18 Aralık 2016 Pazar

2134/KADIN NEREDEN NEREYE:6'INCI BÖLÜM.


            TC.                                                                                                                                                                                                OSMANTÜRKOĞUZ   
osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                                                                                                                                                        osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                        TV.İZMİR;18 Aralık 2016.

              KADIN NEREDEN NEREYE?

                      ALTINCI BÖLÜM.                                                                                                                                     

                    TANRIMIZ BİR KADINMIŞ?!

                “Kalp krizinden öldükten 48 dakika sonra hayata dönen Papaz John Michael’,ölü kaldığı süre içinde ,cennete giderek tanıştığı Tanrının bir Kadın olduğunu söylemiştir?!Buna benim de aklım yattı?!Kainatın ve dünyamızın bu denli görkemli,renkli,uyumlu her yönden eksiksiz yaratılmasını ancak bir kadın yapabilir.Ancak bir sıkıntım da var:Kadın Tanrımız,cennette Müslüman erkekler arasında pek dolaşmamalı!Ne olur,ne olmaz benden söylemesi?!” Alıntı:“Sonsuz sulardan çıkıp, Ülgen’e yaratma emrini veren ve tekrar sulara dönen Tanrıça Akana’dır. Altay Türklerinin inancına göre, ışıktan bir kadın hayali şeklindedir. Ülgen ilk yaratılış ilhamını Akana’dan alır ve dünyaya destek olması için üç tane de balık yaratır. Türk mitolojik görüşlerine göre Ak ana boynuzlu olarak betimlenir. Eski çağlarda Ana tanrıça heykelcikleri de boynuzlu olarak simgelenmiştir.”Yaratılış destanımızda Kayra Han ‘a yaratma fikrini verendir. Bazan Ürüng ENE diye de geçiyor... “Bu da Yaratılış destanının en başı: "Her şeyden önce su vardı. Yer, ay, gök, güneş yoktu. Sadece Tanrı Kayra Han vardı, ancak yalnızdı ve canı sıkılıyordu, Sudan gelen bir SES ona, "yarat!" Dedi da kendi gibi birini yarattı ve ona “kişi,” Dedi. .." Ak Ana - Türk, Tatar, Altay, Yakut, Çuvaş mitolojilerinde Deniz Tanrıçası. Değişik Türk dillerinde Ağ Ana, Ürüng Ene, Şura (Sura, Sor) Ene olarak da bilinir. Moğollar ise Sagan (Sagağan, Saj) Ece ol               

.”KURANIN TİN SURESİNİN 5’İNCİ AYETİ:”BİZ,GERÇEKTEN İNSANLARI MÜKEMMELEN/EKSİKSİZ OLARAK/YARATTIK?!”Yazmasına karşın;İslam ÜlKELERİNDE,Kadın,insandeğildir?!”Tartışmalarıyapılmakta;tartışmayagirenler,aslında kendi eşekliklerini  kanıtlamaya çalışmaktadırlar.

        Manisa’da ağlayan kaya NİYOBE,adeta Anadolu kadınının kendisidir.Anadolu kadını,doğurdukları tarafından bile hor görülür,severek kaçtığı adamlar tarafından da dövülür,süründürülür ve dahi öldürülür.Anadolu kadının çileli sevgisi,şiir olmuş,takı olmuş,çorap ve kilim olmuştur.Hep acılar görmüş,yine de sevgisini göstermiştir.Edremit Körfezinin Kuzey Batısında yükselen çok ünlü bir dağ vardır:Efsanelerdeki adı İDA DAĞIDIR.Yeni adıysa KAZ DAĞLARIDIR.KAZ DAĞI ayrı bir zirvedir.Nereden bu adı alır bu ulu dağımız?SARI KIZ EFSANESİNDEN.Kadınsız efsane mi olur?!İDA DAĞI eteğinde çok şirin bir köy varmış.Bugün de en ünlüsü TAHTAKUŞLAR köyü olmak üzere,Konar-Göçer Yörüklerimizin yerleştirildikleri yerleşim yerleri vardır.Tahtakuşlar köyü hâlen Şamanist geleneğini sürdürmektedir,çok ünlü bir de müzesi vardır.Osmanlı Ordusunun ok ve yay ihtiyacını buraya yerleştirilen Oğuzlular temin etmişlerdir.Bir zamanlar,İda dağı eteğindeki köyde,çok Güzel,Sarışın bir Genç kız yaşarmış.Bu köyün Yaşlısı,Genci,Evlisi ve Bekarı bu kıza askıntı olurlarmış.Hiçbir kimseye yüz vermeyen bu kızın adı Orospuluğa çıkmış.Aynen gerçek hayatımızdaki Ezo Gelin öyküsü gibi…Dedikodulara inanan ol Güzel kızın babası da,kızını İda dağının ıssız bir yerine bırakmış.Paris’in öyküsünü hatırlamalısınız.Hergün ol ıssız yere gelen bir Kaz,iki yumurta bırakmış.Yumurtaların birisini yiyen Sarı Kız,diğer yumurtayı da fol olarak biriktirmiş.Sonunda bir sürü kaza sahip olmuş.Bu öykü İslami geleneğe ve Hıristiyanlığın TESLİSİNE/ÜÇLEMESİNE/göreanlatılmaktadır.İslam—Türk Sentezcilerinin kulakları çınlasın gari…Hz. Ali’nin bilinen çocuklarının dışında,Hz. Fatma’dan bir kızı daha olmuş.Bilinen gerçek şudur ki,Hz. Fatma,babasından 93 gün sonra ölmüştü,Ali’nin evlenmiş olduğu(10)kadından da (14) oğlu ve (17) kızı daha doğmuştur.Biz,yine de masala dönelim:Bu kız Selman’ı Farisi ile evlenmiş ve İda dağındaki saraylarında yaşamışlar?!Muhammed’in ve Ali’nin Mekke ve Medine’deki evleri bir odadan ibaret kulübeydi o başka.Öykünün ilginç yanı,hep üç kişinin sahnede yer almasıdır.Hz.Ali—Hz. Fatma ve Sarı Kız---Hz. Fatma—Selman’ı Farisi—Sarı Kız…Hz. Muhammed—Hz. Fatma ve Sarı Kız…Yirmibir gün:Üç ve Yedi.Öykü TESLİSİMSİ,olsun,İslam—Türk—Arap sentezine uygun ya siz ona bakın gari?!Efsanelerin kökleri tarih öncesine İnanç Çağına dayanmaktadır;gerisi mi Lahmacunun Arap soğanıdır…Sakarya nehrinin de Mitolojik öyküsü yanında,Türk Ulusu için çok onurlu bir savaş öyküsü de vardır.Mitoloji bu!Adam kalkıp kendi buluşlarını söylese kim dinler?!Eski Ozanlar,Zeus adına,Hades adına veryansın etmişler,herkes inanmış ve din olarak ta kabul etmiştir.Ben çok denemişimdir;Fransızlar duysalardı madalya bile verirlerdi.Kendi buluş ve düşüncelerimi Fransız Jandarmasına mal ederek işleme koydurtmuştum…Eski duvar panoları,ikonalar ve tıpkı basım tablolarda görmüşsünüzdür.Hz. İsa’nın başındaki güneş Allah’ın oğlu olduğunu,,kimi kadınların başındaki ay ve yarım ay kadınlığı sembolize eder.Ay ile Aybaşı ve kadın bağlantısı hemen kurulmuştur.Anadolu’da kadının aybaşına,hâlâ “Ayhali,” derler.Biraz üşütük kadınlar için de,”Aybastı,” derler.Aybastı ilçemizin adının nereden geldiğini bilen var mıdır?!Ay,28 günde dolunay haline gelir,Ay ayı da 28 gündür.Kadınların Aybaşı devriyle ayın bir devresi biribirine denk gelmektedir.Bu durumu fark eden ilkçağ adamı kendi kendine ve yüksek bir sesle:”Vay anasını sattığımın Ay’ı sen ne çapkın bir erkekmişsin,kadınları her dönem gebe bırakmaktasın,kanamalar da çocuk düşmelerindendir…Ay,Aybaşı ve Kadın bağlantısı kurulmuştur.Derken,devreye yılan girmiştir.Yılanın erkek cinsel organına benzemesi,delikten deliğe akışı,yılana da kadınları baştan çıkartıcı bir özellik yüklemiştir….Sonra da yılanın 28 omurgası olduğu ileri sürülmüştür.Arap gezgini İbn’i Fazlan,04 mart 922 tarihinde,girdiği Oğuz ülkesinde Yılan’a,Balıklara ve Turna kuşuna tapan Türk boyları gördüğünü yazmıştır.Büyük İskender’in anası Makedonya kraliçesi Olimpias’ın yılanla seviştiği yazılmıştır…

