29 Nisan 2012 Pazar

708/VAY TÜRKİYEM VAY!

            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@gmail.com
             İzmir:29 Nisan 2012.

                        VAY BÜYÜK AĞABEY VAY!”
                        VAY TÜRKİYE CUMHURİYETİ VAY!,    
Hem maaş alacaksınız, hem de kafanıza göre tiyatro  yapacaksınız! Yemezler!”SN.RT Erdoğan, TC: Başbakanı’nın ağzı!.
Jozef Stalin döneminde de SSCumhuriyetler birliğinde, Tiyatroda oynanacak oyunları ve çevrilecek filmleri Komünist Partisi seçerdi. Potemkin Zırhlısı ve Korkunç İvan Filminin bir bölümünün oynatılmasını bizzat Jozef Stalin menetmişti. Komünizm, Nazizm ve Faşizm tek doğru uygulamasından gitmişti. Hitler, Mussolini ve Stalin göklere çıkartıldığından çok derinlere düşerek kaybolmuşlardı.Sayın Recep Tayyib Erdoğan Beyimiz de “Büyük Ağabeyliğe” soyunmuşa döndürüldü (1984) .Öyle ya;TBMMECLİSİ,mahkemeler ve dahi Müddeiumumiler ve Polis ve Gizli İstihbarat emre hazır beklemede.Sipariş kanunlar anında hazır.Sayın RTE Beyimiz,sizin yaptıklarınızı beleşçiler ve yağdanlıkçılarınız yerler de bizler yemeyiz.Sanatsız kalan bir milletin şahdamarlarından birisinin kopartıldığından da haberiniz olmadığını sanıyorum.Ünlü İngiliz Aktörü Rus asıllı Peter Üstinov’un çok güzel bir tanımlaması vardır.Sizin sürekli rol yaptığınızı söylememize de gerek görmüyorum:”Bir soytarı başbakan olsa mükemmelen ve yıllarca bu görevini sürdürür.Bir başbakan soytarılığa kalksa bir haftada rezil olur!”Herkes başbakan ve dahi cumhurbaşkanı olabilir.Sanatkâr olamaz.Size istirahat öneriyorum.Cartla,Curtla ve korku salmakla  bir yere varılmaz.Saygılarımla.
        

707/MİLLİ GÜVENLİK DERSLERİ SİZLERE ÖMÜR!

            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@gmail.com
            İzmir;29 Nisan 2012.

                                   MİLLİ GÜVENLİK DERSLERİ SİZLERE ÖMÜR!
            Milli Güvenlik Dersini de kaldırdılar.Yerine Arapların Gaza ve Gazve öyküleri gelecektir.Ulusa ait ne varsa,Osmanlı’nın yaptığı gibi horlanacağı ortadadır.
         Bendeniz, Uşak’ta, Antakya’da ve Zonguldak’ta çeşitli okullarda Milli Güvenlik Dersleri baş öğretmenliği yaptım ve Milli Güvenlik derslerini kendim yazarak, teksir edip öğrencilerime bedava dağıttım. Dersi hafife alıp çalışmayanları da bütünlemeye bırakmıştım. Ünlü Akrep Nalân Benim Uşak Ticaret Lisesinden çok çalışkan bir öğrencimdi.Gerçek Akrep Nalan,Turgutlu polis karakolumuzu makineli tabancası ile taratarak bir polisimizi felç eden Anarşistin adıydı.Ünlü olduğunda Nalan Hanım da bu unvanı kullanmıştır!Aslında Akrepliği falan da yoktur!Öğrenci defterlerimi halen saklamaktayım.Onlara verdiğim araştırma ödevlerini Zonguldak’taki bir yerel gazeteye bırakmıştım.Elimde,her nasılsa birkaç tane ödev kalmış.Menemen’de meydana gelen Kubilay olayının sebep ve sonuçlarını araştırınız!,Mustafa Kemal’in Bursa Nutkunu araştırınız!”İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali!”,” Atatürk İlkelerinden Milliyetçilik ve Halkçılık ilkesi nedir ve ne değildir?”Gibi ödevler verirdim ve çok bilimsel yanıtlar alırdım.
         Antakya Lisesinde; Üçüncü sınıf öğrencilerine ders verirken,Okul Müdürü aniden sınıfa girdi ve özür dileyerek:
         “Askerlik dersi olduğunu bilmiyordum, özür dilerim!”Dediğin de:
         “Sayın Müdür Bey;askerlik dersinde  değil,Milli Güvenlik dersindeyiz!”Dediğimde de:
         “Ne fark eder, ikisi de aynı değil mi, silahları öğretmiyor musunuz?”Buyurduklarında, verdiğim yanıt karşısında biraz sendelemişlerdi:
         “Biz, silah bilgisini de kışlamızda askerlerimize öğretmekteyiz. Öğrencilerime ise Milli Güvenliğimizi ilgilendiren konuları anlatmaktayız. Bugünkü dersimizin konusu, Ulusların Milli Hedefleri ve Milli Stratejileridir!”Vaktiniz varsa siz de bu çok önemli konuyu anlatmamı dinleyebilirsiniz.”Dediğimde ne söyleyeceğini bilemeden dershaneyi terk etmişti.
        

