21 Ağustos 2012 Salı

785/CEHALET, DİN VE DİN ADAMLARI KARANLIKLARDA SEMİRİR!


                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                   osmanturkoguz@gmail.com
                   Çeşmealtı;19 Ağustos 2012.
CEHALET, DİN VE DİN ADAMLARI KARANLIKLARDA SEMİRİR!
         1970 senesi Kasım ayının sonlarında; Lozan’dan kalkan tren ile Besançon’a geliyorduk. Trenin koridor penceresinden akşam güneşin kızıla boyadığı ormanlara bakarken;Küçücük bir Fransız kızı Milliyetimizi sordu ve hızla bir vagona girip,çıktı.”Kabul ederseniz babam sizinle tanışmak istiyor”,dedi.Kompartımana girdik,orta yaşlı bir Bey,ayağa kalkarak bizi selamladı.Fransız demiryolları idaresinde iş müfettişi imiş.Bizdeki toplu iş sözleşmesine bir türlü aklı yatmamış.”İşçi ve işveren,yıllık net kâr üzerinde pazarlık yapmalıdır. Fransa’daki yöntem de budur. Sizdeki yöntem sizi batıtırır. İşçilerin istemiş olduğu yüksek meblağ, üretilen mallara ve vergilere yansıyarak işsizlerin sırtına yüklenir’,dedikten sonra; konuyu eğitim politikasına getirdi. Atatürk Türkiyesinin eğitim politikası ile ondan sonra iktidara gelen siyasi iktidarların eğitim politikalarını örnekleri ile ortaya koydu.
         “Sağcı iktidarlar cehalete ve dine dayalı olmak zorundadırlar. Bu nedenle de her sosyal olayı bu pencereden görürler ve tüm güçleri ile de cehaleti artırırlar. CEHALETİ VE Dini kullanmayı önleyemezseniz Atatürk Cumhuriyetinin işi bitiktir!”Dedi. Ve hiç unutamayacağım bir gerçeği de söylemişti:”Komünizm korkusu, komünizmden bin defa daha tehlikelidir. Bir ülkeyi bu korku sarmaya görsün tüm yenilikleri ve güzellikleri siler, süpürür!”
         Bendeniz de aynı fikirde olduğumdan “Kırmızıdan Kızıla, Yeşilin Her Tonuna” Hayır serili kitaplar yazmağa başladım.”Halifelik ve Süleymancılık” adlı kitaplarımı tamamladım. Halifelik adlı kitabımı, borçlanarak yayımladım. Sonra da Süleymancılık’ı yayımladım. Başıma gelmedik kalmadı. Komünist damgasını KKİB’ lığında görevli subaylar vasıtası ile yedim ve sürüldüm. Daha sonra; kendileri de emekli edilen bu iki Kurmay subayımız, bugün ülkemiz için gözyaşı döken Atatürkçülerimizdendirler.
         Üşenmeden NURCULUK adlı kitabımı da bitirdim. Yayımlamam mümkün olmadı. Dostlarımın desteği ile bilgisayara yükleyerek dağıtımını yaptım. Bir miktar da çıktısını alarak dağıttım. Uzatmayayım, adresini yitirdiğim bu Fransız iş müfettişinin sözlerini de hiç unutmadım. Daha önceleri de Ünlü Alman Filozofu Friedrich Wilhelm Nietzicht’ te//15 Ekim 1844/25 Ağustos
1900//yazmışmış: Aşağıda:                                                                                    DÜŞMANLIKLARIN, KATLİAMLARIN VE SOYGUNLARIN SEBEBİ DİN VE DİN ADAMLARIDIR! Ostüzü.


18 Ağustos 2012 Cumartesi

784/RODRİK MAÇAN SIKI MI?AS-TU DU COEUR?

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         Çeşmealtı;17 Ağustos 2012.

