9 Temmuz 2015 Perşembe

2060/YARASALARLA BİR OLMAK!



            TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. Çeşmealtı;08 Temmuz 2015.

Başkalarının sırtından bir siyasi partiyi dinsiz ilan etmek,ne bilim adamlığına ne de insanlığa sığmaz.Ostüzü.

       POLİTİKACILAR, BİLİM ADAMLARI, DİN ULEMALARI,

              YARASALARLA BİRLİKTE AYNI İNDELER?!

Mustafa Kemal Atatürk; itilmiş, kakılmış, öteki âlemde yaşar hale konulmuş, dini masallarla uyutulmuş Türk İnsanını bu iğrenç bataktan çıkartarak, uygar bir insan olarak, kendi seviyesine getirmişti.

              Şimdilerdeyse; politikacılar, Din bilginleri! Bilim adamları ve de özellikle de tarihçilerimiz, Türk Toplumunu dini masallarla uyutarak çağın dışına sürükleme savaşına girmişlerdir.Türkçü olduğunu söyleyerek MHP’DE Genel Başkan Yardımcılığına kadar yükselen bir tarih profesörümüz,Türklüğe,Türk bayrağına,Türk ulusuna yapılmış olan hakaretlere karşı sesi ve soluğu çıkmayan bir tarihçimiz!?MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIK SEÇİMİNDE,DENİZ BAYKAL’A OY VERSEYDİK,AKEPE DİNSİZ CHP’Yİ DESTEKLEDİLER DİYE MHP’YE YÜKLENİRDİ?!Buyurmuş?!İstihareye yatmışsa yanlış rüya görmüş olmalıdır.

              Ünlü Fransız Filozofu, Sosyalist Jean Jaurés/1859/1914/,Paris’te; alt katında tıka basa işçilerin oturduğu iki katlı bir otobüsün üst katına çıkarken, işçiler hep bir ağızdan bağırmışlar:

              “Başkan!Nereye?Neden bizim yanımıza oturmuyorsunuz?!                                                                                      Merdivenin üst basamağına çıkarak geriye dönen rahmetli Jean Jaurés, gülerek:

              “Benim görevim sizin aranızda oturmak değil,sizi benim de oturduğum üst kata taşımaktır!?Demiş ve alkış almıştır.Bizim aydınlarımız,politikacılarımız ve Din Ulemalarımız?!Tıpkı ağustos/Cırcır/böceği gibiler.Toprağın üstünde cırlayıp durduktan sonra Yedi seneliğine toprağın altına inerek karanlıklardan medet ummadalar.Çağ dışında kalmış,ortaçağın Arap kumuluna gömülmüşleri,oradan çekip te çıkaracaklarına onların yanlarına inmişler.Kendileri yer üstünde yaşarlarken yer altındakilerin düzeyine inmişler.Bir ayağı Tanrı Dağlarında,öteki ayağı da HİRA dağında olan,Türklüğü ile de övünen bir Tarihçimiz!?KONUŞAYIM DERKEN ZIRVALAMIŞ!Tüm politikacıların ellerinde din bayrağı olduğu halde biribirlerini dinsizlikle suçlamadalar.Herkes ne derse desin,insanlar doğru bildikleri yolda yürümelidir.Başkalarının sırtından insanları dinsiz ilan etmek,insanlığa sığar mı Sayın Vakanüvis Bey?!

8 Temmuz 2015 Çarşamba

2059/ADAPTE BİR DURUGÖRÜ!



TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. Çeşmealtı,07 Temmuz 2015.

                           ADEPTE BİR DURU GÖRÜ?!

             Robespiyer’in kafasını kesenler, aynı Giyotinle Danton’un kafasını kesen Giyotincilerdi?!Ostüzü.

            Hapishane hücresinin demir kapısı büyük bir gıcırtı ile açılmış; gardiyanlar, sille tokat,üstü şımşırık ıslak ,gençten birisini içeriye iterek kapıyı kapatmışlar.Epey zaman sonra,aynı gardiyanlar bir adamı tekmeleyip,coplayarak içeriye atmışlar:Yeni gelen eskisine sormuş:”Kardeşim,seni neden döverek içeri attılar?!Adamcağız zorla yanıtlamış:”Yaşasın Recep Tayyip Erdoğan!”Diye bağırdığım için.Seni neden içeri attılar:

        “Ben de kahrolsun Recep Tayyip Erdoğan?!Dediğim için yanıtını vermiş.Biraz sonra;aynı gardiyanlar,polis ve asker bir adamı döve,döve hücreye kapatmışlar?!Her iki tutuklu yeni gelene sormuşlar:”Sen kimsin ve senin suçun nedir?!Ol perişan adam güçlükle:”Ben Recep  Tayyip Erdoğan’ım,HANGİ BİRİNİ SAYAYIM,TÜRKLÜĞE İHANET?!Diyebilmiş ve ölmüş!?

 

 

5 Temmuz 2015 Pazar

2058/HADİ CANIM SEN DE PROFF!?



    TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ

TV. Çeşmealtı,04 Haziran 2015.

“HİÇBİRPEYGAMBERDİĞERİNEZITDÜŞMEMİŞTİR!?”                                                                                                       Proff. Dr. Fahri kayadibi. Posta gazetesi,03 Temmuz 2015.

             “Bazıları çekişmelerin, savaşların kaynağının dinler olduğunu söylerler.

Yanılıyorlar. Savaşan—Çekişen dinler değil, insanlardır. Dinler arasında uyum vardır. İlahi dinler birbirinin tamamlayıcısıdır. Sonra gelen önce gelenin noksanlarını tamamlamıştır. Hiçbir peygamber diğerine zıt düşmemiştir. Çünkü onlar tek Allah tarafından aynı görevle gönderilmişlerdir. Hepsi sevgi ve barışla insanlığı tevhit inancı şemsiyesi altında toplamaya çalışmışlardır. İnananların çekişip-Savaşması tevhid akidesini getiren kendi dinlerine de ters düşer. Bunlar kendi aralarında da savaşarak büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir. Yanlışlık ve yanılgılarına kutsal savaş diyecek kadar da akıl-Mantık dışı kalmışlardır.”Etme Hoca,insanları yönlendiren peygamberlerin Allah  eseri dedikleri  ve insanların da öyle kabul ettikleri  din kitapları değil midir?!

“Kâfir Kimdir? İmanın altı esasından birine ittiba etmeyen kâfirdir, deniliyor. Yani Müslüman olmayan, Ehl-i kitap da olsa kâfirdir deniliyor.”KÜFFAR=KÂFİRLER,MÜSLÜMANLIK İNANIŞI DIŞINDAKİLER.BASIN KILINCI?!ŞARAP HELAL,ŞARAP HARAM?!Bu nasıl BİRBİRİNİ tamamlama Hocam?!HADİS:

Hadis No: 1056
Ravi: Abdullah İbnu Amr İbnul-As
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah yolunda cihada çıkıp gazve yapan selamete erip ganimetle dönen her ordu ve her seriyye ahirette elde edeceği mükafaatın üçte ikisine dünyada kavuşmuş olur. Hiçbir ganimet elde edemeyen, korku geçiren ve musibetlere maruz kalan her ordu ve her seriyye ise (ahirette) tam ücrete erer."

