14 Kasım 2013 Perşembe

1181/KIRK KOCALI OROSPU ÇOCUĞU OLMAK!


                       

              TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;14 Kasım 2013

                           OLMASAYDIN OLURDUK!”

Birisi bir itiraf’a başlamış ,hemen, sözünü tamamlamadan ayağa kalktık!NE OLURDUNUZ?”Sorusunu sorarak adamın itirafını tamamlamasına izin vermeliydik.Ne olacaklarını ben anlatmak zorunda da kalmazdım!Anlatayım:

Ülkemiz, Hıristiyan devletlerin işgali altına girerdi.Analarınızın üstünden de tüm Yabancı askerleri geçerdi.Kırk babalı bir OROSPU ÇOCUĞU olurdunuz!Ananız de evinizin önüne onur bayrağı asardı.

                                                                   

13 Kasım 2013 Çarşamba

1180/BİR İNSANIN ÖZGÜL AĞIRLIĞI, SOYUNUN İHANETLERİYLE DOĞRU ORANTILIDIR!


             TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;12 Kasım 2013

İNSANLARIN ÖZGÜL AĞIRLIKLARI                                         SOYUNUN İHANETLERİYLE ile DOĞRU ORANTILIDIR!                                                       Başsavcımız ve tüm erklerimizin sahibi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ımızın bir beyanatını ters yorumlamak cürümünü işleyen Bülent Arınç Beyimiz, Patronundan şamarı yediğinde, ağlamaklı bir yüzle:

“Benim özgül ağırlığım var!”Buyurdular.

Daha sonra da oturdular, ayrılmanın felaket getireceğini ve Anıtkabir gerçeğini görerek lambır-Lumurla olayı geçiştirmeye kalktılar. Yemezler İki Ortak, yemezler!                                                                                  Belki çoğumuz Özgül ağırlığın ne olduğunu ve nasıl hesaplandığını bilmezler; anlatayım:

Özgül Ağırlık: Fizik, bir cismin Bir santimetre küplük parçasının ağırlığına özgül ağırlık denir. Bu ölçü, insanlar için söz konusu edildiğinde de”Taşağı Altı okka!”Olarak söylenir. Biz, yine de Fiziki hesaba göre yazalım.

Sayın Bülent Arıncın hesabı gayetle doğrudur; o’nun özgül ağırlığı Patronu Sayın Recep Beyimizin özgül ağırlığına Beş basar: Anlatayım:

Bay Bülent Arıncın dedesi derviş Mehmet;Ulusal Kurtuluş Savaşımızda,Yunanlılara karşı Milis Gücü oluşturmak isteyen Parti Pehlivanın bu girişimini bir Şeyh olarak engellemiştir.Sonracıma;23 aralık 1930 günü;sabah namazında, Menemeni basarak Asteğmen Mustafa Kubilay Beyimizin başını bizzat bağ testeresiyle kesmiştir.Bu ihanetinden dolayı da maalesef!Asılmıştır.

         Sayın Bay Recep Tayyip Beyimizin dedeleri yalınız Mustafa Kemal’e, vergi vermemek için,isyan etmişler,Hamidiye Kruvazörümüzün salladığı üç mermi ile de teslim olmuşlardır.Sayın Recep Beyimiz de Bir Afganlı Anarşisin ve Türkiye Cumhuriyetinin 2.000.000.000.000 Lirasını deve yapan

Erbakan’ın rahleyi tedrisinden geçmiştir.Allah için söylemek gerekirse Sayın Bülent Arıncın Özgül ağırlığı Patronunkinden çok ağırdır.

         Adana’da bir Türk vatandaşına Gavvat!”diye saldıran Valinin Özgül ağırlığına ne denir! Sayın Recep Beyimiz,”hiçbir kimse bana

Valim Sayın Hüseyin Avni Coş’u yediremez!”Demiştir. Mümkün değildir Hüseyin Avni Coş’u yemeniz Sayın Bayımız; hazmettirmezler: İnternette bir gezinmenizle ihanetin özgül ağırlığına da ulaşmış olursunuz!Hüseyin Ani Coş’un özgül ağırlığı Türke ihanet babında hepsine nal toplatır.işte.
Yani İZMİR İŞGAL EDİLİRKEN 14 Mayıs’ta direnmeye gelen, işgali protesto etmek isteyen ve bir şeyler yapalım diyen GENÇLERE, “Damat Ferit Paşa’ya işgali bildirdim yarın öğleden sonra bana dönecek, herkes evine gitsin başının çaresine baksın” deme cüretinde bulunan İZMİR VALİSİ KAMBUR İZZET PAŞA…
Hani o İzmir’in işgalini KOLAYLAŞTIRAN İzzet Paşa…
Hani o İzmir’in işgal edildiği gün gazetelerde “İzmir’in Yunanlarca işgal edileceğine dair duyumlar külliyen YALANDIR” şeklinde bildirisi olan İzzet Paşa… İzmir’e İngilizlerin adamı olarak gönderilen eski Van Valilerinden Kambur İzzet Paşa korkmuş muydu? Yoksa kız kardeşinin evli olduğu NEMRUT MUSTAFA PAŞA gibi bir PLANIN içerisinde miydi?
Sanırım bu Kambur İzzet Paşa’nın, ilk Damat Ferit hükümetlerinin birinde İzmir işgali öncesi ADLİYE BAKANI olduğunu ve Damat Ferit Avrupa’ gezisinde iken (acaba ne için gitmişti merak konusudur) SADRAZAM VEKİLİ iken İŞGAL GÜÇLERİNİN BASKILARI SONUCUNDA (istekleri mi desek) İTTİHAT TERAKKİ hükümetleri tarafından çıkartılan KAPİTÜLASYONLARIN KALDIRILMASI ile ilgili TÜM yasaları LAĞV ettiğini yani kaldırdığını da bilirsek, bunun bir PLAN ÇERÇEVESİNDE olduğunu kolayca anlarız..
Hele bu Kambur İzzet Paşa’nın Türk vatanının parçalanması için Paris Konferansında kulisler yaparak teklifler veren SİYASAL Kürtçülerin elebaşı Bo Şerif/Beau Sherif-Güzel Şerif demektir.Bizim halkımız ona BOŞHERİF lakabını takmıştı/ Paşanın amcası olduğunu ve Abdülhamit devrinin Hariciye nazırlarından Kürt Sait Paşa’nın da kardeşi olduğunu bilirsek ve biraz önceki bilgiden de kız kardeşini Mustafa Kemal ve arkadaşlarını idama mahkum eden Kürt Nemrut Mustafa Paşa’ya verdiğini bilirsek HER ŞEY YERLİ YERİNE oturur..
Şerif Paşa’nın 1919 Mayısında Paris te İngiliz Büyükelçisine ‘’ Bağımsız bir Kürdistan’ın Emiri olma yükünü taşımaya gönüllü olduğunu’’ bildirmesinin ANLAMINI ÇÖZERSEK…..
Amiral Sir Robeck’in 2 Mart 1920’de Lord Curzon’a “…. İstanbul’daki Kürt Kulübü Başkanı Seyit Abdülkadir ve Paris’teki Kürt delegesi Şerif Paşa emrimizdedir” dediğini BİLİRSEK…..
Bir de Süleymaniyeli Nemrut Mustafa Paşa’nın İstanbul’daki KÜRT TEALİ CEMİYETİnin liderlerinden olduğunu UNUTMAZSAK……
Ha bir de Süleymaniyeli Nemrut Mustafa Paşa’nın, Ankara Hükümeti savaşı kazanıp ülkeyi YABANCI İŞGALİNDEN kurtarması sonrası tıpkı SİYASAL İSLAMCILAR gibi İngiliz kontrolündeki Kuzey Irak bölgesine gittiğini, Süleymaniye merkezli oluşmuş bir KÜRT HÜKÜMETİNE girip, EĞİTİM BAKANI olduğunu ve kardeşi Savunma bak

12 Kasım 2013 Salı

1179/SOYADI KANUNU!


  TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;11 Kasım 2013


ATATÜRK VE TÜRKLÜK DÜŞMANLARI, İHANETİ BIRAKINIZ DA ATATÜRK ADINI MUTLAKA KULLANMAK ZORUNDA OLDUĞUNUZU ARTIK ÖĞRENMELİSİNİZ, ZİRA BU BİR KANUN HÜKMÜDÜR!

