25 Ağustos 2012 Cumartesi

790/BENCE SORUN DIŞ BASINÇ!


         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         Çeşmealtı;25 Ağustos 2012.

                   BENCE, SORUN DIŞ BASINÇ!
         Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kulaklarından rahatsız olduğuna üzüldük.Hastanenin raporunu okuyunca da daha çok üzüldük!Sayın Cumhurbaşkanının Kulaklarının rahatsızlığı “iç basınçtan” değil de;son cemaatsiz camide kılınan  Cenaze namazındaki” kulaklarına kadar gelen “dış basınçtandır! Uçakla seyahatinin tehlike oluşturması mazereti de bir daha cenaze törenlerine iştirak etmemesi içindir.Allah göztermesin dış ve iç basınç kulak zarlarını patlatabilir.Sonra;AKPELİLER Sağır noterlerine nasıl laf anlatabilirler.

24 Ağustos 2012 Cuma

789/İKTİDAR SAHİPLERİNİN GÖZYAŞLARI!

OSMAN TÜRKOĞUZ
 Çeşmealtı,23 Ağustos 2012.
                   İKTİDAR SAHİPLERİNİN GÖZYAŞLARI!
         İleti iletme yazım:
HEY İKTİDAR SAHİPLERİMİZ HEY!HATALARINIZ VE BAŞKALARININ ULUSAL POLİTİKALARINA UYARAK BUNCA ŞEHİT AİLELERİNİ AĞLATTIĞINIZ GİBİ;SON ENDÜLÜN HALİFESİ ABDULLAH SAĞIR GİBİ,ANITKABİR'E ÇIKARAK AĞLAYINIZ!TÜYÜ BİTMEDİK İNSANLARIMIZIN HAKLARI YENİLİRKEN;AVINI GÖZYAŞLARI İÇİNDE YİYEN TİMSAHLAR GİBİ AĞLAYINIZ
         Ağlamak, kişinin iç dünyasının dışa yansımasıdır.Bir yakının kaybeden kişi ağlar.Hiç ummadığı bir zamanda,hiç ummadığı bir şeye kavuşan kişi de ağlar.Sevgilisine kavuşamayan ya da ummadığı bir zamanda sevgilisine kavuşan da ağlar.Bendeniz de çok ağlamışımdır!?Şehit haberlerine,şehit yakınları ile birlikte Tüm Türk Ulusu ağlar.Bir Katırın öldürülmesine İç İşleri Bakanımız,Sayın İdris  Naim Şahin bile ağlamıştır.İnsanlar,en çok ta çaresizliklerine ağlarlar.Sayın Bakanımız,Öldürülen Katırın katillerinin peşinde olduğundan,köylülerimizin kendilerine yaptığı:”PKK,bölgede pusu kurma peşinde!”İhbarına”Bi şeycikler olmaz!”Diyerek yanıt vermiş ve Bu nedenle de Beş Yiğidimiz haince öldürülmüştür!Bakanlarımızın ve Vyanmar’a ağlamak için giden Majeste Emine Kadının ağlaması da,bitip,tükenmelerinden ve kendi yarattıkları teröre yenik düşmelerindendir!
         Ulusal Kurtuluş Savaşımızın bir dönüm noktası olacak  olan Büyük Taarruz’da,57’inci Fırkamız Karşısındaki Çiğil Tepeyi verilen sürede düşüremediği için, Fırka Komutanımız  Miralay Reşat Bey, intihar etmişti.Bu Yiğitçe olayın kurbanına Mareşal Gazi Mustafa Kemal,İzmir’e varıştan sonra ağlamıştı.
         Gazi Orman çiftliğindeki çalışmalar sürdürülürken, bir ziraat Mühendisi yola engel olduğundan bir iğde ağacını kestirmişti. Üzerindeki mis kokulu çiçekleriyle, şehit bir asker gibi yola boyunca yatan iğde ağacının bu halini gören Cumhurbaşkanımız Mareşal Gazi Mutsa-fa Kemal, kesilmiş ağacın başında hüngür,hüngür ağlamış ve kendi kendine de yüksek bir sesle konuşmuştu:
         “Ne istediğiniz bu  iğde ağacından?O her bahar kimseden emir almaksızın mis kokulu çiçeklerini ve iğdelerini bize sunmuyor muydu!”
          732 Tarihinde; Endülüs Emevileri ile Hıristiyanlar arasında yapılan Puatiye(Puvatya-Poitiers) Meydan Muharebesinde; Endülüs  Emevi Hükümdarı Abdurrahman ül Gafiki’nin öldürülmesi üzerine; Endülüs Emevi Devletinde iç kavgalar ve iç karışıklar başlamış oldu.Emevi Devleti iç çekişmeler nedeniyle yıkıldı.Yerine Beni Ahmer Devleti kuruldu(MS:1233/1492,Baş şehri de Gırnata oldu).Bu devletin son Hükümdarı ve Halifesi Abdullah Sağır adlı zevk ve safa düşkünü bir Salaktı.İki küçük Hıristiyan devleti,evlilik bağı ile birleşerek 1492 tarihinde Son Endülüs Emevi devletine son verdiler.
         Ülkesini terk etmek üzere olan Abdullah Sağır,bir tepenin üzerine,maiyeti ile birlikte geldiğinde; akşam güneşinin kızıla boyadığı Gırnata şehrine bakarak,hıçkıra,hıçkıra ağlamaya başlamıştı.Oğlunun bu durumunu gören Ana Kraliçe,tarihe geçen şu sözleri söylemişti.
"Ağla utanmaz ağla. Erkekçesine vatanını,  müdafaa ve muhafaza EDEMİYEN SENİN GİBİLERİNE, kadınlar gibi ağlamak yakışır."
        Ağlayınız Ey!Mustafa Kemal Atatürk ve Çağdaşlık düşmanları,hem de hüngür,hüngür ağlayınız,halkımıza kapattığınız camilerimizde ağlayınız!Birlik ve beraberlik dini olan Müslümanlığı da ülkemiz ve ulusumuzu böldüğünüz gibi böldüğünüz  için ağlayınız!Yenilginize ağlayınız!Üzerinize vebal olarak yazılmış sebep olduğunuz ölümler için ağlayınız!Devletin olanakları ile saltanat süremeyeceğiniz ve Halkımızı din ve Allah ile aldatamayacağınız için ağlayınız?Abdullah Sağır gibi ağlayınız,size ancak ağlamak yakışır! Çaresizliğin,inkârcılığın,Mustafa kemal Atatürk’e ve Türklüğe düşmanlığın sonunun ağlamak olduğu için ağlayınız!