                                      RODRİK, AS –TU DU COEUR
                                       La Chanson de Roland!”Fransız efsanesi.
                                        “Rodrik, Maçan sıkıyor mu?”
       “Meclis beni terk etse,hükümet beni desteklemese ,Ordu beni terk etse de,mavzerimi alır Elmadağ’ına çıkarım son fişeğime kadar savaşırım!”Mustafa Kemal,
       Üçyüz askeri ile,Termopil geçidinde,1.000.000luk Pers ordusuyla savaşarak ölen Isparta Kıralı Leonidas’ın mezar taşındaki yazı şöyledir:” Ey!Lekadomyalılar;burada yasalarınıza saygının eseri olarak yatmaktayız!”
       Şövalye Rodrik, Frank Kralı Charles Charlemagne/2 Nisan 742/28 Ocak 814/  zamanında; Endülüs Emevilerine karşı savaşırken, arkadaşı Oliver ile birlikte, Araplar tarafından   öldürülmüş Efsaneleşmiş bir Hıristiyan Kahramanıdır.Manzum olarak destanlaştırılmış bu Efsane, Fransa’da liselerde ders olarak okutulmaktadır. Rodrik Destanı=Ölümüne sadakat, bir ideal uğruna da ölmektir.Kuleli Asker Lisesinin birinci sınıfında bu destanın bir parçası bizlere ezberlettirilmişti.Bir kıtası hâlâ ezberimdedir.Fransa büyüktür,çünkü Fransa’nın ulusal çatısı kahramanları,bilim ve düşün adamları ve kadınları üzerine kurulmuştur.Osmanlının yıkılış nedenlerinden en önemlisi de; Türklük ekseninden ve çatısından  ümmetçilik ve Araplık eksenine kaymasındadır.İçinde bulunduğumuz şu anki gibi!
         Önü Korgeneralliğe kadar açık olan bir Jandarma Tuğgenerali Harp Akademisini bitirdiği gibi Hukuk Fakültesini de bitirmişti.Halifelik adlı kitabım Jandarma Genel Komutanlığınca satın alınarak,bana verilen emirdeki Jandarma Birliklerine emredilen miktarlarda gönderilmesi ve tüm giderlerin Jandarma Genel Komutanlığınca ödeneceği emredilmişti,Emri yerine getirerek bu Mağrur Generalimizin Huzuru âlilerine çıktığımda,şu yanıtı almıştım:
         “Osman Albayım;kuruşlu belge kesilmediğinden kitapla ilgili giderlerinizi ödememiz mümkün değildir!”
         “Sayın Generalim,bendeniz yapmış olduğum masrafların belgelerini getirmiş bulunmaktayım.Jandarma Genel Komutanlığının emirleri de yerine getirilmiştir.Bu nedenle şimdi Kuruşlu belgeyi keserek hakkım olan bedeli bana ödemeniz gerekmez mi!”
         “Bize akıl öğretmeyiniz,size para ödememiz mümkün değildir!”Dediklerinde,şu yanıtı  vererek Makam’ı âlilerini terk etmiştim:”Sayın Paşa Hazretleri;siz, ömrünüzde kendi cebinizden hiç zarf-kâğıt almış mıydınız!”
         Ülkücülerin dosyaları sıkıyönetim mahkemesine geldiğinde bu Generalimizin,Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanlığına ataması yapılmıştı.Generalimizi ateş basmıştı.”Benim çoluk çocuk ve çocuğum var!”Diyerek atamayı durdurtmak için nice kapılar çalmıştı.Devlet Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Başkanı Orgeneral  Sayın Kenan Evren:”Waşington’a askeri ateşe olarak tayin etseydik,oynaya,oynaya giderdi.Ya yeni görevine başlar,ya da istifa eder!”Dediğinden heman istifasını vererek,Güney illerimizin bir il merkezinde  Avukatlığa başlamıştı.
         Son günlerde;TSK’YA yönelik okları üzerine çeken bir istifa olayı daha olmuştu.Adını anımsayamadığım;Isparta İç Güvenlik ve Tatbikat Tugay Komutanı,Hakkari 34’üncü Sınır Tugay Komutanlığına tayini çıktığından istifa etmiş.Telefonla arayanların da karşısına,VEDA ZİYARETLERİ bahanesiyle çıkmamış.Ben olsaydım istifa etmeyeceğim gibi,istifa etmiş olsaydım bile,gece yarısı Isparta’yı terk ederdim.Bendeniz;görev yerine geldiğim gibi,görev yerimden de vedasız ve hediyelik ziyaretsiz olarak ayrılmaktaydım.Paşamızın açıklaması beni doyurmadı.Temmuz Ayının sonunda,Mide ağrıları dolayısıyla,istifa dilekçesini vermişmiş.Bence,tayin planlamasını öğrendikten sonra istifa dilekçesini vermiş olabilir.Isparta’da Mide ağrısı ile görev yapan, yeni görevinde görev yapamaz mı!Ülkemizin tüm iç organları ağrırken Mide Ağrısının sözü mü olur?
         İkinci İnönü Muharebesinde;Üç Şehitler Tepesindeki taburumuzun üç bölük komutanı da şehit olmuştu.Mevcudu 80 kişiye düşen taburumuzun bölüklerinin komutanlığı Kıta Çavuşlarına kalmıştı.8.500kişiden oluşan bir Yunan tümeni savunma hattımızı işgal ederek taburumuzu alt tarafındaki dereye itmişti.Tabur Eratı bitkin,yorgun ve üstelik te süngüsüzdü.Alay Komutanı Salih Bey,yaya;Fırka Komutanı Kemalettin Paşa atlı olarak taburun yanına gelmişlerdi.Fırka komutanı Ulusal kahramanımız Çolak Kemalettin Sami(Gökçen):”Haydi evlatlarım’” diyerek atını düşman mevzisine sürmüştü.Süngüsüz süngü hücumuna kalkan SEKSEN KİŞİLİK TÜRK TABURU,Yunan Tümenini mevzilerinden söküp atmıştı.Adını bilemediğimiz bir erimiz;kendilerine doğru uzatılmış Yunana süngülerinin üstüne”YA ALLAH!”Diye atlamıştı.Rahmetli ve Cennetmekân Kemalettin Sami,iki kurşun yarası daha alarak kurşun yarası sayısını OTUZBİR’E çıkartmıştı.Berlin büyük Elçiliği sırasında Hakkın rahmetine kavuşan bu Büyük Kahramanımızı, Adolf Hitler Devlet Töreni yaparak ülkemize uğurlamıştı.
         Kütahya—Aslıhanlar Muharebesinden sonra;Yunanistan Hükümeti,Krallarının başkanlığında,Kütahya’da yaptığı bir toplantı sonunda Ankara’ya yürüme kararı vermişti. Mustafa Kemal Paşa,Türk Ordusunun başına geçerek savunma cephesini oluşturmak üzere Mangal Dağına gitmişti.Atına binerken yanlış bir hareketi ile attan düşerek kaburga kemiklerinden birisi kırılmıştı.Doktorlar,ameliyatla ciğerine batan kırık kemiği bağlamışlardı ve mutlak istirahat önermelerine karşın O yeniden Alagöz Karargâhına dönmüştü.
          Piyade Mirlivası Fahrettin Ferdi(Altay),Süvari Kolordusunun Komutanıydı.26Ağustos 1922 gecesi,Kolordusu ile Ahır Dağları patikasından Sincan ovasına, Yunan savunma Mevzilerinin gerisine sarkması gerekiyordu.Kendisi de 41/Kırkbir/Derecede sıtma hastalığı ile uğraşmaktaydı. İki atın arasına konulan bir sedye ile o sarp patikayı kolordusu ile geçmişti.
         Kıbrıs Barış Harekâtında;3037Metre yüksekliğindeki Beşparmak Dağının zirvesine Türk bayrağını diktiğinde Şehit olan, Siirtli Mehmet Çavuşun o zaman 3/ÜÇ yaşında bıraktığı kızını arayan ve dahi soran var mı acep!
         Hatay ilimizde de kısmi seferberlik ilan edilmişti. Serinyol/Bedirge/ Muhtarı Mehmed’i arar.Mehmet,hayvanlarına ot biçmektedir.Yolda,Muhtarla  karşılaştıklarında sefer görev emrini alan Mehmet,otları fırlatarak yere atar ve “Anama söyle,hakkını helal etsin.ben kıtama gidiyorum!”der ve Kıbrıs’ta şehit düşer.
         Deniz Astsubayı Mehmet;Hilton’da nikâh masasındadır.Nikâhı kıyıldıktan sonra; derhal gemisine dönmesi hususundaki emri alır ve hemen kalkar,gider.O da şehit olmuştur.
          Mide’den başlayan ağrıların daha aşağıya inmesi beklenir!

                                              

16 Ağustos 2012 Perşembe

783/SELAMLAMAK=SALUER!

OSMAN TÜRKOĞUZ                                                                osmanturkoguz@gmail.com
  Çeşmealtı;16 Ağustos 2012
                  