Kaynak: Müslim, İmaret 153, (1906); Ebu Davud, Cihad 13, (2785); Nesai, 15, (6, 17, 18); İbnu Mace, Cihad 13.”Hani öteki dinler de Allahın kitabına göreydi?! Musevilerin ve  Hıristiyanların malları ve canları Allahın korumasında değil mi?!Hani dinde zorlama yoktu?!
+DAVUT,General Uria’nın karısını gebe bırakarak,General Uria’yı öldürttü?!
+Süleyman’ın/Salomon’un/700 karısı ve 300 cariyesi vardı?!Hz.Muhammedin 24 karısı olmuştu?!
+Davudun oğlu,öz ablasının ırzına geçmişti?!
+Hz. İsa’nın yalınız bir kadın dostu vardı, o da Fahişe Anna Maria Mağdelenaydı. Yalınız Ol kadın Hz. İsa’nın sırtını yağlardı.
+Hıristiyanlıkta boşanmamak koşulu ile tek evlilik vardı?!Müslümanlıkta dört kadın ve sayısız cariye var?!
+Musa/Moşe/Savaş esiri olarak getirilen kadınlardan ellenmişleri hemen öldürttü?!MÜSLÜMANLIKTA DA ESİR KADINLARIN VE KIZLARIN IRZLARINA GEÇİLEREK PAZARLARDA SATILIRLARDI!?
+Tüm dünya insanları malları ile birlikte Yahudilerin kölesidir?!Yahudi dini metinleri.
+Dünyayı Kureyşliler yönetecek,cennet dili Arapça olduğundan ve ben  her Müslüman mutlaka Arapça öğrenecektir.”Türk,baban bile olsa öldür!”Hz:Muhammet!?
 +Cennette her Müslüman erkeğe 72 kadın,100 Cariye ve de 100 Huri verilecektir.Öteki dinlerden olanlar da,seks ihtiyaçları için  ne yapacaklardır?!
+Hıristiyanlıkta içki içmek serbesttir. Müslümanlıkta da, Hamza’nın sarhoş olarak Hz. Ali’nin devlerinin ayaklarını kesmesinden sonra, içki haram olmuştur.Hurmsuresi67’inci ayet. Maide suresi 90-91’inci ayetler?!CENNETTE ŞARAP IRMAKLARI VARDIR İÇMESİ DE BELEŞTİR?! Bu konudaki ayetleri ve de Hadisleri ve yorumları okuyalım:
“Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
"ALINTIDIR:
        “Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması   Hamr kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de toplam 7 Yerde geçer (2/Bakara, 219; 5/Mâide, 90, 91; 12/Yusuf, 36, 41; 24/Nûr, 31; 47/Muhammed, 15). Bilindiği gibi, içki yasağı tedricî şekilde getirildi. Kur’ân-ı Kerim’de bu âyetler, şu iniş sırasını tâkip etti: Önce içkinin güzel olan rızıklardan ayrı olarak (güzel olmayan) bir rızık/gıda olduğunu belirten âyet (16/Nahl, 67) indi, sonra içkide büyük zarar ve günah olduğuna dâir âyet (2/Bakara, 219) bunu tâkip etti. Daha sonra sarhoşken namaza yaklaşılması yasaklandı (4/Nisâ, 43
). En sonunda da içkiyi kesin şekilde yasaklayan ve onu şeytan işi bir pislik ilan eden âyet nâzil oldu (5/Mâide, 90-91).      “Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem sarhoşluk veren içki, hem de güzel gıdâlar edinirsiniz. İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.” (16/Nahl,67,) "Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne infak edip harcayacaklarını sorarlar. 'İhtiyaç fazlasını' de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki, düşünesiniz." (2/Bakara, 219) “Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar-, cünüp iken de -yolcu olan müstesnâ- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, veya kadınlara dokunup da bir su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.” (4/Nisâ, 43) “Ey iman edenler! Hamr (sarhoşluk veren içecekler), kumar, dikili taşlar (putlar, putlaştırılan heykeller), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içkide ve kumarda, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ın zikretmekten ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz, değil mi?” (5/Mâide, 90-91) “Müttakîlere vaad olunan Cennetin durumu şöyledir: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Bunlardan da öte Rablerinden bir bağışlama vardır. Bu, ateşte ebedî kalan ve barsaklarını parça, parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu hiç?”(47/Muhammed, 15) “(Ey Muhammed!) Hayatın hakkı için, onlar, sarhoşluklar içinde bocalıyorlardı.” (15/ Hıcr, 72) “Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyâmet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden vazgeçer, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah’ın azâbı çok dehşetlidir.” (22/ Hacc, 1-2)  “Ölüm sarhoşluğu bir gün gerçekten gelir de, ‘işte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir’ denir.” (50/Kaf, 19) “Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını, yalan yemin ve şâhitlik ile yemeniz için o malları hâkimlere (reislere, yetkili idarecilere veya mahkeme hâkimlerine el altından) vermeyin.” (2/Bakara, 188) “Ey iman edenler! Aranızda karşılıklı rızâya dayanan ticâret olması hali müstesnâ, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size merhamet edecektir. Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa, (bilsin ki) onu ateşe sokacağız; bu ise Allah’a çok kolaydır. Eğer yasakladığımız büyük günahlardan kaçınırsanız; sizin, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.” (4/Nisâ, 29-31) İçki mâide sûresi 90’ıncı âyet le mutlak anlamda haram kılınmadan önce, hakkında iki hüküm daha inmişti (2/Bakara, 219, 4/Nisâ, 43). Son hüküm gelmeden önce Hz. Peygamber (s.a.s.) kendileri mutlak yasağa hazırlamaları için halkı toplamış ve onları uyararak şöyle demişti: "Allah insanların içki içmelerinden asla hoşlanmaz. Mutlak yasak yakında gelse gerektir. Bu yüzden ellerinde içki bulunanlar en iyisi mi onu satsınlar." Bundan bir süre sonra, Mâide suresi 90’ıncı ayet inince, "Şu anda ellerinde içki bulunanlar artık onu ne içebilir, ne de satabilir; bu yüzden onu yok etsinler."Diye ilânda bulundu. Bunun üzerine dökülen içkiler Medine sokaklarında aktı. Bununla birlikte bazıları "Onu Yahudilere hediye edemez miyiz?"Diye Hz. Peygamber'e (s.a.s.) sordular. Cevap şöyleydi: "Onu haram eden, hediye olarak verilmesini de yasaklamıştır." Daha bazıları "Onu sirke yapamaz mıyız?" diye sordular. Cevap: "Hayır, dökmelisiniz" şeklinde oldu. Bir başkası tekrar, tekrar sordu: "İçkiyi ilaç olarak da kullanamaz mıyız?" Hz. Peygamber (s.a) üstüne basa, basa bunu da reddetti ve şöyle buyurdu: "Hayır, o bir ilaç değil, bir hastalıktır." Yine, bir başkası daha sordu: "Efendim, biz çok soğuk bir yerde yaşıyoruz ve işimiz de yorucudur. Bu bakımdan, yorgunluğumuzu gidermek ve ısınmak için içki içiyoruz." Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle dedi: "İçtiğiniz sarhoşluk veriyor mu?" "Evet" dedi adam. Bunun üzerine, Hz. Peygamber (s.a.s.) "Ondan el çek!"Buyurdular. Soruyu soran adam bu kez, "Bizim orada oturanlar bunu kabul etmeyecektir." Dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.) buna da şöyle karşılık verdi: "Eğer kabul etmezlerse git, onlarla savaş!" İbn Ömer'den (r.a.) rivâyet edilen bir hadise göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: "Allah içkiyi ve onu içeni, sunanı, satanı, alanı, üreteni, ürettireni, taşıyanı ve kendisine taşıtanı lânetlemiştir." Bir başka hadisinde Hz. Peygamber (s.a.s.) Müslümanlara içkiyle birlikte sunulan yemekten yemeyi yasaklamıştır. Yasağın ilk döneminde, içkiyi çıkarmada ve içmede kullanılan aletlerden yararlanılmasını bile yasaklamış, fakat daha sonra yasa iyice yerleşince bunların kullanımına izin vermiştir. Arapça "hamr" kelimesi öncelikle üzümden yapılan şarap anlamına geliyorsa da, buğday, arpa, kuru üzüm, hurma ve baldan yapılan içkiler için de kullanılır olmuş ve yasak, sarhoşluk veren her şeyi içine almıştır. Hadisler bu noktada oldukça açıktır: "Her sarhoşluk veren hamrdır ve haramdır”, "Sarhoşluk veren her içki haramdır", "Her sarhoşluk veren şeyi yasaklıyorum." Cuma hutbelerinden birinde Halife Hz. Ömer (r.a.) hamr'ı "düşünme melekesini gideren her şey" olarak tanımlamıştır. Bu bağlamda Hz. Peygamber (s.a.s.) genel ilkeyi şöyle koymuşlardır: “Çoğu sarhoşluk veren şeyin en az miktarı da haramdır; bir bardağı sarhoşluk veren şeyin bir damlası da haramdır..." Hz. Peygamber (s.a.s.) zamanında sarhoş için belli bir ceza yoktu. Tutuklanıp mahkemeye çıkarılan suçlu ayakkabılarla dövülür, tepiklenir, yumruklanır, çomaklanır ve kırbaçlanırdı. Bu suç için verilen cezanın en yüksek miktarı kırk kırbaçtı. Hz. Ömer'in (r.a.) halifeliğinin ilk günlerinde de aynı ceza uygulanıyordu. Fakat o suçların arttığını görünce, diğer sahabelere de danışarak cezayı seksen kırbaca çıkardı. İmam Malik, İmam Ebu Hanife ve bir rivayete göre İmam Şafiî de aynı görüşteydiler. Fakat İmam Ahmed b. Hanbel ve bir başka rivayete göre İmam Şafiî, içki içmenin cezasının kırk kırbaç olduğu fikrindedir. Hz. Ali (r.a.) de kırk kırbacı kabul etmiştir. İslam fıkhına göre, yasağın üzerinde durmak İslâm Devleti'nin görevidir. Nitekim Hz. Ömer (r.a.) zamanında Beni Sakif kabilesinden Ruveyşid adlı bir adamın dükkânı, içinde gizlice şarap üretilip satıldığı için yakılmıştır. Başka bir seferinde ise, şarap sattıkları için bir köyü yaktırmıştır (Tefhîmu’l Kur’an, Mâide, 90’ıncı âyetin tefsiri).“
 