        Derken, Mısır’da Kediye tapma inancı  başlamıştır: Kedinin geceleri avlanması, Plutarkos’a göre:”Bu hayvanın çok renkli olması, geceleri dolaşması, yiyecek aramak gibi alışkanlıkları ve garip üreme biçimi onu Ayla ilgili bir simge yapmaktadır. Kedinin ilk doğuruşunda Bir yavru,ikinci de iki yavru,Yedinci doğuruşa kadar her seferinde bir fazla yavruladığı söylenmektedir.Bu da toplam (28) yavru demektir ki,bu durum da  bir ayın günlerinin sayısına da eşittir.Kaldı ki tüm bu söylenenler bir düş ürünü olsa da,kedinin gözlerinin dolunayda büyüyüp  parlaklaştığının,ay soluklaştığında da küçülerek donuklaştığını herkez bilir…”

        Yılanın kadınları ayartarak ırzlarına geçtiğine inanılırdı. Makedonya Kıralı, İskender’in babası Sarhoş Filipin, aniden karısı Olümpianın yatak odasında girdiğin de karısını bir yılanla çırılçıplak yattığını gördüğü bile söylenmektedir… Kadınlar, normal hayatta olduğu gibi, Mitolojide de haksız ve çok zalimce iftiralara uğratılmıştır. Mitolojide de söz sahibi erkelerdir. Baş tanrı Zeus, Jüpiter bile erkektir… Ana tanrıçanın kadın olduğu toplumlarda da kadın çok değerli bir varlıktır. Sümerlerde fahişeler bile saygıyla anılırlardı… Asurlularda, erkekleri Anadoluya ticaret etmek için giden ailelerin kadınları iş yerlerini idare ederlerdi. Truva savaşları bir kadın uğruna yapılmıştır. On sene hazırlıktan sonra Dokuz sene süren bu savaş orta yaşlı bir kadın uğruna yapılmıştı… O savaş uğruna genç bir kız, ifijeni, babası Agamemnun tarafından kurban edilir. Kadın, erkeklerin ellerinin altında her türlü kullanıma açık bir mal hükmündedir. Müslümanlıktan önce Türklerde kadın baştacıydı. Tanrıçaları bile AKANAYDI…Müslümanlık kadınları cehennem ehli saymıştı,Muhammedin Allahı bile Araplara karılarınızı dövün yetkisini vermiştir?!Uşak ticaret lisesinde bir olaya tanık olmuştum.Ticaret lisesi için özel bir bina yoktu.Merkez ortaokulu binasını öğleden sonraları ticaret lisesi kullanırdı.Bugünkü ticaret lisesi,1969 öğretmen boykotunda ticaret lisesi öğrencilerinin göstermiş olduğu davranış nedeniyle hemen inşa edilmiştir.Ticaret lisesi son sınıfında okuyan A.C.adlı öğrencim,sonradan,iki oğluna da benim oğullarımın adlarını vermiştir.Çok Güzel bir kız öğrencimi tokatlamış.Derse girdiğim de yanakları al,al olmuş kız öğrencim ağlıyordu.İki tarafı dinledim;ne de olsa serde jandarmalık vardı.A.C.yaptığı eylemden pişmanlık duyarak özür dilediği halde,kız öğrencim barışmaya yanaşmamıştı.Kız öğrencim,gözlerini silerek şöyle demişti:

        “Öğretmenim; biz kadınlar peygamberleri doğururuz, bizleri ikinci sınıf insan sayarlar. Hükümdarları doğururuz bizleri cariye yaparak satarlar. Hukukçuları doğururuz, erkeklerin hakkımızdaki yargılarını yasa yaparak boynumuza takarlar. Ormanların hep yok olmalarının suçu yalınız baltalarda ve kibritte mi?Baltanın sapı ormandan olduğu gibi kibritin çöpü de ormandandır.Orman kahrolmasın da nitsin?!”Sayın Nezihe Araz Hanımefendi,istediği kadar Anadolu Evliya kadınlarını yazsın?Kadınların alınlarına Allah adına kötü yazgı yazılmış bir kere.İslamın cumba gerisine ittiği kadınlar nasıl yokluktan ve hiçlikten Evliya mertebesine çıksınlar?!Mustafa Kemal gelene kadar,”CARİYENİZ”,”KULUNUZ”,”KÖLENİZ,””KUMANIZ,” nasıl olur da Evliya mertebesine yükseltilir?!Asırlarca insan yerine koyma,sonra da tut Evliya mertebesine çıkart?Türkiye Cumhuriyeti’nin pozitif bilim ve düşüncenin velisi kadınları var.Azgelişmişlikte olduğu kadar gelişmişlikte de Delilerle Veliler hep karıştırılmış,bazı kadınlarımız da GÖTKILLIĞINI tercih etmişlerdir…Hıristiyanlıkta çok veli kadın vardır.Adının başında SAİNT unvanını gördün mü o adın sahibini de şıp veli saymalısın…

        Meydan Gazetesinin 15 Aralık 1990 tarihli sayısında yayımlanan bir haberi keserek saklamıştım:

                “DAYAK YİYEN 21 KADIN KOCASINI ÖLDÜRDÜ.”

        “Scotland Yard polis merkezinin kayıtlarına geçen bilgilere göre koca öldüren en tehlikeli kadınların İngiltere’de bulunduğu anlaşıldı. Londra başta olmak üzere çeşitli kentlerde dayak yiyen 21 kadının kısa bir süre sonra öçlerini alarak kocalarını öldürdükleri belirlendi. Londra ve Sauthampton kentlerinde içki içtikten ve eve dönüp eşleriyle pahalılık nedeniyle kavga ettikten sonra karılarını döven kocalar bıçaklanarak öldürüldüler.”Ülkemizde de, kocasını öldüren bir kadın bas bas bağırmıştı:”NE YANİ HEP KADINLAR MI ÖLDÜRÜLECEKTİ?!”Çok tanrılı dinlerin tanrıçaları,tek tanrılı dinlerde de yerlerini almışlardır.Dağıtılan bir devletin fesli memurları şıpıdanak şapka giydiklerinde yeni devletin de memuru olmazlar mı?! Eski binanın mis gibi enkazını yeni binada da yıllarında, Mezopotamya’da yaratılan Gılgamış Destanı nasıl İyonya’da örnek alınabiliyorsa; ölümden korkan, ölümüyle de ölümsüzlüğe eren Utnapiştim—NUH—Homeros’un İlyada destanında,2000 sene sonra, Akhilleus/Aşil/ olup ta karşımıza çıkıyor. Ölümden korkan Aşil, Paris’in topuğuna sapladığı bir okla ölerek ölümsüzlüğe kavuşuyor. Babil’de yaratılan Semiramis’in öyküsü de mitolojik yönü ağır basan bir öyküdür. Gençliğimde seyrettiğim Semiramis filminde Semiramis rolünü çok sevdiğim Rahmetli Rhonda Fleming oynamıştı. Semiramis, balık gövdeli bir tanrıçanın bir çobana âşık olmasının öyküsüdür. Afrodit’in Yunanistan’ı, iyonya’yı ve İtalya’yı karıştırdığı yetmiyormuşçasına, bu Mezopotamya adlı kültür beşiğini de sallamıştır. Tanrıçayı bir çobana âşık etmiş, bir de kız doğuran tanrıça, dişi akrep örneği çiftleştiği eşini de öldürmüş! Kızı, güvercinler çıvar ağıllardan peynir çalarak besleyerek büyütmüşler. Güvercinlerin bu yüce davranışlarından etkilenen Suriye halkı ol kıza SEMİRAMİS/GÜVERCİNLERDEN GELME/ adını vermişler. Semiramis büyüyüp, serpildiğinde Babil Kıralını kâhyası tarafından bulunmuş, tadına bakıldıktan sonra da saraya armağan edilmiştir. Evlendiği adamı verdiği öğütlerle çok zengin ve güçlü bir hale getiren Semiramis, kıralın çok güçlü bir ordu ile düşüremediği bir kaleyi bir avuç askerle düşürerek kıralın gözüne girmiştir. Kocası Semiramis’i kırala vermeyerek canına kıymıştır… Kıralla evlenen Semiramis, kıraldan sonra tahta çıkarak, Babil şehrinin ünlü asma bahçelerini de yaratmış, ordusunun başında dış seferlere bile çıkmıştır. Sonunda, oğlunun kendisine suikast düzenlediğini öğrenip, güvercin olarak uçup gitmiştir. Mitolojik öykülerde ortak yön çok bolcadır, Paris te çok yakışıklı bir çobandı… Bu destanda da Semiramis’in babası çok yakışıklı bir çobandır. Peygamberler de hep çobanlardan çıkmıştır. Ancak ülkemizde bu gelenek bozulmuştur. AKEPELİLER, önce Eski bir İmamı peygamber ve Mehti yapmışlar, sonra da göğe yansıtarak ALLAH yapmışlardır… Herodot tarihinde nehirin taşmasını önlemek için bentleri bir kraliçenin yaptığı yazılıdır. Semiramis Ninova’da yaşadığına göre, Asur çağının kadını olması gerekir…

