16 Temmuz 2015 Perşembe

2064/ANTİGONE



                           TC .                                                                                                                                                           OSMAN TÜRKOĞUZ

            osmanturkoguz@hotmail.com

            TV. Çeşmealtı;13,Temmuz.2009/Bir soytarı MUSTAFA Kemal ve MUSTAFA ismet İnönü için,”yediler, içtiler ve kustular!”Diyerek içinin lağımını boşaltmıştır. Bay Recep te,Mustafa Kemal için ”ölü inek”,dediği gibi,”iki sarhoş”ta demişti.Rahmetli Kenan Evren’in ve Rahmetli Tahsin Şahinkaya’nın cenaze törenlerine de iştirak etmemişlerdi.Yunan casusu ve vatan haini İskilipli Atıf için devlet bütçesinden yapılan ve adı verilen kurum binalarının açılış törenine gitmiş,hamasi nutuklar atmıştı.Hocası Türkiye Cumhuriyetinin İKİ Milyar lirasını dolandıran Necmettin Erbakan sahtekârı da MSP genel başkanı iken İskilipli Atıf Hoca!İçin mevlit okutmuştu.BİR TRAJEDİ KAHRAMANI OLAN Rahmetli Antigone ile bu keleşleri karşılaştırınız.BUNLAR Müslüman, Rahmetli Antigone de çok tanrılı dinlerin kadınıdır:16TEMMUZ 2015.

 

ANTİGONE.

                                               “Ben, dünyaya kin değil, SEVGİ paylaşmaya geldim!”

                                                                       ANTİGONE-SOFOKLES. MÖ.496-406.

 

                                   “Kitaplar, bir toplumun kâğıttan hafızasıdır!” Arap atasözü.

 

            Rahmetli İsmet İnönü’nün en büyük eserlerinden birisi de, KÖY ENSTİTÜLERİ ve KLASİK ESERLERİN TÜRKÇEMİZE kazandırılmasıdır.

Bir Reşat Şemsettin Sirer; Maarif Vekili olmuş; bir Celal Bayar ve Adnan Menderes iktidar olmuş; sayelerinde de T.C.Bugünlere gelip, dayanmıştır.

Her ikisi de Rahmete kavuşan; Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü ile O’NUN Genelkurmay Başkanı, ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANI Orgeneral Abdurrahman Nafiz GÜRMAN; Savaştepe Köy Enstitüsüne ziyarete gelirlerken; yolda, bir kız öğrenciye rastlarlar. Kızın adı Hatice’dir.

Araçtan inerler,  ol mübarek kızımız ile konuşurlar. Kızcağız, tavuk çiftliği nöbetine gidiyormuş. Torbasına bakarlar; günlük nevalesi ile ANTİGONE adlı, yeni yayımlanan bir kitap vardır, ol mübarek torbada.

Sofokles’in çağlar eskiten bu ölümsüz eseri, M.E. B. yayımlarındandır.

Ölümsüz İsmet İnönü:

            “-Abdurrahman Paşa; der; bu kitabı henüz, Ankara’da bile okuyan yok iken, bu KIZIMIZIN EKMEK TORBASINDA bulunması yarınlara güvenle bakabileceğimizin işaretidir.

Bütün Türk halkı, böyle kitapları okuduğu zaman her şey farklı olacaktır!

”Babasız ve Şekersiz Bırakmak!”, ”Silahlı Kuvvetlere Müdahale, Ulusal Felâketlerin habercisi midir?” konulu yazılarımız okunmasını isterim.

Bendeniz; bütün kültürümü, uzun süre Halkevi olarak kullanılan, Menemen Kubilay okulu yanındaki kitaplıktan edinmişimdir. Ezberimi değil, KÜLTÜRÜMÜ!

Benim de; bir zamanlar, yazılarımdan ve şiirlerimden örneklerin yayımlandığı bir site’de ANTİGONE adına rastlamam, hayatımın en mutlu anlarından birisidir.

Bilimsel olarak; yukarıdaki cümleyi söyleyerek, kendisini asan Rahmetli ANTİGONE’NİN mağarası kanıtlansa; hiç durmadan, BENDENİZ DE KENDİMİ, orada ipe çekerim.

Bu iki MUHTEŞEM KADININ ÖNÜNDE ve kendisini hiç görmediğim HATİCE’NİN önünde, saygılarımla eğilmeyi, ulusal bir gurur sayarım. Kimmiş bu ANTİGONE!

ANTİGONE.

Bilmeden ve tanımadığı için, yanlışlıkla babasını öldüren Oidipus, öz annesi İokaste ile evlenir.

Bu evlilikten birisi kız, ikisi de oğlan olmak üzere üç çocuğu olur.

Kâhin Teiresias’ın açıklamasından anası ile evlendiğini öğrenerek, anasının dikiş iğnesi ile gözlerini kör etmiştir.

Kızı Antigone; Kör babasının elinden tutarak, şehir, şehir ve köy, köy onun dilenmesini sağlamıştır.