788/BEYZSBOL SOPASI VE KIRBAÇ!

OSMAN TÜRKOĞUZ                                                               osmanturkoguz@gmail.com
 Çeşmealtı;24 Ağustos 2012.

                   BEYSZBOL SOPASI VE KIRBAÇ!
Müslüman asıllı USA Başkanı  Barak Obama’nın; BOP AS BAŞKANI SN.R. T. ERDOĞAN ile telefonla konuşurken, sağ elinde,kalınca bir Beysbol sopası tutuğu dünya basınına yansımıştı. Bendeniz, Barak Obama’nın ve politik kurmaylarının hiç tarih bilmediklerini hemen anlamıştım.Şöyle ki:
          Tarihi Atina sitesi deniz ticareti ve soygunlarla çok zengin olmuştu. Her Atinalı ailenin, vatandaş sayılmayan ve seçimlerde de oy hakları bulunmayan üçer kölesi vardı. Filozof Aristo,köleler için”Canlı aletler!”Deyimini kullanmıştı.Atinalılar,evlerini ve ailelerini kölelerine bırakarak,çok uzun sürecek, uzak bir sefere çıkmışlardı.
Seneler sonra;bol Ganimetler ve esirlerle Atina’ya döndüklerinde, bir ordu gibi örgütlenip, silahlanan  kölerinin evlerine ve ailelerine sahip olarak  karşılarına dikildiklerini görmüşlerdi.Derhal karşılaşan iki ordudan Atinalı Efendilerin ordusunun yenilmek üzere olduğunu gören Atinalı komutan,ordusuna:
         Silahları at,kırbaç çekkk!”Komutunu vermişti.Kırbaç şakırtılarını duyan tüm köleler de silahlarını atarak,Efendilerinin ayaklarına kapanmışlardı.
         Tarihimizi iyi bilenlerimiz de hatırlarlar; Şam’da Türk Ordusuna karşı başlatılan bir ayaklanma girişimini Mustafa Kemal, arabasından inerek, elindeki kırbaçla bastırmıştı.Barak Obama’ya önerim şu olacaktır:”Beysbol sopası aynı sopayı tutanlara karşı kullanılır.Bir daha emir kulları ile konuşurken kırbacını göstererek konuşurlarsa daha etkili sonuca ulaşmış olurlar.!
        

23 Ağustos 2012 Perşembe

787-SIRTINDA TÜRK BAYRAĞI TAŞIYAN BİR GENÇ!

        OSMAN TÜRKOĞUZ
        osmanturkoguz@gmail.com
        Çeşmealtı; 23 Ağustos 2012


            SIRTINDA TÜRK BAYRAĞI TAŞIYAN BİR GENÇ!


    Gaziantep’te, Şehit Uzman Çavuşumuzun cenaze töreni sırasında; sırtında TÜRK BAYRAĞINI TAŞIYAN BİR TÜRK GENCİ, aniden tören alanına girerek Tören Mangasındaki bir askerimizin ayağına kapanarak, boynuna sarılıp ağlaşmışlardır.
Ebetteki bir Türk Genci, bir Türk askerinin cenaze töreninde, sırtına aldığı Türk Bayrağı ile Tören Mangasındaki Türk Askerleri ile birlikte ağlayacaktır. Türkiye Cumhuriyetinin uçağına binerek, Kürtlerden korkusundan, Myanmar’a ağlamaya gidecek hali yok ya!
Sağılasınız Sayın Nihat Genç Bey!


786- MÜCADELEYİ SONUNA KADAR SÜRDÜRMEK!


                         OSMAN TÜRKOĞUZ
                 osmanturkoguz@gmail.com
                   Çeşmealtı; 23 Ağustos 2012.

                            MÜCADELEYE SONUNA KADAR SÜRDÜRMEK!
“Mücadeleye sonuna kadar sürdüreceğiz!”BOP AS VE EŞ BAŞKANI Sn. Recep Tayyib Erdoğan!