28 Nisan 2012 Cumartesi

706/AZINLIKLAR VE MİSYONERLER

Osman Türkoğuz
 İzmir;16 Ekim 2008/28 Nisan 2012.                                                                                                                  osmanturkoguz@hotmail.com 
                        50- AZINLIKLAR VE MİSYONERLER
                        APTALLIKLARIMIZ GEÇMİŞİMİZİN MİRASIDIR!
                                               SÜRÜPTE GİDER.
Yalaka televizyonlara çıkartılacak ehliyetli kimseler kalmayınca kimleri çıkartıyorlar.Konu hep Cumhuriyetimizin kurucularını karalama olunca bilgiye de gerek kalmıyor.Aklıma hep Adolf Hitler geliyor.Elinde yetenekli ve yeterli asker kalmayınca cepheye 14/15 yaşındaki çocukları sürmüştü."Köprü" adlı flimi hatırlayanınız var midur?Temel.Bir Bayanımız da bir kanalda Azınlıklardan söz etmişti.Bendeniz de bu konunun aslını sizlere ileteyim dedim.saygılarımla.              
                                               “Bu coğrafya’ya lâyık bir ulus olduğumuzu kanıtlayamazsak;                                       Kara gözümüzün hatırı için bizi bu coğrafyada yaşatmazlar.”                                                   GAZİ MUSTAFA KEMAL.
                        “Fener Rum Ortodoks Kilisesine kayıtlı Ortodoks sayısı              4000’e düşmüş olup,--Bugün 1500’dür-- Metropolitlik Meclisini toplayacak Türk vatandaşı Ortodoks bulunamayınca, Bakanlar Kurulu (16) yabancı papaza Türk vatandaşlığı hakkını vermiştir!” Türk basını.
“Malatya cinayetleri üzerine; Misyonerler, Misyonerlik faaliyetlerini bir süre, askıya alma kararı aldılar.” Yazılı basın.
“Dört ayet ezberledim; bu Aptallara (30) sene imamlık yaptım” Mordoğan doğumlu bir Rum Papazının itirafı.
Önce; Trabzon’da, İtalyan Uyruklu bir Katolik Papazı öldürüldü. Papazın katili, 16 yaşında bir Türk genci çıktı.
Irak’tan ülkemize geldiği saptanan cinayet tabancasını Katilin Ağabeysi vermiş!
Daha sonra; İstanbul’un göbeğinde ve GÜPEGÜNDÜZ; HIRAN DİNK adlı Ermeni asıllı bir Türk GAZETECİSİ, tabanca ile öldürüldü. HIRAN DİNK’İN KATİLİ YİNE TRABZONLU BİR TÜRK Genci çıktı.

705/DÖNMELER,DEVŞİRMELER VE TÜRKLER!

                                                                               
OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@hotmail.com
            Çeşmealtı;24 Temmuz 2011./28 Nisan 2012

                                   Sizlere şimdi ileteceğim yazımın çıktısı ile karşıma dikilen bir arkadaşım:"Bazı TV. Kanalları, TRT'DE dâhil, saat 2400'ten sonra hep aynı iftira şarkısını söylemekte"Dedi ve bunun Fransızcasını da ekledi. Aynı mavalları okuyanlara Fransızlar ""Hep aynı şarkı!" Diye yanıt vermektedirler. Arkadaşım, neden siz de bazı yazılarınızı sürekli olarak yayımlamıyorsunuz?"Buyurdu.Bu öneri benim de aklıma yattığından arkadaşımın elindeki yazıyı sizlere iletiyor ve dahi saygılarımı da sunuyorum.                                                                           

                                   DÖNMELER, DEVŞİRMELER VE TÜRKLER!
“Bir millet, unsur’u aslinin içinden çıkan kimseler tarafından idare edilmiyorsa, izmihlal(yok olmak)mutlak ve
Mukadderdir” Gazi Mustafa Kemal, Ali kemal Meram, Padişah Anaları, s.651
“Biliyorsun, neden öğretmiyorsun?”
Boş vakit geçirdin neye yaradı?”Sümer Atasözü! Profesör DR. Muazzez İlmiye Çığ, Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Bulgulara Göre, İbrahim—Abraham-Peygamber.
 1*Mithat Sertoğlu; Osmanlı Tarih Ansiklopedisi,
 2*Ali Kemal Meram, Padişah Anaları. S.653–665 
 3*Enver Behnan Şapolyo, Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi.
 4*Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası, Celali isyanları.
5*Enver Behnan Şapolyo, Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi.                            6*Hilmi Yücebaş, Hiciv Antolojisi.
7*Mareşal Bernhart Helmuth Von Moltke, Türkiye Mektupları.
8*BUSBECK(1555-1562) Türkiye Mektupları.
Bendeniz, Osmanlı Padişahlarının hangi tarikatlara mensup olduklarını yazmayı düşünüyordum. Sayın Hamret Han’ım, önüme yukarıdaki iki Sümer Atasözünü koyarak:
         “Siz,243 Osmanlı Sadrazamının yalınızca 10’u Türk asıllı deyip duruyorsunuz. Örnek vermem gerekirse ben bunları bilmiyorum.”Siz biliyorsanız neden öğretmiyorsunuz? “Dediler.
         Benim bir şey öğretmem ne haddime. Elimde, bu konuda listeler var. En yenisini, Rahmetli yazarının sunum yazısını da alarak aktarabilirim.                                             Yalınız; öncelikle iki Osmanlı kanununu yazmam gerek:
         -“Türk’ten vezir olmaya!”
         -Türk’ten yeniçeri olmaya!”
Rahmetli Ali Kemal Meram’ın yukarıda sözünü ettiğim kitabından başlamak istiyorum:
“Osmanlıda Kimdi Bu Büyük Devlet Adamları! Bu paşalar kimlerdendi!”
“Halkımız, Tanrı katından zembille inmiş üstün yaratıklar olarak gördükleri bu kişilerin adlarını anarken seslerini kısıyor, rastlaştıklarında da iki büklüm olup, korku ile saygının ezikliği özellikle göstermek, kayıtsız şartsız bu “büyüklerin büyüklüğüne”boyun eğdiklerini anlatmak istercesine yerlere kapanıyor, eteklerini öpüyorlardı”
“Oysa; bir düşünen soran ve gerçeği kavrayan birileri olsa, bunların kim ve ne olduklarını kulaktan kulağa yayacaklardı, işte o zaman, boğazın iki yakasındaki köşkleri, yalıları, konakları dolduran uşaklar, hizmetçiler, halayıklar, nedimeler, cariyeler ve iç-oğlanlar arasında zevklerin ve saltanatın zirvesinde yaşayanların her birinin Frenk dölü,dönme ve devşirme,savaş tutsağı,parayla satın alınmış köleler olduğu;Türklere yasaklanmış ocaklardan yetişip devletin her bir organına,Türk Düşmanı padişahların buyruklarıyla oturdukları anlaşılacaktı.Bizans başkenti İstanbul’un alındığı günden başlayarak ,Sadrazamlık katına kadar devletin tüm yetkili organlarının başına,şeriat ve ticaretin her bir alanına,sarayların içlerine kadar her bir köşe başına Rumları,Ermenileri,Yahudileri,Sırpları,Bulgarları ve başka tüm yabancı Frenk döllerini getirerek(Türksüz ve Türk’e yasak) bir devlet örneği veren (Fatih)
2‘inci Mehmet, kendinden sonra Osmanlı tahtına oturacaklara aynı izi sürmelerinin gereğini perçinlediği, Anadolu’yu dolduran milyonlarca Türk için en kara, en kahır yüklü bir yaşam daha o zaman başlamış olduğu görülecektir.”S.597