Thebai Krallığı sakinleri ve oğulları Eteokles ve Polineikes Kör Kralı lanetlemişlerdir.

Kör Kral Oidipus öldükten sonra; Antigone Thebai’ye döner. Thebai krallığında, iki kardeş ve dayıları Kreon arasında, şiddetli bit iktidar savaşı başlar. İki düşman kardeş, birbirleri ile dövüşürken ölürler.

Kreon iktidarı ele geçirir. Kendisine yardım eden Eteokles’in dini törenle gömülmesini diğer kardeşin Polynekes’in gömülmeyerek, kuşlara ve kurtlara yem olmasını ister.

Ölünün üzerine toprak serpmeyi bile yasaklar. Buna girişecek kimselerin ölümle cezalandırılacağını da ilan eder.

Sofokles’in /ANTİGONE’Yİ 82 YAŞINDA YAZMIŞTIR/ünlü Antigone Tragedyasında, bu Emire karşı gelen Antigone ile Kral Kreon’un tartışması, görkemli bir şekilde verilir. Antigone, Kreon’un emrine karşı gelmekle kalmaz, kardeşini gömmenin suç olmayıp, bir borç olduğunu savunarak, onu gömer ve yönetime baş kaldırır.

Kral Kreon’un karşısına çıkarak, SUÇ ve DEVLET konularında, onunla tartışır. Tartışmanın işlendiği bazı bölümlerden parçalar vermekle yetineceğim:

“-Antigone: Ben yaptığımı itiraf ediyorum, hiçbir şeyi inkâr etmiyorum.

  -Kreon: Bu işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun?

  -Antigone: Biliyordum, nasıl bilmem? Herkese ilân edildi.

  -Kreon: Demek buna rağmen benim emrime karşı gelmeye cüret ettin?

   -Antigone: Fakat bana bu emri veren Zeus değildi, Hades’te hüküm süren Dike de biz fanilere böyle bir nizam yüklememiştir. Ve senin emirlerinde, insan sözlerini tanrıların yazılmamış, değişmez kanunlardan daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyorum. Çünkü bu kanunlar yalınız dün ve bugün yaşamıyorlar, bunlar, ebediyen yürürlüktedirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur.

-Kreon: Thebai’liler arasında, bunu böyle gören yalnız sensin.

-Antigone: Hepsi böyle görüyorlar, fakat korkudan dillerini tutuyorlar.

-Kreon: Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun?

-Antigone: Öz kardeşime saygı göstermekte utanacak ne var?

-Kreon: Onunla dövüşüp ölen de bir kardeşin değil miydi?

-Antigone: Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu.

-Kreon:  Ötekine karşı alaka göstermekle, buna karşı günaha girmiyor musun?

-Antigone: Mezarında yatan ölü, böyle bir hüküm vermeyecektir.

-Kreon: Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun.

-Antigone: Onunla beraber, ölen bir kardeşti, bir köle değil.

-Kreon: Birinin koruduğu bu memleketi bu memleketi öbürü harap ediyordu.

-Antigone: Olsun, Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır.

-Kreon: Ama orada da iyi adam, kötü adamla eşit muamele görmeyi istemez.

-Antigone: ölüm diyarında da böyle bir kaide olduğunu bana, kim söyleyebilir?

-Kreon: Düşmanımız bizim için hiçbir zaman, hatta ölümünden sonra bile, dost değildir.

-ANTİGONE: BEN, DÜNYA’YA KİN DEĞİL, SEVGİ PAYLAŞMAYA GELDİM.”

Kreon; Antigone’yi kayalıklarla çevrili bir mağaraya, ayaklarından zincirleterek kapatır.

Kreon’un oğlu ve Antigone’nin nişanlısı Haimon, babasına isyan ederek, mağaraya koşar.

Ne var ki, Antigone, kendisini asarak ölmüştür.

Bu acıya dayanamayan Haimon da kendisini öldürür.

Anası Eurydike de intihar eder.

NOT: DÜNYAMIZDA; BÜTÜN İYİLER CEZALANDIRILMAKTADIR. Ostüzü.

Kaynakça

1-    Antigone, M.E. B’lığı yayınları, Sabahattin Ali çevirisi,

2-    Azra Erhat, Mitolojik Sözlük, S.43-44

 

 

 

 

 

 

 

 

           

 

 

14 Temmuz 2015 Salı

2063/BEN MUSTAFA KEMAL'İN OCAĞINDANIM?!



           TC

        OSMAN TÜRKOĞUZ

        Osmanturkoguz@gmail.com

        TV. İzmir; 31 Ocak 2010.Eklemeli;15 Temmuz 2015.

         TÜRK ASKERİNİN ANDI?!Askerlik görevine başlayan her Türk Askeri,aşağıdaki andı içmeden SİLAHLI GÖREVLERDE GÖREV ALAMADIĞI GİBİ, KENDİLERİNE DE SİLAH BİLE VERİLMEZ.