         Gaziantep’te terör kurbanlarımızın cenaze töreninde konuşan “Büyük Ustamız!” Böyle konuşmuşlar! Bence doğru konuşmak durumundadırlar! Çünkü iki önemli husus var:
1-Deliğe süpürmek korkusu,
2-Kendisi ile telefonla konuşan USA Başkanı Barak Obema’nın elindeki Uzun ve Kalın Matrak!
Şehitlerimizin cenaze törenlerine giderek ağlayamayanların bu gözyaşları, bence politik bir göstermeliktir.
Şehitlerine gözyaşı dökmekten bunalan seçmenlerinin ve Bulgurcularının ”verelim de kurtulalım” demesini sağlamaktır oynan oyunun amacı.
Bakınız sonuna kadar mücadelenin sürdürülmesi yemini:

                            

21 Ağustos 2012 Salı

785/CEHALET, DİN VE DİN ADAMLARI KARANLIKLARDA SEMİRİR!


                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                   osmanturkoguz@gmail.com
                   Çeşmealtı;19 Ağustos 2012.
CEHALET, DİN VE DİN ADAMLARI KARANLIKLARDA SEMİRİR!
         1970 senesi Kasım ayının sonlarında; Lozan’dan kalkan tren ile Besançon’a geliyorduk. Trenin koridor penceresinden akşam güneşin kızıla boyadığı ormanlara bakarken;Küçücük bir Fransız kızı Milliyetimizi sordu ve hızla bir vagona girip,çıktı.”Kabul ederseniz babam sizinle tanışmak istiyor”,dedi.Kompartımana girdik,orta yaşlı bir Bey,ayağa kalkarak bizi selamladı.Fransız demiryolları idaresinde iş müfettişi imiş.Bizdeki toplu iş sözleşmesine bir türlü aklı yatmamış.”İşçi ve işveren,yıllık net kâr üzerinde pazarlık yapmalıdır. Fransa’daki yöntem de budur. Sizdeki yöntem sizi batıtırır. İşçilerin istemiş olduğu yüksek meblağ, üretilen mallara ve vergilere yansıyarak işsizlerin sırtına yüklenir’,dedikten sonra; konuyu eğitim politikasına getirdi. Atatürk Türkiyesinin eğitim politikası ile ondan sonra iktidara gelen siyasi iktidarların eğitim politikalarını örnekleri ile ortaya koydu.
         “Sağcı iktidarlar cehalete ve dine dayalı olmak zorundadırlar. Bu nedenle de her sosyal olayı bu pencereden görürler ve tüm güçleri ile de cehaleti artırırlar. CEHALETİ VE Dini kullanmayı önleyemezseniz Atatürk Cumhuriyetinin işi bitiktir!”Dedi. Ve hiç unutamayacağım bir gerçeği de söylemişti:”Komünizm korkusu, komünizmden bin defa daha tehlikelidir. Bir ülkeyi bu korku sarmaya görsün tüm yenilikleri ve güzellikleri siler, süpürür!”
         Bendeniz de aynı fikirde olduğumdan “Kırmızıdan Kızıla, Yeşilin Her Tonuna” Hayır serili kitaplar yazmağa başladım.”Halifelik ve Süleymancılık” adlı kitaplarımı tamamladım. Halifelik adlı kitabımı, borçlanarak yayımladım. Sonra da Süleymancılık’ı yayımladım. Başıma gelmedik kalmadı. Komünist damgasını KKİB’ lığında görevli subaylar vasıtası ile yedim ve sürüldüm. Daha sonra; kendileri de emekli edilen bu iki Kurmay subayımız, bugün ülkemiz için gözyaşı döken Atatürkçülerimizdendirler.
         Üşenmeden NURCULUK adlı kitabımı da bitirdim. Yayımlamam mümkün olmadı. Dostlarımın desteği ile bilgisayara yükleyerek dağıtımını yaptım. Bir miktar da çıktısını alarak dağıttım. Uzatmayayım, adresini yitirdiğim bu Fransız iş müfettişinin sözlerini de hiç unutmadım. Daha önceleri de Ünlü Alman Filozofu Friedrich Wilhelm Nietzicht’ te//15 Ekim 1844/25 Ağustos
1900//yazmışmış: Aşağıda:                                                                                    DÜŞMANLIKLARIN, KATLİAMLARIN VE SOYGUNLARIN SEBEBİ DİN VE DİN ADAMLARIDIR! Ostüzü.


18 Ağustos 2012 Cumartesi

784/RODRİK MAÇAN SIKI MI?AS-TU DU COEUR?

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         osmanturkoguz@gmail.com
         Çeşmealtı;17 Ağustos 2012.

