1 Temmuz 2013 Pazartesi

1071,ONBAŞI ADOLF HİTLERİ TAKLİT!


             TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


İzmir;29 Haziran 2013

                   “Halk, Delilerden Ne Dâhiler Yaratır!”Osman Türkoğuz.

                   “Dünya üzerindeki her pisliğin üzerindeki örtüyü kaldırırsanız, altından ya bir devlet ya da bir devletli çıkar! Ostüzü.

                   ONBAŞI ADOLF HİTLERİ TAKLİT;

                   ALÇAKÇA BİR PROVOKASYON/KIŞKIRTMA/

                  “Politika yalan sanatıdır. Ne kadar büyük yalan söylersen, inananlar da o kadar çok olur!”Onbaşı Adolf Hitler,Yahudi Kırması,insanlığın baş belası!

         “Sizden olmayanlara her türlü iftirayı atın. Bu bir din harbidir, harb-i hüdatudur. Harpte de  her türlü hilye mubahtır! İmam-Hatipliler, camilerde içki içiyor diyebilirsiniz”Süleyman Hilmi Tunahan, İnanacağımız Esaslar,1967.PS: Tanrımıza ve Mustafa Kemalimize binlerce şükür,Çapulcularımız! İmam-Hatipli değildirler!

         “Tophane camisine sığınan Çapulcular, ayakkabıları ile camiye girerek Bira içmişler ve seks yapmışlardır! Çapulcuların! Camideki içki içme görüntülerinin CD’SİNİ Büyük Elçilere de gösterdik!”Türkiye Cumhuriyetinin Başsavcısı ve Maydanozu!

         Sayın Başsavcımız ve USA askerlerinin de Baş duacısıydılar! Amerika Birleşik Devletleri Irak’a demokrasi getirmek için! Askerlerini botları ve her türlü silahları ile camilere soktuğunda, onların ülkelerine ve ailelerine salimen dönmeleri için Kurana göre dua etmiştiniz!Yani demem şu ki;Hıristiyan istilacı askerlerinin Camilere botlarıyla  girmelerinin İslam dinine göre bir sakıncası yok mudur?Can havliyle camiye sığınanların ayaklarındaki yarım pabuçlar mı dinen sakıncalı!

         “Gayeye varmak için Papaz elbisesi bile giyerim!”Bay R.Teyyip Erdoğan’ın Babaeski konuşması!

         “Politika hayatımda, dini yatırımın en büyük yatırım olduğunu gördüm!”Osman Bölükbaşı.

         “Caminin içinin resmini ve bir de Ezik Bira Şişesinin resmini gösterdiler.”CD gösterisini izleyen Büyük Elçilerden birisi!

         Sayın Bay Recep Teyyip Erdoğan Beyimiz; nedense her beyanınızda imamlıktan geldiğinizi belli ediyorsunuz. Cennette bir erkeğin Zekerine 72 Kadın, Yüz Huri ve Yüz Tüysüz Oğlan bağlayarak orasını genelevine çevirdiğiniz gibi,iftira  bile olsa,

  Fuhuşu sözünü camilerimize sokmamalısınız!

         “Dinin esası yalan söylememektir.Beni boşuna zorlamayınız!Camiye sığınan Gençlerin bira içip,seks yaptıklarını görmedim!”Dolmabahçe,Bezm’i Âlem Valide Sultan Camisi İmamı ve Müezzini Sayın Fuat Yıldırım!Dikkat:Bu imamı öldürebilirler!

“SAYGILAR,


O.TAN


18.44 - Günay'dan Erdoğan'ı kızdıracak Cami açıklaması!


“Eski Kültür ve Turizm Bakanı, AKP İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay Twitter hesabından Dolmabahçe Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii'ne sığınan eylemcilerle ilgili; "Can havliyle camiye sığınmış insanların tavrı bu kadar karalama konusu yapılmaz!"Dedi.

İstanbul - Eski Kültür ve Turizm Bakanı, AKP İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay; "Can havliyle camiye sığınmış insanların tavrı bu kadar karalama konusu yapılmaz! Bu tezvirat camiye saygı değil, nifaktır; ayıp ve günahtır!. Kiliseye sığınmış Filistinleri İsrail askerine teslim etmeyenler kadar insanlığımız, Allah korkumuz kalmamışsa vah!"Dedi.Politikada Fırıl,fırıl dönen Bay Ertuğrul

Günay’ın İzmir’den Milletvekilki seçilmesi ve Bay Recep Teyyip Erdoğan Beyimizi, şimdiden sonra, tenkit etmesi beni çok rahatsız ediyor!Bendeniz;1993 senesinde bu din koruyucumuza  büyük Türk ve Türklük düşmanımız

  Bay Recep Teyyip Erdoğan’ın ünlü yemin ve kasemini iletmiştim de! Ostüzü.


         Josef Stalin; İkinci Dünya Savaşında,Kızılordu Polonya topraklarına girdiğinde kendilerine sığınmış olan Yedi Bin/7.000/Polonyalı subayı Katya ormanlarında NKVD ajanlarına öldürtmüş,bunun sorumluluğunu da Adolf Hitlerin üzerine atmıştı.

         Führer/Almanya’nın ruhu ve gururu, Başbuğu/Unvanını alan

 Onbaşı Adolf Hitler; Alman Parlamentosu Rayştagı/Reichstag/ Yapımına 1884’te başlanan 1894 yapımı tamamlanan bir binadır. Bu bina aynı zamanda parlamento binasıdır. Onbaşı Adolf Hitler 17 Şubat 1933’tarihinde bu binayı yaktırarak bunun sorumluluğunu komünistlere yıkar. Yangın  haberini alan Alman Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Dr.Joseps Goebbles,”bizim  çocuklar işi başardı!”Diye sevinç çığlıkları atar.Yangını Adolf Hitlerle birlikte seyreden Hitlerin Gestapo Şefi Rudolf Diels,bağıra,bağıra:

         “İşte komünist kalkışma başladı. Zaman geçirmeksizin her komünist bulunduğu yerde  gebertilecek!”Talimatını verir!Derhal  eski bir Komünist olan akıldan noksan Hollandalı Marinus Van Der Lubb  adlı bir genç ile Bulgaristan’ın Komünist Devriminin önderi Georgi Dimitrof tutuklanır,Leipzig’de üç ay sürecek özel bir mahkeme önüne çıkartılır.Yarı deli olan  Van der Lubb telkin ile ve işkence ile suçlamayı kabul eder ve hemen ölüme mahkûm edilerek kurşuna dizilir.Dimitrof tüm iddiaları çürütür,Müstafi Hava yüzbaşılığından  Mareşalliğe yükseltilen EROİNMAN  Herman Göring’i de sinirden kudurtur ve beraat eder.Bu yangının sonunda ne olduğunu Profesör dr. Papaz Martin Niemöllerin not defterini okuyalım:

         “önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım;

çünkü ben sosyalist değildim.Sonra sendikacıları topladılar,sesimi çıkarmadım;çünkü ben sendikacı değildim.Sonra Yahudileri topladılar,sesimi çıkarmadım;çünkü ben Yahudi değildim.Sonra beni almaya geldiler,benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı!”