“Madde 37/211SAYILI TSK. İÇHİZ. KANUNU/ – Silahlı Kuvvetlere katılan her asker andiçer. And sureti aşağıdadır:  "Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve, seve hayatımı feda eyleyeceğime namusum üzerine andiçerim."”Bu andı hepimiz içtik. Jandarma komutanı olarak, meslek hayatımda, ifade vermek için adliyeye gittiğim de bana hiç yemin vermediler. Harp okulunda içtiğim andı hatırlattılar. Bir ayını dolduran acemi erlere, dördüncü haftanın Cuma günü törenle and içirilir. Masaların üzerine Türk Bayrakları serilir, bunun üzerine de her türlü silahlar konulur. Komutla gelen ve masaları aralarına alan ant içecek askerlere sağa-sola dön ve ellerini koymaları Komutu verildiğin de sıradaki askerler sağ ellerini silahların üstüne, sol ellerini de birebirlerinin omuzlarına koyarak, görevli subayın okuduğu ant metnini hep birlikte ve yüksek sesle tekrarlarlar. Ve komutla da tören alanını terk ederler. Değişik 37’inci madde’nin BAKANLAR KURULUNCATATBİK EDİLECEĞİ HÜKME BAĞLANMIŞTI.

         İlk defa İzmir’de, Aralık 2014’te, Komutan H.S.Tosun, OSMANLI ORDU MARŞI İLE ANT İÇMEYE GELEN ASKERLERİNE “ALLAHUEKBER’”Dedirtmişti. 10Aralık 2014,Ertuğrul Müyesseroğlu ve11 Aralık 2014News World yayını. Sonra da bu hastalık Yeni Foça j.Komando tugay komutanlığına sirayet etmiş.

         İslam dünyasında; Tanrı ve din adına diğer Müslümanların kafalarını kesenler, kafası kesilecek ile birlikte “Allahuekber!” Deyu bağırmaktadırlar.TSK’DA,YEMEK DUASINDAN DA TANRI SÖZÜ YERİNE “ALLAHIMIZA HAMDOLSUN?”Duası okunur olmuş!?Cehalet ihanete varmış.Türkler,Tanrıya ÇALAP,PEYGAMBERE DE YALVAÇ derler.Allah,Müslümanlıktan önce;Güney Arabistan’da küçük bir Arap kabilesinin putunun adıydı.Ayrıca ALLAH kelimesi İbraniceden üretilerek alınmıştır.ELİ,İLİ,İLOH,İLAH VE ALLAH.Hz. İsa’nın çarmıhtaki haykırışı:”ELİ!ELİ/HELOİS!HELOİS/LAMA SABAKTANİ=ALLAHIM,ALLAHIM BENİ NEDEN TERKETTİN.Bu ayet Davu’un Mezmurlarında da geçer.

         TIRAKYA’NIN BİR İLÇESİNDE POLİS,”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!”SLOGANI İLE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ YAPAR;TÜRK ASKERLERİ VE TÜRK JANDARMASI DA ANT İÇME TÖRENİNE OSMANLI MARŞI VE ALLAHUEKBERLE İLANAT YAPAR!?Bu tür GERİCİ  TUTARSIZLIKLAR, TSK’YI böler?!

         Bu Ant,Roma İmparatorluk ordusundan tüm dünya ordularına miras olarak kalmıştır.Meraklılarımız,Jean Jacgue Rousseau’nun “Contra Sociale”,Toplumsal Sözleşeme/İçtimai Mukavele/adlı ünlü eserine başvurabilir/28 Haziran 1712/2temmuz 1778/.Roma imparatorluğu  döneminde,bir Roma vatandaşı kaç kere askere alınsa,yeniden ant içmek zorundaydı.Askeri hizmete alınan kişi,ant içtikten sonra Roma devletini oluşturan temel taşlardan birisi sayılırdı.Roma devleti adına öldürür ve onun adına da ölürdü.Türk ordusu da bu geleneği batı ordularından almıştır.Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilk iç hizmet kanunu Ruslardan örnek olarak alınmıştır,ihtilal kanunudur,bir birliğin komuta kademesinin 1/3’ü kışlada nöbetçi olarak kalmaktaydı.Hz. Muhammed’in bir asker ocağı da yoktu.Yağma,Ganimet ve baskın için her çağrılan silahı ile bu davete katılırdı ve yağmadan da payını alırdı.Emevilerin ve Abbasilerin asker ocakları da,askeri eğitimlerini, Horasan’da ve Türk ellerinde insanları kesmek ve soymak ve de esir alıp satmak için geliştirirlerdi.Harp okulları ve  yüksek asker okulları da,Peygamber ocağından mı?Hz. Muhammed’in bu tarz okulları da var mıydı?!Yalınız;Hz. Muhammed, Ocağında asker olacaklara önemli emirler bırakmıştı:

         “Türk, baban bile olsa öldür!”,”Türk, severse yer, sevmezse öldürür!”,”Kırmızı çipil gözlü, yassı yayvan kösele suratlı ve basık burunlu, kıldan ayakkabı ve çadır kuran Türkleri yenmeden başarıdan söz edilemez!””Bütün dünyayı Kureyşli Araplar yönetecektir.””Tüm Müslümanlar Arapça öğrenmeye mecburdur: Çünkü cennette konuşulan dil Arapçadır!”