27 Nisan 2012 Cuma

705/ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANINA APAÇIK MEKTUBUMDUR!

                                                                               

                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                        osmanturkoguz@gmail.com
                        İzmir;27 Nisan 2012.

                   SAYIN ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI, HAŞİM KILIÇ’A
                                      APAÇIK MEKTUBUMDUR!
                                      “Milli irade ile iktidar olmuşların ayağına çelme takmayız!”Haşim Kılıç. O zaman Omuzlarınızda taşıyınız! Ostüzü.
         Öncelikle sizden bir hukuk deyimini öğrenmek durumundayım: Bir mahkemenin bir iktidar partisinin ayağına çelme takması ne anlama geliyor! Bendeniz bunu öğrenememişim ve ayıp ta değil ya, Bilemeyrum. Dava ya kabul edilir, ya da reddedilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre de, Türkiye Cumhuriyeti’nde Güçler—Erkler—ayrılığı vardır. Yasama, Yürütme ve Yargı Erkleri biri birleri ile güreşecek, biri birlerine çelme takacak, biri birlerini kündeye getirecek diye bir hukuki yetki ve gelenek te yoktur. Eskişehir İdari ve Ticari Bilimler ve İktisat Fakültesinin programlarında da böyle terimler ve deyimler olmadığını sanıyorum. Yürütme yanlış anlaşıldığından yürütmeler sürüp gitmektedir.
         Sayın Bay Haşim Kılıç Beyimiz; Siz, Fransız Anayasa Mahkemesine, Fransız Parlamentosuna ve Fransız Cumhurbaşkanı Bataklık Asili Nikolas Sarkozky’ye de gönderme yaptığınızın farkında mısınız? Fransa’da milletvekilleri seçimi ayrı yapılır, Cumhurbaşkanı seçimi de iki turlu olarak ayrı yapılır. Fransa’da yarı başkanlık sistemi uygulanmaktadır. Dünyanın en belalı Hukuk Profesörü Dr.Maurice Duverger, Fransız cumhurbaşkanları için:”Seçimle gelen Krallar!” Sözünü yinelemekteydi. Fransız Halkının ulusal iradesiyle seçilmiş olan Fransız Parlamentosu “Ermeni Soykırımı yasasını kabul etmişti. Yine Fransız halkının milli iradesiyle seçilmiş olan Fransız Cumhurbaşkanı da bu yasayı onaylayarak yürürlüğe sokmuştu.Fransız Anayasa Mahkemesi Fransız halkının ulusal iradesiyle de seçilmemişti. Ve 15 kişiden oluşmaktaydı. Bu Soykırım Yasasını, Fransız Anayasasına ve insanların fikir ve düşünce özgürlüğüne aykırı bularak dokuz oyla yürürlükten kaldırdı.
         Sayın Bayım; Size göre bu Fransız Anayasa Mahkemesi, Fransız Milli İradesiyle seçilmiş olan Fransız Parlamentosuna ve Fransız Cumhurbaşkanına ÇELME Mİ TAKTI? Paça, Kasnak tuş mu yaptı! Yoksa,Bu  Fransız Milli İradesini Keenlemyekun mu saydı! Bu bir hukuki deyimdir, bilmemekte de mazursunuz. Hiç olmamış gibi yok saymak--Ya da Fransız Ulusunun ulusal onurunu mu korudu!
Uzun olsa da önce Diktatörlere ait şu yazımı bir güzel okumalısınız! Bu ülkelerde bir anayasa mahkemesi olsaydı ve bu anayasa mahkemesi,”Milli İrade”ile iktidara gelmiş olan bu ruh hastalarının ayaklarına ve iradelerine birer çelme taksaydı, bunca insan ölmeyeceği gibi, bu uluslar ve tüm dünya da bu kadar büyük acılara katlanmayacaktı.
Sayın Haşim Kılıç Beyimiz; Siz, yönü, doğrustusu ve amacı %92,7 Halkoyu ile kabul edilmiş Cumhuriyetimizin Anayasının ve evrensel değerlerimizin koruyucusu olması için Türk Milletinin ortaya koymuş bir Yüce mahkemenin başkanısınız.%92,7’yi yok sayarak%47,2’yi Milli İrade sayamazsınız.1/2 Milli İrade bile değil. Son talihsiz beyanınızla da Anayasa Mahkememizin üyelerinin kişisel iradelerine ambargo koyduğunuzun farkında mısınız?
Aşağıda yazdığım ruh hastası ve Narsis diktatörlerin ülkelerinde; sizin başkanı olmadığınız dönemdeki Türk Anayasa Mahkemesi, ya da Fransız Anayasa mahkemesi gibi bir anayasa mahkemeleri olsaydı, insanlığın alnına bu kanlı kara lekeler yazılmazdı.
Şu Narsis ve ruh hastası diktatörlerin hayatı sizi uzun ve çok uzun düşüncelere sevk etmeli, yine de saygılarımla düşünmelisiniz:
          Sümer devletini yıkan Birinci Sargon,”suyla gelen”olarak vasıflandırılan Elamlı bir Piç idi! Sümer Kıralının sarayında, altı adamıyla birlikte, Sümer Kıralının içkisini dağıtmakla görevliydi. Ne çilelerle, ne aşağılanıp, hor görülmelerle oraya kadar geldiğini tahmin edebiliriz. Kıralların görevlerinin, içkilerini bile başkalarına dağıttırarak lüks içinde yaşamak olduğunu görerek Sümer devletini yıkarak, bu en kültürlü ve uygar ulusun başına zalim bir diktatör olarak oturmuştur.
         Panama Diktatörü Albay Antonio Manüel Noriega, Panama Genelevlerinin birisinde dünyaya gözlerini açmış bir Piçten başka bir şey değildi. Amerika’da görmüş olduğu”Psikolojik Savaş” eğitimiyle başarıya ulaşmıştı. Önce;1970 yılında, Panama gizli servisi G2’nin başkanı olarak, Panama Diktatörü Omar Tarrejos’un kirli işlerini ayarladı. Omar Tarrejos’un 1981 senesinde, bir uçak kazasında ölmesi üzerine de Panama ordusu içersindeki hasımlarını diskalifiye ederek, 1983 tarihinde, Panama Diktatör’ü oldu. İktidara gelir, gelmez diktatörlüğünü ilan etmiş; uyuşturucu ticaretine de el atmıştı.1990 senesinde; Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Baba George Bouch’un emri ile Panama işgal edilerek Manüel Noriega da yakalanıp,(17) senelik bir hapis cezasına çarptırılmıştı.2007 senesinde hapisten çıkar, çıkmaz da Fransa’nın isteği üzerine Fransa’ya teslim edilmiş; uyuşturucu paralarını Fransız bankalarından aklama suçu ile de,(76) yaşına bakılmaksızın, 07 Temmuz 2010 tarihinde,(7) sene hapse mahkûm edilmişti. Bu Zavallı Antonio Manüel Noriega da, NARSİST PSİKOPAT hastalığının pençesine düşmüş bir zavallıydı. İleride geniş açıklama yapacağım.
                   İDİ ÂMİN DADA OUMEE(1925-16Ağustos 2003).
        

704/KENDİ FETVASINI VERMEK!

                                                                            
            OSMAN TÜRKOĞUZ
            osmanturkoguz@gmail.com
            İzmir;27 Nisan 2012

                                    KENDİ FETVASINI VERMEK!
            Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail ile savaşmayı Şeyhülislam Ebu Suut Efendinin Fetvasına dayandırmıştı. İki Müslüman devlet arasında savaşmayı istemeyenler çoğunlukta olmalarına karşın, Yavuzun şerrinden korktukları için seslerini çıkartamıyorlardı. En çıkarlı yolu denemeye karar vermişlerdi. Savaş yolundan geri dönülmesini öneren Yavuz’un en samimi arkadaşı Hemdem Paşa başından olmuştu. Kazasker Cafer Çelebinin yeniçerileri kışkırtması ile bir ayaklanma başlatılmış ve Yavuz’un çadırı bile kurşunlanmıştı. Yavuz’un sözleri ve çok atak davranışı ayaklanmayı boşa çıkartmıştı.Çaldıran Muharebesini kazanan Yavuz;Şah İsmail’in dünyalar güzeli eşi İnci Hanımı da esir etmişti.İstanbul’a dönüşte,iki Acem elçisi İnci Hanımı geri istemek için İstanbul’a gelmişlerdi.Yavuz;elçilerin tanıklık ettiği bir tören ile Şahın eşini Kazasker Cafer Çelebi ile nikahlamıştı.Gerdek sabahı Cafer Çelebiyi Huzuru hümayunlarına çağıran Yavuz,Çelebiye şu soruyu sormuştu:
         “Bire Cafer Çelebi, sefer esnasında asker kullarını Padişahları aleyhine fesada kışkırtarak Huruçaleyhsultana kalkıştıranlara ne yapmak gerektir?”Cafer Çelebi, başına geleceklerden habersiz:
         “Gerçeği Tanrı bilir amma katli vaciptir devletli Hünkârım’”Diye fetvasını vermişti. Yavuz; tahtından ayağa kalkmış ve  kükreyerek:
         “Kendi ölüm fetvanı kendin  verdin. Asker kullarımı aleyhime kışkırtarak otağı Hümayunumu bile kurşunlatan sendin!”Bre Cellât başı, tiz bu Çelebiyi alasın ve dahi defterini düresin!”Cafer Çelebinin başı o saat kesilmişti. Davos dönüşü, İstanbul’da son Osmanlı Padişahı sanı ile karşılanan Sayın Recep Tayyip Erdoğan da içi başka türlü eski bir gazete haberini Rahmetli Kahramanlarımızı karalamak için kullandığına göre, kendisi hakkında çıkan tüm gazete haberlerinin de geçerliliğini kabul ve ilan etmiş demektir. Kıyasıfukuha! Bakınız, Yunanlıların harabe haline getirerek atları için ahır yaptığı,Seferihisar’ın bir köyündeki camimizi onartarak hizmete açanlarımızı dinsiz kabul eden SN. R.T.Erdoğan kendisi için ne de çok fetvalar vermiştir,bakalım:
       