                                      SELAM=SALUT,SELAMLAMAK=SALUER
                                      SALUER DE LA MAİNE, SALUER DE LA TéTE!
                                      ÖZEL PAŞA=PİZA SELAMI!
         Selam ve Selamlama tüm toplumlarda, özellikle de Müslüman toplumlarında, çok önemlidir. Büyük Türk Şairi Fuzuli’nin,Bağdat Vakfından, kendisine Kanuni’nin bağlamış olduğu, Dokuz Akçe maaşını alamaması üzerine, Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi’ye yazdığı şikayetnamesi çok ünlü olduğu kadar Osmanlıdaki rüşvet olayını da günümüze taşımıştır.Osmanlı hayranlarının bu mektupla birlikte Avusturya’nın İstanbul Elçisi Bousbecg’in/1555/1562/ mektuplarını da okumalarını öneririm.
“Selam verdüm rüşvet değüldür deyu almadılar.Hüküm gösterdim faidesüzdür deyu mültefit olmadılar...”                                       Saddam zamanında;Fuzuli ve eserleri üzerine Bilimsel bir toplantı düzenlenmişti;bu toplantıya Azerbaycan 128 bilim adamı ile katıldığı halde,Türkiye Cumhuriyeti tek bir bilim adamını göndermemişti.Saddam’ın buldozerleri Fuzuli’nin türbesini dümdüz ederken.Türkiye Cumhuriyetinin gıkı da çıkmamıştı!Çünkü ve dahi çünkü Fuzuli Alevi idi.Bu nedenle de Kanuni’nin! Bağlamış olduğu Dokuz Akçeyi de alamamıştı!
         Yüzbaşı Mustafa Kemal’den beri; Türk Silahlı Kuvvetlerinde, her sabah,sabah tekmilini alan birlik komutanları ,birliğini “Mehaba Asker!”Diyerek selamlamaktadır.Yabancı Devlet Başkanları da ülkemizi ziyaretlerinde, Şeref kıtasını “Merhaba Asker!”Diyerek selamlamaktadır.
         Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda belirtildiği gibi,Türk Silahlı Kuvvetlerinde  iki türlü selamlama  vardır:
         1*Elle selamlama,üniformalı ve şapkalı iken.
         2*Baş ile selamlama, baş açık ve kapalı yerde iken.
         Selam veren ve selam alan;dimdik,vakur ve beşüş bir çehre ile bu görevini ifa edecektir.Kapalı mekanlarda,baş ile verilecek selamlar da belirlenmiştir.Dimdik,heykel gibi bir esas duruş ve yalınız sert bir hareketle başı öne eğmek!
         3-Özel Paşa selamı: Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Bekir Coşkun La Fontain’den aktarma bir yazı yazmıştı.Ortalık, Sayın Recep Bey tarafından toz,duman içinde bırakılmıştı.Ve dahi Türkiye Cumhuriyetinin Başsavcısı Sayın Bay Erdoğan:”Tüm Paşalar ,çirkef akan bu yazı için dava açmalıdırlar!”Diye fermanını yayınlamıştı.Bendeniz şaşmış ta kalakalmıştım. Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Hasdal ve Silivri Esir kampında tutsak edilen ve emekliye sevkedilenlerle birlikte 312 General ve Amiral mevcuttur.Paşalık, Cumhuriyetle birlikte ortadan kaldırılmıştır.Benim bildiğim;Osmanlı tarihinden söz edilirken Paşa unvanı kullanılmaktadır:Vatan Haini Kürt Nemrut Mustafa Paşa,At cambazlığından, ihaneti nedeni ile, Paşalığa yükseltilen Aznavur Ahmet Paşa, Vatan Haini Damat Mehmet Ferit Paşa gibi!Bir de,Türk Polis Teşkilatında en çok uyuşturucu madde yakalayan Paşa adlı bir köpeği bilmekteydim.Yaz mevsiminde; Çeşmealtında sahnelere çıkarak şarkı söyleyen Pacha adlı bir  ses sanatçısı da vardı.Mustafa Kemal’i gönderene bin şükür; Ordumuzdan ve Donanmamızdan dava açan bir tek Paşa çıkmadı derken,Sayın Necdet Özel’in bu yazı aleyhine dava açtığını okumayayım mı?Ne ise,Türk adaletinde Yargıç ta varmış ve ol dava reddedilmiş!Necdet Paşamızın,Başsavcımız ve Başbakanımız Sayın Recep Beyimizin huzuru hümayununda vermiş olduğu selam Türk Silahlı Kuvvetlerinin selam örneğine de uymamaktadır.Dizlerine kadar dik bir duruş,belden yukarısı Piza Kulesi gibi 45 Derece Sayın Erdoğan’a eğik!
         Selamlanmak devletlular için çok önemli.Senelerce önceydi;Yurdumuza giriş ve çıkış kaçakçılarına karşı silah kullanmanın yasak olmadığı bir devirde,Güney hudumuzdan Ülkemize giriş yapmak isteyen ve görevli Jandarmalarımızla giriştiği silahlı çatışma sonucu ölü olarak ele geçirilen bir kaçakçının cesedinin başına gelen Müddeiumumi,oradaki görevli Jandarmalarımıza  hışım gibi çıkışmış:”Nede selam vermiyorsunuz?”Diyerek.Manga Komutanı jandarma Onbaşısı:
         “Sayın Savcı Bey; biz,bize verilen görevi ifa ettik.Kaçakçıların paraları ve silahları karşısında da eğilmedik.Bizler Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçasıyız.Askerlikte selam rütbeleri omuzlarında ve kollarında olanlara verilmektedir.İlle de selam istiyorsanız selamünaleyküm!”Demiş.
         16 Mart 1920 tarihinden sonra Taksimde devriye gezen bir İngiliz Teğmenine bir Türk Yüzbaşısı selam vermediği için,bu Türk yüzbaşısının İngiliz teğmeninden özür dilemesi için İngiliz İşgal Kuvvetleri komutanı Osmanlı Harbiye nezaretine emir vermiştir.Harbiye Nazırı Osmanlı   Paşası,Türk Yüzbaşısını huzuruna çağırtarak:
Oğlum; dün sen, görmediğin için mi Taksimde İngiliz Teğmenine selam vermemişsin?Dediğinde şu onurlu yanıtla karşılaşır:
“Hayır Paşa Hazretleri,O İngiliz Teğmenini gördüm ve bahusus selam vermedim!”
“Neden selam vermediniz Evladım?”
“Paşa Hazretleri ben bu rütbelerimi çeşitli cephelerde bizzat savaşarak kazandım.Astlık üstlük ilişkileri uluslar arası değerdedir.”
“Evladım; astlık,üstlük,askerlik mi  kaldı!Ben emir versem de bu seferlik o İngiliz Teğmeninden özür dileseniz?”
Kahraman ve Onurlu Türk Yüzbaşısı iki eli ile apoletlerini kopartarak;”Emirlerinizi yerine getiremeyeceğim Paşa Hazretleri!”Der ve salondan çıkarken salonda bulunan tüm Osmanlı Paşaları tarafından alkışlanır!O Kahraman Yüzbaşımız bugün sağ olsaydı Hasdal Esir Kampında olurdu ve iktidar İngilizlerden özür de dilerdi!
         Sayın Muzaffer Ecemiş Beyimiz;1980’de Safranbolu Kaymakamı idi.1983 genel seçimlerinden sonra;Çanakkale ve Manisa Valiliklerinde bulunduktan sonra İşİşleri Bakanlığı Müsteşarı ve Seçim Hükümeti İşİşleri Bakanı olmuş,sonrasında da unutulup gitmiştir.Ama,Çanakkale valiliği sırasında yapmış olduğu haksız bir tasarruf unutulacak gibi değildir:Başbakan Turgut Özal,Çanakkale’ye geldiğinde,toplantı alanında bulunan cümle âlem ayağa kalkarak o’nu selamladıkları halde,Çanakkale Belediye Başkanımız ayağa bile kalkmamış.
         Bendeniz bu olay olduğunda ve Çanakkale Belediye Başkanı Çanakkale Valisi Muzaffer Ecemiş tarafından işten elçektirildiğinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 2/B sınıfında öğrenciydim.İdare Hukuku Öğretmenimiz Doçent Dr. Sayın Yıldırım Uluer sınıfa girdiğinde,âdetim olmadığı halde, kürsünün önüne sol ayağımı sağ ayağımın üstüne zorla atarak oturdum.Öğretmenimiz derse girdiğinde de ayağa kalkmadım.Öğretmenimizin,hayrola dercesine bana işaret etmesi üzerine de:”Sayın Öğretmenimiz;bendeniz Başbakan Turgut Özal,halkın toplandığı alana geldiğinde cümle âlem ayağa kalkarak o’nu selamladığı halde ayağa kalkmayan Çanakkale’nin Sayın Belediye Başkanıyım.Sınıf arkadaşlarım hukuksal yollarla beni ayağa kaldırabilirler mi?”Dediğimde sınıf itiraz etti:”Ayağa kalkması gerekir Hocammm!”Diyerek.Sayın Yıldırım Uluer:
         “Belediye Başkanı ayağa kalkmam diyor.Hepinize ev ödevi.Hukuki yollarla Belediye Başkanını ayağa kaldırınız!”Dedi ve bana dönerek:
         “Neden ayağa kalkmadığınızı siz açıklar mısınız?”Dedi.
         “Ayağa kalkarak,size saygım var ayağa kalkarak sorunuzun yanıtını  açıklamak istiyorum.Yasalarımızda Suç Ve kabahat olarak belirtilmemiş fiilleri işleyenler hakkında takibat yapılamayacağı gibi,uyarı dahil her hangi bir ceza da verilemez.Bir hukuk devleti olan Ülkemizde,her makam sahibinin sorumlulukları ve yetkileri yasalarında belirtilmiştir.Köy Muhtarlığı,İl Özel İdaresi ve belediyelerimiz Vesayet rejimine tabîdirler diye susta maymunu mudurlar?Belediye Kanununda belediye başkanının görevleri arasında,başbakan geldiğinde ayağa kalkacak diye bir madde de yoktur.Bu hukuk dışı işlemden bir tek olumlu sonuç çıkacaktır:Sayın Muzaffer Ecemiş bu haksız fiilinden dolayı üst makamlara getirilecektir,arz ederim!”Dedim.Bu sözlerime itiraz eden sınıf mensupları, ertesi derste ayağa kalkarak:
         “SayınHocam,Albayımızhaklıymış!”Demişlerdi  .Diktatörlüklerde Kahramanlık ve vatanına hizmet önemli değildir.Körü,körüne itaat önemli ve yükselme aracıdır.