 
 
 
 

 

       

        5/MÂİDE-68: (Yaşar Nuri Öztürk) De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık. / (Abdullah Parlayan) De ki: “Ey bize de kitap verildi diyenler! Siz Tevrat'a, İncil'e ve Rabbiniz tarafından indirilen son kitap Kur'ân'a tam olarak uymadıkça, inançlarınızı sağlam bir temele oturtmuş olamazsınız.” Fakat Rabbin, tarafından sana indirilen o Kur'ân, onlardan çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Ama gerçekleri örtbas eden bu insanlar için üzülme.”     Yahu Hocam,İncillere ve Tevrat’a inananları neye göre,kimin Tanrısal buyruğuna göre kestik?!

        Tevrat ve İncil’in Değişmezliği Soru Bazı insanlar Tevrat’ın ve İncil’in değiştirildiğini iddia ediyorlar. Buna cevabınız nedir? Bayan A.

 Irak Giriş Tanrı binlerce yıl önce Yahudilere Musa aracılığıyla şu buyruğunu verdi: “Size verdiğim buyruklara hiçbir şey eklemeyin, hiçbir şey çıkarmayın. Ama size bildirdiğim Tanrımız RAB’BİN buyruklarına uyun” (Yasanın Tekrarı 2:4). Bu buyruk aynı kitapta tekrar edilir: “Size bildirdiğim bütün buyruklara iyice uyun. Bunlara hiçbir şey eklemeyin, hiçbir şey çıkarmayın” (Yasanın Tekrarı 12:32). Bundan yüzyıllar sonra Bilge Süleyman, Kutsal Ruh’un esinlemesiyle şu tanıklıkta bulundu: “Tanrı’nın her sözü güvenilirdir, O kendisine sığınan herkese kalkandır. O’nun sözüne bir şey katma, yoksa seni azarlar, yalancı çıkartır” (Süleyman’ın Öydeyişleri 30:5-6). Kutsal yazıların sonunda şu şiddetli uyarıyı okuyoruz: “Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Her kim bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır. Her kim bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır” (Vahiy 22:18-19). Bu yasak ve kesin uyarılardan sonra Tanrı’ya, O’nun kitaplarına ve peygamberlerine inanan biri, Tanrı’nın ruhsal bereketlerini ve O’nun insanoğluna vaadettiği kurtuluş ve sonsuz yaşamı elinin tersiyle iterek Tanrı kelamını bozmaya yeltenebilir mi? İnanmayanlara gelince, onların kutsal yazıları bozup değiştirmeleri zaten mümkün değildir. Zira bunu yapabilmeleri için, Kutsal Kitap’ın yeryüzüne dağılmış binlerce nüshasını eksiksiz toplamaları, aynı zamanda iman edenlerin de buna seyirci kalmaları gerekirdi. Ne yazık ki, günün birinde bazıları Mesih’in pak elçilerini, kendilerine emanet edilen Kutsal İncil’i değiştirmekle suçlayabilmişlerdir. Oysa bu, sadece kutsal yazılara iftira değil, Kuran’ın Mesih’in elçileri hakkındaki olumlu ifadeleriyle de (Al-i İmran 52) çelişmektedir. Kutsal Kitap’ın her türlü tahrif ve bozukluktan uzak oluşunun kanıtlarına gelince, onları teker, teker bu kitapçığımızda değerli okuyucunun dikkatine sunacağız. I KUTSAL KİTAP’IN OLUŞUMU Tanrı, yüce Kutsal Kitap’ını hikmet ve anlayışla oluşturmaya, son derece büyük bir özen göstermiştir. Eski Anlaşma’yı inceleyen biri, Kutsal Kitap’ın bu bölümünün, üç dönemde tamamlandığını, yine Kutsal Kitap’ın kendisinin duyurduğunu görecektir:” - See moreat:http://www.kitabimukaddes.com/tevrat-ve-incilin-degismezligi.html#sthash.LY8pUOY6.dpuf

             İncillerin ve Tevratın nasıl ve ne zaman yazıldıklarını kesin olarak bilmekteyiz. İncil adlı Hz.İsaya indiği iddia edilen bir kitap ta yoktur. İnciller, sonradan yazılmışlardır. İznik ve Efes konsülleri 2500 İncili Dörde indirerek bunlara,”Kanonik/Yasal /İnciller!”Demiştir. Sonradan Barnabas incili bulunmuş,1945 senesinde de Mısır’da bir çocuk mezarında 114 sureli Saint Thomas incili bulunmuştur. Hakkâri’de bir mağarada da Barnabas incili bulunarak koruma altına alınmıştır. Altı İncil de benim kitaplığımda var?!Aslına bakarsanız Kuranın 200’e yakın ayeti sonradan değiştirilmiştir.

                 “YAHUDİLER VE HIRİSTİYANLAR CENNETE GİREMEZ?!”Buradaki yazılanların tümü de ALINTIDIR?!Ostüzü.

        “Bir ayeti alarak hüküm çıkarmanız sadece cehaletinizin hükmünü vermeniz olur.”

   Dolayısıyla bir ayeti alarak Yahudi ve Hıristiyanlar hakkında “cennetlik” fetvasını verenler bu büyük kaideyi çiğneyerek kendi cehalet veya art niyetlerini ortaya koymaktadırlar.

   Şimdi konuyu genişleterek Yahudi ve Hıristiyanlar için iman şartının ne olduğunu anlatmaya çalışacağız.”

BAKARA 62 – MAİDE 69.

