9 Ağustos 2016 Salı

2043/MÜSLÜMANLIKTA İMAM İNANCI.


 TC.                                                                                                           OSMANTÜRKOĞUZ                                                                               osmanturkoguz@gmail.com                                                                       TV.Çeşmealtı,09 Ağustos 2016.  

                   İSLMDA İMAM İNANCI ÜZERİNE!
         “Bana Yirmi akıllı yardımcı verin,size dünya ihtilalını armağan edeyim?!Viladimir Lenin.RUS İHTİLALCİSİ./1917-1924/
         İki kafadarın anlaşmaları gereği, Konya’da, şeriat esasına göre kurulacak ılımlı İslam devletinde birisi Padişah, diğeri de Halife olacaktı. HALİFELİĞİN DEVLETOLDUĞUNU BİLEMEYEN HIRSLI KÜÇÜK ORTAK, KEMALİST ASKERLERİN KAHRAMANLIĞI VE VATANSEVERLİĞİ SAYESİNDE KURTULMUŞTUR, HÂLÂ DA AKLINI BAŞINA ALMIŞ  DEĞİLDİR?!
         Fethullah Gülen, neden İmam unvanını kullanmaktadır? Halifelerin en önemli görevlerinden birisi de İMAMETTİR. İslam genişledikçe, Halifeler yerlerine görev yapacak İmamları atamaktadır. İmamlar, atandıkları bölgelerin her şeyinden tek başlarına sorumludurlar. İmamlar, kendilerini atayan halife adına görev yapmaktadırlar.                                                                                                                                        “İSLAMDA İMAMLARIN TAYİN EDİLMESİ: “
         ''Benden sonra hilafet otuz senedir; bundan sonra hilafet ısırıcı bir saltanata dönüşecektir.''     Hz. MUHAMMED. Ahmet Cevdet Paşa, Kısası Enbiya ve TEVARİHİ HÜLAFA, C.2.KS:1S.169. ''Halife, halef, naip, peygamberin halefi ve kendisinden sonra, yerine kaim olmak (Halife Resul Allah) itibariyle, İslam Camiasının en yüksek makamı  olarak ta devletin başına geçerek devleti yönetendir..'' İslam Ans. Cilt 5 S, 148 Hilafet; bir kimsenin yerine geçmek, vekil, halefi anlamına gelir. Hilafet bir HÜLAFA makamdır; bu makama geçen kimseye halife denir. Halifeler; Müslümanların İmamı olarak da devletin başına geçip onu yöneten kimselerdir ve İmamlık sorunu büyük çekişmelere ve Müslümanlar arasında derin bölünmelere yol açmıştır. Haşimi ve Emevi Oğulları arasındaki liderlik kavgaları, Halifelik ve İmamlık çekişmeleri nedeniyle, korkunç bir boğuşmaya dönüştüğü gibi; Haşimlerin kendi aile kolları arasında da çatışmalar yaratmıştır. Tarihin hiçbir döneminde, millet olabilme kültür ve yeteneğini kazanamayan Arap ırkı; halifelik fikriyle alabildiğine parçalanmanın sınırsız zevkini tattığı gibi, kendisine mllet olabilme kültürünü verecek İslam Dinini ve bu yüce Dine inanan soylu milletleri de kendine benzetebilmenin üstün başarısına erişmiştir. İslam Dininin verdiği heyecan ve atılganlıklarla yendiği milletlere Müslümanlığı; Hz Muhammed'in kendisine bıraktığı gibi değil de kendine benzettiği gibi aşılamıştır. Gerçekte, İmamları Halifeler atamıştır.”Osman Türkoğuz, Halifelik/Hilafet.

         “HİLAFET Mİ? DEVLET İÇİNDE DEVLET OLMAZ.”GAZİ MUSTAFA KEMAL, CUMHURBAŞKANIMIZ,03 MART 1924.
         “Halife olabilmek için aranılan Yedi şartın dışında, KUREYŞLİ BİRARAP OLMASI ASIL ŞARTTIR.” Osman Türkoğuz’un sözü geçen eseri, s.223.

        “NE PAŞA OLDUĞUNU NE DE İMAM OLDUĞUNU KABUL ETMEDİ.


         Bu arada gözaltında bulunan çiğli Ana Jet Üs Komutanlığı’nın imamı ’Paşa’ lakaplı Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu’nun ifadesinde ’Paşa’ lakabını ilk kez polislerden duyduğunu söylediği belirtildi. Zekeriya Kuzu, ayrıca cemaatin imamı olduğuna yönelik iddiaları da kabul etmedi.”

        “Eskişehir'de saklandığı bir evde kıskıvrak yakalanan FETÖ bağlantılı olduğu iddia edilen imam Ramazan Yumak tutuklandı.

         “Polatlı İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin, FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına aldığı FETÖ'NÜN Polatlı Bölge İmamı Ramazan Yumak tutuklandı. Ankara başta olmak üzere pek çok ilçe ve ilin bölge imamlığını yaptığı öğrenilen Yumak'ın ayrıca terörist başı Gülen'in sağ kolu olduğu iddia edildi. Ramazan Yumak emniyetteki ilk sorgusunun ardından Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığı'na getirildi. Yumak ve örgüt ile bağlantılı olduğu öne sürülen 10 kişi tutuklandı.”          Cumhurbaşkanı Tayyib Erdoğan ‘ın yayınlanacağını söylediği "Dünya İmamları" listesi Star gazetesinden yayınladı.

Gazete, bügün 160 ülkede 2 binden fazla okulu bulunan Cemaat'in "Dünya İmamları" listesini yayınladı.”

        “160 ÜLKEDE 2 BİN 600 KURUM”

         “Star’ın haberine göre Cemaat, 160 ülkede 2 bin 600 eğitim kurumunu yönetiyor. İmamlar, yaşantılarını ise esnaf ve iş adamlarından toplanan himmetlerle sürdürüyor. Ülke İmamları TUSKON ile iş adamlarını ilgili ülkelere götürüp iş bağlıyor. Ardından kendilerine yasal kılıf ediniyor.”                                                                                 “FETÖ'NÜN PKK Kuryesi, MİT Ajanlarını İnfaz Ettiren Irak İmamı Konya'da Tutuklandı.”


         08 Ağustos 2016 16.29.BASINDAN:

         “Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından Türkiye'ye teslim edilen, Fethullahçı Terör Örgütü'nün Irak imamı olduğu ve örgütün PKK ile işbirliğini sağladığı ileri sürülen Nurettin Aytuğ, Konya'ya getirildi. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçen yıl ve darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY yönelik soruşturmaları kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan Aytuğ, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. „ “ Darbe için alt yapı çalışmaları başlatan FETÖ'NÜN sözde Irak sorumlusu Nurettin Aytuğ, akşam saatlerinde Kürt yönetimi tarafından tutuklanarak Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye teslim edildi. Nurettin Aytuğ'un darbe girişimi öncesinde 11 ve 14 Temmuz tarihlerinde iki PKK'lı yetkili ile bir araya geldiği ve ardından 16 Temmuz sabahı aynı isimlerle temasa geçerek "Öcalan İmralı'da öldürüldü" mesajı ile örgütü darbe sonrası harekete geçirmeye çalıştığı öğrenildi.

                 “KÜRT HALKINI TAHRİK ETMEYE KALKTI.”

         “Sözde Irak sorumlusu Aytuğ'un bölgedeki medya kurumlarına 6 aydan buyana Türkiye aleyhine haberler yaptırmaya çalıştığı ve bu konuda birçok yerel gazeteciyi kullandığı tespit edilirken, Aytuğ'un en son bölgede yayın yapan NRT TV'yi ABD'de örgüt elebaşı ile bir araya getirerek Kürt halkını tahrik etmeye çalıştığı öğrenildi.

Diğer taraftan Aytuğ’un Türkiye’ye teslim eden Kürt yetkililer, FETÖ'YE ait okullara el koyma kararı aldı. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Safin Dizayi, FETÖ'YE ait okulların Eğitim Bakanlığına devrini yapacaklarını açıkladı.

 “TÜRKİYE'YE TESLİM EDİLDİ”

         “Fettullahçı Terör Örgütü'nün Kuzey Irak'taki okullarını kapatmak istemeyen Kuzey Irak yönetiminin lideri Mesut Barzani, kararını değiştirdi. Bölgedeki cemaat okullarına el koydu. FETÖ’YE savaş açan Barzani, bununla da yetinmedi. Kuzey Irak'ta yaşayan ve FETÖ'NÜN  PKK imamı olan Nurettin Aytuğ'u da yakalattı ve Türkiye'ye teslim etti..

PKK'YA SIZAN MİT AJANLARINI NURETTİN AYTUĞ İNFAZ ETTİRDİ

FETÖ’NÜN bir hainliği daha gün yüzüne çıktı. Terör örgütünün, kan kardeşi PKK ile işbirliğini koordine eden imamı Nurettin Aytuğ, PKK içindeki MİT elemanlarını deşifre ederek infaz ettirdiği ortaya çıktı. Alçak imamın ihaneti bununla da sınırlı kalmadı. Kanlı darbe girişimi sonrası kaçamayan FETÖ'CÜLERİ K. Irak'a geçirmeye çalıştığı öğrenildi..”

             “PKK'YLA YAKIN TEMASI VARDI,”

         “Aytuğ'un darbe girişimi öncesinde 11 ve 14 Temmuz tarihlerinde PKK'nın sözde iki yetkilisi ile bir araya geldiği ve ardından 16 Temmuz sabahı aynı isimlerle temasa geçerek “Öcalan İmralı'da öldürüldü” mesajı ile örgütü darbe sonrası harekete geçirmeye çalıştığı öğrenildi.”

        “TÜRKİYE ALEYHİNE PROPAGANDA.”