                2-DİNLERDE KADIN.

                a-MUSA DİNİNDE(TEVRAT’TA) KADIN:     

Çok tanrılı dinlerde kadının yerini uzun boylu anlatmaya gerek yoktur sanırım.Erkek ne yaparsa kadın da aynen onu yapmaktadır:Baştanrı Zeus,eşlerine ihanet mi eder;kızı ve gelini Afrodit te,oğlu ve damadı Demirciler tanrısı Topal Hephaistos’u Apollon ile aldatır.Bunları suçüstü yakalayan kızgın Hephaistos,ikisini de çırılçıplak bir ağa sararak tanrılar katında ortaya seriverir?!Konya’da hazıra sarılı avratların kolluk kuvvetlerince ortaya yuvarlanışları gibi!Mitolojiyle din iç içedir.Din,tüm sosyal değerleri yutarak bağımsız hale gelememiştir.Bir ANAPLININ yasalaştıktan sonra Anayasa Mahkemesince iptal edilen teklifiyle mantık ve inanç ilişkimiz de olamaz.Bizlere göre,yani Mustafa Kemal’in aydınlık yolunun yolcularına göre;tüm dinler,tüm inançlar ve tüm sosyal ve insani değerler kutsaldır.Tevrat’a Ahdiatik,İncillere de Ahdicedit derler.  Kuranı Kerim de Tevratın ve İncillerin sözünü ettiği konulara değinerek kendisine bu kitaplardan destek sağlamaktadır. Budizm, Taoizm ve Konfüçyüs ün dini de kutsaldır bizlerce… Tevrat’ta Havva’nın yaratılış öyküsü şöyle anlatılmaktadır: Tevrat, İkinci Bap,18—25’inci ayetler:18,ve RAB ALLAH dedi:”Adamın yalınız olması iyi değildir, kendisine uygun bir Yardımcı yapacağım    19:”ve RAB ALLAH,her kır hayvanını ve göklerin her kuşunu topraktan yaptı ve onlara ad koyacağını görmek için Adam’a getirdi; ve Adam her  birine adını  koyduysa,canlı mahlukun adı o oldu.20:ve Adam bütün sığırlara ve göklerin kuşlarına ve her bir kır hayvanına ad koydu,ve Adam için kendine bir yardımcı bulamadı.21:ve RAB ALLAH,Adamın üzerine derin bir  uyku getirdi ve o uyudu.22:ve RAB ALLAH,Adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu Adama getirdi. 23:ve Adam dedi, şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir, buna Nisa denilecek çünkü o insandan alındı.24:Bunun için insan anasını ve babasını bırakacak,ve karısına yapışacaktır,ve bir beden olacaklardır.25:ve Adam ve karısı ikisi de çıplaktır ve utançları yoktur.”EK:Sorgulaması olanlar,denizdeki canlılara kim tarafından  ve ne zaman ad verildiğini sorgularlar,masal da ortada kalmış olur?!Ostüzü.Dönelim mitolojiye,kadının yaratılışını görelim:İlk insan Promethus,Baştanrı Zeus’un ateşini çalmıştır:Rahmetli Azra Erhat.Mitolojik Sözlük.

                “Kendini aldatan o sivri akıllıya,

                Sakladı varını, yoğunu insanlardan.

                O gündür, bu gündür, dertlere boğdu insanoğlunu.

                Zeus gizledi besini insandan.

                Ama İapetos’un güçlü oğlu Promethus,

                Çaldı Zeus’un ateşini insanlar için.

                Sakladı onu marthex kamışının içine.

                Kızdı bulut devşiren Zeus, dedi ki ona,

                “İapetos oğlu, sivri akıllı kişi,

                Seviniyorsun ateşi çaldın, beni aldattın diye,

                Ama bil ki dert açtın kendi başına da bir bela.

                Aldığın ateşe karşı bir bela.

                Öyle bir bela saracağım ki insanlara,

                Sevmeye, okşamaya doyamayacaklar bu belayı.

                Böyle dedi; kâh, kâh güldü insanların ve tanrıların babası.

                Namlı, şanlı Hephaistos’u çağırdı hemen:

                “Bir parça toprak al, suyla karıştır”,dedi,

                İçine insan sesi koy, insan gücü koy;

                Bir varlık yap ki, yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin,

                Bedeni güzelim genç kızlara.

                Athena, sen de ona el işlerini öğret,”dedi.

                Renk, renk kumaşlar dokumasını öğret.

                Nurtopu gibi Afrodit, sen de büyülerle kuşat onu,

                İstekler, arzularla tutuştur gönlünü.

                Yüz gözlü devi öldüren Herdmeias, sen de

                Bir köpek yüreği, bir tilki koy içine.”

                   Böyle dedi Zeus, onlar da yaptılar?!”

         “RAB,yerin toprağından yeniden adam yaptı,ve onun burnuna hayat nefesini üfledi,ve adam yaşayan can oldu.”Diyen Tevrat,yukarıda anlattığı biçimde kadını da hayat sahnesine çıkarmıştı…Ah!Kör olasıca şeytan,Şeytan bu,Şeytanlık yapmadan durur mu?!Bakınız ne diyor Tevrat 3’üncü babında:

         “Ve RAB ALLAH’IN yaptığı bütün kır hayvanlarının en hilekârı olan yılandı.Ve kadına dedi:”Gerçek Allah,bahçenin hiçbir ağacından yemeyeceksiniz.Dedi mi?ve kadın yılana dedi,bahçenin ağaçlarının meyvesinden yiyebiliriz”.ve o aşağılık şeytan ;tanrının yemeyeceksiniz ki ölmeyesiniz dediği meyveyi kadına yedirir.”Ah Havva/EVA/ananım ah!Kendin yediğin yetmiyormuş gibi,neden yedirirsin o meyveyi Âdem babamıza?!Ol meyveyi yer yemez,ikisinin de gözleri açılır ve çırılçıplak olduklarını görürler,önlerini örterler.Bu durumu fark eden Allah,yılanı lanetler.İnsan soyu ile yılan arasına ebedi ve ezeli düşmanlık koyar.”Topuklarına saldıracaksın,başına saldıracaklar,karnın üzerinde sürünüp toprak yiyeceksin?”Der,böylece yılan da payına düşeni alır ve gider.Yılan toprak yemez,solucan neden toprak yer acaba?!Sanki yılan oldum olası sürünmüyormuş?Âdem toprakla cebelleşip,topraktan aldıklarının karşılığını kendisini toprağa gömdürmekle karşılanmaktadır.Havva/EVA/ da,şeytana uyduğu ve  o yasak meyveden  Âdeme yedirdiği için,zor ve zahmetli evlat doğurmaya,Âdeme yönelmeye ve ona tâbi olmaya hükümleşmiştir.Ve Âdem,cennetten Aden bahçesinin doğusuna kovulur.Ve Âdem ile Eva/Havva/hüküm gereği bir olurlar.Ve Havva,önce Kain’i/Kabil’i/,sonra da Habil’i doğurur.Kain çaprazlama doğan kız kardeşini beğenmez ve bir eşeğin çene kemiğiyle Habil’i öldürür.Ondan sonra da zürriyetler çığ gibi çoğalır.Sıra NUH’A geldiğin de Allah’ın da insanlara gazabı büyür…Bir tufan bir tufan ki sormayın gitsin yalınız okuyunuz?!.BABİANLILARI L’DEKİ İNSANLARA KIZAN TANRI,DÜNYADAKİ TÜM CANLILARI BOĞACAK BİR TUFAN YARATIR?!JAPONLARA KIZAN AMERİKA,HİROŞAMİYE VE NAGAZAKİ’YE ATOM BOMBASI ATARAK,İNSANCIKLARLA BERABER  TÜMCANLILARI DA ÖLDÜRÜR.Dokuz ay Ondokuz gün sonra da,tufan sona ererek ortalık yatışır.Nuh’un gemisi de Dicle nehrinin akıntısının ters yönüne AĞRI DAĞINA gelerek cup!Diye karaya oturur…Hadi yine ve yeniden çoğalmalar..Hz. Nuh,eşi,Üç oğlu ve Üç te geliniyle tüm dünyadaki hayvanları ve kuşları nasıl ve ne ile toplar?!Nasıl besler?!Gemi ARARAT dağına oturduğun da da ol havancıkları yaşadığı ülkelere nasıl ve ne ile dağıtır?!Bakınız,”NUH’UN GEMİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?!” Adlı kitabımın ön sözüne ne yazmıştım:

                            NUH’UN GEMİSİ ÜZERİNE SERENAT!