14 Ağustos 2012 Salı

782/MİLLİ İRADEYE ALÇAKÇA SALDIRMAK!

OSMAN TÜRKOĞUZ
 Çeşmealtı;14 Ağustos 2012.

                   “MİLLİ İRADEYE ALÇAKÇA  SALDIRMAK!”
         CHP Milletvekili Sayın Hüseyin Aygün,12 Ağustos 2012 günü,Tunceli—Ovacık yolunda iki kişi tarafından kaçırılmış?!”Dersim katliamından Atatürk’ün haberi var!”Dediği için; rica üzerine CE-HE-PE’DEN Milletvekili yapılmıştı! Milletin Vekili kaçırılınca;Sayın Bahçeli dahil,  cümle Devlet Büyüklerimiz telaşa kapılmışlar ve vakit geçirmeden Rutin Beyanatlarını da vermişlerdir.Hergün Milletin Evlatlarının cenazeleri Albayraklı tabutlara sarılı olarak gelmektedir.Askerlerimiz,Kaymakamımız ve sivil vatandaşlarımız da öldürülmekte ve kaçırılmaktadır.Milli irade tarafından seçilmiş olan   Milletvekillerimiz esir Kamplarında tutulmaktadır!Milli iradeye alçakça bir saldırı diyen de bulunamamaktadır!
         Atatürk’ten Korkanlar Partisinin Çankaya Noteri de acıklı bir demeç vermiştir:
         Sayın A.GÜL:“Bu,tabiî çok ciddi bir olaydır.Milletvekili sadece illerini değil bütün Türkiye’yi temsil ederler;dolayısıyla BU MİLLİ İRADEYE ALÇAKÇA BİR SALDIRIDIR!”
         Bendeniz; Milletvekillerimizin parmak kaldırmak suretiyle mensup olduğu siyasi partinin başkanını temsil ettiklerini sanırdım. Bu demeç üzerine; işlerinin çok zor olduğunu öğrendiğim Sayın Milletvekillerimize, --Enflasyonda Eriyen,Maliye Bakanımız--19000TL.Maaş bile azdır!
         YASAMAYI, YÜRÜTME’Yİ , YARGIYI ve dahi  BOP’U temsil eden Sayın Başsavcımız R.T.Erdoğan Beyimiz de:”Olayı şiddetle kınıyorum!” Demiş!
         Hukuk’un temeli;İŞLEM ve EYLEMDE EŞİTLİKTİR!
         Sayın Recep Beyimiz;genel seçimler sonunda Siirt’ten AKP  milletvekili seçilen bir hayranının!İstifası ve Sn.Deniz Baykal’ın desteği ile Siirt’te yeniden yapılan seçim  üzerine   Meclis’e girmişti.
         Uydurma suç dosyaları,maskeli tanıklar ve özel yargılama mercileri marifetiyle;evleri Yeni Polis ordusu ile basılan Kahramanlarımız,General,Amiral ve Bilim adamlarımız ve dahi Yazarlarımız Esir Kamplarına doldurulmuştu.Bunlardan Milli, irade ile seçilmiş olan Milletvekillerimiz hala esir kamplarında tutulmaktadır.         Katiller,vurguncular serbest bırakılmış;Din ve Allah ile Almanya’da  Müslüman kardeşlerimizi soyan Deniz Fenerciler  Almanya’da hüküm giydikleri halde ülkemizde yüksek mevkilere getirilmişlerdir.307klasör suç dosyası ortalarda sürünmektedir.Gerçeği araştıran Cumhuriyet Savcılarının başlarına gelmedik dert bırakılmamıştır.Milletvekillerini suç dosyaları Meclis arşivinde bekletilerek korku aracı olarak kullanılmaktadır.İktidar;devletin Polisi dışında;Nazi Polislerini SA’LARI aratmayan Özel Polisleri ile,gece yarıları,hiçbir tebligatta bulunmadan her tarafı aratmakta ve ülkemize hizmet etmiş insanları derdest ettirmektedir.
         Sayın Abdullah Gül Beyimize soruyorum:İktidarın bu tutum ve davranışı, HAK VE HUKUKA NECE BİR SALDIRIDIR?
         Nasrettin Hocanın Eşeği komşunun Eşeğini boğarsa bu normal sayılırmış!Çünkü,Nasrettin Hocanın Eşeği Hz. Muhammed’e Mısır Valisi Mukavkıs’ın hediye ettiği eşeğin soyundanmış!Komşunun Eşeği Nasrettin Hoca’nın Eşeğini boğarsa dava atmış akçeden açılırmış!

781/MYANMAR'DA AĞLAMAK!

            OSMAN TÜRKOĞUZ
          osmanturkoguz@gmail.com
          Çeşmealtı;14 Ağustos 2012.