         “Ayrıca sözde Irak imamı Nurettin Aytuğ'un bölgedeki medya kurumlarına 6 aydan bu yana Türkiye aleyhine 
haberler yaptırmaya çalıştığı ve bunun için birçok yerel gazeteciyi kullandığı tespit edildi. En son bölgede yayın yapan NRT TV'yi ABD'de örgüt elebaşı ile bir araya getiren Aytuğ'un Kürt halkını tahrik etmeye çalıştığı öğrenildi.

KONYA'DA TUTUKLANDI. “Aytuğ’un yine soruşturmalar kapsamında mal varlıklarına tedbir kararı konulan 119 kişi arasında yer aldığı belirtildi. Aytuğ'un, en son Bank Asya'nın Erbil Şube Müdürlüğü görevini yaptığı öğrenildi. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen yıl FETÖ/PDY'YE yönelik soruşturma başlattı. O soruşturma kapsamında Nurettin Aytuğ hakkında yakalama kararı çıkarıldı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY’YE yönelik başlatılan soruşturma kapsamında da, FETÖ örgütü üyesi olduğu iddiasıyla hakkında yakalama kararı çıkartılan Nurettin Aytuğ, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından iki gün önce Türkiye'ye teslim edildi. Aytuğ, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşma nedeniyle Konya'ya getirildi. Polisteki sorgusunun ardından bugün adliyeye sevk edilen Aytuğ, tutuklandı.

BANK ASYA'NIN ERBİL ŞUBESİ MÜDÜRÜ… Aytuğ'un, FETÖ'NÜN  Irak imamı olduğu ve örgütün Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın geçen yıl yürüttüğü soruşturmanın iddianamesinde Aytuğ'un Konya'da bir bankanın müdürü iken, o dönemde Konyalı bir iş adamından FETÖ için yurt yapmasını ve himmet parası vermesini istediği ileri PKK ile işbirliğini sağlayan kişi olduğu iddia edildi….”                                                            
             İmamlar Kaç Tanedir?”                                                                                                       Ulan bunlar Armut mu tane ile sayılacak?

         “İslâm peygamberi Cenab-ı Resûl-i Ekrem, birçok defalar kendisinden sonra İslâm ümmetinin imamı olacak kişilerin sayısını on iki olarak açıklamışlardır. O hazretten Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt kanalıyla rivayet edilen yüzlerce hadiste, bu sayı on iki olarak verilmiştir. Bir keresinde buyurmuşlardır ki: ‘Kıyamet kopana dek ve On iki halife var olduğu sürece İslâm dini ayakta duracak, aziz olacaktır. Hepsi Kureyş’tendir. Vay Arap milliyetçisi vay.

         “On İki İmamlar Kimlerdir?”

         “İmamların sayısını on iki olarak veren hadisler hakkında Sünnî âlimler, bu on iki imamların kimler olduğunu bir türlü bulamışlar, nihayet birçoğu bunlarla Alevîlerin kabul ettiği On iki İmamlar (a) olduğunu kabul etmek zorunda kalmışlardır. Çünkü bu rakam, ne dört halifeye uyar, ne Emevilere, ne Abbasilere ve ne de bir başka hanedana...

            Gerçi On iki İmamların kimler olduğunu uzaklarda aramaya gerek yoktur; zira yine onları Hz. Muhammed’in kendisi bizlere bildirmiş, özelliklerini dahi açıklamıştır. Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur: ‘Benden sonraki imamlar şunlardır: Hidayetçi Ali, hidayete eren Hasan, adaletli Hüseyin, dinin himayetçisi Ali, çok bağışta bulunan Muhammed, halka yararlı Cafer, emin Musa, güvenilir Ali, kılavuz Muhammed, çaba sarfeden Ali, derin ilim sahibi Hasan ve arkasında Meryem oğlu İsa’nın namaz kılacağı Mehdi.’ GAYBIN ANAHTARI ALLAHIN YANINDADIR, GAYBI ANCAK ALLAH BİLİR.”HADİS. Muhammet,gaybı bilseydi Halife/İmam /Ali’nin ve torunlarının öldürülmelerini de bilirdi?!

         On iki İmamların (a) adları ve lakapları şöyledir:

1-       İmam Ali bin Ebu Talip (Murteza, Haydar, Ebu Turab.)

2-       İmam Hasan bin Ali (Muçteba)

3-       İmam Hüseyin bin Ali (Kerbela)

4-       İmam Ali bin Hüseyin (Zeynel Abidin)

5-       İmam Muhammed bin Ali (Bâkır)

6-       İmam Cafer bin Muhammed (Sâdık)

7-       İmam Musa bin Cafer (Kâzım)

8-       İmam Ali bin Musa (Rıza) Taki)

9-     İmama Muhammet bin Ali

10-   İmam Ali bin Muhammed (Naki                                                    12-İmam Muhammed bin Hasan (Mehdi.)                                                                                                    
         “İmam, peygamberden sonra toplumun ıslah ve hidayet edicisi olduğu için, tıpkı o da, peygamberler gibi, insanlara örnek bir kişilik sunabilmelidir. Bunun için ise İmamın masum olması gerekmektedir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in şu hadisi, sözümüzü doğrulamaktadır. ‘Ya Ali, senin bana yakınlığın Harun’un Musa’ya olan yakınlığı gibidir. Ancak benden sonra peygamberlik yok.’             Hadisten de anlıyoruz ki, peygamberden sonra gelecek imam da, tıpkı peygamber gibidir; her türlü hatadan ve günahtan münezzehtir. Dolayısı ile İmamların tayin şekli de, tıpkı peygamberler gibi olmalıdır. Öyleyse, imamların tayini ancak Allah’ın bir lütfüdür. İmamet makamı aynen nübüvvet makamı gibi, ilahi bir makam olup, o makama gelecek kişiyi Allah Teâlâ seçer. Nasıl ki, kullar peygamber seçme hakkına sahip değillerse, imam seçme hakkın da sahip değillerdir. (...) Peygamberlerde gerekli olan bütün şartlar imamlarda da şarttır ve peygamberlerin varlığını zorunlu kılan gerekçeler aynen imamların varlığı içinde zorunludur.’         “ İmamla Peygamber Arasında Fark.”

         “Alevî inancında peygamberler, ilahi vahiy alarak, dini kurarlar. İmamlar ise dinin koruyucusu, uygulayıcısı, yayıcısı ve öğreticileridirler. Dolayısı ile imamlar ile arasında ki fark, peygamberlerin nübüvvet makamına sahip olmaları imamların ise imamet makamına sahip olmalarıdır. Zira resul, aynı zamanda hem nebi ve hem de imamdır; ama her imam resul veya nebi değildir.’                    İmamın Özellikleri”

         “Alevî inancında Allah tarafından tayin edilen imamın birçok özelliğe sahip olması gerekli ise de, bunları ana başlıklar altında şöyle sıralayabiliriz.

v  -    Masumiyet: İmam peygamberden sonra ümmete örnek olacağı için, tıpkı peygamber gibi masum olmalıdır. Günah ve hatadan uzak ve beri olmak, imamın ayırıcı özelliklerinden en önemlilerindendir.
v -     Sonsuz Bilgi: İmam sonsuz bilgiye sahip olmalıdır. Sonsuz deyince sınırsız, eksiksiz ve kâmil anlamda bilgi akla gelmelidir.
v -    Ahlâk: Ümmete örnek olacak ve liderlik yapacak kişinin Kur’an ahlâkı ile ahlaklaşması gerekmektedir. Ümmetin hidayetinde imamın örnek kişiliği ve uygulamaları şüphesiz, çok önemlidir.
v-      Adalet: Adaletin ilk basamağı imamın kendine karşı adil olması, kendi nefsine zulmetmemesidir. İkinci basamak ise, imamın halk arasında hükmederken sadece hakkı, hukuku ve adaleti gözetmesidir.
v  -    Takva: İmam dünyaya dalıp, kendini geçici zevklerle oyalamamak için takvalı olmalıdır. Allah’a yakın olmak ve Allah’ın rızasını daimi olarak aramak imamın özelliklerinden birisi olmalıdır.
-     Cesaret: İmam cesur ve dirayetli olmalıdır. Cesaret konusunda bağlılarını teşvik etmeli ve onerize etmelidir… “...zalimler benim ahdime nail olamaz!”     Yani; imamet makamı, Hz. İbrahim’in (a.s) neslinden olanlara, ancak zalim olmayan insanlara mahsustur.

Kur’an-ı Kerim, Allah’a şirk koşmayı büyük bir zulüm olarak kabul etmektedir. Aynı şekilde, Allah’ın emirlerini çiğnemenin de nefse zulüm olduğunu bildirmiştir. 

    Dolayısıyla kim hayatının her hangi bir döneminde günah işlemişse zalim olarak telakki edilmiş ve imamet makamına layık görülmemiştir. Böylelikle bu gibi insanlar bu makama ulaşamayacaklardır…”  

     Başka bir ifadeyle; hiç şüphesiz Hz. İbrahim (a.s) “İmamet makamını” zürriyetinden gelip bütün ömrü boyunca günah işleyen veya başlangıçta iyi sonra kötü olan insanlar için istememiştir. Buna göre geriye iki grup kalmaktadır: Haydi bastır,Eblehler sizi dinlemektedir?!