                          E.J.KD. ALB.-HUKUKÇU.

                            (1986–1989),06 Ocak 2013.

                        UTNAPİŞTİM’E SAYGILARIMI SUNUYORUM!

BABİL’DE; ağaçsız ve ormansız bir yörede; kendisi, eşi, üç oğlu ve üç geliniyle bir haftada, plansız, çivisiz, hızarsız, yelkensiz, küreksiz ve motorsuz bir gemi yapan!

         Dünyada yaşayan tüm canlıları bir araya toplayarak;

Kazasız, belasız ve dahi nizasız gemisine bindiren; Tufan süresince, dokuz ay, ondokuz gün, yetecek yiyecek ve içeceklerini temin ederek gemisine yükleyen; gemisini Dicle ve Fırat nehirlerinin akış yönlerinin tersine, Anadolu’ya getiren! Ağrı Dağına vardıktan sonra, gemisine toplamış olduğu tüm canlıları, bugünkü yaşadıkları yörelere gönderen; Ağrı Dağının tepesinde yetişmiş olan zeytin ağacından! Bir dal kopararak kendisine getiren güvercini yetiştirmiş olan!

            Beyaz Ayıları kutuplara, Penguenleri Antarktika’ya, Kanguruları Avustralya’ya, Pandaları Çin’e, Orangutanları Cava Adasına, Lamaları Ant Dağlarına, Çift Hörgüçlü Develeri Ortaasya’ya, üçyüzyetmişbeş kiloluk Kaplumbağaları Galapagos Adasına, Eşekleri ve Öküzleri de Küçük Asya’ya gönderen!

            Bir tek kan grubundan bunca farklı kan grupları–6008-ve farklı tenlerde insanları üreten ATAMIZ NUH’UN-UTNAPİŞTİM’İN-ANISINA.

                          Yasef kökünden Torununuz OSMAN TÜRKOĞUZ!

         Üremeler başlar;ilk defa zina nedeniyle kadınlara karşı çok sert yaptırımlar başlar.Musa,bir oğlak karşılığında gelininin ırzına geçer;Davut,Hititli General Uria’nın karısını beğenir ve gebe bırakır.Kumpasına uymayan general Uria’yı da ,savaşın en şiddetli yerine sürdürerek vatan için öldürtür ve Urianın karısını da cup diye sarayına alır…Mitolojide de Baştanrı Zeus aynı numaraları yapmıyor muydu?!Başka ulusların kadınları,kızları ve malları İsrailoğullarına,Musa’nın tanrısı tarafından  helal kılınır…Ganimet olarak esir alınan kadınlar,beslememek için,Musa’nın emri üzerine öldürülür.Hz. Yakup’un yakışıklı oğlu Yusuf’un başına gelenler unutulur cinsten değildir.Resimleriyle Köy Kahvehanelerimizi süsleyen dünya Güzeli Zeliha,her dindar erkeği baştan çıkartacak kadar alımlıdır…Kendisine evet demeyen Yusuf’a arkadan saldırarak gömleğinin arkasını parçalaması,Yusuf’u iftirasından korur…Gözleri görmeyen Salih peygamberi kızları sarhoş ederek,üremek için,onunla yatarlar…Sodom ve Gamorra iffetsizlikten batar…Meleklerin emrine uyarak dağa doğru kaçarlarken,geriye bakan Salih peygamberin eşi de, emir dinlemediği için helâk olur…Bizim çağ ve Mustafa Kemal düşmanı Hainlerimiz de hep geriye bakmaktadırlar…Lidya  kıralının emrine uyarak,Lidya kraliçesini çıplak gördüğü için,kraliçenin emrine uyup kıralı öldüren Lidya kıralı Giges(MÖ:716—678) Sart şehri Manisa.

        Herodot'un naklettikleri ise Paroslu şair Archilochus'un anlattıklarının kopyasıdır. Buna göre Candules, Gigges'in, eşini soyunurken görmesinde ısrar etmiş, kadın da buna öfkelenerek Gigges'e iki seçenek sunmuş, ya kocasını öldürüp kral olmasını ya da intihar etmesini istemiştir. İngiliz hasta adlı romanda, Kont Almásy'nin (ismini Herodot'un talebesinden almakta), evli bir kadın olan Katherine Clifton'a âşık olması tıpkı Gigles'in hikâyesine benzemektedir.

        “Son olarak Eflatun'un naklettiklerine göre (bunlar efsanevidir) o ikinci bir cumhuriyet kurmuştur. Gigges'in atası kraliçenin sevgisini kazanan ve kralını katlederek büyülü bir yüzüğü (Gigges'in yüzüğü de denilmektedir) ortaya çıkaran bir çobandı. Bu anlatılanlar Herodot'un anlattıklarıyla benzerlikler taşır.”

        “Anlatılanların hepsinde Delfi kâhinlerini (Oracle) doğrulamak istercesine Gigles'in tahtı ele geçirmek gayesiyle sivil bir hamle ile kralın öldürülmesi sonucu kraliçe ile evlenerek kendi hanedanını 3’üncü Mermrad hanedanlığını kurmuş olmasıdır…”Herodot Tarihi, Perihan Kuturman çevirisi.

        Salomon/Kıral Süleyman/,Saba Melikesi Belkıs derken, Mısır Firavununun kızını da alır.Zina eden bir Yahudi kadını da onun emri ile taşlanarak öldürülür…Öteki ulusların kadınlarının ve kızlarının ırzlarına da Kırallar,Bap11-3:”Hz. Süleyman’ın 7000 Karısı ve 300 de Cariyesi vardır?!Yazar.Arap peygamberi Muhammed,oğulluğu Zeyd’in karısı Yeğeni Zeynep’i karılarının arasına katınca,bu durumu kabullenemeyen Kureyş halkını yatıştırabilmek için Muhammed’in Allah’ı devreye sokularak,Ahzap suresine 38’inci ayet eklenmiştir.”Bu,daha önce gelip geçmişlere Allah’ın uyguladığı bir yasadır.?!”Bundan da Üç sekreterini de gebe bırakan başka bir kadınla da evli olan  Elijah Muhammet te yararlanmıştır.Hz.Davud’un oğlu da,çorba pişirtmek maksadıyla evine çağırdığı ablasının ırzına çatır,çatır geçer.Bunları din kitaplarında okuyarak Allah’ın emri diye kabul edenler de İnsan aklının ırzına geçerler.Tevrat,2,Samuel Bap13-14,Amnon’un/Hz.Davutun oğlu/ kız kardeşinin ırzına nasıl geçtiğini anlatmaktadır?!Müslümanlıkta kadından ne imam olur ne de peygamber?!Musevilikte,İsrailoğullarına Yedi kadın peygamberlik ve yöneticilik etmiştir.Tevrat’ın en ilginç bölümlerinden birisi de Hz.Salomon’un Neşideler Neşidesi bölümüdür.Meraklıların bu bölümü okumalarını öneririm bunca kanlı olayların içinden.7/”Bu senin boyun hurma ağacına/Memelerin de salkımlara benziyor.”Bap7.”Çarıklar içinde ayakların ne güzel/Ey emir kızı/Toplu kalçaların sanki mücheverler.””Üstad ellerin işi.”/2-“Göbeğin yuvarlak tas/Onda karışık şarap eksik değil/Karnın buğday yığını/Zambaklarla kuşanmış”.3-İki memen sanki bir çift geyik yavrusu/İkiz ceylan yavrusu.”4/”Fildişi kule gibidir senin boynun.”8-“Hurma ağacına çıkayım/Dallarını tutayım dedim/Memelerin üzüm salkımları gibi olsun/Soluğunun kokusu da elma gibi./9-Ağzın en iyi şarap gibi…”Her bölümü de bu denli ilginçtir bu faslın.Bu ayetler,asırlardır Yahudilerce  dua niyetine okunmaktadır.Neden ve niçin Tevrat aşk şiirlerinde düğümlenir ya da çözümlenir?!Her şey erkekler içindir,gerisi de Arap lahmacunun soğanı?!

