2 Mayıs 2010 Pazar

149- GÜNDÜZLER DE KARARTMAYA TABİ!

         OSMAN TÜRKOĞUZ
           İzmir;  05 Nisan 2010

                  

149- GÜNDÜZLER DE KARARTMAYA TABİ!

         İkinci Dünya Savaşının hemen başında; İngiliz kadın ve kızları da askere alınırlar.
Yüz kişilik bir kadın bölüğü oluşturularak, askeri giysileri dağıtılır; koğuşlarına yollanırlar.
Giysi paketlerini açan kadınlar öfkeden çılgına dönerler, nasıl dönmesinler. Çoraplar siyah, külotlar simsiyah, kombinezonlar siyah, sütiyenler siyah, elbiseler ve ayakkabılar da simsiyah.
Bayan Elizabeth başkanlığında, üç kişilik bir şikâyet heyeti bölük komutanına şikâyetlerini sunarlar.
Konu Garnizon Komutanına duyurulur. Garnizon Komutanı yaşlı ve çok Eski bir askerdir.
Şikâyeti dinledikten sonra emrini verir: ”İngiliz Ordusunun pasif korunma nizamnamesinin 131’inci maddesini açarak, topluca okuyunuz!”
         Bayan Elizabet koğuşa döner ve anılan maddeyi yüksek sesle okur:
”Savaş zamanında; İngiltere’de her türlü eğlence yerleri karartmaya tabidir!”
        

148- HER ŞEYDEN ÖNCE, İNSANIM BEN!

Osman TÜRKOĞUZ


148- HERŞEYDEN ÖNCE, İNSANIM BEN!


KUL GELDİNİZ, ŞAH OLDUNUZ;
ÇIKARLARA BAHT OLDUNUZ.
YENİLDİNİZ, MAT OLDUNUZ,
EL YÜZÜNE ÇIKANIM BEN,
HIRSIZLIĞA DÜŞMANIM BEN

NEYİ GÖRÜP, NEYİ DESEM;
KİME SAYIP, KİME SÖVSEM?
HAK! HAK! DİYE DİZİM DÖVSEM;
HAKSIZ YERE KİMİ ÖVSEM,
HAKKA ARKA ÇIKMADINIZ!

OZAN SÖZÜ TUTMADINIZ,
DOLU ATIP, TUTMADINIZ.
HELAL LOKMA YUTMADINIZ,
HALK GİBİ AÇ YATMADINIZ.
TÜM AÇLARA DESTANIM BEN,
HIRSIZLIĞA DÜŞMANIM BEN!

İzmir; 02, Mayıs, 2009



147- GÖZYAŞLARIM YAĞMURLAR!

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         İzmir; 16 Nisan 2010

                  
147- GÖZYAŞLARIM YAĞMURLAR!

         Akbulutlar mendilim, gözyaşlarım yağmurlar;
         Hasretim buradan SANA, buradan DİKMEN’E kadar.
         Karanlık bir gecedir yokluğunda anılar;
         Karanlık bir gecedir burdan cehennem kadar.

         SENLİ olmak mutluluk cennetlere ermektir,
         Senli olmak hep bahar, kış ortasında bahar.
         Cehenneme ateştir SANA olan özlemim;
         SENSİZ yangınlardayım, BURDAN DİKMEN’E KADAR.

146- ACILARIM VE SEVDAM!

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         İzmir; 30 Mart 2010

        
146- ACILARIM VE SEVDAM!

Benim acılarım ve sevdam hep aynı;
Acılarımı ben duyarım
Ve yalınızca ben yaşarım.
Acılarımın ucunda hep ben varım.
Sevdamı ben duyarım;
SENİNLE yaşarım;
Sevdamın başında da,
Sonunda da SEN varsın.

145- SONUÇLARINA GÖRE DEĞERLENDİRİLECEK!

            OSMAN TÜRKOĞUZ
            İzmir; 27 Ocak 2010.
                       

145- SONUÇLARINA GÖRE DEĞERLENDİRİLECEK!