         Weimar cumhuriyetini yıkan onbaşı Adolf Hitler; ihtiyar Mareşal Hindenburg’un onayı ile Alman demokratik Cumhuriyetini kurmuştu.Üst,üste yapılan genel seçimler sonunda,merkez sağ Partilerin desteği ile 444 milletvekili kazanmıştı.88 milletvekili çıkartan alman sosyal Demokratlarının Rayştag’a girmesini gestapo önlediğinden Onbaşı Adolf Hitler Alman parlamentosunun tüm yetkilerini almıştı.

         İkinci genel seçimde Türkiye Büyük Milletvekilleri Meclisinin ekseriyetine sahip olan Bay Recep Teyyip Erdoğan da Onbaşı Adolf Hitler taktiğini uygulamış,Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bazı subayların Hükümet darbesi yapacağını,

Derhal tahkikata başlanacağını,tahkikat nereye kadar giderse korkmadan oraya kadar gidileceğini,bu davanın Başsavcısının kendisi olduğunu ilan etmiştir.bir gece baskını ile muhalefetten habersiz anayasamızın 145’inci maddesi değiştirilmiş,subaylara Özel adliye mahkemelerinin yolu açılmıştı.Tarihimizde ilk defa Türkiye cumhuriyetinin İmamdan muhavvel bir Başsavcısı oluyordu!

          Bavullar dolusu darbe belgeleri bu iş için görevlendirilen Eski avukat yeni Özel Müddei hususiye yönlendirilmişti.03 Kasın 2003 tarihinde;İstanbul Birinci ordu karargahında icra edilen

Plan Tatbikatı eklemelerle şişirilmişti.Din değiştirerek Haham Yardımcısı olan bir Homoseksüel de İstanbul Emniyet Müdürlüğünde çok önemli bilgiler!Vermişti.Onbaşı Adolf hitlerin Gestaposunun yaptığını Recep Teyyip beyimizin Polisleri üslenmişti.Profesör Dr. Martin Niemöllerin anlattığı aynen ülkemizde de uygulanmış,en sonunda da genelkurmay başkanı Orgeneral İlker başbuğ terör örgütü kurma suçundan tutuklanmıştı.Onbaşı Adolf Hitler de;Alman Ordusunun en sevilen iki generalini güpegündüz eşleri ile birlikte öldürtmüştü.Alman Genelkurmay Başkanınızla isim benzerliği bulunan Homoseksüel 

Emekli bir  Yarbayı tutuklatarak, Genelkurmay, Başkanını Homoseksüellikle suçlayarak emekliye şevketmiş;sonra da ol Yarbayı öldürtmüştü.BAŞSAVCIMIZ! Recep Teyyip Erdoğan kendisine karşı çıkacakların bittiğinin hesabını yanlış yapmıştı: Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyetini neden Türk Gençliğine emanet ettiğini anlayamamıştı. Kuzey Afrika’da Cumbur cemaat gezideyken Türk Gençliği ayağa kalkmıştı.

         Führer Unvanını da alan Onbaşı Adolf Hitlerin kendisini göstermesi lâzımdı. İngiltere’nin aptal başbakanı Nevil Chanberlaynı Münih’te kandırarak Çekoslovakya’yı derhal işgal etmişti.

         Polonya ile de Danzig/Gdans/koridoru ihtilafı çıkartmış; Polonya’ya saldırmasını haklı göstermek için i de bir mizansen yaratmıştı. Bunu Nazi İmparatorluğu adlı eserin 810’uncu sahifesinden aynen almak istiyorum:

         “(,Naujocks 20 Kasım 1945’te,Nuremberk’te imzaladığı yeminli  ifadesinde aynen şöyle anlatıyor:” S.d.Şefi Heydrich,10 Ağustos 1939’da ya da o günlerde,Polonya sınırı yakınlarında Gleiwityz yakınlarında bulunan Alman radyo istasyonuna karşı bir hücum düzenlememi ve bu hücumu ,Polonyalılar yapmış gibi  göstermemi şahsen bana emretti.Heydrch ayrıca şunu da söyledi:”gerek yabancı basın ve gerekse Alman  propagandası için hücumun Polonyalılar tarafından yapıldığını isbat edecek pratik tanıtlar bulunmalıdır!

         Benim verdiğim talimat,radyo istasyonunu ele geçirmek ve istasyonu,emrime verilecek Polonya dili bilen bir Almanın radyoda konuşacağı süre Kadar elde tutmaktı.Heydrich bana,Almanlarla Polonyalıların artık çatışma zamanının  geldiği,radyoda yapılacak bir konuşma sırasında söylenmelidir dedi…Heydrich,aynı zamanda,Almanya’nın birkaç güne kadar Polonya üzerine yürüyeceğini sandığını da söyledi.Gleiwitz’e gittim ve orada Ondört gün bekledim..,23 Ağustosla 31 Ağustos arasında,o sırada Oppeln yakınlarında bulunan Gestapo şefi Heinrich Müller’i görmeye gittim.  Müller,benim yanımda Mehlhorn adlı birisi ile başka sınır olayına ait planları konuşuyordu.bu olayda Polonya askerleri  alman askerlerine hücum etmiş gibi gösterilecekti…Müller,elinde 12/13 mahkûm bulunduğunu  söyledi

Bunlara Polonya asker elbisesi giydirilecek,hücum ederken öldürülmüşler gibi gösterilmek üzere ,önceden olay yerinde öldürüleceklerdi,bunu sağlamak üzere Heydrich’in kullandığı bir doktor mahkumlara ölüm enjeksiyonu yapacaktı.Aynı zamanda vücutlarında mermi yaraları da açılacaktı. Olaydan sonra basın ve başka kimseler olay yerine getirilecek,ölüler gösterilecekti..Mueller,bu mahkûmlardan birini Gleiwitz harek3atında kullanılmak üzere bana verilmesi için Heydrich’ten emir aldığını söyledi.bu mahkûmlar için kullandığı şifre”Konserveler” idi.

S.D.DE Heydrich’ten sonra gelen S.s.Oberführer Dr.Mehlhors Schellenberg,(The Labyrinth. s.48-50) hatıralarında, Meylhorn’un 20Ağustosta Gleiwitz’e hücum tertibinin başına getirildiğini, ancak hasta taklidi yaparak bu işten kurtulduğunu kendisine anlattığını söyler. Meylhorn’un  midesi yıllar geçtikçe kuvvetlenmiş olacak ki sonradan savaş yıllarında,Polonya’da Gestapo terörünü yürütenlerin başına geçti.Himmler,Heydrich ve Muller,Hitlerin emriyle Almanya’nın Polonya’ya hücumunu haklı göstermek için “konserveler”’i nasıl  

kullanacaklarını düşünürlerken ,Führer de,daha büyük bir savaş ihtimaline karşı silahlı kuvvetlerini yaymak üzere ilk kesin harekete geçti.19 ağustos’ta –o gün de önemli günlerden biridir-Alman Donanmasına denize açılma emri verildi.Yirmi bir denizaltı,İngiltere adalarının Kuzey ve Kuzey doğusundaki

mevzilerine  geçecek, cep kruvazörü Graf Spee Brezilya kıyılarına gidecek,kardeş gemi Deutschland Kuzey Atlantik Denizindeki İngiliz yollarını kesecek bir durum alacaktı.”İngiltere’ye karşı muhtemel bir harekete geçmek için savaş gemilerine verilecek emrin tarihi önemliydi.Çünkü Sovyet hükümeti,Berlin’in birbiri ardına yaptığı müracaatlarla geçen bir haftanın sonunda,istediği cevabı vermişti.Denizaltılar 19 ve 23 Ağustos’ta,

 Graf Spee 21 Ağustos’ta, Deutschland 24 ağustos’ta denize açılmıştı”   

         BAŞSAVCIMIZ Sayın Recep Teyyip Erdoğan Onbaşı Adolf Hitleri taklit etmektedir.

