika konuşur ve:
        “Yapıcı tenkitlerinizden çok yararlandım, saygılarımı sunarım!” Diyerek, alkışlar arasında kürsüden iner.
Sayın İsmail Zengingönül, yanındaki Amerikalı meslektaşına döner ve gayetle şaşırmış bir ses tonu ile:
        “Bu kadar hakaret sayın bakan neden karşılık vermedi?” der. Amerikalı Orman Mühendisi:
        “Aziz dostum, burası Türkiye değildir. Her çiftçinin söylemiş olduğu söz o çiftçiyi bağlar. Amerika Birleşik Devletleri adına kürsüye çıkan bakanın söyleyeceği söz de Amerika Birleşik Devletlerini bağlayacağından, bakanlar halk gibi konuşamazlar ve hakla atışamazlar!” Der.
        Şimdi dönelim Ülkemizin iktidar sahiplerine. Bir stadyumun açılışında yapılan ıslık ve alkışlı pretostaya:

240- ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA ULUSAL GÜÇLERİN KARŞILAŞTIRILMASI!-2


          OSMAN TÜRKOĞUZ
          osmanturkoguz@hotmail.com
          Çeşmealtı; 08 Haziran 2010.

                    ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA
                    ULUSAL GÜÇLERİN KARŞILAŞTIRILMASI! 2
                   
İKİNCİ BÖLÜM!
                    İLGİ: A. Bir ulusu ve bir dini bölen fetvalar,
                              B. İhanetin belgeleri,
                              C. Vatan hainliği suçları,
          D. Dövüşen iki kardeş kavmin tanrılarıdır.
E*Silahlı Kuvvetlere Müdahale, Ulusal Felaketlerin Habercisi midir?  Ostüzü.       
          Blog adresim: http://osmanturkoguz.blogspot.com/
                                                
          1854–1855 yıllarında Yunanistan’ın Atina Büyük Elçisi olan bir Fransız diplomatının anıları dilimize de terüme edilmiştir. Çok ilginç bilgiler içermektedir.
Yunanlıların, Batılıların bildiği gibi uygar insanlar olmadıklarını örnekleriyle açıklamaktadır bu kitap. Eflatun (Platon)’un Hindistan’da kaldığını biz de biliyoruz. Eflatun, Devlet isimli eserini Hindistan’dan aşırmıştır diyor bu kitap.
          Bizim Aydın geçinenlerimiz de; Atina’yı ve dolayısıyla Yunanistan’ı aydınlatan Anadolu kültürünün mirasını yok farz ederek, Türklerin Anadolu’daki tarihlerini 400 çadırlık bir aşiret göçüne bağlamaktadırlar!
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; bu bilimselliğe! Gerekli tokadını vurmuştur.
          Mareşal Gazi Mustafa Kemal; devrimlerini uygulamaya koyduğu sıralarda; tüm TÜRK aydınlarının düşüncelerine asırlık bir kuruntu egemendi: ”Arabınkini Arap’a, Aceminkini Aceme, Batı’nınkini de Batı’ya geri versek; bize uzun kollu bir Buhara hırkasından başka bir şey kalmaz!”
          Divan’ı Lugat’it Türkî; Kutadgu Bilik, İbni Sina; Farabi, El Buruni, Secerey’i Terakime, Ali Şir Nevai ve Dedem Korkut’tan haberi olmayan bu kuruntu sahiplerine bugün acıyarak bakmaktayız!
         

17 Ocak 2011 Pazartesi

239- ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA ULUSAL GÜÇLERİN KARŞILAŞTIRILMASI


TÜRKOĞUZ                                        osmanturkoguz@hotmail.com
Çeşmealtı; 01 Haziran 2010.
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA,
ULUSAL GÜÇLERİN KARŞILAŞTIRILMASI!
                    BİRİNCİ BÖLÜM!

Ulusal Kurtuluş savaşındaki kahraman Yiğitlerimizin
  Tanrısal öykülerinin anısına.
“KAHRAMANI olduğu kadar GAFİLİ’DE, HAİNİ DE çok milletiz!”BAŞKOMUTAN MUSTAFA KEMAL. Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler, s.555.