 

 

        BEN,  MUSTAFA KEMAL’İN OCAĞINDANIM!

 

“Bir bina yapılırken, ustalık, akıl ve bilgi söz sahibidir!

Bir mabet yıkılırken, kol kuvveti ve balyoz söz sahibidir!” Ostüzü.

“Allah yoluna cengederiz/Şan alırız, şan/Kuran’da zafer vaat ediyor Hazreti Yezdan!” Yeniçeri marşı! Viyana’da ve daha sonra neden hep yenildiniz?! 

Ruslarla 156 kez savaştık, 143’ünde yenildik! 300 senede, mehter adımları ile Viyana’ya gittik! Yel gibi de Anadolu’ya geri döndük! Ostüzü. 

“Türk Ordusunun kuruluşunun 2223’ÜNCÜ yılını kutladık!” Ostüzü.

Ordusu; Türk birliğinin Türk kudret ve kabiliyetinin çelikleşmiş bir ifadesidir!” Mareşal Gazi Mustafa Kemal.

“Yeniçeri ocağında; her zümreye, adı geçen tarihten beri milleti ve mezhebi bilinmeyen şehir oğlanı, Türk, Çingene, Tatar, Kürt Ecnebi, Laz, Yörük, Katırcı, Deveci, Hamal, Ağdacı, Yolkesen, Yankesici ve diğer çeşitli kimseler katılıp, usul ve kaideler bozuldu. Kanun ve kaide kalktı…” Koçi Bey Risalesi s.43.Z.Danışman. Halifelik, s.58. O.Türkoğuz. 

“Oğlum Sarı Osman’ım Mustafa Kemal’in ASKER OCAĞINA gittiğinden beri, yüzüne kan gelmiş, bi akıllanmış, bi akıllanmış ki demeyin gitsin!” Rahmetli Anam Halime Kadın, izinli olarak geldiğim de beni gördüğünde!

 

“OCAKLI, OCAĞINA DÜŞMÜŞ!”

 

           İlgi:     A- TeomanoğluTanrı Kut Mete’nin Duası.

                     TANRI KUT METE’NİN/OĞUZ KAĞANIN TÜRKLÜKDUASI.

Düşman şerrinden sakla ! TÜRK'ü yiğitlikte daim et ! TÜRK'ü erlik davasıyla yaşat ! TÜRK'ü gerçekçi yap ! TÜRK'ün gönlüne herşeyden önce hatta kursağına ekmek koymadan evvel TÜRK'lük sevgisini koy ! TÜRK'ü ideal ile yaşat ve ideali hakikat yapmaya çalışsınlar ! Törelerini canları gibi saklat ! TÜRK'e zevk ve rahat verme ! Bilakis zahmete alıştır ! Zahmetle yürekleri bedenleri demir olsun ! Bu sayede onlara yüksek çalışma kudreti verirsin ! TÜRK'ü faal cevval edersin. TÜRK'e değişme
TÜRK'e her milletinkinden üstün zeka ver! Zeka ve çalışma; ikisi bir arada olunca TÜRK'ün önünde durulmaz! Milli büyüklüğün tek şartı yüksek ideal buna alışmak için de yüksek ahlak fedakarlık ve sebat lazım olduğundan TÜRK'leri ahlaklı sebatlı ve fedai kıl! TANRI TÜRK'leri sen kendi elinle birleştir ve herşeyden evvel
ULU TANRI !. “

“GÜZEL TANRI !. “

“GÖK TANRI !”

“ Türk’ü, Türk yurtlarını koru!

“Düşman şerrinden sakla! TÜRK'Ü yiğitlikte daim et! TÜRK'Ü erlik davasıyla yaşat! TÜRK'Ü gerçekçi yap! TÜRK'ÜN gönlüne herşeyden önce hatta kursağına ekmek koymadan evvel TÜRK'LÜK sevgisini koy! TÜRK'Ü ideal ile yaşat ve ideali hakikat yapmaya çalışsınlar! Törelerini canları gibi saklat! TÜRK'E zevk ve rahat verme! Bilakis zahmete alıştır! Zahmetle yürekleri bedenleri demir olsun! Bu sayede onlara yüksek çalışma kudreti verirsin! TÜRK'Ü faal cevval edersin. TÜRK'E değişmez bir seciye ver! Zamanla seciyesi değişmesin sade tekemmülle tadilat görsün! “

ULU TANRI!