                            MYANMAR’DA AĞLAMAK!
“Sait’i Nursi’nin/Türklük, Din ve İlim düşmanı Norslu Sait! Ostüzü/ dediklerine uyulsaydı, bugünlere gelinmezdi!”MEB.Hüseyin Çelik!
“Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis’i toplayamayız!”AKP. Genel Başkan Yrd.Hüseyin Çelik.Basından.
Alman Şansölyesi Sayın Angele Merker,Alman Devlet’e ait uçakla uzak doğuya giderken,Kocası sefer sayılı bir uçakla,bilet parası cebinden, aynı yere uçmuştur!”Basın.
“Asker ve polis’in her zaman şehit olması kaderlerindendir!””O katırın hesabı mutlaka sorulacaktır!”Dâhiliye Vekili Sayın İdris Şahin!
         Aynı Yetkilimizin bu iki beyanatı da Kürtleri ve PKK’YI okşamaya,oy avcılığına  yöneliktir.
         Sayın Majeste Emine Hatunun, sırf ağlamak için, Myanmara Türkiye Cumhuriyetine ait bir uçakla gitmesi de aynı amaca yöneliktir.”Birkaç Mehmedimizin şehit düşmesine” Türkiye’de ve cenaze törenlerinde ağlamak,Kürtleri ,Bedhahlarımızı ve  Vatan Haini PKKLILARI kızdırarak oy kaybına neden olabilirdi.Ama,Uzakdoğu’daki Müslüman bir azınlık için oralara,Türkiye Cumhuriyetinin uçağı ile cümbür cemaat giderek,TV.Kameraları önünde ağlamak ,Müslümanlığı politikalarına amaç olarak kullanmakta olan emperyalistlerin desteğini sağlardı.Bir de,kendi ağlanacak hallerine bakmadan görüntülere ağlayan Aymazları da mutlu   ederdi.PS:Vatan Hainleri ile çarpışırken yaralanan Gazilerimiz, nasıl olsa şehirlerarası otobüslerle,bilet paralarını teğmenleri vererek  ve bastonlarına dayanarak baba evlerine dönebilmektedir.Ambülans uçaklarımız da;emperyalizmin emrinde ve para karşılığında kendi devletleri ile çarpışırken yaralanan Müslüman Arapları,tedavilerini sağlamak maksadı ile ülkemize getirmeleri için hazır bekletilmektedir.

12 Ağustos 2012 Pazar

780/İNSAN YUTAN KUMLAR!

OSMAN TÜRKOĞUZ
 osmanturkoguz@gmail.com                                                           Çeşmealtı;11 Ağustos 2012

                                      İNSAN YUTAN KUMULLAR!
“Şemdinli elden çıkmıştır!”Hak ve Özgürlükler Partisi  Genel Başkanı,Emekli Tümgeneral Sayın Osman Pamukoğlu.
“Senin gramın ne çapın ne ki beni TV’YE çağırıyorsun! Hiç utanmıyor,sıkılmıyor musun?General olsan kaç yazar?Seviyesiz”Sayın Recep Tayyib Erdoğan.(Basın)
         Efendim; bir defa, konuşma ve hitap tarzı bir insana yakışmadığı gibi, bir başbakana hiç te yakışmaz.”Sen” hitabı, Emekli ve  Kahraman bir Generale yakışmadığı gibi bir siyasi parti başkanına da hiç yakışmaz.Sayın Osman Pamukoğlu’nun Generalliği,Vatanseverlikte,Kahramanlıkta ve Dürüstlükte tam üzerinden tam yazar.Sayın Recep Beyimiz;bölmede ve Türklüğü inkârda,Cumhuriyetimizin kazanımlarını satmada,BAŞSAVCI olarak,AYDINLARIMIZI VE KAHRAMANLARIMIZI ESİR KAMPLARINA SÜRESİZ OLARAK DOLDURMADA  sizin çapınız ve de ağırlığınız ne kadardır ve ne yazar!Haddim olarak size,biraz askerlik ve savaş bilgisi vermek durumundayım.Çünkü bendeniz Emekli bir Jandarma Komando Albayıyım.Hem de Amerikan’ın ünlü Ranger birliğinden diplomalıyım.Şu yazdıklarımı iyice okuyunuz da halkı kandırmaktan vaz geçiniz.
         Tarihin en kısa süren kesin neticeli muharebesi; MÖ:370’te Thebai’li komutan Epaminandos’un Isparta’ya karşı kazandığı muharebedir. Sadece  yeni bir manevra planı uygulayarak,o dönemin en güçlü ordusunu,Isparta ordusunu, sadece ve dahi sadece 12/ON İKİ/dakikada yenmiştir.
         Kan Meydan Muharebesini Ünlü Anibal, Roma’ya karşı 2,5 saatte kazanmıştır.
         Tarihin en kesin sonuçlu Mohaç Meydan Muharebesini Birinci Süleyman/1526/2.5 saatte kazanmıştır.
         Yakın tarihimize gelelim:
         1*Birinci İnönü Muharebesi,06 Ocak 1921’de başlamış,Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusu Miralay İsmet Beyin komutasında,Muharebeyi 10 Ocak 1921 tarihinde kazanmıştır.
         2*İkinci İnönü Muharebesi,23 Mart 1921’de başlamış,Yedi gün sürerek,01 Nisan 1921’de Mirliva İsmet Paşa’nın zaferi ile sonuçlanmıştır.
         3-Kütahya-Eskişehir-Aslıhanlar Muharebeleri,8/15 Nisan 1921 tarihleri arasında Yunanlıların zaferi ile sonuçlanmıştır.
         4*Sakarya Meydan Muharebesi;23 ağustos 1921’de başlamış;13 Eylül 1921’de Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkomutanımız Mustafa Kemal’in komutasındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları zaferi kazanmıştır.Muharebe,geceli ve gündüzlü 22 gün sürmüştür.
         5*Başkomutanlık Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1922’de,saat 0330’da başlamış,kesin sonuçla 31 Ağustos 1922’de,gün batımında, Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal’in zaferi ile sonuçlanmıştır.Muharebe ALTI gün sürmüştür.
         7/Resmi açıklamalara göre; Hakkari ilimizde,Türk Silahlı Kuvvetleri ile PKK arasındaki muharebe,14/ONDÖRT/gün sürmüştür.Göğüs,göğüse cephe muharebeleri olmuştur.Hakkari valisinin açıklamasına göre de muharebe 19 gün sürmüştür.Bendeniz de soruyorum Sayın Başsavcımıza:”Ne zamandan beri Gerilla cephe savaşları vermektedir?Her türlü ağır silahlarımıza;hava desteğimize karşın,PKK bu kadar mühimmatı ve gücü ve bu desteği nasıl ve ne şekilde sağlamıştır?Masallarla halkımızı uyutmayı bırakalım da,dosdoğru hareket edelim ve halkımıza da doğruları söyleyelim.
         Fransa’da Manş denizi kenarında,insanları yutan kumluk bir kıyı şeridi vardır.Kim bu şeritteki kumun içine adım atararak denize ulaşmak isterse,adım atan kımıldadıkça kumlar onu yutarak boğmaktadır.O insanın boğulmaması için halkın ona el uzatması gerekir.Yanına yaklaşan da
 boğulmaktadır. İp atarak o insanı kenara çekmek gerekir.Amerika’nın ve tüm Türk düşmanlarının istedikleri tek şey kalmıştır:Generalleri,Amiralleri ve tüm kahramanları haksızca esir kamplarına doldurulan ve moral gücü yıpratılan Türk Silahlı Kuvvetlerini Ortadoğu batağına sokmak;sonra da Eyaletlere ayrılacak olan  ülkemizde iç savaşlarda yendirmek!Saygılarımla.
        