                        NEŞİDELER NEŞİDESİ.

        Bap1:”Neşideler neşidesi Süleyman’ındır.

              2-Beni kendi ağzının öpüşleriyle öpsün;

               Çünkü okşamaların şaraptan daha iyidir.

               3-Kokuca ıtırın ne güzel;

                Senin adın kabından dökülen ıtır gibidir;

                 Bundan ötürü seni kızlar seviyor.

                Beni kendine çek; biz senin ardınca koşarız;

                Kıral beni iç odalarına götürdü,

                Seninle biz ferahlanıp seviniriz;

                Senin okşamalarını şaraptan ziyade anarız;

                Beni sevmekte onların hakkı var.

                5-Ben karayım fakat güzelim,

                 Ey Yerişalim kızları!

                  kedar çadırları gibi,

                  Süleyman’ın  çadır etekleri gibi.

2133/KIŞ SAATİ UYGULANMAMASI!


          TC.                                                                                                                                                                                        OSMANTÜRKOĞUZ.                                                     osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                        0TV.İZMİR;18 Aralık 2016.

             KIŞ SAATİ UYGULANMAMASI?!

       EY DİN SATICILARIMIZ;SABAHLEYİN SAAT DOKUZDA UYANAN SABAH NAMAZINI NASIL EDA EDER.DAMADIŞEHRİYARİ BERAT ALBAYARAK PAŞAMIZ ÖYLE İTİRAF EDİYOR DA?
        Sanayi ve Doğal Kaynaklar Bakanımız,Damadı Şehriyari Berat Albayrak Paşamız,kış saatleri uygulaması için bir itirafta bulunmuş;bilgiçlik arz ederken BEYNAMAZLIĞINI DA İTİRAF ETMİŞ?!”Ben,her sabah saat Dokuzda kalkıyorum,epeyce de aydınlık oluyor.Herkese de önerim saat dokuzda kalksınlar?!”Dincilerden ve Kayın babasından da ses yok?!Ben soruyorum:”SAYIN MİLLİ DAMADIMIZ,SABAH NAMAZINI HANGİ SAATTA VE NEREDE İFA ETMEKTESİNİZ?!KUŞLUK NAMAZI MI İCAT ETTİNİZ

16 Aralık 2016 Cuma

2132/SEFERBERLİK İLAN ETMEK!


                     TC.                                                                                                                                                                                               OSMANTÜRKOĞUZ.

 osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                  TV.İZMİR;15 Aralık 2016.

                SEFERBERLİK İLAN ETMEK?!

        Sayın Bay Recebimiz;ANAYASAMIZIN  104'ÜNCÜ MADDESİNDE SEDERBERLİK  İLAN ETMEK YETKİNİZ YOKTUR..YİNE DE MADARA OLDUNUZ.SEFERBERLİK İLAN EDİLECEK BİR DURUM VARSA; ONUN İLAN PROSEDÜRÜ VARDIR.CART  DİYE SEFERBERLİK İLAN EDERSENİZ BİZİ GÜLDÜRMÜŞ OLURSUNUZ.

        Dünya Liderimiz,yine de esti ve dahi gürledi:”ANAYANININ 104’ÜNCÜ MADDESİNE GÖRE,CUMHURBAŞKANI SIFATIYLA MİLLİ SEFERBERLİK İLAN EDİYORUM?!BUYURDU…ANAYASAMIZIN 104’üncü maddesinde,Cumhurbaşkanının canı istediğinde cart!Diye seferberlik ilan etme yetkisi yoktur.Seferberlik ilanı için bir takım handikaplar vardır.Nasıl olsa bilen ve okuyan da yok,bol keseden atmaktadır büyük ustamız.Aklıma Fransa’da yaşanmış bir seferberlik ilanı geldi:Fransa büyük bir siyasi krize doğru giderken,Fransız başbakanı bakanlar kurulunu toplayarak,o zaman yürürlükteki anayasayı açmış ve seferberlik maddesini okumuş:”SEFERBERLİĞİ BAŞBAKAN İLAN EDER!”Özel kalem müdürü de bu konuda hazırlanan kararnameyi başbakanın önüne koymuş.İçişleri bakanı ayağa kalkarak:

        “Ekselansları bu kararnameyi imzalarsanız derhal intihar ederim?!”Demiş.Başbakan kararnameyi imzalamış,3.000.000 kişi silah altına alınmış,içişleri bakanı da görevini sürdürmüş?!Bu 3.000.000 kişi ile de Paris metrosunun inşası tamamlanmış.Akıl vermiş olmayayım,Sayın büyüğümüz ezbere yetki maddesi atacağına,amacını şöyle açıklasa olmaz mı?:”OL BADTAKİ KANUNUN MADDEİ MAHSUSU GEREĞİNCE;CUMHURUN BAŞI OLARAK GÜNDÜZLERİ VE DAHİ GECELERİ MİLLİ  SEFERBERLİK İLAN ETTİM?!”Bu şekilde her evlinin Üç çocuk sahibi olması da sağlanmış olur.

2131/ALEVİLERE SÖVEN HAİNLERE.ÖMERİ HAYYAMDAN!


   TC.   OSMANTÜRKOĞUZ                                                                                                                                                   osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                                                TV.İZMİR;15 Aralık 2016.        

        ALEVİ TÜRKLERE SÖVEN SAPIK HAİNLERİMİZE?

        Hz.Ali çok sağlam karakterli birisi olmasaydı,  Hz.Muhammet kızı Fatmayı onunla evlendirmezdi. Son veda haccında da Hz.Ali’yi onurlandırmazdı. Muaviye’nin anası Hindi’nin Hz.Ömerle yattığını bilmeyen Muaviye Dölleri, Alevi vatandaşlarımıza utanmadan hakaretler yağdırmaktadırlar. Bakınız bu bölücü hainlere 1500 sene önce Rahmetli Ömeri Hayyam ne demiş:   

                “Eğer ben bu dünyada şarap içip mest isem; 

              Putperest isem ne var? Size ne ben kâfirsem?

             Herkesin benim hakkımda türlü fikirleri var,

             Kendimin sultanıyım, size ne ben böyleysem?
                                                                                                                                                                                         

15 Aralık 2016 Perşembe

2130/ÖMERİ HAYYAMDAN!


TC,

            OSMAN TÜRKOĞUZ                                                                                                 osmanturkoguz@gmailcom                                                                                                                                        TV. İZMİR;14 Aralık 2016.

                MEHMET GÖRMEZ HOCA’YA?!

Düne kadar Atatürk’e ve yakınlarına olmadık iftiralarda bulunan AKEPE’NİN Diyanet İşleri Bakanı Molla Mehmet Görmez, Kemal Kılıçdaroğlu’na Atatürk’ü methetmiş. Gemi su mu alıyor acaba, fareler çok telaşlı.Bakınız1500 sene önce Rahmetli Ömer Hayyam, Molla Mehmet Görmez için ne yazmış:

                “Hoca, sadece sen bir dilek yerine getir,

                Ne konuş ne de Allah’la  aramıza gir.

                Biz doğru yoldayken sen eğri görüyorsun;

                Bizi sen rahat bırak, gözünü tedavi ettir…

14 Aralık 2016 Çarşamba

2129/SAYIN HÜSNÜ MAHALLİ ADAM GİBİ ADAM.


TC.                                                                                                                                                                                           OSMANTÜRKOĞUZ                                                       osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                     TV.İZMİR;14 Aralık 2016.

             SAYIN HÜSNÜ MAHALLİ

               KİMLERE HAKARET ETMİŞ?!

        Sayın hüsnü Mahallinin evinde yapılan aramada,polis şaşkına dönmüş;karşılarına da adam gibi bir adam çıkmış;rüşvet parası ve dahi vicdan yarası bile yokmuş?!

        Bir Akupat,Sayın Hüsnü Mahalli devlet büyüklerine hakaret  etti diye şikayet etmiş?!Derakap evi aranılan Sayın Hüsnü Mahalli,Nezarethanede beklemekteymiş?Doğru tanımda bulunan dürüst insanları suçlamak kolay mı?!Beklesin de Türkiye’de yaşadığını anlasın gari?!Meraktayım,bu Akupata vekalet verilmediyse,”vekaletsiz iş görme akdini mi kullanmaktadır bu hak ve dahi adalet adamı?DEVLET BÜYÜĞÜNÜN tanımı nasıldır acaba?!Bu Hüsnü Mahalli denilen ,arsızların ve yalancıların başının belası,Devletimizi ve Halkımızı soyanlara,yalan ve iftira ile ulusumuzu kandıranlara,Dolar ve Avro ile rüşvet alanlara,kendilerinin hırsızlığını ilan edenlere,Amerikan uşaklarına,Atatürk ve Türk düşmanlarına GERÇEKLERE AYKIRI BİR ŞEY Mİ YAZMIŞ?!OROSPUYA OROSPU MU DEMİŞ?!İKTİDARIN ÖRDEKLERİ KIÇLARIYLA DALMAYA BAŞLADILAR,NASIL OLSA MAHKEMELERİN HALLERİ ORTADA…   

13 Aralık 2016 Salı

2128/PEKİ SİZİN AİLEDE NEDEN ŞEHİT YOK!