   Öncelikle size ayetlerin manasını verelim sonra izah edelim:

   “Şüphesiz o kimseler ki, iman etmiştirler, bir de o kimseler ki Yahudi olmuşturlar, ayrıca Hıristiyanlar ve Sabiiler; Allah’a ve o son güne inanmış, Salih bir amel de işlemişse; onlar için Rableri nezdinde ecirleri vardır. Onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Bakara 62)

   “… O kişiler ki, Yahudi olmuşlardır. Bir de o sabiler ile Hıristiyanlar; işte her kim Allah’a ve o son resulüne inanır ayrıca Salih bir amel de işlerse, artık onlar üzerine hiçbir kork yoktur ve ancak onlar mahzun olmayacaklardır.” (Maide 69)

   Ayetlerin yalın manalarını verdik. Kur’an’ı açıp ilk olarak bu ayetleri gören Müslüman veya herhangi bir insan muhakkak ki çeşitli evhamlara kapılacaklar, biraz arsızlık var ise bu ayetlerden hüküm bile çıkaracaktır.

   İlk olarak şu bilinmelidir ki, bu ayetler Peygamber Efendimize kavuşamayan ve tek Allah inancına sahip olan bozulmamış ehli kitap hakkında nazil olmuştur. Fakat bazıları gibi bu ayetler o zamanda geçerliydi bu zamanda geçerli değil diyemeyiz. Ayetler kıyamete kadar tazeliğini koruyacaktır.

   Ancak en başta da dediğimiz gibi Kur’an bir bütündür ve tamamını ele almadan hususi mana ifade eden bir ayeti umumi şekilde anlayamazsınız.

   Bu nedenle diğer ayetlere göz atacağız bakalım ne olacak…

   Her gece okuduğumuz “Amenerrasulü” de bakınız Mevla Teâlâ ne buyuruyor:

   “O Peygamber de, Rabbinden kendisine indirilmiş olana iman etmiştir, müminler de. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine inanmıştır” (Bakara 285)

   Ne görüyorsunuz bu ayette? İman şartları kaça tamamlandı?

   Yukarıda “Allaha, resulüne ve ahirete” iman zikredilirken bu ayette ise “Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine” inanmak da zikrediliyor. Bunu teyit eden ve ters istikamette gidenleri tehdit eden bir başka ayeti kerime okuyalım:

   “Ey inanmış olan kimseler! Allah’a, Resulüne peyderpey indirmiş olduğu o kitaba ve daha önce topyekûn indirmiş olduğu kitaplara iman edin (imanda sebat edin)

   Her kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve o son günü (bunlardan birini) inkâr ederse, muhakkak ki o, pek uzak bir sapmayla sapıtmıştır.” (Nisa 136)

   Görüldüğü üzere iman şartları sadece Allah’a ve son güne inanmaktan ibaret değil. Ve işin ince noktası bu şartları inkâr edenler dalalete düşmüş, hidayet yolundan sapmış sapık olarak nitelendiriliyor.

   Yazının üçüncü kısmında ayet ve hadis-i şerifler ile delillerimizi sıralayacağız ancak öncelikle Yahudi ve Hıristiyanların içinde bulundukları şirki gözler önüne serelim…

             KÜFRE DÜŞEN YAHUDİ HIRİSTİYANLAR

  “Andolsun “Şüphesiz Allah Meryem oğlu Mesih’tir.” diyenler küfre düşmüştür. De ki: “O eğer Meryem oğlu Mesih’i onun annesini ve yeryüzündekilerin tümünü helak (yok) etmek isterse Allah’tan (bunu önlemeye) kim bir şeye malik olabilir? Göklerin yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah’ındır; dilediğini yaratır. Allah her şeye güç yetirendir.” (5/17)

   “Yahudi ve Hıristiyanlar: “Biz Allah’ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz” dedi. De ki: “Peki ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır siz O’nun yarattığından birer beşersiniz. O dilediğini bağışlar dilediğini azaplandırır. Göklerin yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Allah’ındır. Son varış o’nadır.” (5/18)

   Dediler ki: “Allah oğul edindi.” O (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa o’nundur tümü O’na gönülden boyun eğmişlerdir. (2/116)

   “Yahudiler: “Üzeyir Allah’ın oğludur” dediler; Hıristiyanlar da: “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar? (9/30)

  “Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de. Oysa onlar tek olan bir ilah’a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilah yoktur. O bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.” (9/31)

   “Allah katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman -ki bundan önce inkâr edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkâr ettiler. Artık Allah’ın laneti kâfirlerin üzerinedir.” (2/89)

   “Kitap Ehlinden olan kâfirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir.” (2/105)

   Bu ayeti kerimelerden anlaşılacağı üzere Hıristiyan ve Yahudiler Allah’a çocuk isnat eden, kendilerini onun çocuğu gören ve rahiplerini rab edinen, birer kâfir ve müşrik topluluktur.

   Kâfir ve müşrikler için ise büyük tehditler vardır:

   “Şüphesiz küfredip kâfir olarak ölenler, bunların hiçbirisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur.” (3/91)

   “Ve kâfirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.” (3/131)

   “İnkâr edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kâfirler için bir durak olarak hazırlamışız. (18/102)”

   “Gerçekten Allah, kâfirleri lanetlemiş ve onlar için ‘çılgın bir ateş’ hazırlamıştır. (33/64)”

      AYET-İ KERİMELERDEN DELİLLERİMİZ


   İSLAM BÜTÜN DİNLERDEN ÜSTÜNDÜR!Ben,Allahın dinini kabul ettirene kadar savaşmak üzere gönderilmişim!?”Hz.Muhammet.Öteki dinler hani Allahındı?!Allah sözünden dönen midir?!Ostüzü.

   “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’DUR. Öyle ki onu (hak din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.” (Saf 9)

   ALLAH KATINDA TEK DİN İSLAMDIR

   “Şüphesiz ki Allah katında tek din İslam’dır…” (Al-i İmran 19)

   Bazıları bu ayete karşılık “o halde neden Allah Kur’an-ı Keriminde diğer dinleri muhatap alıyor” diyebilir. İşte onların bu yanlış anlamalarına fırsat verilmemesi için başka bir ayet yukarıdaki ayeti hem tefsir etmekte hem de manasını kuvvetlendirmektedir:

   “Peki, onlar, Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de istemese de- O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülmektedirler.” (Al-i İmran 83)

   “Kim İslam’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de hüsrana uğrayanlardandır.” (Al-i İmran 85)

   Görüldüğü üzere Allah katında tek din İslam’dır ve her kim İslam’dan başka herhangi bir dine uymuş olursa ondan kabul olunmayacak, ahirette hüsrana uğrayacak yani batıl yolda olduğunu anlayacak, eli boş kalacak, cehenneme gönderilecektir.EK:TÜM KİTAPLARI ALLAH İNDİRDİYSE,ALLAH DÖNEK Mİ?!Müslümanlıktan önceki din sakinleri cennete,HADİ CANIM SEN DE.OSTÜZÜ.

   EHLİ KİTAP İMAN ETSEYDİ!

   Bu ayette ise İslam dinine iman etmeyenlerin fıska saptıklarını, hayrın İslam’da olduğu beyan ediliyor..

   “Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır. (Al-i İmran 110)

   MÜMİNLERİN TÖVBESİNİ KABULEDER.

   “Şundan ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azablandıracak; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların tövbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (33/73)

   İSLAM’A AÇILAN GÖNÜL

   “Allah, kimin göğsünü İslam’a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir” (Zümer 22)

   Bu ayette Müslüman olanların hidayete ulaştıran nur olduğu beyan edilirken alttaki ayet tarafından teyit ve tefsir edilmektedir

   “Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.” (6/125).Bu iş ALLASHTANSA KULA HESAP NİYE?!HADİ CANIM SEN DE.OSTÜZÜ.

   Yani hidayet İslam dinindedir.