703/AH!O AĞAÇLARIN ALTI,AH!

                                                                               

                        OSMAN TÜRKOĞUZ
                        osmanturkoguz@gmail.com
                        İzmir; 27 Nisan 2012.

                                   AH! O AĞAÇLARIN ALTI!
         “Her ağacın altı, yatak odasına döndü!Bursa Emniyet Müdürü Ali Osman kahya
,evinin yanında bulunan parkta samimi şekilde oturan gençler için:”Benim de kanıma dokunuyor ama yapılacak bir şey yok. Yasa bunlara izin veriyor!”Demiştir. Hem de mahalle muhtarları toplantısında! Merak etmedim değil; bu Ali Osman Kâhya, Hüdevendigar sancağının ahlak kâhyası ASESBAŞI mıdır? Milli iradenin çıkarmış olduğu yasaların uygulayıcısı ve o yasalara halkımızın saygı duymasının  sağlayıcı mısıdır; yoksa Mecalis üstü bir gerici midir!Aynı günlerde de,Afyon Valisi İrfan Balkanlıoğlu içki satışını ve içki içilmesini bir valilik fermanı ile yasakladı!Şimdi bekleyelim Türkiye Büyük Milletvekilleri Meclisinin kararını! Bunlar, Adaleti Kullananlar Partisinin taktikleridir.Bir milletvekili Mecliste bulunan Meclis Muhafaza Taburunun kalkmasını söyler,O Tabur hemen kaldırılır.Yalova valisi 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı aleyhinde konuşur ve Milli Eğitim Nazırı hemen gereğini yapar.
         Karısını, kızını ve sevgilisini ve Küçücük kız çocuğunu  cadde ortalarında doğrayan doğrayana; hiçbir valimizin ve hatta Bursa Valisi Ali Osman Kahyanın bu olaylar kanına dokunmamaktadır. Kadına şiddetin kaynağının dinden kaynaklandığı gün gibi ortadayken, yarının kadınlarına şiddet uygulayacak nesiller yetiştirilmesi gerçekleştirilmiştir.
         Paris’in Lyon Garına indiğimde hiç görmediğim bir olayla karşılaşmıştım. Garda trenlerini bekleyen çok sayıda yüksek rütbeli Fransız generallerini yakınında bulunan Fransız askerleri, pervasızca ve hiçbir şeyi umursamadan sevgilileriyle  öpüşmektedirler. Bu manzaralara dönüp te bakan Fransız Generallerini ve Fransız halkından kimsecikleri de göremedim.
         Zonguldak-Bakacakkadı beldesinde bulunan 293 dönümlük Atatürk hizmet Köyüne Müdür olarak atanmıştım. Ormanlık içersinde ve her tarafı açık olan bu hizmet Köyünün güvenliğini sağlamak için dokuz kişilik bir güvenlik timi oluşturarak gerekli eğitimlerini de bizzat kendim vermiştim. Bir Pazar günüydü; güvenlik timinden birisi genç bir kızla bir oğlanı yanıma getirdi ve tekmilini de verdi:”Komutanım,bunlar,girişin altındaki ağaçlıkta öpüşüyorlardı!” dedi.Çocuklar korkmuşlardı.Hizmet Köyünün bitişiğinde de bir jandarma karakolu vardı.Gençlerin ellerinde alyansları da vardı.O güvenlik görevlisine döndüm ve yüksek bir sesle:”Sen ahlak polisi misin?O güzelim cennet köşesinde öpüşmesinler de biribirini mi boğazlasınlar?Orada öpüşülür oğlum,orasını Tanrımız öpüşmek için yaratmıştır.Senin göevin,Hizmet köyünün ve bu gençlerin güvenliğini sağlamaktır.Bu gençleri kıskandığını sanıyorum.Çünkü senin ve senin gibilerin hayatında böyle bir anı yoktur.Hangimiz,”O ağacın Altı”şarkısını dinlerken duygulanmayız.Hayatlarında bir ağacın altı anısı olmayanlar hep o özlemle yaşarlar.Ben,İsviçre televizyonunda sık,sık tekrarlanan bir cümleyi ezberlemiştim:”les Gens Heureux ont une histoire—Bir öyküsü olan insanlar mutludurlar—Gençlerden özür diledim ve Güvenlik timinin başına çok zeki ve görgülü bir genci getirdim:Koray,lise mezunu idi ve liseden arkadaşı Elif ile de evliydi.Koray’ın ilk işi güvenlik timinin kaldığı bölümün camına:”Görevimiz sorun çıkarmak değil,sorunları çözmektir!”Yazmak olmuştu.
         Devlet otoritesini kullanan ve iktidar partilileri tarafından seçilenler hep sorun çıkarmaktadırlar.bir zamanlar,Zonguldak valisi ile devlet tiyatroları adına Atatürk anıtına çelenk koyma yüzünden çıkan utanç verici tartışmayı  unutmuş ta değilim.Bir kadın öldürüldüğünde içimdeki tüm sevgi pınarları kurumaktadır.BİR KADIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNDE İÇİMDEKİ TÜM KADINLAR DA YARALANMMAKTADIR.KADINLARI BU HALLERE DÜŞÜREN HER ŞEY VE HERKEZ YERİN DİBiNE BATSIN.