            Temel; büyük bir şehrin kerhanesine gitmiş; ”beni tanıyan kimse çıkmaz, fıkralara da konu olmaktan kurtulurum,” demiş!
Ah! Bir de ne görsün; her kapının önünde bir Hrıstiyan ve Yahudi erkeği! Tepesi atmış; bir eve dalarak, ilk rastladığı Hayat Kadınına çıkışmış:
            “Sizde hiç, din, iman ve Allah korkusu yok mudur? Cavır erkekleri ile yatıyorsunuz? Maazallah ya hamile kalırsanız? Siz, Turgut’un Malatya kerhanesine götürmüş olduğu Amerikalılara cennetmekân Kezibanın verdiği cevaptan da habersiz misiniz?”

Ol Sermaye şuh bir kahkaha atmış ve:
            “Biz bu işi, gebe kalmak ve doğurmak için zevkle ve avro ile yapmaktayız. Emirde büyük yerden geldi. Keziban zamanındaki durumlar da değişti. Doğurduklarımızın okumuşlarını, Türkiye Cumhuriyetine ve Atatürk’e küfür eden; Türk Silahlı Kuvvetlerine de imzasız ihbar mektupları ve köşe yazıları ile saldıran gazeteci yapıyoruz!” Temel bu:
            “Ya okuyamamışlarını ne yapıyorsunuz?” Deyivermiş. Hayat Kadını Kader:
            “O’NU Da merak etme hemşerim; onlar da görevlerini yerine getiriyorlar: Maskeli tanık ve kahramanlar koltuğuna oturan hainler olarak kullanılıyorlar!” Demiş. Temel’in son sözünün:”

UYYY! Olduğunu, Ergenekon operasyonuna gidemiyen yaşlı Polisler bildirmişlerdir.
           

144- BUNU MU İSTEDİM Dİ BEN!

OSMAN TÜRKOĞUZ
İzmir; 15 Haziran 2009

             144- BUNU DEMEK İSTEDİMDİMDİ ben!

         Bir Ozan’ın gönlü de, mevsimlere çok benzer;
         Bir mevsimde kalmadan, mevsimlerle de gider.
         Yaşadığı mevsime açar gönül gözünü;
         Bir renkte de kalamaz, renklerdedir hep gözü.
         Bunu anlatmak için, sarf etmiştim o sözü.
         Kırdın, bıraktın gittin, gönül saraylarımı,
         İçimdeki baharı, çiçekleriyle GÜZÜ!
        
        

143- DEĞİŞEN YALNIZ ZAMANDIR!

            OSMAN TÜRKOĞUZ
            Çeşmealtı, 16 Mayıs 2009

           
143- DEĞİŞEN YALINIZ ZAMANDIR!


“Gelecek nesillere; kıskançlık, haset,    
 Kin, düşmanlık, hurafe ve masal bırakanlara lânet.” OS. Tü. Zü
“Aptallık ve uzay sonsuzdur. İkincisinden emin değilim:”
                                                                       ALBERT EİNSTEİN


            DEĞİŞMEZ DUYGULAR, ÖFKELER, KİNLER;
            İNSAN AYNI, AĞAÇ AYNI, KUŞ AYNI.
            SEVSEN DE, ÖLSEN DE, KİM DUYAR, DİNLER!
            MECNUN AYNI, LEYLA AYNI, EŞ AYNI.

            KUYU AYNI, DOLAP AYNI, SU AYNI;
            ŞARAP AYNI, SAKİ AYNI, TAS AYNI.
            DEĞİŞSE AYNALAR, KOKULAR TÜMDEN;
            YÜREK AYNI, ÇİÇEK AYNI, DÜŞ AYNI.

            ANA AYNI, BEBE AYNI, SÜT AYNI;
            OCAK AYNI, ATEŞ AYNI, ŞİŞ AYNI.
            KOKU AYNI, ACI AYNI, DÜŞ AYNI;
            DEĞİŞEN YALINIZ, SÖYLE ZAMAN MI?

            GÖK AYNI, BULUT AYNI, YAŞ AYNI;
            DOST AYNI, DÜŞMAN AYNI, EŞ AYNI;
            DUDAK AYNI, ÖPÜŞ AYNI, DİŞ AYNI;
            DEĞİŞEN YALINIZ SÖZLE ZAMAN MI?