11 Ağustos 2012 Cumartesi

780- KOMUTAN EMRİ UYGULANIR, ÖLÜM PAHASINA'

            OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkogus@gmail.com
         Çeşmealtı; 10 Ağustos 2012.

                   KOMUTANIN EMRİ UYGULANIR,
                   ÖLÜM PAHASINA!
                   “Ben, size taarruz etmeyi değil, ölmeyi emrediyorum!”
                                      Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, Çanakkale.

                   “Birlikler zafiyet derecesinde sarsılsalar da zayiata bakılmaksızın düşman mevzileri süngü hücumları ile zaptedilecektir!” Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal. Büyük Taarruz.
         Antakya’da 23’üncü Bağımsız Jandarma Er Eğitim Tabur Komutanı iken, aynı zamanda, 124’üncü Seyyar Jandarma Alay Komutanlığı nezdindeki disiplin Mahkemesi Başkanıydım. 124’üncü Seyyar Jandarma alay Komutanı J.Alb. Sayın Avni Saylam, beni makamına davet etti:
         “Sayın Türkoğuz; Çok önemli bir suç dosyası geldi ve bugün disiplin Mahkemesinde duruşması yapılacak. Bir Karakol eratı, Takım komutanı Asteğmenin emri ile sınırı aşarak Suriye’ye girmiş, kaçırılan keçi sürüsünü yakalayarak, sürü ile birlikte geri dönmüş. Gözünüzü seveyim!” Dediler.
Sabahleyin sınır iz kontrolünde, Suriye’ye kaçırılan Keçilerin izini gören o karakolun bağlı olduğu takımın komutanı:
         “Türkiye Cumhuriyeti; sizi, sınırlarını korumak ve kaçakçılığın da men ve takibi görevi ile görevlendirmiş. Kaçırılan sürüyü bulmanızı emrediyorum!” Demiş.         Sınırı geçen Jandarma karakolu personeli mahkememizde hazırdılar. İfadelerini aldım. Tüm askerler, korkusuz ve heyecansız olarak aynı sözü söylediler:
         “Takım Komutanımızın emrini ölümümüz pahasına yerine getirmek bizim için askerliğin namusu gereğidir! Bizler, iz sürerek, men edemediğimiz kaçakçılığı takip ederek sonuca ulaştık. Verilecek cezaya da razıyız!” Dediler.
         “Usulsüz ve silahlı olarak bir devletin sınırı geçilmiş! Verilen görev de zayiatsız ve vukuatsız olarak yerine getirilmiş. Bu askerlerimize ceza vermiş olmak, takım komutanı subayımızın ve diğer komutanlarının verecekleri emirlere uymamalarını da sağlamış olacaktır. Güzel ve gerekçeli bir karar vererek askerlerimiz hakkında müsnet suça beraat kararı verdim. Karar yazımızı komutanlığa ilettiğimiz yazıma da: Takım komutanlarının, emirlerindeki karakollara ve bu karakol personeline yasalara ve yasaklara aykırı emir vermemeleri hususunda bilgilendirilmesi gerektiğini de duyurmuştum. Kararımız üzerine kıyamet kopmuştu. Ama sonunda, örnekler vererek,  kararıma aklı yatmayanları ikna etmiştim.
         1956 senesinde Akçakoyunlu Gümrük Bölüğünde yaşanmış bir olay: Oğuzeli ilçemizin Güney Demiryolu kenarında aynı adı taşıyan bir köyümüz, bir de hudut bölüğümüz//Tabur da olmuştur// vardır. Akçakoyunlu. Bu bölüğün batısında bulunan Hüseymin köyünden Suriye’ye bir ineğin geçtiği iz kontrolünden anlaşılmıştır. Sabahleyin, bölüğünü içtima ettiren bölük komutanı Yüzbaşı: ”İçinizde mangal gibi yüreği olan olsaydı o ineği gider de geri getirirdi!” Diyerek bölük personelini bir güzel fırçalamış.
Bölük istirahata çekildikten sonra; herkesin çingene diyerek dalga geçtiği, İzmirli bir gümrük askeri teçhizatını kuşanarak batı yönüne gitmiş ve yarım saat sonra, Suriye’nin sınır karakolundaki tüm askerlerini birerle kolda ve tüfekleri boyunlarına asılı olarak Akçakoyunlu hudut bölüğüne getirmiş. Bir saat sonra da inek iade edilmiş ve konuk Suriyeli karakol personeli de karakollarına gönderilmiş.
Bu öyküyü, görev yaptığım Akçakoyunlu’da çok dinlemiştim.1996 senesinde; Manavgat’ın Parekente köyünde de dinledim.
O olay sırasında Akçakoyunlu hudut karakolunda görev yapmış olan bir gümrük askerinin ailesinden!
Komutanın emri yerine getirilmişti!
         Ben, Kızıltepe’deki bir Seyyar Jandarma Alayının Komutanı iken, beni Siirt Tugayının plan tatbikatına oyuncu olarak çağırdılar. Hemen gittim, bir muharebe durumunda bana verilen görevi de başarı ile yerine getirerek Alayımın başına gururla döndüm.
         Devlet Başkanımız Sayın Kenan Evren’in huzurlarında; Ege Ordusunda yapılan ve Ege Ordu Komutanının yönetimindeki plan tatbikatına emirle katıldım. İşin ilginç yanı; bendeniz Konya Jandarma Bölge Komutanlığında Personel Şube müdürü Albay rütbesinde bir jandarma subayıydım, bu plan tatbikatına jandarma Genel komutanlığı adına katıldım.
         Gaziantep Seyyar Jandarma Tugayında yapılan bir plan tatbikatına, Türk sınırını geçerek Gaziantep’i düşürecek bir düşman tank tabur komutanı olarak katıldım. Üstelik ben bir jandarma subayıydım.
Zonguldak Jandarma Er Eğitim Tugayının plan tatbikatı dosyasını ben hazırladım ve tatbikatta da Zonguldak İl jandarma Alay Komutanı görevi ile oynadım. Plan tatbikatları yapmayan ve Harp Oyunları oynatmayan bir ordunun savaş bilgileri nazariyatta kalır.
         Hukuk Fakültelerimizde de hukuk bilgilerinin uygulamasını görmek için pratikler yapılmaktadır.
         03 Kasım 2003 tarihinde; İstanbul’da Birinci Ordu Komutanlığın da bir plan tatbikatı icra edilmiş. Emekli olmasaydım; tutuklanacağımı da söyleselerdi, bu plan tatbikatına katılmam için verilecek emri ölümüm pahasına yerine getirirdim.
         Bu plan tatbikatına emir alarak katılmış olanların suçlandırılması; Türk Silahlı Kuvvetlerinin geleneksel disiplin anlayışına ve ast-üst ilişkilerine indirilmiş en utanç verici ve en öldürücü bir darbedir.
İktidar aleyhine planlı bir kalkışma mı varmış? Hayır, USA’NIN 2011 yılı ulusal güvenlik planı uygulanmaktadır: ”Hiçbir devletin ya da devletler gurubunun güçlenmesine izin verilmeyecektir. Askeri operasyonlar dâhil her türlü önlem alınacaktır! Türkiye üç parçaya ayrıştırılacak, Konya’da ılımlı bir İslam cumhuriyeti kurulacaktır…” ”Eyaletlere ayrılacak Türkiye, Osmanlı’da olduğu gibi eyalet güçleri tarafından yenilecek duruma getirilecektir.
         Ulusal Kurtuluş Savaşı Kahramanlarımızdan Orgeneral Kurt Cebe Noyan’ın bir hareketi vardır: İtalyan askeri ataşesi, İtalyan ordusunu methederken, ellerini hararetle çırparak: ”Bravo Kapitano!” Demiştir. Bu söz üzerine de Ateşe mosmor kesilmiştir.
Birinci Dünya Savaşında; Avusturya cephesindeki bir İtalyan bölüğü, İtalyan topçusunun ateşini geriye kaydırması üzerine Avusturya mevzisini süngü hücumu ile zapt edecektir. Bölük komutanı, bölüğüne süngü taktırır ve: ”Ben, düdüğümü öttürdüğüm zaman, düşman mevzisine en önde hücum edeceğim. Sizler de beni izleyeceksiniz! Tamam, mı?” Demiş, tamam tekmilini aldıktan sonra düdüğünü öttürerek siperden ok gibi fırlamış.
 BİR ALKIŞ SESİ VE “Bravo Kapitano!” Bağırışı üzerine geriye döndüğünde, siperlerin üzerine çıkan bölüğünün kendisini alkışladığını görmüş ve şimşek gibi siperine dönmüş!”
Amerika’nın ve dâhili bedhahlarımızın istediği böyle bir Türk ordusudur. Yalınız liderleri alkışlayacak!
Sayın Recep Beyimiz, Cumhuriyet sistemini yıkmak için beyanat üstüne beyanat verdikten sonra; söylemlerini icraata dökmüştür. Adliye ve meclis canibinden kılı kıpırdayan da yoktur!    
Buyurunuz Sayın Müddeiumumîlerimiz!
Buyurunuz gaflet içersinde rüya görenlerimiz.
Sayın Recep Beyimizin şu yemini Bir daha okuyunuz!      
Bir daha okuyunuz!      