                İmamların Tayin Edilmesi”.İmamlar Allah tarafından seçilirlermiş?!Şii imamları,Peygamberlerden üstünmüş,isteseler ölmezlermiş?!Humeyni neden öldü?!Madem ki İmamları Allah seçiyor,İmamı Ali MUAVİYEYE NEDEN YENİLDİ?!Allah uyuyor muydu o sıra? “İmam, peygamberden sonra toplumun ıslah ve hidayet edicisi olduğu için, tıpkı o da, peygamberler gibi, insanlara örnek bir kişilik sunabilmelidir. Bunun için ise İmamın masum olması gerekmektedir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in şu hadisi, sözümüzü doğrulamaktadır. ‘Ya Ali, senin bana yakınlığın Harun’un Musa’ya olan yakınlığı gibidir. Ancak benden sonra peygamberlik yok. Hadisten de anlıyoruz ki, peygamberden sonra gelecek imam da, tıpkı peygamber gibidir?! Her türlü hatadan ve günahtan münezzehtir?!Dolayısı ile İmamların tayin şekli de, tıpkı peygamberler gibi olmalıdır. Öyleyse, imamların tayini ancak Allah’ın bir lütfüdür. İmamet makamı aynen nübüvvet makamı gibi, ilahi bir makam olup, o makama gelecek kişiyi Allah Teâlâ seçer. Nasıl ki, kullar peygamber seçme hakkına sahip değillerse, imam seçme hakkın da sahip değillerdir. (...) Peygamberlerde gerekli olan bütün şartlar imamlarda da şarttır ve peygamberlerin varlığını zorunlu kılan gerekçeler aynen imamların varlığı içinde zorunludur.’         “ İmamla Peygamber Arasında Fark.”

         “Alevî inancında peygamberler, ilahi vahiy alarak, dini kurarlar. İmamlar ise dinin koruyucusu, uygulayıcısı, yayıcısı ve öğreticileridirler. Dolayısı ile imamlar ile arasında ki fark, peygamberlerin nübüvvet makamına sahip olmaları imamların ise imamet makamına sahip olmalarıdır. Zira resul, aynı zamanda hem nebi ve hem de imamdır; ama her imam resul veya nebi değildir.’                    İmamın Özellikleri”

         “Alevî inancında Allah tarafından tayin edilen imamın birçok özelliğe sahip olması gerekli ise de, bunları ana başlıklar altında şöyle sıralayabiliriz.
v  -    Masumiyet: İmam peygamberden sonra ümmete örnek olacağı için, tıpkı peygamber gibi masum olmalıdır. Günah ve hatadan uzak ve beri olmak, imamın ayırıcı özelliklerinden en önemlilerindendir.
v -     Sonsuz Bilgi: İmam sonsuz bilgiye sahip olmalıdır. Sonsuz deyince sınırsız, eksiksiz ve kâmil anlamda bilgi akla gelmelidir.
v -    Ahlâk: Ümmete örnek olacak ve liderlik yapacak kişinin Kur’an ahlâkı ile ahlaklaşması gerekmektedir. Ümmetin hidayetinde imamın örnek kişiliği ve uygulamaları şüphesiz, çok önemlidir.

v-      Adalet: Adaletin ilk basamağı imamın kendine karşı adil olması, kendi nefsine zulmetmemesidir. İkinci basamak ise, imamın halk arasında hükmederken sadece hakkı, hukuku ve adaleti gözetmesidir.
v  -    Takva: İmam dünyaya dalıp, kendini geçici zevklerle oyalamamak için takvalı olmalıdır. Allah’a yakın olmak ve Allah’ın rızasını daimi olarak aramak imamın özelliklerinden birisi olmalıdır.
-     Cesaret: İmam cesur ve dirayetli olmalıdır. Cesaret konusunda bağlılarını teşvik etmeli ve onerize etmelidir… “...zalimler benim ahdime nail olamaz!”     Yani; imamet makamı, Hz. İbrahim’in (a.s) neslinden olanlara, ancak zalim olmayan insanlara mahsustur.

Kur’an-ı Kerim, Allah’a şirk koşmayı büyük bir zulüm olarak kabul etmektedir. Aynı şekilde, Allah’ın emirlerini çiğnemenin de nefse zulüm olduğunu bildirmiştir. 

    Dolayısıyla kim hayatının her hangi bir döneminde günah işlemişse zalim olarak telakki edilmiş ve imamet makamına layık görülmemiştir. Böylelikle bu gibi insanlar bu makama ulaşamayacaklardır…”  

     Başka bir ifadeyle; hiç şüphesiz Hz. İbrahim (a.s) “İmamet makamını” zürriyetinden gelip bütün ömrü boyunca günah işleyen veya başlangıçta iyi sonra kötü olan insanlar için istememiştir. Buna göre geriye iki grup kalmaktadır: Haydi bastır,Eblehler sizi dinlemektedir?!

 









        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

        

 

 

 

 

 

 

 

7 Ağustos 2016 Pazar

2042/KULELİ ASKER LİSESİ.


   TC.

OSMANTÜRKOĞUZ.  
osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                                                           TV.Çeşmealtı,07 TV.07Ağustos 2 016.

                   KULELİ ASKER LİSESİ!?

         “İSTİKLAL SAVAŞINDA ŞEHİT DÜŞEN KULELİLİLERİN KEMİKLERİ, VATANIMIZIN BAĞRINDA ÇATILMIŞ SİLAHLAR GİBİ VATANIMIZI BEKLEMEKTEDİR.”Kurmay Albay M.REMZİ HASDAL,(21 9 1948-26 8 1950),KULELİ ASKERİ LİSESİ KOMUTANI. CUMHURİYET GAZETESİNDE YAYIMLANAN “İSTİKLAL HARBİNDE KULELİLİLER”, adlı makalesinden, hiç unutamadığım kanısı.

KULELİASKERİLİSESİNDEN YETİŞMİŞ, CUMHURBAŞKANLARI, GENELKURMAY BAŞKANLARI VE KUVVET KOMUTANLARIMIZ:

Cumhurbaşkanlarımız:1-Orgeneral Cemal Gürsel,2-Orgeneral Cevdet Sunay.  Mareşallerimiz:1-Gazi Osman Paşa,2-Mareşal Fevzi Çakmak.                                                                                                              Genelkurmay Başkanlarımız:1-Orgeneral Ahmet Nurettin Baransel,2-Orgeneral İsmail hakkı Tunaboylu,3-Orgeneral Cemal Tural,4-Orgeneral Memduh Tağmaç,5-Orgeneral Faruk Gürler,6-Orgeneral Semih Sancar,7-Orgeneral Doğan Güreş,8-Orgeneral İlkerBaşbuğ,9-OrgenerallşıkKoşaner.                                                                         Kara Kuvvetleri Komutanlarımız:1-Mehmet Muzaffer Alankuş,2-Orgeneral Mehmet Ali Keskiner,3-Orgeneral Nazmi Karakoç,4-Orgeneral Ali Haydar Saltık,5-Orgeneral M.Muhittin Fisunoğlu,6-Orgeneral M.Hikmet Bayar,7-Orgeneral Tahir Aytaç Yalman,8-OrgeneralHayrikıvrıkoğlu.                                                                                                    Hava Kuvvetleri Komutanlarımız:1-Orgeneral İrfan Tansel,2-Orgeneral Muhsin batur,3-Orgeneral Emin Alpakaya,4-KORGENERAL CEMAL ENGİN, NOT: Orgeneral İrfan Özaydınlı,92 Sanıklı Nurculuk davasını karara bağlattığı için, Nurcuların ısrarı üzerine bu Korgenerali Hava Kuvvetleri Komutanlığına getirerek rezil ettirmiştir. Ostüzü.5-Orgeneral Ethem Ruhi Ayhan,6-Orgeneral Cemil Çuha,7-Orgeneral Safter Elecioğlu,8-Orgeneral Halis Burhan,9-Orgeneral Engin Celasun.                                                                                                     Jandarma Genel Komutanlarımız: 1- Orgeneral Kemal Atalay,2—Orgeneral Kemalettin Eker,3-Orgeneral Osman Sedat Celasun/MGK. ÜYESİ/,4- Orgeneral Mehmet Buyruk,5-Orgeneral Ali Aydın İlter,6-Orgeneral Teoman Koman/AYNI ZAMAN DA MİT MÜSTEŞARI/,7-Orgeneral Rasim Bekir,8-Orgeneral Mehmet Şener Eruygur,9—Orgeneral Asım Atila Işık.

         Ben,Kuleli Askeri Lisesine girdiğimde Okul Komutanımız,Birinci Dünya Savaşına ve Ulusal Kurtuluş Savaşımıza da katılmış olan Kurmay Albay Selim Sırrı Acardı.Komutanlıktan ayrılırken,tüm öğrencileri okulun iç bahçesinde toplayarak bir veda konuşması yapmıştı.Hiç unutamadığım ve hep ders aldığım bu konuşmasında,bizlere şöyle seslenmişti:”….Kanal Muharebelerinde ve diğer muharebelerde,başımızda bölük komutanımız var iken korkusuzca ve çekinmeden,nasıl savaşacağımızı bilerek  savaşırdık.Başımızda bölük komutanı olmadığı muharebelerde de ne yapacağımızı bilemez durumlara düşerdik.Sizlerin,her savaşta doğru karar verme yeteneğinize sahip olmanızı  istemekteyim….”

         Alıntıdır:“Kaynaklarda, İstiklâl Harbi’nde şehit düşen Kuleli Askerî İdadîsi öğrencilerine ait listenin hangi belgelere dayanarak hazırlandığı belirtilmemiştir.258 Listedeki 37 öğrenci, Kuleli’den Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya firar eden öğrenciler arasında anılırken,259 51’i bu listede yer almamaktadır. Firarî öğrenci listesinde yer almayan bu isimler, büyük bir ihtimalle, o döneme ait başka künye defterleri içerisinde bulunmaktadır. 