            YELKOVANIM, AKREP OLDUM PEŞİNDE,
            GECE YANIMDASIN, GÜNDÜZ DÜŞÜMDE.
            ŞEHİR, ŞEHİR, YILLAR YILI PEŞİNDE,
            UMUT AYNI, ÖZLEM AYNI, DÜŞ AYNI;
            DEĞİŞEN YALINIZ, SÖYLE ZAMAN MI?

142- ESKİ VE YENİ ZAMAN YILDIZLARI!

                                   142- ESKİ VE YENİ ZAMANLARIN YILDIZLARI


                                                          
Osmanus Zekiyüs Türkoğuzüs


            *Prokonsul: Yaklaşık yirmi milyon yaşında Beyni 150 Cm. Küp. Atamız olan bu maymunun ilk fosilleri 20’inci yy. Başında bulunmuştur. Büyük insanımsılar familyasında, yerini Morotopithecus’a kaptırabilir.

            *Lucy: 3,2 Milyon yaşındadır. Yaklaşık 1 metre boyunda ve 25 kilogramağırlığındadır. Beyni 360 cm. küptür. Son derece iyi korunmuş bulunan iskeletinden büyük annemiz ya da onun kuzeni olabileceği kanaatine varılmıştır.

            *Homo Habilis: Yaklaşık 2 milyon yaşında: 140cm. Boyunda ve 40 kilogramağırlığında. Beyni 760 cm. küptür. Alet yapma ve konuşabilme açısından ilk dedelerimiz ve Büyük annelerimizdir.

            *Neandertal: 100,000 ile 30,000 yaşı arasında, Bizimle de aynı boyda ve dahi kiloda. İlk kabirleri yapan insanlardır. 1857 senesinde; bir yol yapımı sırasında; Almanya’nın Neandertal kasabasında iskeletleri bulunmuştur. Beyinleri 1500cm. Küptür.

            *Cro-Magnon: yaklaşık, 100,000 yıl önce ortaya çıkmıştır. Bizimle aynı boyda ve kilodadır. Duvar resimleri yapan beynini hacmi de 1450cm.Küp olan bir ileri yaratıktır: Bazıları da KRO olarak kalmıştır!

            **İNSANİYÜS UYGARÜS: 1923’TE Mustafa Kemal ile meydana çıkan, kadınını ve ulusal kimliğini göklere çıkaran süper bir insan tipidir.

            ---TAYYİBÜS TÜRBANİYÜS ÇADİRİKUS: İleri doğru gitmek için arka, arkaya yürüyen bir tiptir. Bir kilo bulgurla ve çadırlarda sunulan bir tas çorba ile bir sene yaşayabilirler.
PS: Akılları kulaklarındadır.

141- HIYANETLER VIZGELİR!

         OSMAN TÜRKOĞUZ
         İzmir; 17 Nisan 2010
                  
                  
              141- HIYANETLER VIZ GELİR!

         Karanlığın üstüne şimşek gibi doğanız,
         Yurdumuzun üstünden bağnazlığı kovanız.
         Kadın-Erkek eşittir, Kadın önde ileri;
         Kitabımız uygarlık, asla dönmeyiz geri.
         Tuttuğumuz ışık yol insanlık efsanesi,
         İleri, hep ileri ATATÜRK DÜŞÜNCESİ.

         ATATÜRK DÜŞÜNCESİ, ATATÜRK’TEN MİRASTIR;
         Ulus, ülke uğruna ölmek te bize hastır.
         Aydınlık düşüncenin aydınlık erleriyiz;
         ATATÜRK’ÜNYOLUNDA ÖLÜME AMADEYİZ.
         Parlak ışıklı yolun yorulmayan erleri,
         İlkemizde dönmek yok; ileri hep ileri.

         Fakirlik ve cehalet yazgı değildir bize;
         Gücümüz çağlar aşar, karanlık gelir dize.
         Tuttuğumuz ışıkyol, bir gençlik efsanesi;
         Aydınlığa önderdir, ATATÜRK DÜŞÜNCESİ.