          Efendim, bendeniz bu başlık altında bir kitap yazmayı amaçlamıştım. Bu işin zorluğundan yılmadım ve yılmam da. Yazmış olduğum kitaplar raflarda, ya da alanların elinde kaldı.
          Ulusumuzun kahramanlıklarını ilgilendiren konularda sürekli konuşanları dinlediğimde, bunların üç grupta toplanmış olduklarını gördüm:
                    1*Hiçbir gerçekçi bilgisi olmadan; yalan ve yanlış, kulak dolgunluğunun vermiş olduğu cesaretle konuşanlar;
                    2*Hainler ve Ajan Provokatörler!
                    3*Yunanistan’ı hafife alanlar;
                    4*Türk Ordusunu ve Türk Ulusunu bugünkü seviyesinde sananlar. Atatürk devrimine inanmayanlar.
                    GENEL DURURUMUZ!
          30 Ekim 1918 tarihinde; Limni adasının Mondros Limanında; Agamemnun savaş gemisinde, zorla imzalamış olduğumuz Ateşkes antlaşmasının 7’inci maddesine göre ülkemiz işgal edilmişti.
İstanbul, İzmir, Aydın, Antalya, Konya, Ayıntap, Urfa, Mersin; Adana; Mardin, Maraş, Samsun; Ankara, Eskişehir, İzmit, Balıkesir, Bursa, Bandırma ve çok sayıda kasaba ve köylerimiz, İngiliz, Fransız , İtalya ve Yunanistan tarafından işgale uğramıştı.
Doğuda da Ermeniler Kars’ı işgal ettikleri gibi, Doğu vilayetlerimizde de egemendiler. Karadeniz kıyılarında da Rum-Pontus işgali vardı.
Güneyimizde de Fransız kontrolünde, Ermeni Milisleri katliamlar yapmaktaydılar.
          Yaralı bulunan Yavuz savaş gemimiz İzmit körfezinde bağlıydı. Donanmamızı oluşturan gemiler de Haliç’e çekilmişti.
Bütün denizlerimiz; İngiliz, Fransız, İtalyan ve yunan donanmasının kontrolü altındaydı. Elimizde sağlam bir gemi yoktu.           Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra; Saman pazarındaki bir kiralık binada, 22 deniz subayı toplanarak TÜRK DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINI OLUŞTURMUŞTU!
          Teşkilat’ı Mahsusa dağıtılmıştı. İstanbul’da birbirinden bağımsız haber alma grupları oluşturulmuştu.

238-TUNUSLULAR NEDEN ALLAH'A HAVALE ETMEDİLER!

        OSMAN TÜRKOĞUZ
        İzmir; 17 Ocak 2011.
                
TUNUSLULAR NEDEN ALLAH’A HAVALE ETMEDİLER!

        Bendeniz, ”Ne Allah’a Havale, Ne de Sandığa Gömme!” Başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Hiçbir meraklı Arkadaşım çıkıp ta, “yahu Osman, sen ne demek istiyorsun?” Demedi.
        Eşim Sayın Majeste Hamret Hanım:
        “Sormazlar, okuyup ta geçerler. Soru sormak için insanda iki şey gereklidir. Onların ne olduğunu sen benden iyi bilirsin!” Dedi, topu da taca attı.
        1958 senesinde Uluborlu İlçe Jandarma Bölük Komutanıydım. Mustafa Koç adlı bir Aydın İlkokul öğretmeni arkadaşım, Eğridir’de yayımlanan bir gazeteye yazılar yazardı. Okuduğum, “Toplum olarak her şeyi Allah’a havale etmemizi” eleştiren bir yazıdan O arkadaşıma söz etmiştim. Bir hafta sonra arkadaşım üzgün bir halde:
        “Komutanım anlatmış olduğunuz o fıkrayı yazdığımdan dolayı Eğridir Cumhuriyet Savcısı aleyhimde soruşturma açmış, Ulıborlu ilçe merkezindeki gericilerden de tehditler alıyorum!” Dediydi. O arkadaşı teskin ederek kaynak kitabı eline verip bir de güzel bir savunma yazdıydım.

14 Ocak 2011 Cuma

237-BİR DUDU DA MEDET OLUR!


                    OSMAN TÜRKOĞUZ
                    osmanturkoguz@hotmail.com
                    İzmir; 14 Ocak 2011.

                              BİR DUDU DA MEDET OLUR!

Devşirme ve dahi Dönme Rüstem Paşa’nın Van’daki Kirli donunun döt dikişinde bulunan bit, O’NU Birinci Süleyman’a damat yapmıştı. ”İkbal’i Bit!”
Emekli Köprülü Mehmet Ağanın şapdığı Ermeni Dudusu da Osmanlıda huzur yaratmıştı! Ostüzü.