         “İstiklal Harbi’nde şehit düşen Kuleli öğrencileri.260 Sıra Öğrencinin Adı Memleketi Sıra Öğrencinin Adı Memleketi 1- Şükrü Bodrum 45- Süleyman Nazif Gediz 2- Zeki Trabzon 46- Sâmi bin Abdülkerim Prizren 3- Vahap Trabzon 47- Tevfik oğlu Şefik Konya 4 -Abdullah b. Burhaneddin Beykoz/İstanbul 48- Şerif Kayseri 5- Mehmed Adnan Mekke 49- Mehmed oğlu Şükrü Ortaköy 6- Ahmed Hamdi Ereğli 50- Şükrü Sivas 7- Şeref Adnan oğ. A. Reşad Dersaadet 51- Şükrü Van 8- İbrahim o. Ahmed Şakir Dersaadet 52- Tahsin Bursa 9- Akif Niğde 53- Mahmud bin Tevfik Köprülü 10 -Mustafa oğlu Alaeddin Nişantaşı 54- Ubeydullah Dersaadet 11- Rıfat bin Muharrem Aydın 55 Mehmed oğlu Yunus Derne 12- Receb oğlu H. Avni Tokad 56- Yusuf Sandıklı 13- Süleyman b. Bahaeddin Eyüb/Dersaadet 57- Zarif Harpur 14- Bahri Tokad 58- Fevzi Kadıköy 15- Beşir Derne 59- Hakkı bin Mustafa İşkodra 16- Mahmud bin Cemal Erzincan 60- Hamdi Hayrabolu 17- Ethem Batum 61- Nizamettin Dersaadet 18-Eşref Niyazi Kesriye 62 -Nusret Geylan 19- Faik Rami 63- Ömer Gevgili 20 -Fehîm oğlu Ferid Edirne 64 -Sadık Yanya 21- Hüseyin bin Fuad İstanbul 65- Ziyaettin Erzincan 22- Hasan Manastır 66- Atı Mersin 23 -Hayri Sinop 67- Cemal İzmir 24 -Hazım Ankara 68 -Selahattin oğlu M. Latif Dersaadet - İbrahim Vahyi Dersaadet 69- Kemal İzmir 26- İrfan Üsküdar 70- Lemi Dersaadet 27- Lütfü Bayramiç 71- İbrahim Hakkı b. Sunusi Bingazi 28- Kâzım oğlu Macid Manastır 72 -Bekir Sıtkı oğlu M. Nuri Ereğli 29- Rıza oğlu Mazhar İstanbul 73 -Abdurrahman Şeref Niğde 30 -Mehmed oğlu Muharib Derne 74- Şerifi Isfahan 31- Murat Trabzon 75- Bedri Serez 32- M. Nuri oğ. Musa Kazım Isparta 76- Cemal Fatih 33 -İzzed oğlu Mehmed Naci İzmid 77- Galip Prizren 34- M. Zîver oğlu Naci Edib Kütahya 78- Hayrettin ? 35- İbrahim Hûri oğlu Naci Manastır/Selânik 79- Hikmet Süreyya Erzurum 36- Âsım bin Necati Manastır 80 -Süleyman oğlu İlhami Manastır 37- İsmail Hakkı oğlu Nedim Bingazi 81- Mustafa oğlu İshak Dersaadet 38- Sâbit oğlu Nihad Beylerbeyi 82- Niyazi oğlu M. Mazlum Dersaadet 39- Tahsin bin Nuri Beşiktaş 83- Namık Beşiktaş 40- Nuri Burdur 84 Seyit Asitane 41- Recai Haçin 85- Şakir Yanya 42- Mehmed Şevket oğ. Rıfat Mâmüretü’laziz 86- Mehmed oğlu M. Zeki Bolu 43- Bilâl oğlu Abdullah Derne 87- Muhittin Harput - Nazım bin Selahaddin Şam 88- Âtıf Aydın Millî Mücadele’ye katılmak için firar eden öğrenci listelerinde yer alan isimler, koyu olarak dizilmiştir.258 Kuleli Askeri Lisesi Tarihi, Kuleli Askeri Lisesi Matbaası, İstanbul 1985, s.136. 259 Listede koyu olarak dizilmişlerdir. 260 Kuleli Askeri Lisesi Tarihi, Kuleli Askeri Lisesi Matbaası, İstanbul 1985, s.136. Tarihte kaydedilen zaferleri bilmek, yeni zaferler elde edileceği anlamına gelmese de tarihte elde edilen zaferlere giden yolu tespit edebilmek, gelecek zaferlerin habercisidir. Zafere giden yolda, askeri eğitim sisteminin önemi ise Kuleli ile belirlenmiştir. 1922 tarihinde Kuleli binalarının eski öğrencilerine geri verilmesi talep edilmiş, ancak bu talep, yetimler için uygun bir yer bulunamamasından dolayı geçici bir süre için ertelenmiştir. 25 Nisan 1922 (1338) tarihinde Meclis-i Vükela’ya gönderilen mazbatada alınan kararlar hakkında şunlar yazılmıştır: “Kuleli İdadî-i Askerîsi binası Ermeni eytamının taht-ı işgalinde olarak mekteb-i mezkûr talebesi Kuleli ve Beylerbeyi’nde kâin üç müteferrik ve ihtiyaca gayr-ı kâfi emakinde bulunmasından dolayı icra kılınan teşebbüsat üzerine mekteb bina-ı aslisinin ne gibi şerait tahtında iadesine muvafakat olunacağına dair İrtibat Şubesi Reisi tarafından alınan tezkire-yi cevabiye suret-i mütercimesinin gönderildiğini ve istizarı havi Harbiye Nezareti’nden mürsel 25 Nisan 1338 tarihli ve 483 numaralı tezkire ve merbutu okundu.”261.

Meclis-i Vükela, konu üzerinde ilgili makamlarla yaptığı görüşmeler sonunda şu karara varmıştır: “İdadî-i Askerî binasının istirdadına mukabil mezkûr şube reisinin tezkiresinde bahs ü teklif olunduğu veçhile müteadid diğer mebaninin yedi sene içün eytam-ı mezkureye terki ve vergi ve saireden afvı gibi taahüdat altına girilmesi esasen gayr-ı caiz olmakla beraber esna-yı müzakerede Harbiye Nazırı Paşa tarafından verilen izahattan teşebbüs vaki mektepde def-i izdiham maksadına mütenid olduğu halde Kuleli Mektebi’ne muttasıl eski hastahane ile şimdiki hastahaneyi Ermeni eytamı tarafından işgal eylemek isteyenlerin bunların terkine muvafakat edilmemekte olduğu anlaşılmasına ve şu halde maksad-ı esasi temin edilmemiş olacağına binaen bu babda münasib bir cevap itasıyla bu işten sarf-u nazar olunması evveli görüldüğünün Nezaret-i müşarüleyhaya tebliği tezkir kılındı.”  262.

  26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, 9 Eylül 1922’de Türk milletinin parlak zaferiyle sonuçlanmış, istilâcı Yunan ordusu denize dökülmüştür. Anadolu’nun düşmandan temizlenmesinden sonra, Lozan barış görüşmeleri başlamıştır. İşte bu görüşmeler sürdüğü sırada İngilizler, işgal ettikleri birçok yerle beraber Kuleli Kışlası’nı da boşaltıp, Türk makamlarına teslim ettiler. Böylece, üç yıllık bir aradan sonra okul, 6 Ekim 1922’de eski “Şanlı Yuva”sına yeniden kavuştu.  263  .

             261 Metnin günümüz Türkçesi ile ifadesi şu şekildedir: “Kuleli Askerî İdadîsi binası Ermeni yetimlerinin işgali altında kalınca, okulun (idadî, rüşdiye ve iptidaî)  öğrencileri Kuleli ve Beylerbeyi’nde ihtiyaca cevap vermeyen üç ayrı binaya dağılmış olduğundan  yapılan başvuru üzerine, okul (Kuleli) aslî binasının ne gibi şartlar altında iadesine izin verileceğine dair İrtibat Şubesi Reisi tarafından alınan cevabî yazının  ve Harbiye Nezareti’nden (Meclis-i Vükelâ’ya) gönderilen 25 Nisan 1338 (1922) tarihli ve 483 sayılı tezkire ve eki okundu.” BOA, BEO, Meclis-i Vükela Mazbataları, Dosya No:223, Gömlek No:155, 25 Nisan 1338. 262 Metnin günümüz Türkçesi ile ifadesi şu şekildedir: “Askerî İdadî binasının geri istenmesine ilişkin, anılan şube (İrtibat Şubesi) reisinin tezkiresinde teklif edildiği üzere, birbirine bağlı diğer binaların yedi yıllığına anılan yetimlere terk edilmesi ve vergiden muaf tutulması konusunda söz verilmesi aslında uygun olmamakla beraber, görüşmeler sırasında Harbiye Nazırı (Bakanı) Paşa tarafından yapılan açıklamalardan, izdihamın ortadan kaldırılması mümkün olmasına rağmen, Kuleli Mektebi’ne bitişik eski ve yeni hastaneyi Ermeni yetimleri için işgal eylemek isteyenlerin ayrılmasına izin verilmediğinin anlaşılmasına ve şu aşamada asıl amaç gerçekleşmemiş olacağı için, bu konuda daha uygun bir cevap vermek amacıyla bu işten vazgeçilmesinin Harbiye Nezareti’ne tebliği bildirildi.” BOA, BEO, Meclis-i Vükela Mazbataları, Dosya No:223, Gömlek No:155, 25 Nisan 1338.     263 İ.Hakkı Konyalı, a.g.e., s.327. Meydan Larousse, “Kuleli Askeri Lisesi” maddesi, C.7-Meydan Gazetecilik ve Neşriyat, İstanbul,1979, s.623. İsrafil Kurtcephe-Feridun Yıldız, a.g.e., s.94.      3.2. Kurtuluş Savaşı Yıllarında Kuleli’de Eğitim ve Öğretim (1917-1922).  