TC.
OSMAN TÜRKOĞUZ 
osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                                                                                       OSMANTÜRKOĞUZ                                                                                                   o
                                                                                                                                            TV.İZMİR;13 TV.İZMİR,13Aralık 2016.

        PEKİ BEYLER,AİLENİZDE NEDEN ŞAHİT YOK?!

                    “Peygamberlikten sonra en büyük makam şehitliktir?!

                                               1600 Koruma ile dolaşan Bay RTE?!

                “İnşallah hepiniz de şehit olursunuz?!İstanbul Emniyet Müdürlüğünde,Polislerimiz için dua eden bir AKEPELİ BAKAN?!Sayım Suyum Bakan,sipariş mi veriyorsunuz gari?!Neden siz büyüklerimizin ailelerinde Şehit yok?!Konuşurken ağzınızla konuşmalısınız!Şehitlik peygamberlikle boy ölçüştüğüne göre,öldürenlere de büyük bir pay vermiyor musunuz?!Bizler,basiretsizliğinizle ölmek için değil de,sizler gibi  yaşamak için dünyaya geldik.Birazda siz şehit olsanız da bizler de konuşsak olmaz mı?!

10 Aralık 2016 Cumartesi

2127/CAMBAZA BAK CAMBAZA.


           TC.                                                                                                                                                                                            OSMAN TÜRKOĞUZ                                                                                                                                                                        OSMANTÜRKOĞUZ                                                             
osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                                           TV.İZMİR;10 TV:izmir.10Aralık 2016.

                 CAMBAZA BAK CAMBAZA?!

        21 Maddelik yeni anayasa AKEPECE hazırlanarak TÜRKİYE BÜYÜK MİLLLETVEKİLLERİ MECLİSİNE 316 OYLA SUNULDU.23Nisan 1920’de Ankara’da toplanan TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN İLK İŞİ,21 MADDELİK YENİ BİR ANAYASA HAZIRLAMAK VE HIYANETİVATANİYE KANUNUN KABUL ETMEK OLMUŞTUR.1876 tarihli Osmanlı anayasası, ekleri ve değişiklikleri aynen bırakılmıştı. Cumhuriyet ilan edildikten sonra kabul edilen 1924 anayasasına bir madde eklenerek 1876anayasası,değişiklikleri ve ekleri yürürlükten kaldırılmıştı. Her iki Meclis te kurucu meclis idi. Bizim Usta da aynı yolda, Stepnesi de arkasında.Uyuyalım bakalım…

 

9 Aralık 2016 Cuma

2126/YENİ ANAYASA YUTTURMACASI.


          TC.                                                                                                                                                                              OSMANTÜRKOĞUZ                                                                   osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                 TV.Çeşmealtı,15 Eylül 2016,9 Aralık 2016.

                    YENİ ANAYASA YUTTURMACASI?!                                                                                   ANAYASAMIZI KORUYUP KOLLAMAK İÇİN ANT İÇEN HAİNLERLE ONLARIN YALAKALARI YENİ ANAYASACILARA UYARI?

                  Bay Recep Beyimizin Kuran Kursunda ettiği yeminini yerine getirmeye yönelik, Recep Beyin, Mecliste ettiği yeminlere ihanetinin belgesidir.

         Anayasalar ve askeri talimnameler kanla yazılır. Ostüzü.

         AKEPE’NİN Baş yalakalarından Bay Bekir Bozdağ,öyle bir laf etti ki,osursa daha iyiydi:”Gerçekte var olarak işletilen fiili başkanlık durumunu hukuki hale getirelim?!””İstediğiniz kadar yok deyin,fiili başkanlık vardır!”Buyurmuş?!HUKUKİ DURUM OLMADAN FİİLİ DURUM,ANAYASAL SUÇ DEĞİL MİDİR?!Adnan Menderesi neden astık öyleyse.İhanetiniz reddedilirse,kendinize ait hükmü siz vermiş olmuyor munuz?!Ey zavallı Bekir uyan,ettiğin yeminlerden utan,eğer utanmamızı da yitirmesiyseniz?Referandum,sürüye de onaylatmak için mi?!Sayın Bay Recep Bey ile onun Stepnesi Bay Bahçelinin durumu,kendisini istemeyen nişanlısını,”Ya benimsin Ya da karayerin?!”Diyerek, âlemin gözü önünde, öldüren zavallı biçare Erkek’in durumu gibidir.Bunlar,iktidarı mülkiyetlerinde  sanmaktadırlar,cesur tabipler yok mudur?!Ey Sayın Dr. Mustafa Altıoklar?!

         Anayasa değişikliği için kaç milletvekili ve kaç oy gerekir: TBMM’DE anayasa değişikliği önerisi, 330 milletvekilinin onayını alırsa, Referanduma gider ve 367 milletvekiliyle de yeni bir anayasa yapılabilir. Anayasa değişikliğinin nasıl yapılacağı T.C. Anayasasında belirtilmiştir. Anayasa değişikliği 1/3= 184 Milletvekili tarafından Türkiye Büyük Milletvekilleri Meclisine teklif edilir. Kabulü için ise nitelikli çoğunluk gerekmektedir. Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları bir daha görüşülmek üzere TBMM ne gönderebilir. Meclis geri gönderilen kanunu üye tam sayısının 2/3 ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bunu halkoyuna sunabilir. Meclisçe üye tamsayısının 3/5—330-- ile veya 2/3---367-- az oyla kabul edilen anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği zaman halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazetede de yayımlanır. Doğrudan Ya da Cumhurbaşkanının iadesi üzerine Meclis üye tamsayısının 2/3—367-- ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Bunlar Resmi Gazetede yayımlanır. Halkoyuna sunulan kanun değişikliklerin yürürlüğe girmesi için halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul olması gerekir.

Salt çoğunluk=276 Milletvekili. Yarıdan bir fazla çoğunluk.

Basit çoğunluk: Kifayetsiz sayısal çoğunluk.  Karar almada yetersiz çoğunluktur.                                                                                              Asgari karar yeter sayısı:139.Bay Recebin isteği anayasanın maddelerini değiştirmek değil, rejimi değiştirmektir. Bu meclisin de böylesine bir hakkı ve dahi yetkisi yoktur. YENİ ANAYASA, KURUCU MECLİSÇE/ASSEMBLE CONSTİTUTİSYONEL/ HAZIRLANARAK KABUL EDİLİR, ONDAN SONRA DA HALKOYUNA SUNULUR. BU MECLİSİN YENİ ANAYASAYI KABUL ETMESİ KARARI KEENLEMYEKUNDUR. ANAYASACI YALAKACILARA DUYURULUR…

 

 

 

7 Aralık 2016 Çarşamba

2124/SAYI MİSTİZİZMİ.3'ÜNCÜ BÖLÜM.


  TC.                                                                                                                                                                                                       OSMANTÜRKOĞUZ   
  osmanturkoguz@gmail.com                                                                                 TV.İZMİR;07 Aralık 2016.