          Osmanlı tahtına Deli İbrahim lâkabı ile (18)’inci Padişah olarak oturacak olan, Birinci Ahmet ile Rum Anastasia’nın oğlu doğduğundan beş sene sonra Avrupa’da Otuz Yıl Savaşları başlamıştı.
Osmanlının bu savaşlardan yararlanacak hal ve gücü de yoktu. İşin garip tarafı da, Deli İbrahim 18 Ağustos 1648’de, bir cariye ile kapatılmış olduğu odadan çıkartılarak, paşaların sille ve tokat dövdükleri Cellât Kara Ali ve yamağı, Padişah boğma korkusundan arındırılarak, don ve gömlek tir, tir titreyen Deli İbrahim’i yağlı kementleriyle boğmuşlardı.
Vestfalya barış antlaşması da iki yerde, 15 Mayıs 1648 ve 24 Ekim 1648 tarihlerinde imzalanmıştı.
          Bu devre arasında, biz de boş durmamıştık, Lehistan’a ve İran’a savaş açmış, bir Padişahın ırzına geçerek boğmuş, bir Padişahı tahta çıkarıp hemen indirmiş, her türlü işrete bulaşmış bir Padişahımızı erken yaşta gömmüş, bir Padişahımızı da anlattığım gibi boğmuştuk.

236- FELAKETLERİ UNUTMAK VE BÖLÜNEREK YIKILMAK!

          OSMAN TÜRKOĞUZ
          osmanturkoguz@hotmail.com
          İzmir 31 Aralık 2010
                             
                              FELAKETLERİ UNUTMAK!
                                                 VE
                               BÖLÜNEREK YIKILMAK! (12 Ocak 2011).

“Bir cemiyette en muzır adam, ehliyetsiz olduğu halde salahiyet sahibi olandır!
Başvekil İsmet Paşa, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin diploma töreni.08 Temmuz 1929.
“Benim milletimden ısrarla istediğin tek şey şudur: Kendisini yönetmek için başının üzerine çıkaracağı adamların, kanındaki ve vicdanındaki cevheri incelemekten bir dakika fariğ olmasınlar.” Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Cesaret insanı zafere/Kararsızlık tehlikeye/Korkaklıkta ölüme götürür.”Filozof Seneca, Sayın Şenol Güneş’ten.
“Buz dağının görünen kısmına göre manevra yapan kaptan da gemideki yolcularla beraber ölür.” Ostüzü.

          Ortaçağdan sonra; barutun icadı, topçuluğun gelişmesi ve yeni keşfedilen kıtalardan getirilen servetler, küçük devletlerin yıkılarak merkezi kırallıkların gelişmesini sağlamıştı.
Sonunda büyük imparatorluklar kurularak sayısız devleti çatısı altında toplamıştı.
Fransız İhtilali ve Büyük Filozofların aydınlatmaları ile haksızlığa ve zulme uğrayan ulusların bağımsızlıklarını kazanmalarına neden olmuştu.

11 Ocak 2011 Salı

235- İNSANLARA VE CANLILARA VERİLEN DEĞERLER!

                 OSMAN TÜRKOĞUZ
                 osmanturkoguz@hotmail.com
                 İzmir; 11 Ocak 2011

               İNSANLARA VE CANLILARA VERİLEN DEĞERLER!

“Cahil, duyar ve görür hemen değişmez bir hüküm verir.
Militan sloganlara sarılarak öldürür ve ölür.
Aydın da; duyar, görür, araştırır ve soruşturur, kanıtlara göre yargılar ve bir sonuca varır.”

Ünlü Çinli Filozof Konfüçyüs, Çin’de bir eyaletin Adalet Bakanı olduğunda, ilk işi olarak halkın çok sevdiği, çok güzel konuşan bir politikacıyı idam ettirmek olmuştur. Çünkü cahiller ve militanlar böyle bir Madrabazın eline düştüklerinde, Aydınlara ateşlerde yanmak ve o topluma da masallarla yaşamak düşmektedir. Ülkemiz böylesine bir kısır döngüye düşürülmüştür.
Halkımız, Aydın ve Entelektüel geçinenleri dâhil, Doğru-Yanlış metoduna göre her sosyal ve tarihsel soruya yalınız bir tek yanıt vermektedirler.
”Yavuz Sultan Selim!” Dediğinizde, kişinin inancına göre iki türlü yanıt alınmaktadır:
        1-Çok yiğit, kahraman bir Padişahımızdı.
                 2-Çok zalimdi, (40.000) Alevi Türkünü kestirdi ve Şah İsmail’i boş yere yendi!                                                                       Bu yanıttan ötesi Çin setti!
        Sultan Abdülhamit? Yine iki türlü ve tek cümlelik yanıt:
                 1-Kızıl Sultan, Jurnalci başı!
                 2-Masonların hışmına uğramış, hiç arazi yitirmemiş, Dinimizi öne çıkarmış bir Hakanımızdı.
       