         ÖVÜNEREK ÇALIŞIR, GÜVENEREK YAŞARIZ;
         Ülkem için ölüme göz kırpmadan koşarız.
         Gönlümüzde ATATÜRK uygarlığın bayrağı;
         Aşarız karanlığı, deviririz çağları.
         Köle ve cariyeydik Cumhuriyetten öncesi;
         İnsanlık onurudur ATATÜRK DÜŞÜNCESİ.

         Aynı eşit değerde ülkemin dört bir yanı;
         Edirne’si, İzmir’i, Antakya’sı ve Van’ı.
         Karşımıza alsak ta bize düşman cihanı,
         Vermeyiz hiş kimseye bize ait olanı.
         Birlik ve beraberlik ATALARIMA HASTIR;
         Karanlıkla savaşmak ATATÜRK’TEN MİRASTIR.

30 Nisan 2010 Cuma

140- LANET OLSUN KARANLIĞA, YOBAZA!

OSMAN TÜRKOĞUZ
Çeşmealtı;13 Temmuz 2009





140- LÂNET OLSUN KARANLIĞA, YOBAZA!






Çalar, çarpar ve de yer, BANKA ve KİT demeden,


Sonra kahraman olur, meydanlarda şahlanır,


Bu politik çıkardır, çağ dışılık demeden.


Baba yer, oğul da yer Torun, Torba çöplenir,


Çalmaya dağ dayanmaz, hazinemiz diplenir.


Yurt içinde ziyafet, yurt dışında ziyafet;


Gece ayrı kıyafet, gündüz ayrı kıyafet.


Potur, mintan üstüne varsak moda kravat,


CUMHURİYET’E söver, çağdışı birkaç gavvat.


Elinde yüzlük tespih, uluorta zikirler,


ATATÜRK’E düşmandır, bu kapkara fikirler.


Hırsızlık zincirinin bir ucu da mecliste,


Zincirin baklaları, haram, maram her işte.


Bir tarafta oğullar, bir tarafta ENİŞTE,


Parmağı her çıkarda, aklı kirli her işte.


Altlarında BMV, kaçak giren MERSEDES,


Bu yolun yolcuları, yalan söyler kesinkes.


Kaşkol, kravat VERSAK, çıkar kirli bir zincir;


Her bakla kirli işte, bir ucu dışarıda,


Bir ucu içeride, bir ucu da mecliste.


Yer babam yer, yer babam yer Enişte;


Bitecek devletimiz, bitecek bu gidişle.


Kırkbir sene çalışır, sade emekli olur,


Gecenin kör böğründe, BANKALARIN önünde,


Maaş kuyruklarında ölürler birer, birer,


Sırtında çağ taşıyan YAŞLILAR, EMEKLİLER.


Bir saatin içinde, KIYAK EMEKLİ olur


Saltanata özenen BİZİM KIRK HARAMİLER!


Millet ekmek bulamaz, hac sayısı yirmileş,


Yiyip, içmek bedava, uçak, araç hep beleş.


Kitap ile aldatır, her gün günaha girer,


Halkı kandırmak için bin bir yalanlar söyler,


Öyle alçak, düzenbaz bizim kırk Haramiler.


Avro ve Dolar toplarlar, TÜRK PARASINI yerler,


Ellere kâfir derler, her gün küfre girerler,


Ankara’da bezlenip, Ciddelere giderler,


Milleti aldatmaya, ORTAÇAĞ’A varmaya,


Ellerinde tespihle, yemin kasem ederler,


ÇAĞ DIŞINDA YAŞAYAN, BİZİM KIRK HARAMİLER!


Beyaz bezler sararlar, haram kokan tenine,


Hacılar dolandırır, fırsat geçse eline.


İhanet tespih olmuş, dua olmuş dilinde.


İran rüyası görür, Arabistan çölünde.


Geç kalmadan uyansak, çağdaş karara varsak,


Çağımızı kurtarsak, ATATÜRK’ÜN GÖNLÜNDE.




Ps: ”Değişmez öfkeler, kinler, inanlar,


İnsan aynı, soyan aynı, düş aynı.


Ölsen de, kalsan da kim duyar, dinler?


Elde kitap, aldatanlar hep aynı”.






























































































İzleyiciler

Blog Arşivi