22 Nisan 2016 Cuma

2091/DOĞUM VE ÖLÜM TÜM CANLILAR İÇİN BİR DOĞA YASASIDIR?


                TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. Çeşmealtı,21NİSAN 2016.

           DOĞUM VE ÖLÜM, TÜM İNSANLAR İÇİN, FARKSIZ ORTAK BİR DOĞA OLAYIDIR.

              “BEN,DÜNYAYA KİN DEĞİL SEVGİ PAYLAŞMAYA GELDİM?!”ANTİGONE,SOFOKLES.

SOFOKLES, BU ESERİNİ 82 YAŞINDA YAZMIŞTIR,91 YAŞINDA DA ATİNA DA MÖ.406 TARİHİNDE ÖLMÜŞTÜR.”ÖLÜNCE, İYİ ADAM, KÖTÜ ADAM MUAMELESİ OLMAZ?”ANTİGONE. BİZİM ÖKÜZLERİN KAFASI HÂLÂ KREON’UN KAFASIDIR.KÖLELER HİÇ BİR SORUYA EFENDİSİNDEN İZİN ALMADAN YANIT VEREMEZLER.”VÜCUDUM KÖLE OLSA DA,DÜŞÜNCELERİM ÖZGÜRDÜR?!”RAHMETLİ SOFOKLES.

Birinci Dünya Savaşında, çeşitli cephelerde Türk Ordusunun Şehit verdiği Tabiplerin listesidir. Ey din tüccarlarımız:

1-140 TÜRK ASILLI TABİP, OSMANLI VATANDAŞI,

2-32 ERMENİ ASILLI TABİP, OSMANLI VATANDAŞI,

3-25 RUM ASILLI TABİP, OSMANLI VATANDAŞI,

4-18 YAHUDİ ASILLI TABİP, OSMANLI VATANDAŞI.

         “Çok utanç verici bir olay. Hangi dinden olurlarsa olsunlar,     "köktendinci" din tüccarları, insanin doğasında olan "VICDAN"

Olgusunu yok ediyorlar, insanları en ilkel "sürüngenler" seviyesine çekiyorlar, "hayvanlar" bile diyemiyorum, hayvanlara hakaret olmasın diye.

Sayın Yosef Hoba ve ailesinden milletim namına özür diliyorum.

Müslümanlarda da cenaze en yakin zamanda kaldırılır, ayni Musevilerde oldugu gibi. "Sela vermek", bir ölümün ve defin merasiminin acele duyurulmasından ibarettir, kuranda, hadislerde veya kanunlarda yeri olmayan bir adettir, ibadet değildir, Sart ta değildir. Minare, sesi daha uzaklara duyurmak için yapılmış bir kuleden ibarettir ve oradan sadece dini duyurular yapılmaz, gereğinde belediye'nin ve hatta partilerin duyuruları da yapılır. Bunun için müftülüğe veya Diyanet isleri başkanına da sorulmaz.

Politika, hukuk, ordu ve polis "köktendinci" tüccarların eline geçmiş. Gerçekten Müslüman olan "taşşaklı bir imam", kimseye sormadan minareden duyuruyu yapardı, ama onlar kalmadı artik, onların yerine paraya tapanlar geldi. İmama 50 lira verselerdi, Yosef Hoba'nin salası da verilirdi.  İsimiz çok zor.”

 

Dr. Yavuz Dedegil.

        “Yosef Hoba’yı yakından tanıyan ve aynı zamanda komşusu da olan Moşe Habif, Musevi Kabristan Derneği üyesi olduğunu belirterek, “Kendisi gece saat 02.00′de vefât etti. Benim 02.30′da haberim oldu. O gün toprağa vereceğimizden gazeteye ilan verecek zaman kalmadı. Herkesin haberi olsun istedik. Vakit olsaydı, ilanla duyururduk, iş bu Kadar büyümezdi. 17 yıl önce buna benzer bir durum yaşandı. O zaman duyuru yapılmıştı. Ölümünden haberi olmayan dostları çok üzüldü. Kendisini Altındağ Musevi Mezarlığı’na defnettik,” Dedi.

KIZI KONUŞTU

        Ölen Yosef Hoba’nın kızı Cois Güt bu olayın siyasi tartışmaya çekilmesini istemediklerini belirterek, “Arkadaşları babamın ölüm haberini duyurup onurlandırmak istemiş. Biz bunu doğal karşılıyoruz. Diyanet İşleri’nin duyuru camiden yapmama konusunda kararına saygı duyuyoruz. Sonuçta bu kurum da yasaları yerine getiriyor;” dedi.

Olayın büyütülmesini istemediklerini kaydeden Cois Güt, “Biz bu ülkede yaşayan vatandaş olarak kararlara her zaman saygı duyuyoruz.EK:BEN,NE DİYANETBAŞKANINA NE DE ONLARIN KARARLARINA SAYGI DUYMUYORUM?OSTÜZÜ. Babamızdan bunu öğrendik ve gördük. Gazeteye ölüm liânı verecek zamanımız olmadı. Kısa sürede defnettik. İnternette duyulunca Amerika’dan Kanada’dan tanıyanlar bizleri arayıp taziyelerini iletti,” diye konuştu.

Bu arada İzmir İl Müftülüğü konuyla ilgili açıklama yapmadı. Diyanet İşleri Başkanlığı ise konuyu araştırıp bildireceğini duyurmuştu?!” ÖKÜZLER OKUSUNLAR DA İNSANLIK NEYMİŞ ÖĞRENSİNLER?!                                                                TC.                                                                                                                                             OSMAN TÜRKOĞUZ

                   osmanturkoguz@hotmail.com

                   TV. Çeşmealtı;13,Temmuz.2009

                            ANTİGONE

                            “Ben, dünyaya kin değil, SEVGİ paylaşmaya geldim!”

                                                        ANTİGONE-SOFOKLES-

                         “Kitaplar, birtoplumunkâğıttan hafızasıdır!”Arap atasözü.

        Rahmetli İsmet İnönü’nün en büyük eserlerinden birisi de, KÖY ENSTİTÜLERİ ve KLASİK ESERLERİN TÜRKÇEMİZE kazandırılmasıdır. Bir Reşat Şemsettin Sirer; Maarif Vekili olmuş; bir Celal Bayar ve Adnan Menderes iktidar olmuş; sayelerinde de T.C.Bugünlere gelip, dayanmıştır. Her ikisi de Rahmete kavuşan; Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü ile O’NUN Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abddurrahman Nafiz GÜRMAN; Savaştepe Köy Enstitüsüne ziyarete gelirlerken; yolda, bir kız öğrenciye rastlarlar. Kızın adı Haficedir. Araçtan inerler,  ol mübarek kızımız ile konuşurlar. Kızcağız, tavuk çiftliği nöbetine gidiyormuş. Torbasına bakarlar; günlük nevalesi ile ANTİGONE adlı, yeni yayımlanan bir kitap vardır, ol mübarek torbada. Sofokles’in çağlar eskiten bu ölümsüz eseri, M.E. B. yayımlarındandır. Ölümsüz İsmet İnönü:

        “-Abdürrahman Paşa; der; bu kitabı henüz, Ankara’da bile okuyan yok iken, bu KIZIMIZIN EKMEK TORBASINDA bulunması yarınlara güvenle bakabileceğimizin işaretidir. Bütün Türk halkı, böyle kitapları okuduğu zaman her şey farklı olacaktır!”Osman Türkoğuz;”Babasız ve Şekersiz Bırakmak!”,”Silahlı Kuvvetlere Müdahale, Ulusal Felâketlerin habercisi midir?