            Gazi Mustafa Kemal, bir ayrıştırmanın aracı olacak en son kişidir!”10 Kasım 2013-Bay Recep Tayyip Erdoğan! Sayın Bay Erdoğan ve onun yalağından su içenler, özellikle Atatürk adını kullanmaktan çekinmektedirler. Kendileri, hukuk ve anayasa dışı bir öneri söz edildiğinde:”Herkesin uyması için bunu Meclisten geçirelim!”Demektedir. Meclisten geçirilecek hukuk dışı kararlar meşru yasa olarak kabul görür mü o başka konu. Sayın Büyükler, hacamat olduğunuz yetmez mi? Çatlasanız,patlasanız ve Dahili ve harici bedhahlarımızın gözünden düşseniz de ATATÜRK demek zorundasınız;zira bu bir kanun hükmüdür!Cehaletleriniz ve Türk ulusuna ihanetleriniz yetki gari!1960’tan sonra;”Komünizm ile Mücadele Dernekleri “ kurulmuştu.Rahmetli Cemal Gürsel bile bu derneği benimsemiş,Cennetmekan İsmet İnönü’nün uyarısı üzerine uyanabilmişti!Kayseri’de Komünizm ile mücadeleciler,hamamdan çıkan bir kadının fercinde komünist aramışlardı!Bunlar da Atatürk demeye kesinlikle yanaşmamışlar,Mareşal Mustafa Kemal Paşa unvanını yansıtan reklamlar yayınlamışlardı.Sayın Başsavcımızın! Atatürk sıfatını kullanmaktan çekinmesi de bu mirasın bir gereğidir.

                                       SOYADI KANUNU.

“21 Haziran 1934'te çıkarılan 2525 sayılı Soyadı Kanunu ile her vatandaşın öz adından başka bir de, soyadı taşıması zorunlu kılındı. Soyadları Türkçe olacaktı. Rütbe, memurluk, yabancı ırk ve millet adları ile ahlaka aykırı ve gülünç kelimeler soyadı olarak kullanılmayacaktı.

Soyadı kanununun kabulünden sonra 24 Kasım 1934 yılında 2258 Sayılı Kanunla, TBMM Türk milletinin bir şükran ifadesi olarak, Gazi Mustafa Kemal Paşaya Atatürk soyadını vermiştir.

1934 yılında çıkarılan diğer bir kanunla da; "Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Paşa" gibi, eski toplum zümrelerini belirten unvanlar kaldırılmıştır. Aynı kanunla yurt savunmasında, Milli Mücadelede gösterilen başarılar karşılığı verilen madalyalar dışında, eski Osmanlı idarecilerinin verdiği tüm nişan ve rütbeleri taşımak da yasaklanmıştır. “

24 Kasım 1934 günü TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN toplantısında Malatya mebusu İsmet Paşa ve arkadaşları tarafından verilen şu önerge okunmuştur:

“BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA;”

“İlişik kanun teklifinin Yüksek Mecliste müzakeresini teklif ederiz”.

Kanun teklifi şudur: Madde- 1Kemal öz adlı Cumhurbaşkanımıza”Atatürk”soyadı verilmiştir. Madde 2-Bu kanun neşri tarihinden itibaren muteberdir.Madde3-Bu kanunun icrasına Yüksek Meclis memurdur.”

Kürsüye gelen İsmet Paşa şöyle konuşmuştu:”Arkadaşlar; Büyük Önderimiz Cumhurbaşkanımızın soyadı için bir kanun teklif ediyoruz.Düşünüyoruz ki,soyadı kanunu tatbik edilirken büyük Önderin taşıyacağı adı tayin Büyük Millet Meclisinin borcudur.Bu kanunda Atatürk adını teklif ediyoruz.İnanıyoruz ki,ulusun en değeri varlığı olan Cumhurbaşkanının adını söylerken derin saygı ve sevgi duygularımızı birlikte sezdirmiş olacağız.Alkışlar!Ve inanıyoruz ki,Atatürk adı ile büyük Türk Ulusu en büyük oğluna en yüksek saygılı hitabını yapmış olacaktır.Alkışlar.”BUNDAN SONRA KANUNUN TÜM MADDELERİ İTTİFAKLA VE ALKIŞLAR ARASINDA KABUL EDİLMİŞTİR!”25 Kasım 1974,Cumhuriyet gazetesi.

 

 

 

10 Kasım 2013 Pazar

1178/AT KADAR OLAMAMK!


                 TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;09 KASIM 2013.

        AT’A BAKIP TA UTANINIZ HALİNİZDEN!

         Yolumun üzerine dikilen yeni yetme ve Taze sakallı bir Görevli!”Doğrudan doğruya:”Osman Bey!”Deyince,bendeniz de:”Şişli!”Dedim.”Boşuna AKP aleyhine yazı yazıyorsunuz,gözlerinize,emeğinize zamanınıza yazık değil mi?”Buyurdu.Ve soluk almadan ezberlettiği gibi söylemini sürdürdü:”Tam onbir senedir bunlar iktidardalar!Bu gidişle…”Van Minüt!Dedim ve cebimden Sayın Başsavcımızın Türk Atından düşüş fotoğrafını çıkartarak gösterdim:”Ne varmış bunda?Bir kaza.”Dediğinde de lafımı suratına yapıştırdım:”Ulan Olum;Atın bir saniye sırtında olmasına tahammül edemediğini Onbir senedir sırtında taşımak övünülecek bir durum mudur?Dediğim de:”Ya nedir?”Dedi.”Eşeklere hakaret olmasın ama ,Eşeklik!”Dedim ve resmi de eline tutuşturdum ve ileri doğru yürüdüm o salak ta yolun sağ tarafında kalakaldı!

 

8 Kasım 2013 Cuma

1177/CENNETTE HURİ,GILMAN VE DAHİ KADIN HESABIMIZ!


              TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;08 Kasım 2013

 Efendim; Günlük ibadetini yapan bir Müslüman Erkek’e, öteki âlemde 72 kadın,100 Huri ve 100’de Gılman var imiş! Sakallı bir Uğursuza göre de bu sayı fazla ibadet edenler için artırılırmış! Siz, üşenmeden kullanılan Hurileri hesaplamışsınız!Gılmanlar için de aynı miktar çıkar.Kadınlar içinse Huriler için çıkacak sayının Yüzde yetmiş ikisini hesaplamak gerekecektir.Cennette plastik Kadın,Huri ve de Gılman fabrikası mı vardır!Gılmanlar bir kenara koyalım;Kadınlardan ve Hurilerden doğacak çocuklardan dem vuran Ulemamız da yok.Cennette kondom fabrikası mı var!Yoksa Müslüman Erkekleri hep kurusıkı mı atarlar?Oncak Huri Gılman ve de KADINCIKLARLA BOŞUNA MI YATARLAR!YOKSA BİZİM ULEMALARIMIZ,ÖLÜMÜ CAZİP KILMAK İÇİN Mİ PALAVRA ATARLAR!

Kimden:
T. C. - Nihal Gülbahar (nihalgulbahar@gmail.com) adına ozel-buro@yahoogroups.com Bu gönderen güvenli gönderenler listenizde var.
Gönderme tarihi:
08 Kasım 2013 Cuma 02:44:31
Kime:
Ozel-Buro@yahoogroups.com

 

 
Şimdi hep beraber basit bir hesap yapalım:
İslamiyet’in kabulünden bu yana 1400 sene geçti. İnsan ömrünü ortalama 60 yıl olarak alırsak, bu 23 nesil demektir.
Şu anda dünyada 1,5 milyar Müslüman olduğu belirtiliyor. Bu sayı, nesiller boyunca artmıştır doğal olarak...  Ama diyelim ki ortalama 500 milyon kişi olsun. O zaman dünyadan gelmiş-geçmiş Müslüman sayısı 11.500.000.000 kişi oluyor.
Demek ki bu gün kıyamet kopsa, bu 11.500.000.000 kişi sırat köprüsünden geçecek ve kimin cennete, kimin cehenneme gideceğine hükmedilecek.
Diyelim ki bunların %90’ ının cennete gitmelerine hükmedildi; O zaman toplam 10.350.000.000 kişi cennete gidecek demektir.
Bunların her birisine günde 72 Bakire Huri verileceğine göre bu, kaçınılmaz olarak günde 745.200.000.000 bakireye ihtiyaç olacak demektir.
Bakireler ilk kullanımdan sonra bakire olmayacaklarına göre, beher cennetlik mümine her gün taze bakireler verilmesi gerekecektir...
 