Milli kuvvet namus ahlak azim sebat ideal TÜRKÇÜLÜK ruhu yurtseverlik ilim sanat teşkilatı intizam beden kuvveti ve zenginlik ile hâsıl olduğundan; TÜRK'E bunları ver! TÜRK'TEN hırsız, namussuz türerse hemen kahret! TÜRK'E benlik hem de yüksek bir benlik ver! TÜRK nefsine itimat sahibi olsun! TÜRK'Ü muhakemeli ciddi adam olarak yarat! Hissiyatına kapılıp öfke ile ayaklanmasın! Birden barut gibi parlamasın! Daima soğukkanlı olsun! TÜRK'Ü her milletten cesur yarat! Öç almayı TÜRK asla unutmasın!

Kaynak: Delinetciler Paylaşım Forumu http://www.delinetciler.net/forum/turk-destanlari/54453-oguz-kaganin-turkluk-duasi.html

ULU TANRI !

Namussuz bir tek TÜRK yaratacağına dünyayı yık daha iyi ! Ne kadar korkak TÜRK varsa hepsini helak et! TÜRK her şeyi mukayese etsin!   !Yalnız akıl ve mantık denen şeylere bırakma onu! Sabırlı derde dayanıklı olsun! İradesi çelik gibi olsun! Dönek TÜRK yaratma! TÜRK'LER maymun iştahlı yapma! TÜRK daima ihtiyatla adım atsın! Kimsenin tatlı diline inanmasın! Kimseye emniyet olmasın! Çalışma zekâdan üstün bir kıymet olduğundan TANRI sen TÜRK'Ü çalışkan et! TÜRK'ÜN ömrü çalışma ile geçsin! Ona daima çalışma aşkı ver! Hele elbirliği ile çalışmayı alet etsin! Tembel TÜRK'Ü hemen öldür!

TÜRK’E HER milletinkinden üstün zekâ ver! Zekâ ve çalışma; ikisi bir arada olunca TÜRK'ÜN önünde durulmaz! Milli büyüklüğün tek şartı yüksek ideal buna alışmak için de yüksek ahlak fedakârlık ve sebat lazım olduğundan TÜRK’LERİ ahlaklı sebatlı ve fedai kıl! TANRI TÜRK’LERİ sen kendi elinle birleştir ve herşeyden evvel ruhları birleşsin! Onları tek bir kafa gibi birleştirici kültür sahibi et! TÜRK'Ü töresine sadık kıl Tanrı! TÜRK budunu: Biliniz ki atalar töresi asırların tecrübesi ile husule gelmiş büyük bir hikmettir. Tanrı beni töreye dokunmaktan ve dokundurmaktan sakladı ve saklasın!

ULU TANRI !

Türk milletini lafçı değil elinden iş gelir insanlar et! Bir şey söylemek vazife yapmak değildir. Onu fiilen yapmak ve yaptırmanın vazife olduğunu beyinlere sok!

GÜZEL TANRI !

Sana hepsinden çok yalvardığım şudur: TÜRK’Ü dalkavukluktan kurtar! Dalkavukluk ve emsali vasıtalara zengin olmaktan koru! TÜRK'E kötü para hırsı verme! Dalkavukları yok et!

AMAN TANRI !

TÜRK aile töre ve disiplinini her şeyden evvel koru! TÜRK toprağında hürler yaşasın. Adaletten başka bir şey hüküm sürmesin! Sen TÜRK'E tabii şeylere tabiata karşı sevgi ver! TÜRK yurdunda yoksulluk o kadar azalsın ki fakirlik suç sayılsın!

Acunu ( Dünyayı ) Yaratan Yüce Tanrı !

TÜRK'E insaniyetten evvel TÜRK milletini düşündür. İnsanların insaniyet dedikleri şey göz boyamak için icat edilmiş bir boyadır. İnsaniyet maskesi taşıyan öyle milletler vardır ki maskelerinin altında canavarlar yaşar. İnsaniyeti gören olmadı. TANRI TÜRK'E sağlam sürekli irade ver! Güçl”Ben,bu duayı yapana inanırım,gerisini de masal kabul ederim.Ben,bu ocaktan gelen/Onlu kuruluşlar Türk ordu kuruluşudur/Mustafa Kemal’in ocağındanım?!Soygun,yağma ve katliam da bilmem,vatanım,ulusum ve Türkiye Cumhuriyeti için ölürüm ve öldürürüm.

         Osmanlı Ordu birliklerine, ”MERHABA ASKER!”Diye selamlamayı Üstteğmen Mustafa kemal öğretmişti. Önceden, komutan’ın :“Selamünaleyküm! Selamına karşı, asker de,”Aleyküm selam!”Karşılığını verirdi. Müslümanların kullandıkları bu selamlaşmanın esası da; Yahudice,”Şalom Aleküm’”dür. Cuma günü öğleden sonra da Osmanlı askerleri üç defa, hep bir ağızdan :”PADİŞAHIM ÇOK YAŞA!”Diye dua ederlerdi.

                B- 35’inci madde yok farz edelim.                                                                              C- Quo Vadis domino?

                Ç- Moskova, Berlin, Silivri,

                D- Türkiye Cumhuriyetini İç ve Dış

Politikaları,                                   

                E- Tüm İnsanları Kucaklamak;

                F- Kıymet Nadir Bindedir,”ABDESTLİ FAŞİZİM! Şuur menem, nur menem-Kendi vicdanım, kendi aydınlığım bana yeter.-

                G- Silahsız ve Copsuz Militan Cumhuriyet. 