10 Ocak 2011 Pazartesi

234-PADİŞAHLA DA CİVAN SEVER!

OSMAN TÜRKOĞUZ
        İzmir; 28 Nisan 2010. (15 Aralık 1997)

                 PADİŞAHLAR DA CİVAN SEVER!

        “Muhteşem Yüzyıl” adlı dizinin ilk bölümü oynatıldığında, tüm Osmanlı kulları ayağa kalktılar.
“Padişahlarımızın da manevi değerlerini korumak için, ATATÜRK’Ü koruma kanunu gibi kanun çıkartalım!” Diyerek önerilerde bulundular! 07 Ocak 2011.
Bir devletin yıkılmasına ve bir toplumun da çürümesine neden olan denenmiş bir idari sistemi yeniden getirmekte ısrar, İhanetin, Cehaletin ve Çıkarcılığın işaretidir! Ostüzü.
“İstanbul kanatlarımın altında” adlı bir film çekilirken, Dördüncü Murat’ın cinsel tercihi üzerine büyük bir gürültü kopmuştu. Kültür ve Turizm Bakanı olan, ahenkli sesli MHP’li bir politikacımız: “Dördüncü Murat’ın dörtdörtlük, kadınlara yönelik cinsel hayatı olmuştur. Zinhar, Gılmanlarla bir ilişiğinden söz edilmeye!” Buyurmuştu.

        15 Haziran 1997 tarihli Hürriyet Pazar’da inadına bir makale yayımlanmıştı. Bütün dini bütün milliyetçilerimiz vekâletsiz iş görme akdine sığınarak avukat kesilmişlerdi. Bunun üzerine de şimdi vereceğim yazı yayımlanmıştı:
“Geçen hafta Fatih Sultan Mehmed’in sansürlenen şiirlerinden söz etmiş, İstanbul Belediyesi’nin Fatih’in divanında yer alan 70 adet gazelden 43’ünü nasıl makasladığını anlatmıştım. Makaslanan şiirlerden verdiğim örnekler hayli ses getirmişti. Bazı gazeteler yazımdan alıntı yaparken, konu tv’lerde tartışıldı. Fatih’in şiirlerinden tam beş asır sonra ”in” olduğunu görünce, onun İstanbul mısraıyla
Belediyesi’nin hışmına uğramış olan bir gazelini daha yazayım dedim.

7 Ocak 2011 Cuma

233- SINIRLARDA MEHMEDİM!

OSMAN TÜRKOĞUZ

SINIRLARDA MEHMEDİM

YÜREĞİNİ YASTIK YAPMIŞ TA ARKASINA;
GÖZLERİ ELLERİNDE DÜRBÜN.
YAĞMURLA, RÜZGÂRLA, KARLA BERABER,
GECELERİN ARKASINDA,
MEVZİDEDİR MEHMEDİM.

KAÇAKÇI KURŞUNLARI GELİR ZİYARETİNE,
KATIK YAPAR DA KURU EKMEĞİNE,
ULUSUNUN TÜM SEVGİSİNİ KATAR.
GECELER BOYU SINIRDADIR MEHMEDİM;
AYLA BERABER,
GÜNEŞLE YATAĞINA YATAR.

SİLAH SESLERİ BÖLER GECEYİ,
BAZAN ÜÇE, BAZAN DA DÖRDE.
KIRK MİLYON OLUR DA MEHMEDİM,
ÖYLE VURULUR, ÖYLE ÖLÜR,
ÖYLE DÜŞER, DÜŞERSE DERDE.

NE BİR ANA BULUNUR,
NE DE BİR BACI YANINDA.
KIRK MİLYON TÜRK UYUR GECELERİ,
MIŞIL, MIŞIL,
UYKUSUZ MEHMEDİMİN ARDINDA.