                   “Kuleli tarihindeki gelişmeler, bizi, Türk tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Millî Mücadele ile ilgili birtakım somut verilere götürdüğü için, bu dönemi detayları ile ele almakta yarar görülmektedir.   1917/18 yıllarında, Kuleli arazisi üzerinde eğitim-öğretim hizmeti veren, birden fazla okul tespit edilmiştir: Kuleli Aşiret Mektebi, Kuleli İptidaîsi, Kuleli Rüşdiyesi, Kuleli İdadîsi, Sağır ve Dilsizler Mektebi, Mekteb-i İdadî-i Tıbbiye-i Şâhâne, Mızıka-yı Hümâyûn Mektebi ve Dersaadet Baytar Mektebi. 23 Temmuz 1923’te bunlara Ermeni Eytam Okulu da dâhil olmuştur. Mekteb-i Harbiye Müdüriyeti de Ocak 1922 tarihinde Halıcıoğlu'nda bulunan Mühendishane-i Berr-i Hümâyûn”….Anlatabildim mi askeri liselerin ve askeri okulların kapatılma nedenlerini.Sayın Büyük ustamızın yapabileceği tek şey,bu sefer de,Kuleliyi Yahudilere vermek olmalıdır?!...

 

6 Ağustos 2016 Cumartesi

2041/DEVLET'TE LİYAKET.




 

             “DEVLETHİZMETİNDELİYAKATESASTIR”?!                                                Sayın Recep Tayyip Erdoğan
Önce, LİYAKET’İN, tanımınıyapalım: LİYAKET: A.İ.YARARLILIK, DEĞERLİLİK, İŞ BECERİRLİK. LAYIKOLMAK
         “Meyhaneye giden Meyhaneye layıktır, Camiye giden de Camiye layıktır!”Ağrılı bir Dedenin, Laik ve dindar tarifi.
         “ANITKABİRE GİDEN TÜRK ULUSUNA LAYIKTIR, SİYONİST THEODOR HERZL’İN MEZARINA DİKİLEN DE YAHUDİLERE LAYIKTIR. OSTÜZÜ.
         Beşiktaş Muhafızı Ferik Hasan Paşa, 100 Rumeli göçmeniyle, Çırağan baskınını yapan Ali Süavi’yi elindeki sopayla başına vurmak suretiyle öldürmüştü. Baskını haber aldığında, tıraşını yarıda keserek Çırağan’a yetişmişti. Okuması, yazması yok gibiydi.1831 tarihinde, Çorumda doğmuş,1905 tarihinde de İstanbul’da ölmüştür. Erlikten yetişmedir. Veliaht Abdülhamit Balmumcudaki atlara bakmak için oraya gittiğin de, nöbetçi Hasan:”Yassah hemşerim!”Diyerek içeri girmesine engel olmuştu.”Tanımadın mı beni? Ben ikinci veliahdım?”Deyince de,şu yanıtı almıştı:””VEİAHT,MELİHAT DİNLEMEM,BEN PADİŞAHIN ADAMIYIM,BİR TEK ONU TANIRIM!”
         Abdülhamit padişah olduğunda, Hasanı buldurur, subay sınıfına geçirir, erlikten Müşirliğe kadar da yükseltir. Hasan Paşa, Arapça YEDİ VE SEKİZ RAKAMLARINI YAZARAK BİR ÇİZGİ İLE BİRLEŞTİRİR, BUNU İMZASI SAYARDI. ADI DA BUNDAN DOLAYI, DALGA GEÇMEK İÇİN,  KONULMUŞTUR. O’NUN LİYAKETİ PADİŞAHA KULLUĞUNDAN VE KÖLELİĞİNDENDIR.Abdülhamit’e ve O’NUN HAYRANLARINA HASAN PAŞA GİBİLER LİYAKATLIDIR.”Yüksek tahsilliler arttıkça AKPENİN oyları da düşmektedir.”AKEPE hayranı bir Molla? Türkiye Cumhuriyetinin varlığı ve yükselmesi için,ter ve kan dökenlerle,canını esirgemeden verenler ve NE MUTLU TÜRKÜM DİYENLER!” DE,TÜRK ULUSU İÇİN LİYAKATLİDİR.
         Türk’e,Türk Diline,Türk tarihine ve Atatürk’e düşmanca tavırlar sergileyen Bay Recep Tayyip Erdoğan,Newyork’ta,Yahudi Cemaatinden “ÜSTÜN LİYAKAT HİZMETİ MADALYASI ALMIŞTIR?!O’NUN DA YAHUDİLERE LİYAKATİ BU MADALYADAN VE İÇTİĞİ YEMİN VE KASEMDEN VE FETHULLAN GÜLEN’E YAPMIŞ OLDUĞU DESTEĞİNDEN  GELİR.OKUYUNUZ:
       “TAYYİP ERDOĞAN'IN, 1980'Lİ YILLARDA ARŞİVLENEN, KUR'AN KURSUNDA ETTİĞİ BİLİNEN VE TRABZON TİRE ASKERİ ARŞİVİNDE MEVCUT BULUNAN ATATÜRK ALEYHİNDEKİ YEMİNİ. (BİR BAŞBAKAN KLASİĞİ).

İŞTEOYEMİN:

      
"Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma. Türkiye'yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime. Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan. Şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma, dinim. Allahım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim.''Dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz?!/DEVLETİ İÇİNDEN ÇÖKERTMEK,FETÖ’NÜN TAKTİĞİ.”Bir insan hem Laik,hem de dindar olamaz*!””Mustafa Kemal yolumuzun üstüne yatmış ölmüş inektir.””Türk milleti adlı bir millet yoktur.” Türkçe ile felsefe yapılamaz.”Türkiye 25 bölgeye ayrılmalıdır.”Bay Recep Tayyip Erdoğan. TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİN LİYAKAT DEĞİLDİR.
     Benim en büyük meziyetim Türk olarak dünyaya gelmemdir.                                                                                             Vatan bir bütündür parçalanamaz.”                                                       Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
         Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış  olabilir…”
         Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. “”Atatürk’ün Öğretmenler, cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister ?!”BENİM  İÇİN EN BÜYÜK ONUR,TÜRK OLARAK DÜNYAYA GELMİŞ OLMAMDIR.”TÜRK DİLİ,DİLLERİN EN BÜYÜĞÜ VE NE GÜZELİDİR.”Ulusal Kurtuluş Savaşını yapan Türkiye halkına,TÜRK MİLLETİ DENİR.”Mustafa Kemal Atatürk’ün TÜRK ULUSUNA LİYAKATİ DE ESERLERİNDEN BELLİDİR.

 

        

4 Ağustos 2016 Perşembe

2040/TARİHİ İTİRAF?!


             TC.                                                                                                                                                                                      OSMANTÜRKOĞUZ                                                                osmanturkoguz@mail.com                                                                                                                                                     

TV. Çeşmealtı,04 Ağustos 2016.

                            MEYDANA ÇIKARILAN İHANETLER,

                       SONRADAN İTİRAFLA GEÇİŞTİRİLEMEZ?!

Sözcü Gazetesi, çok büyük puntolarla bir başlık atmış:                                             TARİHİİTİRAF!    ”BUNLARA/FETHULLAHÇILARA/ YARDIMCI OLDUM. HAİNLERİN GERÇEK YÜZLERİNİ ORTAYA DÖKEMEDİM. RABBİM DE MİLLETİM DE BİZİ AFFETSİN.”

         “Ne dediler de yapmadık,ne istediler de vermedik?!Bay Recep Tayyip Erdoğan.ÇOĞUL?!”FARKLI görüşten olmamıza rağmen/Hâşa iktidarın paylaşılamayacağını anladığınızdan/,bu yapıyı iyi niyetimizle destekledik.Her kesim gibi bunlara yardım ettim…”Bay Recep Tayyip Erdoğan.”Silahlı Kuvvetlere,Polise ve MİT’E,darbeleri önleyebilmek için cemaatçileri biz  yerleştirdik!?”Mehmet  Dengir Mir Fırat,Başbakan ve AKEPE GENEL BAŞKAN YARDIMCISI.İhanetler bir özürle geçiştirilemez.”MİLLETİN?!”Affedebilir,TÜRK ULUSU İHANETLERİ ASLA AFFETMEZ?!Telaşınız,çoğunluğu kurtarabilmek telaşıdır.Hainlerin hepsi de Senin dediğini savunma olarak söyleyerek ihanetten paçalarını kurtarabilecekler?!Tarihten bazı örnekler verebilirim:Nazi Almanyası ile işbirliği yapan Fransa Devlet Başkanı Mareşal Philippe Pétain/1856/1951 ve Başbakan Pierre Laval-1883-1945/,böyle savunma yaptıkları halde cezadan kurtulamamışlardı,Pierre Laval asılmıştı. Mareşal Petain de,General Charles André Joseph Marie  De Gaulle sayesinde ipten dönmüş,1951’de cezaevinde ölmüştü.Asteğmen Mustafa Kubilay’ın başını kesenler de     “ALDATILDIK!?” Demişlerse de asılmaktan kurtulamamışlardı. Ortaya çıkartılan her pislikte,”beni aldattılar, haberim yoktu, “gibi yeteneksizliğinizin itirafları hemen istifanızı gerektirmektedir, vakit varken geldiğiniz yere.

2039/KUVVET KOMUTANLIKLARINI BAKANLARA BAĞLAMAK:ANAYASAL DARBE SUÇUDUR.