Bendeniz; bütün kültürümü, uzun süre Halkevi olarak kullanılan, Menemen Kubilay okulu yanındaki kitaplıktan edinmişimdir. Ezberimi değil, KÜLTÜRÜMÜ!”

Benim de; bir zamanlar, yazılarımdan ve şiirlerimden örneklerin yayımlandığı bir site’de ANTİGONE adına rastlamam, hayatımın en mutlu anlarından birisidir. Bilimsel olarak; yukarıdaki cümleyi söyleyerek, kendisini asan Rahmetli ANTİGONE’NİN mağarası kanıtlansa; hiç durmadan, BENDENİZ DE KENDİMİ, orada ipe çekerim. Bu iki MUHTEŞEM KADININ ÖNÜNDE ve kendisini hiç görmediğim HATİCE’NİN önünde, saygılarımla eğilmeyi, ulusal bir gurur sayarım. Kimmiş bu ANTİGONE!

ANTİGONE. Bilmeden ve tanımadığı için, yanlışlıkla babasını öldüren Oidipus, öz annesi İokaste ile evlenir. Bu evlilikten birisi kız, ikisi de oğlan olmak üzere üç çocuğu olur. Kâhin Teiresias’ın açıklamasından anası ile evlendiğini öğrenerek, anasının dikiş iğnesi ile gözlerini kör etmiştir. Kızı Antigone; Kör babasının elinden tutarak, şehir, şehir ve köy, köy onun dilenmesini sağlamıştır. Thebai Krallığı sakinleri ve oğulları Eteokles ve Polineikes Kör Kralı lanetlemişlerdir.

Kör Kral Oidipus öldükten sonra; Antigone Thebai’ye döner. Thebai krallığında, iki kardeş ve dayıları Kreon arasında, şiddetli bit iktidar savaşı başlar. İki düşman kardeş, birbirleri ile dövüşürken ölürler. Kreon iktidarı ele geçirir. Kendisine yardım eden Eteokles’in dini törenle gömülmesini diğer kardeşin Polynekes’in gömülmeyerek, kuşlara ve kurtlara yem olmasını ister. Ölünün üzerine toprak serpmeyi bile yasaklar. Buna girişecek kimselerin ölümle cezalandırılacağını da ilan eder.

Sofokles’in ünlü Antigone Tragedyasında, bu Emire karşı gelen Antigone ile Kral Kreon’un tartışması, görkemli bir şekilde verilir. Antigone, Kreon’un emrine karşı gelmekle kalmaz, kardeşini gömmenin suç olmayıp, bir borç olduğunu savunarak, onu gömer ve yönetime baş kaldırır. Kral Kreon’un karşısına çıkarak, SUÇ ve DEVLET konularında, onunla tartışır. Tartışmanın işlendiği bazı bölümlerden parçalar vermekle yetineceğim.

“Antigone- Ben yaptığımı itiraf ediyorum, hiçbir şeyi inkâr etmiyorum.

  Kreon-Bu işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun?

  Antigone-Biliyordum, nasıl bilmem? Herkese ilân edildi.

  Kreon-demek buna rağmen benim emrime karşı gelmeye cüret ettin?

   Antigone-Fakat bana bu emri veren Zeus değildi, Hades’te hüküm süren Dike de biz fanilere böyle bir nizam yüklememiştir. Ve senin emirlerinde, insan sözlerini tanrıların yazılmamış, değişmez kanunlardan daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyorum. Çünkü bu kanunlar yalınız dün ve bugün yaşamıyorlar, bunlar, ebediyen yürürlüktedirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur.

Kreon- Thebai’liler arasında, bunu böyle gören yalnız sensin.

Antigone-Hepsi böyle görüyorlar, fakat korkudan dillerini tutuyorlar.

Kreon-Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun?

Antigone- Öz kardeşime saygı göstermekte utanacak ne var?

Kreon- Onunla dövüşüp ölen de bir kardeşin değil miydi?

Antigone- Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu.

Kreon- Ötekine karşı alaka göstermekle, buna karşı günaha girmiyor musun?

Antigone-Mezarında yatan ölü, böyle bir hüküm vermeyecektir.

Kreon- Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun.

Antigone-Onunla beraber, ölen bir kardeşti, bir köle değil.

Kreon-Birinin koruduğu bu memleketi bu memleketi öbürü harap ediyordu.

Antigone-Olsun, Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır.

Kreon-Ama orada da iyi adam, kötü adamla eşit muamele görmeyi istemez.

Antigone-ölüm diyarında da böyle bir kaide olduğunu bana, kim söyleyebilir?

Kreon-Düşmanımız bizim için hiçbir zaman, hatta ölümünden sonra bile, dost değildir.

ANTİGONE-BEN, DÜNYA’YA KİN DEĞİL, SEVGİ PAYLAŞMAYA GELDİM.”

Kreon; Antigone’yi kayalıklarla çevrili bir mağaraya, ayaklarından zincirleterek kapatır. Kreon’un oğlu ve Antigone’nin nişanlısı Haimon, babasına isyan ederek, mağaraya koşar. Ne var ki, Antigone, kendisini asarak ölmüştür. Bu acıya dayanamayan Haimon da kendisini öldürür. Anası Eurydike de intihar eder. NOT: DÜNYAMIZDA; BÜTÜN İYİLER CEZALANDIRILMAKTADIR. OSTÜZü.

        Kaynakça

1-   Antigone, M.E. B’LIĞI Yayınları, Sabahattin Ali çevirisi,

2-   Azra Erhat, Mitolojik Sözlük, S.43-44

 

 

 

 

 

 

 

 

       

 

 

 

 

17 Nisan 2016 Pazar

2090/SAĞLIKLARINA CENNETLE MÜJDELENENELER HEP MUHAMMEDİN ÇEVRESİ


            TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;17 Nisan 2016.

                                   “Bir yerde dinden söze dildi mi,sıkı durun, ya malınızı ya da canınızı alacaklardır?!KONFÜÇYÜZ.HEP,ALLAH RAHMET ETSİN DİYORSUNUZ?!İSLAM ÜLKELERİNDE ALLAH’I ÇOKTAN ÖLDÜRDÜLER*!ilginç bir ileti İnternette dolaştı.Kimsenin dikkatini de çekmedi:Bir ulemamız,KENEVİR YAPRAKLARINI KAYNATARAK İÇİNİZ,BAŞ AĞRINIZ GEÇER ,FERAHLARSINIZ.HZ.MUHAMMET,MEDİNELİ ÇOCUKLAR KAFASINI TAŞLA YARALADIĞINDA KENEVİR YAĞRAĞINI KAYNATARAK İÇMİŞTİR?!MUHAMMEDİN MİRAC OLAYI DA O GECE OLMUŞTU?!