        Nereye baksanız, ihanet, akıl karıştırma, inkâr ve aldatmayla karşılaşırsınız.

Fransızlar buna güzel bir ad koymuşlar: ”Toute est sens déssuos déssus!” her şey alt, üst-her şey tepetaklak-

Çanakkale’ye, Türk Milletinin onur muharebelerinin geçmiş olduğu yerlere gidersiniz: Karşınıza ne idiği bilinmeyen birisi çıkar ve: ”Ol mübarek günün akşamı, Aksakalı bir Pir Kolordu kumandanı Esat Paşanın rüyasına girer ve: ”Orada duran 64 adet mayını boğazın iki tarafına dizdiresin!” Der ve kaybolur.

18 Mart zaferi de bu ilahi irşat üzerine kazanılır! ”Peki; düşman gemileri bando çalarak boğazı geçerken bu aksakallılar neredelermiş?” Diye sorduğunuzda da:” Fesuphanallah! Küfüre giriyorsunuz!” Diyerek yanıt verirler ve hemen sizi biri birlerine gösterirler.

        Rusların Karadeniz boğazına dökmüş olduğu 26 adet mayın toplanarak, Çanakkale’ye getirilmiştir. Türk deniz kuvvetlerinde görevli bir Alman deniz Teğmeninin önerisi ile bu mayınlar karanlık limana ve Korte boğazına dökülmüştür.

İşin aslı ve gerçeği de böyledir.

        Sakarya Meydan Muharebesi sırasında; cephemizin güneyinden, yaya olarak, 114 km. Yürütülerek getirilmiş olan iki Fırkamız; Dua tepeye taarruz ederek; 900 şehit vererek Yunan savunmasını alt, üst eder.

Zafer sonrası; Ankara’ya dönen Mustafa Kemal’e: ”Hacı Bayram Camisine şükür namazı için gidelim!” Deyenlere; tarihi bir yanıt verir:

        “Mehmetçiğin kazanmış olduğu zaferi, bir çobana kaptıramam!”

        Birisi, İçinde Mustafa Kemal olmayan bir Gelibolu filmi çeker ve TRT Genel Müdürü olur. Süleymancıların takvimlerinde Sakarya Meydan Muharebesi anlatılır, bir Çavuşumuzun adı geçer.

        Bugünlerde; Türk Silahlı Kuvvetleri için, sıkça kullanılan bir isim tamlaması, masum görünüşüne karşın çok dikkat çekicidir.

Ve de bir masum öneriyi! Tartışmaya açmak!

               

“PEYGAMBER OCAĞI!”

        Şimdi; ister, istemez tam başa gitmemiz gerekiyor, diye düşünüyorum.

        Dünya ordularında düzenli bir ordulaşma aşaması olmadan, MÖ. 209 senesinde; Hun İmparatoru Tanrı Kut Mete’nin düzenli bir silahlı kuvvet oluşturduğunu biliyor ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak ta bu tarihi esas alıyoruz.

İlk Türk Silahlı Kuvveti ocağı; Alp Er Tunga da denilen bu hükümdar tarafından kurulmuştu.

        Sonradan değişik Türk devletlerinde bu mantıkla kurulmuş silahlı kuvvetler oluşmuştu.

        Arap Peygamberi Hz. Muhammet’in düzenli, bir ocağa bağlı silahlı kuvveti yoktu. 622 yılı Eylülünde, Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde; Medineli Yahudilerle 65 maddelik bir sözleşme imzalamıştı.

        Medine’de güçlenince de; Hz. Ebu Süfyan komutasında; Şam’dan Mekke’ye dönen 1000 develik bir kervanı vurmak için, acele toplamış olduğu 369 kişilik, beş atlı, 27 kılıçlı ve mızraklı Medineli ile Bedir’e yetişmişti. Ocaklı bir ordusu da yoktu.

        Emeviler döneminde; ciddi bir askeri örgütlenmeye gidilmişti. İstanbul’un kuşatılması; İran ve Türk ellerinin kılıştan geçirilerek soyulması bu dönemlerde sağlanmıştır.

Diğer Türk devletlerinin de düzenli orduları olmuştu.

        Osmanlılarda düzenli ordu Birinci Murat döneminde; Veziriazam Alaattin Paşa tarafından kurulmuştu.

Rivayete göre de; yeni kılık ve kıyafeti ile Hacı Bektaş Veliye götürülen bir askerin başına elini koyan Hacı Bektaş Veli’nin kol yeni, askerin başından ensesine doğru sarkmıştı.

Hacı Bektaş Veli:

        “Bu leşkerin adı YENİÇERİ olsun!” Dediği için de, Yeniçerilik doğmuştu. Yeniçeriler Bektaşi idiler. Bektaşilikte kutsal olan kazan Yeniçerilerde de çok kutsaldı.