Bu da, ayda 22.356.000.000.000 (Yirmi iki trilyon üçyüzellialtı milyar) bakire demektir. Bunu da yıla vurursak, 30 katrilyona yakın bakire huri stokuna ihtiyaç olacağını aşikârdır.
Bu daha yıllık ihtiyaç
Ahiret hayatının sonsuz olduğu düşünüldüğünde, varın siz hesaplayın artık Cennette gerekecek huri sayısını...
Şimdi şunu diyenler olabilir: "Bakirelerin bakirelikleri her seferinde tamir olunacak, ayni huriler ertesi gün de ter-ü taze bakire olarak hizmete devam edecekler"...
Yemezler! Hangi mümin müstamel bakire ister, hem de Cennet-ül âlâda?!
Ama Allah her şeye kâdirdir, o isterse her şey olur...
Siz yeter ki AKP'ye oyverin! --
NE MUTLU "TÜRK'ÜM" DİYENE!
Mustafa Kemal ATATÜRK
"Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin  mesuliyetine ortak sayılır."    
Mustafa Kemal ATATÜRK
 
 
 
 
 
 
 

 

7 Kasım 2013 Perşembe

1175/YILDIRMAKTAN YILDIRIM!


             TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR:06 KASIM 2013
                               BİR DAKİKA FEKKİ SİLİVRİYE MUCİPTİR!

 BAŞVEKALETİCELİLESİNDEN!

YILDIRMAKTAN YILDIRIM!

 Önemine binaen; tüm valiliklere, belediye başkanlıklarına ve köy muhtarlarına ve dahi Mezarlıklar Müdürlüklerine, TÜM HASTANE BAŞHEKİMLİKLERİNE yazılmıştır:

         1-“BUNDAN SONRA; BİR BATINDA, HAZRETİ HAVVA ANAMIZ ÖRNEK ALINARAK ,BİR KIZ VE BİR ERKEK ÇOCUK İKİZİ DOĞURULMAYACAKTIR.İKİZLERDEN İKİSİ DE AYNI CİNSTEN OLACAKTIR!BU EMRİME DE UYULMAZSA UYMAYANLARA ÖNCE PAKET YİYECEK VERİLMİYECEKTİR.SONRA DA SİLİVRİYE SEVKEDİLECEKTİR!

         2-MEZARLIKLARA BİR KADIN VE BİR ERKEK MEZARI, ZİNHAR YANYANA KAZILMAYACAKTIR. KIZ VE ERKEK İKİZİ DİYE GAZETELERE DE YAZI YAZILMAYACAKTIR. GEREĞİNİ ÖNEMLE İZLETTİRECEĞİMİ BİLMENİSİ BAŞNAMUSLUNUZ OLARAK İSTERİM.

 


 

3 Kasım 2013 Pazar

1176/DİN ULULARININ HAREMLERİ!


 

                          DİN ULULARININ HAREMLERİ.


OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@hotmail.com
İzmir;21 Ocak 2011./10 Haziran 2013.
VE İHANETLER SÜRDÜKÇE!
                Hiç tanımadığım Adamın birisi, elinde Türkçe Kuranı Kerim, bana göstereceği ayetinin de altını çizmiş, önümde dikildi!”Şu ayeti bir oku ve benim sorularıma da doğru yanıt ver!  Her kime size soracağım soruyu sorsam yanıt alamıyorum!”Dedi.
”İmamlara da sordunuz mu?”Dediğim de, elini ensesine doğru sallayarak,”hemen, hemen hepisi de AKP’NİN doğrultusunda!”Dedi.”Ben, hiç camiye de gelmedim, ilahiyat ta okumadım, neden ille de ben?”Dediğimde çok ilginç bir yanıt aldım:”Sizin camilere gitmeye ihtiyacınız yok. Biz, sizi çok iyi biliyoruz ve tanıyoruz. Hatır, gönül için de iş yapmadığınızı da biliyoruz. Doğru kabul ettiğinizden hiç korkmadan ayrılmazsınız!”Dedi.4’üncü Nisa suresinin 3’üncü ayetini yüksek sesle okudum:”Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan İKİŞER; ÜÇER, DÖRDER nikâh edin, eğer bu suretle adalet yapamayacağınızdan korkarsanız,o zaman bir tane veya milkiniz(kendinize ait birer)cariye alın-ağmamanız(zulmetmemeniz)için bu daha muvafıktır-ve alacağınız kadınlara mehirlerini efendice verin;şayet ondan birazını kendileri gönül hoşluğuyla bağışlarlarsa ,onu da içinize sine,sine yeyin!”ELMALILI Hamdi Yazır,Kuranıkerim ve izahlı meâli.

        “Müslümanların inancına göre bu ayeti Allah, Hz.Muhammed’e göndermiş! Siz, Hz. Muhammed’in 24 karısının adlarını da yayınladınız. Sonra;Osmanlı Saraylarında olsun,diğer Müslüman hükümdarının saraylarında olsun,bu denli çok kadın ve cariyeler NEDEN BU AYETE AYKIRI OLARAK ÇOKTUR?”

        “Beyefendi, ben sizin aklınızı daha çok karıştıracağım. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname’nin yazarı, beş kadınla evlendiğin de bu ayeti ileri sürenlere, bu beş kadınla evlenmem tamamen dinimizin emrine göredir,amma bunun sebebini siz anlayamazsınız!”Buyurmuştu!

Öce iki ayete bakalım, dedim ve42’inci Şura suresinin 72inci ayetini okudum:”Ve işte böyle sana-Muhammed’e-Arabî bir Kuran vahyetmekteyiz ki Umm’lul Kura’yı(Mekke şehrini) ve çevresindekileri sakındırasın ve o toplama günü’nün dehşetini haber veresin-onda şüphe yok;bir fırka cennet’te ,bir fırka sair’de(çılgın ateş içinde)Elmalılı Hamdi Yazır.S.G.K.s.482.

Maide 5’inci sure 67’inci ayet:”ey Resul! Rabbinden  sana indirileni tebliğ et.Eğer bunu yapmazsan O’NUN vermiş olduğu peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.Allah seni insanlardan korur.Allah,küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez!”

KURAN’I Kerim, önce Mekkelileri sonra da Medinelileri kapsamına aldı. Daha sonra da istila ettiği üstün kültürlü Ulusları da kapsamına zorla sokmak istedi ve Kuran patladı, değişik kültürlü Arap toplumlarında mezhepler ortaya çıktığı gibi İslamlaştırılmış başka uluslarda da tarikatlar, cemaatler ve Hz. Muhammed’in sidiğini lıkır, lıkır içirten  Sakalı Hocalar meydana atıldılar. Halk cahil bırakıldıkça din de katılaştı ve masallaştı! Kurandaki dar çerçeveyi yalan ve yanlış hadislerle genişletmeye çalıştılar. Değişik inanç grupları bitmeyen ve hâlâ da sürdürülen kanlı bir savaşa tutuştular. Müslümanlık kadın düşmanlığına ve Cennet vaadine gelerek dayatıldı. Bu dünya’da yasak sayılan her insani davranış cennetle misli ile insanlara VAAT EDİLDİ.Akdeniz bölgesindeki Üç büyük dinin de Allahı aynı Allah olduğuna göre;neden Üçünün de kuralları birbirine ters ve biribirine düşman!İki dindeki kadınlara erkeklerin haklarını veren ve tek eşliliği emreden Allah,insanlık ilerlediği halde,İslam dinini erkek dini olarak nasıl emreder!Görülen odur ki;her milletin tanrısı ve peygamberi o milletin kültürü düzeyindeki kültüre ve bilgiye sahiptir!Son okuduğum ayette.”Rabbinden sana indirileni tebliğ et!İlahi emri var!Bizzat sen de uygula emri yok.”Onun için Hz. Muhammed’e sayısız Kadını kullanma yetkisi verilmiş sayılıyor.Padişahlar da Peygamber postunda oturduklarına ve kul taifesinden de olmadıklarına göre,zilullahi Ruyu zemin olarak canını istediği çocuk yaşındaki kızların da ırzlarına geçebilirler! “Tek kadın!” söylemi var ya, Eski Türklerde tek kadın evliliği vardı; biz, Mustafa Kemal sayesinde o geleneğimizi sürdürmekle yükümlüyüz!”Bakara/İnek/suresinin 25’inci ayetinde cennette de tek eşlilik anlatılmaktadır.95’inci Tin suresinin 5’inci ayetinde:”Gerçekten biz insanları noksansız olarak mükemmelen yarattık!”Söylemi vardır. Kadınlarımız Allah’ımıza en yakın insanlardır…”Dedim birçok konudaki sorularını yanıtladıktan sonra; adamcağızın yalpalayarak gidişini seyrettim. Adamcağız, geri dönerek,”bu konuştuklarımızı da o yazınıza ekleyerek yayınlarsanız sevinirim!”Demeyi de ihmal etmedi! Ben de,

“ size Büyük bir Türk filozofunun, hem de Seyyit olan RAHMETLİ CEMİL SENA ONGUNUN bir saptamasından da söz etmek istiyorum. Biraz daha oturmaz mısınız?”Dediğim de usulca yanıma oturdu.