         1-Önce Siyasi Parti ele geçirilmiştir,

         2-kendisine bağlı polis örgütü kurulmuştur,

         3-Silahlı kuvvetlerin itibarı kırılmıştır,

         4-Özel polis birliklerine Mareşalleri ve Orgeneralleri bile yakalama yetkisi verilmiştir, Parlamenterler ele geçirilmişti.Norveç’in istilasında hatalı bulduğu Genelkurmay Başkanı orgeneral Halder’in rütbesini Onbaşılığa indirerek kendisini de doğuya Rus  cephesine sürgün etmişti!

         5-Özel Mahkemeler kurulmuştur,

         6-Yaygın iftira ve karalama kampanyası yoğun olarak işletilmiştir,

         7-İmzasız ihbarlar hukuki delil sayılmıştır,

         8-İNSAN HARALARI KURARAK ALENEN İNSANLARI ÇİFTLEŞTİRDİ.Bizimkisi de Her aileye Üç çocuk emri verdi

9-Bizimkisi, Türkiye 25 eyalete bölünsün,merkezin bazı yetkileri eyaletlere verilsin buyurdu!’Biz bu numarayı yutmayız Sayın Başsavcımız;Anayasa bu önerinizi genel seçimden önce maddelerine alırsa siz sittin sene seçilirsiniz!Bu yol bölünme ve parçalanma yoludur.Bağımsızlığa gider,bağımsızlığa gideceklerin oyları da Türklere verilecek eyaletin oyundan çok olur!Tam ütopik düşünce!Yemezler!

         10--Her iki liderde “Aktive Narsizm”hastalığını göstermektedir. Psikolog Counter Aktive Narsizmin oluşumunu ve sonuçlarını incelemiştir:

         “Eziklik ve aşağılanmayla dürtüklemen bir kişilik yenilirse intihar eder!”

         11--Kendilerini göstermek,insanları ve inançları kullanmak tutkusundadırlar.Rahmetli Giardano Bruno,16 Şubat 1600’de Din adamlarınca yakılmıştır.”Tanrı kendi iradesini hâkim kılmak için iyi insanları kullanır.kötü insanlar da kendi iradelerini hâkim kılmak için tanrıyı kullanırlar!”demişti.Bayan demine Erdoğan Bay recep Teyyip Erdoğan için:”Tanrıya inanır ama güvenmez!”Demişti.

         12-ONBAŞI Adolf Hitler:”Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim. Onların güçsüzlerini kullanmak için geldim!”Demişti.

         Mustafa Kemal Atatürk, insanları özellikle de Kadınları ve ulusunu güçlü yapmak için dünyaya gelmişti!

         13-Onbaşı Adolf Hitler; Alman ırkından değildi.Ünlü Rokefeller ailesinden bir Yahudi’nin piçi olarak dünyaya gelmiş,çok sefalet çekmişti.Yahudiler lüks içinde yaşarlarken,onlar yüzünden alman kimliğinde yükselme olanağı da bulamamıştı.Almanlara da bu nedenle diş bilemekteydi.Almanya’da iktidarı eline aldığında her iki ulustan da intikamını alma olanağı buldu.Yahudileri gaz odalarında öldürttü.Almanya’yı da TÜM DÜNYAYA KARŞISINA ALARAK EZDİRTTİ.Almanya yenildiğinde de“Aykre”planını devreye sokarak tüm Alman halkının intihar etmesini emretti.Bizim Başsavcımız da Cumhuriyet Döneminde hor görüldüğüne inandığı imam-Hatipten ve başka bir unsurdan geldiği için,Türkiye cumhuriyetine ,Türk ve Türklüğe düşman kesildi.Üniter yapımızı bozma eylemine yöneldi.Nesebi için,Şimdi Esir kampında tutulan Sayın Ergün Poyraz’ın “Takunyalı Führer!”adlı eserinin 28’inci sahifesine bakılabilir.

         12-Başkanlık masalı ile Başbuğ(Führer) olmakla Onbaşı Adolf Hitlere eşit bir güce erişmek sevdasındadır!

         Tüm diktatör eğilimlilerde “Aktive Narsizimin” yanı sıra kan karışıklığı vardır.Daha ne yazayım Sayın Gezi Parkı sakinlerimiz!

 

        

 

        


 

30 Haziran 2013 Pazar

1070- YENİ MİLLETİNİZ VE MİLLİYETİNİZ HAYIRLI OLSUN!

                   TC.
            OSMAN TÜRKOĞUZ
         TC.osmanturkoguz@hotmail.com
          İzmir; 29 Haziran 2013
 YENİ MİLLETİNİZ VE MİLLİYETİNİZ
         HAYIRLI OLSUN

İngiliz Harp Tarihi: Türk askerlerinden bir grup Conkbayırına doğru kaçıyordu. Tepede bir atlı belirdi, emir verdiği kaçan askerler süngü takıp mevzi aldı, İngiliz askerleri de tam siper yaptı; böylece Birinci Dünya Savaşı da dört yıl uzamış oldu!”
”Bir İngiliz Teğmeni Dokuz yüz metre ilerideki Conkbayırı tepesinde beliren ve askerlerine emir verdiği anlaşılan atlıya ateş etti, vuramadı!” İngiliz belgeleri.
“Yirmi kadar Türk Askeri tepeye doğru kaçıyordu. Sebebini sordum: ”Efendim, düşman!” Dediler.
”Düşmandan kaçılmaz!” Dedim,
“Mermimiz bitti!” Dediler.
”Merminiz bittiyse kasaturalarınız var!” Dedim ve “süngü takk! komutunu vererek mevzi aldırdım.
Düşman askerleri de mevzi aldılar. Kazandığımız vakit bu vakitti; geriden, haber yolladığım birliklerimiz yetiştiler!” Erkan’ı Harp Kaymakamı,19’uncu Fırka  Komutanı Mustafa Kemal
TÜRK ORDUSU ÇANAKKALE’DE TARİHİ BİR DESTAN YARATMIŞTIR. Aşağıdaki W.Churchill’in itirafını Sayın Cansın Türkoğuz iletmiştir.
Türkiye Cumhuriyetinin Başsavcısı ve Tüm Anayasal Erklerimizin de sahibi ve tek kullanıcısı  Sayın Recep Teyyip Erdoğan Beyimiz buyurmuşlardır ki: ”Polisimiz Gezi yolunda anayasal Protesto haklarını kullanmak isteyenlere karşı BİR DESTAN YAZMIŞTIR!”
         ANAYASAL Protesto ve gösteri yapma haklarını kullanmak isteyen Türk İnsanına karşı; Biber gazlı, Tomalı, Coplu ve Tekmeli bir saldırı ile büyük bir başarı kazanan Sayın Başsavcımızın Milislerinin Komutanı Komiser: ”Sizinle gurur duyuyorum! İkinci bir Çanakkale Destanı yazdınız!” Demiş!
         Türk Ulusu kahraman Silahlı Kuvvetleriyle, Çanakkale’de; İngilizlere, Fransızlara diğer hempalarına karşı destansı bir zafer kazanarak Türk ulusunun Tarihine armağan etmişti.
Pekiyi, insana sormazlar mı?
Bu İkinci Çanakkale destanı Kime karşı ve kimler adına kazanılmıştır?
         Türk ulusuna karşı kazanıldığını övünerek anlattıkları bu Fistan!
         Dahili ve Harici Bedhahlarla Kürtler adına kazanılmıştır.
Hz. Ali’nin başını kestiği için övünerek gazel okuyan ilkel Araptan bunların farkları nedir?
İhanettir!