26 Nisan 2012 Perşembe

702/ANTİGONE!YİĞİT EFSANEVİ KADIN!

                                                              
            OSMAN TÜRKOĞUZ
                        osmanturkoguz@hotmail.com
                        Çeşmealtı;13,Temmuz.2009/12 Temmuz 2011./26 Nisan 2012

            Milli Hareket Partisinin Genel Başkanı Devlet Bahçesi bir laf etti ki, şapsaydı daha iyi olurdu dedim. Müslüman olanlar ancak şehit olurlarmış!”Şehitliği hâlâ yağma gazalarında ölmek sandığına şaşırmadım değil. Şehitlik; vatan için ölmektir! Bulgar ordusunun topçu Üsteğmeniyken Türk ordusunun haberalma hizmetine giren, Teşkilatı Mahsusa’da ve Milli Emniyet Hizmetlerinde üstün başarılar elde eden, Kafkaslarda Türkiye Cumhuriyeti için çalışırken canını veren Bulgar Sadık şehit değil mi şimdi! Ülkemiz için gözünü kırpmadan ölen Müslüman olmayan vatandaşlarımız şehit değiller mi?İnsanların sağ iken çeşitli inançları vardır.Ölüm tüm canlıları birleştirir.Simavnalı Şeyh Bedrettin ne güzel demişti:”Müslüman’ı,Yahudi’yi ve Hıristiyan’ı yaratan aynı Allah tır.Bunların arasına nifak sokan peygamberler ve din ulularıdır!”Yirmi birinci asırda Sofokles’ten 2500 sene geride olmak ülkemiz için ne kadar acıdır.Bu ülke için alın terini ve  kanını verenler GAZİ,canlarını verenler de ŞEHİTTİRLER!Bu yazım aklıma geldi,buldum ve huzurlarınıza da sunuyorum:

                                   ANTİGONE
                                                           Ben, dünyaya kin değil, SEVGİ paylaşmaya geldim!”
                                                        ANTİGONE-SOFOKLES-
“Kitaplar, bir toplumun kâğıttan hafızasıdır!”Arap atasözü.

            Rahmetli İsmet İnönü’nün en büyük eserlerinden birisi de, KÖY ENSTİTÜLERİ ve KLASİK ESERLERİN TÜRKÇEMİZE kazandırılmasıdır. Bir Reşat Şemsettin Sirer; Maarif Vekili olmuş; bir Celal Bayar ve Adnan Menderes iktidar olmuş; sayelerinde de T.C.Bugünlere gelip, dayanmıştır. Her ikisi de Rahmete kavuşan; Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü ile O’NUN Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abddurrahman Nafiz GÜRMAN; Savaştepe Köy—Eski adı Giresun-- Enstitüsüne ziyarete gelirlerken; yolda, bir kız öğrenciye rastlarlar. Kızın adı Haticedir. Araçtan inerler,  ol mübarek kızımız ile konuşurlar. Kızcağız, tavuk çiftliği nöbetine gidiyormuş. Torbasına bakarlar; günlük nevalesi ile ANTİGONE adlı, yeni yayımlanan bir kitap vardır, ol mübarek torbada. Sofokles’in çağlar eskiten bu ölümsüz eseri, M.E. B. yayımlarındandır. Sofokles, bu ölümsüz eserini 80 yaşlarında yazmıştır. Ölümsüz Ulusal Kahramanımız Mustafa İsmet İnönü:
         “-Abdürrahman Paşa; der; bu kitabı henüz, Ankara’da bile okuyan yok iken, bu KIZIMIZIN EKMEK TORBASINDA bulunması yarınlara güvenle bakabileceğimizin işaretidir. Bütün Türk halkı, böyle kitapları okuduğu zaman her şey farklı olacaktır!”Osman Türkoğuz;”Babasız ve Şekersiz Bırakmak!”,”Silahlı Kuvvetlere Müdahale, Ulusal Felâketlerin habercisi midir?

701/DİN VE YALAN SATIICILARINA DİKKAT!