“Ünlü Alman filozofu Wilhelm Frederik Nietzitch-Nişi-“Zerduş Böyle Buyurdu” adlı dev bir eser Yazmıştı. Türk Filozofu Rahmetli Cemil Sena Ongun da ona nazire olarak, o dinin tanrısının ağzından daha görkemli bir eser bırakmıştır:”Ahuramazda Böyle dedi!”Orada gerçeği öğrenmek için tanrıyı arayan 50 kişiden geri kalan Altı kişinin öyküsü anlatılmaktadır. Bu Altı kişi bir yere geldiklerinde parlak bir buluttan tanrısal bir ses yükselir:

        “Ey insanoğulları neye geldiniz?”Sesi duyanlar yere kapaklanırlar, meraklılardan en Genci,”gerçeği öğrenmek için size geldik!”Der ve susar. O ses daha da güçlü olarak:”Gerçek sizlerin gözü önünde ve ye yüzünde. EK./Jean Meslier

-Aklıselim1731,Le bon Sans / Sizler yaptığınız her kötü işi benim üstüme yıkan sizler, demediklerimi bana dedirten sizler, kuşlardan ve çocuklardan neden ibret almıyorsunuz? Ben kimseyi benim adıma konuşması için göndermedim,kimseye de elçilik vermedim.Sizi yarattığıma bin kez pişmanım ey insanoğulları!”Der ve ışıkta kaybolur;o altı kişi de korkudan bayılır.Ünlü Alman Şairi ve yazarı Goethe de;Genç Werther’in Acıları” adlı eserinde aynı tepkiyi ortay koyar:”İnsanlar,neden çocuklardan ve kuşlardan ibret almıyorları!”Ben sustuğumda,ol Adamcağız da sus ve pus olmuştu!

Söz vermiş bulundum bir kere, Ol konuşmamızı ekleyerek istemiş olduğu yazımı yeniden yayınlayacağım:

                        DİN ULULARININ HAREMLERİ!
           “Bu işte en hızlı ERKEK!17’inci asırda Kuzey Afrika’da yaşamış olan(667)çocuk sahibi bir İslam Sultanıdır! Sonra da(132) çocukla, beş Kardeş Katili, Yahudi Nurbanu’dan olma Üçüncü Murat gelir.”
En fakir harem sahibi de Cennet’te olduğu halde kendi, kaburgasından yaratılmış Havva ile iktifa eden Hz. Âdem Peygamberimizdir.”
Ostüzü.
       