9 Ağustos 2012 Perşembe

779/HAFIZAYI BEŞER!

OSMAN TÜRKOĞUZ
Çeşmealtı;09 Ağustos 2012
                                                  HAFIZAYI BEŞER NİSYAN İLE MALÛLDÜR!
                                                           Adnan Menderes
Hafızayı Beşer; ihanetleriyle mağrurdur            günümüzde.Ostüzü.
“MİLLETLER; GÖRÜNÜRDEKİ VARLIKLARINI YİTİRMEKLE YIKILMAZLAR. BU FELAKETE UĞRAYANLARI YOKEDEN İLLET, HAFIZALARINI YİTİRMİŞ OLMALARIDIR. GUSTAVE le BON.
Yüksek bir mevkiye yerleşen alçak kişiden daha kötü bir şey olamaz.”Claudianus.
Savaşta yasalar susar!”
“Mutlak hak,mutlak haksızlıktır!”
“Şeref ve doğruluk adaletin temelidir!”
 “Bir ulus dış düşmanları ile baş edebilir. Fakat içersindeki satılmış ve hainlerle yaşayabilmesi olanaksızdır. Sınırları zorlayan düşman silahlarını ve âlemlerini açıkta taşıdığı için daha az tehlikelidir. Fakat bir hain, hain gibi görünmez, kurbanları ile aynı aksanda konuşur, onların çehresine bürünür ve bütün kapılardan serbestçe geçer, sesi en üst düzey hükümet koridorlarında duyulur. Ulusun ruhunu çürütür. Politik yapıya her türlü hastalık bulaştırarak ulusun yaşam gücünü elinden alır. Bir katil daha az korkuludur.”Marcus Tullius Cicero(MÖ:106/43)Romalı Hatip. Filozof,yazar ve adam gibi  devlet adamı.
            “Kendi ordusunu taşıyamayan  uluslar başka ulusların ordularını taşımak zorunda kalırlar.”P.C.Tacito,(MS.55/117)
     19 Mayıs 1919:Yıkık, parçalanmış,paylaşılmış,asırların ihmaline uğramış bir ülke:Türk Vatanı. Aç, fakir,savaşlar yorgunu,şaşkın ve umutsuz insan kalabalıkları,Müslüman Türkler.
     Gaflet,Dalalet ve Hıyanet şaha kalkmış.Halkı sürü,kendisini çoban sanan çaresiz,teslimiyetçi bir Padişah Halife!
     Yalınız kendi çıkarlarını düşünen kof bir iktidar!Kürt Mustafa Divan Harbi=Ölüm!
     Bir İngiliz ajanı papazın—Rahip Frew-- emrine girmiş Hoca ve Molla takımı,Türklük ve Müslümanlık aleyhine dini kullanmada.
     Yetenekli komutanları tutuklanmış ve Malta’ya sürülmüş;  TÜM SİLAHLARI ELİNDEN ALINMIŞ OLAN Ordusu terhis edilmiş, tüm haberleşme araçlarına el konulmuş,azınlıkları silahlandırılmış,onuru kırılmış bir ülke!
     09 AĞUSTOS 2012,GÜNÜMÜZDE: Tüm ekonomik ve sanayi kuruluşları ve arazileri yabancılara satılmış ve satılmakta;tüm Kahramanları Hain iftirası ile esir kamplarına doldurulmuş,Ulusal Kahramanları ders kitaplarından çıkartılmış,vatan hainleri kahraman ilan edilerek heykelleri dikilmiş ve adlarına KAMU BİNALARI YAPILMIŞ,düzmece belgeler ve maskeli tanıklarla Türk Silahlı Kuvvetlerinin en Güzide Komutanları tutuklanarak emekliye sevk edilmiş, her kahramanı ve Aydını tutuklayan Özel Mahkemeler=Esaret,Türkiye Cumhuriyetinin deniz hukukunu koruyacak Donanması güçsüz  ve Amiralsiz bir konuma getirilmiş,tarikatların ve dış güçlerin güdümünde bir ülke,Türkiye! Sözlü ve yazılı basını da Mütareke basının yüreğini sızlatacak bir konuma getirilmiş,parmak indirip,kaldırmayla yasamasına yön verilmiş,üç erki bir kişinin iradesine bağlanmış Ortaçağa doğru hızla yol alan bir ülke,benim ülkem,bizim ülkemiz Türkiye!
     “Bir ordunun kudreti ,subay ve komuta kademesinin kabiliyetiyle ölçülür!””Bir ülkeyi yıkmaya karar verdiler mi önce subaylarından başlarlar.”Mustafa Kemal,Afyon Orduevi konuşmasını hatırlayınız!