                                                           
OSMAN TÜRKOĞUZ
                        osmanturkoguz@gmail.com
                        İzmir;26 Nisan 2012.
                                               DİN VE YALAN SATICILARINA DİKKAT!
Toplumun esir ettiği Mücrim delidir! Toplumu esir alan Mücrimse dâhidir! Cürüm ve Deha.
“Cürüm ve Deha, bir yaprağın iki yüzü gibidir.”Cürüm ve Deha.
Bir yerde dinden söz edildi mi, sıkı durunuz:  ya canınızı ya da malınızı alacaklardır!”Konfüçyüs.
“Tanrı iradesini hâkim kılmak için, yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Kötü insanlarsa, kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar!”Giardano Bruno.16 Şubat 1600 tarihinde; Engizisyonca Roma’da yakılan Gök Bilgini Rahmetli Büyük Papaz.
“Muhterem Milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne çıkaracağı ADAMLARIN KANINDAKİ, VİCDANINDAKİ ASLİ CEVHERİ, çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an bile tevaki etmesinler!”
                       Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK.
“NE BÜYÜKSÜN Kİ, KANIN KURTARIYOR TEVHİDİ!”Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale şehitlerine.
POLİTİKA, YALAN TARİHİDİR!”Adolf Hitler.
“Yalan ne kadar büyük olursa inanı da o kadar çok olur!”Adolf Hitler.
“Sayın Ekselansları; bendeniz de soyca GÜRCÜ ASILLIYIMDIR!”Türkiye Cumhuriyeti Başvekili Sayın RTE’NİN, Gürcistan Cumhurbaşkanı Ekselans Mihail Saakişvili’ye, Tiflis’te itirafları.”Basından.
“Devlet adamları gelecek nesilleri düşünür; politikacılar da gelecek seçimleri düşünür!”Profesör Dr. Maurice Duverger.
Devlet adamları, devletlerini hukuk ile diktatörler ve diktatör heveslileri de, KULLARI vasıtasıyla, Din Sömürüsü, Yalan ve KANUN ve ESİR KAMPLARI ile yönetirler. Ostüzü.
            Bir karalama ve iftira bulutu ülkemizin üstüne gelip te oturdu.Geçmişi inkâr ve karalama politika oldu.Sayın R.T.Erdoğan’ın elinde bir gazete yazısı ve ağzında da:”Mustafa kemal Atatürk ve Mustafa İsmet İnönü’yü karalama ve dini kullanma türküsü.Adama sormazlar mı,Mihalıççık’taki camiyi bedelini ödeyerek kim yaptırttı diye!Adama sormazlar mı Tokyo’da inşa edilen cami kimin eseridir diye?Adamın suratına Balıkesir Paşa Camisinde Mustafa Kemal’in vaazını çarpmazlar mı!Elmalılı Hamdi Yazır’a  tercüme ettirttiği Kuranı Kerimi Mustafa Kemalin tüm giderlerini karşılıyarak halka dağıttığını yüzüne vurmazlar mı?
            Sayın R.T.Erdoğan’ın yaptığına GRİ Propaganda denilir. Yarısı yalan, yarısı doğru olan masallara toplum hemen inanır. Cami/Ağır/CHP. Her ezan okunuşunda,her ahıra girişinde bu üç kelime halkın beynine yapışır.İstenildiği kadar doğru söylensin halkı bu doğruya inandıramazsınız.
            Cumhurbaşkanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal’in Konya’dan Başbakan İsmet Paşa’ya çektiği telgraf ta eklidir.

KONYA’DAN BAŞBAKAN  İSMET PAŞA’YA  TELGRAR!
(20.11.1931)

“Acele ve önemlidir.”
“Son tetkik seyahatimde muhtelif yerlerdeki müzeleri, eski sanat ve medeniyet eserleri gözden geçirdim:

1-    İstanbul’dan başka, Bursa, İzmir, Antalya Adana ve Konya’da mevcut müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eseler muhafaza olunmakta ve kısmen de ecnebi mütehassısların yardımı ile tasnif edilmektedir. Ancak, memleketimizin her tarafında emsalsiz defineler halinde yatmakta olan kadim medeniyet eserlerinin ilerde tarafımızdan meydana çıkarılacak ilmi bir surette muhafaza ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ve pek bir harap hale gelmiş olan abidelerin muhafazaları için müze müdürlüklerinde ve hafriyat işlerinde kullanılmak üzere arkeoloji mütehassıslarına kat’i lüzum vardır. Bunun için maarifçe harici tahsile gönderilecek talebeden bir kısmının bu şubeye tahsisi muvafık olacağı fikrindeyim.

700/DEVLETİN DİNİ VARSA!

                                                                          
OSMAN TÜRKOĞUZ
İzmir;17 Nisan 2012.