Bendeniz çok derinlere ve gerilere inmeyeceğim.”Muhteşem Yüzyıl” filmi nedeniyle, gümbürtüsü çok çıkan kurusıkı tüfeklerle ateş edenlere de seslenmeyeceğim. Ha onlara seslenmişim, ha başkaları tarafından doldurulan kurusıkı tüfeklere seslenmişim. Bendeniz, aklı olan, araştıran ve bir sonuca varan bizim çağımızın Aydın insanlarına sesleneceğim.
          Hz. Davut, Golyat’ı sapan taşı ile öldüren koyun çobanı bir Yahudi’dir. Tevrat’a göre Tanrımız O’NA Peygamberlik vermiştir. İslam dini de böyle kabul etmektedir. Bir gün; sarayının balkonundan dünya güzeli bir kadını görür, ol kadını sarayına çağırarak onunla bir olur. Bu beraberlikten gebe kala ol kadın, cephede savaşan Hititli General Uria’nın karısıdır. Acele ile izinli olarak Kudüs’e çağrılan General Uria, karısı ile yatmadan cepheye savaşa döner. Yanında taşıdığı Hz. Davut’un mektubunu da Yahudi Başkomutanına verir. Bu mektupta; General Uria’nın savaşın en şiddetli yerine yalınız başına sürülerek öldürülmesi istenmektedir ve Uria öldürülür. Tevrat olayı böyle anlattıktan sonra:
28-“Ve Kral Davut cevap verip: Bat-Şeba’yı bana çağırın “ dedi. O’DA Kralın önüne geldi ve Kralın önünde durdu.”29- “ve Kral and edip dedi: Canımı bütün sıkıntılardan kurtaran hay olan RABBİN hakkı için” ,30”benden sonra mutlaka senin oğlun Süleyman Krallık edecek ve benim yerime tahtıma o oturacak, diye İsrail’in Allah’ı Rabbin hakkı için gerçek sana nasıl and ettimse, gerçek bugün böyle yapacağım.”Tevrat,1Kırallar 1, s.342.
“Süleyman onlara sevgi ile yapıştı.3”ve O’NUN-Süleyman’ın—(700) Yediyiz Karısı kral kızı olup(300) Üçyüz de cariyesi vardı”Tevrat,1Kırallar11, Bap11,s.356.
İSLAM PEYGAMBERİ HZ.MUHAMED’İN EŞLERİ VE HAREMİ!
                Hz. Muhammed’in eşlerinin sayısında anlaşmazlık var. Bu anlaşmazlığın nereden kaynaklandığını anlatmak istiyorum. Hz. Muhammed, Yeğeni Zeynep ile nişanlanmış olduğu halde evlenememişti. Zeynep Hz. Muhammed’in azatlı Kölesi ve Oğulluğu Zenci Zeyd bin Haris ile evlendirilmişti. Zeynep, Zeyd’in evde olmadığı bir zamanda Zeydin evine gelen Hz. Muhammed’in, çamaşır yıkamakta olan Zeyneb’e söylediği güzel sözleri /
Seni yaratan Allah’a kurban olayım!/övünmek için, Zeyd’e aktarması ile tatsız bir durum ortaya çıkmıştı. Hz. Muhammed, kendisine gelen Zeyd’e, Zeynep’te gözü olmadığını ısrarla söylemişti. Bu olay üzerine Kur’anı Kerim’in AHZAP Suresinin—33’üncü sure—37’inci ayeti nazil olmuştu. Bu ayeti Ünlü Din Bilginimiz Rahmetli Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’anı Kerim ve İzahlı Meali adlı eserinin 422’inci sahifesinden aynen alalım:
33/37–38-“Hem hatırla o vakit ki o kendisine hem Allah’ın in’am(ihsan) ettiği, hem senin in’am ettiğin kimseye Zevceni kendine sıkı tut(boşama) ve Allah’tan kork” diyordun, nefsinde Allah’ın açtığı şeyi gizliyordun, nasıl insanları sayıyordun; hâlbuki Allah kendisini saymanı daha gerekti. Sonra vakta ki Zeyd kadından ilişiğini kesti, biz o’nu sana terviç eyledik. Ta ki oğulların ilişiğini zevcelerinde müminlere bir darlık olmasın. Allah’ın emri de fiile çıkarılmış oluyor(gerçekleşiyor)”.-“Sonunda Zeyd eşi ile ilişkisini Zeyneb’i seninle evlendirdik. Allah ve Peygamberi bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz.”Ayetlerden çıkmış olan sonuç budur.
Araplarda üvey oğul da öz oğul gibi sayılıyordu. Bu ayetle oğlun boşadığı kadınla babanın evlenme yolu da açılmış oldu.
Zeyd’in boşadığı Zeynep ile evlenen Hz. Muhammed, Kölesi Baraka adlı Kadını da Zeyd ile evlendirdi. Ölümüne yakın Zeyd’in Baraka’dan olma 22 yaşındaki Oğlu Usame’yi Suriye’yi işgal edecek orduya Başkomutan olarak atadı.
Kur’anı Kerim’in 4’üncü Nisa Suresinin 3’üncü ayeti:
“Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kadınlardan İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla.”Âmir hükmü vardır. Zeynep ile evlenme ayeti nazil olduğunda, Hz. Muhammed ile evli bulunan 14 Kadın esas alınmaktadır. Aslında bu sayı 24’tür.
Bu ayetle nikâhlanacak kadın sayısı (4) ile sınırlanmıştır. Dörtten fazla kadınla nikâhlanmak ta mümkün görülmemektedir. Efendim; falan Hükümdar ya da filan Şeyh 12 karısını da nikâhladı derlerse, karşımıza bu ayeti kerime çıkmaktadır.
Şimdi de, Hz. Muhammed’in eşlerinin adlarını verelim:
1-*Hatiçe binti Huveylit, iki eşi de ölmüş,44 yaşlarında bir kadındı. Hz. Muhammed 25 yaşındaydı ve Hz. Hatice’nin ticaret işleriyle ilgileniyordu. İki Erkek ve 4 kızları oldu. Hz. Hatice 65 yaşında öldü. Çocuklarının adları:
1+Kasım,
2+Tahir, Tayyip, Abdullah,(Abu Manef).
1-Zeyneb,
2-Rukiyye,
3-Fatma,
4-Ümmü Külsüm.
Rukiyye, Hz.Muhammed’in amcası Ebu Lehep’in oğlu Utba(Otba) ile evlendirildi. Diğer Kızı Ümmü Külsüm de Ebu Lehep’in diğer oğlu Ukbe’ye verilmişti. Hz.Muhammed’in Müslümanlığı yayma girişimine öfkelenerek iki oğlunu da boşattı. Emevi Soyundan Osman önce Ümmü Gülsüm ile o öldüğünde de Rukiyye ile evlendi. Osman’ı öldürenler, Rukiyye’nin de iki parmağını keserek açık duran Kur’anı Kerim’in içine düşürdüler. Ayşe Tecimer’in çalınmasına adının karıştığı Kur’anı Kerim bu Kur’anı Kerimdir.
Amca Ebu Lehep’in Ümmü Külsüm ve Rukiyye’yi oğullarından boşatması üzerine de altı ayetli TEBBET SURESİ nazil olmuştur:
“1-Elleri kurusun Ebu Lehebin; zaten kurudu ya.”
“2-Ne malı kurtardı onu, ne kazandığı.”
“3-Alevli bir ateşe yaslanacaktır o.”
“4-Karısı da öyle.”
“5–6-Odun hamalı olarak. Gerdanında bir ip olacaktır onun, en sağlam fitillisinden.”Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an-ı Kerim Meali,(Türkçe çevirisi).
14 yaşındaki Fatma da 20 yaşındaki Hz. Ali ile evlendirilmişti. Bu evlilikten de:
1-Hasan,
2-Hüseyin,
3-Muhsin(Muhassin),
4-Zeynep,
5-Ümmü Külsüm doğdu.
2*-Zem’a bin Kays bin Abdi Ved’l Vud’l bin Nasır’ın kızı Sevde; Hz. Hatice’nin ölümünden bir yıl sonra evlendi.(M.S.644’te öldü.)
3*-Hz.Aişe, Ebu Bekir’in kızı,(6) yaşında nişanlandı,(9)yaşında evlendi.680’de öldü. En önemli kaynak: Sahihi Buhari, Muhtasar, c.2.S.78.İmamı Gazali, İhya’u Ulum’it Din,1951 DİB. Tercümesi C.1.S.1451,
4*-Hz. Ömer’in kızı Hafize(Hafsa),M.S.605’te doğdu. İlk eşi Huneys Bedir’de Şehit olduğunda; Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir’e ve Osman’a Dul kalan kızını almasını söylediyse de onlar da bu teklife olumlu yaklaşmayınca, Hz. Muhammed ile evlendirildi.(644’de öldü?).
5*- Zeyneb,-yoksulların Anası Ümmü’l Mesâkin-İlk Kocası Abdullah Bin Ceys, Uhut Gazasında Şehit düşünce, Hz. Muhammed ile evlendi, evlendikten üç ay sonra da vefat etti.
6*-Ümmi Seleme; Babası Ümeyyet’ül Mahzûmi,-Ebu Ümeyye bin Mugire’nin Kızı- Annesi de Abdulmuttalib Kızı Atike’dir. Adı Hindidir. Ebu Seleme Uhut Gazasında yaralanarak öldüğünde Ümmü Seleme Hamile idi. Son derece Akıllı olup, Hudeybiye bunalımını bu Kadın çözmüştür. Hz.Muhammed’in eşlerinden en son ölendir.( M.S.685).
7*-Zeyneb; Esedoğullarından Cahş bin Ribab’ın Kızıdır. Annesi de Abdulmuttalib Kızı Meymûne’dir. Hz.Muhammed’in Yeğeni ve nişanlısıyken, Zeyd İbn’i Haris ile evlendirilmiştir. Kur’anı Kerim’in 33’üncü El-Ahzap Suresi,36-38’inci ayetlerinde anlatılan olayın kahramanıdır.28.29.38.39.50.51.52 ve 53’üncü ayetler de okunmalıdır derim!
8*-Cüveyriyye; Mustalak oğullarından, Musevilerin Reisi Haris’in Kızıdır. Aşireti basılarak Kays Bin sabit tarafından esir alındığında (13) Onüç yaşındaydı. Hz. Muhammed tarafından bedeli ödenerek satın alınmıştır. Gerdanlık olayının gerdeğe girme aceleciliği nedeniyle olduğu iddia edilmektedir. M.S.672’de vefat etmiştir.