1069/DESTAN YAZAN YAZANA!


 

 
                           TC.

         OSMAN TÜRKOĞUZ

         TC.osmanturkoguz@hotmail.com

             İzmir;30 Haziran 2013


                   DESTAN YAZAN YAZANA!

         Kendi vatandaşlarına karşı destan yazanlar; Hainlerin kendi ulusuna karşı yazdığı destanlarda neden sus ve puslar!

         Büyük Ustamız ve ülkemizin Başsavcısı, Sayın Recep Teyyip Erdoğan buyurmuşlardı ki:”

         “Gezi Parkı eylemcileri Çapulculara! Karşı Polisimiz destan yazmıştır!”

         Anayasal Protesto haklarını kullanan Türk vatandaşlarına karşı; her türlü silah ve donanımla saldıran Bay

Recep Teyyip Erdoğan’ımızın  Militanlarının başı bir komiser de:”

         “Çok gururluyum; bugün ikinci bir Çanakkale destanı yazdınız!”Diyerek Militanlarını okşamıştı!

Sayın Beyler ve  Sayın Devletlilerimiz; sizler Türk halkına karşı destanlar yazarken, Güneydoğuda da Terör Örgütleri Karakol basarak, Güvenlik Güçleri kurarak ve aracını yaktığı bir Türk Uzman Çavuşunu kaçırarak kendi destanlarını dünyaya ilan etmektedirler. Neden susuyorsunuz? Gücünüz Anayasal gösteri haklarını kullanan silahsız Türk vatandaşlarına mı yetmektedir! Silahsız ve Tecavüzsüz Kendi vatandaşlarına karşı destan yazanlar, kendi ulusuna karşı olan hainler karşısında korkak ve korumacıdırlar! HİLAFET ORDUSU DA TÜRK ULUSUNA KARŞI DESTAN YAZMAK ÜZERE KURULMUŞTU. Türk Ulusu da bu hainleri iki ay içersinde ihanetlerinin batağında, tüm dünyaya rağmen, boğmuştu! Hainlerin sonu da hep boğulmak olmuştur1             

 

                           

                           

 

29 Haziran 2013 Cumartesi

1068/HİLAFET ORDUSU YA DA BOŞUNA İHANET!


 


         OSMAN TÜRKOĞUZ

         osmanturkoguz@hotmail.com

             İzmir;29 Haziran 2013

                           
        HİLAFET ORDUSU VE BOŞUNA İHANET!

Anadolu’da kurulan Kuvvayı Milliyeye karşı; İngiliz altınları ve silahları ile teçhiz edilen bir ihanet ordusunun adıdır: bu İhanet ordusuna Kuvvayı İnzibatiye de denilirdi. Bu Ordunun başına; İzmit Limanında demirli Yavuz Zırhlısında karargah kuran;Ünlü Benli Belkıs’ın babası,Süleyman  Şefik Paşa getirilmişti.20 Nisan 1920 tarihinde kurulmuş olan bu ihanet ordusu,İzmit,Adapazarı,Düzce ve Bolu ayaklanmalarında etkili olmuş,At cambazlığından Jandarma komutanlığına ve sonra da Paşalığı yükseltilen Çerkez Anzavur Ahmet çetesi de bu orduya katılmıştı.Subaylarının maaşları 150/250 ,Eratının maaşları da 15/25 Altın lira olan bu ihanet ordusu, yalınayak ve maaş alamayan Ulusal Güçlerimiz tarafından dağıtılmıştı.Bu nedenle de bu ihanet ordusu 20 Haziran 1920 tarihinde lağvedilmişti.Personelinin  bir kısmı esir edilmiş,bir kısmı silahları ile Kuvvayı Milliyeye katılmış,en hainleri de İstanbul’a kaçmıştı.

Şimdi de öğreniyoruz ki; Protestocu Türk Halkına her türlü zulüm ve işkenceyi lâyık gören ; Başsavcımız Sayın Recep Teyyip Erdoğan’a bağlı  Militan polislerin sayıları 250.000 ‘e çıkartılacağı gibi; Biber gazı,tazyikli su ve gaz fişeği ile Anayasal hakkını kullananları,yaralayan ve öldürenlere de 1000/5000TL.İkramiye verilecekmiş!Denenmişi yeniden denemek Akıllı insanların ve devlet adamların işi olmaması gerek!                                                    Yalınız ihaneti gelecek nesillerimize taşıyabilmek amacıyla bir önerim var:Anayasal haklarını kullanan Protestocu Çapulcularımıza!

        Saf nizamında saldıran Militanlara, üzerinde kurukafa işlemeli Gümüş madalya; Tazyikli suyla, Biber gazı, Cop ve tekme onları yaralayan,sakat bırakan ve hâtâ öldüren Militanlarımıza da üzerinde kurukafa resimli Altın madalya verilmelidir!

1067/ATMAYINIZ İRECEP TEYYİP PAŞAMIZ1


                   TC

         OSMAN TÜRKOĞUZ

         TC.osmanturkoguz@hotmail.com

             İzmir;29 Haziran 2013


                   ATMAYINIZ İRECEP TEYYİP PAŞAMIZ!

İngilizlerin çıkartmış olduğu 31 Mart 1909 olaylarında; Vatan haini Gericilerin toplanarak Türk Askerine silahla karşı koyduğu Topçu Kışlasını yeniden yaptırtma kaprisiniz sizleri,Militanlarınızı ve Ülkemizi ne hallere soktuğunu artık görmelisiniz!Hâlâ bir Kabadayı edası ile:

         “Taksimdeki Gezi yeri için Mahkeme nasıl karar verirse versin; Referanduma götüreceğim!”Diyorsunuz! Öncelikle Referandum ile Plebisit arasındaki ince farkı görmelisiniz! Saniyen, Mahkemenin vereceği kararı Halk oyuna götüremezsiniz!Neden mi götüremezsiniz?Mahkeme kararları, UÇAĞINIZA DOLDURARAK GEZİYE GÖTÜRDÜĞÜNÜZ YALAKALARINIZDAN DEĞİL DE ONDAN.Anayasamızın %92,07 halk oyu ile onaylanan Anayasamızın 138’inci maddesinin varlığını hiç duydunuz mu!beraberce okuyalım:

                            ÜÇÜNCÜ BÖLÜM”

                                       YARGI

         “1-Genel hükümler

         A.Mahkemelerin bağımsızlığı

         MADDE 138-“Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar,Anayasaya,kanuna  ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

         Hiçbir organ, makam,merci, veya kişi,yargı yetkisin in kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez,genelge gönderemez;tavsiye ve telkinde bulunamaz.

         Görülmekte olan bir dava hakkındaYasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

         Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır;bu organlar ve idare,mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”.

         Büyük ustalığınızı kullanarak, Ulusal İrade ile oluşmuş bir anayasa hükmünü yok sayamazsınız!Bizim bahçemizdeki kargaları bile güldürmekten vazgeçmelisiniz!