                          SAYI MİSTİSİZMİ,     

                          ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:

        Rakamlara başka bir anlam vererek Gaipten haber verme işi İslama da yansıtılmıştı. Bu gibi hesaplarla ilkönce Batiniler ilgilenmişlerdir.”İhvan;ı Safa ve Hallan’ül Vefa”-Temiz kardeşler ve vefa dostları—adlı gizli bir cemiyet,hicretin Dördüncü yüzyılında,Basra’da kurulmuştu.İslam hukukunda,şahıs toplulukları,dernekler ve cemiyetler yasak olduğu halde Batiniler bu adda bir gizli cemiyet kurmuşlardır.Sayıların mahiyet ve keyfiyetinden,hendeseden,yıldız bilgisinden,müzikten , coğrafyadan ve sanayiden söz  eden Elli ciltlik bir ansiklopedi meydana getirmişlerdi.Hz. Ali’nin oğlu Muhammed’iHanefiye’yiMehti ve hatta Tanrı olarak tanıyanlar bile çıkmıştır.Mehdilik davasına girişmişlerdir.”Her zahirin bir batini—Derunu,içeriği,içi—olduğunu ve Kuranı Kerim ile Hadislerin  ancak teville anlaşılabileceğini de savunmuşlardır.”Muhammed,insan’ı kâmillerden birisidir.Mucizesi de yoktur.Rivayet edilen mucizeler ise sihir ve göz boyacılığından ibarettir. Kuran da Tanrının değil,Peygamberin sözü olup,Peygamber sadece Cebrail denilen akıldan taşan bilgileri cümleler şekline sokmuştur?!””Şüphesiz kuran’I Kerim bir elçinin sözüdür ayeti de bunun bir delilidir?!”Demişlerdir…”İnsan,cisim ile ruhtan mürekkeptir;Dört tabiattan yapılmıştır;7 azası ve 12 Cerihası Vardır.Dünyaya da bakalım,o sa iki kısımdır:Mamur ve Harap.4 YÖN,7 İklim ve 12 ceziredir.(kıta’dır).da Aynı şey Sema’ya da uygulanabilir: İnsanın yüzünde iki kısım vardır:1-Mamur ön yüz,2—Harap arka(başın arkası).4 e Saç ve sakal,7 uzuv,2 göz,2 kulak,2 burun deliği ve bir ağız.Bu uzuvların harflerinin toplamı da(12) eder.A y-göz-Üç harf,uza—kulak 3 harf;Mumhar—Burun deliği 4 harf;ve f’am-ağız iki harf diye hesabederler.imam;12’şer Dinar karşılığı Oruç,Namaz,Zekat ve içki yasağını kaldırır.Humeyni’nin İran İslam Cumhuriyetinde imamlara verilen bahşiş karşılığında tüm suçlardan kurtulmanın dayanağı Batınilikte yatmaktadır.Daha sonraları;İran’da Fazlullah adında birisi ortaya çıkmış,İbn’iArabi’nin(1240) Fütuhat adlı eserindeki,”Huruf Bilgisi’ni genişletmiştir.Mehdi olduğunu savunan Fazlullah,Kuran’ı Kerim yerine,Gürgan lehçesiyle yazdığı “CAVİDANNAME—İlahi’yi koymuş;ezanı ve namazı da kendi tanrılığını bildirir şekle sokmuştur(1394).Fazlullah2ı Hurifinin kurduğu Hurufilik—Harflere dayalı din---daha da ileri giderek NOKTAVİLİK şeklinde islam dışı bir yapıya dönüşmüştür.Daha sonraları;İran’daki sosyal çalkantılar,Rusya’nın ve İngiltere’nin baskıları sonucu Müslümanlık dışı akımlar güçlenmiştir.Ahmed’i Aksai ve Reştli Kâzım ŞEHLİK mezhebini kurmuşlardır.Çarlık Rusya’nın Tahran Büyük Elçisi Prens Dalgorski bu akımların baş yaratıcısı olmuştur.Prens Dalgoraki---Dalgorski’nin kuklası Ali Muhammed,Babailiği geliştirip,güçlendirmiştir.Önce İran Şahının emriyle temiz bir meydan dayağından geçirilmiş sonra da Tebriz’de kurşuna dizilmiştir.Öldürülmeden önce,Baha’nın kardeşi Yahya Nuri’ye “Allah’tan Allah’a” başlıklı bir mektup yazarak O’NU yerine Vasi tayin etmiştir.Önce;Allah’ın Farsça konuşan birisini(kendisini) Resulün ve vekillerinin dinini korumak için gönderdiğini,”beyan etmiştir…Önceleri,kendisini Onikinci İmamın Naibi,sonra da bizzat Mehti olduğunu tanıtmaya çalışmıştır.Yeni bir din ve yeni bir kitapla geldiğini savunmuştu…Daha sonra da,Allah’ın kendisinde zuhur ettiğini söylemişti.Daha sonra da,tüm bunların Batıl olduğunu yazılı ve imzalı,”TÖVBE—NAME’”SİYLE açıklamıştır…Buna rağmen tekrar eski Hezeyanları nüksettiğinden;Çarlık Rusya ve İngiliz İmparatorluğunun baskılarına rağmen kurşuna dizilmiştir…18 öğrencisi ve kendisi “EL BEYAN” adlı kutsal kitabının hikmetlerini yaymağa çalışmıştır.-Bir yılı (19) aya bölmüşler,(19)defa yapılacak işleri de hayırlı Saymışladır.Bir erkekin boşadığı karısı ile(19) defa yatma hakkı olduğunu da vurgulamışlardır.19 rakamı ile ilk defa bu adam ilgilenmiştir.Nurculuk,19’uncu asırda İran’da oynanmış olan soytarılığın Ülkemizde sahnelenmesidir.Bay Recebin Peygamber,Mehti ve Allah kabul edilmesi de tüm dinlerin uydurma olduğunun ikrarıdır.1953 yılında;Emekli bir TCDD Yolları memuru,Akif adlı birisinin Tavşanlı’da kurduğu “AKİFİYE” tarikatında da (19) rakamının kutsallığı vurgulanmıştı…Konya ilimizden (6000)kilometrekare küçük olan Hollanda’nın gücü,ünü ve  saygınlığı neden büyüktür,merak edeniniz var mı acaba?!Hollanda,işçi çocuklarımıza bile Türklüklerini unutturacak kadar etkili ve sosyal bir devlettir.Neden acaba?!Endonezya gibi dev bir İslam devleti,1949 yılında Hollanda’nın elinden yakasını zor kurtarabilmişti…Aydınlığı ve aydınları sayesinde Hollanda ve İngiltere Batının zulmünden kaçanlara sığınma yeri olmuştu.Laleyi Osmanlıdan aldı,lalenin de vatanı oldu.Tarımsal kazancı 50.000.000.000 Dolardır.ERASMUS adlı ünlü bir papazları ve de ERASMUS ADLI BİR DE ÜNİVERSİTELERİ VARDIR. DESİDDERİUS ERASMUS 27 Ekim 1466—12 Temmuz 1536 tarihleri arasında yaşamış,Hollandalı olmasına rağmen, Basel’de ölmüştür.Akdeniz de bir gemiyle seyahatteyken 10 Haziran  1508.“DELİLİĞE ÖVGÜ?!” Adlı ünlü eserini yazmıştır. HOŞGÖRÜYÜ savunmuş, İnsanları aldatanlarla, din adamı olsalar bile, Engizisyonlara rağmen dalga geçmesini bilebilmiş, dini bilgisi, genel kültürü ve mitolojik bilgisi çağımızdaki DİNCİLERDEN çok büyük bir din adamıdır. Bu Erasmus denilen bilge sayı oyunuyla da dalga geçmiştir…

Sayı oyunundaki düşüncelerine gelmeden önce dalga geçtikleriyle ilgili düşüncelerini okuyalım:”