                                   CENNET Mİ?ARAP PEYGAMBERİ MUHAMMEDİN AİLE ŞİRKETİ ENVALİ,YAKINLARININ EBEDİ MEKANI?BİZİM SAPIKLARIN DA KERHANESİ?! Çok ilginçtir. Sağlığında cennetle müjdelenenler hep Hz.Muhammedin çevresinde ona inanan yakın akrabalarıdır. Bu çok doğan bir KADROLAŞMADIR? Osman Beye bakalım; çevresinde ona inanan bir kadro var. Yalınız Türk töresinde farklı bir kadrolaşma sistemi vardır: Yakın akrabalardan iktidar kadrosu kurulamaz. Hanedana mensup Kadın ve Erkek iktidarda eşit şartlarda hak sahibidirler. Onbaşı Adolf Hitlere bakınız; Eroinman Emekli hava Yüzbaşı Mareşal Göring olarak çevresindeki yerini almıştır. Muaviyeye bakınız; Orospu analı Amr ibn’ülas onun çevresindeki yerini almıştır. Bir liderin etrafında ona inanan, ondan faydalanmak isteyen adamları/apotrları/vardır. Uzatmayalım kadrosuz başarı olamaz. Bay Recep Tayyip Erdoğan’ın çevresi onun gibi Türk ve Atatürk düşmanları ile doludur. Önemli olan da, oluşturulan güce belli bir doğrultuda kullanabilmektir. Hz. İsa’nın da çok yakın bir etrafı vardı: Bunlara HAVARİLER denirdi. Hz. Musa, İkinci Ramses’in kız kardeşinin bir Yahudi Mimardan nikâhsız doğan Yeğeni ve Amon-Ra Rahipliğinin yanı sıra İkinci Rames’in muhafız alay komutanıydı. Arkasında Museviler vardı. Devlet başkanı gibiydi, yağmacı ve kıyıcıydı. Hz.Muhammet, başlangıçta Hz. İsa’nın yolunu izlemişti. Medine’ye kaçtıktan sonra da Yağmada ve kıyıcılıkta Hz. Musa’yı bile geçmişti.Sayın Süleyman Ateş te aynı görüşteydi?!Hz.Muhammedin SAHABELERİ HEP GAZALARI İŞTİRAK ETMİŞTİR.GAZA VE GAZVE NEDİR?GAZVE:Hz.Muhammedin komutasında yapılan savaşlara denilirdi.Sonradan Kâfirlere karşı yapılan seferlere Gazve,yapılma işine de Gaza denildi?!Bedir bir Gazvedir.Bedir’e iştirak edenlere maaş bağlanmış ve çok onurlu sayılmışlardır.Mehmet Akif Ersoy bile,Çanakkale kahramanlarına:”Bedrin aslanları da bu kadar şanlı idi?!Diyebilmiştir.Bedir Gazvesi,Şam’dan Mekke’ye gelecek olan,EBU  SÜFYAN KOMUTASINDAKİ  1000 develik Mekke kervanını soymak için yapılmıştır.369 kişi,Beş at,27 kılıçla sefer tamamlanmıştır.Hüneyin Gazvesi sonunda 300 Okka altın,600 Okka gümüş,44000 koyun ve keçi,24.000 deve ve 6000 kadın ganimet olarak alınmıştır.Önceleri;Ganimet ALLAH İLE Hz. Muhammed’e ait iken Ganimetten Mekkelilere fazla pay ayrılması yüzünden Mekkelilerle Medineliler arasında büyük bir kavga çıkmıştır.Hz.Muhammet,burada da Allah adına 8’inci surenin 1’inci ayetini,aynı sureye 41’inci ayet ekleyerek değiştirmiştir.Allah Ganimet kadın ve Kızları N’apacaktır?!Ebu Süfyan;Hz.Muhammedin Kayınbabasıdır.Ganimetten ona,120 Okka Gümüş ve 3000 deve verilmiştir?Bir Sahabe,HZ.Muhammedin huzuruna çıkarak:”Ya Allahın Elçisi,Ganimet Kadın ve Kızları düzdüğümüzde gebe kalıyorlar,bu nedenle de satış bedelleri düşük oluyor?!Ne çare buyurursunuz?!Dediğin de,Hz.Muhammet, şu çareyi önermiştir.”Azledin?”Yani Rahimlerine boşalmayın,badana edin?!Hani Kâfirlere karşı din savaşıydı?!

                                   Hayber’de, Hz.Muhammet bizzat, ucu alevli bir odunla, Kale komutanını ve oğlunu döverek öldürmüş, hazinenin yarısının yerini de bu suretle öğrenmişti? Feddek hurmalığını da Yahudilerin ellerinden almış onları yarıcı yapmıştı?’Hz. Muhammed’in öldürttüğü Kureyza Yahudi kabile reisinin kızı Safiye, öldürülen Hayber kabile reisin öldürülen oğlunu karısıydı: Hz.Muhammet, güpegündüz ve ordunun ortasında, devesinin havudunu kapatarak Safiyenin ırzına geçmiştir.

                                   Hendek Savaşında; Kureyza Yahudi kabilesi Mekkelilerle birlik olmuştu. Savaşı Medineli Müslümanlar kazanınca, bir Arap Müslüman kabile reisinin hakemliğini kabul etmişlerdi. Bu hakem, hendekten atlarken düştüğü hendekte kıçına uzun bir dikleme kök girmişti.Hakem kararını vermişti:KUREYZENİN YETİŞKİN ERKEKLERİ ÖLDÜRÜLECEK,GERİ KALAN KADIN KIZ VE ÇOCUKLARDA SATILACKTIR?MEŞALELERİN AYDINLIĞINDA KAZILAN ÇUKURLARIN BAŞINA GETİRİLEN KUREYZELİLERİN ETEK KILLARINA BAKAN ARAP PEYGAMBERİ MUHAMMET,ETEK KILLARI SİYAH OLAN 600-900 KUREYZELİYİ ÖLÜME GÖNDERMİŞTİR.Hz. Ali’nin 80 kişiyi kestiği anlatılmaktadır.Hz. Muhammed’in göz koyduğu 13 yaşındaki  Reyhana adlı dünyalar güzeli bir Yahudi kızı,babamın ve yakınlarımın katili ile evlenemem?!Demiş,cariye olarak gittiği Muhammed’in evinden üç gün sonra da ölüsü  çıkmıştır.Kureyza Yahudi kabilesinin Ergin erkeklerinin öldürülmesine kendisi de üç gün sonra ölen Müslüman bir Arap kabile reisi karar vermiştir.ALLAHIN EMRİ BİR MASALDIR,SUÇU DİLİ VE AĞZI SÖYLEYEMEZ ALLAH’A ATMAKTIR?!Hani bir kişiyi öldürmek tüm insanları öldürmekti?!Medine’nin etrafına hendek kazmak fikri Allah’tan gelmemiştir.İranlı SELMAN’I FARİSİ’NİN ÖNERİSİ İLE HENDEKLER KAZILMIŞTIR.Mekkelilerin 10.000 kişi ile Medine’ye saldıracağı istihbaratı da H.muhammed’in Mekke bulunan Amcası Abbasa aittir.BEDİR’E YÜZBİN MELEK GÖNDEREN ALLAH,UHUT’TAN HABESİZ MİYMİŞ?!