 

        

        

                  

 

25 Haziran 2013 Salı

1066/MİLLİ İRADEYE SAYGI!HADİ CANIM SİZDELER!


 

 

                     TC.

            OSMAN TÜRKOĞUZ

         TC.osmanturkoguz@hotmail.com

          İzmir;25 Haziran 2013

MİLLİ İRADEYE SAYGI!HADİ CANIM SİZDELER!

Anayasamız 7’inci maddesiyle yasama yetkisini Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine,Yürütme yetkisini ve görevini /8’inci madde/Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna,Yargı  yetkisini de/9’uncu madde/ Türk milleti adına bağımsız mahkemelere vermiştir.Bunlar ahenk içersinde ve biri birlerinin yetkilerine karışmadan çalışacaklardır.Nitekim Bay Recep Teyyip Erdoğan’ın zuhuruna kadar da böyle olmuştur.Bu Anayasamız %92,07 gibi yüksek bir katılım ile TÜRK ULUSUNUN ULUSAL İRADESİ OLARAK ORTAYA KONULMUŞTUR!

        Son genel Seçimlerde de Siyasi partilerimizin oy oranlarını Türk ulusal İradesi belirlemiştir. Çatma Dosyalar, maskeli çatma Tanıklar ve özel hukuk düzeni ile tutuklanan bazı kimseleri de Milletvekili olarak seçmiştir. Atatürk’ten Korkanlar Partisi “Milli İrade”gereği Meclise ve Bakanlar kuruluna yükselmiştir. Peki; masallarla esir kamplarında tutulan Milletvekillerimizi Türk Ulusunun Milli iradesi seçmemiş midir? Bunlar hapislerde çürütülürken, Utanmadan ve Sıkılmadan Milli iradeye Saygıdan söz etmenin siyasi ahlakla bağdaştırılması mümkün müdür!Acele tedavi önermekteyim,vakit geçmeden!

 

1065/ŞEYHÜLİSLAM MEHMETES SEYYİT AYINTAPLI EFENDİMİZ!


 

 

                     TC.

            OSMAN TÜRKOĞUZ

         TC.osmanturkoguz@hotmail.com

          İzmir;25 Haziran 2013

 

                   ŞEYHÜLİSLAM ES SYYİT MEHMET AYINTAPLI’DAN FETVA!

Bir zamanlar Sayın Başsavcımız R.Teyyip Erdoğan Bey;”türban kararını Ulemamız vermelidir!”Buyurmuşlardı! Atatürk’ten Korkanlar Partisinin Diyanet işleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez Efendi, bu sefer de Sayın Recep Teyyip Erdoğan Militanlarının Anayasal gösteri haklarını kullanan vatandaşlarımıza reva gördüğü gayrı insani muameleler üzerine fetvayı Şerif vermiştir!Biz enayi Müselmanlar fetvaların Kur’anı Kerime,Hadislere ve de icmayı ümmet kararlarına dayanılarak verileceğine inanırdık!

         AKP’NİN DİN VE DİYANET İŞLERİ BAŞKANI VERMİŞ OLDUĞU FETVA İLE

  Bizleri dalmış olduğumuz gafletten uyandırdı! Fetvanın özü:

         “Bütün dünya devletlerinde göstericileri dağıtmak için o ülkelerin polisleri Biber gazı, Tazyikli su, Cop ve her türlü aracı kullanmaktadırlar. Ülkemizde de polisimizin bu araçları kullanarak Protestocular üzerinde,ikinci bir Çanakkale Zaferi kazanmalarının Yüce  İslam dinince hiç bir sakıncası yoktur!”Gerçeği yalınız Türk ulusu bilir!”

         Pekiyi Sayın Şeyhülislamımız; Anayasal hakkını kullanan protestocuları öldürmek, yaralamak,kör ve sakat bırakmanın Hıristiyan ülkelerde yeri neresidir!

         Deniz, Feneri Soyguncularını Alman Adaleti Mahkûm etti, bu konudaki

Örnekleme eseri fetvanız nasıl olacaktır? Amerika Birleşik Devletleri, sizin fetvanıza uyarak öğrencilerin gözlerine Biber gazı sıkan polislerinin bu eylemleri için öprencileri 30.000 Dolar ödediği;Avusturya cumhuriyetinin de aynı suça uğrayan insanlarına Beşer Bin avro ödediği günümüzde,sizin Vicdani sağlığınız iyi mi?

 

                           

                           

 

24 Haziran 2013 Pazartesi

1064/MİLLİ İRADEYE SAYGI MİTİNGİYMİŞ!HAYRET!


   TC.

OSMAN TÜRKOĞUZ


İzmir; 24 Haziran 2013

 

 MİLLİ İRADEYE SAYGI MİTİNGİYMİŞ!

                   HAYRET!

TÜRK ULUSUNUN önünde ve elinde, 17 kere değiştirilse de, 1982 Referandumundan %92,07 oyla kabul edilmiş bir anayasa vardır. Bu Anayasamızın doğrultusunda kabul edilmiş olan Siyasi partiler ve Seçim kanunlarına göre de yapılmış sayısız Genel Seçim vardır. AKP İktidarı bu Anayasamızın güvencesinde iktidar olmuş ve bu Anayasamıza göre de, tüm ulusumuzun ve tüm dünyanın gözü önünde, Anayasamızı, Atatürk Devrimlerini,üniter yapımızı koruyacağına and içmiştir.Anayasamız ve bu Anayasamıza göre de oluşturulmuş,Yasama,Yargı ve Yürütme erkleri ve devletimizin tüm kurum ve kuruluşları BİRER MİLLİ İRADE ÜRÜNÜDÜR!

         Anayasamızın Çağdaşlığımızı ve Atatürk devrimlerini koruyan kırmızı çizgileri yasalarla da korunma garantisi altına alınmasına rağmen,pervasızca ve haince saldırıları eylem ve örgütlenme haline sokularak sürdürülmüştür.Türkiye Cumhuriyetinin tüm Çağdaş ve Atatürkçü kaleleri ;TBMMECLİSİNDE içilen And’a ve Türk Ulusu adına kara verecek Yargı Erkine rağmen fütursuzca işgal edilmiş,Komutanlar,Aydınlar ve Vatanseverler,özel mahkemeler ve uyduruk delillerle tutuklanmıştır.Anayasa Mahkemesi,iktidarda bulunan AKP’Yİ “İRTİCANIN ODAK NOKTASI” SAYMIŞTIR!  BU KARARI OLUŞTURAN TÜM YARGIÇLAR DA SÜRÜLMÜŞTÜR!

         Delikten süpürülmek korkusu Sayın Bay R.Teyyip Erdoğan’ın mantıki ve objektif düşünme düzenini de bozmuştur!Çok acele bir ruh kliniğine yatırılması gerekmektedir.”Onlar bir milyon Twitter atsalar da bizim bir bismillahımız onları karşılamaya yeter!”Bu söz;değil bir

 Başbakanın ağzına normal bir insanımızın ağzına yakışır mı?Hani Birkaç gün içinde Suriye halkının Ulusal İradesiyle seçilen Beşar Esat’ı devirecekti?Acaba bu işe Bismillahsız mı başladı!