778/GEÇİMİNİ SAĞLAMAK!

OSMAN TÜRKOĞUZ             GEÇİMİNİ SAĞLAMAK!
Çeşmealtı;09 Ağustos 2012
                                           HAFIZAYI BEŞER NİSYAN İLE MALÛLDÜR!
                                                           Adnan Menderes
Hafızayı Beşer; ihanetleriyle mağrurdur            günümüzde.Ostüzü.
“MİLLETLER; GÖRÜNÜRDEKİ VARLIKLARINI YİTİRMEKLE YIKILMAZLAR. BU FELAKETE UĞRAYANLARI YOKEDEN İLLET, HAFIZALARINI YİTİRMİŞ OLMALARIDIR. GUSTAVE le BON.
Yüksek bir mevkiye yerleşen alçak kişiden daha kötü bir şey olamaz.”Claudianus.
Savaşta yasalar susar!”
“Mutlak hak,mutlak haksızlıktır!”
“Şeref ve doğruluk adaletin temelidir!”
 “Bir ulus dış düşmanları ile baş edebilir. Fakat içersindeki satılmış ve hainlerle yaşayabilmesi olanaksızdır. Sınırları zorlayan düşman silahlarını ve âlemlerini açıkta taşıdığı için daha az tehlikelidir. Fakat bir hain, hain gibi görünmez, kurbanları ile aynı aksanda konuşur, onların çehresine bürünür ve bütün kapılardan serbestçe geçer, sesi en üst düzey hükümet koridorlarında duyulur. Ulusun ruhunu çürütür. Politik yapıya her türlü hastalık bulaştırarak ulusun yaşam gücünü elinden alır. Bir katil daha az korkuludur.”Marcus Tullius Cicero(MÖ:106/43)Romalı Hatip. Filozof,yazar ve adam gibi  devlet adamı.
            “Kendi ordusunu taşıyamayan bir ulus başka ulusların ordularını taşımak zorunda kalır.”P.C.Tacitio,(MÖ.117/55)
     19 Mayıs 1919:Yıkık, parçalanmış,paylaşılmış,asırların ihmaline uğramış bir ülke:Türk Vatanı. Aç, fakir,savaşlar yorgunu,şaşkın ve umutsuz insan kalabalıkları,Müslüman Türkler.
     Gaflet,Dalalet ve Hıyanet şaha kalkmış.Halkı sürü,kendisini çoban sanan çaresiz,teslimiyetçi bir Padişah Halife!
     Yalınız kendi çıkarlarını düşünen kof bir iktidar!Kürt Mustafa Divan Harbi=Ölüm!
     Bir İngiliz ajanı papazın—Rahip Frew-- emrine girmiş Hoca ve Molla takımı,Türklük ve Müslümanlık aleyhine dini kullanmada.
     Yetenekli komutanları tutuklanmış ve Malta’ya sürülmüş;  TÜM SİLAHLARI ELİNDEN ALINMIŞ OLAN Ordusu terhis edilmiş, tüm haberleşme araçlarına el konulmuş,azınlıkları silahlandırılmış,onuru kırılmış bir ülke!
     09 AĞUSTOS 2012,GÜNÜMÜZDE: Tüm ekonomik ve sanayi kuruluşları ve arazileri yabancılara satılmış ve satılmakta;tüm Kahramanları Hain iftirası ile esir kamplarına doldurulmuş,Ulusal Kahramanları ders kitaplarından çıkartılmış,vatan hainleri kahraman ilan edilerek heykelleri dikilmiş ve adlarına KAMU BİNALARI YAPILMIŞ,düzmece belgeler ve maskeli tanıklarla Türk Silahlı Kuvvetlerinin en Güzide Komutanları tutuklanarak emekliye sevk edilmiş, her kahramanı ve Aydını tutuklayan Özel Mahkemeler=Esaret,Türkiye Cumhuriyetinin deniz hukukunu koruyacak Donanması güçsüz  ve Amiralsiz bir konuma getirilmiş,tarikatların ve dış güçlerin güdümünde bir ülke,Türkiye! Sözlü ve yazılı basını da Mütareke basının yüreğini sızlatacak bir konuma getirilmiş,parmak indirip,kaldırmayla yasamasına yön verilmiş,üç erki bir kişinin iradesine bağlanmış Ortaçağa doğru hızla yol alan bir ülke,benim ülkem,bizim ülkemiz Türkiye!
     “Bir ordunun kudreti ,subay ve komuta kademesinin kabiliyetiyle ölçülür!””Bir ülkeyi yıkmaya karar verdiler mi önce subaylarından başlarlar.”Mustafa Kemal,Afyon Orduevi konuşmasını hatırlayınız!

7 Ağustos 2012 Salı

777/MUKABELEBİLMİSİL!

            OSMAN TÜRKOĞUZ
          osmanturkoguz@gmail.com
           Çeşmealtı;07Ağustos 2012

                            MUKABELEBİLMİSİL!
         Kuleli Asker Lisesinden ve Kara Hap Okulundan bir sınıf arkadaşım vardı.Bu arkadaşımın iki erkek kardeşi ve Lise öğretmeni olan bir de ablası vardı.Bu üç erkek kardeşler,kızlarla yaşadıkları maceraları övünerek anlatırlardı.Günün birinde,Ablalarının lisedeki öğrencilerinin birisi ile aşk hayatı yaşadığını büyük bir hiddetle öğrenmişlerdi.Kendilerini sessizce dinleyen Rahmetli babaları emekli demiryolu memuru,”beni bir dakika dinler misiniz?”Diyerek söze başlamıştı:
“Sizler,ben bildim bileli,başkasının kızları ile yaşadığınızı gönül maceralarınızı anlatmaktasınız.İzin veriniz de,ablanızın öğrencisi olan o genç delikanlı da sizin ablanızla yaşayacağı aşk maceralarını övünerek anlatsın!Her evin merdiveni basamak,basamaktır!”Demişti.Nedense,Suriye—Sayın Tayyib Beyimiz ve PKK konusu gündeme geldiğinde bu olayı hatırlarım.Tüm dünyanın bildiği bir gerçek var:Suriyeli isyancıları Sayın Tayyib Beyimiz destekliyor ve de Türkiye eğitiyor.Sayın Tayyib Beyimiz;”PKK,Suriye’yi destekliyor!”Diye neden avaz,avaz demeçler veriyor?Siz yaparken iyi de başkaları size karşılık verince neden kötü?Hani”Yurtta sulh,cihanda sulh!”                          İngiltere Kraliçesi İkinci Elizabeth, İngiliz tacını giydiği gün güzel bir söylev vermiş:
         “İngiltere’nin düşmanı yoktur,dostu da yoktur.İngiltere vardır!”
         Türkiye’nin dostu yoktur, düşmanı da çoktur. Çünkü ve dahi çünkü Türkiye’nin yalınızTayibi vardır!”

İzleyiciler

Blog Arşivi