                                      RODRİK, AS –TU DU COEUR
                                       La Chanson de Roland!”Fransız efsanesi.
                                        “Rodrik, Maçan sıkıyor mu?”
       “Meclis beni terk etse,hükümet beni desteklemese ,Ordu beni terk etse de,mavzerimi alır Elmadağ’ına çıkarım son fişeğime kadar savaşırım!”Mustafa Kemal,
       Üçyüz askeri ile,Termopil geçidinde,1.000.000luk Pers ordusuyla savaşarak ölen Isparta Kıralı Leonidas’ın mezar taşındaki yazı şöyledir:” Ey!Lekadomyalılar;burada yasalarınıza saygının eseri olarak yatmaktayız!”
       Şövalye Rodrik, Frank Kralı Charles Charlemagne/2 Nisan 742/28 Ocak 814/  zamanında; Endülüs Emevilerine karşı savaşırken, arkadaşı Oliver ile birlikte, Araplar tarafından   öldürülmüş Efsaneleşmiş bir Hıristiyan Kahramanıdır.Manzum olarak destanlaştırılmış bu Efsane, Fransa’da liselerde ders olarak okutulmaktadır. Rodrik Destanı=Ölümüne sadakat, bir ideal uğruna da ölmektir.Kuleli Asker Lisesinin birinci sınıfında bu destanın bir parçası bizlere ezberlettirilmişti.Bir kıtası hâlâ ezberimdedir.Fransa büyüktür,çünkü Fransa’nın ulusal çatısı kahramanları,bilim ve düşün adamları ve kadınları üzerine kurulmuştur.Osmanlının yıkılış nedenlerinden en önemlisi de; Türklük ekseninden ve çatısından  ümmetçilik ve Araplık eksenine kaymasındadır.İçinde bulunduğumuz şu anki gibi!
         Önü Korgeneralliğe kadar açık olan bir Jandarma Tuğgenerali Harp Akademisini bitirdiği gibi Hukuk Fakültesini de bitirmişti.Halifelik adlı kitabım Jandarma Genel Komutanlığınca satın alınarak,bana verilen emirdeki Jandarma Birliklerine emredilen miktarlarda gönderilmesi ve tüm giderlerin Jandarma Genel Komutanlığınca ödeneceği emredilmişti,Emri yerine getirerek bu Mağrur Generalimizin Huzuru âlilerine çıktığımda,şu yanıtı almıştım:
         “Osman Albayım;kuruşlu belge kesilmediğinden kitapla ilgili giderlerinizi ödememiz mümkün değildir!”
         “Sayın Generalim,bendeniz yapmış olduğum masrafların belgelerini getirmiş bulunmaktayım.Jandarma Genel Komutanlığının emirleri de yerine getirilmiştir.Bu nedenle şimdi Kuruşlu belgeyi keserek hakkım olan bedeli bana ödemeniz gerekmez mi!”
         “Bize akıl öğretmeyiniz,size para ödememiz mümkün değildir!”Dediklerinde,şu yanıtı  vererek Makam’ı âlilerini terk etmiştim:”Sayın Paşa Hazretleri;siz, ömrünüzde kendi cebinizden hiç zarf-kâğıt almış mıydınız!”
         Ülkücülerin dosyaları sıkıyönetim mahkemesine geldiğinde bu Generalimizin,Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanlığına ataması yapılmıştı.Generalimizi ateş basmıştı.”Benim çoluk çocuk ve çocuğum var!”Diyerek atamayı durdurtmak için nice kapılar çalmıştı.Devlet Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Başkanı Orgeneral  Sayın Kenan Evren:”Waşington’a askeri ateşe olarak tayin etseydik,oynaya,oynaya giderdi.Ya yeni görevine başlar,ya da istifa eder!”Dediğinden heman istifasını vererek,Güney illerimizin bir il merkezinde  Avukatlığa başlamıştı.