                                   “Bir yerde Taun/veba/varsa orayı hemen terk edin. Taun/Veba/olan yere de sakın girmeyin?!”Allah,Cebrail vasıtası ile neden Taun’un çaresini bildirmektedir?!Allah,ganimetten pay alacağına neden altın madenlerinin yerini sevgili Peygamberine bildirmemektedir!?Şimdi;Malazgirt,1171 Bizans kırımı,600.000 KİŞİLİK Haçlı ordusunun Konya’ya varamadan yok edilişini sağlayan Kılıçaslan ve komutanlarını unutalım.KIRK KİŞİ İLE ÇİN SARAYINI BASANKÜRŞAT,URUNGU VE BALAMİRİ UNUTALIM.4000 ATLISI İLE 60.000 KİŞİLİK Haçlı ordusunu yok eden Hacı İlbey’i  ve SIRP SINDIĞI KAHRAMANLARINI DA unutalım.Kosova ve Niğbolu meydan muharebelerini,Mohaç Meydan muharebesinin yiğitlerini ve Preveze deniz zaferi kahramanlarını yok sayalım.Çanakkale,İnönü,Sakarya ve Başkomutanlık  meydan muharebesinde hiç söz etmeyelim?!Arabın,akraba Arap kabilelerini soyarak insanlarını hayvan pazarlarında satanlarını da ağlayarak yad edelim?Rahmetli Recai Zade Mahmut Ekrem,Hz.Muhamedin Gazvelerini şöylece hicvetmişti?”MUHAMMET ONBAŞI ÇOK GAZADA ZAFERDAR?!Müslümanlığı,ortaçağın çok ilkel Arap yazarlarının yazılarını referans  alarak yorumlarsak,tüm sosyal ve modern SOSYAL DÜZEN KURALLARINI ORTAÇAĞIN ARAP KUMLARINA GÖMMÜŞ OLURUZ.

AŞERE-İ MÜBEŞŞERE:






6 - HZ. ZÜBEYR BİN AVVAM (R.A.)                                                                                                                    7 - HZ. SA'D BİN EBİ VAKKAS (R.A.)



10 - HZ. SAÎD BİN ZEYD.          

1-Hz.Ebu Bekr,AYŞE’NİN BABASI?!AYŞE DE ÇOCUK YAŞINDA MUHAMMEDİN Karısıdır?!

2-Hz.Ömer,   Muammedin Karısı Hafıza’nın Babası. 

4-Hz.Ali, Muhammed’in kızı Fatma’nın Kocası ve Yeğeni. Öldüğünde, YEDİ DİNARLIK BİR SERVETİ ÇIKMIŞTIR? Eşi Fatma öldükten sonra ON KADINLA DAHA EVLENMİŞTİR. ONLARDAN 14 OĞLAN VE 17 KIZI OLMUŞTUR. 

3-Osman bin Affan: Hz. Muhammed’in iki Kızının da Kocası /Ümmü Gülsüm ve Rukiyye’nin/ . Öldürülünce cenazesi bir kapı kanadı üzerinde İslam mezarlığına getirilmiş, halkın tepkisi üzerine de Yahudi maşatlığına gömülmüştür. Muaviyenin Dayısıdır, Müslümanlığa Rüşveti ve torpili sokan  düşük seviyeli bir Emevi uşağıdır.Öldüğünde 1000.000DİNARLIK BİR SERVETİ  çıkmıştır.Peygamberin ,sağlığında müjdelediklerinden olmasına karşın, halk cesedinin İslam mezarlığına   gömülmesine engel olmuştur?!                                                                                                                       7- HAZRETİ SA’D BİN EBÎ VAKKÂS

             7-Eshâb-ı kiramın büyüklerinden ve İran’ı zapt eden ordunun kumandanı. Dünyada iken Cennetle müjdelenen on sahabeden biridir. İsmi Sa’d,         künyesi Ebû İshâk’dır, Babasının adı Mâlik ve künyesi Ebû Vakkas’dır.         Babasının adı yerine künyesi kullanılmaktadır. İlk Müslüman olanların yedincisidir. Fil vaka’sından 23, Hicret’ten 30 yıl önce Mekke’de doğdu. Onyedi yaşında iken Hazret-i Ebû Bekir’in vasıtasıyla Müslüman oldu.              Müslüman oluş hâdisesi şöyle rivâyet edilir. Müslüman olmadan önce bir rüya görür. Rüyasında kendisi zifiri bir karanlığın içinde iken, birdenbire her tarafı aydınlatan parlak bir ay doğar. Ayın aydınlattığı yolu takip ederken aynı yolda Zeyd bin Haris, Hazreti Ali ve Hazreti Ebû Bekir’in önünden ilerlediğini görür. Kendilerine “Siz ne zaman buraya geldiniz?” diye sorar. Onlar da “Şimdi” diye cevap verirler. Gördüğü bu rüyadan üç gün sonra Hazreti Ebû Bekir’in kendisine İslamiyeti anlatması üzerine, kalbinde İslâmiyet’e karşı bir sevgi hasıl oldu. Bunun üzerine Hazreti Ebu Bekir onu Peygamberimize ( aleyhisselâm ) götürdü. Peygamberimizin aleyhisselâm ) huzurunda iman edip, Müslüman oldu. Nesebi hem baba tarafından, hem de anne tarafından Peygamber efendimizle ( aleyhisselâm ) birleşir. Babası Mâlik bin Üheyb bin Abdi Menaf bin Zühre bin Kilâb-i Kureyşi’dir. Annesi, Zühre oğullarından Hamne binti Ebû Süfyân’dır. Annesi oğlunun Müslüman olduğunu başarılı olamadı:”duyunca çok sinirlenip, Onu İslâm dininden döndürebilmek için çeşitli yollara müracaat etti. Oğlu Sa’d’ın kendisine karşı saygısını ve bağlılığını bildiğinden İslâm dininden döndürebilmek için ne yaptıysa etkili olamamıştır.”                                                                                                          6-Hz.Zübeyr bin Avvam: sağlığında Cennet ile müjdelenen Eshâb-ı Kiramdan. Nesebi; Huveylid bin Esed bin Abduluzzâ bin Kusey torunudur. Eshâb-ı kiramın büyüklerindendir. Hazreti Hadîce’nin erkek kardeşinin ve Resûlullah’ın ( aleyhisselâm ) halası olan Hazreti Safiyye’nin oğludur. Dördüncü olarak imana geldi. Hazreti Ebû Bekir’in damadı idi. Bütün gazalarda bulundu. Çok yaralandı. Mısır’ın fethinde de bulundu. Zengin olup, bütün malını Allah için dağıttı. Eshâb-ı kiram şehîd olunca yetimlerine vasî olur, onları beslerdi. Deve Vak’asında Hazreti Talha ve Hazreti Âişe ile birlikde, Hazreti Ali tarafında değildi. Harbden çekilip namaz kılarken, İbn-i Cermuz tarafından, 36 (m. 656) yılında, altmış yedi yaşında şehîd edildi. Hazreti Ali bunu işitince çok üzüldü. Namazını kendi kıldırdı. Hazreti Ali, Zübeyr, Talha ve Sa’d bin Ebî Vakkâs aynı yılda doğmuşlardır.”Hz.Muhammet, Aliye karşı savaşırken öldürüleceğini bildirmişti. Cemal vakasında Ayşe’nin safında yerini aldığında Hz.Ali bunu hatırlattığın da pişman olmuş, yine de Hz. Ali’ye karşı durmuştu. Hz.Ömer bıçaklandığında Zübeyirin Halifeliğe lâyık olmadığını söyleyerek halife olmasını kabul etmemişti. Akıl almaz bir servet sahibiydi.                                                                                                                              