VURULUR MEHMEDİM,
KIŞ ORTASINDA, YAZ BAŞINDA.
VURULUR MEHMEDİM,
YILDIZLARIN VE AYIN TANIKLIĞINDA;
GECELER AYDINLANIR KANINDA;
TOPRAK VATAN OLUR CANINDA

BİR SİGARA GİBİ TÜTTÜRÜR,
UZUN KIŞ GECELERİNİ.
YALNIZLIK TA ÇEKİLİR Mİ HİÇ,
KAR OLMASA, YAĞMUR OLMASA,
KAÇAKÇI KURŞUNLARI DA OLMASA.
TESBİH YAPAR DA MEHMEDİM,
SABIR, SABIR ÇEKER,
YA TESKEREYİ YA DA ÖLÜMÜ.

VURULUR ÖLÜR MEHMEDİM,
BAZAN GECENİN ORTASINDA,
BİLİR AMA MEHMEDİM BİLİR,
KIRK MİLYON TÜRK UYUR GECELERİ,
MIŞIL, MIŞIL,
YARALI MEHMEDİMİN ARKASINDA.

SU UYUR, TAŞ UYUR, DÜŞMAN UYUR DA,
UYMAZ SINIRDA BENİM MEHMEDİM.
VURULUR, ÖLÜR DE BENİM MEHMEDİM;
AK GÜVERCİNLER GİBİ RUHUNU;
SELAM, SELAM, SELAM DİYE,
ULUSUNA GÖNDERİR.

(Kızıltepe; 1977)
Çeşmealtı,19 Mayıs 2009

4 Ocak 2011 Salı

232- LAİKLİK, DEĞİL TÜRK'ÜN; İNSANLIĞIN OLMAZSA OLMAZIDIR!

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@hotmail.com
         Çeşmealtı; 19 Mayıs 2010.

                   LAİKLİK, DEĞİL TÜRK’ÜN;
                            İNSANLIĞIN OLMAZSA OLMAZIDIR!
                                      BU BÖYLE BİLİNE!

“Bir insanın ham laik hem de müslüman olması mümkün değildir!”Sayın RTE.
“Dizsiz devlet olmaz! Devletin de bir dini olması lâzımdır!”Dini bütün politikacılarımız!
         O zaman Devleti nerede ve kime sünnet ettireceğiz Sayın Bayım! Ostüzü..Devletlinin dini olur ya da dini olmaz!Din gerçek kişiler içindir.

         Komünizmin Rusya’da yasaklanmasından sonra; gösteri yapan komünistleri Rus polisi copla karşılamıştı. Bendeniz, Eski hızlılara: ”Komünizm Rusya’da bile tutmadı!” Desem, bu olumsuzluğu Rusların aptallıklarına yıkıp çıkıyorlar!
         Her türlü yer altı servetlerine karşın islamı uygulayan ulusların içine düştükleri ilkellikleri ve gerilikleri, hangi şeriat özlemcisine anlatsam:
         “Hata o uluslarda; onlar islamı tam olarak uygulayamıyorlar!” Diyerek olayı basite indirgeyiveriyor.
         Onların özlemini çekmiş olduğu tamamen Arap milliyetçiliği ve insanlık dışı uygulamaları göstermek için, Afganistan’dan ve Suudi Arabistan’dan örnekler göstersem, ”şeriat ne diyorsa o mutlaka yapılmalı!” Diyerek kaçamak cevap vermekle yetiniyorlar.
         Üşenmeden; zina ile suçlanan bir adamın makatından sokulan sopanın omzundan çıkarak, o zavallıyı acılar içersinde öldürülüşünü alkışlarla karşılayan çoluk çocuk ve çocuklu sunumu göstersem:
         “İbret olur, bir daha zina suçunu işleyen olmaz!” Diyerek hüküm veriyorlar. İlk olarak zina suçlaması ile bir Yahudi kadın, Tevrat hükümlerine göre, doğumunu yaptıktan sonra, İslam Peygamberi Hz. Muhammet tarafından taşlanarak öldürtülmüştü. Zina ile suçlanan erkeğe de verilecek böyle bir ceza yoktu! Her islam ülkesinin şeriat uygulamaları aynı değildir. Tüm islam ülkelerinde, ne cins bir şeriat uygulaması yapılmalıdır? “HER ÜLKENİN KAREKTERİNE VE GELENEĞİNNE GÖRE! HOPPALA YAVRUM, GELENEK GERİ GELDİ!”
        

İzleyiciler

Blog Arşivi