         “Evlerinize üç Hilalli Osmanlı Bayrağını asarsanız seviniriz!”Cehaletin böylesi görülmemiştir.Türkiye Cumhuriyeti Beyaz Ay-Yıldızı Al Bayrağını Osmanlı’dan miras olarak almış,iki sefer değişen  Bayrak Kanunu ile VASIFLARI BELKİRLENMİŞ VE ANAYASAMIZDAKİ YERİNİ DE ALMIŞTIR.Osmanlının resmi Devlet Bayrağı bugünkü bayrağımızdır.

“Osmanlı bayrağı terimi, Osmanlı Hanedanlığı'nın yönetimdeki sultanları tarafından kullanılan her hangi bir bayrağa referans olur. Osmanlı İmparatorluğu'nun varlığı süresince çeşitli bayraklar kullanıldı. Ve sultanlar ayrıca devletin farklı kutlamalarında farklı kişisel bayrak kullanıyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun bu sosyal karışım ve politik organizasyonundan dolayı, 1844 yılına kadar onun tarihi içinde tek bir bayrağı yoktu. 1844 yılında şimdiki Türk bayrağı 1793–1844 Osmanlı Donanması bayrağından esinlenerek Tanzimat reformunun bir parçası olarak resmi Osmanlı bayrağı yaratıldı. Bu bayrak halen Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı olarak kullanılmaktadır. Bayrağın geometrik özellikleri 1936 yılındaki Türk Bayrağı kanunu ile yasal olarak standardize edildi.

İmparatorluğun ileri yıllarında ay ve yıldızlı bayrağın kullanımı (beş köşeli yıldızlı) fotoğraflar ile iyice belgelendi. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu (Türkiye Cumhuriyeti) ileri dönemindeki bayrağının Ay-Yıldız olarak isimlendirildiğinin devlet kayıtları vardır.

Osmanlı İmparatorluğu, Sultan Birinci Abdülmecit tarafından (1839 – 1861 yılları arasında) yönetilirken yapılmış ve Osmanlı İmparatorluğunun ilk resmi bayrağı olarak kabul edilmiştir. 1844 yılında yapılan Osmanlı İmparatorluğu bayrağı ile Türkiye Cumhuriyeti bayrağı neredeyse aynıdır.”

OSMAN TÜRKOĞUZ                                                             


İzmir;26 Haziran,2008              

 

BAYRAK; TÜRK BAYRAĞI, BAYRAĞIMIZ.(1)

 

         Ulusal Bayramlarımızda, Ulusal Günlerimizde, ULUSUMUZUN KADERİYLE ilgili Gösterilerimizde ve Gurur verici bir başarımızın kutlanmasında; ellerimizde Türk Bayraklarıyla Meydanları doldururuz. Şehitlerimizin tabutlarının üzerine Türk Bayrağı sereriz. Mezarlığa giden yolları, Türk Bayrakları ile APAL ederiz. Evlerimizin ve iş yerlerimizin pencerelerinden Bayraklarımızı sarkıtarak, sevincimizi ve Ulusal Coşkumuzu dile getiririz.

Türk Bayrağı ile caddelerimizi ve meydanlarımızı doldurduğumuzda, her türlü yapay farklılıklar da, kendiliğinden ortadan kalkar.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN tanımına bürünürüz: ”Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yapan TÜRKİYE HALKINA, TÜRK MİLLETİ DENİR,”

Aynı ruhu ve aynı düşünceyi taşıyan tek insan olurda meydanları doldururuz.

Ülkemizde; hiç kimse alınmasın; sağda salaklar, ortada malaklar, solda da solaklar kendi türkülerini çığırmaktadır.

ATATÜKÇÜ geçinen bizler de, ”ne olacak bu memleketin hali” türküsü söyleyerek, kurtarıcı beklemekteyiz.

30 Ekim,1918’den sonra, kurtarıcı bekleyen Türk İnsanı’na kurtuluşun kendi elinde olduğunu göstererek, Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Mustafa Kemal’den ders te almış değiliz.

Bayrakla bütünleşen, ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE,” diyen Türk Toplumu’nun söylemek istediği şeyi de anlamış değiliz.

Ellerinde Türk Bayrağıyla, yüzlerine işledikleri Türk Bayrağıyla sokaklarımızı AL’A boyayan insanlarımızı ve Türk Bayrağı üzerinde, Şükür Namazı kılan Gençlerimizi görünce, derin düşüncelere daldım. Sizlere de, bu düşüncelerimden kırıntılar sunayım dedim.

         Çift Davullu Düğün geleneğimiz, neredeyse kalkmak üzere. Yörük köylerimizdeki Gençler Odası geleneğimiz de unutuldu, gitti. Çok küçük yaşlardaydım; çift davulların, köyümüzü inlettiği bir gece; ANAM beni düğün alanına götürmüştü. Meydan, lükslerle ve fenerlerle aydınlatılmıştı. Meydan’ın orta kenarında Efe Başı oturmuştu; arkasında, Palalı bir muhafızın dimdik beklediği, Köy Sancağı dalgalanmaktaydı. Aniden çıkan bir rüzgâr, bu sancağı devirmişti. Gençler telaşla ayağa fırlamış, orada toplananlar çığlık atmaya başlamışlardı. Davullar ve Zurnalar susturulmuş; nereden ve nasıl bulunup getirildiğini kimsenin bilemediği bir Koç, Bayrağın devrildiği yere yatırılıp, kesilmişti. Bu işlem bittikten sonra da; Eski Muhafız, Efe Başı tarafından azledilerek, yerine yeni bir Muhafız görevlendirilmişti. Ne olup bittiğini anlayamamıştım.

Rahmetli Anacığım: ”Yavrum Osman’ım, bu Türk Bayrağını Cavırlar böyle yerlere yatırmışlardı. Mustafa Kemal Paşa, milletin önüne düşerek, binlerce şehit pahasına Bayrağımızı yerden kaldırdı, bizi de esirlikten kurtardı.” dediydi.

O anda, MUSTAFA KEMAL, BAYRAK, HÜRRİYET ve VATAN kelimeleriyle bütünleşmiştim. Çok sonraları; bölücü bir siyasi parti’nin Ankara’da yapılan genel kongresinde, tavandan sarkıtılan bir Türk Bayrağı fırlatılarak yere atılmıştı. Bu manzara karşısında, Başbakan Mesut Yılmaz’ın sesi ve soluğu kesilmişti.

Yaşlı bir Yörük’e takıldım. Aldığım yanıt, suratımda bin şamar olarak patladı: ”Siz ne diyorsunuz Beyim? Koç kurban etmek ne kelime. Biz, O ALBAYRAK UĞRUNA koç gibi Delikanlılarımızı kurban ediyoruz, KURBAN!”

         Gelibolu Şehitliğinde yangın çıkmış; muharebe mevzilerimiz yanmış. Yedi sene önce çıkan orman Yangını’nı söndürmek için hayatını veren Orman Bölge Müdürü’nün babasının evinde çıkan yangın, tüm evi yaktığı halde, Türk Bayrağı ve şehidimizin fotoğrafı yanmamış.

Buna ne buyrulur?

         Besençon şehrinde; Yaşlı bir Ermeni’nin evine giden Türk Öğrencilerini bir sürpriz karşılamıştır. Türkiye ile ilgili anılarla dolu odaya, Türk Bayrağının altından geçilerek girilmektedir.

Bizleri Basel Şehrine davet eden eski Osmanlı Vatandaşı Garabet; adres olarak:” Kime, Türk Garabet derseniz, benim Mağaza’nın adresini size verir.” Demişti.