5-Hz.Talha Bin Ubeydullah: “Talha, Bedir Kervan soygununa iştirak etmemesine rağmen Resulullah (s.a.v.) kendisine ganimetten pay vermiştir. Kimi rivayetlere göre, bu sırada ticaret için Şam'da bulunuyordu. Akla daha yatkın olan bir başka rivayete göre ise, Kureyş kervanı hakkında bilgi toplamak üzere, Resulullah (s.a.v.) tarafından Şam yoluna gönderilmişti. Nitekim, dönüşte Talha'nın ganimetten pay istemesi bunu gösteriyor (İbn Sa'd, a.g.e., III, 216; İbnü'l-Esîr, a.g.e., III, 86). Hz. Osman'ın şehid edilmesinden sonra, Müslümanların büyük bir kısmının Hz. Ali'ye bey'at ettiğini biliyoruz. Bu bey'atte bulunanlardan biri de Talha b. Übeydullah’tır. Ancak, bey'atten kısa bir süre sonra, Talha ile Zübeyr İbnü'l-Avvam'ın, Hz. Ali'ye karşı çıkan Hz. Âîşe'nin yanında yer almışlardır. Neticede ez-Zübeyr, Hz. Ali'ye karşı çıktığına pişman olarak savaş meydanını terketmiştir. Talha ise mücadeleye devam etmiş, nihayet Cemel günü (h. 36), Mervan b. Hakem tarafından öldürülmüştür. Vefat ettiği zaman tahminen 60-64 yaşlarındaydı (İbn Hişam, a.g.e., 1, 251; İbn Sa'd, a.g.e., III, 224; İbnü'l-Esir, a.g.e., 111, 87; el-Askalânî, a.g.e., 111, 292; İbn Cerîr, Tarîhü'l-Ümemi ve'lMülûk, XI, 50' Beyrut). Talha, Peygamber Efendimizin bacanağıydı. Hanımlarından dört tanesi Resulullah (s.a.v.)'ın zevcelerinin kız kardeşleriydi. Bunlardan Ümmü Gülsüm, Hz. Âîşe'nin; Hamne, Zeynep bint Cahş'ın; el-Fâria, Ümmü Habibe'nin ve Rukiyye, Ümmü Seleme'nin kızkardeşi idi (el-Askalânî, a.g.e., III, 292).”Para ve emlak bakımından  Müslümanların en zenginiydi.Hz.Ömer halifeliğe lâyık görmemişti.Hz.Ali fakirden yana olduğu için ona karşı çıkarak Deve olayında öldürülmüştür.

8-HZ. ABDURRAHMAN BİN AVF:

Eshâb-ı Kirâmın büyüklerinden ve Cennetle müjdelenen on kişiden biri. Adı, Abdurrahmân bin Avf bin Abd-i Avf bin Hars bin Zühre bin Kusey’dir. Soyu, yedinci dedesi Kilâb bin Mürre’de Resûlullah efendimiz ile birleşmektedir. Künyesi Ebû Muhammed’dir. İslâmiyet’ten önce adı Abd-i Amr, bir rivâyette de Abdul-ka’be veya Abdülhâris olup, İslama geldiğinde Peygamber efendimiz tarafından ismi değiştirilip “Abdurrahmân” olmuştur. Babası Avf, Cahiliye devrinde Gamisâ adındaki yerde Fâkih bin Mugîre ve Affân bin Ebi’l-Âs ile beraber Cüzeyme kabilesi tarafından katl edilmiştir. Annesi Şifa binti Avfdır. Hazreti Ebû Bekir, Osman, Talha ve Zübeyir (radıyallahü anhüm) hazretlerinin anneleri ile birlikte Müslüman olmuştu. Kardeşlerinden Esved ve Abdullah da Müslüman olmakla şereflenmişlerdir. Birçok defa evlenmiştir. Yedisi kız, yirmi biri erkek olmak üzere yirmisekiz çocuğu olmuştur. Erkek çocuklarından bazılarının isimleri, Muhammed, İbrahim, Hameyd, Zeyd, Ebû Seleme, Mus’ab, Süheyl, Osman, Ömer, Misver’dir. Bunlardan İbrahim, Muhammed, Hameyd ve Zeyd’in annesi Ümmü Gülsümdür. Ebû Seleme’nin annesi ise Tümadır’dır. Oğlu İbrahim, Resûlullah efendimizle görüşmek şerefine kavuşmuştur.

Hazreti Abdurrahmân bütün GAZA VE GAZVELERDE bulundu. Bedir’de kahramanlıkları çok oldu. Hazreti Abdurrahmân bin Avf, Bedir gazasında şahit olduğu bir hadiseyi şöyle anlatıyor: “Bedir’de çatışma saflarında durup sağıma soluma baktığım zaman Ensâr’dan iki genç delikanlı gözüme ilişti. Bunlardan en kuvvetli ve vurucu olanı ile bulunmak istedim. Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü sonra bana dönerek: “Ey amca! Ebû Cehil’i tanır mısın?”Diye sordu. Ben de: “Evet tanırım”, dedim ve “Ey kardeşimin oğlu, Ebû Cehil’i ne yapacaksın?” diye sordum. O da “Bana haber verildiğine göre, Ebû Cehil Resûlullah’a sövermiş. Allah’a yemin ederim ki onu bir görürsem, öldürünceye veya kendim ölünceye kadar asla ondan ayrılmayacağım.”Dedi. Bir gencin heyecan halinde söylediği kat’i bu söze doğrusu hayret ettim.”

Bu iki gençten diğeri de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. Bu sırada gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben de Ebû Cehil’i görmüştüm. O, Kureyş” askeri içinde hiç durmadan ileri geri dönüp duruyordu. Ben: “Gençler, öteye beriye telaşla giden şu şahıs, bana o sorup tanımak istediğiniz Ebû Cehil’dir;” dedim. Onlar da hemen kılıçlarına sarıldılar ve Ebû Cehil’i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular. Sonra dönüp Resûlullah’ın huzuruna geldiler. Ve hâdiseyi arz ettiler. Resûlullah ( aleyhisselâm ): “Ebû Cehil’i hanginiz öldürdü?” Diye sual etti. Bunlardan biri “Ben öldürdüm;” dedi. Resûlullah ( aleyhisselâm ) “Kılıçlarınızı sildiniz mi?” Deyince. Onlar da: “Hayır silmedik”; diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz, kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için gençlerin kılıçlarını tetkik edip, gözden geçirdi. İltifât ve tebrik ederek: “İkiniz öldürmüşsünüz!” Buyurdu.

 

Hicretten 44 sene önce (m. 580) yılında doğdu ve Hicretten 31 sene sonra (M. 653) Medine’de vefât etti. Hazreti Ebû Bekir’in teşviki ile O’nun tavsiyesine uyarak en önce iman edenlerin beşincisidir. Mekke’de iken ticâret yapardı. Hazreti Abdurrahmân İslâmiyeti kabûl edince diğer Müslümanlar gibi eziyet ve işkencelere maruz kaldı. Böylece vatanını terk ile hicrete mecbur oldu. Habeşistan’a hicret eden Müslümanlarla beraber bu memlekete gitti. Çok geçmeden Peygamber efendimizin Medine-i münevvereye hicretinden sonra Medine’ye gelerek Resûlullaha katıldı.”