   İNKÂR EDEN EHLİ KİTAP

   Aşağıdaki ayette ise Ehli Kitap ve müşrik burada aynı kategoride zikredilip ikisinin kurtuluşu da İmana bağlanmış, İslam dinini inkâr ederek imandan yüz çevirmeleri halinde her iki guruba da cehennem vaad edilmiştir.

   “Şüphesiz, kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, içinde sürekli kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir. (98/6)

   İSLAMA ÇAĞRILDIĞI HALDE…

   “İslam’a çağrıldığı halde, Allah’a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.” (Saf 7)

HADİS-İ ŞERİF VE SİYER ÖRNEKLERİ


   Şu hadis-i şerif aslında tartışmalara mahal bile bırakmamaktadır..

   “Muhammed’in canı, (kudret) elinde olan Zât’a yemin olsun ki; bu ümmetten Yahudi veya Hıristiyan herhangi bir kimse beni duyar da, sonra benimle gönderilen dine inanmadan ölürse, mutlaka cehennem ashâbından olur!” (Müslim, İman: 70, no:153)”.

   Hadîs-i şerifi de, bu kâfirlikten, sadece “Allah’ı ve âhireti inkâr” kastedilmeyip, bununla birlikte “Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in dinine uymamanın da imansızlık sayıldığını açıklamaktadır.EK:Hani din ,Allahındı?!OSTÜZÜ.

   BİZANS KAYSERİ HERAKLİYUS’A GÖNDERİLEN MEKTUP:

   Bizans kayserine gönderilen mektup bu konuda hayli açıktır:

   “Allah’ın kulu ve Rasûlü Muhammed’den, Bizans’ın Başı Herakliyus’a.  Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.. 
   Bundan sonra ey kral, seni İslâmiyet’e davet ediyorum. Müslüman ol. Allah seni bütün belâlardan korur ve seni iki kat mükâfatlandırır. Amma inkâra sapar ve bu tebliği kabulden imtinâ edersen, yalnız kendi inkârının günahını değil, tebaalarının inkârının günahı da senin boynunadır.

   De ki: “Ey kitap ehli! Aramızda müşterek olan bir söze gelin de yalnız Allah’a ibadet edelim, ona hiçbir şeyi ortak tutmayalım.” 
Fakat yüz çevirirlerse: “Şâhid olun ki biz (Allah’ın iradesine teslim olan) Müslümanlarız” deyin. 
(Âl-i İmrân: 64)

   “Peygamber Efendimiz, İslama davet ettiği Ehli kitap bir hükümdara Müslüman olması aksi halde inkâra sapacağını ve halkının da vebalini yükleneceğini ilan ediyor… Hâlbuki diyalogculara ve bazı ilahiyatçı geçinenlere göre kralın Müslüman olması şart değil! Peygamberimize göre hidayetin ve doğal olarak cennetin anahtarı Müslüman olmasında, sapıklara göre ise tam tersi!”

   YAHUDİ GENCE İSLAM TEBLİĞİ.

   Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hizmetinde bulunan Yahudi bir genç vardı. Bir gün hastalandı. Peygamberimiz, onu ziyarete gitti, başucuna oturdu ve ona, “Müslüman olmasını” teklif etti. Çocuk, düşüncesini öğrenmek için, yanında bulunan babasının yüzüne baktı. Babası: Ebü’l-Kasım’ın çağrısına uy, deyince, çocuk da Müslümanoldu.
   Bunun üzerine Peygamberimiz: “Şu yavrucağı cehennemden kurtaran Allah’a hamdolsun.” diyerek oradan ayrıldı. (Buhârî, Cenâiz 80)

   Görüldüğü üzere Peygamberimiz bir Yahudi’ye ölüm anında bile İslam’ı tebliğ etmiş, kabul ederek vefat etmesi üzerine cehennemden kurtulduğunu söylemiştir. Kabul etmeden Yahudilik üzerine ölseydi cehennem odunundan başka bir şey olmayacaktı.

   MÜSLÜMAN OLMAK ŞART?!

  “ Gayri Müslim bir kimsenin Müslüman olabilmesi için Allah’a, Peygamberimize, getirdiğine iman etmesi ve ona tabi olması ile mümkün olur. Peygamber Efendimize itaat ise mensubu olduğu batıl dinin bütün inanç sisteminden sıyrılması gerekir.”

   “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet edinceye kadar, insanlarla savaşmakla emrolundum.” (Müslim 52-53, Buhari: 1/14)

   “Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.“ (Tevbe 29)

   “De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ki ben, O Allah’ın sizin hepinize (gönderdiği) elçiyim ki, göklerin ve yerin mülkü sadece kendisine aittir, O’ndan başka hiçbir ilah yoktur, o diriltir ve öldürür. O halde Allah’a da, o Nebiyy-i Ümmi olan Rasulüne de iman edin ki, o da Allah’a ve kelimelerine (indirmiş olduğu kitaplara) inanmaktadır. Bir de ona hakkıyla tabi olun, ta ki siz hidayet bulabilesiniz.” (Araf 158)

   Bu ayeti kerimede de Yahudi Hıristiyan fark etmeden bütün insanlara Resulüllah’a yani Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) inanmanın ve ona tabi olmanın zarureti, kaçınılmazlığı ve hidayetin anahtarı olduğu beyan ediliyor.

   Gördüğünüz gibi Allahu Teâlâ, Peygamberine insanları kendisine iman ve itaat etmeye çağırmasını emrediyor ve hidayetin bu imana bağlı olduğunu beyan ediyor. (Bu ayet, “peygamber Yahudilere Müslüman olun demedi, Hıristiyanlara Müslüman olun demedi” diyenlere de cevaptır.)

   Şimdi bir kişi bunca ayet hadise rağmen kalkarak Bakara 62, Maide 69 ayetlerini alıp Yahudi ve Hıristiyanlara cennet vizesi vermeye kalkıyorsa bilin ki ya o çok cahil bir adamdır, ya da çok meşhur bir insandır. Cahil ise bilgisizliğindendir. Peygamberimiz: “Cahil cesur olur” buyurmuştur. Meşhur bir kimse ise anlayın ki satılmıştır. Adı kullanılarak bu sapıklığın yayılması kolaylaştırılır.

   Biz bu gün bu iddiayı atan kelli felli hocaların daha dün bu görüşlere karşı geldiğini de biliyoruz. İnsan sormadan geçemiyor: “Peki, ne oldu da değiştiniz?” Siz mi değiştiniz, yoksa kitabınız mı değişti? Bu delilleri ezberleyen kişi Yahudi Ve Hıristiyanların cennetin kokusunu dahi alamayacağını, deve iğne deliğinden girse bile Yahudi ve Hıristiyanların cennete giremeyeceğini ortaya koyar. Biz yemeği pişirdik size kaşık sallaması kaldı… www.ihvanlar.net”MASALLARI dinlemeyiniz tarihi gerçeklere bakınız!?OSTÜZÜ.

2057/YENİ AYET Mİ,HADİS Mİ YOKSA YAVE Mİ?!



   TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. Çeşmealtı,05 Temmuz 2015.

                    YENİ HADİS Mİ,YENİ  SURE Mİ,

                YOKSA YENİ YAVELER  Mİ?!