Bu geleneğin Sümerlerde de olduğunu biliyoruz. İsyan için kazan kaldırılır şehrin bir münasip yerine konulurdu. En ağır cezaya çarptırılan bir yeniçeri kazana sığınır, kazanın kulpuna yapışırsa affedilirdi. Yeniçeri ocağı da peygamber ocağı değil; Bektaşi ocağıydı.

         Üçüncü Selim döneminde; Avrupa’dan subaylar getirtilmiş, Belçika Yapımı tüfekler ve üniformalarla SEKBAN’I CEDİT kurulmuştu.

Yeniçerilerin ayaklanması ile de bu yeni kurulmuş olan ordu da dağıtılmıştı. Alemdar Mustafa Paşa olayı ve Üçüncü Selimin öldürülmesi, karmaşayı körüklemişti.

İkinci Mahmut’un, Yeniçeri kışlalarını topa tutturması ile de bu anarşi çözülerek; ASAKİR’İ MANSURE’İ MUHAMMEDİ adlı bir yeni ordunun kurulması gerçekleşmişti.İşte bu yeni kurulan askeri teşkilatlanmayı halka anlatarak,halkın da benimsemesi için,”PEYGAMBER OCAĞI?!DEYİMİ KULLANILMIŞTI?!

Madem ki TSK Peygamber Ocağı;adama sormazlar mı,”Yahu neden Osmanlı ordusunun tüm yüksek kademelerine Katolik olan Alman Mareşalleri,Generalleri ve Subayları getirildi?!Daha önce de Osmanlı Donanması neden bir İngiliz amiraline teslim edilmişti?! edilmişti?!Malatya’da ve yurdumuzun her askeri birimlerinde,Hıristiyan askerlerin ne işleri var?!askerlerin ne işi var?!

 

Bu hikâye böylesine sürerken, Birinci Dünya Savaşı yenilgisi de gelip, çatmıştı.

Mustafa Kemal Anadolu’ya geçmiş, Samsun’da sokakta ağ layan bir terhisli asker:

-“Ülkemin haline bakmadan beni terhis ettiler!” Diyerek ağlamaktadır. Mirliva Mustafa kemal:

        -“Alınız bunu giydirerek teçhizatlandırınız ve benim kapıma nöbetçi olarak dikiniz!  Bu benim ilk askerimdir!” Der.

        Bir Genç adam Mirliva Mustafa Kemal’in huzuruna çıkar; masanın üzerine bir tabanca uzatarak:

        -“Sizi vurmam için bu tabancayı vermişlerdi. Sizi gördükten sonra; sizin vurulamayacak bir adam olduğunuzu anladım!” Der. Mirliva Mustafa Kemal, ikinci emrini de verir:

        -“Alınız bunu da silahlandırıp benim kapıma nöbetçi dikiniz! Bu benim ikinci askerim!” Der.

        Silâhaltına alınmış olan ve ölümüne savaşarak, iç ve dış düşmanlarımızı yenen Türk askerleri; Mustafa kemal’in “ASKER OCAĞINA MENSUPTULAR!”

İkinci Abdülhamit’in ümmetçiliği, yönünü Arap Sosyolojisine döndürtmüştü.

        “Mustafa Kemal’in Askeri” deyimi, Atatürk düşmanlarını Türk askeri için yeni sıfatlar arayışına sokmuştur.

TÜRK ASKERİNİN OCAĞI, “MUSTAFA KEMAL’İN ASKER OCAĞIDIR!” Yani şimdi; MÖ. 209’dan beri Türk ordusunun bir ocağı yok muydu?!

 

 

 

12 Temmuz 2015 Pazar

2062/MUSTAFA KEMAL'İN KIZLARI!



               TC.

0SMAN TÜRKOĞUZ


TV. Çeşmealtı;12 Temmuz 2015.

“Bir parmağı ile herkesi itham eden Gafil, aslında üç parmağı ile kendisini itham etmektedir.”CLODETTE COLBERT.

         MUSTAFA KEMAL’İN KIZLARI?!

               Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarımızda; Kadınlarımız tarafından yönetilen; cephelerimize, her türlü savaş malzemesi ve yiyecek taşıyan deve,eşek kollarını ve öküzler tarafından çekilen kağnılarımızı gören bir Fransız yazarı;İstanbul’daki vatan haini öküzler gibi,”Mustafa Kemal’inki ham hayaldir,bu araçlarla uygarlık araçları yenilemez?!Hükmüyle Özgürlük Savaşımıza karşıydılar.Öyle ya;Padişah Halife,Sadrazam,Şeyhülislam,Din ve Allah ve tüm vatan hainlerimiz Mustafa Kemal’e ve bu  Kutsal Savaşımıza karşıydılar?!