        “ Gökten düşen bir Hâkim, birden bire aranızda görülse de şöyle haykırsa;”Tanrınız ve Efendiniz nazarıyla bakmakta olduğunuz kimse, insan adına bile layık değildir. O,mademki hayvanlar gibi iradesini vahşi ihtiraslarına bırakmış, o halde hayvanlar sınıfına da üstün değildir. Madem ki bu kadar Zelil Efendilere kendi arzusuyla inkıyat etmektedir, o halde esirlerin en alçağıdır…”Deliliğe Övgü, s.53MEB.YAYINI,1959. “Türkler ve arzın dörtte üçünü kaplayan şu sayısız Barbarlar, doğru dine malik olmakla övünürler. Hurafelere inanan Alçak kimseler telakki ettikleri Hıristiyanlara yukarıdan aşağıya bakarlar.”S.G.E.S.85.Asırlarca Hıristiyanlara yukarıdan bakanların Torunları;ülkemizi Onların ellerine bakar duruma getirerek,Onlara aşağılardan yalvarmakta,AT’A girebilmek için taklalar atmaktadırlar…”Vaaz edilirken,kiliselerimize gidiniz;Hatip ciddi bir meseleden mi söz ediyor?Kimin içi sıkılır,kimi esner,kimi de uykuya dalar.Fakat çok defa olduğu gibi,Yaygaracı/Affedersiniz Vaiz demek istiyorum/Erasmus’un notu./tumturaklı bir eda ile eski birKadın-Nine masalı anlatmaya konulsun;dinleyenler o anda tavırlarını değiştirirler;uyanırlar,doğrulurlar,dinler ve göz kulak kesilirler.Bu kilisenin büyük törenlerinde de böyledir…”S.G.E.S.58.”Öyleleri vardır mi,para görünce titremeye başlarlar.ular,en küçük sikkeye dokunmaktansa en zehirli yılana dokunmayı tercih ederler.Fakat,şarap ve kadın elde etmek söz konusu olsun,Aziz papazlar o zaman o kadar vicdanlı değildirler.Bu alanda,her keşiş kümesi,ötekinden ayırt olmak için ne kadar cehdeder.Onların en büyük istekleri,Mesih’e benzemek değil,aralarında biribirlerine benzememektir.”s.g.e.s.120.”Kürsüde vaaz eden bir keşi kadar zevkle dinleyeceğiniz bir aktör,bir meydan soytarısı bulunur mu?!Cümlelerinin belagat kaidelerini nasıl gülünç bir şekilde tatbik ettiğini,kullandığını görüp te kahkahalarla gülmemek mümkün mü?!Aman Tanrılar;ne el kol hareketleridir o,ne gülünç,ne komik ses nağmeleridir o!Ne havlamalar,ne böbürlenmeler!Her an suratlarını ne büyük çeviklikle değiştirirler,ne kadar kuvvetli bağırtılar—kubbeleri çınlatan bağırtılar—çıkarırlar…”s.g.e.s.123.”İlk önce dikkat etmediniz mi ki,çocuklar,kadınlar ve avanaklar,dini törenlerden başkalarından daha ziyade hoşlanıyorlar…”s.g.e.s.164.”Hem de dünya yüzünde  hiçbir deli kalbi dindarlığın sevgisiyle alevlenmiş olan kadar deli görünüşlü değildir.Bunlar,her tarafa bol para saçarlar,hakaretlere de sabırla boyun eğerler,aldatırlar,dostlarıyla düşmanlarını aynı derecede severler…Hulasa izanın her nevisinden o derece vazgeçmişlerdir ki,insan,ruhlarının bedenlerinden ayrı yaşadığına inanır…”s.g.e.s.164.Günümüzde ile tüm sıcaklığını koruyan bu konuları ERASMUS 10 Haziran 1508 tarihinde,Akdeniz’de ve bir gemide yazmıştır.Bu,ne büyük bir gözlem ve ne büyük bir cesarettir…Dr. Martin Luter’in kilise babalarına kafa tutabilmesi,böylesine bir bilgi ve esaret ortamından  yetişmesiyle mümkün olabilmiştir.1520…Temelleri bu denli güçlü ve cesaretli insanlara dayalı olan uluslar,günümüzde de bu denli güçlü ve onurlu olabiliyorlar…

        “Levhi mahfuz’daki anlatılanlar, dünyanın kuruluşundan sonsuza kadarki bilgileri kapsıyormuş. Bu bilgiler, önce Hz. Musa’ya bildirilmiş; sonra da Hz. Ali’ye bildirilmiş. Oğlak ya da dana işkembesinden mamul CİFR adlı bir kâğıtta yazılıymış.Bu bilgiler Said’i Norsi adlı bir Türk düşmanına da ulaşmışmış?!Bilgi akışı Hz. İbrahim kanalıyla geldiğinden,Sait’in cenazesini bu nedenle Urfa’ya Hz. İbrahim’in yanına gömmüşler. Bu gömme işinin de sonucunu bilmekteyiz?!Bölük,pörçük masallar ve Mitler,sonunda nasıl çok etkili  bir dini  inanca dönüşmektedir.Gaz bulutu Nebulaların yıldızlara dönüşümü gibi…Ünlü sosyal  Arap tarihçisi İbn’i Haldun,Mukaddime adlı eserinin 3’üncü cildine,Hz. Musa’nın sihir ve tılsımdaki  kerametlerinin öyküsünü anlatmakla başlamaktadır.Tatlı,tatlı anlatarak uğrar,Hint’e gider,Babil’e,Endülüs’e de uğrayarak sihir ve kerametteki ilmini anlatır da anlatır…Filozoflardan   sonra,kuranın Falak ve Nas  surelerine de uğrar.Tanrı’nın”Düğüm bağlayarak efsun üfürenlerin şerrinden sabahın rabbi olan Allah’a sığınırım,”ayetini indirdiğini yazar.Babil’deki Keldanilerden.Nebat ve Süryanilerde sihir bilgisinin çok yaygın olduğunu da anlatır.Türk ülkelerinde,bulutları sihirliyerek  belli ve muayyen topraklara yağmur yağdırıldığından da söz eder.Dört unsur olarak ünlenen ATEŞ,HAVA,SU VE TOPRAK’IN belli harflere sahip olduklarını da yazar:

      ATEŞİÇİN         HAVA İÇİN        SU İÇİN   TOPRAK İÇİN

        A              B                     C              S

        B              V                      Z              R

        T              Y                      K              L

        D              N                      S              D

        U              Z                      K              R

        F              T                      S              H

        S              Z                      G              Z

        İbn’i Haldun, bu harflerin hangi yıldızın etkisiyle ne biçim özellikler gösterdiklerini açıklamıştır?!Rakamların,Hint,Habeş,Sint hükümdarlarının,Hürmüz ve Tatarın ve dahi Yezdigird’in tarihini de bildiğini söyler.Abbasi halifelerini övdükten sonra,Türklerin idareyi ve devlet yönetimini onların elinden aldığını anlatır.Güneşin ve yıldızların hallerini de rakamsal sırlara bağlar.Bir matematiksel uyum ve armoni elbette varır.Elbette bunlarla uyumlu matematik denklemlerin gerçekçiliği de vardır.İbn’i Haldun sayılar üzerine de Mukaddime’sinde görüşlerini açıklamıştır.Üçüncü cildi okunmalıdır…

        Ünlü Rus yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy/1828—1910/Savaş ve Barış adlı,sinemaya da uyarlanmış olan eserinin birkaç yerinde bu sayı  oyununu da kullanmıştı. MEBAKANLIĞININ 1946 yılı tercüme yayının Üçüncü cildinin 92 ve 93’üncü sahifelerinde bu kullanımı görebiliriz:

        “İçinde bulunduğu durumun/Prens Piyer / uzun süre devam edemeyeceğini. bütün hayatını değiştirecek felaketin yaklaştığını hissediyor ve sabırsızlıkla her şeyde, yaklaşan bir felaketin alametlerini arıyordu. Piyer’in Mason biraderlerinden biri o’na Napolyon hakkında Yuhanna’nın Apokalips’inden çıkarılan aşağıdaki kehaneti keşfetmişti. NOT: Apokalips=Gaipten haber verme, Ahdi cedit kitabı.” “Apokalips’in onüçüncü bölümünün onsekizinci ayetinde şöyle deniliyor:”Burada hikmet var; akıl ve zeka sahibi kişi canavar sayısını saysın; bu insanca bir sayılır ve bu sayı altıyüz altmış altıdır.””Aynı bölümün beşinci ayetinde:”ve onun bir ağzı var ki büyük ve bayağı sözler söyler ve ona bir saltanat verilmiştir ki kırkiki aylıktır.” “Fransız harflerinde ilk on harf, İbrani temsili rakamları gibi vahit ifade eder; diğer harfler ise şöyle bir manzara gösterir:

                “A B C D E F G H İ K L M N O PQ R S T U V W X Y    Z

        123456789102030405060708090100110120130140150160     NOT:Her harfin altına bir sayı gelecektir.Bu alfabeye göre rakamla l’empereur Napoleon  sözü yazılınca elde edilen rakamların toplamı 666 olur,  bu suretle ,Napolyon’un Akokalips’de bildirilen canavar olduğu meydana çıkar. Aynı alfabeye göre, Quarante deux/42/yani canavarın ikbalinin sonu a bu kelimelerin rumuzu olan harflerin toplamı yine de 666 eder. “6x6=36+6=42,Napolyon 1812’de 42 yaşındaydı. Alın bir de benden: 1812’yılında yapılan Fransız—Rus meydan muharebesinde,29 Fransız generaliyle 47 Rus generali ölmüştü. Bunların toplamı:29+47=76 etmekedir.6x7=42 Napolyon’un yaşıdır. Said’i Norsi 30 sene Bahaî idi. İran’da Bahaîleri kullanan ve Risalelerini çoğunu da yazan Çarlık Rusya’nın Tahran Büyük Elçisi Prens Dalgorkiydi. Kuranı Kerim ayetlerinin harflerin sayısal değerlerine göre yorumlanması İslam inancına göre doğru değildir. Cifr denilen bir HURİFİLİK saptırmasıdır. Şimdi anlatabildim mi Müslümanlığa saldırının nerelerden kaynaklandığını?!ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN SONU…

.

 

   

İzleyiciler

Blog Arşivi