       TC.                                                                                                                                                                                              OSMANTÜRKOĞUZ                                                                       osmanturkoguz@gmail.com                                                                                    TV.Çeşmealtı,03 Ağustos 2016                   KUVVETKOMUTANLIKLARINI                                                                                           MİLLİ SAVUNMA VE İÇİŞLERİ BAKANLILARINA BAĞLAMAK.DARBEDİR?
“Anayasa madde 3/117:”Genelkurmay Başkanı;Silahlı Kuvvetlerin komutanı olup….””Jandarma,silahlı bir güvenlik kuvvetidir…”KHK.Çıkaran Bay Recep Tayyip Erdoğan,anayasamızı ihlal eden bir darbe suçunun sanığıdır.OSTÜZÜ.
         25 Aralık 1995/31Ocak 1996 tarihleri arasında, Türkiye ile Yunanistan’ı karşı karşıya getiren “KARDAK KRİZİ,”yaşanmıştır. Yunanistan Genelkurmay başkanı Oramiral Limberis’i tek başına bırakan bu olayda en büyük salaklığı, YUNANİSTAN KUVVET KOMUTANLARININ, GENELKURMAY BAŞKANLIĞINDAN ALINARAK, YUNANİSTAN SAVUNMA BAKANLIĞINA BAĞLANMIŞ OLMASIDIR. Önce Kardak Krizi hakkında kısa bir bilgi sunalım:

“Kardak krizi, ilk olarak "Figen Akad" isimli bir Türk şilebinin Kardak kayalıklarına oturmasından sonra yardıma gelen Yunan askeri birliklerinin, "burası Yunan karasularına dâhildir, öyleyse kurtarma işlemini biz hallederiz!" İddiasından sonra başlamıştı. Bunun üzerine gemi personeli bunu reddederek bulunulan yerin Türk karasularında olduğunu iddia etti ve kendi imkânlarıyla kurtarma çalışması başlattı. Bunun üzerine Yunan askeri birlikleri silah zoruyla çalışmaları durdurarak, bir yunan römorkörü yardımıyla gemiyi karaya oturduğu yerden çekti. Gemi Türk karasularına dönerek güllük limanına doğru yol aldı. Olaydan sonra diplomatik girişimler devam ederken, işgüzar bir yunan papazın kayalıklara çıkıp Yunan bayrağı dikmesiyle işler kızıştı. Papazdan sonra bizim Türk medyasından bir ekip, helikopterle kayalıklara giderek Yunan bayrağını kaldırıp yerine Türk bayrağı dikti. Bunun üzerine Yunanistan'da hükümete büyük bir baskı oluştu ve bunun sonucu bir Yunan askeri birliği kayalıklardan büyük olanına konuşlandı ve Türkiye'nin Atina büyükelçisine adaya yaklaşanlara ateşle karşılık verileceği bildirildi. Bu hamleden sonra, Türk hükümeti de SAT Komandolarını göndererek küçük olan adayı işgal etti. Tüm bu enteresan gelişmelerden sonra, ABD. Konuya ağırlığını koyarak "ilk kurşun atanın karşısında olacağını" bildirdi ve karşılıklı mutabakata varılması sonucunda iki ülkenin de askeri birlikleri kayalıkları terk ederek tavşan ve keçilere bıraktı. Bill Clinton, anılarında olay için "en azından birkaç keçinin hayatını kurtarabildim! Der."Şimdi de, Yunanistan’ın içine düştüğü bu kötü durumun tüm sorumluluğu, Günah Keçisi/Skipogoat/ ilan edilen Genelkurmay Başkanı Oramiral Limberis’in anılarından bir parçayı okuyalım:

         “Kardak krizi patlak verdiğinde, Yunanistan’ın Kuvvet komutanlıkları doğrudan Milli Savunma Bakanına bağlıydı. “Kamuoyu ve birçok siyasetçi, Silahlı Kuvvet Komutanının Genelkurmay Başkanı olduğunu söyler. Kardak krizi sırasında bana yetki bile vermediler. Silahlı kuvvetlerin yetkileri, faaliyetleri ve teşkilatlanmasındaki belirsizlik ve karışıklık herkesin ortak fikridir. Genelkurmay ile kuvvetler arasındaki bağlantı yasayla yeniden hükme bağlanmalıdır.”Zamanın Başbakanı Kostas Simitis fikrini şöyle açıklamıştı:”Kardak’a müdahale için planımız bile yoktu.Yunan silahlı kuvvetlerinin teşkilatlanma yetersizliği ve hareket acizliği ortaya çıktı.Kardak,bir bakıma bizim  bu acizliğimizi ortaya çıkaran olay oldu.Yunan Silahlı Kuvvetleri  yeniden yapılandırılmalıdır…”Çok uzun süreli aptalca  tartışmalardan sonra,2002 yılının Ocak ayında 2292sayılıMSBAKANLIĞI KANUNU ÇIKARTILARAK TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN UYGULAMAKTA OLDUĞU EMİR VE KOMUTA  SİSTEMİNEGEÇİLDİ.

         1-Savaşınkurallarıvardır.2-Taarruzun kuralları vardır,3-savunmanın kuralları vardır,4-Oyalama muharebesinin kuralları vardır,5-Gayrinizamî harbin kuralları vardır. Bunların kurallarına uyamazsan hep yenilirsin. Güçlü ve kuvvetli olmak önemli değildir. Gücü ve kuvveti, yerinde ve zamanında, bir komuta altında uyum içinde kullanamazsanız başarı da bekleyemezsiniz. KOMUTA KONTROL SİSTEMİ, HABERALMA, KESİN SONUÇ ALANINDA TÜM GÜÇLERİ BİR KOMUTA ALTINDA UYUMLU OLARAK KULLANMAK SAVAŞIN VE MUHAREBENİN ANA KURALIDIR. KUVVETLERİ, BÖLEREK DEĞİŞİK MERCİLERE BAĞLAMAK, BUNCA OLUMSUZ ÖRNEKLERE KARŞIN, İHANETİN GEREĞİDİR. YUNANI TAKLİT ETMEK,GÖZ GÖRE,GÖRE YENİLMEKTİR,REZİL OLMAKTIR.Yunan tarihi askeri darbelerle doludur.Okuyalım:
            “20 Nisanı 21 Nisana bağlayan gece, seçim kampanyasının başlamasına iki gün kala, birkaç subay (General Stilyanos Pattakos, Albay Yorgo Papadopulos, Albay Makarezos) bir askeri darbe yaptılar. Darbeden sonra kralın ısrarıyla Yüksek Mahkeme başsavcısı Konstantin Kolyas'ın başbakanı olduğu yeni hükümet (İçişleri bakanı

General Pattakos, Başbakan yardımcısı ve Savunma bakanı General Spandidhakis'ti) Kral Konstantinos'un önünde ant içti. Her şeyden önce antikomünist ve "partiler üstü" olduğunu bildiren yeni hükümette kilit mevkiler darbeci komutanların eline geçti.

Hükümet, hemen, öncelikle aşırı sola yönelik sert önlemler aldı; geniş çaplı siyasal tutuklamalara gidilerek katı bir sansür kondu ve anayasal haklar askıya alındı. Rejimi yıkmaya çalışmaktan yargılanan Andreas Papandreou 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 8 ay hapis yattıktan sonra ABD yönetiminin en üst düzeyde baskısı sonucu, siyasal tutuklular için çıkarılan afla serbest bırakıldı ve ülkesini terk etmesine izin verildi. Göz hapsine alınan babası ise Kasım 1968'de öldü.[1] 1967 sonbaharında ordu, bürokrasi ve eğitim kurumlarında büyük çaplı bir tasfiye hareketi başladı. Aralık ayında silahlı kuvvetleri ve halkı cuntayı devirmeye çağırarak bir karşı-darbe girişiminde bulunan kral, girişiminin boşa çıkması üzerine Roma'ya kaçmak zorunda kaldı. Cuntanın buna gösterdiği tepki General Georgios Zoitakis'i naipliğe, Albay Yorgo Papadopulos'u da başbakanlığa getirmek oldu.

"Albaylar Rejimi" yurtdışında Kıbrıs dolayısıyla yeni bir bunalımla karşılaştı; Ankara'nın gittikçe artan baskısıyla, 1967 Kasımında, Türk birlikleriyle birlikte kendi birliklerini de adadan çekmeyi ilke olarak kabul etmek zorunda kaldı. 1968 Eylülü’nde yapılan referandum sonucu kabul edilen yeni Anayasa, yetkileri esas olarak yürütme gücünün elinde topladı, ordunun devlet içinde öncelikli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Cunta, güdümlü bir halkoylaması sonunda yürürlüğe koyduğu göstermelik anayasayı bile uygulamadı. Cunta, özellikle Avrupa'da yaygın bir diplomatik baskıyla karşı karşıya geldi. 1968 yaz ve sonbaharında güçlü bir muhalefet ortaya çıktı; merkezci bir militan olan Aleksandros Panagulis Albay Papadopulos’a bir suikast düzenledi; 3 Kasım'da Atina'da Yorgo Papandreu'nun cenazesi dolayısıyla bir gösteri yapıldı. Ama muhalefet örgütlenmekte zorluk çekiyordu. Öte yandan yurtdışındaki siyasi sürgünlerin örgütlediği güçlü bir muhalefet ortaya çıktı. Parti liderlerinin çoğu, eski bakan Konstantin Karamanlis ve Yorgo Papandreu'nun oğlu Andreas Papandreu gibileri sürgündeydi. Andreas Papandreu 1968'de Panhelenik Kurtuluş Hareketi'nin (PAK) önerliğine getirildi. PAK, Yurtsever Cephe (aşırı sol) ve "Demokratik