    Sayın en büyük Müslüman büyüğümüz, yine büyük sözler etmiş. Demiş ki:

“Bir Müslümanın ne uyuşturucuyla, ne içkiyle ne de kumarla zaten asla ilgisi yoktur, olamaz.Ben severek kabul edilen sigarayı da bu kapsamda değerlendiriyorum.Bakıyorsun koskoca profesör sigarayı da,içkiyi de götürüyor.!”?   Bendeniz de, hakları çalınmış bir Türk vatandaşı olarak soruyorum:“Sayın en  büyük,dünya çapındaki Müslüman liderimiz;BAKIYORSUNUZ,sigara ve içki içeni görüyorsunuz.Bakmıyorsunuz mu,etrafınızdaki kabine arkadaşlarınız rüşveti,milyonluk saatleri,dolarları,dükkanları,yalıları,Türk tarihini,Türkçeyi ve Laikliğimizi   alenen götürüyorlar görmüyor musunuz?!Yukarıdaki sözlerinizi  aynaya bakarak söyleyebilir misiniz?!Sonra da,bu sözlerinizi hangi kategoriye sokarak BİAT EDECEĞİZ.Anlatayım:

      Ulusların binlerce senede ortaya koydukları özlü sözlere ATASÖZÜ denir. Bir büyük adamın çok anlamlı ve ders alınacak sözüne VECİZE denir. Bazı kimselerin öğretici ve ders alınacak sözlerine de NASİHAT denir. Haddini bilmez kimselerin uluorta sözlerine de MAVAL denir. Türklüğü,Türk tarihini ve Atatürk’ümüzü de inkâr edene de VATAN HAİNİ Denir?!Peygamberlerin sözlerine de HADİS denir. Tanrı kelamına da her dinde AYET denir. Sizin söylemlerini dinledikçe bizler şaşırdıkta ortada kalakaldık. 1994’te parmağınızdaki alyansı göstererek:

TÜM SERVETİM BU.Eğer iktidar olur da zenginleşirsem,bilin ki Recep Tayyip Erdoğan hırsızlık yapmıştır!?Demiştiniz.Sonra parti başkanı,başbakan ve Cumhurun başı oldunuz.Biz sade ve onurlu Türk vatandaşları sizi bu sıfatlarınızla tanıdık ve dahi kabul ettik?!Bazıları size “son Osmanlı Padişahı?!Dediler.Bazıları da sizi son peygamber kabul ettiler?!Bazıları da daha ileri giderek:

               “Tayyibin göğe yansıması  Allahtır?!Buyurdular.

               Nesin sen doğru söyle;KULMUSUN,PEYGAMBER MİSİN,ALLAH’MISIN?!Sözlerinizi ona göre tutalım A Türk, Türklük ve  ATATÜRK düşmanı?!Bizler Allahın ve peygamberlerin hırsızlık,rüşvet ve yalancılık üzerine ayet ve hadislerine mi uyalım,yoksa sizin bazı yalakalarınızca AYET VE HADİS kabul edilen yavelerinize mi uyalım?!

     

 

 

                                  

     

 

 

4 Temmuz 2015 Cumartesi

2056/PARA İLE YAPILANDIRMAK.



                 TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. Çeşmealtı,30 Haziran 2015.

                            TELEVİZYONDA YAPILAN DİNİ SOHBETLER?!

        “TELEVİZYONDA YAPILAN RAMAZAN PROĞRAMLARINA İTİBAR ETMEYİN?! Profesör Dr. Sayın Ali Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlarımızdan.Beleş Mercedes’e binmeyenlerden bir din adamımız?! "Prof. Bardakoğlu, ramazan ayının, orucun anlamına, önemine değinip şu uyarıyı yaptı:
- “Ramazan ayı nedeniyle televizyonlarda iftar ve sahur programları var. O programlarda melankoli ve abartılı hüzün havasının yaygın olduğunu görüyorum.
Programları yapanların, o yayınlara çıkanların bazıları sahabelerin hayat hikâyelerini abartılı şekilde anlatıp, gözyaşı döküyorlar. Onlara itibar etmeyin. Dinin hayatın içinde olduğunu vurguladı:

- Abartılı hikâyeler "ulaşılmaz dindarlık tarzı" ortaya koyuyor."İnternet.

                Bol sıfırlı çeklerle TRT’DE dini sohbetler yapan bir Din Aktörümüz,”Kıyamet ne zaman kopacak?!Konulu bir HİKAYE ANLATMIŞ?!Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlık yoluna giremeyen Müslüman ülkelerinde kıyamet çoktan kopmağa başladığı gibi,Türkiye Cumhuriyetinde de Türk halkının iradesiyle şimdilik kıyametin kopuşu önlenebilinmiştir?!

        Çok satan bir günlük gazetemizde de İslam üzerine serenat yapan bir Profumuz:”İslam dini,terör ve şiddete karşıdır?!Buyurmuş!İslam ülkelerinde camilerde patlatılan bombalar,Müslümanlarca Müslümanların kellelerini kesmeler,Canlı,canlı Müslümanları yakmalar,grup halinde suya gömerek boğmalar,kadınların ve kız çocuklarının ırzlarına geçmeler,insanların yarattığı tüm insanlığa mal olmuş eserleri yıkmalar…Bunlar terör ve şiddet değil midir Sayın Profesör Dr. Fahri KAYADİBİ?!

        Geçmişten de örnek vermemi ister misiniz?Sizin dini bilginiz pek dipte kalmış gibi de?!Hz.Muhammet,KUREYZA Yahudi kabilesinin etek kılları siyah olanları öldürttü,diğerlerini de hayvanları satar gibi sattı.İslam Ansiklopedisini de oku. Hayber kabile reisini ve oğlunu,hazinenin yerini söyletmek için ucu ateşli sopa ile döverek öldürttü mü?!Kabile reisinin gelini,Kureyza kabile reisinin kızı Safiye ile,güpegündüz,devenin havudu üzerine konulan bir örtü altına şaptı mı?!

             Kuteybe bin Müslim,Türk ellerinde,Horasanda,atın üstünde duramayacak erkek çocuklar hariç,Türkleri kılıçtan geçirtti mi?!TALKAN VE CURCAN KATLİAMLARINDAN HABERİNİZ VAR MI?!Birinci Dünya Savaşında,Müslüman Araplar,Türk askerlerinin karınlarını yararak altın aradı mı?!Mekke’yi ve Medine’yi savunan  Türk askerlerine İngilizlerle beraber saldırdı mı?!Hz.Muhammet:”Türk baban bile olsa öldür!?Diyerek Araplara ,Türkleri öldürme yetkisini verdi mi?!Kuteybe bin Müslim,Buhara ve Taşkent’te 24 kilometrelik bir yol boyuna,çift sıra 10.000 Türk subayını astırttı mı?! Kimden: Özgün ileti Sayın AYBÜKEN HAN’IMDAN.

 

 “TÜRKLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU? 3

Arap Bülbülleri ve Türklük hainlerinin anlattığı gibi değil, Kılıçla ve Zulümle Müslüman olmak zorunda bırakıldılar. OSTÜZÜ

“1. Büyük Katliam ( Talkan Katliamı )”—Müslümanlık adına ve Müslüman Araplarca yapılmış olan bu katliamları Müslüman Arap tarihçileri övünerek yazmaktadırlar! OSTÜZÜ:

“Buhar’da olanlar diğer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir.

Aynı şeylerin kendi başlarına geleceğinden korkmaktadırlar. Sogd

Meliki Neyzek Tarhan şehrinin yıkıma uğramaması için Kuteybe ile

Anlaşmak zorunda kalır. Bu anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve

Tarafsız kalacaktır. Ancak bu tarafsız kalmalar ve Türklerin

Birleşememeleri Arapların işlerini kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini

İstedikleri gibi istila edip talan etmişlerdir. İlk olarak saldırıya

Uğrayan Kibac Hatun'a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o

Yardımı esirgeyenler aynı akıbete uğramışlardır. Bu olaylarda

Türklerin belli bir şekilde organize olamamaları da onların Araplar

Tarafından istila edilmelerini kolaylaştırmıştır. Neyzek Tarhan daha

Sonra Kuteybe ile yaptığı anlaşmada hatalı olduğunu ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir

Güvence getirmeyeceği gibi diğer Türk Beylerine de ihanet etmiş

Olacağını anlar. Tohoristan'a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer

Mektup yazar ve onları ortak bir direnişe girmeleri için uyarmaya

Çalışır. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek'den gelir..Tarhan'ın

Planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık

Yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan şehrine doğru yürür. O

Ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek,

Kuteybe'nin gelişinden önce şehri terk eder. Şehre hiç savaşmadan

Giren Kuteybe'nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen ne kadar erkek

Varsa hepsini kılıçtan geçirirler. Bu katliam o zamana kadar

Yapılanların en büyüğüdür. Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret

olması için yapar.. Kuteybe'nin askerleri öldürebildikleri kadar

Öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara

asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin

ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe,

Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak

Geçmiştir. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve

Askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi

Kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır. Bütün bunlar hep İslam VE ALLAH adına yapılmıştır.

Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman'a girer. Erkeklerin pek

Çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar.

Daha sonra Kes ve Nesef'de aynı şeyleri yapar. Erkekler öldürülür,

Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye

Olurlar. Daha sonra Faryab'a yönelir ve Faryab'ın teslim olmasını

İster. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim

Olmaya yanaşmazlar. Erkekleri dövüşerek ölürler. Bütün şehir

yakılır.. Araplar bu şehre yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler.

Kuteybe, Faryab'dan sonra, Tarhan'ın çekildiği kale Bazgis'i kuşatır.

2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde

edemez.. Bu arada kış yaklaşır. Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü

yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir.. Her

iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.. Kuteybe

Son olarak bir hileye başvurur. Tarhan'ın yanına Muhammed bin

Selim adındaki adamını gönderir. Muhammed ibni Selim Tarhan'ın

Teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği

Güvencesini verir. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan'ın

Kuteybe'nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi

Yoktur. Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler.. Silahlarını

teslim ederek kaleden çıkarlar.. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz

yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur.Kuteybe

Bu arada Tarhan'ı hemen öldürmez. Haccac'a haber göndererek ne

Yapacağını sorar. Haccac Tarhan için, " O bir Müslüman düşmanıdır

Hiç aman vermeden öldür" der. Kuteybe önce Tarhan'ın iki oğlunu,

Tarhan'ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür. Arkasından 700

Kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan'ın ve halkın gözü

Önünde kestirir. Tarhan'ı da bizzat kendisi öldürür. Bütün kesilen

Başlar Haccac'a gönderilir. Kuteybe sanki Kuran'daki ayetleri yerine

Getirmiştir.

 

9 Tevbe. 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı

Savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki,

Allah sakınanlarla beraberdir.

Tarhan'ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü'nün altında

Bulunan Harzem bölgesine yürür. Harzem'de Caygan ile Havarizat

Arasında taht kavgası vardır. Kuteybe Caygan'la işbirliği yapar.

Önce Havarizat ile etrafındakileri öldürtür. Arkasından Camhud

Melikini yenerek 4000 civarında esir alırlar. Ancak, daha sonra

Bunlar Kuteybe'nin emri üzerine öldürülürler.

Bu olay, Ziya Kitapçının, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında

Aynen şöyle anlatılır;

Bu harblerden birinde, et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına

Göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle

Gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile

Geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana

Kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan

Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini

Soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesini de önüne dizilmelerini

Söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu

Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba,

İnsafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile

Bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu

Harbelerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu

Vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır:

“Kazan ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı

Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız.

Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük

Çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük

Gibiydiler. ( Sayfa 314 )”

“Harzem'de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı

Öldürür. Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem'i yakıp yıkar, halkı

Kılıçtan geçirir. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni Harzem'deki

Uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır. "Kuteybe, her çareye baş

Vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini

Koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece her şey karanlıklara

Gömüldü. İslam Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında

Bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı. Harzem’i yıktıktan sonra

Kuteybe, Semerkant üzerine yürür. Semerkant meliki Gurek üzerine gelen

Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister. Taşkent ve

Fergana’den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe'nin

Askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler. Semerkant,

Kuşatılır. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar. Daha fazla

Dayanamayacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır. Bu anlaşmaya göre,

1.Semerkant Araplara her sene 2.200.000 altın ödeyecektir..

2.Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak

verecektir..

3.Şehirde Cami yapılacaktır.

4.Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır.

5.Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe'ye teslim

Edilecektir.

Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve

Merv'e geri döner. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Müslim’i

Semerkant'ın başına vali olarak bırakır.

Kuteybe'nin Merv'e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında

İşgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar. Zaman, zaman Ceyhun

Irmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler.

Haccac Kuteybe'ye Taşkent ve Fergana'yi işgal etmesi talimatını

Verir. Kuteybe Taşkent'e gider fakat başarılı olamaz. Bu arada

Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe'ye Türklere karşı savaşları devam

Ettirmesini söyler. Kuteybe bu sefer Kasgar'a doğru yola çıkar. Tam

Kasgar'ı kuşatacakken Halife Velid ölür, yerine Süleyman ibni

Abdülmelik halife olur. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan

Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak

Kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde

Kafası kesilerek öldürülür. Çünkü Kuteybe'nin komutanları Halifeye

Karşı gelmek istememişlerdir.

 

2. Büyük Katliam. ( Curcan Katliamı )

 

Kuteybe ve Haccac'ın ölümü, Arapların Türkleri Müslümanlaştırmak ve

Türk şehirlerini talan etmek politikalarında bir değişiklik

Yapmamıştır. Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan

Kalktığı için, Araplar, Kuteybe'den sonra da aynı şekilde Türk

Yurtlarına saldırılarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Kuteybe'nin

Öldüğü aynı yıl olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan'a vali

Atanır. İlk iş olarak Dağıstan'ı işgal eder. Dağıstan meliki

Saltekin, Yezit'e karşı uzun süre dayanır. Sonunda Dağıstan düşer.

Şehir yağmalanır ve 14000 kişi öldürülür. Dağıstan’dan sonra Curcan'a

Yönelir. Curcan 300.000 dirhem karşısında savaşmadan teslim olur.

Yezid, Curcan'a bir bölük asker yerleştirerek, Taberistan' a doğru

Yola koyulur. Taberistan Meliki, İsfehbed, Deylem melikinden 10000

Kişilik bir yardım alarak savaşa başlar. İsfehbed savaşırken, Curcan

Halkı da ayaklanarak Esed ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha

ederler.. Yezid öfkeye kapılır, Curcan'lı Türkleri yendiğinde

Kanlarından değirmen döndürüp ekmek yiyeceğine dair Allah'a yemin

Eder. Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür. Curcan beyi,

Şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaştan sonra,

Kale düşer. Curcan beyi öldürülür. Kaledeki askerler esir alınır.

Araplar, daha sonra Curcan şehrine girerler. Burada da aynı şekilde

Kuteybe'nin yaptığı katliama benzer bir katliam yapılır. Türkleri

Öldürerek, 4—24KM.-- fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara astırır. Allah'a

Verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk'ü,

Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine

Korumasız Türkleri öldürtür. Öldürülen Türklerin kanlarını nehire

Akıtır. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki değirmenden un ve

Ekmek yaptırarak yer ve Allah'a verdiği sözü yerine getirir.

Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan beş de biri cariye olarak

Halifeye ayrıldıktan sonra, geriye kalanlar askerler arasında ganimet

Olarak paylaştırılır”.Ek: Ostüzü: Hz.Ömer zamanında, İran Hükümdarının üç kızı Mekke Esir pazarına getirilerek satışa sunulur. Kızların asaletleri nedeniyle, diğer esir kadınlardan farklı olmalarına Halife Ömer karar vererek yeni bir fiyat listesi hazırlar. Kızların ikisinin bedellerini kesesinden ödeyen Hz. Ali, kızların birisini oğlu Hasan’a, diğerini de Hz. Ömer’in oğluna armağan eder. Hasanın soyundan gelen kişiler bu İranlı esirden olanlardır.

“Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık

40.000 Türk'ün öldürüldüğünü söylerler.

MS.717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla

Geçer. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları

Başladığında Kibac Hatun diğer Türk Beyliklerinden yardım istediği

Halde istediği yardım kendisine verilmemişti. Sonra o yardımı

Göndermeyenler, yardıma muhtaç duruma düştüler. Bu olaylardan

Türklerin daha o zaman da aralarında tam bir birlik ve beraberlik

Sağlayamamış olduklarını görüyoruz. MS: 717 yılında Ömer ibni Abdülaziz

Halife olur. İki yıl sonra hastalanır yerine, MS719 da, Yezid ibni

Abdülmelik geçer. Yezid ibni Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb'in arası

İyi değildir. Yezid ibn Mehleb hapse attırılır ancak, Yezid ibni

Mehleb hapisten kaçarak, Basra'da örgütlenir ve Yezid ibni

Abdülmelik'e karşı ayaklanır. MS: 721'de Abbas ve Mesleme adında iki

Komutan önderliğinde kurulan hilafet ordusu Yezid ibni Mehleb ile

savaşır.. Bu savaşta Abbas ve Yezit ibni Mehleb ölür. Yezit'in kafası

Kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik'e yollanır. Mesleme, Mehleb'in

Yakını olan yaklaşık 300 kişinin daha kafasını kestirerek öldürtür.

Yezid ibni Mehleb'in oğlu olan, Maviye ibni Yezid de elinde

Bulundurduğu 32 Mesmele taraftarının kafasını kestirtir.

Aralarındaki savaş, Mehleb taraftarlarının tamamen yok edilmesi ile

Biter. Mesmele, Mehleb'den ele geçirdiği aralarında Türklerin de

Bulunduğu cariyeleri Cerrah ibni Hakem'e satar. Bu arada, Yezid ibni

Mehleb'in yerine getirilen yeni Horasan Valisi, Cerrah ibni Abdullah,

Türkmenistan'ın iç kısımlarına bazı saldırılar yaparsa da başarılı

Olamaz.

Kuteybe'nin ölümüyle birlikte Türk topraklarına yapılan akınlar eskisi

Kadar başarılı olamamışlardır. Bu dönemde İslam yayılmacılığı bir

Duraksama içine girer. Halife II. Ömer ibn Abdülaziz, işgal altında

Bulunan yörelerdeki Arap egemenliğinin her geçen gün biraz daha

Zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde yaşanan gerginliğin

Azaltılarak İslam'ın kuvvetlendirilmesine çalışır. Kendisine bağlı

Yöneticilere, " Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın,

Hâkimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak İslamı

Yaymaya çalışın" demiştir. Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan

Cizye alınmamasını isterse de, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde

Düşme olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin

Müslümanlılarında samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiştir.

Bu arada Horasan'da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni

Nuaym atanmıştır.”

  "Türkiye Cumhuriyeti, yalnız iki şeye güvenir. Biri Türk Ulusunun kararlılığı, diğeri en acı en ağır şartlarda dünyanın takdirlerini hakkıyla kazanan Ordumuzun Kahramanlığıdır."

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK...

"TÜRK ULUSUNUN DÜZENİNİ BOZMAYA YÖNELEN ÇABALAR BOĞULMAYA MAHKÛMDUR. BÜYÜK TÜRK ULUSU, KENDİSİNİN VE VATANININ YÜKSEK ÇIKARLARI ALYEHİNE ÇALIŞMAK İSTEYEN BOZGUNCU ALÇAK YURTSUZ VE ULUSSUZ BEYİNSİZLERİN GİZLİ VE AÇIK KİRLİ EMELLERİNİ ANLAMIYACAK VE ONLARA HOŞGÖRÜ GÖSTERECEK BİR ULUS DEĞİLDİR" 

                                      MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK” SAYIN AYBÜKEN HAN’IMDAN.

      Gelelim DİĞER DİNLERİN İNSANLIK ANLAYIŞLARINA:

      Hangi din iktidardakilerin ellerindeyse, o dinin ılımlısının olması mümkün değildir. Yahudilerin kutsal kitaplarını okuduğumuzda, bu durumun açıkça ve övünülerek anlatıldığını görürüz. Tüm kavimlerin malları, mülkleri, hayvanları ve kadınları Yahudilerin emrine tahsis edilmiştir. Onların ayak kemiklerini taşla kırmak, diğer Yahudileri haykırması rahatsız etmeyecekse küçücük kızların ırzına geçmek te mubahtır. Kalabalık bir esir kafilesini karşılayan Hz. Musa, Ordu komutanına emir verir:”Erkeklerle ilişkiye giren kadın ve kızları ne diye boş yere besleyelim! Onları hemen öldürün!”Yahudi askerleri ırzlarına geçtikleri Zavallı kadınları acımadan öldürürler. Hz: Davut, General Uria’nın karısı Hititli Sitti’yi gebe bırakır ve Generali öldürtür.

      Hıristiyanlıkta “öldürmeyeceksin!” Emrine Ermiş Saint Augistinus yakma çaresini getirir, milyonlarca Zavallı meydanlarda yakılır.

      İspanya’da Castİlla Kraliçesi İsabella’nın ısrarı üzerine 1483 tarihinde, Papa IV’ÜNCÜ SİXTUS İspanya Engizisyon Mahkemesini kurar.

      Katolik öğretisini topluma kabul ettirmek için,1542 tarihinde papa III’ üncü Paulus Roma Engizisyon Mahkemesini kurar. Sanıklara her türlü işkenceler yapılarak alınan itiraflar üzerine Zavallılar meydanlarda yakılırlar. Fransız Kahramanı Jeanne D’ARK’TA meydanda yakılır. Ünlü Bilgin Papaz Giardano Bruno da, 1593 tarihinde bir zina suçu ile Venedik Senatosuna şikâyet edilir. Senato şikâyet dilekçesini Roma Engizisyon Mahkemesine iletir. Sonunda da İncil öğretisine aykırı olarak gök cisimlerinin devinimlerini ileri sürdüğü için, Roma Engizisyon Mahkemesinin kararı ile 16 Şubat 1600 tarihinde Roma’da yakılır.

      Fransız reformisti Kalvin de bir İspanyol doktorunu yaktırır. Din iktidarla elele vererek Zavallı insanlara asırlarca acılar çektirmiştir.

      İslam Ansiklopedisinin Beni Nadir, Beni Lukas, Kureyza ve Hayber maddelerini okursanız tüyleriniz diken, diken olur.

      Mısır Hükümdarının emri ile Ünlü Nesiminin Halep’te derisi yüzülmüştü. Daha önce de Bağdat’ta Hallacı Mansur’un kolları, bacakları, dili kesilerek derisi yüzülmüştü. Osmanlı İmparatorluğu döneminde; SarayıHumayunun üç Cellâtla başlayan öldürme kadrosu yetmiş üç kişiye yükseltilmiş, her gece acil adam kesmeleri için de nöbetçi cellâtlık konulmuştu.

      İnsanlık tarihinde; Hıristiyanlıkta Mezhep kavgaları, en etkili olarak ta Katoliklik—Ortodoksluk kavgaları ve Müslümanlıkta da Halifelik kavgaları kadar kanlı hiçbir olaylar zinciri olmamıştır.”Osmanlı da İşkence Çeşitleri”yazım bloğumdadır. Okuyamayanlar için onu dahi yeniden yayımlamak istemekteyim.

      İnsanlığın en büyük evlatlarından birisi olan Büyük Konfüçyüs:

      “Bir yerde dinden söz edildi miydi dikkatli bulununuz, ya canınızı ya da malınızı alacaklardır!”Demişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

                              

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İzleyiciler

Blog Arşivi