9*-Ümmü Habibe, İsmi Remledir Ümeyye—Emevi—Oğullarının Reisi Ebu Süfyan’ın Kızı ve Ünlü Muaviye’nin de Kız Kardeşidir. Esedoğullarından Ubeydullah bin Cahş’ın Karısıydı. Habeşistan’a gitti. Cahş Hıristiyan olunca, boşanan Ümmü Habibe ile evlenmek için, Hz. Muhammed, Habeş Valisini vekil tayin ederek nikâhlarını kıydırdı. Habeşistan’da bulunan Hz. Ali’nin üvey Kardeşi Cafer Tayyar, yeni Gelini Medine’ye getirdi. Ümmü Habibe’ye Hz. Muhammed adına Amr bin Ümeyye-ül Mahzûmi dünürcü olarak gitmişti. Ümmü Habibe M,S.666’da vefat etti. Nikâhı bir Müslüman din adımı değil de Hıristiyan bir yönetici kıymıştı.21’inci asırda ve Laik Türkiye Cumhuriyetinde”Nikâhı imamlar kılsın” diye yırtınan İmamlıktan gelme Başbakanımızın kulakları çınlasın!
10*-Meymûne, Haris bin Hûz’un Kızı Hindi’den olma.
Birinci Kocasından boşanmış, İkinci Kocası da ölmüştü.658/673’te vefat etmiştir.
11*- Safiye, babası Nadiroğulları Reisi Ahtab oğlu Hayıy’dir. Annesi de Kureyza oğullarının Reisinin kızıydı. Hendek Gazasından sonra; Kureyza Yahudi Kabilesinin tüm Reşit erkekleri öldürülmüş, kadınları ve çocukları da esir olarak satılmıştı. İlk kocasından ayrılmış olan Safiye, Hayber Yahudi Kabilesinin Beyinin oğlu ile evlenmişti. Kayınbabası ve kocası saklı hazinelerinin yerini söyletmek için öldürülmüştü. Dıhye adlı Müslüman Arap’a esir düşen Safiye’yi Hz. Muhammed, başka bir esir kadın vererek kendisine almıştı. Devenin üzerine yapılan bir kapalı mekânda gerdeğe girdikleri anlatılmaktadır.658’de vefat etmiştir.
12*- Mariyya; Mısır valisi Mukavkıs Mariyya ve şirin adlı iki Kıpti Cariyeyle Düldül adlı bir Katırı Hz. Muhammed’e armağan olarak göndermişti. Çok Güzel olan Mariyya’yı Hz.Muhammed kendisine nikâhladı, Şirini de Şair Hassana verdi. Mariyya’dan olan İbrahim adlı erkek çocuk ta 18 ay yaşadı.Mariyya638’de öldü. Çok konuşulmuş ve yazılmış olan Mariyya ve Hafize arasında geçmiş olan olayı bendeniz burada yazmayayım. Düldül adlı Katırı Hz. Ali’nin rüzgârlarla yarışan Küheylanına çevirdiler.
13*-Raydana, Beni Kureyzadan Zeyd’in Kızı, Kureyza Yahudi Kavminin uğradığı felaketi görmüş olan 13 yaşındaki Raydana Hz. Muhammed ile evlenmeyi reddettiğinden Cariye olarak alınmış ve üç gün sonra da ölmüştür. Bir
Hadis:”Eşlerinizi cariyelerinizi dövdüğünüz gibi dövmeyiniz!”
Bu liste Rahmetli büyük İslam bilgini Abdulbaki Gölpınarlı’nın “Hz. Muhammet ve İslam” adlı eserinin 181-206’ıncı sahifesinde yayımlanmıştır. Biz diğer kaynaklarda yayımlanan listelerle yazımızı sürdürelim:
14*-Cuveyde; Haris bin Ebu Züar’ın Kızı.
15*-Neşat, Rıfaa’nın Kızı.
16*-Şenbe, Amr’ın Kızı.
17*-Gaziyye, Cabir’in Kızı.
18*-Şerafi, Dihye bin Halife Kelbi’nin Kız kardeşi.
19*-Aliye, Zeyba’nın Kızı.
20*-Kutayle, Kays in Ma’di Ker’bin Kızı.
21*-Fatma, Şurayh’ın Kızı.
22*-Havle, Huzeyl bin Hubeyre’nin Kızı.
23*- Leyla, Hazreç’in Kızı---9 yaşında-- nikâhtan sonra pişman olarak pencereden kaçtığı söylenmektedir. Yahudi asıllıdır-
24*- Umre, Yezit’in Kızı. Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi,5cilt.Merhum profesör Dr. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın,3/d.Ve diğer kaynaklar.
Son Halife Hz. Ali’nin eşi ve Haremi.(598–661).
Tüm İslam âleminin dürüst, Yiğit, İslamın yücelmesi için çıkar gözetmeden gayret eden, Emeviler ve Haşim’lerden Abbasiler döneminde Soyu en çok zulme uğrayan bir İslam Devlet adamıdır. Büyük oğlu Hasan Karısı tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Küçük Oğlu Hüseyin de Kerbela’da şehit edilmiştir. Bir tepsiye konularak Emevi Hükümdarı ve Halifesi Yezit’in huzuruna getirilmiş olan kesik başının dişlerine sopa ile vuran Yezit:
“Bedir’in intikamı alınmıştır!” demiştir. Öldüğü zaman tüm varlığının (7) YEDİ Dinar olduğu görülmüştür. Öldürülen üçüncü Halife Osman’ın da (1.000.000.000) Dinarından söz edilmektedir. İslam’da ilk rüşvet, Halife Osman’ın Mihmandarı tarafından Uhut’un muzaffer süvari komutanı Halit bin Velit’ten, Halife Osman ile konuşturulması için alınmıştır.
Hz: Muhammed’in Kızı Hz. Fatma, Babasından (93) gün sonra ölmüştür. Hz. Fatma’nın sağlığında hiçbir kadınla ilgisi ve ilişiği olmayan Hz. Ali’nin ( On) Kadından (14 Oğlan) ve (17 kızı )olmuştur. Önce; Hz. Ali’nin künyesini görelim:
Abdul Menaf=Abu Talib, Abdul Menaf Oğullarındandır.
1*Abd al Muttalip bin Haşim bin Ebu Talip bin Ali.
2*-Anası Fatıma binti Asad binti Haşim, Abu Turap. Babası Ebu Talip.(17 Ramazan Hicri 40-Miladi 24 Ocak 661,201–22 Ramazan 40 Cuma akşamı, zehirli bir kılıçla başından, Amr’ın yaraladığı yerden, almış olduğu bir kılıç yarası ile ölmüştür.
HZ. Fatma’dan sonra aldığı kadınlar.
2-Ummal al Banin binti Hizamdan olan çocukları:
1*-Abbas,
2*-Cafer,
3*-Abd’Allah,
4*-Osman.(Abbas’ın dışındakiler Kerbela’da öldürülmüşler, Abbas Evlat bırakmıştır.)
3-Leyla binti Mas’ud binti Halid.
1-Ubayd Allah,
2-Abu Bekr.
4-Asma bint Umays al Haş’amiye.
1-Yahya,
2-Küçük Muhammed(Cariye oğlu).
3-Avn.
5-Halid bin Velid’in Ayn-al Tamar’da esir aldığı Al-Şahba mahlaslı, Umm Habib binti Rabia:
1-Omar,
2-Rukayya.
6-Anası Hz.Muhammed’in kızı Zeynep olan umama binti Abul Aşi binti al-Rabia.
1-Ortanca Muhammed.
7-Havla binti Caf’ar.
1-Muhammed,(İbn al Hanafiya künyeli).
8-Umm Sa’id binti Urva Mas’ud al Sakafı.
1-Umm al hasan,
2-Büyük Ramla.
9-Mahyat binti İmre.
1-Küçük yaşta ölen bir kız çocuğu.
10-Muhtelif kadınlardan:
1-Umm Hani,
2-maymuna,
3-Küçük zaynap,
4-Küçük ramla,
5-küçük Umm Gülsüm,
6-Fatma,
7-Umama,
8-Hadica,
9-Umm al Kiram,
10-Umm Salama,
11-Umm Cafer,
12-Cumama,
13-Nafisa. Bunlardan aşağıda adları yazılı Beş Oğul çocuk bırakmamıştır:
1-Hasan,
2-Hüseyin,
3-Muhammed bin al-Hanafiya,
4-Omar,
5-Abbas.
Bunlardan Hüseyin kolu en ünlüsüdür, doğruca Hz. Ali’den inmektedir. Oniki imam koludur. Hüseyin’den inenlere SEYİD denilir:
1*-Ali Zeynal Abidin,
2*-Muhammed el Bekr,
3*-Cafer el Sadık,
4*-Musa el Kâzım,
5*-Ali al-Rıza,
6*-Muhammed el-Cevad,
7*-Ali al-Hadi,
8*-Hasan al-Askeri,
9*-Muhammed al-Mehdi,
10*-al –Mehdi.
Haremdeki çok sayıda kadınlar arasında kavga ve niza olmaz mıydı? Osmanlı Haremine seçilen cariyelerin Bakire olması ve yaşlı olmaması esastı. Sayıları BİN’İ aşan Haremdekileri korku sessiz tutardı. Yanlış iş yapanlar, bir çuvala konularak denize atılırdı.
Hz.Muhammed’in Haremindeki Kadınlar, tek kişilik odalarda kalırlardı. Hz. Ayşe’nin ve Hz. Ümmü Seleme’nin başını çektiği iki gruba ayrılmışlardı. Hz. Seleme Hz. Muhammed ile bir olma sırasını Hz. Ayşe’ye vermişti. Bu tutumu Tanrı katında da kutsanmıştı. Bunları da Allah korkusu sakinleştirirdi.
Bir Hadisi Şerif:
“Vallahi Ayşe’den başka hiçbir kadının ridası altında bulunduğum halde bana vahiy nazil olmadı.” Sahihi Buhari, Muhtasar,1X s.407.”
“Bana Cehennem gösterildi. Bir de gördüm ki ehli Cehennemin ekserisi kadınlardır.”Sahihi Buhari, Muhtasar, IX.40 hadis 1340.
“Bir sefer Cehennemin kapısında durdum, oraya girenlerin çoğu kadınlardı.”Sahihi Buhari, Muhtasar XI. S.314.Hadis numarası 1819.
“ Ey! Kadınlar, bana cehennem halkı gösterildi, çoğu sizler idiniz.”427.
“Siz kadınların çoğu Cehennem kütüğüdür.”428.Sahihi Buhari, Muhtasar, C.ı.S.41.Hd. No=27.Bir soru:Tüm kadınlar cehennem ehliyseler her Müslüman erkekine 72 /Yetmişiki/kadın nereden verilmektedir!OSTÜZÜ!
Ahzap Suresinde de Kadınlara yönelik ayetler vardır.OTOKONTROL!OSTÜZÜ!
“30-
Ey peygamber hanımları, sizden kim açık/kanıtlanmış bir edepsizlik yaparsa, kendisi için azap iki katına çıkarılır. Ve bu, Allah için çok kolaydır.”
“37-“Allah’ı ve resulünü incitenleri Allah dünyada da ahirette de lanetlemiştir. Onlar için alçaltıcı bir azap hazırlanmıştır.”EK: Osmanlı sarayında sayıları zaman, zaman 1000-1500’e ulaşan cariyeler, Padişahı Zişanı kızdırdıklarında ya da yaşlandıklarında bir çuvala konularak Kızkulesi açığından denize atılacaklarını bilmezlerdi. Ama bugün bizler çok şeyler bilmekteyiz.Mustafa Kemal Atatürk’ün sayesinde!
“64-Hiç kuşkusuz, Allah inkârcıları lânetlenmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlanmıştır.” Profesör Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an-Kerim Meali.