Çıktığımız yokuşun sol tarafında bulunan Büyük bir Halı Mağazası’nın camekânında Büyük bir Türk Bayrağı asılıydı. Bir Garson Kıza: ”Türk Garabet” der, demez; Kızcağız, önümüze düşerek, mağazanın yerini tarif etmişti.

KIZILTEPE J.Alay Komutanlığı sancak subaylığına Rum Asıllı J.Atğm’ini atamıştım. Ailesini KIZILTEPE’YE çağırdıydı. Alay Sancağımızı dışarı çıkarırken ve yerine alınırken; J.Asteğmeni KARAGÖZOĞLU ve ailesi hıçkıra, hıçkıra ağlamışlardı.

         Bugüne kadar, kimlere Türk Bayrağı hakkında ne sorduysam doğru ve doyurucu bir yanıt alamadım.

         —1936 tarihli Bayrak Kanunu değişti. Hâlâ, ”Türk Bayrağı mutlaka YÜNDEN imal edilir”, diyenlerimiz var. Yeni Bayrak Kanunumuzun, 22 Eylül 1983 kabul edilerek, 24 Eylül 1983 tarihli R.G.’ de yayımlandığını anlatıp, 25 Ocak, 1985 tarihli TÜRK BAYRAĞI TÜZÜĞÜ’NÜ okuyorum.

Anayasa Kitapçığının arkasında yazılı.

           —Türk Bayrağı’nın geometrik çizimini bilen var mı? Fransız ve İtalyan öğrenciler, kendi bayraklarının geometrik çizimlerini, gözleri kapalı yapabiliyorlar. Nereden mi biliyorum, apaçık gözlerimle gördüm.

Sancak; Silahlı Kuvvetlerimizin onur timsalidir. Törenlerde, kendisine tören düzenlenenleri eğilerek selamlar. Bayrak, Ulusumuzun onurunu temsil ettiği için eğilmez.

         1977 Genel Seçimlerinden sonraydı;  bir ayağı Hıra Dağında olan; Tanrı Dağlarında at koşturan, Anadolu’da Mehter adımlarıyla yürüyen Rahmetli Türkeş, Başbakan Yardımcısı olmuştu.

Kara Kuvvetleri Komutanı Rahmetli Namık Kemal Paşa ile sınıf arkadaşı oldukları için araları gayetle iyiydi.

Birden bire; Komuta etmekte olduğum J.Alayı’na Üç Hilalli Osmanlı Kadırga ve Kalyonları’nın tıpkıbasım fotoğrafları geldi.

Bu fotoğrafların kışlaların münasip yerlerine asılmaları emrini de aldık.

Becerikli bir Asteğmeni görevlendirerek; bir gece içinde, üç hilalleri silip, tüm Osmanlı donanmasının Kalyon ve Kadırgaları’nın bayraklarını AYYILDIZLI hale soktuk.

Bir Büyük Komutanım bana çok kızmış, notumu düşürmüştü.

Ulusal sembollere bir siyasi parti sahip çıktığında;  o ulusal sembol, ulusallığını, saygınlığını yitirerek bir siyasi parti’nin amblemine dönüşürdü.

Eskiden; öğrenciler için hazırlanan defterlerin arka kapaklarında güzel yazılar ve şiirler olurdu. Tüm kırtasiyecileri dolaştım, üşenmeden böyle bir defter aradım. Defterin arka kapağında, Rahmetli Orhan Şaik Gökyay’ın BAYRAK ŞİİRİ bulunsun. Bir kırtasiyeci: ”Beyefendi, ben uzun süredir kırtasiyecilik yaparım; bu gelenek kalkalı çok oldu, boşu boşuna yorulmayınız:” dedi.”

Şimdi anladım, tarikatların, Fethullah Gülenlerin, Norslu Saitlerin, TAKİYYECİLERİN, Arap Bülbüllerinin başımıza neden musallat olduklarını. ”Dağa, Taşa Ne mutlu Türküm Diyene “ basitliğini yazdılar diyen AG’NİN , ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE “diyenin köşküne nasıl gelip oturduğunu.

Bir genç: ”Beyefendi Amca, AG. Kimyada gümüşün simgesidir”, dedi. “Doğrudur Beyefendi oğlumuz, RTE’NİN simgesi altın sayıldığına göre; Noter olarak Çankaya’ya atadığının simgesinin de gümüş olması mantıklıdır.”

Dedim.

Türk Toplumunun Türk Bayrağı ile bütünleşmesi; tüm problemlerimizin, bu Bayrağın altında ve bu Bayrağın temsil ettiği onurlu mücadele ile çözümlenebileceğinin işaretidir.

Gözleri görmeyenler, kulakları duymayanlar, akılları Ortaçağa takılıp kalanlar, uyudukları gaflet uykusu ile BU ONURLU HALKI uyutma sevdasından vazgeçsinler. Şimdi, bunlara seslenmek istiyorum:

         -İhaleye Fesat karıştıranlar,

         -Pirinç, nohut, Şeker, yağ ve en sonunda, Karpuz dağıtarak Seçme İradesine fesat karıştıranlar,

         —Öze yönelen, insanın özünü güzelleştiren İslam Dinini şekle, bir bez parçasına indirgeyerek, DİNİMİZE Fesat karıştıranlar,

          —Anayasamızın (102)  inci , (23) üncü ve (138) inci maddelerine Fesat karıştıranlar,

         —Yüksek Yargımızın kesinleşmiş kararlarını AİHM’’YE şikâyet ederek Türk Bayrağı’nın temsil ettiği ONUR’A Fesat karıştıranlar,

         —Türkiye’de, Müslüman çoğunluk ta dini inanç özgürlüğünü kullanamamanın sıkıntısı içersindedir,” diyerek, Türkiye’nin onuruna Fesat karıştıranlar,

            —Bağımsız Yargımıza, Ulusumuzun Onuru Türk Silahlı Kuvvetlerine, Öğretim Sistemimize, Çağdaşlığa, LAİSİZİM’E ve tüm ülkemize Fesat karıştıranlar! Kendi Fesadınızın kurbanı olacaksınız. ”Aklınızı başınıza alınız,” desem, boşuna gayret olur. Çünkü hafızalarınız ortaçağda kalmış. Bana, ne yapıyorsunuz? Demeyiniz; çünkü ben, Türk Bayrağı’nın onurunu savunuyorum.

Bir ulusun bireyleri, tüm kurum ve kuruluşları, hükümetleri, silahlı kuvvetleri, parlamentosu başını dik tuttuğu sürece, o ulusun bayrağı yükseklerde dalgalanır. Böylece de, o ulusun onuru korunmuş olur.

         -Evlerine yiyecek alamayanlara, dağıtılan Bulgur, Kuru Fasulye, Nohut ve Şeker ile oy alanlar; sizi iktidara getiren  MİLLİ İRADE değil; AŞURE İRADESİDİR.

                                         BAYRAĞIM.

         Ey! Mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

         Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü

         Işık, ışık; dalga, dalga bayrağım,

         Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım

         Sana benim gözümle bakmayanın, mezarını kazacağım.

         Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.

         Dalgalandığın yerde, ne korku, ne keder,

         Gölgende, bana da, bana da yer ver.

         Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar,

         Yurda Ay-Yıldızının ışığı yeter.

         Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün,

         Kızıllığında ısındık.