teklemekle suçlayarak, bunların hemen ülkeyi terk etmelerini istemesiyle su yüzüne çıktı. Halk arasında desteği zayıflamış olan rejime prestij kazandırmak isteyen cuntanın girişimleriyle, Makarios'a karşı, Kıbrıs'ta Enosis'e yönelik bir darbe düzenlendi. Savunma" hareketi (merkez sol) arasında yapılan bir anlaşma sonucu, 2 Nisan 1969'da Stockholm'de ortak direniş yapıları oluşturuldu. Ama gerçekte muhalefet bölünmüştü. 1970'ten sonra gerçek iktidar yalnız Albay Papadopulos'un elinde bulunuyordu. Seçime gitmeyi reddeden Albay, 1970 başlarında, üyeleri ya hükümet tarafından atanan ya da toplumsal meslek kuruluşlarınca seçilen bir danışma organı kurdu. Mart 1972'de Naip Zoitakis'i uzaklaştırarak yerine geçen Papadopulos, devlet aygıtına el koydu. 1971'de belli bir yumuşama Gerçekleştirmeye çalıştı: askeri mahkemeler yerlerini sivil mahkemelere bıraktı, tutuklu kampları kapatıldı. Ama 25 Mart 1971'de (Osmanlılara karşı 1821 ayaklanmasının yıldönümünde) sol ve kralcı sağ kanattan 133 kişi demokrasiye geri dönülmesini istedi. Hükümet buna siyasal davalar açarak karşılık verdi. Albay Papadopulos, muhalefetin kralın lehine dönmesinden korkup, 1 Haziran 1973'te monarşiye son vererek cumhuriyet ilan etti. Papadopulos da cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi ve sivil yönetime dönüş hazırlıklarını başlattı. 14 Kasım 1973'te Atina ve diğer üniversitelerden gelen öğrenciler Atina Teknik Üniversitesi'ni işgal ederek ayaklanma çağrısında bulundular. Halkın bir bölümünden de destek gören öğrenciler, 17 Kasım günü sabaha karşı silahlı kuvvetler tarafından, kanlı bir baskın sonucu üniversiteden dışarı çıkarıldılar; olaylarda öğrencilerden 34'ü hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı ve bin kadarı gözaltına alındı. Aynı gün sıkıyönetim ilan edildi, askeri mahkemeler oluşturuldu. Bu ayaklanma Papadopulos'un liberalleşme çabalarını sona erdirecek bir dizi gelişmeyi tetikledi. Korku duyulan askeri polis lideri olarak Papadopulos'a en yakın isimlerden biri ve cuntanın tutucularından Tuğgeneral Dimitrios Yuannides, ayaklanmayı kamu düzenini yeniden inşa etmek için bir bahane olarak kullanarak 25 Kasım'da Papadopulos'a karşı bir karşı darbe gerçekleştirerek onu devirdi. Yeni cunta yönetimi Fedon Gizikis'i cumhurbaşkanı, iktisatçı Adamantios Andruçopulos'u başbakan olarak atadı, Yuannides ise perde arkasındaki gerçek iktidar sahibi olarak kaldı. Anayasa askıya alındı, sıkıyönetim uzatıldı. Muhalefete karşı baskılar genişlerken, Yunanistan, Avrupa'nın en yüksek enflasyon düzeyine ulaştı, Cuntanın çöküşü ve demokratik rejime dönüş


        1974 Temmuzunda Kıbrıs ile süren anlaşmazlık, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios'un Kıbrıs Ulusal Muhafız Örgütü'nde bulunan Yunan subayları, EOKA'LI aşırılara des    


Ama darbenin ardından Türk birliklerinin 20 Temmuz'da Kıbrıs'a çıkmasıyla doğan bunalım cuntanın hızla çökmesine yol açtı. Kendi yarattıkları duruma karşı koyamayan askerler, ordunun da çeşitli kümelere bölünmesi sonucu, 23 Temmuz'da iktidarı sivillere bıraktılar. “Sürgünden çağrılan Konstantin Karamanlis özgürlükleri getirecek önlemler aldı. 29 Temmuz'da da aşırı sağdan ilerici sola kadar birçok siyasal eğilimi temsil eden geçici bir hükümet kurdu. İki Komünist parti hükümetin dışında bırakıldıysa da, üyeleri arasında yakınları bulunan "iç komünist parti" hükümeti destekledi. 1 Ağustos'ta bir anayasal karar alınarak, 1952 Anayasası yeniden yürürlüğe kondu, ancak Anayasa'nın krala ilişkin tüm maddeleri, ilk seçimlere dek askıya alındı; sendikal özgürlükler geri verildi. Bir yandan da bir ekonomik atılım programı uygulamaya çalışan Karamanlis, 1974 Kasımına dek Devlet başkanlığı unvanını elinde tutan Gizikis'in onayına sunduğu kararnamelerle ülkeyi yönetti. Bu anayasal karara göre, bundan böyle silahlı kuvvetler komutanları Savunma Bakanlığı'nca atanacaktı. Az sonra ordu, polis ve güvenlik örgütünde bir temizlik yapıldı…”

                  Yunanistanta’ın Anadolu’da yenilmesinden sonra, Yunanistan’a kaçabilen Albaylar,14 Eylül 1922 tarihinde Atina’da başarılı bir hükümet darbesi yaptılar.

            “Aralarında dönemin Başbakanı Dimitri Gunaris’in de bulunduğu çok sayıda üst düzey yetkili, vatana ihanet suçundan yargılanmış, 6 kişi idama mahkûm olmuştu.

         “Yunanistan, 1922’de Türkler karşısındaki bozgunun sorumlusu oldukları gerekçesiyle idam edilenlerin dosyasını yeniden açtı. Mahkeme “Altıların aklanması için deliller var,” dedi

Mustafa Kemal Atatürk’ün yönetimindeki Türk ordusu 30 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’u zaferle bitirdiğinde, Yunanların hayallerini kurduğu “Megalo idea” yani Batı Anadolu’yu da anavatana katarak Büyük Yunanistan düşüncesi de tarihe gömüldü. Birkaç gün içinde bozguna uğramış Yunan ordusu, Anadolu’yu terk etmeye başladı. Sadece üç yıl önce Anadolu’ya getirilen Yunan köylüleri de, Anadolu’daki diğer Rum köylüleriyle birlikte Yunanistan’ın yolunu tuttu. Bu göçte onbinlerce insan da hayatını kaybetti. Bu olay Yunan tarihine Küçük Asya (Anadolu) Felaketi olarak geçti. Bu felaketten hemen sonra İzmir’in kurtuluşunun üzerinden 5 gün geçer geçmez 14 Eylül’de Atina’da darbe oldu.

Kraldevrildi.


Albay Nikolas Plastiras, Albay Stilyanos Gonatas ve Deniz Yarbay Dimitrios Fokas’ın yaptığı askeri darbe sonucunda Kral 1. Konstantinos hükümeti istifa etti. Tahta geçen Konstantinos’un oğlu 2. Georgios halkı yatıştırmak için hezimetin suçlularını mahkemeye çıkarma kararı verdi. Atina’da 9 Ekim 1922’de düzenlenen ve yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı protesto gösterisinde, suçluların cezalandırılması istendi. Bunun ardından Atina’da “İhtilal Komisyonu” kuruldu. Küçük Asya Felaketi’nin sorumlusu olarak gösterilen 1920-1922 yılları arasındaki gelişmelerde önemli rol oynayan eski Başbakanlar Dimitri Gunaris (59), Petros Protopapadakis (68), Nikolas Stratos (50), Askeri İşlerden Sorumlu Bakan Nikolas Theotokis (44), Dışişleri Bakanı Georgios Baltacis (56), Ulaştırma Bakanı Ksenofon Stratigos (53), İçişleri Bakanı Georgios Hacianestis (59), Küçük Asya ve Trakya’dan sorumlu Başkomutan Mihail Gudas (54) “vatana ihanet” suçuylayargılandı.88yılöncedelilleryanıltıcıydı.”

         “Meclis’te 31 Ekim-15 Kasım 1922 arasında yapılan duruşmalarda Gudas ve Stratigos müebbet, diğerleri ise idama mahkûm edildi. Söz konusu 6 kişi, karar henüz yayınlanmadan, duruşmadan iki saat sonra kurşuna dizildi. Olay, Yunan tarihine, “Altılar Davası” olarak girdi ve yıllarca büyük tartışma yarattı. Yunanistan Yüksek Mahkemesi, önceki gün yaptığı açıklamada bu 6 kişinin aklanması yönünde yeni deliller bulunduğu gerekçesiyle davanın tekrar görülmesini kabul ettiğini söyledi. Yunan basını, davanın karara bağlandığı 1922 yılında verilerin yanıltıcı olduğunu ortaya çıkaran bazı delillerin gündeme gelmesi üzerine Yüksek Mahkeme’nin söz konusu kararı aldığını yazdı.”Eski Jandarma Genel komutanı E.Topçu Korgenerali Anastasios Papulas, hapisten çıkartılarak, Yunanistan’ın Küçük Asya Ordusu Başkomutanlığına getirilmişti. Sakarya Meydan Muharebesindeki yenilgisi üzerine istifa eden Korgeneral Anastasios Papulas,1935 senesinde, Elefterios Venizelos lehine darbeye kalkışmak suçundan kurşuna dizilmiştir.İşte Yunan politikacılarının asker korkularının nedenleri.Bizim AKEPELİLERE NE DERSİNİZ?!

 

 

 

 

2 Ağustos 2016 Salı

2038/ÇANKAYAİLE KAÇ--AK SARAY ARADINDAKİ FARK1


       TC.                                                                                                                                                                                                OSMANTÜRKOĞUZ                                                                                                                  osmanturkoguz@gmail.com                                                                    TV.Çeşmealtı,02 Ağustos 2016.                                                                                                                                                                                                   
 

                   ÇANKAYA KÖŞKÜ VE KAÇ—AK SARAY FARKI!?

Birisi gerçekler üzerine kanla kurulmuş,diğeri yalan,dolan ve kompasla uydurulmuştur.

         “Gerçekler ne kadar acı olsalar da söylemekten çekinmeyiniz!”Mareşal Gazi Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanımız, Türk ve İnsanlık âşıkı.

         “Türk ulusu diye bir ulus yoktur!”,Herkes beni aldattı.”KAÇ—Ak Saraydaki değişkenimiz Bay Recep Tayyip Erdoğan.