9-Hz.Ebu Ubeyde bin Cerrah. Ailesi
Asıl adı Âmir b. Abdullah b. Cerrah olan Ebu Ubeyde b. Cerrah, tarih boyunca künyesi Ebu Ubeyde ve dedesine nisbeti İbni Cerrah ile meşhur olmuş ve hep öyle anıla gelmiştir. Soy kütükleri Hz. Peygamber (sas)'in onuncu, Ebu Ubeyde'nin yedinci dedesi olan "Fihr"de birleşir.
Uzun boylu, zayıf yapılı, seyrek sakallı bir vücut yapısına sahip olan Ebu Ubeyde Hazretleri, cennetle müjdelenen sahabilerden biridir. Babasının adı Abdullah, annesinin adı ise, Da'd binti Hilal'dir. Ebu Ubeyde, Bedir Savaşı'nda müşrikler safında yer alan babasını fark edince, onunla karşılaşmamaya oldukça özen göstermiş, fakat babasının ısrarla kendisini takip edip öldürmek istemesi karşısında, zor durumda kalarak istemediği halde Babasını öldürmüştür. "Ebu Ubeyde, Uhud Savaşı'nda Allah Rasûlü (sas)'nü hiç terk etmeyen sahabilerden biridir. Savaş ortasında Müslümanlar arasında yaşanan sarsıntı sonucu, Peygamber Efendimiz (sas)'in Uhud'un eteklerine doğru çekildiği esnada, O'nu korumak için etrafında halka teşkil eden, 14 cesur sahabi arasında Ebu Ubeyde de vardır. Uhud ve Ebu Ubeyde yan yana gelince, onun, Efendimiz (sas)'in mübarek yanaklarına batan miğfer parçalarını dişleri ile çıkarmasını hatırlamamak mümkün değildir. O, yaptığı ısrarlar sonucu Hz. Ebu Bekir'den bu iş için izin alır ve dişleri ile miğfer parçalarını Efendimiz (sas)'in yanaklarından çıkartır. Ebu Ubeyde'nin bu ameliye esnasında iki dişi kırılmış, fakat bu durum, (sahabenin, hemen bütün kaynaklarda yer alan ifade ve itiraflarıyla) onun güzelliğine ayrı bir güzellik katmıştır.Hz.Ömer,yaralı olarak evinde yatarken.Eğer bu Ebu Ubeyde sağ olsaydı onu halife yapardım?!”Demiştir.”NOT:Medine’den Harran’a göç ettiği,orada da,meçhul kişi ya da kişilerce  iki okla vurularak öldürüldüğüne dair rivayetler de vardır.
Ostüzü.  

                                                                                                                                                 ESHÂB-I KİRÂM

                                   HAZRETİ SAÎD BİN ZEYD

                                   “Aşare-i mübeşşereden, yani dünyâda iken Cennetle müjdelenen on sahâbî’den biri. Künyesi Ebû Aver ve Ebû Sevir idi. Nesebi Sa’îd bin Zeyd bin Amr bin Nüfeyl bin Rezâh bin Adiyy bin Kâ’b bin Lüeyd idi. Kâ’b bin Lüey’de Peygamberimiz Muhammed ( aleyhisselâm ) ile nesebi birleşir. Annesi Fâtıma binti Ba’ce İbni Halef el-Huzariyyedir. Dedesi Amr Hazreti Ömer İbni Hattab’ın amcasıdır. Hazreti Ömer’in hem eniştesi hem de kayınbiraderidir. Kızkardeşi Âtike binti Amr, Hazreti Ömer’in, onun kızkardeşi Fâtıma binti Hattab da kendisinin hanımı idi. Saîd bin Zeyd, 51 (m. 671) senesinde Medine’ye yakın yeşilliği bol ve güzel bir yer olan Akîk’te yetmiş yaşlarında vefât etti. Cenâzesini Sa’d bin Ebî Vakkas ( radıyallahü anh ) yıkayıp, techîz etti. Abdullah bin Ömer ( radıyallahü anh ) namazını kıldırdı. Medine’de Bâki Kabristanlığına Eshâb-ı kiramın omuzları üstünde getirilip, Sa’d bin Vakkas ( radıyallahü anh ) ile Abdullah bin Ömer kabre indirerek defn edildi.”Sayın Ahmet Kurucan’dan alıntıdır.

Ahmet Kurucan.

AŞERE-İ MÜBEŞŞERE HARİCİNDE CENNETLE MÜJDELENENLER
Türkiye'deki Müslüman halk arasında yaygın bir kanaat var: "Hayatları esnasında Efendimiz (s.a.s) tarafından cennetle müjdelenen sadece 10 kişi vardır. Bu yaygın inanışın sebebini herhalde aşere-i mübeşşere, yani cennetle müjdelenen on kişinin çok meşhur olmasında aramak gerekmektedir. Yalnız kaynak kitaplarımıza müracaat ettiğimizde gördüğümüz bir husus var ki, o da aşere-i mübeşşere haricinde gerek hayatları esnasında, gerekse vefat ettikten sonra veya farklı bir anlatım tarzı içinde, gerek ferdî, gerekse cemaat ve grup hâlinde âyet-i kerimeler ve Efendimiz (s.a.s)'in beyanları ile cennetle müjdelenenlerin oluşudur. İşte bu kısa çalışmada okuyuculara bir fikir verebilmek ve daha çaplı araştırmalara zemin hazırlayabilmek için aşağıda sunacağımız tertip içinde cennetle müjdelenenleri belirtmeye çalışacağız.

1)Hz. Peygamber (s.a.s)'in zevceleri arasından,
2)Hz. Peygamber (s.a.s)'in çocukları ve torunlarından,
3)Aşere-i mübeşşere haricindeki sahabe-i kiramdan,
4)Ashab içinde vefatlarından sonra,
5)Ashab-ı Bedr, Bey'at-i Rıdvan’a katılanlar,
6)Şehitler,
7)Akıl baliğ olmadan ölenler,
8)Rüyada cennetle müjdelenler.

1) Hz. Peygamber (s.a.s)'in Zevceleri Arasından

Hz. Hatice (r.anha): Ebu Hureyre (r.a) dedi ki, "Cibril Hz. Muhammed (s.a.s)'e geldi ve dedi ki: "Ya Rasulallah, Hatice beraberindeki yiyecek ve içeceklerle senin yanına geliyor. O geldiğinde Rabbinden ve benden ona selam söyle; lü'lü ve mercanlar içinde gürültü ve meşakkatin bulunmadığı cennet ile onu müjdele" buyurdu.(1)

Hz. Âişe (r.anha): "Cibril (a.s) kendi suretinde, yeşil ipekten hırka içinde Resulullah'a geldi ve dedi ki: Bu (Hz. Aişe) dünyada da, ahirette de senin zevcendir. "

Hz. Hafsa (r.anha): Efendimiz (s.a.s) bir sebebe binaen Hz. Hafsa validemizi boşamıştı. Sonra kendisi şöyle anlatıyor: "Cibril bana geldi Hafsa'ya geri dön, yani onu nikâhına tekrar al. Zira o savvame, kavvame yani çok oruç tutan ve çok namaz kılan bir kadındır ve o cennette senin zevcendir" dedi.(3)

Zeyneb b. Cahş (r.anha): Hz. Âişe (r.anha) anlatıyor: Efendimiz buyurdular ki: "Bana sizin aranızdan en çabuk iltihak edecek olan eli en uzun olanınızdır. " Bizim aramızda eli en uzun olan yani en çok sadaka veren Zeyneb idi. Zira o, kendi eliyle iş yapar (el işleri) -para kazanır- ve onu tasadduk ederdi.(4)

Görüldüğü gibi Efendimiz (s.a.s)'in beyanıyla, ismi geçen analarımız direkt veya dolaylı olarak cennetle müjdelenmişlerdir.