         Son günlerde;TSK’YA yönelik okları üzerine çeken bir istifa olayı daha olmuştu.Adını anımsayamadığım;Isparta İç Güvenlik ve Tatbikat Tugay Komutanı,Hakkari 34’üncü Sınır Tugay Komutanlığına tayini çıktığından istifa etmiş.Telefonla arayanların da karşısına,VEDA ZİYARETLERİ bahanesiyle çıkmamış.Ben olsaydım istifa etmeyeceğim gibi,istifa etmiş olsaydım bile,gece yarısı Isparta’yı terk ederdim.Bendeniz;görev yerine geldiğim gibi,görev yerimden de vedasız ve hediyelik ziyaretsiz olarak ayrılmaktaydım.Paşamızın açıklaması beni doyurmadı.Temmuz Ayının sonunda,Mide ağrıları dolayısıyla,istifa dilekçesini vermişmiş.Bence,tayin planlamasını öğrendikten sonra istifa dilekçesini vermiş olabilir.Isparta’da Mide ağrısı ile görev yapan, yeni görevinde görev yapamaz mı!Ülkemizin tüm iç organları ağrırken Mide Ağrısının sözü mü olur?
         İkinci İnönü Muharebesinde;Üç Şehitler Tepesindeki taburumuzun üç bölük komutanı da şehit olmuştu.Mevcudu 80 kişiye düşen taburumuzun bölüklerinin komutanlığı Kıta Çavuşlarına kalmıştı.8.500kişiden oluşan bir Yunan tümeni savunma hattımızı işgal ederek taburumuzu alt tarafındaki dereye itmişti.Tabur Eratı bitkin,yorgun ve üstelik te süngüsüzdü.Alay Komutanı Salih Bey,yaya;Fırka Komutanı Kemalettin Paşa atlı olarak taburun yanına gelmişlerdi.Fırka komutanı Ulusal kahramanımız Çolak Kemalettin Sami(Gökçen):”Haydi evlatlarım’” diyerek atını düşman mevzisine sürmüştü.Süngüsüz süngü hücumuna kalkan SEKSEN KİŞİLİK TÜRK TABURU,Yunan Tümenini mevzilerinden söküp atmıştı.Adını bilemediğimiz bir erimiz;kendilerine doğru uzatılmış Yunana süngülerinin üstüne”YA ALLAH!”Diye atlamıştı.Rahmetli ve Cennetmekân Kemalettin Sami,iki kurşun yarası daha alarak kurşun yarası sayısını OTUZBİR’E çıkartmıştı.Berlin büyük Elçiliği sırasında Hakkın rahmetine kavuşan bu Büyük Kahramanımızı, Adolf Hitler Devlet Töreni yaparak ülkemize uğurlamıştı.
         Kütahya—Aslıhanlar Muharebesinden sonra;Yunanistan Hükümeti,Krallarının başkanlığında,Kütahya’da yaptığı bir toplantı sonunda Ankara’ya yürüme kararı vermişti. Mustafa Kemal Paşa,Türk Ordusunun başına geçerek savunma cephesini oluşturmak üzere Mangal Dağına gitmişti.Atına binerken yanlış bir hareketi ile attan düşerek kaburga kemiklerinden birisi kırılmıştı.Doktorlar,ameliyatla ciğerine batan kırık kemiği bağlamışlardı ve mutlak istirahat önermelerine karşın O yeniden Alagöz Karargâhına dönmüştü.
          Piyade Mirlivası Fahrettin Ferdi(Altay),Süvari Kolordusunun Komutanıydı.26Ağustos 1922 gecesi,Kolordusu ile Ahır Dağları patikasından Sincan ovasına, Yunan savunma Mevzilerinin gerisine sarkması gerekiyordu.Kendisi de 41/Kırkbir/Derecede sıtma hastalığı ile uğraşmaktaydı. İki atın arasına konulan bir sedye ile o sarp patikayı kolordusu ile geçmişti.
         Kıbrıs Barış Harekâtında;3037Metre yüksekliğindeki Beşparmak Dağının zirvesine Türk bayrağını diktiğinde Şehit olan, Siirtli Mehmet Çavuşun o zaman 3/ÜÇ yaşında bıraktığı kızını arayan ve dahi soran var mı acep!
         Hatay ilimizde de kısmi seferberlik ilan edilmişti. Serinyol/Bedirge/ Muhtarı Mehmed’i arar.Mehmet,hayvanlarına ot biçmektedir.Yolda,Muhtarla  karşılaştıklarında sefer görev emrini alan Mehmet,otları fırlatarak yere atar ve “Anama söyle,hakkını helal etsin.ben kıtama gidiyorum!”der ve Kıbrıs’ta şehit düşer.
         Deniz Astsubayı Mehmet;Hilton’da nikâh masasındadır.Nikâhı kıyıldıktan sonra; derhal gemisine dönmesi hususundaki emri alır ve hemen kalkar,gider.O da şehit olmuştur.
          Mide’den başlayan ağrıların daha aşağıya inmesi beklenir!