         “PADİŞAHLARIN SARAYLARINA EN ZOR GİREN ŞEY, DOĞRULUKTUR.”Mustafa Fazıl Paşa/1829-1875/ Mısır Hidivi İbrahim Paşanın oğlu.Anlatabildim mi*!?

31 Temmuz 2016 Pazar

2036/TSK'DAKİ TASFİYELER,TÜRK ULUSUNA İHANETTİR.


     TC.                                                                                                                                                                     OSMANTÜRKOĞUZ                                                                            osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                             TV.Çeşmealtı;31 Orakayı 2016.

        TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEKİ TASFİYELER,                                                                                                      TÜRK ULUSUNA İHANETTİR?’

         “Askeri Liseler kapatılacak, Harp Akademileri kapatılacak, Türk Silahlı Kuvvetlerinde kurmay sınıfı dolmayacaktır,Jandarma sınıfı kır bekçiliğine dönüştürülecektir.!”* Milli İradeyi temsil ettiklerini söyleyen İktidar Sarhoşlarının anlatmış oldukları FELAKET SENARYOLARI. Hiç bir düşman ülke, bu denli AKIL VE VİCDAN DIŞI bir düzenlemeyi düşünemez. Osmanlı Ordusunda SERASKERİN altında Kurmay başkanlığı olmadığı gibi, tüm komutanlıklarda da kurmay sınıfı yoktu. Batılaşama önce orduda başlamıştı. Komutanlıklara karargâhlar ve şubeler eklenmiş, kurmay başkanlığı da ihdas edilmişti. Çanakkale ve Ulusal Kurtuluş Savaşımız Kurmay planlamasıyla kazanılmıştır. Osmanlı başa çıkamadığı eşkıyaya, KIR SEDARLIĞI GÖREVİ VERİRDİ. ÇAKIRCALI MEHMETEFE DE KIR SERDARI YAPILMIŞTI, OSMANLI JANDARMASINA RAĞMEN.31 Martta da Mektepli Subay Düşmanlığı patlamıştı. Trabzon’dan emekli bir astsubayın İstanbul’a çektiği telgrafı bugünkü tasfiyeciler okumalıdır:”Ordu mektepli subayların üzerinde büyür, modern topları ancak Mektepli subaylarımız kullanabilir…”Kantinci subayların silahlı kuvvetleri düzenledikleri nerede görülmüştür. Her meslekte çürükler vardır. Ülkemizdeki devlet güçlerini çürüten de AKEPE iktidarı ve Bizzat Bay Recep Tayyip Erdoğan’dır.”BİR ORDUNUN KUDRET VE KABİLİYETİ KOMUTA KADEMESİNİN KUDRET VE KABİLİYETİYLE ÖLÇÜLÜR.”Mareşal Mustafa Kemal. Onbaşı Adolf Hitler, bir hileyle Sovyet Mareşal Tuhaçevski’yi kurşuna dizdirtmeseydi Sovyet Rusya’ya taarruz edemezdi. Tank çıkan kışlayı kapat,uçak çıkan üssü de kapat?!Kabahat kışlalar damı a Tombalak?Neden,soyulan İstanbul Belediyesi kapatılmadı??Ayak oyunları ile Türk Hava Kuvvetlerinden ayrılmak zorunda kalan ve kovduğunuz 500 pilot tekrar göreve çağrılarak UÇAK KALKAN ÜSLERDE GÖREVLENDİRİLEBİRLER.Türk Jandarmasının tarihini hiç mi okumadınız?Bir savaşta,GERİ BÖLGE EMNİYETİNİ VE CEPHE GERİSİ GÜVENLİĞİNİ TÜRK JANDARMASI SAĞLAYACAKTIR.Sahra jandarması deyimini hiç mi duymadınız?

         Osmanlı İmparatorluğu zamanında çıkan 135 ayaklanmayı da MEKTEPLİ VE KURMAY SUBAYLAR MI ÇIKARTMIŞTI?31 Mart 1909 ayaklanmasını Çavuşlar çıkarıp, yönetmemişti? Bu gerici ayaklanmayı Selanik’ten gelen Kurmay subaylar, planlayarak bastırmamışlar mıydı? Mustafa Kemalin kurmuş olduğu askeri sistemi yozlaştırmak Türk Ulusuna ihanettir.Padişah ve Halifeye Medrese talebeleri isyan etmişlerdi,Karadağ elimizden çıkmıştı?Neden Medrese diye tutturuyorsunuz.Osmanlı ordusunun hezimetlerini eşref saatlerini bakan dinci soytarılar hazırlamışlardır.Haksızlıklarınız,hırsızlıklarınız,devletin tüm erklerini ele geçirme basitlikleriniz sürdüğü sürece,darbeleri önleseniz de;İHTİLALLERİ VE SUİKASTLERİ ÖNLEYEMEZSİNİZ.Patrona Halil bir hamam tellağı idi,kayıkçı Mustafa sadece bir yeniçeriydi,bunlar neden ayaklanarak Osmanlı devletini ele geçirdiler?!Türk Silahlı kuvvetlerinde,komutanların emirleri  irdelenemez,derhal yerine getirilir.”BEN SİZE TAARRUZ ETMEYİ DEĞİL,ÖLMEYİ EMREDİYORUM*!”KOMUTAN ERKANIHARP KAYMAKAMI SELANİKLİ MUSTAFA.EMRİ YERİNE GETİREN TÜM ASKERLER,SUBAYLAR,AST SUBAYLAR VE ERLER ÖLMÜŞLERDİR.BİR KOMUTANIN EMRİYLE,MAKSADINI BİLMEDEN KIŞLASINI TERKEDENLERE,GAYEYİ BİLEREK ATEŞ EDENLER HARİÇ,HESAP SORMAK,TÜRK ORDUSUNUN DİSİPLİNİNİ KÖKÜNDEN YIKAR.KOMUTANIMIN EMRİ ALLAHIN EMRİNDEN ÇOK ÖNCE GELİR.Şu sorularımı yanıtlamanız mümkün mü?Genç Osman’ın ırzına hangi askeri okuldan mezun olanlar geçmiştir?Viyana’da bozguna uğrayan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa,hangi Harp Akademisinden mezun olmuştu?Prut’ta Büyük Petro’yu serbest bırakan Baltacı Mehmet Paşa ile Yeniçeri Ağası Korkutelili osman Ağa hangi askeri okuldan mezun olmuşlardı!?Sayın Bay Recep Beyimiz,İmam-Hatipten öğrendiğiniz andınızı unutmadık.Bizler de DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLARA KARŞI TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KORUMAK İÇİN ANT İÇMİŞTİĞİMİZİ UNUTMADIK,SİZLER DE UNUTMAYASINIZ?!

 

 

 
tsk

2035/SIKIYÖNETİMSİZ SIKIYÖNETİM KOMUTANI!


TC.                                                                                                                                                                                                OSMANTÜRKOĞUZ                                                osmanturkoguz@gmail.com                                                                                                                        TV.Çeşmealtı;31 Orakayı,2016.

              SIKIYÖNETİMSİZ SIKI YÖNETİM KOMUTANI?!

         Bir zamanlar,İstanbul’da bir sıkıyönetim komutanı vardı.Hemi de Birinci ordu komutanıydı,Orgeneral Ahmet Nurettin  Aknoz:”Vatan gazetesini kapattım!”,”İstanbul üniversitesini kapattım!?”Dedi miydi, oraları hemen kapatılırdı.Şimdi de başımıza,Kantin subaylığından mütedavil  sıkıyönetimsiz bir sıkıyönetim komutanı çıktı:”Hava üsleri kapanacak!”Askeri Liseler kapanacak!”Dedi.Oraları heman kapatıldı.Daha önceleri de,”Müslüman kadınları  ve Rüşvet Dosyaları da kapanacak buyurmuştu ?!”Uyuyalım bakalım,ne zaman “Türkiye  Cumhuriyeti kapanacak?!”Diyecek.NOT:MECLİSİ DE GAPATTI MI?!SES ÇIKMIYORDA GARİ*!

 

30 Temmuz 2016 Cumartesi

2034/ASIL HAİN DARBE GİRİŞİMİNİ SAĞLAYANDIR.

ASIL HAİN,DARBE OLUŞUMUNU SAĞLAYANDIR EY RECEP?"NE DEDİLER DE YAPMADIK,NE İSTEDİLER DE VERMEDİK?"İSTEYEN HAİN,TÜM İSTEKLERİ KARŞILAYAN DA EN BÜYÜK HAİNDİR.MASALINA YALINIZCA SÜRÜ KANAR EY ÇAKMA KAHRAMAN*

2033/...CAK CAKLARMIŞ


TC.                                                                                                                                                                                         OSMANTÜRKOĞUZ                                                                                                                                                             osmanturkoguz@mail.com                                                                                                                                   TV.Çeşmealtı,30 Orakayı 2016.

                  ……CAK CAKLARMIŞ?!

         İstanbul Belediyesinden kovulma BOŞBAKAN, USTASINDAN almış olduğu talimata göre ötmektedir: “Uçak kalkan üsleri,tank ve asker çıkan kışlaları,askeri liseleri kapatacağız….”MİT’TEN 100 Darbeci, Diyanet İşleri Başkanlığınızda da 495 Darbeci  ATILDI.Bakanlıklardan TAYYİP RECEP  RADYO VE TELEVİZYONUNDAN atılan Darbeci sayıları tüyler ürpertici.Kuran Kurslarında erkek öğrenci düzenlerin sayıları astronomik.”Onlar,bir sefer oğlanları şaptıkları için   cezadan muaf!”Peki Sayın Boşkonuşanımız,bu saydığım yerleri neden kapatmıyorsunuz?O ZAMAN AĞZINIZI BARİ KAPATINIZ.

 

        

 

İzleyiciler

Blog Arşivi