 

2 Kasım 2013 Cumartesi

1174/BÜYÜKLERİMİZE MASALLAR!


              TC.                                BÜYÜKLERİMİZE MASALLAR!

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;02 Kasım 2013.
            Mezarlıklarda bağırsanız, çağırsanız, ana avrat sövseniz yalınız mezarlık bekçisinden tepki alabilirsiniz. Tepki yok.Ölüyü,keserler

biçerler hiçbir tepki alamazlar!.Birey ve Toplum kendilerine yöneltilen hakaretlere,yalanlara ve kötü girişimlere hiçbir tepki veremiyor ve vermiyorsa orada canlılıktan söz etmek boşunadır.Memleketi derinden sarsan asıl büyük tehlike geniş kitlelerin suskunluğudur!”Demiş Büyük Atatürk.İslamın “Ulul emre itaat!”Felsefesidir Müslüman toplumları kaderciliğe ve suskunluğa iten.”Nasıl olsa Allah sorar!”Aldatmacası ile kendimizi        uyuşukluğa mahkûm etmekteyiz.Bir büyük düşünür,”insanlar en çok kendilerini aldatırlar!”Demiş.

         Avrupa Yataklı Vagonlar Şirketinde çalışanlardan bir Fransızın, Türkçe konuşanlara müdahale etmesinin duyulması üzerine Türk Gençleri Karaköy’deki Yataklı Vagonlar Şirketinin yönetim binasını taşa tutmuşlar. Olay; Dolmabahçe Sarayında bulunan Mustafa Kemal’e:“Komünistler, Yataklı Vagonlar Şirketinin idare binasını taşa tutuyorlar!”Şeklinde aksettirilmiştir. Olaya yerine hemencecik gelen Mustafa Kemal, olayın nedenini de öğrenmekte gecikmemiştir. Kendisine olayı  ters anlatanlara bir siktir çektikten sonra:”Bunların hepsi de birer Mustafa Kemaldir!”Demiştir.Mustafa Kemal  yanılmadığını Devrimlerini Türk Gençliğine emanet etmekle de göstermiştir.Benim şansımdan mıdır,yoksa yazılarıma tepki gösterenlerin yönlendirilmesinden midir!Bugünlerde tepkili vatandaşlarımızla karşılaşmaktayım.Birisi son iki yazımın çıktısı ile yolumun üzerine dikildi ve:”Beyefendi;yani Sayın AKP’L İLER hep tarih bilmeden mi konuşuyorlar?Dediğinde;”genele gitme,özelden sor!”deyince:”İkinci Abdülmecit’e söylemediğinizi bırakmamışsınız!Ne demek karılarıyla ayşınuş!Etmek.Bu bir Padişah için söylenecek söz müdür?”Dedi.Siz çok akıllı birisine benziyorsunuz!Sizi neden Akil adamlar güruhuna seçmemişler?Abdülmecit’in 22 karısı ve sayısız da cariyesi vardır.Çok Genç yaşta veremden ölmüştür.Karılarımın ve Kızlarımın üzüntüleri beni öldürecek!”Diye de çok dert yanmıştır.Karıları,kızları ve de cariyeleri

 Beyoğlu sarraflarından devletin hazinesini kaldıramayacak kadar borcuna mücevherat satın almışlardır. Bir kızının hiç bir özelliği olmayan kocasını Sadrazam yapmış, Karadağı kaybetmişiz: Damadı olan  Sadrazama herkesin içinde” Eşek Herif!”Diyerek hakaret etmiştir.İstanbul’un iki önemli fahişesine Onar Bin altın ödeyerek sarayına kapatmıştır.Çok Yakışıklı bir Ermeni Gencine âşık olan Fahişelerden birisi  saraydan kaçmış ve Ol Ermeni Genci de tabancayla vurularak öldürülmüştür.Gencin ailesinin şikayeti de havada bırakılmıştır.Osmanlı Bankasından ilk borç parayı Birinci Abdülmecit almış,Dolmabahçe Sarayı dahil bir çok sarayların yapımında kullandırmıştır. “Demem kalmadan adamcağız:”Allah! Allah neler duyuyorum?”Diyerek yolumun üzerinden kenara çekildi. Ama ben,kendi kendime vermiş olduğum görevimden çekilmeyi bile hiç düşünmedim.Saygılarımla .

 

 

1173/İKİNCİ ABDÜLHAMİT!


TC                          İKİNCİ ABDÜLHAMİT!

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV. İZMİR;03 Kasım 2013

II. ABDÜLHAMİT HİÇ TOPRAK KAYBETMEDİ Mİ!

               Hâlâ bu iddiaları savunan, akılları kulaklarında olan Salaklara ne demeliyiz?”Ula Oğlum, bu denli aptal olmak zorunda mısınız?

                Abdülhamit’i Saniye, Bağdat demiryolu için, gıyabında Doktora veren Kara-Bük üniversitesinin Türk Tarihinden habersiz Akademisyenlerine ithaf olunur! Ostüzü.

        “Sait Paşa; elimden gelse bu Milletin/Türk Milletinin/ dilini Arapça yapardım! İkinci Abdülhamit

        “Padişahım; siz o zaman küçük bir Arap kabilesinin Şefi    olurdunuz!” / Eğinli /Kemaliyeli/ Küçük Sait Paşa.


      30 Eylül 2012 tarihli Yeniçağ Gazetesi’nde Altemur Kılıç’ın, “Ulu Hakan mı-Kızıl Sultan mı?” başlıklı bir yazısı var.  Sayın Kılıç yazısında: “Bir başka gerçek de otuz üç yıl süren saltanatı boyunca imparatorluk mülkünden bir karış toprak vermemişti.” diyor II. Abdülhamit için. Gerçekten doğru mu bu, II. Abdülhamit döneminde Osmanlı Devleti, hiç toprak kaybetmedi mi?  

Pts 26 Ekim 2009, 11.58  
“Abdülhamid Han bir karış toprak vermemiş mi? O zaman 1877-78 Osmanlı Rus savaşında Ayestefanos u sonra Kıbrıs’ı İngilizlere vererek Berlin Mütarekesini imza ederek Balkanlardaki Osmanlı varlığını yok ederken, Sırplara, Yunanlılara, Bulgarlara, Romenlere ( o zaman adı Eflak ve Boğdandı ) ve de Bosna Hersek in Avusturya idaresine bırakan başka bir 2. Abdülhamid Handı. Abdülhamid Han evet büyük bir liderdi, toprakları uzunca bir süre büyük kayıplar yaşamadan baskı ve İngiliz desteğiyle yönetti, batılı kavramları ve kurumları geliştirdi ancak iktidara geldiği 1877 yılından tahtan bir darbeyle indirildiği 1908 yılına kadar toprak kaybı olmamıştır demek yanlıştır hatta çoğu tarihçi tarzı siyaset diye bir Osmanlılıktan İslamcılığa en son kendisinin tahtan indirilmesiyle gelişen veya dahada gelişme imkânı bulan Türkçülük akımına vurgu yaparlar bununda sebebi yaşanan büyük toprak kayıpları neticesinde değişen nüfus yapısıdır. 1908 yılında 2.Abdülhamid henüz tahta iken Makedonya’da çıkan ayaklanmanın yarattığı karışıklık sırasında

 Bulgaristan’ın Doğu Rumeli’yi, Yunanistanin Giriti, İngilizlerin Kıbrısı, Bosna Hersekin Avusturya Macaristan tarafından ilhak edildiğini de eklersek Abdülhamid Hanin yani 2. Abdulhamidin büyük toprak kayıpları yaşatığını görürüz. Osmanlı Devleti Balkanlar üzerinde en büyük 2. gerilemeyi 2. Abdülhamid döneminde yasamış ve kendisi tahtan indirildikten sonra sonunda Balkan Savaşıyla Makedonya ve Trakya’yı da kaybederek Balkanlar siyasetinden çekilmiştir. Kaynak benim kendi yazdığım Doktora tezimdir, 1817-1914 Osmanlı Balkan Siyasi haritasındaki değişimler, 2008 Prag Charles Üniversitesi”            

    “II. Abdülhamit, 1876’da Padişah oldu, 1909’da tahttan indirildi. Otuz üç yıl padişahlık yaptı. Bu yönüyle Osmanlı tahtında en çok oturan padişahlardan biridir. Uzun süren yönetiminde Osmanlı Devleti’nin hangi toprakları yitirdiğine bir göz atalım:

 4 Haziran   1878’de imzalanan Berlin Antlaşması’yla Bulgaristan Prensliği kuruldu. EK: İngiltere Rus tehlikesine karşı Kıbrısı istediğinde, Osmanlı Hariciye Nazırı Saffet Paşa, Yaverine:”Eyvah! Kıbrıs ta gitti elimizden!”Diye dövünmüştü. Ostüzü. Bulgaristan’ın devlet olma yolundaki en önemli adım atıldı.Yine Berlin Antlaşması’yla Sırbistan, Romanya ve Karadağ bağımsızlıklarına kavuştu. Aynı antlaşmayla Bosna Hersek’in yönetimi geçici olarak Avusturya’ya bırakıldı. Kars, Ardahan, Batum Rusya’ya; Tesalya Yunanistan’a verildi.       