2) Hz. Peygamber (s.a.s)'in Çocukları ve
Torunları
Hz. Fatıma (r.anha): İbn-i Abbas rivayet ediyor: Bir gün Allah Rasulü (s.a.s) yere dört çizgi çizdi. Sonra "bunlar nedir biliyor musunuz? " dedi. Biz de Allah ve Rasulü daha iyi bilir dedik. Buyurdular ki: "Cennet kadınlarının en faziletlisi Hatice b. Huveylid, Fatıma b. Muhammed, Asiye b. Müzehim (ki firavunun karısı idi) ve Meryem b. İmrândır. (5)
Hz. Hasan ve Hüseyin (r.anhüma): Ebu Saîd el-Hudrî anlatıyor. Efendimiz buyurdular ki; "Hasan ve Hüseyin cennet ehli gençlerin efendileridir. "(6)
Hz. İbrahim: Efendimiz (s.a.s)'in Hz. Mariye'den olma çocuğunun adı. Süt emme çağında iken vefat etmişti. Enes b. Mâlik anlatıyor: Allah Rasulü buyurdular ki; "İbrahim benim oğlumdur. Emzikte iken vefat etti. Onun cennette iki tane sütannesi vardır ki onun süt emmesini ikmal ediyorlar. " (7)

3) Aşere-i Mübeşşere Haricindeki Sahabe-i Kiramdan

Bizim isimlerini bildiğimiz ve bilmediklerimizle beraber 37 tane cennetle müjdelenen şahabı var. Bir fikir verme amacıyla bunlardan bazılarını zikredelim.

Ebu Zerr el-Gifârî (r.a): Ebu Zerr ile Allah Rasulü arasında şöyle bir konuşma geçiyor.
"Ya Rasulallah. Bir adam bir kavmi seviyor ama onlar gibi amel yapmaya gücü yetmiyor?
Sen ya Ebu Zerr, sevdiklerinle berabersin.
"Ben Allah ve Resulünü seviyorum."

"Şüphesiz ki sen sevdiklerinle berabersin. Ebu Zerr bu cevaptan sonra, aynı cümleyi birkaç defa tekrar etti, her seferinde aynı cevabı aldı. "(8)

Arabî (r.a): Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Bir Arabî Efendimiz' e geldi. Ya Rasulallah, bana öyle bir amel göster ki, ben onu işlediğimde cennete gireyim" dedi. Allah Rasulü, "Allah'a ibadet eder ve O'na hiçbir şeyi şerik koşmaz, namaz kılar, farz zekâtı verir, Ramazan orucu tutarsan cennete girersin" dedi. Arabî, "Nefsim elinde olana yemin olsun ki buna hiçbir şey ziyade etmeyeceğim" dedi, döndü gitti. Efendimiz, "Cennet ehlinden bir adama bakmak kimin hoşuna giderse, şu adama baksın" buyurdu.(9)

Arabî (r.a): Bir Arabi Müslüman olmuş, Hayber veya Huneyn gazvesine katılmıştı. Efendimiz ona da ganimetten hissesini ayırdı. Bu hisse kendisine ulaşınca, onlan eline aldı ve huzur-u Nebeviye geldi: "Ya Muhammedi Ben bunlara nail olmak için sana biat etmedim. Fakat ben -boğazını göstererek- ha şuradan bir ok yiyerek ölüp cennete girmek için biat ettim" dedi. Efendimiz, "Eğer sen Allah'a karşı -bu isteğinde- sadık isen, Allah seni sadık çıkarır yani arzunu verir" buyurdu. Sonra bir savaşta düşmanlarla savaştı ve boğazından ok yiyerek şehit olmuş olduğu hâlde Efendimize getirildi. Bu "O mu? " dedi. "Evet, O" dedi sahabe-i kiram. Sonra Allah Rasulü onu kefenledi, cenaze namazını kıldırdı ve şöyle dedi: "Allahım bu senin kulundur. Senin yolunda muhacir olarak yola çıktı ve şehit olarak öldürüldü ve buna ben şahidim. (10)

Harise b. Numan (r.anha minha): Hz. Aişe (r.a) validemiz anlatıyor: "Allah Rasulü (sav) buyurdu ki; cennete girdim, (bir başka rivayette rüyamda cenneti gördüm;) bir okuyucunun (Kur'ân okuyordu) sesini duydum. Kim bu dedim. Bu Harise b. Numan dediler. Sonra Rasulullah (s.a.s) bana iki defa dedi ki, "bu iyiliğinin karşılığı, mükâfatıdır." Zira Harise b. Numan insanların içinde annesine karşı en çok iyilik eden idi. "(11)

 

 

12 Nisan 2016 Salı

2089/DİĞER GEZEGENLERDE NEDEN CANLI YOK?1


 
            TC.
OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR;12 Nisan 2016.

              DİĞER GEZEGENLERDE NEDEN CANLI YOK?

      1970 senesinin Ekim ayında; Fransa’nın Besençon şehrinde bir kırtasiyecide çok eski kabartma bir fresk görmüştüm. Bir adam, eşeğin arksına geçmiş, eşeği becermekteydi. Kırtasiyeci bu freskin çok eski olduğunu, Roma döneminin Venesia şehrinden kalma olabileceğini bildirmiş, hangi döneme ve hangi ulusa ait olduğuna dair kesin bir tarih söyleyememişti.1955 senesinde;Boğaziçi’nde Lüks bir otelde,Milletvekillerine sunulmak üzere dişi Sıpalar yakalanmıştı?!

      Ortaçağda; Almanya’da bir adam bir ineğe tecavüz ederken suçüstü yakalanmış, yapılan yargılama sonucunda ineğin de bu eylemden zevk aldığı anlaşılmakla adam ve inek, halkın gözleri önünde idam edilmişti.Yaratılmışların en akıllısı olarak nitelenen bu insanlar,neredeyse ırzına geçilmedik hayvan bırakmamıştır.Mersin’de ırzına geçilen bir kedi,başka bir diyarda da ırzına geçilen tavuk….Daha ilgincini öğrenmek isterseniz Evliya Çelebiyi  okumanız gerekir.Mısır’da Nil nehrinde Timsahlar boldur.Evliya Çelebinin bizzat gözlemlediği olaylar ibret vericidir.Nil kıyısında yaşayan Araplar,herkesin gözü önünde,yakaladıkları Timsahların ırzına geçtikten sonra onları tekrar Nil’e bırakırlarmış.Eyübiye Türbesinde görevli bir imam da,Topal olduğu için, göçe katılamayan bir topal Leyleğin ırzına geçerken yakalanmıştı?!

      Bizim ülkemizde bir gelenek vardır:Bir eşeği düzerken yakalanan adama ceza olarak ol eşeğe yeni bir semer satın aldırılır.Sakarya Meydan Muharebesinde de bu gelenek uygulanmıştır?!Not:Bizzat Muharebeye Bölük Komutanı olarak iştirak etmiş,İç Hizmet öğretmenimiz anlatmıştı?!Kudüs’teki Ermeni kilisesinin çatısını mesken tutmuş,Homoseksüel iki AKBABA toplumların alay konusu olmuştu?KİMİ ÖRNEK ALDILAR ACABA?!

      Onbeşinci Louis, çeşitli hayvanlarla seks denemesi yaparken penisinin sinirini yırttırmış, ömrü boyunca da bunun acısını çekmiştir.