           Mustafa Kemal önderliğinde savaşan Türk Ulusu, bu Kutsal Savaşımızı kazandıktan sonra; Ol Fransız yazar, Mustafa Kemal’den ve onun yaratmış olduğu Türk Ulusundan özür dilemiş; diğerleri de ülke dışına kaçarak oralarda can vermişti?! En sonunda işler tersine döndürüldü; yabancılarla eleele veren ihanet, Kahramanlarımızı hain, Hainlerimizi de kahraman ilan etti. Dünyada en çok Akademik unvana sahip kadın, Türkiyemizdeyken, göt kılı olduğunu ilan edenleri, kendisini Allahlaştıran, duvardaki resmini öpen, bir Esrarkeş Rumla evlenebilmek için islam dininden çıkan, Kürt olmakla övündüğü halde, hep Türklerin altına yatan kadınları arkasına alarak,  doludizgin bugünlere ülkemizi sürükledi.         Atatürk’e, çağdaşlaşmaya savaş açtı. Hâkimleri, savcıları, polisi, Meclisi ve de Mit’i arkasına alarak Türkiye Cumhuriyetinin tüm değerlerine saldırdı. KİMSENİN SESİ ÇIKMAYINCA DA YENİLMEZLİĞİNE İNANARAK, Sevr anlaşmasını yürürlüğe koyma çabalarını arttırdı. Mustafa Kemal’in bir Paşa kızından kendi parası ile 20.000Türk Lirasına satın alarak yaratmış olduğu Atatürk Orman Çiftliğine, BİRİNCİ DERECEDE SİT ALANI olduğuna bakmadan, hempaları ile elele vererek Türkiye Cumhuriyetinin tüm gelirini harcayarak bir KAÇ—AK SARAY DİKTİ. ADINI DA KÜLLİYE KOYDU. Hâkimleri,kumpas Hâkimi,Türk adaletini de Eşekli adalet sanarak masalları ile Türk toplumunu uyutmaya kalktı.Ankara’da;MİMARLAR ODASININ ANKARA ŞUBESİ BAŞKANI SAYIN TEZCAN KARAKAŞ CANDAN HANIMI DA HAFİFE ALDI.Öyle ya,arkasında kendisinin hak ve hukuk sınırlarını aşmasını sağlayan sayısız AKADEMİSYEN VARDI?!BU Mustafa Kemal’in Cesur kızı,yılmadı Atatürk Orman Çiftliğine yapılan bu utan verici saldırıyı DANIŞTAY İDARİ DAVALARI GENEL  KURULUNA götürdü.Yalınız Berlin’de Hâkimler var sanan Zübükler şaşkınlıklarından kıçlarının üstüne otura kaldılar.Bu Atatürk’ümüzün Cesur Kızı:”KAÇ—AK SARAY DERHAL BOŞALTILMALI VE CUMHURBAŞKANLIĞI ÇANKAYAYA TAŞINMALIDIR!”Diyerek adaletin söyleyemediği kararını dünyaya duyurdu.Türk Kızları,her alanda yenilmezliklerini kanıtlamışlardır.E-16 uçağına atlayan bir Türk Kızı,okyanusları aşarak Kanada’ya inmiş ve rekorlarla geri dönmüştü.Müzikte,sporda ve her türlü uluslar arası yarışmalarda Türk Kızları Türk Ulusunun yüzünün akı olmuştu.KUMPAS KURULARAK ERKEK HAKİMLERİN TUTUKLAMIŞ OLDUĞU KAHRAMANLARIMIZI ve AYDINLARIMIZI DA  aklayan Ağır Ceza Mahkemesinin Başkan ve Üyeleri de Atatürk’ün kızlarıydı.Dünya askerlik tarihinde ilk kadın savaş pilotu da,Balkan ülkelerini tek başına uçağı ile ziyaret eden Rahmetli Atatürk Kızı Sabiha Gökçe idi. Kendilerini Göt kılları olarak ilan edenlerle  ve başlarından yere bağlı olanlar da erkeklerin her iki âlemde seks aracı olmalarını kabullenmişlerdi.Kocanın karısını dövmesini Allahın bir lütfu sayan Salaklar televizyonlarımızı istila etmişti.Her türlü kanunsuzluğunu ve de usulsüzlüğünü mahkemelere kabul ettiren Bay Recep Beyimiz de,yeniden Hâkimlerimize  saldırılara başlamıştır.Bu taktik,eşi ve Altı oğlu ile intihar eden Nazi Almanya Propaganda Bakanı,Felsefe Doktoru N.Göbbels’in Onbaşı Adolf Hitlere öğretisiydi.”Bir hatan ve suçun meydana çıkarsa,sakın kabul ederek özür dileme.Suçunu meydana çıkaranlara daha büyük bir şiddetle hücum et?!”En iyi savunma karşı taarruzdur.Ama,lafla ve iftira ile değil de aynı silahlarla yapılan karşı taarruzdur.

         1961 Anayasamızın 132’üncü maddesinin son fıkrası:

         Madde 132 f. son :...Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”HERKESLE KAVGALI OLAN ASLINDA KENDİ NARSİS KİŞİLİĞİ İLE KAVGALIDIR!OSTÜZÜ.                                             

 
                                                                                                      

İzleyiciler

Blog Arşivi