    Berlin Antlaşması’ndan sonra Kıbrıs, İngiltere’ye üs kurmak amacıyla bırakıldı. Böylece İngiltere hem Doğu Akdeniz’i hem de Süveyş Kanalı’nı kontrol altında tutacak bir olanağa kavuştu. Bundan sonra Kıbrıs bir daha geri gelmedi. 1974’teki “Barış Harekâtı” ile Türk varlığı yeniden söz konusu oldu Kıbrıs’ta.    

     Tunus, 1881’de Fransa; Mısır, 1882’de İngiltere tarafından işgal edildi.     

     1885’te Doğu Rumeli, Bulgar Prensliği ile birleşti.  

    Osmanlı Devleti, 1897’de Yunanistan’la yaptığı Dömeke Savaşı’nı kazanmasına karşın, imzalanan İstanbul Antlaşması ile Girit’e özerklik verilerek, yönetim de bir Yunanlı prense bırakıldı. Böylece Girit de kaybedildi.     

    II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Bulgaristan, bağımsızlığını ilan etti; Bosna Hersek Avusturya, Girit de Yunanistan tarafından işgal edildi.        

    Unutmadan şunu da söyleyelim. 1881’de Düyun-u Umumiye İdaresi kuruldu ki bu, Osmanlı’nın iflasının resmen kabul edilmesidir.   

     Şimdi önümüze bir harita açıp II. Abdülhamit döneminde Osmanlının elinden çıkan topraklara bakalım. Bu dönem, Osmanlı Devleti’nin en çok toprak yitirdiği dönemdir. Küçük bir araştırmayla bu gerçeğe ulaşmak varken şehir efsanelerini bilgiymiş gibi sunmanın gereği var mı? 1950’den sonra kasıtlı olarak Osmanlı’nın son dönemiyle ilgili yalan yanlış bilgiler üretildi. Olmayan şeyler, olmuş gibi gösterilmeye çalışıldı. Bilgi ve belgenin yerini, söylentiler aldı. Söylentilerle bir tarih yazılmak istendi.      

     Yılların gazetecisi Sayın Kılıç’ın tarihsel gerçeklere dayanarak II. Abdülhamit’le ilgili yazması herkesi mutlu ederdi. Ps: FARK ETMEZ, HERKESİ ERMENEKLİ ETTİKTEN SONRA!

    Rahmetli Uğur Mumcu: “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmamalı.” demişti. Ne kadar doğru bir söz… Bilgi olmadan tarih doğru kavranmaz, anlaşılmaz, tarihten ders de çıkarılmaz. Demek ki önce bilgimiz olacak, sonra da o bilgiler üzerinde düşüncelerimiz oluşacak.

                                                                           Adil Hacıömeroğlu

                                                                            5 Ekim 2009

Benim yaptığım bir hesaba göre; Abdülhamit’i Sani zamanında Osmanlı Devleti tam 243.000 Kilometre kare toprak kaybetmiştir. Şimdi de gelelim Bağdat Demiryolunun inşaatı için Almanya’ya verilen ödünlere:Bu konuda meraklı olanlarımıza sayın Dr. Mustafa Albayrak’ın çok mükemmel 37 sahifelik  araştırmasını iletebilirim.Bağdat Demiryolu inşaatı için,Almanya,İngiltere ve Fransa arasında çok sıkı bir rekabet vardı.Rusya ise Osmanlı Devletinin demiryolu ağına sahibolmasını askeri açıdan aleyhine değerlendiriyordu.Alman İmparatoru olan Aptal Wilhelm İstanbul ziyaretini Kudüs’e kadar uzatmış,İstanbul’a Almanya’da yaptırtmış olduğu Alman/Kayzer/Çeşmesini de armağan etmişti.Osmanlı Ordusu Alman yapımı 88 Model Piyade tüfeğinden sonra,daha gelişmişi olan 98 modeli Mauserle donatılmıştı.Haydarpaşa-Bağdat demiryolunun yapımını, finansmanını da Alman Bankasının karşıladığı,Alman şirketi üslenmişti.Almanlar,anlaşmaya aykırı olarak Demiryolunun bazı bölümlerini inşa etmemişlerdi.Almanya ile Osmanlı Devleti arasındaki anlaşmaya göre:

         A-Almanya,demiryolunun iki kenarındaki arazilerin  Yirmişer Kilometresinde:

         1-Ormanlardan, madenlerden, yer altı ve yerüstü

değerlerden yararlanabilecekleri gibi, ruhsat almadan kazı da yapabileceklerdi.

         2-Kum,Çakıl ve taşocaklarını da ruhsatsız kurabileceklerdi.

         3-İhtiyaçlarına göre iskele ve Antrepolar inşa edebilecekleri gibi, demiryolu için gerekli lokomotif, vagon ve makine aksamını da gümrüksüz getirebilecekler ve bunlara ait depolar yapabileceklerdi.

         4-Almanya yapılacak demiryolunu 99 sene kullanabilecekti.

         5-Almanya demiryollarını satabilecekti,

         6-Demiryolları satışa sunulduğunda kilometresi için önce 7.500 Frank, daha sonra da değer artışı nedeniyle 15.000

 Frank ödenecekti.   

         6-Alman sanayi malları kullanılacaktı. Dikiş makineleri ve Alman pullukları Osmanlı sınırlarını kolayca aşmıştı.

         7-Osmanlı devleti %30 kâr garantisi vermişti!

         Ey! Dombalak kafalılar,sizler Abdülhamit’in bu marifetine Fahri doktorluk vereceğinize;Padişah Abdülaziz’in iki Cariyesini öldüler numarası ile nasıl

Analığının etekleri altına saklayarak kullandığına Fahri doktorluk verseniz!

 

 

 

1 Kasım 2013 Cuma

1172/BİR ESKİMO ÖZDEYİŞİ!


               TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


TV.İZMİR;02 Kasım 2013

                           BİR ESKİMO ÖZDEYİŞİ!

         Sene 1950;Demokrat Parti 27 senelik Cumhuriyet Halk Partisini yenerek iktidara gelmiştir. Demokrasi geldi diye şarkılar söylenmeye başlamıştı. Herkes, bu yeni iktidardan bir şeyler kopartma yarışına girmişti. Kaymakamlarımızdan birisinin, çok eski ve suyu akmaz bir çeşmeyi bir güzel onarttırarak deposunu ve havuzunu su ile doldurtup büyüklerimizin görüşüne sunması sonucu vali yapıldığı anlatılmıştı. İyiye ve güzele sahip çıkarak, kötüleri de eskilerin üstüne atmak Şark Kurnazlığı olarak hâlâ yaşatılmaktadır. Üsküdar-İstanbul arasında 29 Ekimde açılışı yapılan Tüp Geçite, Adalet ve Kalkınma Partisi başından sonuna kadar sahip çıktı. Göğüsleri kabartan en kuru gözleri de yaşartan nutuklar söylendi, Abdülmecit ile Abdülhamit göklere çıkartıldı ve Bu Asrın Mucizesi! Tüp Geçit Projesi Birinci Abdülmecit’e ihale edildi. Abdülmecit’in kadınlarla ayşı nuş etmekten, Abdülhamit’in de jurnal okumaktan vakitleri mi varmış! Şom kalem sahipleri durur mu hiç! Eski Resmi Gazeteleri tarayarak 05 Şubat 2000 tarihli ve 23965 sayılı Resmi Gazetemizin 141’inci sahifesindeki 2000/63 numaralı Hükümet kararına ulaştılar. Hükümet Olarak koalisyon hükümetinin yetkililerinin, Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel tarafından onaylanan bir kararnamesi.Başbakan Bülent Ecevit,  Devlet Bahçeli,

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve diğer ilgililerin imzaları! Bu kadar yalan ve sahtekârlığa politika yapmak mı denir? Onbaşı Adolf Hitler,”Politika yalan söyleme sanatıdır!”Diyerek bizimkileri mi tanımlamıştı! Ne ise uzatmayalım,bu yalanlarla sahip çıkmalar hatırıma bir Eskimo atasözünü getirdi.Günümüze tam uyan o sözü yazayım:

         “TARLANDAKİ EKİN SENİNDİR,  ONU KİM EKERSE EKSİN!/DOĞACAK ÇOCUK TA SENİNDİR KARINI KİM ŞAPARSA ŞAPSIN!”Şimdi mezarındaki iki ölü kalkarak Allah adına doğruyu söyleyemeyecekleri gibi, halkımız ne mi der?Gaflet uykusundan ses çıkar mı?

İzleyiciler

Blog Arşivi