       Hayvanlarla cinsel ilişki kuran kimsenin cezası Mumsema hayvanlarla cinsel ilişki kuran kimsenin cezası:
1455- İbn Abbâs (r.a.)’den rivayete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kimi bir hayvanla ilişki kurduğunu görürseniz onu da hayvanı da öldürünüz. İbn Abbas’a: Hayvanın suçu nedir? Diye soruldu O’da cevaben şöyle dedi: Bu konuda Rasûlullah (s.a.v.)’den bir şey işitmedim fakat Rasûlullah (s.a.v.)’in bu tür bir hayvanın etinden yenmesini ve ondan istifade edilmesini hoş karşılamadığı kanaatindeyim. Bu güne kadar uygulamalar da hep böyle olmuştur.”
(Ebû Dâvûd, Hudûd: 29)
ž Bu hadisi sadece Amr b. ebî Amr’ın, İkrime’den, İbn Abbâs’tan yaptığı rivâyetiyle bilmekteyiz. Sûfyân es Sevrî’nin Âsım’dan, Ebû Ruzeyn’den, İbn Abbâs’tan rivâyetine göre, şöyle demiştir: “Hayvana cinsel ilişkiyle yaklaşan kimseye ceza lazım gelmez.”
Aynı şekilde Muhammed b. Beşşâr, Abdurrahman b. Mehdî vasıtasıyla Sûfyân’dan bize bu hadisi aktarmıştır.
Bu hadis birinci rivayetten daha sahihtir. İlim adamlarının uygulaması bu hadise göre olup Ahmed ve İshâk bunlardandır.”

” BİR ERKEK, KOYUN, İNEK, DEVE GİBİ HAYVANLARLA SEKS YAPABİLİR; ANCAK BOŞALDIKTAN SONRA HAYVANI ÖLDÜRMELİDİR. ETİNİ KENDİ KÖYÜNÜN İNSANLARINA SATAMAZ. KOMŞU KÖYDE SATMASINDA SORUN YOKTUR.”(TAHRİR al VESİLEH).HUMEYNİ.
LÜBNAN’DA DİŞİ HAYVANLARLA CİNSİ TEMAS SUÇ DEĞİLDİR. HATTA BİR KEÇİ İLE EVLENENLER DE VARDIR. ERKEK HAYVANI DÜZMEK SUÇTUR. NİKÂHLISI KEÇİNİN ÖLMESİ ÜZERİNE, TÜM KOMŞULARI KOCASINA BAŞSAĞLIĞINA BİLE GELMİŞTİR!?

       Bendenizin aklının bir türlü  alamadığı bir yaratılış durumu vardır: Dünya yüzünde yaşayan tüm canlıların dünyaya uyum sağlayan bir yaratılış özellikleri vardır: Vücut yapıları, renkleri ve yaşamakta oldukları çevreye uyumları bakımından hiçbir noksanları yoktur.Kutupta yaşayan canlılar oranın koşullarına uyum sağlamakta,kış uykusuna yatmakta,doğa tarafından da Somon balığı ile beslenmektedirler.Yalınız İnsan denilen varlıkta tüm bu özellikler yoktur.Vücutları dünya şartlarına göre değildir.Koşamazlar,bu eksikliklerini zekaları ile kapatmışlardır.Bu da İnsanların ya başka bir gezegenden geldiğinin ya da laboratuar ürünü olduğunun belirtisi olamaz mı?DÜNYAYA EN ÇOK ZARAR VEREN DE İNSAN DENİLEN BU ACAYİP YARATIKLARDIR?!İnsanlar,doğal yaşamanın dışında,tümünün uyması için sosyal düzen kurallarını yaratmışlar,doğal kurallara uymadıkları gibi sosyal düzen kurallarına da pek uyum sağlayamamışlardır.Yasaklarla sınırladıkları hayatlarını yasakları delme yolunda zorlamışlardır.İnsan denilen bu yaratıktan başka hiçbir canlı başka çanlının dişisinin ırzına geçerek bunu da Allahın emri olarak anlatamaz.Kim ne derse desin?kimisi ALLAH DESİN,KİMİSİ DE TABİAT DESİN,ORTADA KOZMİK BİR GÜÇ VARDIR.İNSANLAR BU GÜCÜ KENDİ KAREKTERSİZLİKLERİNE GÖRE ŞEKİLLENDİRMİŞLERDİR.KIZAN SEVEN,ŞİDDET KULLANAN BİR VARLIK ORTAYA KOYMUŞLARDIR?!

       Uzun süreden beri düşünmekteydim: Bu âlemleri yaratan bu kozmik güç, her yıldızda aynı madenleri kullandığı halde, sadece neden dünyada hayatı yaratmıştır?Güneşin öteki uydularında neden canlı varlık yoktur?!Demek ki OKOZMİK ZEKA TÜM CANLILARI YARATTIKTAN SONRA,DENEMEK İÇİN DE İNSANI YARATTI?İnsanların ve özellikle de din adamlarının sapıklıklarını görerek öteki Seyyarelerde hayvanları yaratmadı.İnsan denilen bu sapkınlar, o yıldızlara çıkarak bu hayvanların da ırzlarına geçebilir korkusu O KOZMİK AKILA BU ÇAREYİ UYGUN BULDURMASIN?Osmanlı Padişahlarından birisi,Kaputanı Derya’yı huzuru Hümayuna çağırarak:”Bre Kaputanı Derya,İzlanda denilen bir cezirede Sarışın Avratlar olduğunu duydum.Tez oraya varıp birkaç Sarışın Avratla dönesin,bir de Sarışınların tadına varalım.Göreyim seni,Allah yardımcın olsun?”BUYURMUŞ?ANLATABİLDİM Mİ?!

11 Nisan 2016 Pazartesi

2088/MÜSLÜMANLIK SAPIKLIK MIDIR?


           TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR;10 Nisan 2016.MÜSLÜMANLIK  Sapıklık mıdır?

” BİR ERKEK, KOYUN, İNEK,DEVE GİBİ HAYVANLARLA SEKS YAPABİLİR;ANCAK BOŞALDIKTAN SONRA HAYVANI ÖLDÜRMELİDİR.ETİNİ KENDİ KÖYÜNÜN İNSANLARINA SATAMAZ.KOMŞU KÖYDE SATMASINDA SORUN YOKTUR.”(TAHRİR al VESİLEH).

LÜBNAN’DA DİŞİ HAYVANLARLA CİNSİ TEMAS SUÇ DEĞİLDİR. HATTA BİR KEÇİ İLE EVLENENLER DE VARDIR. ERKEK HAYVANI DÜZMEK SUÇTUR. NİKÂHLISI KEÇİNİN ÖLMESİ ÜZERİNE, TÜM KOMŞULARI KOCASINA BAŞSAĞLIĞINA BİLE GELMİŞTİR. HzMuhammet, ırzına geçilen hayvanın öldürülmesi gerekir deyince Amcası Abbas’tan iyi bir azar işitmişti:”HAYVANIN GÜNAHI NEDİR*!Nebbaşlık ta İslama göre meşrudur.





Şimdi de köpeğe tecavüz...Güzelbahçe’de tecavüze uğrayan bir dişi köpeğin rahimi parçalanmıştı?!Çankırı’da köpeklere  tecavüz önlememektedir?!Şimdide internete düşen çok önemli bir haber: Afrika’da bir keçinin ırzına geçen bir Zenciye ON SENE HAPİS CEZASI VERİLMİŞ.OL DEVLETİN ADALETİNİ KUTLADIĞIM GİBİ,CEZA  ALAN ZENCİYE DE BİR BRAVO DİYORUM:O  KADAR OĞLAN ÇOCUĞU DURURKEN ONLARIN IRZLARINA GEÇMEK DEMEK Kİ YALINIZ BİZİM KURAN KURSLARIMIZDA GELENEKMİŞ?KEÇİLERİN GÖTLERİNİ KURTARAN BİZLER,NE YAZIK Kİ DİN ÖRGENECEK ÇOCUKLARIMIZIN GÖTLERİNE VE bir bakan ile  EN BÜYÜĞÜMÜZÜN AĞZINA SAHİPOLAMADIK?!


 

İzleyiciler

Blog Arşivi