         Dağlardan çöllere düşürdüğü gün,

         Gölgene sığındık.

         Ey! Şimdi süzgün, rüzgârda dalgalı,

         Barışın güvercini, savaşın kartalı,

         Yükseklerde açan çiçeğim,

         Senin altında doğdum,,

         Senin dibinde öleceğim.

         Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim,

         Yeryüzünde yer beğen,

         Nereye dikilmek istersen,

         Söyle, seni oraya dikeyim.

                                                                                                                                                                                             

                     CUMHURBAŞKANI FORSU

         Türk Bayrağı Yönetmeliği’nin (28) inci maddesi- “Cumhurbaşkanı forsu, (EK:4) te gösterilen ölçülere uygun olarak yapılır. Forsun sol üst köşesinde yer alan güneş ve yıldızlar sarı renklidir. Cumhurbaşkanının ikametgâhında, ziyaret süresince bulunduğu yerde, Bayrak direğine çekilir, gece ve gündüz çekili kalır, makam odasında çalışma masasının sol gerisine konur, içinde bulunduğu arabanın sol önünde, tepesinde ay yıldız bulunan kromajlı direğe çekilir.”

Benim soracağım soru bu yazdıklarım değildir. Bugüne kadar, bir Allah’ın kulunun bu sorunun yanıtını merak etmiş olduğunu göremedim. Belki de, ben, merak etmeyenlere rastlamışımdır.

Şans bu; senelerdir Milli Piyango Bileti alıyorum; büyük ikramiyeye rastlayamadım, büyük ikramiye yok mu deneyim!” Yoksa Firdevs’inin Gazneli Mahmud’un Sarayı’nın duvarına yazdığı dörtlüğü mü okuyayım? Soruyu ben sorup, izninizle de, ben yanıtlayacağım.

Profesör Dr. Çeçen Yıldız’ın yayımlanmış bir kitabı var. ”Tarihte Kurulmuş Türk Devletleri. ”Bu kitaba göre (114) devlet kurmuşuz. Bunlardan (16) tısını birer yıldız sembolle, Cumhurbaşkanı Forsundaki, GÜNEŞ’İN etrafına yerleştirmişiz. Bu yıldızlar, hangi Eski Türk Devletlerini temsil ediyorlar?

Bendeniz, bunu bilmek zorunda olduğuma inanıyorum. Bunu Mustafa Kemal ATATÜRK yaptığına göre, bundan bir ders çıkarmamızın gereğine inanıyorum. Yanımda hiçbir evrakım da yok. Bir iki yanlış yaparsam affımı dilerim:

         1-Büyük Hun İmparatorluğu,

         2-Asya Hun İmparatorluğu,

         3-Ak Hun İmparatorluğu,

         4-Avrupa Hun İmparatorluğu,

         5-Avarlar İmparatorluğu,

         6-Gök Türk İmparatorluğu,

         7-Kara Hanlılar devleti,

         8-Uygur devleti,

         9-Herzem Şahlar Devleti,

         10-Büyük Timur İmparatorluğu,

         11-Babür İmparatorluğu,

         12-Altınordu Devleti,

         13-Gazneliler Devleti,

         14-Büyük Selçuk İmparatorluğu,

         15- Anadolu Selçuklu devleti,

         16- Osmanlı İmparatorluğu.

          GÜNEŞ’TE, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ temsil etmektedir.

         Sayın Bay Recep Teyyip Erdoğan Beyimiz; Türk Ulusunun ulusal iradeleriyle oluşturduğu kutsal değerlerimizi HEZEYANLARA VARAN GÜRLEMELERİYLE YIKMAK İSTEMEKTEDİR.Tezelden tedavisi gerekmektedir.Kuru kalabalıkların ıslatılan Gençlerimiz karşısında değerleri yoktur!

 

        

        

        

           

 

 

 

 

  •  

 

 


                  

                                                                                    

 

             

1063/KAYPAKLIK USTALIK DEĞİLDİR A USTAM!


                  

          TC                                                                                                                    Osman Türkoğuz


İzmir; 25 Haziran 2013

                   KAYPAKLIK USTALIKDEĞİLDİR!

Bildiğiniz gibi; Büyük Politika ve Büyük Bölme ustamız Sayın Recep Teyyip Erdoğan,”Beni aman deliğesüpürtmeyin!”Mitinglerinden birisinde,Sincan’da Milli Hareket Partisinin Amblemi olan Üç Hilalli Bayrağı da açtırarak onlarında bu mitinge ortak olduğu mesajını vermek istemişti.Bu ahlaksızlığı yutmayan Bay Devlet Bahçeli de hakaretamiz sözler söyleyerek dava açacağını bildirmişti.Büyük ustamız ve Çatma Davaların Başsavcısı Sayın Recep Teyyip Erdoğan,evini Türk Bayrakları ve Üç Hilalli Bayraklarla süslettikten sonra Erzurum’da da:

       “Üzerinde başka işaret bulunan Türk Bayraklarını evinize asmayın. Osmanlının bayrağı olan Üç Hilalli bayrağı asarsanız sevinirim!” Buyurmuştu! Bilgisizlik ancak ve ancak bu kadar olur! Daha önceki Türk devletlerinin bayrakları olduğu halde Osmanlıda bayrak mefhumu gelişmemişti. Üç Hilalli Bayrak,Osmanlı Donanmasının Flamanlarından birisiydi.Osmanlı Devleti Gülhane Fermanından sonra;Batılılar ve diğer devletler gibi ulusal bir Bayrak yaratma işine girişti.1389’da,KOSOVA Meydan Muharebesi sahasında geceleyin şehit kanları üzerine Ayın ucuna gelen yıldızın görüntüsü düştü masalı ile Türk Bayrağı bezlere işlenmişti.Aslı da Gök Tanrı inancına dayanmaktadır.1844 senesinde de,Birinci Abdülmecit bugünkü Bayrağımızı Osmanlı devletinin Bayrağı olarak kabul etti.Cumhuriyet kurulduktan sonra;Gök Bayrak fikri ortaya atıldı.Devletin devamlılığı ilkesinden hareketle  Beyaz Ay-Yıldızlı Albayrak Türkiye Cumhuriyetinin de Bayrağı oldu.1936 senesinde de Türk Bayrağı Kanunu ile de özgünleştirildi ve Halkımızın onayından geçen 1961/1982 Anayasalarımıza da girerek,Türk ulusunun Ulusal İradesinin onayını da almış oldu!Daha sonraki değişiklik ile de bazı yenilikler getirildi.

       Hukuk yaratma hünerini Silivri’de gördüğümüz Bay Teyyip Beyimiz;Milli Hareket Partisinin Amblemini Türk Bayrakları listesindenmiş gibi göstererek Başsavcısı olduğu Yüce Türk Adaletini yanıltacak!Kaypaklık Ustalık değildir ey aklı kulaklarında olanlarımız!

 

 

 

 

23 Haziran 2013 Pazar

OSMAN TÜRKOĞUZ: 1062/MİLLİ İRADE ÜZERİNE SERENAT!

OSMAN TÜRKOĞUZ: 1062/MİLLİ İRADE ÜZERİNE SERENAT!:   OSMAN TÜRKOĞUZ TC.osmanturkoguz@gmail.com İzmir;22 Haziran 2013                                   MİLLİ İRADE ÜZERİNE S...

İzleyiciler

Blog Arşivi