                                               DEVLETİN DİNİ OLURSA;
ŞEYİNİ KİM, NEREDE                                                                      VE                                                                                                          NASILSÜNNET EDECEKTİR!
                        16/17 Nisan 2012 gecesi, oğlum Cansın Türkoğuz, beni uyardı. Besleme bir televizyon kanalında kendinden menkul masallarla konuşan birkaç Dini Büsbütün! Türkçe Ezandan başlayarak, Rahmetli Büyük Kahramanımız ve Büyük Devler Adamımız Mustafa İsmet İnönü’ye ver yansın etmişler.İçlerinden birisi de diğerlerinin onayladığı bir  fikir ortaya atmış:%99’u Müslüman olan Devletimizin dininin de İslam dini olması gerek!”Buyurmuş.Aklıma yıllarca önce İzmir vilayet konağında,bir vali muavini arkadaşımın odasında ve huzurlarında yaşadığım bir olay geldi.Sayın Nevzat Ayaz,Zonguldak’ta benim valimdi.İzmir’e tayini çıktığında bir kere ziyaret etmiştim.Vali muavinlerinden birisi ile de dört ayrı yerde beraber çalışmıştık.Bendeniz Manisa il jandarma alay komutanı olduğum sıralarda O Da Salihlide kaymakamdı.A.P Genel Başkanı Süleyman Demirel’in Salihli’de,gece açık hava  toplantısını kabul etmediğinden valilik şansını da yitirmişti. Odasında uyuşturucu maddelerle mücadele komisyonu toplantısı varmış. Benim bu konudaki uzmanlığımı bildiği için, beni de ısrarla toplantıya sokmuştu. Konu nasıl açıldı anlayamadım; dinsiz devlet olmaz!”Dedi; daire müdürlerinden birisi. İzmir il jandarma alay komutanlığı adına toplantıya katılan bir jandarma astsubayı da:”Kesinlikle, devletin dini olmalı!”Dediğin de ol Vali Muavini arkadaşım:”Beyler, peşinen söyleyeyim, bu konuda Sayın Türkoğuz ne derse ben de o taraftanım!”Dedi. Toplantıda Ziraat Mühendisi bir Bayan da vardı. Ben, o Han’ıma:”Sayın Bayan, burada bu tartışmada siz de erkeksiniz!”Dedim ve Ol dair müdürü arkadaşa dönerek:”Burada yasal olarak bulunmamam ve sizin masallarınıza da yanıt vermemen gerektiği biliyorum. Ama, Sayın Vali Muavinimiz topu bana attığından fikrimi söylemek zorundaydım.Benim Manisa’da görev yaptığımı duyduğunuz da:”Ben,Manisa Valisi Mustafa Yörükoğlu’nu hiç sevmem;çünkü bir okul meselesinde benim kızıma torpil yapmadı!”Buyurdunuz.İşte ben de Sayın Mustafa Yörükoğlu’nu bu davranışları nedeniyle çok taktir ediyor ve sayıyorum.Burada da aramızda büyük bir boyut farkı vardır.
            Affınıza sığınarak size soru sormak durumundayım; dedim ve cebimden çıkardığım Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10’uncu maddesini okudum:
            X.Kanun önünde eşitlik.
            MADDE10-“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,felsefi inanç,din,mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin  kanun önünde eşittir.
                        Hiçbir kişiye,aileye,zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
                        Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
            Sizler; Sayın  Mühendis Hanım fikrini söylemedi,”Devletin Mutlaka Bir Dini Olmalı!”Diyorsunuz.Çoğunuz da benim gibi 1982 Anayasamıza olumlu oy verdiğinizi sanıyorum İçinizden olumsuz oy vermiş olan da çıkabilir.Ama Türk halkının %92.07’si bu anayasamızı evet oyları ile kabul etmiştir.Hepimizin bu Anayasamıza uymamız ve bu Anayasamızın hükümlerine saygı göstermemiz bir vatandaşlık görevidir.Devletin bir dini olduğunda bu 10’uncu maddenin hükmü ne olacaktır!Devlet,kabul ettiği dine sahip olursa diğer dinler,mezhepler,felsefi inançlar yok sayılacaktır.Tek doğru kabul edilecektir.Tek doğrulu devletlerin ve bu devletlerin halkının perişan halleri ortadadır.O zaman bir dine sahip olan devletin tüm vatandaşları da zorunlu olarak o dinden olacaklardır.Kadınların sosyal hayattaki yerleri hiçe indirgenecektir.Kadınlar,doğurduklarının gerisinde kalacaklardır.Devlet bir Tüzel Kişiliktir.Köylerin de,Vilayetlerin ve Ticari şirketlerin de tüzel kişiliği vardır.O zaman onların da dinleri devletin dininden olmak zorundadır.Din ve tüm sosyal Düzen Kuralları insanların mutluluğu için vardır;tüm insanlar da Gerçek kişilik sahibidirler.Din egemen olduğunda,öteki sosyal düzen kurallarını içine alarak yok edecektir.Toplum taşlaşacak ve ilerleme de duracaktır.Osmanlı Devletini dini İslam dinidir;Macarların,Almanların ve  diğer Avrupalı devletlerin de dinleri Hıristiyanlıktır.Asırlarca din savaşları uğruna milyonlarca kişi boşu boşuna öldürülmüştür.Tüm tüzel kişilerin de dine göre mezhepleri olduğun da toplum bölünerek paramparça olacaktır.Kaldı ki,devletin dininin Müslümanlık olduğunu kabul edelim.İçimizde sünnet olmayan yoktur.Bunu bir dini vecibe olarak kabul etmişiz..Hacca giden,beş vakit namaz kılan,Cuma ve Bayram namazlarını kaçırmayanlar da vardır.Müslüman dinine sahip olan bir devletin sünnet olması,namaz kılması da dinin emridir.Devlet nasıl hacca gidecektir ve nasıl sünnet edilecektir.Devletin dini olmaz,devlet vatandaşlarının 10’uncu maddede sıralanan inançları olur ya da hiç inancı da olmaz.Buna kimse ve özellikle de devlet ve iktidar hiç karışamaz.Bizler,çeşitli dinlere mensup olanları öldükten sonra da sınıflandırmaktayız.”Ölüm geldiğinde,inançlı insanla inançsız insan arasında fark ortadan kalkar.”Ünlü Sofokles,Milattan çok önce,80 yaşında yazdığı Antigone trajedisinde antigoneyi böyle konuşturmaktadır.Bendeniz böyle inanıyor ve bu inancıma göre yaşantımı da sürdürüyorum.Bir sorusu olan var mı?Dediğimde,Jandarma astsubayı ayağa kalkarak:”sayın Komutanım,yanılgımızı çok iyi anladım.Devletlinin dini olur,ya da olmaz!”sağ olasınız!” Dedi. Kimseden de ses çıkmadı.Sayın Vali Muavinimiz:”Bir şey diyecek var mı?”Dediğinde,yine de konuşan olmamıştı.
    

İzleyiciler

Blog Arşivi