                                              

16 Ağustos 2012 Perşembe

783/SELAMLAMAK=SALUER!

OSMAN TÜRKOĞUZ                                                                osmanturkoguz@gmail.com
  Çeşmealtı;16 Ağustos 2012
                  
                                      SELAM=SALUT,SELAMLAMAK=SALUER
                                      SALUER DE LA MAİNE, SALUER DE LA TéTE!
                                      ÖZEL PAŞA=PİZA SELAMI!
         Selam ve Selamlama tüm toplumlarda, özellikle de Müslüman toplumlarında, çok önemlidir. Büyük Türk Şairi Fuzuli’nin,Bağdat Vakfından, kendisine Kanuni’nin bağlamış olduğu, Dokuz Akçe maaşını alamaması üzerine, Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi’ye yazdığı şikayetnamesi çok ünlü olduğu kadar Osmanlıdaki rüşvet olayını da günümüze taşımıştır.Osmanlı hayranlarının bu mektupla birlikte Avusturya’nın İstanbul Elçisi Bousbecg’in/1555/1562/ mektuplarını da okumalarını öneririm.
“Selam verdüm rüşvet değüldür deyu almadılar.Hüküm gösterdim faidesüzdür deyu mültefit olmadılar...”                                       Saddam zamanında;Fuzuli ve eserleri üzerine Bilimsel bir toplantı düzenlenmişti;bu toplantıya Azerbaycan 128 bilim adamı ile katıldığı halde,Türkiye Cumhuriyeti tek bir bilim adamını göndermemişti.Saddam’ın buldozerleri Fuzuli’nin türbesini dümdüz ederken.Türkiye Cumhuriyetinin gıkı da çıkmamıştı!Çünkü ve dahi çünkü Fuzuli Alevi idi.Bu nedenle de Kanuni’nin! Bağlamış olduğu Dokuz Akçeyi de alamamıştı!
         Yüzbaşı Mustafa Kemal’den beri; Türk Silahlı Kuvvetlerinde, her sabah,sabah tekmilini alan birlik komutanları ,birliğini “Mehaba Asker!”Diyerek selamlamaktadır.Yabancı Devlet Başkanları da ülkemizi ziyaretlerinde, Şeref kıtasını “Merhaba Asker!”Diyerek selamlamaktadır.
         Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda belirtildiği gibi,Türk Silahlı Kuvvetlerinde  iki türlü selamlama  vardır:
         1*Elle selamlama,üniformalı ve şapkalı iken.
         2*Baş ile selamlama, baş açık ve kapalı yerde iken.
         Selam veren ve selam alan;dimdik,vakur ve beşüş bir çehre ile bu görevini ifa edecektir.Kapalı mekanlarda,baş ile verilecek selamlar da belirlenmiştir.Dimdik,heykel gibi bir esas duruş ve yalınız sert bir hareketle başı öne eğmek!
         3-Özel Paşa selamı: Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Bekir Coşkun La Fontain’den aktarma bir yazı yazmıştı.Ortalık, Sayın Recep Bey tarafından toz,duman içinde bırakılmıştı.Ve dahi Türkiye Cumhuriyetinin Başsavcısı Sayın Bay Erdoğan:”Tüm Paşalar ,çirkef akan bu yazı için dava açmalıdırlar!”Diye fermanını yayınlamıştı.Bendeniz şaşmış ta kalakalmıştım. Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Hasdal ve Silivri Esir kampında tutsak edilen ve emekliye sevkedilenlerle birlikte 312 General ve Amiral mevcuttur.Paşalık, Cumhuriyetle birlikte ortadan kaldırılmıştır.Benim bildiğim;Osmanlı tarihinden söz edilirken Paşa unvanı kullanılmaktadır:Vatan Haini Kürt Nemrut Mustafa Paşa,At cambazlığından, ihaneti nedeni ile, Paşalığa yükseltilen Aznavur Ahmet Paşa, Vatan Haini Damat Mehmet Ferit Paşa gibi!Bir de,Türk Polis Teşkilatında en çok uyuşturucu madde yakalayan Paşa adlı bir köpeği bilmekteydim.Yaz mevsiminde; Çeşmealtında sahnelere çıkarak şarkı söyleyen Pacha adlı bir  ses sanatçısı da vardı.Mustafa Kemal’i gönderene bin şükür; Ordumuzdan ve Donanmamızdan dava açan bir tek Paşa çıkmadı derken,Sayın Necdet Özel’in bu yazı aleyhine dava açtığını okumayayım mı?Ne ise,Türk adaletinde Yargıç ta varmış ve ol dava reddedilmiş!Necdet Paşamızın,Başsavcımız ve Başbakanımız Sayın Recep Beyimizin huzuru hümayununda vermiş olduğu selam Türk Silahlı Kuvvetlerinin selam örneğine de uymamaktadır.Dizlerine kadar dik bir duruş,belden yukarısı Piza Kulesi gibi 45 Derece Sayın Erdoğan’a eğik!
         Selamlanmak devletlular için çok önemli.Senelerce önceydi;Yurdumuza giriş ve çıkış kaçakçılarına karşı silah kullanmanın yasak olmadığı bir devirde,Güney hudumuzdan Ülkemize giriş yapmak isteyen ve görevli Jandarmalarımızla giriştiği silahlı çatışma sonucu ölü olarak ele geçirilen bir kaçakçının cesedinin başına gelen Müddeiumumi,oradaki görevli Jandarmalarımıza  hışım gibi çıkışmış:”Nede selam vermiyorsunuz?”Diyerek.Manga Komutanı jandarma Onbaşısı:
         “Sayın Savcı Bey; biz,bize verilen görevi ifa ettik.Kaçakçıların paraları ve silahları karşısında da eğilmedik.Bizler Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçasıyız.Askerlikte selam rütbeleri omuzlarında ve kollarında olanlara verilmektedir.İlle de selam istiyorsanız selamünaleyküm!”Demiş.
         16 Mart 1920 tarihinden sonra Taksimde devriye gezen bir İngiliz Teğmenine bir Türk Yüzbaşısı selam vermediği için,bu Türk yüzbaşısının İngiliz teğmeninden özür dilemesi için İngiliz İşgal Kuvvetleri komutanı Osmanlı Harbiye nezaretine emir vermiştir.Harbiye Nazırı Osmanlı   Paşası,Türk Yüzbaşısını huzuruna çağırtarak:
Oğlum; dün sen, görmediğin için mi Taksimde İngiliz Teğmenine selam vermemişsin?Dediğinde şu onurlu yanıtla karşılaşır:
“Hayır Paşa Hazretleri,O İngiliz Teğmenini gördüm ve bahusus selam vermedim!”
“Neden selam vermediniz Evladım?”
“Paşa Hazretleri ben bu rütbelerimi çeşitli cephelerde bizzat savaşarak kazandım.Astlık üstlük ilişkileri uluslar arası değerdedir.”
“Evladım; astlık,üstlük,askerlik mi  kaldı!Ben emir versem de bu seferlik o İngiliz Teğmeninden özür dileseniz?”
Kahraman ve Onurlu Türk Yüzbaşısı iki eli ile apoletlerini kopartarak;”Emirlerinizi yerine getiremeyeceğim Paşa Hazretleri!”Der ve salondan çıkarken salonda bulunan tüm Osmanlı Paşaları tarafından alkışlanır!O Kahraman Yüzbaşımız bugün sağ olsaydı Hasdal Esir Kampında olurdu ve iktidar İngilizlerden özür de dilerdi!
         Sayın Muzaffer Ecemiş Beyimiz;1980’de Safranbolu Kaymakamı idi.1983 genel seçimlerinden sonra;Çanakkale ve Manisa Valiliklerinde bulunduktan sonra İşİşleri Bakanlığı Müsteşarı ve Seçim Hükümeti İşİşleri Bakanı olmuş,sonrasında da unutulup gitmiştir.Ama,Çanakkale valiliği sırasında yapmış olduğu haksız bir tasarruf unutulacak gibi değildir:Başbakan Turgut Özal,Çanakkale’ye geldiğinde,toplantı alanında bulunan cümle âlem ayağa kalkarak o’nu selamladıkları halde,Çanakkale Belediye Başkanımız ayağa bile kalkmamış.
         Bendeniz bu olay olduğunda ve Çanakkale Belediye Başkanı Çanakkale Valisi Muzaffer Ecemiş tarafından işten elçektirildiğinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 2/B sınıfında öğrenciydim.İdare Hukuku Öğretmenimiz Doçent Dr. Sayın Yıldırım Uluer sınıfa girdiğinde,âdetim olmadığı halde, kürsünün önüne sol ayağımı sağ ayağımın üstüne zorla atarak oturdum.Öğretmenimiz derse girdiğinde de ayağa kalkmadım.Öğretmenimizin,hayrola dercesine bana işaret etmesi üzerine de:”Sayın Öğretmenimiz;bendeniz Başbakan Turgut Özal,halkın toplandığı alana geldiğinde cümle âlem ayağa kalkarak o’nu selamladığı halde ayağa kalkmayan Çanakkale’nin Sayın Belediye Başkanıyım.Sınıf arkadaşlarım hukuksal yollarla beni ayağa kaldırabilirler mi?”Dediğimde sınıf itiraz etti:”Ayağa kalkması gerekir Hocammm!”Diyerek.Sayın Yıldırım Uluer:
         “Belediye Başkanı ayağa kalkmam diyor.Hepinize ev ödevi.Hukuki yollarla Belediye Başkanını ayağa kaldırınız!”Dedi ve bana dönerek:
         “Neden ayağa kalkmadığınızı siz açıklar mısınız?”Dedi.
         “Ayağa kalkarak,size saygım var ayağa kalkarak sorunuzun yanıtını  açıklamak istiyorum.Yasalarımızda Suç Ve kabahat olarak belirtilmemiş fiilleri işleyenler hakkında takibat yapılamayacağı gibi,uyarı dahil her hangi bir ceza da verilemez.Bir hukuk devleti olan Ülkemizde,her makam sahibinin sorumlulukları ve yetkileri yasalarında belirtilmiştir.Köy Muhtarlığı,İl Özel İdaresi ve belediyelerimiz Vesayet rejimine tabîdirler diye susta maymunu mudurlar?Belediye Kanununda belediye başkanının görevleri arasında,başbakan geldiğinde ayağa kalkacak diye bir madde de yoktur.Bu hukuk dışı işlemden bir tek olumlu sonuç çıkacaktır:Sayın Muzaffer Ecemiş bu haksız fiilinden dolayı üst makamlara getirilecektir,arz ederim!”Dedim.Bu sözlerime itiraz eden sınıf mensupları, ertesi derste ayağa kalkarak:
         “SayınHocam,Albayımızhaklıymış!”Demişlerdi  .Diktatörlüklerde Kahramanlık ve vatanına hizmet önemli değildir.Körü,körüne itaat önemli ve yükselme aracıdır.

14 Ağustos 2012 Salı

782/MİLLİ İRADEYE ALÇAKÇA SALDIRMAK!

OSMAN TÜRKOĞUZ
 Çeşmealtı;14 Ağustos 2012.

                   “MİLLİ İRADEYE ALÇAKÇA  SALDIRMAK!”
         CHP Milletvekili Sayın Hüseyin Aygün,12 Ağustos 2012 günü,Tunceli—Ovacık yolunda iki kişi tarafından kaçırılmış?!”Dersim katliamından Atatürk’ün haberi var!”Dediği için; rica üzerine CE-HE-PE’DEN Milletvekili yapılmıştı! Milletin Vekili kaçırılınca;Sayın Bahçeli dahil,  cümle Devlet Büyüklerimiz telaşa kapılmışlar ve vakit geçirmeden Rutin Beyanatlarını da vermişlerdir.Hergün Milletin Evlatlarının cenazeleri Albayraklı tabutlara sarılı olarak gelmektedir.Askerlerimiz,Kaymakamımız ve sivil vatandaşlarımız da öldürülmekte ve kaçırılmaktadır.Milli irade tarafından seçilmiş olan   Milletvekillerimiz esir Kamplarında tutulmaktadır!Milli iradeye alçakça bir saldırı diyen de bulunamamaktadır!
         Atatürk’ten Korkanlar Partisinin Çankaya Noteri de acıklı bir demeç vermiştir:
         Sayın A.GÜL:“Bu,tabiî çok ciddi bir olaydır.Milletvekili sadece illerini değil bütün Türkiye’yi temsil ederler;dolayısıyla BU MİLLİ İRADEYE ALÇAKÇA BİR SALDIRIDIR!”
         Bendeniz; Milletvekillerimizin parmak kaldırmak suretiyle mensup olduğu siyasi partinin başkanını temsil ettiklerini sanırdım. Bu demeç üzerine; işlerinin çok zor olduğunu öğrendiğim Sayın Milletvekillerimize, --Enflasyonda Eriyen,Maliye Bakanımız--19000TL.Maaş bile azdır!
         YASAMAYI, YÜRÜTME’Yİ , YARGIYI ve dahi  BOP’U temsil eden Sayın Başsavcımız R.T.Erdoğan Beyimiz de:”Olayı şiddetle kınıyorum!” Demiş!
         Hukuk’un temeli;İŞLEM ve EYLEMDE EŞİTLİKTİR!
         Sayın Recep Beyimiz;genel seçimler sonunda Siirt’ten AKP  milletvekili seçilen bir hayranının!İstifası ve Sn.Deniz Baykal’ın desteği ile Siirt’te yeniden yapılan seçim  üzerine   Meclis’e girmişti.
         Uydurma suç dosyaları,maskeli tanıklar ve özel yargılama mercileri marifetiyle;evleri Yeni Polis ordusu ile basılan Kahramanlarımız,General,Amiral ve Bilim adamlarımız ve dahi Yazarlarımız Esir Kamplarına doldurulmuştu.Bunlardan Milli, irade ile seçilmiş olan Milletvekillerimiz hala esir kamplarında tutulmaktadır.         Katiller,vurguncular serbest bırakılmış;Din ve Allah ile Almanya’da  Müslüman kardeşlerimizi soyan Deniz Fenerciler  Almanya’da hüküm giydikleri halde ülkemizde yüksek mevkilere getirilmişlerdir.307klasör suç dosyası ortalarda sürünmektedir.Gerçeği araştıran Cumhuriyet Savcılarının başlarına gelmedik dert bırakılmamıştır.Milletvekillerini suç dosyaları Meclis arşivinde bekletilerek korku aracı olarak kullanılmaktadır.İktidar;devletin Polisi dışında;Nazi Polislerini SA’LARI aratmayan Özel Polisleri ile,gece yarıları,hiçbir tebligatta bulunmadan her tarafı aratmakta ve ülkemize hizmet etmiş insanları derdest ettirmektedir.
         Sayın Abdullah Gül Beyimize soruyorum:İktidarın bu tutum ve davranışı, HAK VE HUKUKA NECE BİR SALDIRIDIR?
         Nasrettin Hocanın Eşeği komşunun Eşeğini boğarsa bu normal sayılırmış!Çünkü,Nasrettin Hocanın Eşeği Hz. Muhammed’e Mısır Valisi Mukavkıs’ın hediye ettiği eşeğin soyundanmış!Komşunun Eşeği Nasrettin Hoca’nın Eşeğini boğarsa dava atmış akçeden açılırmış!

781/MYANMAR'DA AĞLAMAK!

            OSMAN TÜRKOĞUZ
          osmanturkoguz@gmail.com
          Çeşmealtı;14 Ağustos 2012.

                            MYANMAR’DA AĞLAMAK!
“Sait’i Nursi’nin/Türklük, Din ve İlim düşmanı Norslu Sait! Ostüzü/ dediklerine uyulsaydı, bugünlere gelinmezdi!”MEB.Hüseyin Çelik!
“Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis’i toplayamayız!”AKP. Genel Başkan Yrd.Hüseyin Çelik.Basından.
Alman Şansölyesi Sayın Angele Merker,Alman Devlet’e ait uçakla uzak doğuya giderken,Kocası sefer sayılı bir uçakla,bilet parası cebinden, aynı yere uçmuştur!”Basın.
“Asker ve polis’in her zaman şehit olması kaderlerindendir!””O katırın hesabı mutlaka sorulacaktır!”Dâhiliye Vekili Sayın İdris Şahin!
         Aynı Yetkilimizin bu iki beyanatı da Kürtleri ve PKK’YI okşamaya,oy avcılığına  yöneliktir.
         Sayın Majeste Emine Hatunun, sırf ağlamak için, Myanmara Türkiye Cumhuriyetine ait bir uçakla gitmesi de aynı amaca yöneliktir.”Birkaç Mehmedimizin şehit düşmesine” Türkiye’de ve cenaze törenlerinde ağlamak,Kürtleri ,Bedhahlarımızı ve  Vatan Haini PKKLILARI kızdırarak oy kaybına neden olabilirdi.Ama,Uzakdoğu’daki Müslüman bir azınlık için oralara,Türkiye Cumhuriyetinin uçağı ile cümbür cemaat giderek,TV.Kameraları önünde ağlamak ,Müslümanlığı politikalarına amaç olarak kullanmakta olan emperyalistlerin desteğini sağlardı.Bir de,kendi ağlanacak hallerine bakmadan görüntülere ağlayan Aymazları da mutlu   ederdi.PS:Vatan Hainleri ile çarpışırken yaralanan Gazilerimiz, nasıl olsa şehirlerarası otobüslerle,bilet paralarını teğmenleri vererek  ve bastonlarına dayanarak baba evlerine dönebilmektedir.Ambülans uçaklarımız da;emperyalizmin emrinde ve para karşılığında kendi devletleri ile çarpışırken yaralanan Müslüman Arapları,tedavilerini sağlamak maksadı ile ülkemize getirmeleri için hazır bekletilmektedir.

İzleyiciler

Blog Arşivi